İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Burak Bayburt ve Zeynep Bayburt Başvurusu (B. No: 2015/12057)

1. Başvuru, yakınlarının ölümünde sorumluluğu bulunduğu iddia

Başvuru No2015/12057Tarih22 Ocak 2019Okuma16 dk · 3.201 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Burak Bayburt Ve Zeynep Bayburt Başvurusu

Karar tarihi
22 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2015/12057
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.201 kelime·16 dk okuma·7 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yakınlarının ölümünde sorumluluğu bulunduğu iddia

edilen kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle yaşam

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvuruculardan Zeynep Bayburt, epilepsi hastası olan eşi Y.B.nin nöbet geçirmesi üzerine 30/12/2014 tarihinde

Giresun Devlet Hastanesi (Hastane) Acil Servisine başvurmuştur. Başvurucu;

eşinin üç gündür ilaçlarını almayı reddettiğini, saldırgan hareketlerinin ve

genel durumunun giderek kötüleştiğini ilgili doktora ifade etmiştir.

7. İlk aşamada Hastanenin Acil Servisinde gerekli tetkikleri

yapılan Y.B.nin nedeni bilinmeyen yüksek ateşinin

olduğu, sık sık epilepsi nöbeti geçirdiği, beyin iltihabı şüphesi bulunduğu,

kendisinde bilinç bozukluğu oluştuğu için aynı Hastanede görev yapan Nöroloji

Doktoru T.Y. tarafından yoğun bakım servisine yatırılması uygun görülmüştür.

8. 31/12/2014 tarihinde Y.B.nin genel

durumunda düzelme olduğunu tespit eden T.Y., hastanın birkaç gün daha yoğun

bakımda takip ve tedavi edilmesinin uygun olacağını değerlendirmiştir.

9. 2/1/2015 tarihinde Y.B.nin tamamen

bilinci yerinde olarak tedaviyi reddetmesi, yoğun bakım hemşiresini darbetmesi ve saldırgan davranışlarının aşırı biçimde devam

etmesi üzerine Y.B., hasta yakınlarının da rızası ile her iki kol ve bacağından

kol ve bacak bağlarıyla, ayrıca gövdesinden çarşafla bağlanarak sakinleştirici

ilaçlar yapılmak suretiyle yatağa sabitlenmiş bir şekilde yoğun bakımdan

Nöroloji Servisine çıkarılmıştır.

10. 3/1/2015 tarihinde Y.B. odada yalnız olduğu bir anda

bağlarından kendini kurtarmış, saat 16.20 sıralarında sesler üzerine gelen

hemşireler tarafından camda iken fark edilmiş ancak kendisine yetişilemeden odasının

camından atlamak suretiyle intihar etmiştir. Y.B. yapılan tüm müdahalelere

rağmen saat 16.50'de hayatını kaybetmiştir.

11. Saat 17.00 sıralarında Giresun Cumhuriyet Başsavcılığına

(Başsavcılık) haber verilmesi üzerine Başsavcılık tarafından olayla ilgili

olarak derhâl ve resen soruşturma başlatılmıştır. Başvurucular da 30/1/2015

tarihli dilekçeyle ölüm olayında sorumluluğu bulunan sağlık personelinden

şikâyetçi olmuştur. Her iki soruşturma Başsavcılık tarafından 2015/4 numaralı

dosyada birleştirilerek yürütülmüştür.

12. Olayın haber verilmesi üzerine aynı gün Hastaneye gelen

Cumhuriyet savcısı, olay yeri ile müteveffanın yattığı odada da incelemeler

yapmıştır. Cumhuriyet savcısı huzurunda, saat 18.30 civarında Olay Yeri

İnceleme Bürosunda görevli kolluk görevlisi tarafından fotoğraf çekimi

yapılırken aile hekimliğinde görevli bilirkişi doktor tarafından da ölü muayene

işlemi gerçekleştirilmiştir.

13. 3/1/2015 tarihli Ölü Muayene Tutanağı'nda

özetle cesedin sağ kaşında sıyrık olduğu, sağ kulağından kan geldiği,

kafatasında 5 cm civarında, düşmeye bağlı kesi ve çökme kırığı bulunduğu, boyun

kemiğinin kırık olduğu, sağ ayak bileğinde morarma ve sıyrıklar ile sol diz

kapağında morluk olduğu, herhangi bir darp ya da cebir izine rastlanmadığı

belirtilmiştir. Raporda, ölüm sebebinin kafa travmasına bağlı solunum ve

dolaşım yetmezliği olduğu tespitinde bulunulmuş ve kesin ölüm sebebinin tespiti

için klasik otopsi yapılması gerektiğine istinaden cesedin Trabzon Adli Tıp

Kurumuna (ATK) sevkine karar verildiği belirtilmiştir.

14. Başsavcılık tarafından aynı gün ceset klasik otopsi işlemi

için ATK Trabzon Grup Başkanlığına gönderilmiştir. ATK'nın

27/2/2015 tarihli otopsi raporunda özetle, kafatasında oksipitalde

çok parçalı çökme kırığı, çok sayıda kaburgada ayrıklı parçalı kırık, sağ göğüs

boşluğunda kan, her iki akciğerde kanama, her iki göğüs arka duvarda kaburga

kırıkları bulunduğu, otopsi esnasında alınan kan, göz içi sıvısı ve idrarın

kimyasal tetkikinden rastlanan ilaç etken maddelerinin tedavi dozlarında olduğu

belirtilerek kesin ölüm nedeninin genel beden travmasına bağlı kafatası, omurga

ve kaburga kırıkları ile birlikte bulunan beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ve iç organ harabiyeti

olduğu tespitine yer verilmiştir.

15. Giresun İl Emniyet Müdürlüğü 13/1/2015 havale tarihli

fezlekesiyle olaya dair temin edilen bazı tanık beyanlarını Başsavcılığa

iletmiştir.

16. Başsavcılık Hastaneden 18/2/2015 tarihinde müteveffanın

odasının bulunduğu koridoru görüntüleyen kamera varsa kayıtlarını talep etmiş,

Hastane 2/3/2015 havale tarihli yazısıyla belirtilen yeri görüntüleyen bir

kamera bulunmadığını bildirmiştir.

17. Başsavcılık 10/2/2015 tarihinde Giresun Valiliğinden

(Valilik) olayda kusuru bulunan Hastahanede görevli

sağlık personeli hakkında görevi ihmal suçundan soruşturma yürütülmesi için

2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması

Hakkında Kanun uyarınca soruşturma izni verilmesi talebinde bulunmuştur.

18. Olay anında Hastanede görevli nöbetçi nöroloji doktoru,

hastadan sorumlu nöroloji doktoru, idari nöbetçi patoloji doktoru, nöroloji

servisi hemşireleri, yoğun bakım hemşireleri ve nöbetçi sorumlu hemşire

hakkında ön inceleme yürütülmüştür. Ön incelemeciler tarafından hastadan

sorumlu doktorlar, yoğun bakımda ve serviste olay günü görev yapan hemşireler,

klinik destek görevlileri, temizlik görevlisi ve güvenlik görevlisinin

beyanları alınmıştır. Anılan şahıslar olayın seyrine ilişkin benzer beyanlarda

bulunmuşlardır.

19. Hastadan sorumlu olan Nöroloji Doktoru T.Y.nin

ön inceleme sırasında alınan beyanının ilgili kısımları şöyledir:

" [Y.B.] isimli erkek hasta 30.12.14 tarihinde acil servise

başvurmuştur. Hastanın bilinen epilepsi hastalığı ve bununla ilgili kullandığı

ilaçları mevcutmuş. Hasta acil servise, evde olan kasılmalarının ardından

halsiz ve uykuya meyilli bir halde getirilmiş. Takiplerinde aşırı derecede huzursuz

ve sinirli, etrafına saldıran bir durum gelişmiş, arada kasılmaları da devam

ediyormuş. Hasta yakınları acil doktoruna 3 gündür böyle olup, giderek

kötüleştiğini ve ilaçlarının hiç birini almadığını

ifade etmiş. 30.12.14 tarihinde acile bakan sorumlu nöroloji doktoru ben

olduğum için acil doktoru tarafından telefonla arandım ve hasta hakkında

bilgilendirildim, ateş yüksekliğinin 38.5 santigrat

derece olduğu, hastanın 2 gün önce 28.12.14 tarihinde aynı şikayetlerle

nöroloji polikliniğinde görüldüğü, ilaç düzenlenerek ilaçlarını düzenli

almasının söy1endiği ve hastanın o gün genel durumu iyi olduğundan evine

gönderildiğini öğrendim. Ardından bir süre sonra poliklinik odamda muayene

yaparken odama gelen hastanın yakını ile görüştüm. ... Hastanın bana danışıldığında

ateş yüksekliğinin de olduğunu öğrenince hastanın sara nöbetlerini tetikleyen

bir enfeksiyon varlığı açısından enfeksiyon hastalıkları tarafından konsulte edilmesini ... ifade ettim. Enfeksiyon

hastalıkları doktoru tarafından ayrıntılı olarak değerlendirilen hastanın

birçok farklı tah1i1, tetkik ve belinden beyin suyu alınarak ensefalit/meningoensefalit

yönünden tahlil yapılmış. Ancak yüksek ateşe neden olabilecek herhangi bir

enfeksiyon odağı bulunamadığı, ateş takibi gerektiği, alınan kültür tetkiklerinin

sonuçlarına göre tekrar değerlendirileceği belirtilmiş. ... acile hastayı

değerlendirmek için gittiğimde, hastaya aşırı sinirlililiği,

küfürlü konuşmaları ve yatağında zapt edilemediği için ben gelmeden hemen önce nörodol iğne yapıldığını öğrendim. ... Hastanın eşi tarafindan bu durumun daha öncede defalarca olduğu

belirtildi ve nörodol iğnesinin epileptik nöbet

tetikleme yan etkisi nedeniyle hastaya yan etki yapmış olduğu göz önünde

bulundurularak, jeneralize tonik-klonik

nöbetleri art arda tekrarlayan hastaya infuzyonu

yapıldı. Nedeni bilinmeyen ateş yüksekliği, ensefalit

şüphesi ve status epileptikus

kliğini olduğudan hastaya yatış yapılması uygun

görüldü...

...

Yine eski kayıtlarda geçen ilaçları

incelediğimde bu bu branşlarla ilgili ilaçlar dışında

psikiyatri gibi herhangi bir branşa ait kayda rastlamadım. ... Acilde çekilen

beyin diffüzyon MRG'de sol

beyin yarısında yaygın geçirilmiş damar tıkanıklıklarına bağlı hasarlı alanlar

gördüm, ... Hastaya EEG çekilmesini istedim. Ancak 28.12.14 tarihli yeni

çekilen EEG olduğunu öğrendiğim için çekilen EEG incelemesini değerlendirdim.

... Hastaya hem nöbet kontrolünü sağlamak hem de epilepsi nöbeti geçirmediği

aralarda olan saldırganlığını önlemek amacıyla diazem

tedavisi uyguladım. ... Enfeksiyon hastalıkları tarafından ensefalit

şüphesi ve ateş yüksekliği açısından kültür sonuçları çıkana kadar tedavide geç

kalınması için intravenöz antibiyotik tedavisi

başlandı. Ensefalit şüphesini netleştirmek için

kontrastlı beyin MRG için randevu alındı. ... 31.12.14 tarihi akşam saatlerinde

yaptığım hasta başı vizitimde diazem

infüzyonunun 2. gününde nöbetlerinin durduğunu,

uykuya meyilli olsa da bilincinin açı1dığını ve sorduğum sorulara kısmen de

olsa anlamlı cevap vermeye başladığını, normal yemek yemeğe başladığını gördüm.

Ateş ve bilinç yakın takibine devam edilmesinin uygun oacağını

düşünerek bir iki gün daha yoğun bakımda takip edilmesine karar verdim. Genel

yoğun bakım hemşirelerine de, hasta iyice düzelirse ve

eş zamanlı başka yoğun bakım ihtiyacı olan bir hasta söz konusu olursa hastanın

normal servise çıkabitecegi yönünde bilgi verdim.

03.01.2015 tarihinde ilaç1ara rağmen aşırı saldırganlığının olduğunu, yoğun

bakım hemşirelerine saldırıda bulunup, hastanın bilincinin tamamen açık olarak

tedaviyi reddettiği hastane telefonundan cep telefonum aranarak tarafıma

bildirildi. Sözlü order ile hastaya diazem yapılması, bu durumun yakınlarına bildirilmesi gerektiğ, hastanın kendisinin tedaviyi kabul etmediğine

dair imza alınarak taburcu olabileceği ya da hasta ı.v.

antibiyotik aldığı ve nöbet açısından takibi yönüyle yatmasında fayda

olduğundan hasta yakınları ile görüşülerek. serviste

yakınları tarafindan kontrol ve yakın gözetim altında

tutulabilecekse servise alınması öneri1di. Yoğun bakım hemşiresi tekrar telefon

açarak, hasta yakınları ile görüştüklerini ve hasta ile ilgilenmeyi ve başında

durmayı kabul ettiklerini, hastayı hastaneden çıkarmak istemediklerini bildirdi

ve hasta diazem uygulanarak nöroloji servisine

geçirilmesi ifade edildi. ... Hastanın yoğun bakımdan çıkabilecek kadar iyi

durumda olduğu ve yoğun bakım yatağı ihtiyacı olması halinde yoğun bakımdan

servise çıkarılabilecek bir hasta olduğu, yoğun bakım vizitini

yapan nöbetçi anestezi ve yoğun bakım uzmanı hekim tarafindan

da hemşirelere ifade edilmiş. .... Servis hemşireleri ve personel tarafından

hastanın kendisine zarar vermemesi amacıyla her bir kolundan iki kol bağı, her

bir bacağından bacak bağı ve gövdesinden çarşafla yatağa bağlanan (bu durum

için hasta yakınından sözel ve yazılı onay alınmıştır) hastaya nöbetçi doktor

tarafından nörodol yapılması servis hemşiresine

söylenmiş. Ancak hasta öncesinde tarafıma telefonla danışıldığında hastaya nörodol yapılması halinde epilepsi nöbetlerini tetikleyici

yan etki yaptığından ... mümkün olduğunca uygulanmaması, seroquel

200 mg tablet verilmesi, tekrar zorda kalınırsa diazem

uygulanabileceği, ancak diazem çok kısa bir süre önce

yoğun bakımdan çıkarken yapıldığından ve ard arda

uygulanan dozları solunumu deprese edici etki

yapabileceğinden seroquelin etkisinin beklenmesi önerilnıişti. Bu nedenle ... hastaya 200 mg seroquel ağızdan verilmiş ve hastanın ilacı yuttuğundan

emin olunana kadar hemşire başında beklemiş. Hastanın ilacı yuttuğundan emin

olan servis hemşiresi, yatağa kollarından, bacaklanndan

ve gövdesinden bağlanarak sabitlenmiş olan hastayı hastanın eşine, yani refalartçisine teslim ederek, kısa bir süreliğine odadan

ayrılmış. Hasta yakını da hastanın durumunu gördüğü, hastanın başında durması

ve herhangi bir durumda hemşire hanımlara haber vermesi kendisine söylenmiş

olmasına rağmen odayı terk ettiği ve aynı servisteki başka bir odada tanıdığı

kişilerin yanına gitmiş olduğu hem hastane personeli hem de servisteki diğer

hastalar tarafından bana söylenmiştir. Hasta, yakınının odada olmadığı bu süre

içerisinde yatağa sabitleme bağlarını koparmış, idrar sondasını ve damar

yollarını çıkarmış. Yan odadan gelen gürültüleri duyan diğer odadaki hasta ve

hasta yakınları hemşire hanımlara seslenmiş, hızla olay yerine gelen hemşire

hanım odanın kapısını açtığında hastayı camda görmüş ve o anda hemşire

yetişemeden hasta odasının camından 2. kattan aşağı atlayarak intihar etmiş ve

acil serviste yapılan tüm müdahalelere rağmen yanıt alınamayarak hayatını

kaybetmiş (ex olmuş)..."

20. Hastanın servise çıkarılmasından sonra ilk tedavisini yapan

Hemşire B.O.nun beyanının ilgili kısımları şöyledir:

"...Daha sonra tahminen 15:50 civarında genel yoğun bakımdan hasta bir hemşire, iki

tane yoğun bakım klinik destek personeli ve bir hastane özel güvenlik görevlisi

ile birlikte hastanın eşi refakatinde yatağa sabitlenmiş bir şekilde nöroloji

servisine geldi. Hasta servis koridorunda yoğun bakım yatağından normal servis

yatağına alınırken saldırgan davranışları ile biz görevlilere karşı küfür

ederek saldırmaya çalıştı. Güvenlik görevlisine tekme attı. ... Hatta görevli

dört tane erkek personel tarafından zor zapt edildi. Hasta o sırada yanımızda

olan eşini gördükçe daha çok saldırganlaşıp küfürler etmeye başladı. ...

Hastanın eşi yapılan işlemleri görüyordu. O sesleri duyan nöbetçi dahiliye

uzmanı Dr. [F.V.] yanımıza

geldi. ... O sırada Dr. [T.Y.]

tarafından sözlü ordır edilen seragual

100 mg tablet koridorda Hemşire [E.D.] tarafından hastaya yutturuldu. Dr. [F.V.] sakinleştirici norodol akineton ampul yapmamızı söyledi. Bizde Dr. [T.Y.nin] epilepsi

nöbetlerini artıracağını söylediğinden yapmamamız gerektiğini söyledik. Dr. [F.V.] de tamam dedi. Hasta servis koridorunda yaklaşık 15-

20 dakika yoğun bakım yatağından servis yatağına alınmaya çalışıldı. Yatağa

alındıktan sonra 2 ayakları 2 kolları ikişer tane sabitleyici ile yatağa

bağlandı. Ayrıca göğsünden tespitlenerek hareketi

kısıtlandı .... Bu arada hastanın eşi kapı önünde bizi izliyordu. Hemşire [E.D.] hastanın yanındayken sözlü ordır

edilen seregual 100 mg hastaya yutturmaya çalıştı ve

Dr. [T.Y.nin] sözlü ordır etmiş olduğu seregual

200 mg ilacın toplam dozunu vermiş oldu. Bu süre zarfında hasta sakinleşmiş bir

durumdaydı. Ben, Dr. [F.V.]

hastanın eşi kapının önünde beş dakika kadar bekledik. Hastanın sakinleştiğini

görünce eşi kapı önünde kaldı ve biz görevliler diğer hastalarla ilgilenmek

üzere oradan ayrıldık. ... Aradan 5 dakika geçti geçmedi, diğer hasta yakınları

koridorda hasta atlıyor çığlıklarını duymam üzerine bulunduğum odadan çıkarak

254 nolu odaya koştum. O sırada Hemşire [E.D.] koşarak geldi. Hastanın kapısına vardığımızda hasta

kendini camdan dışarı sarkıtmış bir eliyle pencere arasını tutuyordu. Kafası

bizi görecek kadar yüksekti. Bizi görünce hasta kendisini bıraktı..."

21. Yürütülen idari soruşturma neticesinde ilgililer hakkında

soruşturma izni verilmemesi gerektiği kanaatini içeren 17/3/2015 tarihli ön

inceleme raporu düzenlenmiştir.

22. Valilik 24/3/2015 tarihli kararıyla hastanın tıbbi anlamda

gerek tedavisi gerek güvenliğini sağlamak adına tıbbi ve manevi olarak tüm

yapılması gereken uygulamaların yapıldığı, ilgililerin yapılan tıbbi iş ve

işlemlerde herhangi bir kusur veya ihmallerinin olmadığı gerekçesiyle

soruşturma izni verilmemesine karar vermiştir.

23. Karara karşı başvurucular tarafından yapılan itiraz, Ordu

Bölge İdare Mahkemesinin 20/5/2015 tarihli kararıyla soruşturma izni

verilmemesi kararının yöntem ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle

reddedilmiştir.

24. Başvurucular anılan kararın 11/6/2015 tarihinde kendilerine

tebliğ edilmesi üzerine 13/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

25. Başsavcılık 23/6/2015 tarihli kararıyla ölüm olayıyla ilgili

herhangi bir suç unsuru tespit edilemediğini belirterek kovuşturmaya yer

olmadığına, olayda ihmali bulunduğu iddia edilen görevliler hakkında yürütülen

soruşturma yönünden de soruşturma izni verilmemesi nedeniyle işlem yapılmasına

yer olmadığına karar vermiştir. Anılan karar 13/7/2015 tarihinde başvuruculara

tebliğ edilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 22/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

27. Başvurucular; epilepsi hastası olan yakınlarının yoğun

bakımdan normal servise çıkarılması, korunaklı penceresi olmayan odaya

yatırılması, başında bir görevli bulunmaması, karyolaya usulüne uygun şekilde

bağlanmaması, hastanın tıbbi kayıtlarının olmadığının söylenmesi, yapılan

soruşturmada bazı tanık beyanlarının dosyaya intikal ettirilmemesi ve eksik inceleme

yapılması, bazı sakinleştirici ilaçların hastaya verilmemesi nedenleriyle yakınlarının

ölümünde ihmal bulunduğunu, kamu görevlileri hakkında soruşturma izni

verilmemesi nedeniyle yaşam hakkı, hak arama özgürlüğü ile adil yargılanma

hakkıyla bağlantılı olarak eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri

sürmektedirler.

B. Değerlendirme

28. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller

dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve

tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.”

29. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, ... kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk

devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular temel olarak yakınlarına

gerekli tıbbi müdahalenin yapılmadığını, devletin yakınlarının yaşamını kendi

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı korumadığını ve yakınlarının

ölümünden sorumlu olduğunu iddia ettikleri sağlık personeli hakkında etkili bir

soruşturma yürütülmediğini iddia etmektedirler. Bu sebeple başvurucuların diğer

haklar ile bağlantı kurularak ileri sürdükleri iddiaları Anayasa'nın 17.

maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.

31. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi

açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen

kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuru konusu olayda müteveffa, başvurucuların

sırasıyla babası ve eşidir. Bu nedenle başvruruda,

başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

32. Bununla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik

kriterleri yönünden de incelenmesi gerekir.

33. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşama

hakkı, Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif

ve negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu

ve diğerleri, § 50).

34. Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında

bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme

yükümlülüğünün yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşama hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer

bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere

karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

35. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkı kapsamında devletin sahip

olduğu pozitif yükümlülükler açısından benimsediği temel yaklaşıma göre

devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında gerçekleşen ölüm

olaylarında Anayasa’nın 17. maddesi devlete, elindeki tüm imkânları kullanarak

bu konuda ortaya konulmuş yasal ve idari çerçevenin yaşamı tehlikede olan

kişileri korumak için gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin

durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri

alma görevi yüklemektedir. Bu yükümlülük -kamusal olsun veya olmasın- yaşam

hakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyeti kapsamaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

36. Söz konusu pozitif yükümlülük, sağlık alanında yürütülen

faaliyetleri de kapsamaktadır. Devlet -ister kamu isterse özel sağlık

kuruluşları tarafından yerine getirilsin- sağlık hizmetlerini hastaların

yaşamlarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak

şekilde düzenlemek zorundadır (Nail Artuç, B. No: 2013/2839, 3/4/2014, § 35).

37. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

maddi yönünün yanı sıra usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

Yaşama hakkı kapsamındaki usule ilişkin yükümlülük olayın niteliğine bağlı

olarak cezai, hukuki ve idari nitelikte soruşturmalarla yerine getirilebilir.

Kasten meydana gelen ölüm olaylarında Anayasa'nın 17. maddesi gereğince

devletin sorumluların tespitini ve cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte

bir cezai soruşturma yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari

soruşturmalar ve tazminat davaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata

hükmedilmesi, ihlali gidermek ve dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak

için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 55).

38. Ancak ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin

soruşturma yükümlülüğü açısından farklı bir yaklaşım benimsenebilir. Bu

kapsamda yaşama hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmediği durumlarda etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki

pozitif yükümlülük, mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk

yollarının açık olması ile yerine getirilmiş sayılabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

39. Bu yaklaşım, tıbbi hata sonucu meydana geldiği ileri sürülen

ölüm olayları için de geçerlidir. Diğer taraftan bu şekildeki bir kabul, bu tür

olaylarda yürütülen ceza soruşturmalarının Anayasa Mahkemesi tarafından

değerlendirilmeyeceği anlamına da gelmemektedir. Ancak ilke olarak tıbbi hatalara

ilişkin şikâyetler konusunda temel başvuru yolu, hukuki sorumluluğu tespit

adına takip edilecek olan hukuk veya idari tazminat davası yoludur (Zeki Kartal, B. No: 2013/2803, 21/1/2016,

§ 78; Nail Artuç,

§ 38).

40. Bununla birlikte ihmal suretiyle meydana gelen ölüm

olaylarında devlet görevlilerinin ya da kurumlarının bu konuda muhakeme

hatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu yani olası sonuçların

farkında olmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkileri

göz ardı ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek

için gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda -bireyler kendi

inisiyatifleriyle hangi hukuk yollarına başvurmuş olurlarsa olsunlar-

insanların hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine etkili bir

ceza soruşturması yürütülmemesi, hiçbir suçlamada bulunulmaması ya da bu

kişilerin yargılanmaması 17. maddenin ihlaline neden olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §60).

41. Başvurucular, yaşam hakkının kasten ihlal edildiğini ileri

sürmemiş olup somut olayda başvurucuların ölüme kasten sebebiyet verildiği

izlenimi edinmesini gerektirecek bir unsur da saptanmamıştır. Başvurucular ölüm

olayının sağlık personelinin hatalı tıbbi uygulamalarından ve ihmalinden

kaynaklandığına vurgu yapmaktadır.

42. Diğer yandan, sağlık görevlilerinin ani bir kararla

intiharla sonuçlanan olayda muhakeme hatasını veya dikkatsizliği aşan bir

ihmallerinin olduğu yahut mesleki ödevlerine açıkça aykırı olarak şahsın

ölümüne sebebiyet verdiklerinin kabul edilebilmesi de mümkün değildir.

43. Bu durumda Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında devletin etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki

pozitif yükümlülüğü, somut olayda mağdura idari yargı mercileri önünde

açabileceği bir tam yargı davası yolunun sağlanması ile yerine getirilmiş

sayılabilir.

44. Nitekim Anayasa Mahkemesi, hatalı tıbbi uygulamalar ve ihmal

sonucu ölümlerde, vefat eden kişilerin yakınları tarafından hem ilgili sağlık

personelinin sorumluluğunu saptayabilecek hem de gerektiği takdirde zararın

ödenmesi yoluyla uygun giderim sağlayabilecek tazminat yolunun öncelikle

tüketilmesi gerektiğini önceki birçok kararında ifade etmiştir (Özer Er [GK], B. No: 2014/11770, 15/3/2018, §§ 42-66; Berat Ağardan,

B. No: 2014/11076, 27/10/2016,§§ 18-32).

45. Somut olayda başvurucular, yakınlarının ölümü ile

neticelenen olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasından sonra bireysel

başvuruda bulunmuşlardır. Başvurucular, Türk hukuk sistemindeki mevcut hukuki

yollardan olup hem idarenin mesuliyetini saptayabilecek hem de gerektiği

takdirde zararın ödenmesini sağlayabilecek olan tazminat davası yolunu

tükettiklerine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeyi Anayasa Mahkemesine

sunmamışlardır. Bu durumda yaşam hakkının korunamadığına ilişkin şikâyetler

yönünden kanunda öngörülen yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olduğundan söz edilemeyecektir.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

22/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Tuğçe TAKCI Başvurucular : 1. Burak BAYBURT 2. Zeynep BAYBURT Vekili : Av. Ahmet KÖKSAL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/12057, 22 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Başvurucuların
  8. B. Değerlendirme
  9. B. Yargılama giderinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/12057
Tarih
22 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Zana Döner Başvurusu (B. No: 2015/5916)
  • İbrahim Soylu Başvurusu (B. No: 2015/14648)
  • Özlem Dertli Başvurusu (B. No: 2015/17535)
  • Nihal Soydan Başvurusu (B. No: 2015/3112)
  • Nurettin Evran Başvurusu (B. No: 2015/18070)
  • Adem Türkel Başvurusu (B. No: 2017/632)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.