İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Biray Erdoğan Başvurusu (B. No: 2016/16189)

1. Başvuru, darbe teşebbüsü sonrasında FETÖ/PDY ile bağlantılı

Başvuru No2016/16189Tarih18 Nisan 2018Okuma16 dk · 3.252 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ali Biray Erdoğan Başvurusu

Karar tarihi
18 Nisan 2018
Başvuru Numarası
2016/16189
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.252 kelime·16 dk okuma·8 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, darbe teşebbüsü sonrasında FETÖ/PDY ile bağlantılı

suçlamalar dolayısıyla yürütülen bir soruşturmada uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/9/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

6. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü

hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl bugüne kadar birçok kez

uzatılmıştır. Kamu makamları, soruşturma mercileri ve yargı organları -olgusal

temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır

faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı

Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak

isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da

doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin

kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil

toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar

yürütülmüş, çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri

uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)

[GK], B. No: 2016/23672, 11/01/2018, § 12).

8. Anılan süreçte FETÖ/PDY'nin

"emniyet hizmetleri" alanındaki örgütlenmesine yönelik olarak Aydın

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kaspamında

Aydın 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 30/7/2016 tarihli kararıyla başvurucu hakkında

tutuklama tedbiri uygulanmıştır. Kararın ilgili bölümü şöyledir:

"Şüpheliler...

Ali

Biray Erdoğan,

... üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne

üye olma suçunun niteliğine, kanun maddesinde öngörülen ceza miktarına,

şüphelilerin üzerlerine atılı suçun CMK'nun

100/3-a-11 maddesinde yazılı katalog suçlardan olması, katalog suç nedeniyle

tutuklama nedeninin kanun gereğince varsayıldığı, soruşturma dosyası kapsamında

toplanan deliller, şüphelilerin savunmaları, olaya ve şüphelilerin

yakalanmalarına ilişkin kolluk görevlilerince düzenlenmiş olan tutanak

içerikleri, arama ve el koyma tutanakları, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün görevden

uzaklaştırma yazıları, Ankara C.Başsavcılığı'nın

Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu'nca

şüpheliler hakkında soruşturmaya başlanması karşısında şüphelilerin FETÖ/PDY

silahlı terör örgütünün üyesi oldukları yönünde üzerlerine atılı suçu

işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin

bulunduğu, delillerin toplanma aşamasında olması, şüphelilerin delilleri yok

etme, gizleme veya değiştirme ihtimallerinin bulunduğu, tanıklar veya başkaları

üzerinde baskı yapabilecekleri, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının yasal

veya gayriyasal imkanlarla yurt dışına kaçma

teşebbüslerinin olduğunun görsel ve yazılı basında yer alması ve atılı suça

dair yasada yazılı cezanın üst haddi göz önüne alındığında şüphelilerin

yargılamadan kaçabilecekleri yönünde somut olgular mevcut olduğundan verilmesi

muhtemel ceza ile tutuklama tedbirinin anılan gerekçelerle ölçülü olduğu ve bu

yüzden adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla atılı suçtan CMK'nun 100. Maddesi uyarınca şüphelilerin ayrı ayrı

TUTUKLANMALARINA...karar verildi."

9. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Aydın 1. Sulh Ceza

Hâkimliği 8/8/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.

10. Başvurucu, anılan kararı 2/9/2016 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

11. Başvurucu 16/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

12. Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 22/3/2017 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde

kamu davası açılmıştır. İddianamede, başvurucu dışında kırk üç şüpheli hakkında

da benzer suçlardan cezalandırma talebinde bulunulmuştur.

13. İddianamede ilk olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün

kuruluşuna ve tarihçesine, hangi amaç ve saikle

kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve

hangi tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna değinilmiştir. Devamında ise

örgütün Aydın Emniyet Müdürlüğü yapılanmasına ilişkin unsurlara yer

verilmiştir.

14. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekse

örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY terör örgütü hiyerarşisi

içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular şöyle

özetlenebilir:

i. İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen

21/12/2016 tarihli tevdi raporunda; başvurucunun eşi adına 17/1/2014 tarihinde

yeni hesap açtırdığı, bu hesap bakiyesinin 41.003,49 TL olduğu, FETÖ/PDY örgüt

liderinin talimatıyla Bank Asyaya hesap açtırdığı

veya var olan hesabını artırdığının tespit edildiği,

ii. Gümüşhane Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde ifadesi alınan A.A.nın 2008 yılında komiserlik sınavını

bitirip Aydın Polis Okulunda komiser olarak göreve başladığını, komiser

gruplarıyla sohbet ortamlarına girdiğini, sohbet ortamında başvurucuyu

gördüğünü ifade ettiği,

iii. Isparta Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturması kapsamında

ifadesi alınan tanık O.D.nin başvurucunun 2013

yılında Aydın Polis Okuluna kayıt yaptırdığını, birinci sınıfın birinci

döneminde dolaplarında yasak eşya bulundurdukları gerekçesi ile kendisine

kızdığını, bu arada masasının üstünde açık dizüstü bilgisayarında Fetullah Gülen'in videosunu gördüğünü, bu nedenle

başvurucunun örgüt içinde olduğunu düşündüğünü ifade ettiği,

iv. Başvurucu hakkında İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği

tarafından düzenlenen 10/1/2017 tarihli tevdi raporuna göre başvurucunun eşinin

Asya Katılım Bankasında bulunan hesabının 17/01/2014 tarihinde açıldığı, bu

tarihten sonra hesap ekstresinin incelemesinde virman, katılım hesabı açma,

katılım hesabı temdit, TL hesaba kasadan yatırma şeklinde işlemler olduğu,

hesabın aktif olarak kullanıldığının tespit edildiği belirtilmiştir.

15. İddianamede

başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak yapılan hukuki değerlendirmenin

ilgili bölümü şöyledir:

"...Bu anlatımlarla

şüpheli Ali BİRAY ERDOĞAN’ın; FETÖ/PDY silahlı terör

örgütü tarafından organize edilen gizlilik esasına dayalı örgüt üyelerinin

katıldığı sohbet iştirak ettiği, sohbetlerde toplanan himmet vb. adlarla anılan

yardımlarda bulunduğu, BANK-ASYA isimli FETÖ/PDY’nin

silahlı terör örgütünün finans kuruluşunda destek amaçlı FETÖ/PDY silahlı terör

örgütü liderinin kendiniz, eşiniz yakınlarınız adına Bank Asya’ya para yatırın

talimatıyla önce eşi adına hesap açtığı ardından bu hesapta katılım hesabı

açtığı, tanık anlatımlarında da belirtildiği üzere FETÖ/PDY mensupları ile

irtibatlı olduğu, yapılanma içerisinde yer alarak örgütün eylem ve

faaliyetlerine katıldığı, örgüt üyesi olduğunun kabulü gerektiği

anlaşılmıştır."

16. Başvurucu, soruşturma aşamasındaki savunmasında özetle idari

soruşturma kapsamında verdiği dilekçesinde; ailecek aldıkları prensip kararı

gereği kendi maaşını ev ihtiyaçlarına harcadıklarını, eşinin maaşını ise

tasarruf amaçlı biriktirdiklerini, talimatla para yatırmadıklarını, oğlunun

okul taksitlerini de bu Bank Asyaya yatırdıklarını,

Cumhurbaşkanı'nın ikazı üzerine parayı çektiklerini ifade etmiştir.

17. Başvurucu 31/5/2017 tarihinde tahliye edilmiş olup bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla dava ilk derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar

başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni

var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda

kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

...

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

..."

19. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu

husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."

20. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20/12/2017 tarihli ve

E.2017/1862, K.2017/5796 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"... Nihai amacı, Devletin Anayasal

nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör

örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve

toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak

için her yolu mübah gören fakat sözde meşrutiyetini

sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için

yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize

olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; örgütün kurucusu,

yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer

alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından

haberdar oldukları yönünde kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda

yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan mensupları vasıtasıyla kişi

ve kurumlara yönelik, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı,

bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey

hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda

'paralel yapı' veya 'terör örgütü' olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların

yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin

paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve

mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut

delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul

edilemeyeceği değerlendirilerek, bir Devlet okulunda öğretmen olarak görev

yapan, örgütle irtibatlı olduğu için kapatılmasına karar verilen sendikaya üye

olan, örgütün kriptolu iletişim ağı olan ByLock

iletişim sistemini kullanmayan ancak 25/9/2014 ve 13/10/2014 tarihlerinde örgüt

liderinin talimatı doğrultusunda anılan örgütle irtibatlı Bank Asya’ya eşi

adına para yatıran sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik

yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul

edilmesine yasal olanak bulunmadığından, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt

liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden faaliyetlerin yardım suçunu

oluşturacağı [anlaşılmış]..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 18/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; tutuklama tedbiri için mevzuatta öngörülen

koşulların gerçekleşmediğini ve bu nedenle adli kontrol kararının verilmesinin

kendisi açısından yeterli olacağını, tutukluğa itiraz incelemesinin gerekçesiz

olarak verildiğini, çocuğunun okul taksitini yatırdığı Bank Asyanın

örgüte üyelik yönünde bir delil oluşturamayacağını ve hakkındaki tanık

beyanlarının gerçeği yansıtmadığından bahisle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

23. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

24. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

25. Başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi

gerekir.

26. Öte yandan başvurucu, tutukluluğa itirazının gerekçesiz

olarak reddedildiğini belirtmişse de Anayasa Mahkemesince ilk tutuklama kararına

ilişkin olağan itiraz kanun yolu tüketildikten sonra yapılan bireysel başvuruda

Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında tutuklamanın hukukiliği

ile sınırlı bir inceleme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır (Aynı yöndeki

değerlendirme için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, § 155).

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

27. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen

ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne

dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz

ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu

mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

28. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan

suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan

suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu

değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

29. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

2. Genel İlkeler

30. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonra

ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

31. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale

olarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama

tedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın

ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına

dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).

32. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklama

ancak "suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler"

bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla tutuklamanın ön koşulu, kişinin

suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin bulunmasıdır. Bunun için suçlamanın

kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir (Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272,

4/12/2013, § 72).

33. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,

tutuklama kararının "kaçma"yı ya da

"delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini" önlemek amacıyla

verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesine göre de

şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran

somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığın davranışlarının delilleri yok

etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması

hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıca işlendiği

konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedeninin

varsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).

34. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve

özgürlüklere yönelik sınırlamaların "ölçülülük" ilkesine aykırı

olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacak hususlardan biri tutuklama

tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacak olan yaptırımın ağırlığı

karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).

35. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçun

işlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerinin

bulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikle

anılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla ve

delillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesine

kıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,

16/11/2017, § 123). Bununla birlikte yargı mercilerinin belirtilen hususlardaki

takdir aralığını aşıp aşmadığı Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa

Mahkemesinin bu husustaki denetimi, somut olayın koşulları dikkate alınarak

özellikle tutuklamaya ilişkin süreç ve tutuklama kararının gerekçeleri

üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can

Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir, § 76; Gülser Yıldırım (2), § 124).

3. İlkelerin Olaya

Uygulanması

36. Başvurucu, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca

tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin

kanuni dayanağı bulunmaktadır.

37. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan "suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti"nin

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

38. Somut olayda başvurucu hakkında verilen tutuklama ve

tutukluluğa itirazın reddi kararlarında suç şüphesinin varlığına ilişkin olarak

dosyada somut delillerin olduğu ifade edilmiş (bkz. § 8) fakat buna ilişkin

herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir.

39. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamede; başvurucunun

FETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair tanık anlatımlarına, örgüt

liderinin talimatı üzerine 17/1/2014 tarihinde Bank Asya'da eşi adına hesap

açtırdığına, bu hesapta yüklü miktarda para bulundurulduğuna,hesap ekstresinin incelemesinde

virman, katılım hesabı açma, katılım hesabı temdit, TL hesaba kasadan yatırma

gibi işlemler olduğuna, hesabın aktif olarak kullanıldığına dayanılmıştır (bkz.

§ 14).

40. Soruşturma mercilerince başvurucunun eşinin Bank Asya'daki

hesabında 2014 yılı Ocak ayı öncesinde herhangi bir

paranın bulunmamasına rağmen 2014 yılı Ocak ayında hesaba yaklaşık 40.000 TL

para yatırıldığı tespit edilmiştir. FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesi ile

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından 3/2/2015 tarihinde yönetimine el

konulan Bank Asya'nın örgütün en önemli finans kuruluşu olduğu hususunda bir

tereddüt bulunmamaktadır. Buna karşın başvurucunun örgütün mali kaynağını

oluşturan ve bu yolla gelir elde ettiği Bankaya örgüt liderinin ve

yöneticilerinin çağrıları üzerine mesleğine ve sosyal konumuna göre azımsanmayacak miktarda para yatırmasının

somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak

kabul edilmesinin de temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez. Nitekim Yargıtay;

FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda, anılan örgütle

irtibatlı olan Bank Asyaya eşi adına para yatıran

sanığın faaliyetlerinin örgüte yardım suçunu oluşturacağını belirtmiştir (bkz.

§ 20). Bu itibarla başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli

belirtilerin bulunduğu görülmektedir (Aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Metin Evecen,B.No:2017/744, 4/4/2018, §§ 59, 60).

41. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardı

edilmemelidir. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ile

bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir.

Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında

ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere

etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).

42. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör örgütüne üyelik suçu, Türk

hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında olup

isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma

şüphesine işaret eden durumlardan biridir (Aynı yöndeki değerlendirmeler için

bkz. Hüseyin Burçak, B. No:

2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran

[GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı

Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği

"tutuklama nedeni varsayılabilen" suçlar arasındadır.

43. Tutuklama nedenleri olarak "şüphelinin delilleri yok

etme, gizleme veya değiştirme ihtimalinin bulunduğu, tanıklar veya başkaları

üzerinde baskı yapabileceği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının yasal

veya gayriyasal imkânlarla yurt dışına kaçma

teşebbüslerinin olduğunun görsel ve yazılı basında yer alması ve şüphelinin

yargılamadan kaçabileceği yönünde güçlü şüphenin varlığı" olgularına

dayanıldığı görülmüştür. Somut olayda Aydın 2. Sulh Ceza Hâkimliğince

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken somut olguların varlığı nedeni ile

tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve bu nedenle adli kontrol kararının

yetersiz kalabileceğine dikkat çekildiği görülmektedir. Dolayısıyla tutuklama

kararının verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen

özel koşulları ile Aydın 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın

içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden dayanılan tutuklama

nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

44. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığının

da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13. ve 19.

maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri

dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151). Öncelikle terör

suçlarının soruşturulması, kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya

bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve

güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve

suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden

olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (Aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbe

teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği

ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığında

bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 350).

45. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Aydın 2.Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde

tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz

olduğu söylenemez.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

47. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

18/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör Yrd. : Murat GÜVEN Başvurucu : Ali Biray ERDOĞAN Vekili : Av. Deniz YÜCEL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/16189, 18 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/16189
Tarih
18 Nisan 2018

İlgili Kararlar

  • Mehmet Mutlu Başvurusu (B. No: 2014/18240)
  • Abdurrahim Özkan Başvurusu (B. No: 2017/25586)
  • Özge Özgürengin Başvurusu (B. No: 2014/5218)
  • Yonca Verdioğlu Şık Başvurusu (B. No: 2014/17177)
  • Yüksel Kapçak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15376)
  • Ali Orak ve İrfan Gül Başvurusu (B. No: 2014/10626)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.