İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cihat Özdemir Başvurusu (B. No: 2016/9621)

1. Başvuru; hükümlünün bazı haklarından disiplin cezasının

Başvuru No2016/9621Tarih22 Ocak 2019Okuma12 dk · 2.473 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cihat Özdemir Başvurusu (2)

Karar tarihi
22 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2016/9621
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.473 kelime·12 dk okuma·8 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; hükümlünün bazı haklarından disiplin cezasının

yerine getirilmesi sürecinde mahrum bırakılması ve disiplin cezasına ilişkin savunmasını

müdafi huzurunda yapamaması nedenleriyle kötü muamele yasağı ile adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/5/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, başvuru tarihinde Kırıkkale F Tipi Yüksek

Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.

8. Ceza İnfaz Kurumunun ring aracıyla hastaneye sevkleri

sırasında başvurucunun da arasında bulunduğu hükümlülerin ring aracının

kamerasını peçeteyle kapatarak görüntü alınmasını engellemeleri üzerine

haklarında disiplin soruşturması başlatılmıştır.

9. Disiplin Kurulu Başkanlığının 28/1/2016 tarihli kararı ile

13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Kanun'un 43. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) bendi gereğince

başvurucunun "5 gün hücreye koyma

cezası" ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararda, bu

eyleme dair kamera kayıtlarının da incelendiği belirtilmiştir.

10. Başvurucu, anılan karara karşı Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine

(Hâkimlik) şikâyet başvurusunda bulunmuştur. Hâkimlik tarafından yazılan 10/3/2016

tarihli müzekkereyle 17/3/2016 tarihinde saat 13.35'te şikâyetin duruşmalı

olarak inceleneceği, savunmasını kendisi hazır bulunması ya da vekâletnamesini

ibraz etmesi suretiyle avukatı ile birlikte veya avukatı aracılığıyla

yapabileceği başvurucuya bildirilmiş, anılan müzekkere Ceza İnfaz Kurumu

idaresince başvurucuya 16/3/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

11. 17/3/2016 tarihli duruşmada başvurucunun avukatıyla görüşmek

istediğini bildirmesi üzerine Hâkimlikçe kendisine bu konuda daha önce tebligat

yapıldığı hatırlatılmıştır. Başvurucu ise duruşma tarihinin kendisine 16/3/2016

tarihinde tebliğ edildiğini, bu süre zarfında avukatıyla görüşmesinin mümkün

olmadığını ifade ederek ek süre talep etmiştir.

12. Hâkimlik, başvurucuya gerekli tebligat yapıldığı hâlde

başvurucunun avukatıyla hazır olmadığını ve beyanda bulunmadığını belirtmiş;

başvurucunun beyanda bulunmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar vererek

başvurucunun verilen disiplin cezasına itirazının reddine karar vermiştir.

13. Aynı celsede Ceza İnfaz Kurumunda jandarma astsubay olarak

görev yapan ve olay anında Ceza İnfaz Kurumunun ring aracında bulunan T.E. tanık

olarak dinlenmiş ve beyanında başvurucunun güvenlik kamerasının önüne peçete

kapatmak suretiyle içeriyi görmelerini engellediğini bildirmiştir. Başvurucuya

tanık beyanına karşı diyeceği olup olmadığı sorulmuş, başvurucu karşı bir

beyanda bulunmak istemediğini ifade etmiştir.

14. Başvurucu, müdafi huzurunda savunmasını yapamadığı itirazını

da içerir biçimde karara karşı itiraz etmiştir. İtiraz, Kırıkkale Ağır Ceza

Mahkemesinin 7/4/2016 tarihli kararıyla kararın usul ve yasaya uygun olduğu

gerekçesiyle reddedilmiştir.

15. Nihai karar başvurucuya 16/4/2016 tarihinde tebliğ edilmiş,

başvurucu 13/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Anayasa Mahkemesi 9/7/2018 tarihli yazısıyla Ceza İnfaz

Kurumundan başvurucunun hücre disiplin cezasının infaz edildiği süreçte

başvurucunun erişemediğini iddia ettiği hususlara ilişkin ayrıntılı bilgi talep

etmiştir. Ceza İnfaz Kurumu, Anayasa Mahkemesinin sorduğu tüm hususlara

12/7/2018 tarihinde yazılı cevap vermiştir. Söz konusu cevap şöyledir:

"1. Hücre cezasının

infaz edilip edilmediği ile ilgili olarak;

Kurumumuz Disiplin Kurulu'nun 28/01/2016

tarihli ve 2019/99 sayılı kararı ile verilen 5 Gün Hücreye Koyma disiplin

cezasına karşı adı geçenin Kırıkkale İnfaz Hakimliğine itiraz ettiği ve

itirazının reddedildiği, İnfaz Hakimliği kararına karşı yapmış olduğu itirazın

da Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmesi üzerine kararın kesinleştiği,

Kurum Tabibi tarafından 12/05/2016 tarihinde 2016/1642 protokol numarası ile

yapılan muayene sonucunda hücre cezasına katlanabileceğinin bildirildiği,

12/05/2016 - 17/05/2016 tarihleri arasında hücre cezası infaz edildiği

kayıtların tetkikinden anlaşılmıştır.

2. Başvurucunun yakınlarıyla görüştürülüp

görüştürülmediği; görüşmüş ise sayısı ve tarihleri ile ilgili olarak;

5275 sayılı Kanun'un 44. maddesinin 1. Fıkrasında ' Hücreye koyma cezası, hükümlünün

eylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere, geceli ve

gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her türlü temastan yoksun

bırakılmasıdır.', 5. Fıkrasında

'Hücreye konulan hükümlünün, resmî ve yetkili merciler ve avukat ile

görüşmesine engel olunmaz.' hükümlerinin yer aldığı bu nedenle hücre cezası infaz edilmekte iken yalnızca resmî ve

yetkili merciler (Vasi, Kayyım vb.) ve avukat ile görüşmesine izin

verilmektedir. Kanun hükümleri gereğince adı geçen hücre cezası

infaz edilmekte iken (5 Gün) yasal temsilcisi

olmayan yakınları ile görüştürülmemiştir.

3. Başvurucuya talebi üzerine kendisine gazete

ve diğer süreli veya süresiz yayınların verilip verilmediği ile ilgili olarak;

5275 sayılı Kanun'un 44. maddesinin 1. Fıkrasında yer alan ' Hücreye koyma cezası,

hükümlünün eylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar,

açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere,

geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her türlü temastan

yoksun bırakılmasıdır.' hükmü gereğince hücre cezasının infazı süresince (5 Gün) yayınlardan

faydalandırılmamıştır.

4. Başvurucunun televizyon izlemesine yada radyo dinlemesine müsaade edilip edilmediği, müsaade

edilmekte ise hangi şartlara tabi olduğu ile ilgili olarak;

5275 sayılı Kanun'un 44. maddesinin 1. Fıkrasında yer alan ' Hücreye koyma cezası,hükümlünün eylemlerinin

nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkı

saklı kalmak üzere, geceli ve gündüzlü bir

hücrede tek başına tutulması ve her türlü temastan yoksun bırakılmasıdır.' hükmü

gereğince hücre cezasının infazı süresince

(5 Gün) radyo dinlemesine ve televizyon izlemesinemüsaade

edilmemiş ancak merkezi sistem radyo yayınından faydalanmıştır.

5. Başvurucunun mektuplaşma imkanının bulunup

bulunmadığı ile ilgili olarak;

5275 sayılı Kanun'un 44. maddesinin 1. Fıkrasında yer alan ' Hücreye koyma cezası,

hükümlünün eylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar,

açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere,

geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her türlü temastan

yoksun bırakılmasıdır.' hükmü gereğince hücre cezasının infazı süresince (5 Gün) mektuplaşma imkanı bulunmamaktadır."

IV. İLGİLİ HUKUK

17. İlgili hukuk için bkz. Cihan

Yeşil, B. No: 2013/8635, 6/5/2015,§§ 23-26.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 22/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

19. Başvurucu, hükümlü olarak tutulduğu Ceza İnfaz Kurumunun

idaresince verilen hücre disiplin cezasının sonucu olarak ziyaretçi kabulüne,

televizyon izlemesine, radyo dinlemesine, gazete okumasına, mektup almasına

izin verilmemesi nedenleriyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

20. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“…

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

…”

21. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi

Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

22. Diğer taraftan Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 3. maddesi herhangi bir

sınırlama öngörmemekte ve işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve

cezaların yasaklanmasının mutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele

yasağının mutlak mahiyeti Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaş

veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hâlinde dahi, aynı

şekilde Sözleşme’nin 15. maddesi de benzer bir düzenleme ile kötü muamele

yasağına ilişkin herhangi bir istisna öngörmemiştir (Turan Günana, B. No: 2013/3550,

19/11/2014, § 33).

23. Tutulma koşulları, tutulanlara yapılan uygulamalar, ayrımcı davranışlar,

devlet görevlileri tarafından sarf edilen hakaretamiz ifadeler, kişiye normal

olmayan bazı şeyleri yedirme, içirme gibi muameleler kötü muamele olarak ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 90).

Mahpuslar, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum bırakılabilirken (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711,

23/7/2014, §§ 29-33) genel olarak Anayasa ve Sözleşme’nin ortak alanı

kapsamında kalan diğer temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bununla birlikte

ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve

disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin sağlanmasına yönelik

kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda sahip olunan haklar

sınırlanabilir (Turan Günana,

§ 35).

24. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecek

hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumu idaresi

ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetimsel

hatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Bu nedenle

mahpuslar için bir ceza infaz kurumundaki yaşam tüm yönleriyle

değerlendirilmelidir. Ceza infaz kurumlarındaki yaşam, mahpuslara sunulan

aktivitelerin genişliğinden mahpuslar ve ceza infaz görevlileri arasındaki

ilişkilerin genel durumuna kadar geniş bir alanda değerlendirilmelidir (Turan Günana, §

37). Anayasa’nın 17. maddesi, ceza infaz kurumunda tutulan bir mahpusun içinde

bulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekilde olmasını da koruma altına

almaktadır. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların mahpusları

özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha

fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerekir (Turan Günana, §

39).

25. Yukarıda ifade edilen tüm hususların yanında ilave olarak

bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına

girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiğini

ifade etmek gerekir.Her

olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate

alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve

ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler

önem taşımaktadır (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 23).

26. Öncelikle Anayasa Mahkemesi içtihadının ceza infaz

kurumlarında hükümlü ya da tutuklu statüsüyle tutulan kişilerin hücre hapsine

alınmasının ya da diğer tutulanlardan ayrılmasının tek başına Anayasa'nın 17.

maddesine aykırı bir durum oluşturmadığı yönünde olduğunu belirtmek gerekir.

Disiplinin sağlanması, güvenlik gerekçesi veya ayrı tutulan kişiyi diğer

tutulan kişilerden korumak kaygısıyla bu tür uygulamalar yapılabilmektedir (Turan Günana §

43; Ahmet Yeter, B. No:

2014/5100, 16/2/2017, § 39).

27. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde ceza infaz kurumlarında tutulma

koşullarını değerlendirirken başvurucular tarafından ileri sürülen somut

olaylara ilişkin iddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi ve

bu kapsamda önlemlerin şiddeti, süresi, amacı ve bireyler için sonuçlarının

birlikte değerlendirilmesi gerektiğini de kabul etmiştir (Turan Günana, §

38). Dolayısıyla her başvuruda somut olayın özel koşulları, alınan tedbirin niteliği

ve süresi, amacı ve söz konusu kişi üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir.

28. Ceza infaz kurumlarında farklı şekillerde ortaya çıkabilecek

kötü muamele biçimleri olabilir. Bununla birlikte hücre disiplin cezasının

infaz koşulları infazın niteliğinden kaynaklanan ve özgürlükten mahrum kalmanın

doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinin ötesinde asgari bir ağırlık

derecesine ulaşmalıdır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Raşit Konya, B. No: 2017/26780,

28/6/2018, § 50).

29. Somut olayda,hücre

disiplin cezası süresince açık havalandırmadan faydalandırılmadığı ya da müdafiiyle görüşemediği yönünde iddiaları bulunmayan

başvurucunun cezasının infazı süresince mahrum kaldığını iddia ettiği

hususlardan yalnızca merkezî sistem radyo yayınından faydalandırıldığı

anlaşılmıştır (bkz. § 16). Başvurucunun somut olayda mahrum bırakıldığı bazı

haklar hücre disiplin cezasının infazının niteliğinden kaynaklanmaktadır ve

özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucudur. Bu bakımdan somut olaydaki hücre

cezasının süresi ve infaz şekli gözetildiğinde başvurucunun bazı haklardan

mahrum bırakılmasının başvurucuyu yukarıda değinilen özgürlükten mahrum

kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı

veya eziyetli bir duruma sokmadığı anlaşılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağına ilişkin bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Müdafi Yardımından Yararlanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

31. Başvurucu, hakkında verilen hücre disiplin cezasına karşı

yaptığı şikâyetin değerlendirilmesi sürecinde müdafiiyle

savunma yapması için kendisine yeterli süre tanınmadığını belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Somut olayda başvurucunun Ceza İnfaz Kurumunun ring aracında

gerçekleştirdiği eylemine ilişkin olarak 5275 sayılı Kanun’un disiplin

hükümleri çerçevesinde Disiplin Kurulu tarafından ceza verilmiştir. Bu bağlamda

başvurucunun eylemi disiplin hukuku çerçevesinde değerlendirilmiştir.

33. Başvuruya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler Anayasa

Mahkemesinin Cihan Yeşil

kararında ortaya konulmuştur. Adı geçen kararla yirmi gün süreyle hücreye koyma

disiplin cezasının infazıyla haberleşme veya iletişim araçlarından ve ziyaretçi

kabulünden yoksun bırakılması sonucu ortaya çıkacağından disiplin cezasının

kişisel hak ve bu bağlamda medeni

hak niteliğinde olduğu, söz

konusu disiplin cezasından dolayı yaptığı şikâyetin İnfaz Hâkimliği tarafından

incelenmesinin de medeni hak ve yükümlüklere

ilişkin uyuşmazlık kapsamında kaldığı kabul edilmiştir (Cihan Yeşil, § 35).

34. Somut olayda da başvurucu, hücre cezasının infazından dolayı

haberleşme veya iletişim araçlarından ve ziyaretçi kabulünden yoksun

bırakılacağından hücreye koyma disiplin cezasının medeni hak niteliğinde olduğu

kabul edilmelidir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Cihan Yeşil, § 35).

35. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının, suç isnadına ve medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin dava türlerinin her

birine uygulanabileceğinde herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Bununla

birlikte somut olayda başvurucunun iddialarının Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının medeni hak ve

yükümlülükler yönü kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir.

Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasında sayılan haklar madde

metninde de belirtildiği üzere münhasıran suç isnadı altında bulunan kişilere

tanınmış usule ilişkin haklardır. Bu hakların Sözleşme'nin 6. maddenin (1)

numaralı fıkrasında belirtilen "medeni

hak ve yükümlülükler" ile ilgili "uyuşmazlıklar" için uygulanıp uygulanamayacağının

belirlenmesi gerekmektedir (Cihan Yeşil,

§ 42).

36. Anayasa Mahkemesi de Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında yer alan “hakkaniyete uygun yargılama” kavramının aynı maddenin (3)

numaralı fıkrasında yer alan “suç isnat edilmiş kişi”nin

asgari haklarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu kabul etmiştir (Erol Aydeğer, B. No: 2013/4784, 7/3/2014, § 34). Bununla

birlikte Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar

arasında bir ayrım yapılmadığından disiplin cezalarının da bu maddede öngörülen

ilkelere tabi olduğunu belirtmiştir (AYM, E.2010/28, K.2011/139, 20/10/2011).

37. Somut olayda başvurucunun, disiplin cezasına karşı yaptığı

şikâyetinin de uygun düştüğü ölçüde “kıyasen” Sözleşme’nin 6. maddesinin (3)

numaralı fıkrasının (c) bendinin tanıdığı usule ilişkin güvencelere sahip

olduğu kabul edilmesi gerekir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz.Cihan Yeşil, § 46).

38. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hakkaniyete uygun yargılama kavramından

hareket ederek adil yargılamanın gereklerini saptamıştır. Bu gereklerden en önemlisi

Anayasa'nın 36. maddesinde de açıkça ifade edilmiş olan savunma hakkıdır. Ceza yargılamasındaki

savunma haklarının güvence altına alınması demokratik toplumun temel bir

ilkesidir. Bu sebeple AİHM'e göre hakkaniyete uygun

bir yargılamanın gerçekleştirilmesi için yargılamanın yürütülmesi sırasında

alınan önlemlerin savunma hakkının yeterince ve tam olarak kullanılması ile

uyumlu olması, bu hakların teorik ve soyut değil etkili ve pratik olacak

şekilde yorumlanması gerekmektedir (Cihan

Yeşil, § 48).

39. Suç isnadı altındaki kişinin müdafi yardımından yararlanma

hakkının Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında korunan bir hak olduğu kuşkusuzdur

(AYM, E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013). Bu hak gereğince sanığa talebi hâlinde

müdafi tayin edilmesi gerekmektedir.

40. Somut olayda, başvurucunun müdafi ile temsil edilmesi için

mevzuatta herhangi bir zorunluluk bulunmamaktadır. 16/5/2011 tarihli ve 4675

sayılı İnfaz Hâkimliği Kanun'un 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasına eklenen

cümleye göre, disiplin cezasına karşı yapılan şikâyeti inceleyen infaz

hâkiminin eğer müdafi hazır ise müdafii hazır olan ve

vekâletnamesini ibraz eden avukatıyla veya avukat aracılığı ile hükümlü veya

tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen delilleri toplayıp

değerlendirdikten sonra kararını vermesi gerekir.

41. Başvuru konusu olayda Hâkimlikçe başvurucuya kendi avukatını

temin etme fırsatı tanınmış (bkz. § 10), başvurucu ise avukatını hazır

bulundurmamıştır. Tanık celsede başvurucunun huzurunda dinlenmiş, başvurucuya

tanığın beyanlarına karşı diyecekleri sorulmuş, başvurucu herhangi bir karşı

beyanda bulunmayacağını belirtmiştir (bkz. § 13). Şikâyete konu disiplin

işleminin ring aracındaki güvenlik kamerasının peçeteyle kapatılarak görüntünün

engellenmesi eyleminden kaynaklandığı, savunma hazırlamak için teknik veya

hukuki bilgi gerektirecek karmaşık olaylar olmadığı ve İnfaz Hâkimliği şikâyet

değerlendirme sürecinin basit usul kuralları ile yürütüldüğü, başvurucunun

eylemine ilişkin kamera kaydı bulunduğu (bkz. § 9) dikkate alınmalıdır.

42. Açıklanan gerekçelerle müdafi yardımından yararlanma hakkına

yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine

neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF

TUTULMASINA 22/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Tuğçe TAKCI Başvurucu : Cihat ÖZDEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/9621, 22 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kötü Muamele Yasağının
  9. B. Müdafi Yardımından Yararlanma Hakkının İhlal
  10. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/9621
Tarih
22 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Zeynep Kaplan Başvurusu (B. No: 2015/7311)
  • Hüda Çevik Başvurusu (B. No: 2015/2273)
  • Ümit Kaya Başvurusu (B. No: 2016/4354)
  • Azmi Okyay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/9747)
  • Fetullah Özbek Başvurusu (B. No: 2014/1581)
  • T.g.başvurusu (B. No: 2017/21163)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.