İçeriğe geç
AC
İkinci Bölüm Başvuru No: 2017/21163 Tarih:

T.g.başvurusu (B. No: 2017/21163)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

T.G.BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/21163)

Karar Tarihi: 9/1/2019

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; kişi hürriyeti ve güvenliği, eğitim, etkili başvuru

hakları ile kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/4/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Fetullahçı Terör

Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması soruşturmaları kapsamında 17/7/2016 tarihinde

gözaltına alınmış; 21/7/2016 tarihinde tutuklanmıştır.

7. Soruşturma devam ederken 2/4/2018 tarihinde başvurucu vefat

etmiştir.

8. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 2/4/2018 tarihinde ölmüş

olması nedeniyle başvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar

vermiştir.

9. Başvurucunun murisleri, avukatları aracılığıyla 17/8/2018

tarihinde verdikleri dilekçeyle bireysel başvurudaki talepleri yineleyerek

başvuruya devam etmek istediklerini beyan etmişlerdir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

10. Mahkemenin 9/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

11. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesi olmaksızın tutuklandığını,

adli kontrol tedbirinin neden yetersiz kaldığı açıklanmadan ölçülülük ilkesine

aykırı bir şekilde, gerekçesiz kararlarla ve dosya üzerinden yapılan

incelemelerle tutukluluğunun devam ettirildiğini, tutukluluk durumunun kanuna

aykırı olarak 1 ayı aşan sürelerle gözden geçirildiğini, tutukluluğun devamı

kararlarının geç tebliğ edilmesi ve gizlilik kararı nedeniyle tutukluluğa

itiraz imkânının ortadan kaldırıldığını, tutukluluğa itirazlarının geç incelendiğini,

itirazlarını inceleyen sulh ceza mahkemelerinin etkili bir yol olmadığını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği, adil yargılanma ve etkili başvuru

haklarının; yabancı dil seviyesini yükseltmek ve yabancı dil sınavına girmek

amacıyla istediği yabancı dil kitaplarının kendisine verilmediğini, bu karara

yaptığı itirazların gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini belirterek eğitim

hakkının; koşulları oluşmadan ve sağlık kontrolünden geçirilmeden tek kişilik

hücreye konulduğunu, bu karara yaptığı itirazın gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini,ceza infaz kurumunun kalabalık ve sağlık

koşulları açısından yetersiz olduğunu, sosyal aktivite imkânlarından

yararlandırılmadığını belirterek kötü muamele yasağının ve ayrımcılık ilkesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

12. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (7) numaralı

fıkrası şu şekildedir:

"Bireysel başvuruların

incelenmesinde, bu Kanun ve İçtüzükte hüküm bulunmayan hâllerde ilgili usul

kanunlarının bireysel başvurunun niteliğine uygun hükümleri uygulanır."

13. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 84. maddesinin (1) numaralı fıkrası şu şekildedir:

"Bireysel başvuruların

incelenmesinde, kararların infazında Kanun ve İçtüzükte hüküm bulunmayan

hâllerde ilgili usul kanunlarının bireysel başvurunun niteliğine uygun

hükümleri uygulanır."

14. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun "Dava sırasında taraflardan

birinin ölümü" kenar başlıklı 55. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şu şekildedir:

"Taraflardan birinin

ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla

belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim,

gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım

atanmasına karar verebilir."

15. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

606. maddesi şu şekildedir:

"Miras, üç ay içinde reddolunabilir.

Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı

olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın

ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği

tarihten işlemeye başlar."

16. Başvurunun incelemesi devam ederken başvurucunun 2/4/2018

tarihinde öldüğü nüfus kayıtlarından anlaşılmıştır.

17. Anayasa Mahkemesi Asya

Oktay ve diğerleri kararında (B. No: 2014/3549, 22/3/2017, §§ 18-21)

başvurucunun bireysel başvurunun yapıldığı tarihten sonra ölmesi durumunda

başvurunun incelenmesine devam edilip edilemeyeceğine ilişkin ilkelerini

belirlemiştir. Anılan kararın ilgili bölümü şöyledir:

"18. Uygulamada hukuk yargılamalarında,

taraflardan birinin ölümü halinde dava sonunda verilecek hükmün olumlu veya

olumsuz bir şekilde mirasçıların haklarını etkilemesi nedeniyle davaya

mirasçılar tarafından devam edilebileceğinin kabul edildiği hallerde,

mahkemelerce mirasçılara usulüne uygun olarak tebligat yapılarak mirası

reddetmeyen mirasçıların mecburi dava arkadaşı olarak davada yer almalarının

sağlandığı görülmektedir (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E. 2015/20127, K.

2015/21189, 26/11/2015).

19. Asli görevi Anayasa'yı yorumlamak, böylece

Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklerin kapsam ve sınırlarını belirlemek

olan Anayasa Mahkemesinin (Mahkeme) bireysel başvuru yolunda başvurucuların

başvuru tarihinden sonra vefat etmeleri hâlinde yukarıda yer verilen usulü

benimseyerek4721 sayılı Kanun'unanılan hükümlerindeki

tarihleri tespit etme ve buna göre mirası reddetmeyen mirasçıların başvuruya

devam etmelerini sağlama yükümlülüğünü üstlenmesinin, Mahkemenin asli görevini

yerine getirmesi önünde engel teşkil edecek ve böylelikle Mahkemeyi temel

işlevinden uzaklaştırabilecek olması nedeniyle bireysel başvurunun niteliğine

uygun düşmediği görülmektedir.

20. İçtüzük'ün 80.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendine göre başvurunun incelenmesinin

sürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatine varılması hâlinde

başvurunun düşmesine karar verilebilir. Bununla birlikte İçtüzük'ün

80. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereği Anayasa'nın uygulanması,

yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da

insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde başvurunun incelenmesine

devam edilebileceği öngörülmüştür.

21. Yukarıda yer verilen açıklamalar

doğrultusunda Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların

kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli

kıldığı hâller gibi başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir

sebebin olmadığı kanaatine varıldığı durumlarda, başvurucuların vefat etmesi

hâlinde başvuruya devam edilmesinin sağlanması yönünden öncelikli yükümlülüğün

başvuruya devam etme hakları olan şahıslarda bulunduğu kabul edilmelidir."

18. Anayasa Mahkemesi Asya

Oktay ve diğerleri içtihadından sonraki dönemde, bireysel başvuru

devam ederken başvurucunun ölmesi durumunda ölenin mirasçılarına başvuruya

devam edip etmeyecekleri hususunda bildirimde bulunma yönünde bir uygulama

gerçekleştirmemiş, ölüm tarihinden sonra makul bir süre içinde kendiliğinden

Anayasa Mahkemesine başvurarak başvuruya devam etmek istediğini bildiren

mirasçıların -menfaatlerinin bulunup bulunmadığını da gözeterek- başvurularını

incelemiştir (örnek kararlar için bkz. Ayten

Yeğenoğlu, B. No: 2015/1685, 23/5/2018 [ölümden yaklaşık üç ay

sonra]; Fatma Ülker Akkaya, B.

No: 2014/18979, 22/2/2018 [ölümden iki ay sonra]). Buna karşılık mirasçıların

başvuruyu devam ettirme yönündeki iradelerini Anayasa Mahkemesine bildirmediği

hallerde düşme kararı verilmektedir (örnek kararlar için bkz. Ali Sedat Yücelik ve diğerleri, B. No:

2015/2574, 9/5/2018, §§ 22-25; Abbas Çelik

ve diğerleri, B. No: 2014/749, 7/3/2018, §§ 26-29; Haşim Özpolat, B. No: 2014/3140,

21/9/2017, § 19 Şükran Çopuraslan,

B. No: 2014/4695, 14/9/2017, § 22).

19. Anayasa Mahkemesi, ölenin mirasçılarının başvuruyu devam

ettirme iradelerinin ancak makul süre içinde yapılması hâlinde geçerli

olabileceğini kabul etmekle birlikte bu süreyi somutlaştırmamıştır. Hukuki

belirliliğin sağlanması bakımından mirasçıların başvuruyu devam ettirme

iradelerinin geçerli kabul edilebileceği makul sürenin ne olduğunun

belirginleştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

20. 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasında

öngörülen otuz günlük bireysel başvuru süresinin mirasçılar yönünden de kıyasen

uygulanması gerektiği düşünülebilir. Ancak Türk hukukunda mirasçıların mirası

reddetme hakkını da haiz oldukları gözetildiğinde makul sürenin tespitinde

mirası ret süresinin de gözönünde bulundurulması

gerektiği değerlendirilmiştir. 4721 sayılı Kanun'un 606. maddesinin birinci

fıkrasında, yasal ve atanmış mirasçıların mirası üç ay içinde

reddedebilecekleri belirtilmiştir. Dolayısıyla bireysel başvuru yapıldıktan

sonra ölen başvurucuların mirasçılarının başvuruyu devam ettirme yönündeki

taleplerini Anayasa Mahkemesine iletebilecekleri makul sürenin -haklı

mazeretler saklı kalmak kaydıyla- ölüm tarihinden itibaren dört ay olarak

tespitinin uygun olacağı sonucuna ulaşılmıştır.

21. Somut olayda başvuru devam ederken ölen başvurucunun

mirasçıları ölüm tarihinden itibaren dört ay geçtikten sonra başvuruya devam

etmek istediklerine ilişkin taleplerini Anayasa Mahkemesine iletmişlerdir. Bu

durumda başvuruya devam etme talebinin dört

aylık süre içinde yapılmadığı açıktır.

22. Öte yandan somut başvuruya benzer şikâyetler, Anayasa

Mahkemesince karara bağlanmış olup bu kararlarda ilgili Anayasa hükümleri

uygulanıp yorumlanmış ve temel hak ve özgürlüğün kapsam ve sınırları

belirlenmiştir (mahpusların ifade özgürlüğü, eğitim hakkı, iyileştirme

faaliyetleri hakkında bkz. Halil Bayık [GK],

B. No: 2014/20002, 30/11/2017, §§ 23-51;

İbrahim Kaptan (2), B. No: 2017/30723, 12/9/2018, §§ 22-37; İbrahim Kaptan, B. No: 2017/30510,

18/7/2018, §§ 49-65; Fatih Dokur, B.

No: 2017/32217, 24/5/2018, §§ 19-29; Mehmet

Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, §§ 60-87;

ceza infaz kurumunda kalabalık odada tutulma iddiası için bkz. Mehmet Hanifi Baki,

B. No: 2017/36197, 27/6/2018, §§ 32-51; ceza infaz kurumunun tek kişilik

odasında tutulma iddiası için bkz. Raşit

Konya, B. No: 2017/26780, 28/6/2018, §§ 35-52; tutukluluk ve

tutukluluğa itiraz incelemelerinde uygulanması gereken usule ilişkin

güvencelerle ilgili iddialar için bkz. Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:

2012/1158, 21/11/2013, §§ 64-78; Mehmet

Halim Oral, B. No: 2012/1221, 16/10/2014, §§ 50-54; Ferit Çelik, B. No: 2012/1220, 10/12/2014,

§§ 51, 52; Hikmet Yayğın,

B. No: 2013/1279, 30/12/2014, §§ 29-36; Emrah

Oğuz, B. No: 2013/1755, 25/3/2015, §§ 43-54; Ulaş Kaya ve Adnan Ataman, B. No:

2013/4128, 18/11/2015, §§ 53-73; sulh ceza hâkimliklerinin yapısına ilişkin

iddialar için bkz. Hikmet Kopar ve diğerleri

[GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 101-115; Mehmet

Baransu (2), B. No: 2015/7231, §§ 64-78;

soruşturma dosyasına erişimin kısıtlandığına ilişkin iddialar için bkz. Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:

2013/1631, 17/12/2015, §§ 168-176; Hidayet

Karaca [GK], B. No:

2015/144, 14/7/2015, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, §§ 248-257; tutuklamanın hukukiliğine ilişkin iddialar için bkz. Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158,

26/7/2017, §§ 59-68; Şahin Alpay [GK], B. No: 2016/16092, 11/1/2018, §§ 77-91; Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 237-257; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§

110-124; tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın

yapıldığı iddiaları için bkz. Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 326-359; Erdal

Tercan [GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018, § 246). Dolayısıyla

başvurunun incelenmesine devam etmeyi gerekli kılan ve İçtüzük'ün

80. maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen nedenlerden biri de

bulunmamaktadır.

23. Açıklanan gerekçelerle başvurunun düşmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Başvurunun DÜŞMESİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

T.G.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/21163, 9 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası