İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Meriç Şenyüz Başvurusu (B. No: 2016/11228)

1. Başvuru, başvurucunun bir gazetede yayımlanan köşe yazısında

Başvuru No2016/11228Tarih9 Ekim 2019Okuma15 dk · 3.060 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Meriç Şenyüz Başvurusu

Karar tarihi
9 Ekim 2019
Başvuru Numarası
2016/11228
R.G. Tarih ve Sayı
12/11/2019-30946
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.060 kelime·15 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucunun bir gazetede yayımlanan köşe yazısında

kullandığı ifadelerin hakaret kabul edilerek adli para cezasına hükmedilmesi

nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Suriye'de 2011 yılında iç savaş başlamış, iç savaş boyunca

birbiriyle mücadele eden birçok farklı grup ortaya çıkmıştır. Suriye'deki iç

savaş, başladığı günden itibaren Türkiye kamuoyunca yakından takip edilmiş; bu

bağlamda Suriye iç savaşı ve tarafları hakkında basın ve yayın organlarında

hemen hemen her gün yüzlerce haber, analiz ve yorum yapılmıştır.

9. Olayların geçtiği tarihte ulusal bir gazetede dış politika

yazarı olan, iki ulusal televizyon kanalında dış politika üzerine programlar

yapan gazeteci A.A. 18/12/2012 günü bir ulusal TV kanalında yayımlanan haber ve

yorum programına davet edilmiştir. Ünlü bir akademisyen ile bir gazetecinin moderatörlüğünü yaptığı ve ABD'nin Orta Doğu politikası ile

bölgeye etkilerinin tartışıldığı programda güncel bir konu olan Suriye'deki

gelişmeler işlenmiş ve A.A. olaylar hakkındaki düşüncelerini açıklamıştır. A.A.

Suriye'de meydana gelen olayları devrim,

rejime karşı örgütleri de devrimciler

olarak nitelendirmiştir.

10. Başvurucu, gazeteci olup olayların meydana geldiği tarihte

Yurt gazetesinde (gazete) çalışmaktadır. Gazetenin 20/12/2012 tarihli

nüshasında başvurucu tarafından kaleme alınan "Gazeteci mi CIA ve EL KAİDE Gülü mü" başlıklı bir haber

yayımlanmıştır. Başvurucunun köşe yazısının temelini A.A.nın ilgili televizyonda yayımlanan programdaki

ifadelerine cevap ve eleştiri oluşturmuştur.

11. Başvurucu yapmış olduğu haberde şu ifadeleri kullanmıştır:

"A.A. cihatcıları

'devrimci' ilan etti. Büyük basının en Amerikancı kalemlerinden A.A.,

Suriye'deki cihatçı katilleri devrimci ilan etti. Önceki akşam NTV'de

yayınlanan Dünyanın Merkezi programına katılan A.A. Prof. H. K'nın Suriye'deki gerçekleri anlattığı konuşmasına,

'Suriye'deki devrim hakkında sadece Türkiye solunda böyle bir algı var.

Gerçekte burada bir devrim oluyor. Devrim illa üretim araçlarının el

değiştirmesi değildir, orada 35 kişiyi öldüren zalim bir rejime karşı insanlar

ayaklanmıştır. Suriye devrimcilerini tanımanızı isterim' diye yanıt

verdi".

'... A.A. Hanım Niye

Görmüyor. Peki, geçekler bu kadar açıkken, Suriye muhalefetinin 'en muteber'

temsilcileri bile 'Alevilerin, gayri müslimlerin

kökünü kurutacağız' açıklamaları yaparken, A.A.'nın

şeriatçı isyancıları devrimci ilan etme kaygısının nedeni ne? Y.K., Y.C. için

'Milliyet'in Washington temsilcisi değil, Washington'ın Milliyet temsilcisidir'

diye yazmıştı. Y.C.'nin Milliyet'ten ayrılıp Taraf'a geçmesinin ardından Milliyet'te yıldızı parlamaya

başlayan A.A., anlaşılan o ki bir süredir 'Washington'ın yeni Milliyet

temsilcisi' oldu. E, bu da sorumuzun yanıtını veriyor sanırız."

12. Haberin gazetede yayımlanması üzerine, A.A. ilgili yazıda

kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle Savcılığa şikâyette bulunmuş ve

nihayetinde İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) başvurucunun sanık

olduğu ceza davası görülmüştür.

13. Mahkeme, yapılan yargılama sonucunda 28/11/2013 tarihinde

başvurucunun hakaret suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Mahkeme, karar gerekçesinde

"Gazeteci mi CIA ve EL KAİDE Gülü

mü" başlıklı köşe yazısının başlık ve içerik bakımından farklı

olduğunu, EL KAİDE'nin tüm dünyaca terör örgütü

olarak kabul edildiğini, CIA'in yabancı bir ülkenin

istihbarat örgütü olduğunu vurgulamıştır. Mahkeme başvurucunun ilgili başlıkta

müşteki ile EL KAİDE ve CIA'in aralarında bir bağ

olduğu algısını doğurduğunu belirterek ilgili ifadelerin muhatap kişinin şeref

ve saygınlığına zarar verdiğini belirtmiştir.

14. Başvurucu, Mahkemenin kararına 4/12/2013 tarihinde itiraz

etmiş; İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun yapmış olduğu itirazın

reddine karar vermiştir.

15. Başvurucunun başka bir suçtan dolayı ceza alması sebebiyle

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

ilişkin kararı kaldırılarak başvurucu hakkındaki 1.740 TL adli para cezası

hükmünün açıklanmasına karar verilmiştir. İlgili karar hakaret suçu yönünden

kesin karar olup başvuru yolu bulunmamaktadır.

16. Başvurucu 13/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Hakaret" kenar başlıklı 125. maddesi

şöyledir:

"(1) Bir kimseye onur,

şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu

isnat eden ... veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına

saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile

cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin

en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.

(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı

veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen

cezaya hükmolunur.

..."

B. Uluslararası Hukuk

18. İfade özgürlüğünün demokratik toplumdaki önemi ile ifade ve

basın özgürlüğü ile şeref ve itibar hakkı arasındaki ilişkiyle ilgili

uluslararası hukuk kaynakları için bkz. Haci Boğatekin (B. No: 2014/18101,

26/10/2017, §§ 16-20) kararı.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, gazetede yayımlanan köşe yazısında hakaret ettiği

gerekçesiyle adli para cezası ile cezalandırılmasının ifade ve basın

özgürlüklerini ihlal ettiğini iddia etmiştir. Başvurucu ilgili köşe yazısının

sadece eleştiri içerdiğini, bir hakarette bulunmadığını, yazıda Suriye iç

savaşı ve politikası ile ilgili kendi değerlendirmelerinin yer aldığını

belirtmiştir. Ayrıca başvurucu, İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin hükmün açıklanmasının

ertelenmesine itirazın reddi kararının Mahkeme tarafından sadece şeklî yönden

incelemeye tabi tutulduğunu ifade etmiştir. Başvurucu "Gazeteci mi CIA ve EL KAİDE Gülü mü"

ve "Washington'ın yeni Milliyet

temsilcisi" ibarelerini kendisinin kullanmadığını savunmuştur.

Başvurucu son olarak itirazını sadece şeklen inceleyerek Mahkemenin görev ve

yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçındığını, bu sebeple adil yargılanma hakkı

kapsamındaki hak arama özgürlüğü hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiasının ifade ve basın

hürriyeti kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

22. Anayasa'nın ifade ve basın özgürlüklerinin korunduğu 26. ve

28. maddeleri iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacaktır. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar

başlıklı 26. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Herkes,

düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya

toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların

müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de

kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,...

başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

23. Anayasa’nın "Basın

hürriyeti" kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Basın

hürdür, sansür edilemez…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri

hükümleri uygulanır…”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

25. Gazetenin 20/12/2012 tarihli nüshasında ve internet

sitesinde yayımlamış olduğu köşe yazısı nedeniyle hakaret suçundan adli para

cezasına hükmedilmesi ile başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yönelik

bir müdahalede bulunulduğu anlaşılmaktadır.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

26. Başvuru konusu müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

27. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26.

maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha

fazlasına dayanma,demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına

uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

28. Başvurucu hakkında uygulanan müdahalenin dayanağı olan 5237

sayılı Kanun'un "Hakaret"

kenar başlıklı 125. maddesinin kanunla

sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

29. Başvurucu hakkında, müştekiye hakaret ettiği kabul edilerek

adli para cezasına hükmedilmiştir. Mahkûmiyete ilişkin söz konusu kararın başkalarının şöhret veya haklarının

korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı

sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

30. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleri

ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır.

İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe

ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatleri dolayısıyla kınanamaması, bunları tek

başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,

anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına

gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü

araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi

gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu

çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.

Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin

barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifade edilebilmesine bağlıdır. Bu itibarla

düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal

önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B.

No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet

Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, §§ 35-38).

31. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun,

§§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§

70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007). Müdahaleyi oluşturan tedbirin

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca

ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en

hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla

birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51;

Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51). Orantılılık ise

bireyin hakkı ile kamunun menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının

haklarını korumak ise diğer bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir

dengenin kurulmasına işaret etmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§ 59, 68).

32. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade

özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret veya

haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel kimliğinin ve manevi

bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 44).

Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü

kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Nilgün

Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, §

41; Adnan Oktar (3), B. No:

2013/1123, 2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun,

§ 45; Haci Boğatekin,§ 42)

33. Bu sebeplerle Anayasa Mahkemesi benzer başvurularda,

başvurucunun cezalandırılmasına ilişkin derece mahkemelerinin kararlarında

başvurucunun ifade özgürlüğü ile başkalarının şöhret veya haklarının korunması

arasında adil bir dengenin gözetilip gözetilmediğini değerlendirir (Nilgün Halloran,

§ 27; İlhan Cihaner

(2), § 39).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

34. Somut olaya konu köşe yazısı, gazeteci olan A.A.nın bir televizyon programında

Suriye iç savaşı ile ilgili yapmış olduğu yorum ve açıklamalar üzerine kaleme

alınmıştır.

35. Başvuru konusu olayda, başvurucu tarafından söylenen

sözlerin içeriği konusunda bir ihtilaf söz konusudur. Başvurucu "Gazeteci mi CIA ve EL KAİDE Gülü mü"

ve "Washington'ın yeni Milliyet

temsilcisi" ibarelerini kendisinin kullanmadığını iddia

etmiştir. Buna karşılık Mahkemenin bu iddiaya yönelik bir değerlendirme

yapmadığı görülmüştür. Mahkemenin mahkûmiyet sonucuna ulaşırken söz konusu

ifadelere ağırlık verdiği gözetildiğinde başvurucunun bu iddiasının

karşılanmaya değer olduğu açıktır. Dolayısıyla Mahkemenin sözü edilen

ifadelerin başvurucuya ait olup olmadığını araştırmamış olmasının usul

güvencelerini etkisiz kalması potansiyelini haiz olduğu vurgulanmalıdır.

Bununla birlikte aşağıda ulaşılan sonuç dikkate alınarak bu mesele üzerinde

daha fazla durulmasına gerek görülmemiştir.

36. Anayasa Mahkemesi, kamuoyunca tanınan kişilerin gördükleri

işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını ve

bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu daha önceki

kararlarında da vurgulamıştır (İlhan Cihaner (2), § 82; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 58; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009,

15/2/2017, § 40; Kemal Kılıçdaroğlu,

B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 55). Müdahaleye neden olan köşe yazısı da bir

basın mensubuna yönelik eleştirel bir yazıdır. Köşe yazısında eleştirilen basın

mensubu, ulusal bir kanalda TV programcısı ve ulusal bir gazetede köşe yazarı

olup kamuoyunca tanınan bir kişidir. Bu nedenle ilgili basın mensubunun

kendisine yönelik eleştirilere diğer vatandaşlara göre daha fazla hoşgörü

göstermesi gerekir.

37. Anayasa Mahkemesi eldeki başvuruya ilişkin kararını, olayın

bütün şartlarını gözeterek ve başvuru konusu sözlerin söylendiği bağlamı

dikkate alarak verecek; bu çerçevede ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin

izlenen meşru amaçlarla orantılı olup olmadığını, derece mahkemelerinin

gerekçelerinin ilgili ve yeterli olup olmadığını belirleyecektir(Bayram Akın, B. No: 2015/19278, 7/3/2019,

§ 41).

38. Anayasa Mahkemesi benzer başvurularda, başvurucunun

cezalandırılmasına ilişkin derece mahkemelerinin kararlarında başvurucunun

ifade özgürlüğü ile başkalarının şöhret veya haklarının korunması arasında adil

bir dengenin gözetilip gözetilmediğini değerlendirir (Nilgün Halloran,

§ 27; İlhan Cihaner

(2), § 39).

39. Bu, soyut bir değerlendirme olmayıp Anayasa Mahkemesi

başvurucunun kullandığı ifadelerin türünün kamusal tartışmalara katkı sunma

kapasitesinin, ifadelere yönelik kısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının,

ifadelerin kimin tarafından dile getirildiğinin, kime yöneldiğinin ve kamuoyu

ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında sahip oldukları hakların

ağırlığının gerektiği gibi değerlendirilip değerlendirilmediğine bakar (Nilgün Halloran,

§ 41; Ergün Poyraz (2), § 56).

Yine ilgili kişinin önceki davranışı, yayımın içeriği, şekli ve sonuçları ile

haber veya makalenin yayımlanma şartlarının söz konusu haberde yer alan

olayların geçtiği dönemde ülkede meydana gelen olaylar ışığında

değerlendirilmesi gerekliliği de dikkate alınması gereken unsurlardır (İlhan Cihaner (2),§§

67-73; Haci Boğatekin, §

43). Öte yandan derece mahkemelerinin kabul ettiği gibi başvurucunun sözleri

ile davacıyı hedef aldığı kabul edilse bile başvurucunun ifadelerinin

konuşmaların bütünlüğü ile birlikte ve söylendikleri bağlamdan koparılmaksızın

değerlendirilmesi gerekir (Kemal Kılıçdaroğlu (3), B. No: 2015/1220, 18/7/2018, §

65).

40. Başvuruya konu olan köşe yazısı Suriye'deki iç savaşın

ikinci yılında kaleme alınmıştır. Suriye iç savaşı ile ilgili savaşın başladığı

andan itibaren kamuoyuna yansıyan bir çok tartışma

olmuştur ve bu tartışmalar günümüzde de devam etmektedir. Başvuruya konu köşe

yazısının yayımlandığı dönem basında konu ile alakalı çok sayıda haber ve yorum

yayımlanmıştır. Bu sebeple ilgili köşe yazısının tartışmaların güncel olduğu

bir dönemde kaleme alındığı ve yazının bütünü ele alındığında da kamusal

tartışmalara katkı sunma potansiyelinin olduğu görülmektedir. Yazı bütün olarak

incelediğinde ise başlık ve içeriğin tamamen aynı olmadığı görülmektedir. Yazı

içeriğinde başlıkta kullanılan ifadelerin aksine ilgili kişinin CIA ve EL KAİDE

üyesi olduğu iddiası yer almamaktadır. Söz konusu yazıda yer alan ifadeler

bağlamından kopartılmadan incelendiğinde başvurucunun A.A.nın düşüncelerinin CIA ve EL KAİDE'nin

düşünceleri ile paralellik taşıdığını, A.A.nın bu

düşünceleri dile getirerek CIA ve EL KAİDE'nin

menfaatlerine hizmet ettiğini ileri sürmektedir.

41. Basın özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta

kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği hatırlanmalıdır (Ali Kıdık, B.

No: 2014/5552, 26/10/2017, § 77). Başvuruya konu köşe yazısı ele alındığında

"Gazeteci mi CIA ve EL KAİDE Gülü

mü" diye yer alan köşe

yazısı başlığının abartılı ve çarpıcı olduğu görülmektedir. İlk derece

mahkemesi, karar gerekçesinde başlığında geçen ifadeler dolayısıyla

başvurucunun köşe yazısının muhatap kişinin şeref ve saygınlığına zarar

verdiğini belirtmiş ve hareket suçunun işlendiğine karar vermiştir. Köşe

yazısının başlığının abartılı ve tahrik edici olduğu açık olup bütün olarak

değerlendirildiğinde köşe yazısının basın özgürlüğünün sınırları içinde kaleme

alındığı görülmektedir.

42. Bilgilendirme ve eleştirilerin cezalandırılması caydırıcı etki doğurarak toplumdaki ve

kamuoyundaki farklı seslerin susturulmasına yol açabilir. Cezalandırılma

korkusu, çoğulcu toplumun sürdürülebilmesine engel olabilir (Ergun Poyraz (2), § 79). Devamlı olarak

günlük program yapan, köşe yazısı yazan, haber sunan basın mensupları basın

özgürlüğünü kullanırken mütemadiyen eleştiri haklarını da kullanmaktadırlar.

Bir basın mensubunun sert ve çarpıcı eleştirel ifadeleri nedeniyle adli para

cezasıyla ya da bir adli ceza müeyyidesi ile karşı karşıya kalması, ilgili

basın mensubunun mesleğini icra ederken sürekli baskı altında kalma hissiyatını

doğuracak ve cezalandırılma endişesi duymasına neden olacaktır.

43. Son olarak başvurucunun mahkûmiyetine hükmedilen kararda,

başvuru konusu yazıda yer alan ifadelerin ilgili TV programcısının onur ve

şerefini zedeleyici nitelikte kabul edildiği konusunda ikna edici bir gerekçeye

yer verilmediği de dikkate alınarak başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan

müdahalenin başkalarının şöhret ve haklarının korunması için demokratik toplum

düzeninde gerekli bir müdahale olmadığı kanaatine varılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde

güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

46. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin uygulanmasına ilişkin

olarak kabul edilen ilkeler için bkz. Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60) kararı.

47. Başvurucu, yeniden yargılamaya karar verilmemesi durumunda

3.550 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminat talebi olduğunu belirtmiştir.

48. Başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği

ve ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bu durumda ihlalin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alan

benzer kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216

sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama

sürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan

mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

49. Diğer taraftan somut olay bağlamında yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesi, ihlale yol açan yargılama sürecine muhatap olan

başvurucunun bu sürede uğradığı bütün zararları gidermemektedir. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde

ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için şeref ve itibar

hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle ve yeniden yargılama

suretiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

9.150 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ile 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına

alınan ifade özgürlüğü ile Anayasa'nın 28. maddesinin birinci fıkrasında

güvence altına alınan basın özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlükleri ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 9.150 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Hilmi Can

TURAN

Başvurucu

:

Ahmet Meriç

ŞENYÜZ

Vekili : Av. Şerif Özgür URFA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/11228, 9 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin
  13. B. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına
  14. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Gökcan
  17. Özgüldür
  18. Menteş
  19. Turan
  20. Şenyüz
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/11228
Tarih
9 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • Abdurrahim Daşçi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/17563)
  • Mir Ahmed Başvurusu (B. No: 2015/8021)
  • Alper Uysal Başvurusu (B. No: 2015/3121)
  • Erbakır Elektrolitik Bakır Mamülleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/3930)
  • Abdullah Erol ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/18647)
  • Mehmet Bozhan Başvurusu (B. No: 2014/2797)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.