İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Alaattin Ölçer Başvurusu (B. No: 2015/1089)

1. Başvuru kamulaştırmasız el atmanın yargı kararına rağmen

Başvuru No2015/1089Tarih22 Ocak 2019Okuma16 dk · 3.258 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Alaattin Ölçer Başvurusu

Karar tarihi
22 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2015/1089
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.258 kelime·16 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru kamulaştırmasız el atmanın yargı kararına rağmen

devam etmesi ve uğranılan zararın giderilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık süresinde görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu Muş'un Merkez ilçesine bağlı Sütlüce köyünde

bulunan 444 parsel sayılı 498 m2 yüzölçümlü arsa

niteliğindeki taşınmazın malikidir. Başvurucu bu taşınmazın üzerinde iki dükkan, üç mesken ve bir bodrumdan oluşan beş katlı bir

yapıya ilişkin olarak Muş Belediyesinden 9/6/2005 tarihinde ruhsat almıştır.

9. Başvurucuya ait söz konusu taşınmazdan Vangölü

Elektrik Dağıtım A.Ş. (Vangölü EDAŞ) tarafından

enerji nakil hattı geçirilmiştir. Başvurucu kamulaştırmasız el atma sebebiyle

müdahalenin önlenmesi ve 2006 ile 2011 yılları arasında yoksun kalınan kira

gelirleri için ecrimisil tazminatı ödenmesi istemiyle

21/6/2011 tarihinde Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Dava

dilekçesinde, enerji nakil hattı yüzünden başvurucunun yıllarca mağdur edildiği

ve kira gelirinden de yoksun kaldığı belirtmiştir. Başvurucu beş yıllık ecrimisil tazminatı karşılığı olarak 8.000 TL tazminat

talebinde bulunmuştur.

10. Mahkeme 19/9/2012 tarihinde dava konusu taşınmazın başında

uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapmıştır. Keşif sonucu kadastro uzmanı

teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 4/12/2012 tarihli raporda, bu taşınmaz

üzerinde bir katlı betonarme ev olduğu ve enerji nakil hattının evin üstünden

geçtiği belirtilmiştir. İnşaat ve mülk alanında uzman kişilerden oluşturulan

bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 4/12/2012 tarihli raporda ise dava

konusu taşınmaz için beş kat yapı ruhsatı alınmış olmasına rağmen enerji nakil

hattının arsa üzerinden geçmesi nedeniyle inşaat yapılamadığı belirtilmiştir.

Raporda dava konusu taşınmaz üzerinde beş katlı bina yapılması durumunda beş

yıllık kira geliri karşılığının 155.040 TL olduğu hesaplanmıştır. Raporda

ayrıca dava konusu taşınmaz için irtifak bedeli de hesaplanarak gösterilmiştir.

Başvurucu ıslah dilekçesi vererek tazminat talebini bilirkişi raporu

doğrultusunda arttırmıştır.

11. Mahkeme 2/4/2013 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir.

Kararın gerekçesinde, yapılan keşif ve kadastro uzmanı teknik bilirkişinin

raporuna göre dava konusu taşınmaza davalı idare tarafından herhangi bir

kamulaştırma işlemi yapılmaksızın elektrik hattı çekmek suretiyle el atıldığı

belirtilmiştir. Mahkeme bu sebeple başvurucunun beş kat üzerinden yapı ruhsatı

almasına ve inşaat projesini de bitirmesine rağmen inşaatı yapamadığını

vurgulamıştır. Mahkeme sonuç olarak el atmanın önlenmesine ve müdahaleli alanda

bulunan davalıya ait yüksek gerilim tellerinin yıkılmasına, yıkım masraflarının

da davalı idare tarafından karşılanmasına karar vermiştir. Mahkeme ayrıca 2006

ile 2011 yılları arası döneme ilişkin ecrimisil

bedeli olarak toplam 155.040 TL tutarındaki tazminatın dava tarihi olan

21/06/2011 tarihinden itibaren kanuni faizi ile birlikte davalı Vangölü EDAŞ'dan alınarak

davacıya verilmesine karar vermiştir.

12. Davalı idare tarafından temyiz edilen karar Yargıtay 5.

Hukuk Dairesi tarafından 20/3/2014 tarihinde bozulmuştur. Kararın gerekçesinde,

dava konusu taşınmaza davalı idarenin kamulaştırmasız el attığının mahallinde

yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından

anlaşıldığı belirtilmiştir. Daire bu sebeple el atmanın önlenmesi ve yıkım

davasının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığını vurgulamıştır.

Ancak ecrimisil yönünden ise taşınmaz üzerinde daha

önceden var olan ve kullanılan tek katlı konut dışında yeni bir bina

yapılmadığına işaret edilmiştir. Daireye göre 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanunu'nun 11. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilerisi için

düşünülen kullanma şekillerine göre bedel talep etmenin mümkün olmayıp ecrimisil talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi

doğru görülmemiştir.

13. Başvurucunun karar düzeltme talebi Daire tarafından

17/11/2014 tarihinde reddedilmiştir.

14. Bu karar başvurucu vekiline 18/12/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 19/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. Bozma kararına uyan mahkeme 15/9/2015 tarihinde davanın

kısmen kabulüne ve kısmen ise reddine karar vermiştir. Mahkeme davalı idarenin

dosyaya konulan rapor ve krokide gösterilen alana yapılan müdahalesinin

önlenmesine, müdahaleli alanda bulunan davalıya ait yüksek gerilim tellerinin

yıkımına ve yıkım masraflarının da davalı kurum tarafından karşılanmasına karar

vermiştir. Bununla birlikte başvurucunun talep etmiş olduğu ecrimisil

tazminatının ise reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde ise Yargıtay

Dairesinin bozma kararına atıfta bulunulmuştur.

17. Taraflarca temyiz edilen karar Daire tarafından 24/3/2016

tarihinde onanmıştır. Mahkemece karar düzeltme yoluna gidilmediğinden hükmün

17/5/2016 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. Başvurucu el atmanın

önlenmesi ve yıkım kararının icrası için 15/10/2015 tarihinde Muş İcra Dairesinde

ilamlı icra takibi başlatmıştır. İcra Dairesi 26/4/2016 tarihinde kararın

uygulanması için Vangölü EDAŞ'a

muhtıra göndermiştir.

18. Bu arada Özelleştirme Yüksek Kurulunun 2/4/2004 tarihli

kararı ile Vangölü EDAŞ özelleştirme kapsam ve

programına alınmış, 26/7/2013 tarihinde de bu şirket bütünüyle özel bir şirkete

satılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. 2942 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Taşınmaz malın mülkiyetinin

kamulaştırılması yerine, amaç için yeterli olduğu takdirde taşınmaz malın

belirli kesimi, yüksekliği, derinliği veya kaynak üzerinde kamulaştırma yoluyla

irtifak hakkı kurulabilir."

20. 2942 sayılı Kanun’un 11. maddesinin üçüncü ve dördüncü

fıkraları şöyledir:

“Taşınmaz

malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet

teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma

şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz.

Kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinde,

bu kamulaştırma sebebiyle taşınmaz mal veya kaynakta meydana gelecek kıymet

düşüklüğü gerekçeleriyle belirtilir. Bu kıymet düşüklüğü kamulaştırma

bedelidir.”

21. 16/5/1956 tarihli ve 1956/1-6 sayılı Yargıtay İçtihadı

Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Usulü dairesinde istimlak muamelesine

tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen

şahsın, esas itibariyle, gayrimenkulünü yola kalbeden

amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmaya hakkı olduğuna, ancak

dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine

devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve

isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava

tarihindeki bedel olduğuna 16.5.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar

verildi."

22. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 3/10/2016 tarihli ve

E.2015/27365, K.2016/13961 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...Taşınmaz malın tarım arazisi niteliğinde

kabulü ile olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden

bilimsel yolla değerinin tesbit edilmesinde;

taşınmazın niteliği, tamamının yüzölçümü, geometrik durumu ve kanal güzergahı

dikkate alınarak değer düşüklüğü oranı belirtilmek suretiyle daimi irtifak

hakkı ve gelir kaybı hesaplanarak geçici irtifak hakkı karşılığının tespit

edilmesinde üzerinde bulunan ve taşınmaz mala bahçe niteliği vermeyen ağaçlara maktuen değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke

ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar

verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir..."

23. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 23/2/2006 tarihli ve

E.2006/1125, K.2006/2009 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...Kamulaştırma

Kanununun 11. maddesinin son fıkrasında kamulaştırma yoluyla irtifak

hakkı tesisinde, kamulaştırma nedeniyle taşınmaz malda meydana gelecek değer

düşüklüğünün kamulaştırma bedeli olarak hesaplanması öngörülmüştür. Geçici

irtifak kamulaştırmasında ise taşınmazda devamlı bir değer kaybı söz konusu

olmayıp, irtifak hakkı süresince mahrum kalınan gelir kaybı olduğu gözetilerek

buna göre daimi ve geçici irtifak hakkı

karşılıklarının hesaplanması gerekirken, daimi irtifak hakkı için gelir kaybı,

geçici irtifak hakkı içinde değer düşüklüğü hesaplanması, doğru

görülmemiştir..."

B. Uluslararası Hukuk

24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

25. Kamulaştırmasız el atma ile ilgili Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) kararları için bkz. Şevket

Karataş [GK], B. No: 2015/12554, 25/10/2018, §§ 26-33.

26. Kamulaştırmasız el atma sebebiyle kanunilik ölçütü yönünden

mülkiyet hakkının ihlaline karar verilen Halil

Göçmen/Türkiye (B. No: 24883/07, 12/11/2013) kararında ayrıca

yeterli bir tazminata hükmedilmesi çerçevesinde dosya kapsamındaki bilirkişi

raporları arasındaki farklılıkların giderilmemesi sebebiyle gerekli usuli güvenceleri temin eden yargısal işlemleri sağlama

yükümlülüğüne yeterli ölçüde uyulmadığından ihlal sonucuna ulaşmıştır (Halil Göçmen/Türkiye, §§ 37-43). Yine

kamulaştırma yapılmaksızın irtifak hakkı tesisinin şikâyet edildiği Kahyaoğlu ve diğerleri/Türkiye (B. No:

37203/05, 31/5/2016) kararında da kamulaştırmasız el atmanın mülkiyet hakkının

ihlaline yol açtığı belirtilmiş ayrıca tazminat miktarının Yargıtay tarafından

taşınmazın değerinin %2’si ile sınırlı kabul edilmesinin müdahaleyi ölçüsüz de

kıldığı sonucuna varılmıştır (Kahyaoğlu ve

diğerleri/Türkiye, §§ 27-40).

27. Diğer taraftan Jucys/Litvanya (B. No: 5457/03, 8/1/2008) kararında başvurucunun el konulan

mülkünden sekiz yılı aşkın bir süre yararlanamaması sebebiyle mülkiyet hakkının

ihlaline karar verilmiştir (Jucys/Litvanya, §§ 34-39). Vendittelli/İtalya (B. No: 14804/89, 18/7/1994)

kararında da bir suç isnadı kapsamında başvurucunun taşınmazına konulan

tedbirin hükümden sonra gerek de kalmadığı hâlde on bir ay daha uygulanmaya

devam edilmesi ölçüsüz bir müdahale olarak görülmüştür (Vendittelli/İtalya, §§ 31-40). Poiss/Avusturya (B. No: 9816/82, 23/4/1987) kararında,

başvurucunun taşınmazından geçici olarak kullanmasının ve tasarruf etmesinin

önüne geçen bir tedbirin uygulanması mülkiyet hakkına müdahale olarak

görülmüştür. AİHM, başvuruyu mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin birinci

kural çerçevesinde incelemiş ve müdahaleye konu tedbirin yirmi dört yıldır

devam etmiş olduğuna dikkat çekerek başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan

müdahalenin ölçülü olmadığına karar vermiştir (Poiss/Avusturya, §§ 61-70).

28. AİHM, ihlalin tespit edildiği bir başvuruda taraf devletin

ihlali gidermek ve ihlalden önceki duruma mümkün olduğunca dönülmesini

sağlayacak sekilde ihlalin sonuçlarını ortadan

kaldırmak yükümlüğünün bulunduğunu hatırlatmaktadır (Iatridis/Yunanistan [adil giderim] [BD], B. No: 31107/96,

19/10/2000, § 32). AİHM'e göre ihlalin doğası eski

hâle getirmeye (restitutio in integrum)

müsaitse bunu yerine getirmek görevi taraf devlete düşmektedir (Iatridis/Yunanistan, § 33). Dolayısıyla AİHM kimi

durumlarda, tespit edilen ihlalin niteliği itibarıyla eski hâle getirmenin

benimsenmesinin müsait olamayabileceğine dikkati çekmektedir (Beyeler/İtalya [adil giderim] [BD], B. No:

33202/96, 28/5/2002, § 20; Eski Yunan Kralı

ve diğerleri/Yunanistan [adil giderim] [BD], B. No: 25701/94,

28/11/2002, § 77). İç hukukun ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya olanak

tanımaması ve/veya ancak kısmen giderebilmesi durumunda AİHM, Sözleşme'nin 41.

maddesi gereğince mağdura uygun göreceği bir telafiyi sağlama yetkisinin

bulunduğunu kabul etmektedir (Brumarescu/Romanya

[adil giderim] [BD], B. No: 28342/95, 23/1/2001, § 20; Eski Yunan Kralı ve diğerleri/Yunanistan,

§ 73). AİHM, Iatridis/Yunanistan kararında eski hâle getirme

kapsamında başvurucunun kazanç kayıplarının da karşılanması gerektiğini

belirtmiştir (Iatridis/Yunanistan, §§ 39-45).

29. Antonovi/Bulgaristan (B. No: 20827/02, 1/10/2009)

kararına konu olayda başvurucuların kamulaştırılan taşınmazlarına karşılık

olarak bir daire verilmesi öngörülmüş, ancak bu daire aradan on altı yıl

geçmesine rağmen verilememiştir. Derece mahkemeleri 1991 ile 2000 yılları arası

dönem için başvurucu yararına maddi tazminat ve ayrıca manevi tazminat

verilmesine hükmetmişler ancak AİHM başvurucuların taşınmazlarından

yararlanamama durumunun devam ettiğini ve bu sürenin uzunluğuna dikkati çekerek

müdahalenin ölçülü olmadığına karar vermiştir (Antonovi/Bulgaristan,§§

27-31). Giderim yönünden ise AİHM, oğullarının evinde kalan başvurucuların kira

kaybı iddiasını kanıtlayamadıklarını belirtmiş ancak başvurucuların uzun bir

süre boyunca dairelerinden yararlanamadıkları gerekçesiyle başvuruculara maddi

tazminat ödenmesine karar vermiştir (Antonovi/Bulgaristan, §§ 34-39).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 22/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucu idarenin taşınmazına kamulaştırmasız el attığından

yakınmaktadır. Başvurucu hâlen taşınmazını kullanamadığını, ailesiyle birlikte

on yıldan fazla bir süredir bodrum katında yaşamak durumunda kaldığını,

müdahale yüzünden maddi ve manevi anlamda zarara uğratıldığını belirtmiştir.

Başvurucuya göre idarenin haksız el koyması yüzünden mülkiyetinde olan

taşınmazı dilediği gibi tasarruf etme hakkı elinden alınmıştır. Başvurucu hâlen

de enerji nakil hattının kaldırılmamış olduğunu belirtmektedir. Başvurucu buna

rağmen kendisine tazminat ödenmesi yönündeki talebin derece mahkemelerince

reddedildiğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

32. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın

"Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

34. Başvuru konusu olayda el atılan taşınmazın tapuda başvurucu

adına kayıtlı olduğu anlaşıldığına göre mülkün varlığında bir tereddüt

bulunmamaktadır.

35. Somut olayda başvurucunun taşınmazına idari irtifak tesis

edilmeksizin enerji nakil hattı geçirilmek suretiyle el konulmuştur. Buna göre

taşınmazın alt veya üst katmanlarına olayda olduğu gibi el atılması mülkten

kısmen yoksun bırakma sonucuna yol açmaktadır. Bu suretle mülk sahibi

taşınmazın bir bölümü olan üstündeki hava

veya altındaki arz katmanından mahrum kalmaktadır. Dolayısıyla

başvurucunun taşınmazından enerji nakil hattı geçirilmesi amacıyla idari

irtifak tesis edilmeksizin el atılması suretiyle yapılan müdahalenin mülkten

yoksun bırakmaya ilişkin ikinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir (Şevket Karataş, §§ 40-42).

36. Anayasa Mahkemesi daha önce Şevket

Karataş başvurusunda kamulaştırmasız el atma suretiyle mülkiyet

hakkına yapılan müdahaleler yönünden uygulanacak ilkeleri belirlemiştir (Şevket Karataş, §§ 45-59). Buna göre

kamulaştırmasız el atmanın, idareye taşınmazı kullanma ve kamulaştırma işlemi

yapmadan taşınmazı elde etme imkânı sağladığı, ancak bu müdahalenin mülk

sahibini çok önemli anayasal güvencelerden yoksun bıraktığı tespit edilmiştir.

Bu bağlamda ilk olarak Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında

kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek karşılığı üzerinden peşin olarak

ödeneceği hüküm altına alınmış olduğu hâlde kamulaştırmasız el atma yoluyla

peşin ödeme şartı yerine getirilmemiş olduğuna dikkat çekilmiştir. İkinci

olarak kamulaştırmasız el atma usulünde mülk sahiplerinin kamulaştırma işlemine

ve dayandığı kamu yararı kararına karşı idari dava açabilme imkânının ortadan

kaldırıldığına işaret edilmiştir. Bunun yanında kamulaştırmasız el atma

yönünden uzlaşma ve dava yoluna başvurma külfetinin maliklere yüklendiği

belirtilmiştir. Son olarak ise idarenin kamu yararı gereği taşınmaza ihtiyaç

duyması hâlinde olağan kamulaştırma usulüne, acele durumlarda da anılan

Kanun'da öngörülen el koyma usulüne başvurması mümkün iken kamulaştırmasız el

atma yolunu tercih etmesi meşru görülemeyeceği açıklanmıştır (Şevket Karataş, §§ 54-57).

37. Anayasa Mahkemesi sonuç olarak kamulaştırmasız el atmanın,

idare tarafından Anayasa'ya ve kanuna aykırı olarak oluşturulmuş bir durumun

hukuki olarak kabul edilmesine ve idareye kanuna aykırı davranışından fayda

sağlama imkânı sunmaya yol açtığını belirtmiştir. İdareye anayasal güvencelere

aykırı olarak kamulaştırmaya ilişkin önceden belirli kuralların ötesine geçme

imkânı sağlayan böyle bir uygulamanın ise mülkiyet hakkının korunması yönünden

öngörülemez ve keyfî durumlara sebebiyet verdiği vurgulanmıştır. Anayasa

Mahkemesi dolayısıyla Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerinde öngörülen hukuki

güvenceleri içermediği açık olan söz konusu uygulamanın kamulaştırma usulünün

bir alternatifi olarak görülmemesi gerektiğini ifade etmiştir (Şevket Karataş, § 58).

38. Somut olayda da anılan ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir

durum bulunmamaktadır. Bu durumda başvurucunun söz konusu taşınmazına idari

irtifak tesisedilmeksizin yapılan el atmanın

Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleriyle 2942 sayılı Kanun'da belirtilen usule

uymayan bir müdahale olduğu ve mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuna

dayalı olmadığı sonucuna varılmıştır.

39. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

41. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna

göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama

işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim

yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875,

7/6/2018, § 57).

42. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun taşınmazına idarece kamulaştırmasız

el atılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin idari bir eylemden kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

43. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin

ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca ihlalden

önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle devam eden

ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin ve bunların yol açtığı

sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi

zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin

alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §

55).

44. Öncelikle başvurucunun ihlal sebebiyle uğradığı maddi

zararlarının giderilip giderilmediği belirlenmelidir. Başvurucu gerek dava

dilekçesinde ve gerek bireysel başvuru kapsamında, taşınmazını dilediği gibi

kullanamadığından açık olarak şikâyet etmiş ve bu zararının karşılığı olarak

ise yoksun kaldığı kira kaybının maddi tazminat olarak ödenmesini talep

etmiştir. Başvurucunun bu talebi derece mahkemelerince ilerisi için düşünülen

kullanma şekillerine göre bedel talep etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle

reddedilmiştir. Gerçekten de başvurucunun henüz taşınmaz üzerinde beş katlı bir

yapı inşa ettiremediği için yoksun kaldığı bir kira kaybı bulunmamaktadır.

Bununla birlikte idari irtifak tesis edilmeksizin başvurucunun taşınmazı

üzerinde enerji nakil hattı geçirilmekle zarara uğradığı da ortadadır. Nitekim

başvurucu bu sebeple taşınmazından usulüne uygun bir kamulaştırma da

yapılmadığı hâlde dilediği gibi yararlanamamaktadır. Üstelik fiilî olarak

yapılan bu müdahale 2006 yılından bu yana devam etmektedir. Buna karşın başvurucuya

bu zararını karşılayacak hiçbir tazminat ödenmemiştir. Hâlbuki Yargıtay

Dairesinin süreli olarak irtifak tesis edildiği durumlarda geçici irtifak

bedeline hükmedildiği görülmektedir (bkz. §§ 22-23).

45. Dolayısıyla idari irtifak tesis edilmeksizin taşınmazına el

atılan başvurucunun maddi zararlarının idare tarafından giderilmediği, derece

mahkemelerinin de bu talebi reddetmekle giderimi sağlamadıkları

anlaşılmaktadır. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun olarak başvurucu yararına maddi tazminata hükmedilmesine ilişkin

yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Maddi tazminat miktarının kapsamı ve

belirlenmesi ise -kural olarak- bu konuda uzmanlaşmış derece mahkemelerinin

takdirindedir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak

üzere Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

Bu yol başvurucunun maddi zararları yönünden yeteri bir giderim taşıdığından

maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

46. Diğer taraftan ihlalin devam edip etmediği belirlenmelidir.

Somut olayda başvurucunun 15/9/2016 tarihli kararın uygulanması için 15/10/2015

tarihinde icra takibi başlattığı, kararın 17/5/2016 tarihinde kesinleşmesinden

sonra 26/4/2016 tarihinde davalıya muhtıra da gönderildiği anlaşılmaktadır.

Buna göre dosya kapsamından anlaşılan bilgilere göre ihlalin devam ettiği

görülmektedir.

47. Ayrıca Anayasa Mahkemesi daha önce Anayasa'nın 13. ve 35.

maddeleri yanında doğrudan 46. maddesine aykırı olan kamulaştırmasız el atma

uygulamasının ülkemizde yapısal bir sorun teşkil ettiğine dikkati çekmiştir.

Buna karşın derece mahkemelerince yalnızca kamulaştırma bedelinden ibaret olan

maddi tazminata hükmedilmesi ve manevi tazminat gibi başka yaptırımların

uygulanmaması idarelerin olağan kamulaştırma usulüne başvurmak yerine

kamulaştırmasız el atma uygulamasını tercih etmesine yol açtığı belirtilmiştir.

Nitekim 1/3/2014 tarihli ve 28928 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı'na ekli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

İhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı'nda da idarelerin kamulaştırmasız

el atma yoluna başvurmalarının önlenmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması

öngörülmüştür. Anayasa Mahkemesi kamulaştırmasız el atma uygulamasına son

verilmesi bakımından öngörülen bu tedbirlerin ve düzenlemelerin

gerçekleştirilmesinin önemine vurgu yapmıştır (Şevket

Karataş, §§ 68, 69).

48. Dolayısıyla hem devam eden ihlalin sona erdirilmesi hem de

Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlaline yol açıldığının

bilinerek idari anlamda gerekli tedbirlerin alınması ve benzeri nitelikte yeni

ihlallere yol açılmaması için kararın bir örneğinin taşınmaza el atan sorumlu

idare olan Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.nin ilgili

olduğu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına da gönderilmesi gerekir.

49. Bunun yanında başvurucunun kamulaştırmasız el atma sebebiyle

uğradığı manevi zararlarının karşılığı olarak başvurucuya net 10.000 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının giderimi için Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2015/109,

K.2015/726) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

başvurucunun maddi tazminat talebinin REDDİNE,

E. Kararın bir örneğinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE,

F. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

22/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Alaattin

ÖLÇER

Vekili : Av. Muhammed Enes YILMAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/1089, 22 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  13. C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  14. G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  15. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Özgüldür
  17. Hakyemez
  18. Ölçer
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/1089
Tarih
22 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Hadice Yıldırım Başvurusu (B. No: 2015/8709)
  • Sentez Reklam ve Tanıtım Hizm. San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/337)
  • Yaşar Kuşu Başvurusu (B. No: 2016/694)
  • Bayram Yacan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/13685)
  • Cihat Özdemir Başvurusu (B. No: 2016/9621)
  • Zeynep Kaplan Başvurusu (B. No: 2015/7311)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.