İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Salim Ercan Başvurusu (B. No: 2014/12791)

1. Başvuru, müştekinin duruşmada

Başvuru No2014/12791Tarih27 Ekim 2016Okuma16 dk · 3.290 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Salim Ercan Başvurusu

Karar tarihi
27 Ekim 2016
Başvuru Numarası
2014/12791
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.290 kelime·16 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, müştekinin duruşmada

dinlenilmemesi ve ifadesinin okunmasıyla yetinilmesi nedeniyle tanık sorgulama

hakkının; son duruşmada hazır bulundurulmama, suça konu eşyanın iadesi

nedeniyle cezada indirim yapılmaması ve nihai kararın tebliğ edilmemesi

nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının; temyiz incelemesinin duruşma

açılmaksızın yapılması nedeniyle duruşmalı yargılanma hakkının; yargılamanın

uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/7/2014 tarihinde Bakırköy

13. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde tespit edilen eksiklikler

tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/4/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından herhangi bir görüş

bildirilmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) vasıtasıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. İ.A. isimli kişi 29/10/2000

tarihinde polise verdiği ifadesinde, başvurucunun da aralarında bulunduğu

kişilerin bir büroda kendisini darp ve tehdit ettiklerini, başvurucunun silahla

kendisine vurduğunu, aracında bulunan 80 TL parayı aldıklarını, toplamda 30.000

TL'lik çek imzalattırdıklarını, ertesi gün iade etmek üzere aracına el

koyduklarını ve şikâyetçi olması hâlinde aracın içine uyuşturucu koyup

yakalatacaklarını söylediklerini belirtmiştir. İ.A.,

aracının bir hafta sonra geri verildiğini fakat araçtaki bir iki eşyanın

alınmış olduğunu, çekleri iptal ettirdiğinden diğer kişilerin çek bedellerini

tahsil edemediklerini, tehdit edildiğinden dolayı o tarihe kadar şikâyetçi

olamadığını söylemiştir.

8. Aynı gün yapılan teşhis işleminde İ.A.,

H. İ. ve H. K.yi teşhis etmiştir.

9. Başvurucu 18/10/2001 tarihinde

gözaltına alınmış ve 19/10/2001 tarihindetutuklanmıştır.

10. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet

Başsavcılığının 28/12/2001 tarihli iddianamesi ile H. K.nin kurduğu çıkar amaçlı suç örgütüne üyelikten ve bu

kapsamda İ.A.ya karşı yağma suçunu işlemekten dolayı

başvurucu hakkında dava açılmıştır.

11. 12/3/2002 tarihinde, başvurucunun

yargılamaya konu suçlardan tahliyesine karar verilmiştir.

12. Anılan suç örgütüne yönelik olarak açılan tüm davalar

(kapatılan) İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile görevli)

E.200/273 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir.

13. Başvurucu, çeşitli aşamalarda alınan ifadelerinde çek gasp

edilmesi olayına katılmadığını, olay günü arabayla binanın aşağısında

beklediğini, İ.A. ile bazı kişiler arasında içeriğini bilmediği bir tartışmanın

olduğunu, bu kişilerin arabaya bindiklerinde "Altı

parça çek aldık" şeklinde konuştuklarını söylemiştir.

14. Y. Ö., yargılama aşamasında verdiği

ifadesinde H. K.nin mağduru büronun bulunduğu yere

getirmesini söylediğini, başvurucu ve diğer bir kişiyle birlikte şahsı büronun

bulunduğu yere getirdiklerini, kendisinin aşağıda beklediğini, bina içinde

yaşananlara ilişkin bilgisinin olmadığını ve çek alınması olayına karışmadığını

belirtmiştir.

15. H.K. ve H. İ. Mahkeme önünde verdikleri ifadelerinde, gasp olayına

katılmadıklarını söylemiş ve polis tarafından alınan ifadelerini kabul

etmemişlerdir.

16. M. S. ise H. K. ve İ. A.nın olay

günü işyerinin üst katına geçtiklerini, bir süre sonra tartışma yaşandığını,

üst kata çıktığında H. K.nin elinde silah olduğunu ve

"Paramı kimseye yedirmem"

dediğini belirtmiştir.

17. Başvurucunun, H. K., H. İ. ve Y. Ö.nün dava öncesindeki ifadelerinde gasp olayını doğrular

biçimde beyanda bulundukları ve H. İ.nin başvurucu

ile H. K.nın elinde silah olduğunu söylediği anlaşılmaktadır.

18. Başvurucu, duruşma tutanaklarını ibraz etmemiştir. UYAP

dosyasında, 7/3/2006 tarihinden itibaren gerçekleşen

duruşma tutanaklarının bulunduğu görülmüştür.

19. Başvurucunun müdafii 5/12/2006, 7/6/2007, 27/9/2007, 31/1/2008,

17/4/2008,17/7/2008, 25/11/2008, 2/7/2009, 24/11/2009, 2/9/2010, 30/12/2010,

20/9/2011 ve 5/6/2012 tarihli duruşmalara katılmamıştır. Bu duruşmaların büyük

çoğunluğunda diğer bazı sanık veya müdafiler de hazır bulunmamış ya da bazı

soruşturma işlemlerinin yapılması beklenilmiştir.

20. 8/11/2012 tarihli duruşmada ve daha

önceki birçok duruşmada Cumhuriyet savcısı, esasa ilişkin önceki mütalaalarını

tekrar etmiş; başvurucunun müdafii de daha önce

verdiği savunmalarını tekrarladığını belirtmiştir.

21. Başvurucu, 7/3/2006 tarihinden

sonraki duruşmalara katılmamıştır. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının

2011/7-5746 numaralı müddetnamesine göre başvurucu, 4/5/2011 tarihinde başka suçlar nedeniyle cezasını çekmek

üzere cezaevine alınmıştır. Başvurucunun koşullu salıverilme ile cezaevinden

çıkış tarihi 9/3/2016 olarak hesaplanmıştır.

22. (Kapatılan) İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde

ile görevli), 8/11/2012 tarihli ve E.2000/273,

K.2012/277 sayılı kararıyla yağma suçundan dolayı başvurucunun on yıl hapis

cezası ile cezalandırılmasına ve örgüt üyeliği suçundan açılan davanın

zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar vermiştir. Mahkeme, aynı davada

yargılanan diğer on üç sanık hakkında da çeşitli hükümler kurmuştur.

23. Mahkeme, uzun süredir aranmasına rağmen bulunamaması nedeniyle

ve kolluktaki beyanları ile diğer sanıkların ifadelerini yeterli gördüğünden

müşteki dinlenilmeksizin hüküm kurulduğunu kararında açıklamıştır.

24. Kararın mahkûmiyete ilişkin kısmı aşağıdaki gibidir:

"... sanıklar Hasan ... K..., Hüseyin İ..., Ali

... E..., Yıldıray Ö... ve Salim E... birlikte

müştekiyi ... kredi işini konuşmak bahanesiyle ...

dükkana götürdükleri, [s]anıkların bazılarında silah olduğu, bazılarında tahta

sopa olduğu, müştekiyi dükkanın üst katına çıkardıkları, burada sanık Hasan

...'in müştekiyi tehtit ederek kendisinden elli

milyar para istediği, müştekinin o kadar parasının olmadığını söyleyip çek

verebileceğini söylediği, akabinde 6 adet beşer milyarlık toplam 30 milyarlık

çeki sanık Hasan ...'e verdiği, ayrıca 80 milyon TL'de para verdiği, yine

sanıkların müştekinin arabasını alarak ona eski model bir araba bırakarak olay

yerinden ayrıldıkları, sanık Hüseyin İ...'in, Salim E...,

Yıldıray Ö...'ın Hasan ... K...'ın

olayın yukarıda anlatıldığı şekilde olduğuna dair beyanlarından, ayrıca

beyanlarında geçen Hüseyin İ...in [S]alim ve

Yıldıray'da[] tabanca olduğuna dair beyanından, Maşallah S...'in Hasan ...'de

silah olduğuna dair beyanından, yine müştekinin olaya karışan olarak adı geçen

sanıkların isimlerini verdiği beyanından, sanıklardan Salim[']de silah olduğuna

dair, Hasan ...'in kendisini dövdüğüne dair beyanından, sanık Yıldıray ...'ın mahkemedeki kaçamaklı anlatımlarından ve tevilli ikarırından ayrıca olaya

katılan olarak sanıkları teşhisinden ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır."

25. Başvurucu, bu karara karşı 13/11/2012

tarihli dilekçeyle temyiz talebinde bulunmuştur. Başvurucu, 6/12/2012

tarihinde verilen gerekçeli temyiz dilekçesinde müştekinin kovuşturma

aşamasında dinlenilmediği ve kolluktaki beyanına dayalı hüküm kurulduğu, kısmi

iade nedeniyle cezada indirim yapılması, Mahkemenin yargılama çevresindeki bir

cezaevinde hükümlü olarak bulunmakta olduğundan duruşmaya getirilip kararın

yüzüne karşı verilmesi gerektiği gerekçeleriyle duruşmalı inceleme yapılmasını

ve kararın bozulmasını talep etmiştir.

26. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, süresinden sonra yapıldığını

belirterek duruşma talebini kabul etmemiştir. Yargıtay 28/5/2014

tarihli ve E.2013/16913, K.2014/10600sayılı ilamıyla başvurucunun temyiz

talebini reddetmiş ve kararı onamıştır. Yargıtay, müştekinin aracına tehditle

el konulması ve şikâyetçi olmaması üzerine bir hafta sonra aracın iade edilmesi

nedeniyle etkin pişmanlık şartlarının oluşmadığı sonucuna ulaşmıştır.

27. Başvurucu, nihai karardan 18/6/2014 tarihinde haberdar

olduğunu belirtmiştir.Başvurucunun

daha erken bir tarihte Yargıtay ilamını öğrendiğini gösteren bir bilgi ve

belgeye dosya içinde rastlanmamıştır.

28. Başvurucu 16/7/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

29. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun "Sanığın

duruşmadan bağışık tutulması" kenar başlıklı 196. maddesinin

(5) numaralı fıkrası şöyledir:

"Hastalık veya disiplin

önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi

dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş

olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek

görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir."

.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 27/10/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucu, müştekinin duruşmada

dinlenilmediğini ve kolluğa verdiği ifadesinin delil olarak kabul edildiğini,

kendiliğinden şikâyetçi olmasının müştekinin ifadesinin polis zoruyla

alındığını gösterdiğini, bu hususun kararda tartışılmadığını, bir mahkemenin

yargı çevresindeki cezaevinde bulunan sanıkların son duruşmada hazır edilmesi

gerekirken kendisinin karar duruşmasına getirilmediğini ve buna yönelik olarak

ileri sürdüğü temyiz sebebinin karşılanmadığını, iade nedeniyle cezasında

indirime gidilmediğini, temyiz incelemesinin duruşmasız yapıldığını, nihai

kararın tebliğ edilmediğini ve yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği, savunma, adil yargılanma ve gerekçeli karar haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, bu nedenlerle uğradığı üzüntü ve sıkıntılar

nedeniyle 50.000 TL maddi tazminat talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun

müştekinin duruşmada dinlenmediğine ilişkin iddiasının tanık sorgulama hakkı,

son duruşmada hazır edilmediğine ve bu konudaki bozma talebinin Yargıtay

ilamında karşılanmadığına, cezasında indirim yapılmadığına ve nihai kararın

tebliğ edilmediğine yönelik iddialarının hakkaniyete uygun yargılanma hakkı;

temyiz incelemesinin duruşma açılmasızın yapıldığına

ilişkin iddiasının duruşmalı yargılanma hakkı; yargılamanın uzun sürdüğüne

yönelik iddiasının makul sürede yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Tanık

Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

33. Başvurucu, müştekinin kovuşturma aşamasında

dinlenilmediğini, kollukta verdiği ifadesinin hükme esas alındığı ve beyanının baskı

altında alınıp alınmadığının tartışılmadığı gerekçeleriyle tanık sorgulama

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Hakkaniyete

Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

35. Başvurucu; karar duruşmasında hazır edilmediği, bu konudaki

iddiasının Yargıtay tarafından karşılanmadığı ve nihai kararın tebliğ

edilmediği gerekçeleriyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

36. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda

değildir (Ahmet Sağlam, B. No:

2013/3351, 18/9/2013, § 42).

.

37. Başvurucunun hükmedilen cezada gasbedilen

malların iadesi nedeniyle indirim yapılmadığına ilişkin iddiası derece

mahkemelerinin maddi olayları ve hukuk kurallarını yorumlama şeklindeki takdir

yetkisi kapsamında kalmaktadır. Karar duruşmasında hazır edilmemesi bakımından

ise başvurucunun, yargılamayı yapan mahkemenin yargı çevresi dışındaki bir

cezaevinde (Silivri) tutuluyor olması nedeniyle böyle bir zorunluluk

bulunmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun, yargılamanın hiçbir aşamasında mahkeme

önünde savunma yapamadığı yönünde bir şikâyeti bulunmamaktadır. Öte yandan

başvurucunun müdafii duruşmalara katılmış ve

başvurucuyu temsil etmiştir. Yargıtay ilamındaki başvurucunun temyizde ileri

sürdüğü itirazların reddedildiği şeklindeki gerekçenin, başvurucunun son

duruşmada hazır bulundurulmaması bağlamında yeterli gerekçe sağladığı

değerlendirilmiştir. Son olarak Yargıtayın verdiği

onama kararının tebliğ edilmemesinin herhangi bir hak kaybına yol açtığına

ilişkin bir iddia dile getirilmemiştir.

38. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Duruşmalı

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

39. Başvurucu, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmadığı

gerekçesiyle duruşmalı yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

40. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi

zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması, bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir(İsmail Buğra İşlek, B.

No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

41. Başvurucunun duruşma talebi, süresinde sunulmaması nedeniyle

reddedilmiştir.

42. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Makul

Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

43. Başvurucu, hakkındaki yargılamanın uzun sürdüğü gerekçesiyle

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

44. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurucunun iddiasının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Tanık

Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

45. Başvurucu, müştekinin mahkeme huzurunda dinlenilmemesi ve

kolluktaki ifadelerine dayanılması nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

46. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa'da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriğinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)

"Adil yargılanma hakkı"

kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

47. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili

kısımları şöyledir:

"(3) Bir suç ile itham

edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

…

d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya

çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında

davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;

..."

48. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d)

bendinde güvence altına alınan haklardan biri, sanığın iddia tanıklarını

sorguya çekme veya çektirme hakkıdır. Kovuşturma sırasında bütün kanıtların

tartışılabilmesi için kural olarak bu kanıtların aleni bir duruşmada ve sanığın

huzurunda ortaya konması gerekir. Bu kural istinasız olmamakla birlikte eğer

bir mahkûmiyet -sadece veya belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya

yargılama aşamasında sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse

tarafından verilen ifadelere dayandırılmış ise sanığın hakları Sözleşme'nin 6.

maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014, § 46).

49. Bir sanığın, hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması

sürecinde tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların

beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması, adil bir yargılamanın

yapılabilmesi bakımından gereklidir. Böylelikle sanık, aleyhindeki tanık

beyanlarının zayıf/itibar edilmez noktalarını ortaya koyup çelişmeli yargılama

ilkesine uygun olarak onların güvenilirliğini huzurda sınayabilecek (test edebilecek),

tanığın inandırıcılığı ve güvenilirliği bakımından sorduğu sorularla kendi

lehine sonuçlar ortaya çıkartabilecek ve yargılama makamının uyuşmazlık konusu

olayı sadece iddia makamının ileri sürdüğü şekliyle değil savunmanın

argümanlarıyla da algılamasını sağlayabilecektir (AZ. M.,

B. No: 2013/560, 16/4/2015, § 55).

50. "Tanık" kavramı özerk bir anlam taşıdığından

duruma göre suç ortaklarını, mağdurları ve bilirkişileri de kapsayabilmektedir (AZ. M., § 52; Abdurrahim Balur, B. No:

2013/5467, 7/1/2016, § 75).

51. Kural olarak tüm delillerin sanığın huzurunda ortaya konması

gerekmekle birlikte bu şart, uyuşmazlık konusu kovuşturmanın öncesinde ya da

haricinde alınan ifadelerin kesinlikle delil olarak kabul edilemeyeceği

şeklinde anlaşılamaz. Tanık ifadelerinin okunmasıyla yetinilmesi kimi

durumlarda, sanık aleyhinde beyanda bulunan kişilerin mahkeme huzurunda

dinlenmesini imkânsız kılacak bir zorunluluktan (ölüm, adresin tespit

edilememesi vs.) kaynaklanabilmektedir. Dolayısıyla savunma haklarına saygı

gösterilmek kaydıyla bu ifadelerin yargılamada kullanılması, adil yargılanma

hakkına ve özelde tanıkları sorgulama veya sorgulatma hakkına aykırılık teşkil

etmez (Aligül Alkaya ve diğerleri [GK], B. No:

2013/1138, 27/10/2015, § 159).

52. Somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen

tanık ifadelerinin delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip

vermediğini değerlendirmek için üç yönlü bir test uygulanmalıdır. İlk olarak

tanığın mahkemede hazır edilmemesi geçerli bir nedene dayanmalıdır. İkinci

olarak okunmasıyla yetinilen ifadelerin karara götüren tek ya da belirleyici

kanıt olup olmadığına bakılacaktır. Üçüncü aşamada, duruşmada sınanmayan

beyanların kullanılmasından dolayı savunma tarafının karşılaştığı sınırlamayı

telafi eden ve bir bütün olarak yargılamanın adilliğini sağlayan dengeleyici

unsurların mevcudiyetine bakılmalıdır (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Schatschaschwili/Almanya [BD], B. No: 9154/10, 15/12/2015, § 107. Karşılaştırmak için bkz. Levent Yanlık, B. No: 2013/1189,

18/11/2015, § 75; Abdurrahim Balur, § 80).

53. Yukarıda belirtilen üç adım birbiriyle ilişki içindedir ve

hep birlikte ele alındığında bu üç ölçüt, duruşmada dinlenmeyen tanık

ifadelerinin okunmasıyla yetinilmesinin yargılamanın adilliğine halel getirip

getirmediğinin değerlendirilmesine olanak sağlar. Dolayısıyla "geçerli

neden" şartının karşılanıp karşılanmadığı önemli bir ölçüt olmakla

birlikte yokluğu tek başına adil yargılanma hakkının ihlal edildiği şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle bu üç ölçüt, hak ihlalinin olup olmadığı hususunda

hangisinin daha belirleyici olduğuna bağlı biçimde farklı bir sıra takip

edilerek incelenebilir (Schatschaschwili/Almanya, § 118. Karşılaştırma için bkz. Levent Yanlık, § 76; Abdurrahim Balur, § 81).

54. Somut olayda öncelikle, müşteki İ.A.nın

kolluk ifadelerinin mahkûmiyet hükmünde dayanılan tek ya da belirleyici delil

olup olmadığı incelenmelidir. Hükmün yegâne dayanağı olan bir delilin

mahkûmiyete götüren tek delil olacağı açıktır. Belirleyici delillerden ise

davanın sonucunu tayin edici nitelikteki deliller anlaşılmalıdır (benzer

yöndeki AİHM kararları için bkz. Al-Khawaja ve Tahery/Birleşik

Krallık [BD], B. No: 26766/05, 22228/06, 15/12/2011,

§ 131; Schatschaschwili/Almanya, § 123).

55. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun mahkûmiyetine

hükmederken müşteki İ.A.nın duruşmada okunan

beyanlarının yanı sıra başvurucunun ifadesine ve sanıklar H. İ., Y. Ö., H. K. ve M. S.nin olaya

ilişkin olarak verdikleri ve güvenilirlikleri hususunda başvurucunun bir iddia

dile getirmediği ifadelerine dayanmıştır. Bu itibarla suçun ispatı bakımından

belirli bir öneme sahip olmakla birlikte müştekinin okunan ifadelerinin mevcut

başvuruya konu yargılamanın "tek" ya da "belirleyici"

delili olduğu söylenemez. Başvurucunun, müştekinin kolluktaki ifadelerinin zora

dayalı alındığı şeklindeki iddiası soyut niteliktedir. Temyiz dilekçesinde bu

yönde bir itiraz da ileri sürülmemiştir.

56. Geçerli neden şartı bakımından gerekçeli kararda müştekinin

dinlenilmesi için uzun süre araştırma yapıldığı, fakat bulunulamaması nedeniyle

kolluktaki ifadesinin okunmasıyla yetinildiği belirtilmiştir. Müştekinin

duruşmada hazır edilmemesine kamu makamlarının kasıt, ihmal ya da gecikmesinin

yol açtığına yönelik bir bilgi ve belge de dosya içinde bulunmamaktadır.

Başvurucu da böyle bir iddia dile getirmemiştir. Bu itibarla müştekinin

duruşmada dinlenilmemesinin haklı bir nedene dayandığının kabulü gerekir.

57. Okunmasıyla yetinilen beyanların "tek" ya da

"belirleyici" delil niteliği taşımadığı tespiti tek başına veya

geçerli nedenin mevcudiyetiyle birlikte dikkate alındığında savunmanın maruz

kaldığı sınırlamayı dengeleyici unsurların bulunup bulunmadığının ayrıca

incelenmesine gerek görülmemiştir.

58. Yukarıda belirtilen bilgiler doğrultusunda müşteki İ.A.nın duruşmada dinlenilmemesinin yargılamanın bir bütün

olarak adilliğine zarar vermediği ve bunun tanık sorgulama hakkına aykırılık

oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

59. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan tanık sorgulama hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

b. Makul

Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

60. Başvurucu, yargılama süresi nedeniyle makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

61. Makul sürede yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa'nın 141. maddesi

de -Anayasa'nın bütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).

62. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönünde

bulundurulması gereken ölçütlerdir (Güher

Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

63. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının

yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği

arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır. Ceza

yargılamasında sürenin sona erdiği tarih ise suç isnadının nihai olarak karara

bağlandığı tarihtir (Ersin Ceyhan,

B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35).

64. Başvurucu hakkındaki yargılama 18/10/2001

ile 28/5/2014 tarihleri arasında 12 yıl 7 ay 14 gün sürmüştür (bkz. §§ 9, 26).

65. Bu itibarla 12 yıl 7 ayı aşan yargılamada makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır. Başvurucu müdafii

bazı duruşmalara katılmamış ise de bu duruşmaların büyük bölümünde bazı

soruşturma işlemlerinin yapılmasının beklenildiği görüldüğünden müdafinin

katılmamasının yargılamanın uzamasının esaslı nedeni olduğu söylenemez.

66. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

67. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

68. Başvurucu, maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Uğranılan

sıkıntı ve üzüntülere karşılık olmak üzere tazminat talep edildiği

belirtildiğinden başvurucunun isteminin manevi tazminata ilişkin olduğu kabul

edilmiştir.

69. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

70. Yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında ve mevcut başvurunun koşullarında (bkz. § 19)

başvurucuya net 16.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

71. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hakkaniyete uygun yargılama hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Duruşmalı yargılama hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan tanık

sorgulama hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

2. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 16.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 27/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Akif YILDIRIM Başvurucu : Salim ERCAN Vekili : Av. Şeref AKÇAY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/12791, 27 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun
  12. A. 1. Hakkaniyete uygun yargılama hakkının ihlal edildiğine
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. Paksüt
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/12791
Tarih
27 Ekim 2016

İlgili Kararlar

  • Süleyman Demir Başvurusu (B. No: 2014/7307)
  • Murat Yasa Kılınç Başvurusu (B. No: 2014/14146)
  • Bergin Karaboğa ve Yusuf Aldemir Başvurusu (B. No: 2014/2626)
  • Oktay Torun Başvurusu (B. No: 2014/2284)
  • Turhan Sesli Başvurusu (B. No: 2014/508)
  • Erhun Öksüz Başvurusu (B. No: 2014/12777)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.