İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Demirdizen Başvurusu (B. No: 2014/11286)

(Başvuru

Başvuru No2014/11286Tarih21 Eylül 2016Okuma21 dk · 4.168 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hüseyin Demirdizen Başvurusu

Başvuru No
2014/11286
Karar tarihi
21 Eylül 2016
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.168 kelime·21 dk okuma·10 bölüm

(Başvuru

Numarası: 2014/11286)

Karar

Tarihi: 21/9/2016

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Tabip Odası Genel

Sekreterliği görevinde bulunan devlet memurunun mesai saatlerine riayet

etmemesi gerekçe gösterilerek disiplin cezası verilmesi, soruşturma sürecinde

savunmasının usulüne uygun alınmaması, savunmaya konu soruşturma raporu

kendisine verilmeden savunma alınması, Oda Genel Sekreterliğindeki kamu

görevinin gözardı edilerek karar verilmesi ve

kararların yeterli gerekçeden yoksun olması nedenleriyle hukuk devleti ilkesi,

ifade ve örgütlenme özgürlüğü ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/7/2014 tarihinde İstanbul

Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 19/1/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına

karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 11/4/2016

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 3/6/2016

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, 16/6/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 1/7/2016

tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, şikâyete konu olan olay tarihinde İstanbul ili

Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde pratisyen doktor olarak

görev yapmakta ve aynı zamanda İstanbul Tabip Odası Genel Sekreterliği görevini

yürütmektedir.

9. Başvurucu hakkında 30/4/2008 ve 1/5/2008 tarihlerinde,

Başhekim Yardımcısı M.G.A. ve Hastane personelinden üç

kişinin imzası ile iki ayrı tutanak düzenlenmiştir. Tutanak içerikleri

şöyledir:

“İl sağlık müdürlüğünün emirleri doğrultusunda

30.04.2008 tarih, saat 16:00 da onkoloji

polikliniğinde yapılan kontrolde Dr. Hüseyin Demirdizen’in

görev yerinde olmadığı tespit edilmiştir. İş bu tutanak görevlilerce imza

altına alınmıştır.”

“İl sağlık müdürlüğünün emirleri doğrultusunda

01.05.2008 tarih, saat 10:45 de onkoloji

polikliniğinde yapılan kontrolde Dr. Hüseyin Demirdizen’in

görev yerinde olmadığı tespit edilmiştir. İş bu tutanak görevlilerce imza

altına alınmıştır.”

10. Başvurucunun bağlı olarak görev yaptığı İstanbul İl Sağlık

Müdürlüğü, yürüttüğü idari soruşturma sonucunda 22/10/2008

tarihli ve 19353 sayılı kararı ile başvurucunun "uyarma" cezası ile

cezalandırılmasına karar vermiştir. Başvurucu hakkındaki disiplin soruşturma

sürecinde “inceleme raporu”na karşı istenen ve 15/10/2008 tarihinde başvurucu tarafından ibraz edilen

savunmada inceleme raporunun tarafına verilmediği, suçlama nedeni ve suçlama

konusu tarih ve saatler hakkında ayrıntılı bilgisi olmadığı vurgulandıktan

sonra 30/4/2008, 1/5/2008, 4/1/2008 ve 27/12/2007 tarihleri ile ilgili

mazeretler açıklanmıştır. Başvurucu hakkındaki muhakkik raporunda yer alan

tespitlerin bir kısmı şöyledir:

“… İnceleme esnasında onkoloji servisinin imza

föylerinden örnekler, tutanak tutulan 30.04.2008 tarih ve 01.05.2008 tarihli

imza föylerinin fotokopileri alınmıştır. Onkoloji servisinde görevli Dr.

Hüseyin Demirdizen’in mesaisine riayet etmediği, sabah

geç gelip, öğlenden sonra erkenden ayrılarak görev mahallini terk ettiği,

ayrıca Dr. Hüseyin Demirdizen, görev mahalline geç

geldiğini, erken ayrılmak suretiyle görev mahallini terk ettiğini kendi el

yazısı ile beyan etmiştir.

İnceleme esnasında alınan ifadeler ve elde

edilen deliller doğrultusunda Dr. Hüseyin Demirdizen’in

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin A bendinin b fıkrası

gereğince (özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev

mahallini terk etmek) uyarma cezası ile tecziye edilmesi kanaati oluşmuştur.”

11. Başvurucunun anılan disiplin cezasına karşı İl İdare

Kuruluna yaptığı itiraz, 4/12/2008 tarihli ve

E.2008/781, K.2008/44 sayılı kararla reddedilmiştir. Kararın gerekçe kısmı

şöyledir:

"...Adı geçenin savunmasında ileri

sürdüğü İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri olarak görev yaptığı için zaman

zaman göreve geç gelip, erken ayrıldığını ifade etmekteyse de bu konuda memur

sendikalarında olduğu gibi yasal bir düzenleme olmadığı anlaşıldığından

savunması yeterli görülmemiştir."

12. Başvurucu, hakkında verilen disiplin cezasının iptali

istemiyle İdare Mahkemesinde iptal davası açmış; İstanbul 9. İdare Mahkemesinin

5/2/2009 tarihli ve E.2009/147, K.2009/247 sayılı

kararı ile dava reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"... yasa

hükümleri uyarınca, uyarma ve kınama cezalarına karşı yalnızca itiraz

edilebileceği, bunların dışındaki disiplin cezalarına karşı yargı yoluna

başvurulabileceği, uyarma ve kınama cezalarına karşı ise yargı yolunun

kapatıldığı anlaşılmakla işbu davanın esasının incelenme olanağı

bulunmamaktadır."

13. Temyiz üzerine Danıştay Onikinci

Dairesinin 22/11/2011 tarihli ve E.2009/4985,

K.2011/6114 sayılı kararıyla yerel Mahkeme kararı bozulmuştur. Bozma gerekçesi

şöyledir:

"...Davanın

açıldığı ve temyize konu kararın verildiği tarihte uyarma ve kınama cezalarına

karşı yargı yolu kapalı olmakla birlikte, yukarıda yer verilen Anayasa ve yasa

değişiklikleri uyarınca uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu açılmış

olup, İdare Mahkemesince yeni oluşan hukuki durum gereği dava konusu uyarma

cezası hakkında işin esasına girilerek bir karar verilmesi

gerekmektedir..."

14. Bozma sonrasında İstanbul 9. İdare Mahkemesinin 18/4/2013 tarihli ve E.2012/961, K.2013/676 sayılı kararı

ile dava reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

“… Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma

Hastanesi'nde doktor olan davacı hakkında, görevine geç geldiği ve erken

ayrıldığı, görev mahallini terk ettiği iddialarıyla ilgili açılan soruşturma

sonucu düzenlenen 3.7.2008 tarihli, 5312 sayılı raporda, 30.4.2008 tarihi saat 16:00 ve 1.5.2008 tarihi saat:10:45 sıralarında davacının

görev yerinde olmadığının aynı tarihli tutanaklarla tespit edildiği, davacının

ifadesinde, 'İstanbul Tabip Odası genel sekreteri olduğunu, mevzuatın kendisine

yüklediği görevleri yerine getirmek zorunda olduğunu, bu görevleri nedeniyle

zaman zaman hastanedeki görev yerini terk etmek zorunda kaldığını, hastalarının

mağduriyetinin söz konusu olmadığını, imza föylerini imzalamayı bazen

unuttuğunu, İstanbul Tabip Odasına bağlı 30.000 üye olduğunu, belirttiği;

alınan diğer ifadeler ve imza föylerinde de, davacının mesaisine riayet

etmediği[nin], sabah geç gelip öğleden sonra erken ayrılarak görev

mahallini terk ettiğinin anlaşıldığı belirtilerek, özürsüz veya izinsiz olarak

göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terketmek

fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Kanun'un 125/A-b maddesi uyarınca

uyarma cezası verilmesinin teklif edildiği; teklif doğrultusunda tesis edilen

dava konusu işlemlerin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı

anlaşılmıştır.

Dosyadaki

tüm bilgi ve belgeler ile disiplin soruşturması kapsamında alınan ifadelerin

incelenmesiyle yapılan değerlendirmede; doktor olan davacının mesai saatlerine

riayet etmediği hususu Mahkememizce de sabit görüldüğünden; davacıya 657 sayılı

Kanunun eylemine uyan maddesi uyarınca verilen cezada hukuka aykırılık

bulunmadığı kanaatine varılmıştır."

15. İtiraz üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 28/11/2013 tarihli ve E.2013/2644, K.2013/18639 sayılı

kararıyla yerel Mahkeme kararı usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri

sürülen itiraz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek mahiyette

görülmediğinden itirazın reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.

16. Karar düzeltme istemi, aynı Mahkemenin 31/3/2014

tarihli ve E.2014/2198, K.2014/5916 sayılı kararıyla dilekçede ileri sürülen

hususların 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54.

maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirine uymadığı gerekçesiyle ve oyçokluğuyla

reddedilmiştir.

17. Nihai karar 5/6/2014 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 4/7/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

19. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı

Devlet Memurları Kanunu'nun 99. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

"Memurların haftalık çalışma süresi genel

olarak 40 saattir.

Bu süre Cumartesi ve Pazar günleri tatil olmak

üzere düzenlenir. Ancak özel kanunlarla yahut bu kanuna veya özel kanunlara

dayanılarak çıkarılacak tüzük ve yönetmeliklerle, kurumların ve hizmetlerin

özellikleri dikkate alınmak suretiyle farklı çalışma süreleri tespit

olunabilir.”

20. 657 sayılı Kanun'un 100. maddesinin birinci ve üçüncü

fıkraları şöyledir:

“Günlük çalışmanın başlama ve bitme saatleri

ile öğle dinlenme süresi, bölgelerin ve hizmetin özelliklerine göre merkezde

Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca,

illerde valiler tarafından tesbit olunur.

…

Memurların yürüttükleri hizmetin özelliklerine

göre, bu madde uyarınca tespit edilen çalışma saat ve süreleri ile görev

yerlerine bağlı olmaksızın çalışabilmeleri mümkündür. Bu hususa ilişkin usûl ve esaslar, Devlet Personel Başkanlığının teklifi

üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenir.”

21. 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Devlet memurlarına verilecek disiplin

cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

A- Uyarma: Memura, görevinde ve davranışlarında

daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.

Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller

şunlardır:

b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç

gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terketmek,

…”

22. 657 sayılı Kanun'un 135. maddesi şöyledir:

“Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma,

kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe

ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz

edilebilir.

İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği

tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin

cezaları kesinleşir.

İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar

ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını

vermek zorundadır.

İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri

kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen

kaldırabilirler.

Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna

başvurulabilir.”

23. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Personel Başkanlığının 24/1/2014 tarihli ve 23615 sayılı “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında yönetim ve denetim

kurulu üyesi olarak görev yapan devlet memurlarının mesaiye devam

zorunluluğunun bulunup bulunmadığı hakkında” görüşünün ilgili kısmı

şöyledir:

“Genel Müdürlüğünüzde

Devlet memuru statüsünde Şube Müdürü, Mühendis, Başmühendis olarak görev yapan

personelin, aynı zamanda Orman Mühendisi Odası yönetiminde bulunduğunu, söz

konusu personelin bu görevinden dolayı memurlar için belirlenen mesaiye devam

zorunluluğunun bulunup bulunmadığı ile ilgililerin söz konusu Odaları temsil

etmek amacıyla yurt içi ve yurt dışındaki toplantılara katılabilmeleri için

amirlerinden izin almalarının gerekip gerekmediği hususunda görüş talep eden

ilgi yazı incelenmiştir.

… mezkur Kanunda

Devlet memurlarının kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının yönetim ve

denetim kurullarında görev almaları halinde söz konusu personelin kısmen veya

tamamen mesaiye devam zorunluluğundan muaf olduklarına dair düzenleme olmadığı

gibi, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Kanununda da bu yönde bir

hüküm yer almamaktadır.

6235 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinde ise,

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğini veya Odaları temsil etmek üzere

uluslararası toplantı ve kongrelere katılma, Çevre ve Şehircilik Bakanlığından

izin alınması koşuluna bağlanmış olup, uluslararası toplantı ve kongrelerde

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğini veya Odaları temsil edecek kişilerin

Devlet memuru olması halinde ilgililerin toplantı süresince Kurumlarından

izinli olacağına dair herhangi bir hükme mezkur

maddede yer verilmemiştir.

Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar

çerçevesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında yönetim ve

denetim kurulu üyesi olarak görev yapan Devlet memurlarının mesai saatleri dahilinde izin almaksızın bu görevlerini ifa edemeyecekleri,

mütalaa edilmektedir.”

24. 23/1/1953 tarihli ve 6023 sayılı

Türk Tabipleri Birliği Kanunu'nun 1. maddesi şöyledir:

"Türkiye sınırları içerisinde meslek ve

sanatlarını icraya yetkili olup da sanatını serbest olarak yapan veya meslek

diplomasından istifade etmek suretiyle resmi veya özel görev yapan tabiplerin

katıldığı Türk Tabipleri Birliği; tabipler arasında mesleki deontolojiyi ve

dayanışmayı korumak, (…) ve meslek mensuplarının hak

ve yararlarını korumak amacıyla kurulmuş kamu kurumu niteliğinde mesleki bir

kuruluştur.”

25. 6023 sayılı Kanun'un ek 4. maddesi şöyledir:

"(Ek: 24/5/1983 - KHK 65/12 md.;

Aynen kabul: 8/1/1985 - 3144/13 md.) Türk Tabipleri

Birliği ve onun yerel organlarını temsil etmek üzere uluslararası kongre,

konferans gibi toplantılara katılma, birliğin teklifi üzerine Sağlık ve Sosyal

Yardım Bakanlığının iznine bağlıdır.”

26. 25/12/1992 tarihli ve 3848 sayılı

Kanun ile onaylanan 7/6/1978 tarihli Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının

Korunması ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 No.lu

İLO Sözleşmesi’nin “Kamu görevlileri

örgütlerine sağlanacak kolaylıklar” başlıklı 6. maddesi şöyledir:

"Kamu görevlilerinin tanınan örgütlerinin

temsilcilerine, çalışma saatleri içinde veya dışında görevlerini çabuk ve etkin

bir biçimde yerine getirmelerine olanak verecek şekilde kolaylıklar

sağlanacaktır.

Bu tür kolaylıkların sağlanması idarenin veya

hizmetin etkin işleyişini engellemeyecektir.

Bu kolaylıkların niteliği ve kapsamı, bu

sözleşmenin 7’nci maddesinde belirtilen yöntemlere göre veya diğer uygun

yöntemlerle belirlenecektir."

27. 3848 sayılı Kanun ile onaylanan 151 No.lu İLO Sözleşmesi’nin

“Çalışma koşullarının belirlenmesi

yöntemleri” başlıklı 7. maddesi şöyledir:

“Kamu görevlileri ve kamu makamları arasında

çalışma koşullarının görüşülmesine olanak veren yöntemlerin ve kamu görevlileri

temsilcilerinin anılan koşulların belirlenmesine katılmalarını sağlayan başka

her türlü yöntemin en geniş biçimde geliştirilmesi ve kullanılmasını teşvik

için gerektiğinde ulusal koşullara uygun önlemler alınacaktır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 21/9/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu, Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma

Hastanesinde doktor olarak görev yaptığı 2008 yılında aynı zamanda İstanbul

Tabip Odası genel sekreterliği görevini de yürüttüğünü, meslek örgütü olan

birliğin faaliyetlerine yönetici sıfatıyla katılması nedeniyle görev mahallinde

bulunmaması durumunun özürsüz veya izinsiz olarak görev mahallini terk etmek

olarak değerlendirilip hakkında disiplin cezası verildiğini, anılan cezaya

karşı başvurduğu yargısal mercilerin katıldığı sendikal faaliyetler nedeniyle

özürlü veya izinli sayılamayacağı şeklinde değerlendirme yaparak itirazlarının

reddedildiğini, kararların yeterli gerekçeden yoksun olduğunu belirterek

Anayasa’nın 2., 5., 26., 33., 135. ve 141.

maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

30. Başvurucu, sendikal faaliyetler nedeniyle görev mahallini

terk etmesinin özür veya izin durumu olarak değerlendirilmemesi nedeniyle

hakkında verilen disiplin cezasının iptali istemiyle açtığı davanın

reddedilmesini örgütlenme hakkı ve ifade özgürlüğünün ihlali olarak şikâyet

konusu etmiştir.

31. Bakanlık görüşünde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM)

örnek kararlarına vurgu yapılarak başvurucunun üyesi olduğu kamu tüzel

kişiliğinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 11. madde kapsamında

kabul edilen örgütlenmelerden sayılmadığını, sendikal hak kapsamına girmeyen

başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezliğine karar

verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

32. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı önceki beyanlarını tekrar

etmiş, şikâyet konusu olayın örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi

gereken bir durum olduğunu, aksi halde kamu görevlisi tabiplerin yoğun mesai

içerisinde sendikal görevlerini yerine getirmelerinin imkânsız hale geldiğini

ve bunun örgütlenme özgürlüğünün ihlali anlamını taşıdığını ileri sürmüştür.

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu her ne

kadar ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de şikâyetleri,

örgütlenme bünyesindeki birtakım faaliyetlerin sorgulanmasına yönelik

olduğundan ve örgütlenme özgürlüğü, ifade özgürlüğünün kolektif araçlarla

kullanılma biçimi olarak kabul edildiğinden incelemenin bu yönde yapılması

gerekmektedir. Öte yandan başvurucunun disiplin soruşturması yürütülürken

savunmaya konu soruşturma raporu kendisine verilmeden savunma alınması ve Oda Genel

Sekreterliğindeki kamu görevi göz ardı edilerek karar verilmesine ilişkin

şikâyetlerinin özü de örgütlenme özgürlüğüne ilişkin şikâyetin

değerlendirilmesine bağlı bulunduğundan ayrıca incelenmemiştir.

1. Örgütlenme Özgürlüğü Yönünden

34. Anayasa’nın 33., 51. ve 68.

maddelerinde düzenlenen “Dernek Kurma Hürriyeti”, “Sendika Kurma Hakkı” ve

“Siyasi Parti Kurma Hakkı” gibi örgütlenmeye yönelik haklar, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 11. maddesinde karşılığını bulmaktadır.

35. AİHM kararlarında Sözleşme’nin 11. maddesi kapsamında

korunan “örgüt”; kişilerin serbest iradeleriyle kurulan, ortak bir amaç için

bir araya gelen kişiler topluluğudur. İrade unsuru, özel hukuk tüzel kişiliğine

sahip toplulukları, kamu tüzel kişiliğine sahip topluluklardan ayıran en önemli

ölçüdür (Le Compte,

Van Leuven ve De Meyere/Belçika,

6878/75, 7238/75, 23/6/1981, § 43; Barthold/Federal Almanya, 8734/79, 25/3/1985, § 61; Sigurdur Sigurjonsson/İzlanda,

16130/90, 30/6/1993, § 31). Kanunla kurulmuş olmanın yanında üyeliğin zorunlu

olup olmadığı, idari yetkiler kullanıp kullanmadığı, düzenleme ve disiplin

yaptırımı uygulama yetkisinin varlığı gibi ölçütler de dikkate alınmaktadır.

Kamu iradesi bulunmayan toplulukların örgütlenme özgürlüğü temelinde, kamu

gücüne karşı menfaatlerinin koruması için dayanışma ve toplu ifade gücünden

faydalanması söz konusu olmaktadır.

36. Anayasa’nın “Kamu kurumu

niteliğindeki meslek kuruluşları” başlıklı 135. maddesinin ilgili

fıkraları şöyledir:

“Kamu kurumu

niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup

olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini

kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak,

meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü

ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile

kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen

usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu

tüzelkişilikleridir.

Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadî

teşebbüslerinde aslî ve sürekli görevlerde çalışanların meslek kuruluşlarına

girme mecburiyeti aranmaz.

(Değişik fıkra: 23.7.1995-4121/13 md.)Bu meslek kuruluşları, kuruluş amaçları dışında

faaliyette bulunamazlar.

(Değişik fıkra: 23.7.1995-4121/13 md.)Bu meslek kuruluşları ve üst kuruluşları organlarının

seçimlerinde siyasî partiler aday gösteremezler.

(Değişik fıkra: 23.7.1995-4121/13 md.)Bu meslek kuruluşları üzerinde Devletin idarî ve malî

denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir.

(Değişik fıkra: 23.7.1995-4121/13 md.)Amaçları dışında faaliyet gösteren meslek

kuruluşlarının sorumlu organlarının görevine, kanunun belirlediği merciin veya

Cumhuriyet savcısının istemi üzerine mahkeme kararıyla son verilir ve yerlerine

yenileri seçtirilir.

…”

37. Anayasa’nın 135. madde hükmü belirli meslek mensuplarının

müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak,

mesleğin gelişmesini sağlamak, meslek mensupları arasında ve halkla

ilişkilerinde güven ve dürüstlük ilkelerini yerleştirmek, meslek disiplin ve

ahlakını korumak amacıyla meslek kuruluşları oluşturulmasını öngörmektedir.

Anılan madde gereğince bu meslek kuruluşları, kamu tüzel kişiliğine sahip

kuruluşlardır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin bir kararında “Meslek kuruluşlarının amaçları belirlenerek,

dolayısıyla faaliyet alanları sınırlandırılmış, bunların birer kamu tüzelkişisi

olduğu açıklığa kavuşturulmuş; organlarının seçimi yargı gözetimine tabi

kılınmış, amaç dışı faaliyet göstermeleri, siyasetle uğraşmaları; siyasi

partiler, sendikalar ve derneklerle ortak hareket etmeleri yasaklanmış;

devletin bu kuruluşlar üzerindeki idari ve mali denetim hakkı açıkça

belirlenmiş, amaç dışı faaliyet yaptırıma bağlanmış, Devlet ve Millet hayatını

tehdit edici bir takım faaliyetlerin önlenmesi bakımından, gecikmesinde sakınca

bulunan hallerde, en büyük mülki amire kuruluş organlarını geçici olarak

görevden uzaklaştırma yetkisi tanınmıştır.” denmek suretiyle meslek

kuruluşlarının hukuki statüleri tereddütsüz belirlenmiştir (AYM, E.1984/12,

K.1985/6, 1/3/1985).

38. Ayrıca Türk Tabipler Birliğine üyelik, serbest çalışan

hekimler açısından bir zorunluluk olarak belirlenmişken kamuda çalışan hekimler

için böyle bir zorunluluktan söz etmek mümkün değildir. Somut olayda üyeliğin

başvurucu yönünden ihtiyari olması dışında, Tabip Odası birliklerinin

Sözleşme’nin 11. maddesi kapsamında değerlendirilmesini sağlayacak başka bir

ölçüt bulunmamaktadır. Başvurucu, sendikal faaliyet olarak nitelediği oda genel

sekreterliği görevinin aynı zamanda kamusal görev olduğunu da kabul etmektedir.

Öte yandan sağlık çalışanlarına yönelik olarak özel hukuk tüzel kişiliğine

sahip sendika niteliğinde örgütlenmelerin varlığı unutulmamalıdır.

39. Somut olayda başvurucu, kendisi için zorunlu olmadığı hâlde

tabip odasına üye olmuş ve yönetiminde görev almıştır. Başvurucunun şikâyeti,

kamu tüzel kişisi niteliğinde şüphe bulunmayan tabip odasına üye olup olmama

ile ilgili bir yaptırıma dayanmamakta, ihtiyari üyelik sonrası yönetim görevi

faaliyetlerinden dolayı başvurucunun disiplin soruşturması ile karşı karşıya

kalması ve cezalandırılması ile ilgili görünmektedir.

40. Anayasa'nın 51. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

"Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin

çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve

geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma,

bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir.

Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.

Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik,

kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla

sınırlanabilir."

41. Sözleşme’nin 11. maddesi şöyledir:

"1. Herkes barışçıl olarak toplanma ve

dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hak, çıkarlarını korumak amacıyla

başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma hakkını da

içerir.

2. Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülen

ve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması,

kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın

veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar dışındaki

sınırlamalara tabi tutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler, kolluk kuvvetleri

veya devlet idaresi mensuplarınca yukarda anılan haklarını kullanılmasına meşru

sınırlamalar getirilmesine engel değildir."

42. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini korumak

için kendilerini temsil eden kolektif bir oluşum meydana getirerek bir araya

gelme özgürlüğünü ifade etmektedir. "Örgütlenme" kavramının Anayasa

çerçevesinde özerk bir anlamı vardır ve bireylerin devamlı olarak ve eş güdüm

içinde yürüttükleri faaliyetlerin hukukumuzda örgütlenme olarak tanınmaması

Anayasa hükümleri kapsamında örgütlenme özgürlüğünün zorunlu olarak gündeme

gelmeyeceği anlamına gelmez (Tayfun Cengiz,

B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 30).

43. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortak

amaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı, sağlıklı bir toplumun önemli bir

bileşenidir. Demokrasilerde böyle bir "örgüt", devlet tarafından

saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklara sahiptir. İstihdam

alanında kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasını amaçlayan örgütler olan

sendikalar, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektif oluşumlar

meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olan örgütlenme özgürlüğünün

önemli bir parçasını oluşturmaktadır (Tayfun

Cengiz, § 31).

44. Örgütlenme özgürlüğü bireylere topluluk hâlinde siyasal,

kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlar. Sendika

hakkı da çalışanların, bireysel ve ortak çıkarlarını korumak amacıyla bir araya

gelerek örgütlenebilme serbestisini gerektirmekte ve bu niteliğiyle bağımsız

bir hak değil örgütlenme özgürlüğünün bir şekli veya özel bir yönü olarak

görülmektedir (Belçika Ulusal Polis

Sendikası/Belçika, B. No: 4464/70, 27/10/1975

§ 38).

45. Sendika, çalışanların mali ve sosyal haklarını korumak ve

geliştirmek için meydana getirilen kuruluştur. Anayasa'nın 51-54. maddelerinde

düzenlenen sendikal hak ve özgürlüklerin kapsamı yorumlanırken, Uluslararası

Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve AİHM kararlarının dikkate

alınması gerekir.

46. AİHM, başvurucuların içinde bulunduğu ve üyesi olduğu

örgütlerin ulusal hukukta nasıl tanımlandığını, Sözleşme’nin 11. maddesi

kapsamında yapacağı değerlendirmelerinin tek kriteri olarak kabul etmemekte,

somut olaya göre farklı değerlendirmeler yapmaktadır (Chassagnou ve diğerleri/Fransa, B. No: 25088/94,

28331/95, 28443/95, 29/4/1999, §§ 97-102; Herrmann/Almanya, B. No: 9300/07, 20/1/2011, §§

76-78). Kamu çalışanlarının örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen

151 No.lu ILO Sözleşmesi ile başvurucunun ihtiyari üye olarak görev aldığı

tabip odasındaki faaliyetlerinin, meslek mensuplarının gelişimi, ihtiyaçlarının

karşılanması, zorluklarının giderilmesi ve kendilerini ifade etmelerinin

sağlanması noktasında toplanması birlikte dikkate alındığında “üye olup olmama”

sorununa dayanmayan başvurucu şikâyetinin, Anayasa’nın 51. maddesi ve

Sözleşme’nin 11. maddesi kapsamında incelenmesi mümkündür.

47. Öte yandan 151 No.lu ILO Sözleşmesi’nin kamu çalışanlarının

örgütlenme özgürlüğünü sınırsız ve denetimsiz bir biçimde düzenlemediği, aksine

kamu makamları ile kamu çalışanları arasında, kamu hizmetinin etkin işleyişini

aksatmayacak şekilde ayarlamalar yapılarak sendikal faaliyetlere imkân

tanınmasını ve önceden belirlenmiş bir disiplin dahilinde

hareket edilmesini öngördüğü dikkate alınmalıdır.

48. Somut olayda başvurucunun kamu görevini yerine getirirken

mesai saatlerine riayet etmemesi disiplin soruşturmasına konu edilmiş,

başvurucunun görev yerine geliş gidişleri imza föyleri ve tanık beyanları ile

belirlenmiştir. Başvurucu, "oda genel sekreterliği" görevi ile ilgili

olarak kamu makamları tarafından sendika görevlilerine özel olarak düzenlenmiş

bir mesai ibraz etmemiştir. Başvurucu, yasayla kurulmuş olan ve kamu tüzel

kişiliği bulunan Türk Tabipleri Birliğine bağlı odanın genel sekreterlik

görevini ifa edebilmek için açıkladığı mazeretlerinin dikkate alınmayarak idare

ve Mahkemenin kararlarında olayların hatalı yorumlandığını belirtmiştir. İdare,

başvurucunun mesai saatlerine uygun davranmadığını tespit ederek disiplin

yaptırımı uygulamış ve Derece Mahkemeleri başvurucunun itirazlarını ve

mazeretlerini yeterli görmeyerek mesai saatlerine riayet etmediği gerekçesiyle

davayı reddetmiş ve başvurucu hakkındaki “uyarma” cezası kesinleşmiştir.

Başvurucuya verilen disiplin cezası, başvurucunun örgüt faaliyetlerini

yürütmesine dayanmamakta, mesai saatlerine uygun davranmama ve kurum içi

disipline aykırı biçimde görev yerinden ayrılma nedenlerinden

kaynaklanmaktadır.

49. Disiplin soruşturmasında ve idari yargıda açılan davada Türk

Tabipler Birliği bünyesindeki çalışmalar dikkate alınmadan karar verildiğine

ilişkin iddia bir temel hakka müdahale bağlamında ileri sürüldüğünden bu

kapsamdaki olguların değerlendirilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte Anayasa

Mahkemesinin görevi, yargı mercilerinin yerine geçerek delilleri doğrudan

değerlendirmek ve uyuşmazlık hakkında karar vermek olmayıp derece mahkemesinin

ulaştığı sonucun Anayasa'da güvence altına alınan örgütlenme hakkı ve ondan

çıkan ilkelerle uyumlu olup olmadığını incelemektir.

50. Başvurucu, oda genel sekreterliği görevi nedeniyle iş

yoğunluğu daha hafif olan bir birimde çalışmaya başladığını, mesai saati sona

ermeden kurumdaki görevini tamamlayabildiğini ve artan zamanlarda oda genel

sekreterliği ile ilgili işlere baktığını, bunun kurum yetkililerinin bilgisi

dâhilinde olduğunu iddia etmektedir. Başvurucu, görev yaptığı kamu kurumundaki

mesai saatlerinin, oda genel sekreterliği görevi nedeniyle kendisine özgü

düzenlendiğini belgeleyememekte, görev yerinden ayrılışını oda genel

sekreterliği kapsamında olduğunu belirttiği bir takım olaylara dayandırmakta ve

bu olaylara ilişkin bilgi ve belgeler sunmaktadır. Bunun yanı sıra başvurucunun

çalıştığı kurumda günlük olarak imzalanan işe geliş ve gidişlerin takip edildiği

imza föylerini imzalama yükümlülüğü devam etmektedir. Somut olayda, imza

föylerindeki eksikliklerin ve diğer çalışanların tanık sıfatıyla verdikleri

beyanların yerel mahkemenin karar vermesinde etkili olduğu görülmektedir.

51. İlk Derece Mahkemesi; başvurucunun mesaiye gelmemesini

açıklayan delilleri ile tanık beyanları ve imza föylerini birlikte

değerlendirerek başvurucunun savunmalarını yeterli bulmamış ve itirazın reddine

karar vermiştir.

52. Hakkında isnat edilen disiplin suçuna ve bu nedenle cezalandırılmasına

yönelik olarak başvurucu tarafından ileri sürülen şikâyetler genel olarak ilk

derece mahkemesinin ve Danıştay’ın delilleri değerlendirmesine ilişkindir.

Başvurucunun görev yaptığı kurumun izni olmaksızın mesaiye riayet etmediğine

ilişkin uyuşmazlık kapsamındaki delillerin değerlendirmesinde bir keyfilikten

veya bariz takdir hatasından bahsetmek mümkün değildir. Ayrıca anılan disiplin

cezasının başvurucunun oda genel sekreterliği görevini yapmasına engel olmak

amacıyla veya bu göreviyle bağlantılı özel bir maksatla verildiğine ilişkin

somut bir olgu da bulunmamaktadır.

53. Yukarıdaki değerlendirmeler çerçevesinde tabip odası genel

sekreterliği görevi nedeniyle kendisine özel bir mesai çizelgesi düzenlendiği

sabit olmayan başvurucunun çalışma saatlerinde görev mahallinde bulunmaması

nedeniyle uyarma cezası verilmesi örgütlenme özgürlüğüne yönelik bir müdahale

olarak değerlendirilmemiştir.

54. Sonuç olarak başvurucunun Anayasa’nın 51. maddesinde güvence

altına alınan örgütlenme hakkına yönelik iddialarının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2.Gerekçeli Karar Hakkı Yönünden

55. Başvurucu ayrıca Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki

eden hususlara dair yeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmiştir.

56. Gerekçeli karar hakkı adil yargılanma hakkının somut

görünümlerinden biridir (Muhittin Kaya ve

Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret

Limited Şirketi, B. No: 2013/1213, 4/12/2013,

§ 25).

57. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, kanun yoluna başvurma

olanağını etkili kullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak açısından, hem

tarafların hem kamunun menfaatini ilgilendirmekte olup kararın gerekçesi

hakkında bilgi sahibi olunmaması, kanun yoluna müracaat imkânını da işlevsiz

hâle getirecektir. Bu nedenle mahkeme kararlarının dayanaklarının yeteri kadar

açık bir biçimde gösterilmesi zorunludur (Tahir

Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 67).

58. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen her türlü

iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini

gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak

ihlaline neden olacaktır. Bunun yanı sıra kanun yolu mahkemelerince verilen

karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması da bu hakkın ihlal edildiği şeklinde

yorumlanmamalıdır. Kanun yolu mahkemelerince verilen bu tür kararların, ilk

derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin kabul edilmiş olduğu

şeklinde yorumlanması uygun olup bu durumda üst dereceli mahkeme tarafından

önceki mahkeme kararının gerekçesinin benimsendiği kabul edilmelidir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya Ltd. Şti, §

26).

59. Başvuru konusu olayda, başvurucunun

talebinin disiplin soruşturmasına konu olaylar, tespit tutanakları,

başvurucunun oda genel sekreterlik görevi, savunmalarının içeriği ve dosyadaki

bilgi ve belgelerden sonuca ulaşmaya yeterli olarak değerlendirilenler dikkate

alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığı; başvurucunun konumu, yasal

düzenlemeler ve disiplin soruşturma içeriği karşısında savunma ve itirazlar

yeterli görülmeyerek itirazın reddedildiği, İlk Derece Mahkemesince oluşturulan

karar ve gerekçesi hukuka uygun bulunmak suretiyle kanun yolu mahkemelerinin

denetiminden geçerek kesinleştiği, kanun yolu merciince kararlarda ayrıntılı

gerekçeye yer verilmediği görülmekle birlikte İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin

benimsendiği anlaşılmaktadır.

60. Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurucunun belirtilen

iddialarının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, Derece

Mahkemesi kararlarının bariz bir takdir hatası da içermediği anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 21/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Abuzer YAZICIOĞLU Başvurucu : Hüseyin DEMİRDİZEN Vekili : Av. Oya Meriç EYÜBOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/11286, 21 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Birinci Bölüm
  4. Karar
  5. I. Başvurunun Konusu
  6. II. Başvuru Süreci
  7. III. Olay Ve Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/11286
Tarih
21 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Muhittin Pirinççioğlu Başvurusu (B. No: 2014/4397)
  • Fatma Çavuşoğlu ve Bilal Çavuşoğlu Başvurusu (B. No: 2014/5167)
  • S.s. Başvurusu (B. No: 2014/5727)
  • Mustafa Nihat Behramoğlu Başvurusu (B. No: 2014/11299)
  • Salim Ercan Başvurusu (B. No: 2014/12791)
  • Süleyman Demir Başvurusu (B. No: 2014/7307)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.