İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Genel Kurul

ANAYASA MAHKEMESİ · GENEL KURUL

KARAR

Alaattin Hoşer Başvurusu (B. No: 2013/4188)

1.

Başvuru No2013/4188Tarih17 Aralık 2015Okuma17 dk · 3.366 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Alaattin Hoşer Başvurusu

Karar tarihi
17 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2013/4188
R.G. Tarih ve Sayı
12/2/2016-29622
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.366 kelime·17 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, usulsüz olarak iletişim tespitinin

yapılması, hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin yargılamada kullanılması

nedenleriyle Anayasa’nın 19., 20. ve 36. maddelerinin ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru 12/6/2013 tarihinde Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 22/1/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4.

Bölüm Başkanı tarafından 9/10/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5.

Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmiş; Bakanlığın 5/11/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin

önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında

görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

6.

İkinci Bölüm tarafından 1/12/2015 tarihinde yapılan toplantıda, başvurunun

niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli

görüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 28.

maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca görüşülmek üzere Genel Kurula sevkine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7.

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle

şöyledir:

8.

Başvurucu, başvuru yaptığı tarih itibarıyla Batman Belediye Başkanlığında

belediye imar komisyonu üyesidir.

9.

Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca 19/12/2011 tarihinde yazılı tape tutanakları, mesaj içerikleri, teknik takip

tutanakları çerçevesinde yöneltilen suçlamalar başvurucuya detaylı bir şekilde

anlatılmış ve başvurucunun ifadesi alınmıştır.

10.

Başvurucu, Batman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen E.2010/4098

sayılı soruşturma kapsamında suç örgütü kurma ve yönetme ile rüşvet alma

suçlarını işlediği şüphesiyle 16/12/2011 tarihinde gözaltına alınmış ve Batman

2. Sulh Ceza Mahkemesinin 20/12/2011 tarihli ve 2011/202 Sorgu sayılı kararıyla

tutuklanmıştır.

11.

Tutuklama kararının gerekçesi şu şekildedir:

“Sanıkların üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti,

mevcut delil durumu, bu şüpheliler yönünden atılı suçu işlediklerine dair

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların mevcut olması,

şüphelilerin üzerlerine atılı suçlara kanunda ön görülen cezaların üst haddi,

kaçma şüpheleri ve delilleri karartma şüpheleri bulunması, delillerin henüz toplanmamış

olması, adli kontrol tedbirlerinden istenen amacın elde edilmesinin mümkün

olmaması nazara alınarak CMK'nın 100 ve devamı

maddeleri uyarınca TUTUKLANMALARINA,”

12.

Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 29/2/2012 tarihli ve 2010/4098 Soruşturma

sayılı iddianamesinde başvurucuya yöneltilen suçlamalar şu şekilde

belirtilmiştir:

“1) Şüpheli Alaattin HOŞER:

a) Aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik

zamanlarda ve terör örgütü PKK/KCK-TM’ye fon sağlamak amacıyla, sürekli olarak

rüşvet almak üzere Batman il merkezli olmak üzere kurulan suç örgütünü

yönettiği, bu şekilde TCK’nın 220/1 maddesinde tanımlanan suç örgütü

kurmak/yönetmek suçunu işlediği,

b) Şüphelinin aynı suç işleme kararının icrası kapsamında

değişik zamanlarda ve terör örgütü PKK/KCK-TM’ye fon sağlamak amacıyla

görevinin gereklerine aykırı hareket etmek karşılığında iş sahibi olan dosya

kapsamındaki şüphelilerden para aldığı ve bu şekilde TCK’nın 252/1, 43/1

maddelerinde tanımlanan zincirleme olarak rüşvet almak suçunu işlediği anlaşılmaktadır.”

13.

Başvurucuya isnat edilen suçlamalarla ilgili olarak iddianamede tape tutanakları, fiziki takip tutanakları, ortam

dinlemeleri, yapılan aramalar sonucu elde edilen defter, kayıt ve deliller,

inceleme raporları delil olarak gösterilmiştir.

14.

Batman 2. Sulh Ceza Mahkemesi 20/1/2012 tarihinde resen yaptığı tutukluluk

incelemesinde başvurucunun üzerine atılı suçların kanunda öngörülen ceza

miktarını, kaçma şüphesinin olmasını ve tutuklulukta geçen süreyi göz önüne

alarak tutukluluğun devamına karar vermiştir.

15.

Batman Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/115 sayılı dosyasında 5/3/2012 tarihli

tensip duruşmasında başvurucunun “üzerine

atılı suçların vasıf ve mahiyeti, bu suçlarla ilgili delil durumu, atılı suçlar

bakımından sanıklar hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

olguların bulunması, hakkında talep edilen cezanın üst haddine göre kaçma

şüphesinin bulunması ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun katalog

suçlardan olması” gerekçeleriyle tutukluluğun devamına karar

verilmiştir.

16.

16/3/2012 tarihinde Batman Ağır Ceza Mahkemesi görevsizlik kararı vererek

dosyayı Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. Diyarbakır 4. Ağır

Ceza Mahkemesinin E.2012/302 sayılı dosyasında başlayan yargılamanın 29/5/2012

tarihli tensip duruşmasında başvurucunun üzerine atılı suçların niteliği ve

delil durumu gözetilerek tahliye talebinin reddine ve tutukluluk hâlinin

devamına karar verilmiştir.

17.

Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/302 sayılı dosyasında yargılama

devam ederken Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin de 29/5/2012 tarihinde

görevsizlik kararı vererek dosyayı Batman Ağır Ceza Mahkemesine göndermesi

üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi 30/7/2012 tarihli ve E.2012/9535, K.2012/8357

sayılı ilamıyla Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararını

kaldırmıştır.

18.

Bu karar üzerine dosya, Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/542 sayılı

esasına kaydedilmiştir. Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/542 sayılı

dosyasında başlatılan yargılamanın 17/8/2012 tarihli tensip duruşmasında

başvurucunun “üzerine atılı suçların vasıf

ve mahiyeti, bu suçlarla ilgili delil durumu, atılı suçlar bakımından sanıklar

hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması,

hakkında talep edilen cezanın üst haddine göre kaçma şüphelerinin bulunması ve

suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun katalog suçlardan olması”

gerekçeleriyle tutukluluğun devamına karar verilmiştir.

19.

Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/542 sayılı dosyasında 28/9/2012 ve

5/11/2012 tarihleri arasında yapılan üç duruşmada da benzer gerekçelerle

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

20.

Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi E.2012/542 sayılı dosyanın Diyarbakır 8. Ağır

Ceza Mahkemesinin E.2012/120 sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar

vermiştir. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinin de 19/12/2012 tarihinde karşı

birleştirme kararı vermesi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi 23/1/2015 tarihli

ve E.2012/15884, K.2013/619 sayılı ilamıyla birleştirme kararını kaldırmış ve

dosyayı Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. Bu karar üzerine

yargılamaya Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/117 sayılı dosyası

üzerinden devam edilmiştir.

21.

Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/117 sayılı davasının 6/3/2013

tarihli tensip duruşmasında başvurucunun “üzerine

atılı suçun vasıf ve mahiyeti mevcut delil durumu ve atılı suçun 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında sayılan suçlardan olması” gerekçeleriyle tutukluluk

hâlinin devamına karar verilmiştir.

22.

Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi, 7/5/2013 tarihli duruşmada başvurucunun

üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve atılı suçun

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında sayılan

suçlardan olmasını dikkate alarak tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

23.

Başvurucunun söz konusu karara 18/5/2013 tarihinde itiraz etmesi üzerine

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi 20/5/2013 tarihli ve 2013/208 Değişik İş

sayılı kararıyla itirazın reddine karar vermiştir. Bu karar 30/5/2013 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

24.

Başvurucu 12/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

25.

Başvurucu 10/10/2013 tarihinde kefaletle tahliye edilmiştir.

26.

Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi 7/3/2014 tarihli ve E.2013/117, K.2014/46

sayılı kararında görevsiz olduğu gerekçesiyle dosyanın Batman Ağır Ceza

Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

27.

Görevsizlik kararı üzerine dava, Batman Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/129 sayılı

esasına kaydedilmiş olup yargılama devam etmektedir.

B. İlgili Hukuk

28.

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220. ve 252. maddeleri.

29.

5271 sayılı Kanun’un 135. maddesinin, 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un

12. maddesi ile değiştirilmesinden önceki hâli şöyledir:

“(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve

kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve

başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli

veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir,

dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir.

Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en

geç yirmidört saat içinde verir. Sürenin dolması veya

hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı

tarafından derhâl kaldırılır.

(2) Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle

arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu

durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir

(3) Birinci fıkra hükmüne göre verilen kararda, yüklenen

suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının

türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu,

tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok üç ay için

verilebilir; bu süre, bir defa daha uzatılabilir. (Ek cümle: 25/05/2005-5353

S.K./17.mad) Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili

olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim bir aydan fazla olmamak üzere sürenin

müteaddit defalar uzatılmasına karar verebilir.

…

(5) Bu Madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan

işlemler, tedbir süresince gizli tutulur.

(6) Bu Madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal

bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan

suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:

a) Türk Ceza Kanununda yer alan;

…

12. Rüşvet (madde 252)

…”

30.

5271 sayılı Kanun’un 100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve

bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında

tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik

tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanununda yer alan;

…

9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci

fıkralar hariç, madde 220),

…

(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis

cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı

verilemez.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

31.

Mahkemenin 17/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 12/6/2013

tarihli ve 2013/4188 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

32.

Başvurucu; Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/5/2013 tarihli duruşmada verdiği

tutukluluğun devamına ilişkin kararın ve bu karara itiraz etmesi üzerine

verilen itirazın reddi kararının gerekçesiz olduğunu, tutukluluk kararlarına

karşı etkili bir başvuru yolu bulunmadığını, adli kontrolle serbest bırakılma

talebinin dikkate alınmadığını, kendisine isnat edilen suçlamaların soyut ve

mesnetsiz olduğunu, gizli tanık ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını, hakkında

verilen iletişimin tespiti ve teknik izleme kararlarının hukuka aykırı olduğunu

ve hükme esas alınamayacağını belirterek etkili başvuru, adil yargılanma, kişi

özgürlüğü ve güvenliği, özel hayatın gizliliği haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

33.

Başvurucu; gizli tanık ifadelerinin gerçeğe aykırı olduğunu, hakkında verilen

iletişimin dinlenmesi ve teknik izleme kararlarının hukuka aykırı olduğunu ve

yargılamada delil olarak kullanıldığını, kendisine isnat edilen suçlamaların

soyut ve mesnetsiz olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

34.

Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

35.

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

36.

Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

ikincil nitelikte bir kanun yolu olup bu yola başvurulmadan önce kural olarak

olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

37.

Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup

bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi

idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin

ihlal edildiği iddialarının öncelikle idari merciler ve derece mahkemeleri

önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme

kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

38.

Buna göre Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin

derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte

bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa

Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve

yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi

ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava

ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu

şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel

hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde

bireysel başvuru konusu yapılamaz (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

39.

Başvurucu hakkındaki dava, Batman Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/129 sayılı

dosyasına kaydedilmiş olup yargılama devam etmektedir. Dolayısıyla başvurucunun

hukuka aykırı delillerin yargılamada kullanılması nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasının, yargılamanın henüz sonuçlanmamış olması

nedeniyle derece mahkemeleri önünde ileri sürülme imkânı bulunduğundan

yargılama süreci sona ermeden Anayasa Mahkemesince incelenmesi bireysel başvuru

yolunun ikincil niteliği gereği mümkün değildir. Dolayısıyla bu şikâyet bakımından

olağan kanun yolları tüketilmemiştir.

40.

Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezliğine karar verilmesi

gerekir.

b. Özel Hayatın Gizliliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

41.

Başvurucu, hakkında verilen iletişimin tespiti kararlarının süresinin kuvvetli

suç şüphesine dayanmadan ve matbu gerekçelerle uzatıldığını, bu durumun özel

hayatın gizliliği hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir.

42.

Özel hayat geniş bir kavram olup kapsayıcı bir tanımının yapılması oldukça

zordur. Bu kapsamda korunan hukuki değer, esasen kişisel bağımsızlıktır. Bu

koruma herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzak, kendine özel bir ortamda

yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etmekle birlikte özel hayat kavramının,

herkesin kişisel yaşamını istediği şekilde sürdürme ve dış dünyayı bu alandan

uzak tutma kavramına indirgenemeyeceği açıktır (Faris Korkmaz, B. No: 2013/6995, 8/9/2015, § 33).

43. Başvurucu

tarafından telefon görüşmelerinin dinlenmesine ilişkin olarak özel hayata ve

haberleşmeye saygı haklarının kamu gücü tarafından ihlal edildiği ileri

sürülmüştür. Anılan hak Anayasa’nın 20. ve 22. maddeleri ile Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 8. maddesinde yer alan özel hayata ve

haberleşmeye saygı hakları kapsamındadır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) de telefon görüşmelerinin dinlenmesine ilişkin tedbirin

Sözleşme’nin 8. maddesi bağlamında, başvurucuların “haberleşme” ve “özel hayat”

haklarına hukuki alanda müdahale niteliğinde olduğunu belirtmektedir (Klass ve diğerleri/Almanya, B. No: 5029/71,

6/9/1978, § 41; Malone/Birleşik Krallık, B. No: 8691/79,

2/8/1984, § 64).

44.

Somut olayda suç örgütü kurma ve yönetme, rüşvet alma suçu iddiasıyla yapılan

soruşturmada, 5271 sayılı Kanun’un 135. maddesine istinaden Sulh Ceza

Mahkemesince verilen karar uyarınca başvurucunun telekomünikasyon yoluyla

iletişimi (telefon görüşmeleri) dinlenmiştir.

45.

Başvurucu; suç örgütü kurma ve yönetme, rüşvet alma suçlarından Batman Ağır

Ceza Mahkemesinde yargılanmaktadır. Yargılama süreci devam eden telefon

dinlemeleriyle ilgili olarak henüz hukuki bir kesinlik ortaya çıkmamıştır.

Telefon dinlemeleri gerçekleşmiş olmakla birlikte bunların hukukiliği ve kesin

sonuçlarının yapılacak temyiz incelemesi sonucunda ortaya çıkacağı

anlaşılmaktadır.

46.

Bu durumda aynı dava sürecine ilişkin iddiaların farklı ortamlarda hem Anayasa

Mahkemesince hem de Yargıtay tarafından yargısal incelemeye tabi tutulması,

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurudaki ikincil nitelikteki rolüne uygun

olmayacağından başvurucunun özel yaşama ve haberleşmeye saygı haklarının ihlal

edildiği yönündeki iddialarının da öncelikle derece mahkemelerince incelenmesi

gerekmektedir.

47.

Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

c. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

48.

Başvurucunun iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olmadığı, ayrıca başka bir

kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

49.

Başvurucu, Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/5/2013 tarihli duruşmada

verdiği tutukluluğun devamına ilişkin kararın ve bu karara itiraz etmesi

üzerine verilen itirazın reddi kararının gerekçesiz olduğunu, adli kontrolle

serbest bırakılma talebinin dikkate alınmadığını belirterek kişi özgürlüğü ve

güvenliği hakkının, tutukluluk kararlarına karşı etkili bir başvuru yolu

bulunmadığını belirterek etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

50.

Başvurucunun Anayasa'nın 40. ve Sözleşme'nin 13. maddelerinde düzenlenen etkili

başvuru hakkının ihlal edildiğine yönelik iddialarının, bahsi geçen

maddelerdeki ifadeler dikkate alındığında soyut olarak değerlendirilmesi mümkün

olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve

özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir. Bir başka ifadeyle etkili

başvuru hakkının ihlal edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için hangi temel

hak ve özgürlük konusunda etkili başvuru hakkının kısıtlandığı sorusuna cevap

verilmesi gerekmektedir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

33).

51.

Somut olayda başvurucunun iddiasının özü, tutukluluk kararlarına karşı yaptığı

itirazlarının mahkemelerce formül gerekçelerle reddedilmesine ilişkindir.

Dolayısıyla başvurucunun bu iddiasının ve diğer iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin yedinci fıkrası çerçevesinde incelenmesi gerekir.

52.

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul

süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest

bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama

süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak

için bir güvenceye bağlanabilir.”

53.

Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında

tutuklanan kişilerin, yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma

veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları güvence altına

alınmıştır.

54.

Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı konusunun genel bir ilke çerçevesinde

değerlendirilmesi mümkün değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu

sürenin makul olup olmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre

değerlendirilmelidir. Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine rağmen

Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkından daha ağır basan gerçek bir kamu yararının mevcut olması durumunda

haklı bulunabilir (Murat Narman, B.

No: 2012/1137, 2/7/2013, § 61).

55.

Bir davada tutukluluğun belli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece

mahkemelerinin görevidir. Bu amaçla yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini

etkileyen tüm olayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest

bırakılma taleplerine ilişkin kararlarda bu olgu ve olayların ortaya konulması

gerekir (Murat Narman, § 62).

56.

Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel

başvurularda şikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya

da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu

tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk hâlinin

devamına gerekçe olarak gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve

böylece kişinin serbest kalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir

başvuruda, itiraz kanun yolunda çelişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği

gibi ilkelere uygun olarak bir inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate

alınacaktır. Dolayısıyla belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin

edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak bireysel başvuruların -olağan

kanun yolları tüketilmek şartıyla- tutukluluk hâli devam ettiği sürece

yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 30).

57.

Tutuklama tedbirine, kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunması

durumunda ve bu kişilerin kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya

değiştirmelerini önlemek maksadıyla başvurulabilir. Bu tutuklama nedenleri

belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu

süre geçtikten sonra uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin devam

ettiğinin gerekçeleriyle gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler "ilgili"

ve "yeterli" görüldüğü takdirde yargılama sürecinin özenli yürütülüp

yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair

olup olmadığı veya sanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde gösterilen

özenin değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların birlikte

değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonuca

ulaşılabilir (Savaş Çetinkaya, B.

No: 2012/1303, 21/11/2013, § 53).

58.

Dolayısıyla Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip

edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak serbest bırakılma taleplerine

ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler

tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgeler

çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı dikkate

alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin, suç

işlediği yönünde kuvvetli belirti bulunduğu ve tutuklama nedeninin varlığı

devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul

kabul edilmesi gerekir (Murat Narman,

§§ 63, 64).

59.

Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez

yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda gözaltına alındığı tarih; doğrudan

tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak

kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hükmün verildiği

tarihtir (Savaş Çetinkaya, § 56).

60.

Somut olayda başvurucunun tutukluluk süresi, gözaltına alındığı 16/12/2011

tarihi ile İlk Derece Mahkemesince tahliye edildiği 10/10/2013 tarihi

arasındaki 1 yıl 9 ay 24 gündür.

61.

Başvurucunun değişik tarihlerde yapmış olduğu tahliye talepleri özetle başvurucu

hakkında isnat olunan suçların mahiyeti, isnat edilen suçlara dair kuvvetli suç

şüphesini gösteren olguların bulunduğu, isnat edilen suçların katalog suçlardan

olduğu, tutuklulukta geçen makul süreyi aşan bir durumun bulunmadığı,

başvurucunun serbest kalması hâlinde kaçma şüphesinin bulunduğu, daha hafif

koruma önlemi olan adli kontrol tedbiri uygulanmasının dava konusu açısından

yetersiz kalacağı şeklindeki gerekçelerle reddedilmiştir. Somut olayda

başvurucuya isnat edilen suçun niteliği, isnat edilen suçla ilgili kuvvetli

şüphenin varlığını objektif olarak ortaya koyan deliller ve tutukluluğun

devamına ilişkin gerekçeler ile tutukluluk süresi dikkate alındığında

tutukluluk hâlinin devamına ilişkin gerekçelerin ilgili ve yeterli olmadığı

söylenemez. Dolayısıyla başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakıldığı 1 yıl 9

ay 24 günlük süre somut davanın koşullarında makuldür.

62.

Başvurucunun tutukluluk hâlinin devam ettiği ilk derece yargılaması sürecinde

tutukluluk nedeniyle yargılamanın yürütülmesinde gösterilmesi gereken özel

hassasiyetin yargılama makamınca gösterilmediği sonucuna varılması için bir

neden bulunmamaktadır.

63. Başvurucuya

isnat edilen suçun niteliği, hakkında soruşturma yürütülen kişi sayısı,

soruşturma konusunun kapsamı, isnat edilen suçla ilgili şüphenin varlığını

objektif olarak ortaya koyan deliller ve tutukluluğun devam ettiği süreler

dikkate alınarak tutukluluk süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.

64. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutukluluk süresinin makul olmadığına ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Tutukluluk süresinin makul olmadığına ilişkin iddia yönünden

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

17/12/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

:

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Serruh

KALELİ

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Alparslan ALTAN

Hicabi

DURSUN

Celal Mümtaz AKINCI

Erdal TERCAN

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : Yusuf Enes KAYA Başvurucu : Alaattin HOŞER Vekili : Av. Süleyman BİLGİÇ

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, E. 2013/4188, 17 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Tutukluluk süresinin makul olmadığına ilişkin iddia yönünden
  12. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  13. Kaleli
  14. Dursun
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Genel Kurul
Başvuru No
2013/4188
Tarih
17 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • O. H. Başvurusu (B. No: 2013/3156)
  • Mustafa Fehmi Okay Başvurusu (B. No: 2013/5967)
  • Ali Sarıpınar Başvurusu (B. No: 2013/5973)
  • Vedat Acar Başvurusu (B. No: 2013/5971)
  • Mustafa Öcal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8196)
  • Emine Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5809)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.