İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Temiz Başvurusu (B. No: 2014/8340)

1.Başvuru, bir dokümanın ceza infaz kurumu idaresince hükümlü

Başvuru No2014/8340Tarih24 Ocak 2018Okuma18 dk · 3.693 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Temiz Başvurusu (9)

Karar tarihi
24 Ocak 2018
Başvuru Numarası
2014/8340
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.693 kelime·18 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.Başvuru, bir dokümanın ceza infaz kurumu idaresince hükümlü

olan başvurucuya verilmemesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden

sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu başvuru tarihinde, devletin egemenliği altında

bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan

Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz

Kurumu) hükümlü olarak bulunmaktadır.

10. İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu (Eğitim Kurulu) 4/4/2014 tarihli

kararında, başvurucuya gelen "Demokratik Modernite"

adlı derginin 9/2014 sayısında bulunan 6 ila 17. sayfaların çıkarılarak talebi

hâlinde başvurucuya verilmesine karar vermiştir. Eğitim Kurulu, adı geçen

dokümanın 7 ila 12. sayfaları arasında, hakkında toplatma ve el koyma kararı

bulunan "Demokratik Toplum Manifestosu Ortadoğuda

Uygarlık Krizi ve Demokratik Uygarlık Çözümü (Dördüncü kitap)" isimli

kitaptan, 12. ve 13. sayfalarında ise "Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus

Çözümü Kültürel Soykırım Kıskacında Kürtleri Savunmak (Beşinci kitap)"

isimli kitaptan birebir alıntılara yer verildiğini tespit etmiştir.Kararda,

hakkında toplatma ve el koyma kararı bulunan kitaplardan alıntı yapılan

sayfalar da açıkça belirtilmiştir.

11. Eğitim Kurulu kararına karşı başvurucunun Sincan İnfaz

Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yaptığı şikâyet, İnfaz Hâkimliğinin 11/4/2014

tarihli kararı ile reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...Eğitim Kurulu kararına konu yazının

da yasaklanmış bir kitaptan alındığı anlaşılmış olup Kanundaki düzenleme

gözetildiğinde Eğitim Kurulu'nun kararında hukuka aykırılık söz konusu

değildir. Bu nedenle şikayetin reddine karar vermek

gerekmiştir."

12. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin ret kararına karşı itiraz

yoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz

Hâkimliğinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle 5/5/2014

tarihinde başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.

13. Başvurucu 21/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

14. Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hâkimliği 2/9/2014 tarihinde,

Anayasa Mahkemesinin 25/6/2014 tarihli ve 2013/409 sayılı kararı doğrultusunda,

"Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü Kültürel Soykırım Kıskacında

Kürtleri Savunmak (Beşinci kitap)" isimli kitap hakkında devam eden

toplatma ve el koyma kararının kaldırılmasına hükmetmiştir. Anayasa

Mahkemesinin anılan kararında söz konusu kitabın toplatılmasıyla ifade

özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü

olmadığı değerlendirilmiştir (Abdullah

Öcalan [GK], B. No:

2013/409, 25/6/2014, § 112).

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un “Süreli

veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı” kenar başlıklı 62.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(1) Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamış

olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma

hakkına sahiptir...

(3) Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren ... hiçbir yayın hükümlüye

verilmez.”

16. 12/7/2005 tarihli Adalet Bakanı oluru ile yürürlüğe giren

Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane ve Kitaplık Yönergesi’nin

“Kuruma kabul edilmeyecek yayınlar”

kenar başlıklı 11. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"a) Mahkemelerce yasaklanmış olan

b) Mahkemelerce yasaklanmamış olsa bile, kurum güvenliğini tehlikeye

düşürdüğü (...) eğitim kurulu kararıyla tespit edilen,

hiçbir yayın kuruma kabul edilmez."

B. Uluslararası Hukuk

17. Mevcut başvurunun değerlendirilmesi sırasında gözönünde bulundurulan uluslararası hukuk kaynakları için

bkz. Ahmet Temiz (6), B. No:

2014/10213, 1/2/2017, §§ 17-18.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 24/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucu, başvuruya konu dokümanın kendisine verilmemesi

nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Bakanlık görüşünde başvuruya konu dokümanda yer alan

yazıların, hakkında toplatma ve el koyma kararı bulunan bazı kitaplardan

birebir alıntı içermesi nedeniyle başvurucuya verilmediği, bu noktada Eğitim

Kurulunun söz konusu yazıların içeriği konusunda bir takdir yetkisinin

olamayacağı ileri sürülmüştür. Bakanlık, somut başvuruya ilişkin kısıtlamanın

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve hedeflenen meşru amaçlarla

orantılı olduğunu ifade etmiştir.

B. Değerlendirme

21. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın

26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamu

düzeni, kamu güvenliği, ... suçların önlenmesi, ... gereğine uygun olarak

yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir...

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

1. Adli Yardım Talebi

Yönünden

22. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

24. İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvurucuya gönderilen yazılı

bir dokümanın kendisine verilmemesinin, haber veya fikir alma özgürlüğü ve

dolayısıyla ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğu kabul

edilmiştir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

25. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.Anayasa’nın

13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler,

... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak

ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum

düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

26. Sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama

koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

27. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun’un 62. maddesinin

kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

28. Başvuruya konu doküman, İnfaz Kurumunun düzeninin ve

güvenliğinin sağlanması ve suçun önlemesi amacıyla başvurucuya verilmemiştir.

Anılan müdahalenin, Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru

bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

(a) Demokratik Toplum Düzeninin Gerekleri

Kavramı

29. “Demokratik toplum düzeninin gerekleri” kavramı; ifade

özgürlüğü üzerindeki sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde

olmasını, başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak

kendisini göstermesini gerektirmektedir. Demokratik toplum düzeninin

gereklerinden olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal

ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göre

sınırlayıcı tedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da

başvurulabilecek en son çare niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).

(b)Mahpusların İfade

Özgürlüğü

30. Mevcut başvurunun özelliklerinden biri başvurucunun yüksek

güvenlikli bir ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunmasıdır. Hükümlü ve

tutuklular, Anayasa'da korunan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak

sahiptir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri,

B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65; Hüseyin Sürensoy, B. No: 2013/749, 6/10/2015, § 44; Ahmet Temiz (6), § 33).

31. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında ifade

özgürlüğüne herkesin sahip olduğu belirtilmiş, bunun sonucu olarak da Anayasa

Mahkemesi pek çok kararında hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğünün de

Anayasa'nın koruması altında olduğunu vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesi, hükümlü

ve tutukluların süreli veya süresiz yayınlara ulaşabilmesinin bilgi ve

kanaatlere ulaşma özgürlüğünün somut yansıması olarak ifade özgürlüğünün koruması

altında bulunduğuna karar vermiştir (Kamuran

Reşit Bekir [GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 43; Hüseyin Sürensoy,

§ 44; İbrahim Bilmez, B. No:

2013/434, 26/2/2015, § 74; Ahmet Temiz (6),

§ 34).

(c) Terör ve İfade Özgürlüğü

32. Demokratik bir toplumda terörle mücadele politikaları başta

ifade özgürlüğü olmak üzere insan haklarının korunması gereğine uyumlu olarak yürütülmelidir.Özellikle terörle

bağlantılı hususlarda bilgi ve fikirlerin sağlıklı paylaşımı ancak ifade

özgürlüğünün tam olarak korunması ile mümkün olabilecektir. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesi -Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadına atıfla- pek çok

kararında ifade özgürlüğünün sadece devlet organları veya toplumun çoğunluğu

tarafından memnuniyetle karşılanan veya zararsız, ilgilenmeye değmez ve önemsiz

görülen “düşünceler” için değil; çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin

doğasında bulunan bir gereklilik olarak devletin veya toplumun bir bölümünün

aleyhinde olan, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden saldırgan, şok edici,

rahatsızlık veren haber ve düşünceler için de uygulanabilir olduğunu

vurgulamıştır (Abdullah Öcalan [GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 95;Bejdar Ro Amed, B. No: 2013/7363, 16/4/2015, §§ 62, 63; Kamuran Reşit Bekir, §§ 45, 61).

33.İfade özgürlüğünün korunmasının önemli bireysel ve derin

toplumsal sonuçları bulunmaktadır. Bu sebeple kişinin hakkı ile toplumun çıkarı

arasında ve dolayısıyla terörle bağlantılı meselelerde kişinin temel ifade

özgürlüğü ile demokratik toplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı

kendisini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında bir denge kurulması ihtiyacı

ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte her durumda kamu gücünü kullanan

organların, bilhassa siyasi fikirlerin değerlendirilmesi gerektiği durumlarda

"terör" nitelendirmesinin kötüye kullanımına karşı dikkatli olmaları

özgürlüklerin korunması açısından hayatidir.

34. Mevcut başvuruya benzer olaylarda kamu gücünü kullanan

organların ve mahkemelerin görevi, somut olayın koşullarında hükümlü ve

tutukluların ifade özgürlüğü ile ceza infaz kurumunun güvenliğinin,

disiplininin, düzeninin sağlanması ve mahkûmun ıslahı ihtiyacı arasında adil

bir denge sağlanıp sağlanmadığı değerlendirilmelidir (Halil Bayık, §§ 32-33).

(d) Ceza İnfaz Kurumunun

Güvenliği

35.Mevcut başvurudaki gibi ifade özgürlüğüne yapılan

müdahalelerde söz konusu olan ceza infaz kurumunun güvenliği, disiplini ve

düzeni ise derece mahkemelerinin dava konusu ifadelerin, ceza infaz kurumunun

asayişini ve güvenliğini tehlikeye düşüren, kamu görevlilerini hedef gösteren,

terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının

örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları

paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaret oluşturan ifadeleri

içerip içermediğini değerlendirmeleri gerekir (Bejdar Ro Amed,

§ 80; idare ve derece mahkemelerince söz konusu değerlendirmelerin yapılmaması

nedeniyle ihlal sonucuna ulaşılan bir karar için bkz. Kamuran Reşit Bekir, § 73; derece

mahkemelerince söz konusu değerlendirmelerin yapıldığının tespit edildiği bir

karar için bkz. Ahmet Temiz (6),

§§ 39-44).

36. Ceza infaz kurumu idarelerinin ve derece mahkemelerinin

benzer davalarda terörle mücadele ile ilgili zorlukları ve buna bağlı koşulları

gözönüne almaları gerekir. Olağan zamanlardan farklı

olarak tansiyonun yükseldiği ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin söz konusu

olduğu kimi durumlarda, idarece durumun gerektirdiği tedbirlerin alınması

normal karşılanmalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda güvenliği sağlamak

amacıyla ifade özgürlüğüne yapılan müdahalelerin demokratik toplumda gerekli

olduğu kabul edilebilir (Ahmet Temiz (6),

§ 43).

(e) Mahkûmun Islahı

37. Bir hapis cezasının veya özgürlükten yoksun bırakan benzer

bir yaptırımın amacı ve meşruiyeti toplumu suça karşı korumaktır. Böyle bir

amaç özgürlükten yoksun kaldığı dönemin -mümkün olduğu kadar- mahkûmun toplum

içine geri döndüğü zaman hukuka saygı gösterme ve yaşamını kendi kendine

sürdürebilme isteğini ve yeteneğini kazandırmak için kullanılmış olması hâlinde

gerçekleşebilir. Dolayısıyla ceza infaz kurumlarındaki kimi zorunlulukların

veya kısıtlamaların mahkûmların ıslahı ile de doğrudan bağlantısı olduğu

açıktır. Islah ile bağlantılı olarak mahkûmların kendilerini geliştirici ve

eğitici yeterli sayıda kitap, gazete, dergi veya diğer yayınları okumaları,

radyo dinlemeleri, konferansları veya kurum idaresinin çıkardığı veya

denetlediği benzeri araçları izlemeleri sağlanarak düzenli olarak bilgi ve

haberlere erişmeleri sağlanmalıdır.

38. Buradan çıkan sonuca göre ceza infaz kurumuna kapatılmış bir

suçlunun toplum içine döndüğü zaman hukuk içinde kalarak olağan toplumsal

yaşamın bir parçası olmasına mani olacağı, başka bir

deyişle ıslahını güçleştireceği değerlendirilen bilgi ve haber kaynaklarına erişimi

koşullara göre sınırlandırılabilir. Böyle bir değerlendirme için her mahkûmun

toplumsal geçmişini ve suç sicilini, entelektüel kapasitesini ve kabiliyetini,

şahsi tabiatını, hapis cezasının süresini ve tahliye edildikten sonrası için

beklentileri dikkate alınmalıdır (Halil

Bayık, §§ 36-37).

(f) Takdir Payı

39. Terör örgütleriyle veya terör faaliyetleriyle ilişkili

olduğu değerlendirilenyazılı bir metnin, kişilerin ve

ceza infaz kurumunun güvenliğine zarar verme ihtimalinin tespit edilmesinde ilk

elden bilgiye sahip ceza infaz kurumu yetkililerinin ve derece mahkemelerinin

daha geniş takdir payı bulunduğunda şüphe yoktur (Benzer durumlarda ceza infaz

kurumu yetkililerinin takdir payına ilişkin değerlendirmeler için bkz. Özkan Kart, B. No: 2013/1821, 5/11/2014, §

51; Ahmet Temiz (6), § 41).

40. Anayasa Mahkemesi, bahsi geçen doküman gibi yazılı

metinlerin bütünüyle ele alındığında özel bir kişiye, kamu görevlilerine veya

halkın belirli bir kesimine karşı şiddete teşvik edip etmediğinin belirlenmesi

için metinlerde kullanılan terimlerin ve hangi bağlamda yazıldığının dikkate

alınmasının uygun olacağını her zaman vurgulamıştır (Abdullah Öcalan, § 100; Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461,

12/11/2014, § 100).

(g) Ölçülülük

41. Temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın

-demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte- temel

haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup

olmadığının da incelenmesi gerekir. Bu sebeple ifade özgürlüğü alanında getirilen

müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin elverişli,

gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (AYM, E.2007/4,

K.2007/81, 18/10/2007; Kamuran Reşit Bekir,

§§ 44-63; Bekir Coşkun, §§ 53,

54; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca bkz. Abdullah Öcalan, §§ 96-98; Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051,

20/2/2014, § 84; Tansel Çölaşan,

§§ 54, 55;Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72).

42. Aynı şekilde orada bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun

önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin ve

düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilmesi mümkün ise de böyle bir

durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik yapılacak herhangi bir

sınırlandırmanın ölçülü olması gerekir (Kamuran

Reşit Bekir, § 44; Hüseyin Sürensoy, § 45). Bu bağlamda ceza infaz

kurumlarındaki disiplinin ve düzenin sebatla sürdürülmesi gerekmekle birlikte

hapishane güvenliğinin ve topluluk yaşamının huzuru ile mahkûmun ıslahı için

gerekli olandan daha fazla kısıtlama yapılamaz (Halil Bayık, § 41).

43. Bu bağlamda yayının tümüne mi yoksa bir kısmına mı müdahale

edildiği ve eğer yayın süreli ise başvurucunun yayının sonraki sayılarına erişimine

herhangi bir müdahalede bulunulup bulunulmadığı değerlendirilmelidir. Başka bir

deyişle sınırlamanın, güdülen kamu yararı amacını gerçekleştirmek için ifade

özgürlüğüne en az müdahale eden ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup olmadığı

değerlendirilmelidir (Ahmet Temiz (6),

§ 44).

(h)İfade Özgürlüğüne

Yapılan Müdahalenin Gerekçesi

44. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin

temel ekseni, müdahaleye neden olan idarenin ve derece mahkemelerinin

kararlarında dayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından

“demokratik toplum düzeninin gereklerine” ve “ölçülülük” ilkelerine uygun

olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Bekir Coşkun, § 56; Abdullah Öcalan,§ 98; Tansel Çölaşan, § 56; Ahmet Temiz (6), § 36). İfade özgürlüğüne

gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri

karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler Anayasa'nın 26. maddesini

ihlal edecektir.

(2) Derece Mahkemelerinin

ve Kamu Gücününü Kullanan Diğer Organların Süreli

veya Süresiz Bir Yayının Mahpusa Verilmemesi Biçimindeki Müdahalelerinde

Gözetmeleri Gereken Hususlar

45. Anayasa Mahkemesinin rolü başvuruya konu müdahalenin,

olguların kabul edilebilir bir değerlendirmesine dayanılarak yapıldığının ve keyfî

olmadığının denetlenmesini kapsar. Dolayısıyla böyle bir denetim, derece

mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların müdahalenin demokratik

bir toplumda gerekli ve ölçülü olup olmadığını ilgili ve yeterli bir gerekçe

ile ortaya koyması ile bağlantılıdır (bkz. § 44).

46. Mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derece mahkemelerinin

ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgili ve yeterli

sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzer başvuruların

koşullarına göre değişebilecek-bir kısmı yukarıda da sayılan (bkz. §§ 29-44)-

unsurlar şu şekilde sıralanabilir:

i.Başvurucunun hangi suçtan dolayı hangi tür

cezaevinde bulunduğu ve başvurucunun bulunduğu cezaevinin ve işlediği suçun söz

konusu tedbirin alınmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığı

değerlendirilmelidir (bkz. § 35).

ii.Bir yayının tümünün veya bir kısmının

mahkûma verilmemesi şeklindeki kısıtlamanın mahkûmun ıslahı ile bağlantısı var

ise yayının içeriği ile mahkûmun ıslahı arasındaki ilişkinin tam olarak

gösterilmesi gerekir (bkz. §§ 37-38).

iii. Her mahpusun toplumsal geçmişi ve suç sicili, entelektüel

kapasitesi ve kabiliyeti, şahsi tabiatı, hapis cezasının süresi ve tahliye

edildikten sonrası için beklentileri dikkate alınmalıdır (bkz. § 38).

iv.Bu bağlamda söz konusu yayınların,

terör suçlarından mahpus olan kişilerin iddia edilen mağduriyetlerin sorumlusu

olarak gördükleri kişilere veya devlete karşı daha fazla şiddete yönelmelerine

sebebiyet verip vermediği değerlendirilmelidir (bkz. § 38).

v.Mahpusa verilmeyen süreli veya süresiz

yayının cinsi, içeriği, yayımlayanı ve sorunlu görülen kısımların hangileri

olduğu belirtilmeli ve mahpusa verilmesi sakıncalı bulunan kısımların detaylı

analizi yapılmalıdır.

vi.Böyle bir analizin yapılabilmesi için

eğer söz konusu yayının terör örgütleriyle veya terör faaliyetlerinin meşru

gösterilmesiyle bir ilişkisi varsa mahpusun ifade özgürlüğü ile demokratik

toplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşru

hakkı arasında denge kurulmalıdır (bkz. § 33).

vii.Zikredilen dengelemenin yapılabilmesi için;

- Bütünüyle ele alındığında müdahaleye konu yayının özel bir

kişiyi, kamu görevlilerini, halkın belirli bir kesimini veya devleti hedef

gösterip göstermediğinin, onlara karşı şiddete teşvik edip etmediğinin (bkz. §

35),

- Bireylerin fiziksel şiddet tehlikesine maruz bırakılıp

bırakılmadığının, bireylere karşı nefreti alevlendirip alevlendirmediğinin

(bkz. § 35),

- Yayında iletilen mesajda şiddete başvurmanın gerekli ve haklı

bir önlem olduğunun ileri sürülüp sürülmediğinin,

- Şiddetin yüceltilip yüceltilmediğinin; kişileri nefrete,

intikam almaya, silahlı direnişe tahrik edip etmediğinin,

- Suçlamalara yer vererek veya nefret uyandırarak ülkenin bir

kısmında veya tamamında daha fazla şiddete sebebiyet verip vermeyeceğinin,

- Söz konusu yayında yer alan ifadelerin ceza infaz

kurumunun güvenliğini, disiplinini ve düzenini tehlikeye düşürüp

düşürmediğinin,

- Terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri

mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olup olmadığının

(bkz. § 35),

-Kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış

bilgileri, tehdit ve hakaret oluşturan ifadeleri içerip içermediğinin (bkz. §

35),

- Yayın tarihinde veya mahpusa verilmesinin istendiği sırada

ülkenin bir kısmında veya tamamında çatışmaların yoğunluk derecesi ile ceza

infaz kurumu ve ülkedeki tansiyonun yükseklik derecesinin yayının mahpusa

verilmesine etki edip etmediğinin (bkz. § 38),

- Karara konu sınırlayıcı tedbirin, demokratik bir toplumda

zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olup olmadığının

ve tedbirin başvurulabilecek en son çare niteliğinde bulunup bulunmadığının

(bkz. § 29),

- Son olarak sınırlamanın, güdülen kamu yararı amacını

gerçekleştirmek için ifade özgürlüğüne en az müdahale eden ölçülü bir sınırlama

niteliğinde olup olmadığının (bkz. §§ 41-43) yayının içeriğiyle birlikte değerlendirilmesi

gerekir.

viii. Derece

mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların söz konusu

değerlendirmeleri yaparlarken olayın koşullarına göre uzman kişilerin

görüşlerinden faydalanmaları, gerekirse konusunda uzman sosyal bilimciler,

araştırmacılar ve akademisyenlerden rapor ve görüş almaları her zaman

mümkündür. Böylece süreli veya süresiz bir yayının bir mahpusa verilmemesi

şeklindeki müdahalenin kanunlar ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarında ortaya

konan kriterlere uygunluğunun denetimi daha etkili yapılabilecektir.

47. Bir terör

örgütünün şiddet eylemlerini öven, destekleyen ve haklılaştıran

açıklamaların silahlı direnişe teşvik, şiddeti yüceltme veya kin ve düşmanlığın

kışkırtılması olarak kabul edilmesi mümkündür. Bununla birlikte yalnızca bir

terör örgütünün fikirlerini ve hedeflerini içerdiği, resmî politikaları ağır

bir şekilde eleştirdiği veya terör örgütünün resmî politikalarla olan

ihtilaflarını değerlendirdiği gerekçesiyle mahkûmlara verilmemesi -yukarıda bir

kısmı gösterilen sebeplerden (bkz. §§ 29-46) bir veya daha fazlası da

bulunmadığı taktirde- müdahaleyi haklı göstermez.

48. Mahpuslara

verilmesi engellenen yayınlarda yer alan bilgi ve görüşlerin sadece kırıcı,

şaşırtıcı veya rahatsız edici olmasının müdahalenin haklı gösterilmesi için

yeterli olmayacağı yinelenmelidir (bkz. § 32).

(3) İlkelerin Olaya

Uygulanması

49. Somut olayda Eğitim Kurulu, hakkında toplatma ve el koyma

kararı bulunan kitaplardan birebir alıntılar bulunduğu gerekçesiyle başvurucuya

gelen derginin ilgili sayfalarının çıkarılarak geri kalan kısmının talebi

hâlinde başvurucuya teslim edilmesine karar vermiştir. Kararda derginin çıkarılan

sayfaları, hakkında toplatma ve el koyma kararı bulunan kitaplardan alıntı

yapılan sayfalar da belirtilerek açıkça gösterilmiştir.

50. Başvurucunun şikâyeti, söz konusu derginin çıkartılan

sayfalarının kendisine verilmemesine yöneliktir. Başvurucu, sayfaların

kendisine verilmemesine gerekçe olarak gösterilen toplatma kararına karşı

herhangi bir hukuk yoluna başvurmamıştır. Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesinin

önündeki mesele, ilgili sayfaların verilmemesine gerekçe olarak gösterilen

toplatma ve el koyma kararının Anayasa'ya uygun olup olmadığı değil hakkında

toplatma ve el koyma kararı bulunan kitaplardan birebir alıntılar içeren

sayfaların başvurucuya verilmemesine ilişkindir (Sinan İyit (2) [GK], B. No:

2013/1495, 30/11/2017, § 51).

51. Eğitim Kurulu kararında, yalnızca hakkında toplatma ve el

koyma kararı bulunan kitaplardan birebir alıntılar bulunduğu gerekçesine yer

verildiği, yapılması gereken dengelemeye ilişkin Anayasa Mahkemesi tarafından

yukarıda ortaya konulan ilkelerin gözetildiğine dair başka bir değerlendirmede

bulunulmadığı görülmektedir. Bununla birlikte bireylerin ifade özgürlüğüne

toplatma ve el koyma kararlarıyla müdahalede bulunulduğu hâllerde mevcut olan

zorunlu toplumsal ihtiyacın, özellikle terörle mücadelenin söz konusu olduğu

durumlarda hükümlü ve tutuklular yönünden de mevcut olacağı açıktır. Bu

doğrultuda başvuru konusu derginin, hakkında toplatma kararı bulunan

yayınlardan alıntılar içerdiği gerekçesiyle başvurucuya verilmemesi şeklindeki

müdahalenin ceza infaz kurumunun güvenliği, düzeni, disiplininin sağlanması ve

mahkûmun ıslahı amaçlarının gerçekleştirilmesi için gerekli olmadığı söylenemez

(Sinan İyit(2), §§ 52-53).

52. Öte yandan Eğitim Kurulu kararında başvurucuya verilmemesine

hükmedilen sayfaların bir kısmında, daha sonra Anayasa Mahkemesinin kararı

doğrultusunda (bkz. § 14) hakkındaki toplatma ve el koyma kararı kaldırılan

"Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü Kültürel Soykırım Kıskacında

Kürtleri Savunmak (Beşinci kitap)" isimli kitaptan alıntı bulunduğu

gerekçesine yer verildiği görülmektedir.

53. Anayasa Mahkemesinin Anayasa'ya aykırı bulmasıyla anılan

kitap hakkındaki toplatma ve el koyma kararının kaldırıldığı ve artık

"yasaklanmış" bir kitaptan bahsedilemeyeceği gözetildiğinde Eğitim

Kurulu ve derece mahkemelerinin kararlarının gerekçesinin, söz konusu kitaptan

alıntı bulunması nedeniyle başvurucuya verilmeyen sayfalar yönünden ilgili ve

yeterli olduğundan bahsedilemez. Ayrıca Eğitim Kurulu tarafından 6 ila 17.

sayfaların başvurucuya verilmemesine karar verildiği, hakkında toplatma ve el

koyma kararı bulunan kitaplardan birebir alıntılar bulunduğu belirtilen 7 ila

12. sayfalar dışında çıkartılan diğer sayfalar yönünden ise kararda herhangi

bir gerekçeye yer verilmediği görülmektedir.

54. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

55. Bu ihlal kararı başvuruya konu yayının ya da ilgili

sayfalarının başvurucuya verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. İlgili

derece mahkemeleri, Anayasa Mahkemesi kararında ortaya konulan kriterler ve

gösterilen yöntemle yeniden yargılama yaparak yargılamanın sonucuna göre bahse

konu yayının ya da ilgili sayfalarının başvurucuya verilmesine veya

verilmemesine karar vermelidirler.

4. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

56. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1)Esas

inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine

karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

57. Başvurucu ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat

taleplerinde bulunmuştur.

58. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Bu ihlal kararı başvuruya konu yayının başvurucuya verilmesi

gerektiği şeklinde yorumlanamaz.

59. İfade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin -Anayasa Mahkemesinceortaya

konulan kriterler ve gösterilen yöntemle- yeniden yargılama yapmak ve

yargılamanın sonucuna göre başvurucunun itirazı hakkında yeni bir karar vermek

üzere Ankara Batı İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

60. İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucuya bir

dokümanın verilmemesi şeklindeki müdahale yönünden, ifade özgürlüğünün ihlal

edildiğinin tespiti ile kararın, yeniden yargılama yapmak üzere ilgili yargı mercine gönderilmesine hükmedilmesinin yeterli olacağı

değerlendirildiğinden başvurucunun maddi ve manevi tazminat talebinin reddine

karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

D. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Batı İnfaz

Hâkimliğine (E.2014/2062 ve K.2014/2055) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun maddi ve manevi tazminat talebinin REDDİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

24/1/2018 tarihinde tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör Yrd. : Ceren Sedef EREN Başvurucu : Ahmet TEMİZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/8340, 24 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel
  13. VI. Hüküm
  14. B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  15. C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  16. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/8340
Tarih
24 Ocak 2018

İlgili Kararlar

  • Yaşar Saçlı Başvurusu (B. No: 2014/9311)
  • Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2014/1117)
  • Tevfik Gayretli Başvurusu (B. No: 2014/18266)
  • Gündüz Kardeşler İnş. Tar. ve Hayv. Pet. Teks. San. Tic. Ltd. Şti Başvurusu (B. No: 2014/6734)
  • Bülent Bekdemir Başvurusu (B. No: 2014/15163)
  • Serdar Eren Başvurusu (B. No: 2014/6885)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.