İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Boztepe Başvurusu (B. No: 2014/14643)

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

Başvuru No2014/14643Tarih30 Ekim 2018Okuma13 dk · 2.611 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ali Boztepe Başvurusu

Karar tarihi
30 Ekim 2018
Başvuru Numarası
2014/14643
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.611 kelime·13 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın adil bir şekilde yürütülmemesi ve

makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 2/1/2004 tarihli

iddianameyle; tasarlayarak üç kişiyi öldürme, bir kişiyi öldürmeye teşebbüs

etme, ruhsatsız silah taşıma suçlarından cezalandırılması istemiyle başvurucu

ve diğer şüpheliler hakkında kamu davası açılmıştır. Malatya 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2004/5 sayılı dosyasında yargılama başlamıştır.

9. İddianamede; başvurucu ile diğer sanıkların maktuller ve

mağdurlarla akraba oldukları, aralarında eskiye dayalı anlaşmazlık ile husumet

bulunduğu ve birbirleriyle görüşmedikleri, husumet nedeniyle öldürme hususunda

önceden anlaşarak tam bir fikir birliği ve dayanışma içinde tasarlayarak Kaleşnikof marka silahlar ile birden fazla kişiyi öldürmek

kastı ile çok sayıda ateş ettikleri, maktullerin kendilerini korumak maksadı

ile meşru müdafaa içinde yanlarında bulunan silahlar ile karşılık verdikleri

ancak sanıkların ateşleriyle vurularak otopsi raporlarında belirtilen şekilde

öldükleri, mağdur M.Ş.nin ağır yaralandığı, olay

yerinde bulunan 78 adet 7,622 mm çaplı boş kovandan 56 adedinin bir Kaleşnikof silahtan, 22 adedinin başka bir Kaleşnikof silahtan atıldığının raporla anlaşıldığı, yine

diğer olay yerinde bulunan boş kovanların bir kısmının iki ayrı tabancadan, bir

kısmının da başka bir tabancadan atıldığının anlaşıldığı ve başvurucunun el svaplarında atış artıklarının bulunduğunun anlaşıldığı

ileri sürülmüştür.

10. Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi 10/9/2009 tarihinde yol

tutuklanmasına yönelik olarak başvurucu hakkında yakalama kararı çıkarmıştır.

11. Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi 22/6/2010 tarihli kararıyla

başvurucu ve bir kısım sanık hakkında açılan davaların bu dava dosyasından

tefriki ile yeni bir esasa kaydedilmesine karar vermiştir. Bu karar sonrasında

başvurucu hakkındaki dava Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/227 sayılı

esasına kaydedilmiştir.

12. Yakalama emrine istinaden Yazıhan Sulh Ceza Mahkemesinin

23/9/2010 tarihli kararıyla yol tutuklaması yapılmıştır. Bu karar 14/10/2010

tarihinde vicahiye çevrilmiş ve başvurucu Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince

tutuklanmıştır. Tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

olguların ve tutuklama nedenlerinin bulunduğuna değinilmiştir.

13. Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun tutuklandığı

tarihten bireysel başvuruda bulunduğu tarihe kadar yaptığı tutukluluk

incelemelerinde "cezalandırılması

istenen yasa maddesinde ön görülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın süresi, bu

sürenin güvenlik tedbirleri ile uyumlu olmaması, tutukluluk süresi ile

mukayesesi, delillerin durumu, CMK.nın 100.

maddesinde ön görülen şartların halen devam etmesi, atılı suçun vasıf ve

mahiyeti, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların mevcudiyeti,

delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması ve soruşturmaların henüz

tamamlanmamış olması nedeniyle delillerin karartılma ihtimali bulunması"

gerekçeleriyle tutukluluğun devamına karar vermiştir.

14. Başvurucu hakkında en son 12/8/2014 tarihinde tutukluluğun

devamı kararı verilmiştir. Başvurucunun bu karara itiraz ettiğine ilişkin bir

bilgi ve belge sunulmamıştır.

15. Başvurucu 29/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. Bireysel başvuruda bulunulduktan sonra yapılan incelemelerde

"atılı suçun CMK.nın

100/3-a-8 maddesinde sayılmış olması ve işbu suçun zikrolunan maddenin amir

hükmü gereğince bir özel tutuklama sebebinin varlığını kanuni karine olarak

kabul etmesinden kaynaklanan özel tutuklama sebebinin varlığı, sanığın üzerine

atılı suçun ihtiva ettiği cezanın alt ve üst sınırları gözetilerek tutuklama

tedbirine müracaat etmede ölçüsüzlük görülmediğinden; sanığın tutuklama yerine

adli kontrol yükümlülüğü altına alınmasının; bu kurumun, şüphelinin ihtiyarına

bağlı olarak işlemesi, sanığın dilediğinde bu kurumun kurallarına riayet etmeme

iktidarının bulunması ve bu kurallara riayet edeceği yönünde vicdani kanaatin

oluşmaması nedeniyle sanık hakkında adli kontrol altına alınma tedbirinin

yeterli görülmemesi" gerekçeleriyle başvurucunun tutukluluğunun

devamına karar verilmiştir.

17. Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 4/10/2016 tarihli

kararıyla başvurucunun aynı kasıt altında birden ziyade kişiye karşı

tasarlayarak adam öldürme suçu ile bir kişiye karşı adam öldürmeye teşebbüs

suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı

Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet

suçundan 7 yıl hapis ve 343 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve

hükmen tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

18. Bu karara ilişkin olarak istinaf kanun yoluna

başvurulmuştur.

19. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin

28/2/2017 tarihli kararıyla ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma

üzerine yargılama Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/715 sayılı

dosyasında görülmeye başlamıştır.

20. Mahkeme, benzer gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına karar vermiştir. Davanın en son duruşması 27/9/2018 tarihinde

yapılmıştır.

21. Dava ilk derece mahkemesinde derdesttir ve başvurucu hâlen

tutukludur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 30/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; uzun süredir tutuklu olduğunu, tutukluluk

süresinin makul süreyi aştığını ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

24. Bir suç isnadına bağlı

olarak tutuklu olma durumunda, tutukluluk süresinin kanuni süreyi

veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun ilk derece

yargılaması devam ederken tutukluluğun devamına karar verilen her aşamada

başvuru yolları tüketildikten sonra veya serbest bırakılmadan itibaren ve

başvuru süresi içinde yapılması gerekir (Mehmet

Emin Kılıç, B. No: 2013/5267, 7/3/2014, § 28). Bununla birlikte

anılan kural mutlak değildir. Bazı hâllerde kuralın hakların kullanılmasına

engel olacak aşırı şekilcilikten uzak bir biçimde esnek yorumlanması

gerekebilir. Özellikle daha önce birçok kez tutukluluğun devamı kararlarına

itiraz edilmiş ve sonuç alınamamışsa en son verilen tutukluluğun devamı

kararına itiraz edilmediği, dolayısıyla başvuru yollarının tüketilmediği

gerekçesiyle başvuru reddedilmemelidir (Serdar

Ziriğ [GK], B. No: 2013/7766, 2/7/2015, §

27).

25. Somut olayda ilk derece mahkemesinin başvurucunun tutukluluk

hâlini resen veya başvurucunun talebi üzerine incelemiş olduğu ve her defasında

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verdiği, bu kararlara karşı

yapılan itirazların da [Ulusal Yargı Ağı Projesi Bilişim Sistemi (UYAP)

üzerinden yapılan incelemede başvurucunun altı kez itiraz ettiği görülmüştür.]

reddedildiği anlaşılmıştır. Tutukluluğun devamına karar verilen bir davada

başvurucunun yaklaşık sekiz yıl süren bir tutuklulukta verilen son tutukluluğun

devamı kararına karşı itiraz yoluna başvurmaması nedeniyle kabul edilemezlik

kararı verilmesi aşırı şekilci bir yaklaşım olacaktır. Belirtilen nedenlerle

başvurunun itiraz yoluna başvurulmadan yapıldığı gerekçesiyle kabul

edilemezliğine karar verilmemelidir.

26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

27. Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı konusunun genel bir

ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Bir sanığın tutuklu olarak

bulundurulduğu sürenin makul olup olmadığı, her davanın kendi özelliklerine

göre değerlendirilmelidir. Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine

rağmen Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkından daha ağır basan somut bir kamu yararının mevcut olması

durumunda haklı bulunabilir (Murat Narman, B.

No: 2012/1137, 2/7/2013, § 61).

28. Bir davada tutukluluğun belli bir süreyi aşmamasını

sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu amaçla yukarıda

belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm olayların derece mahkemeleri

tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararlarında bu

olgu ve olayların ortaya konulması gerekir (Murat

Narman, § 62).

29. Tutuklama tedbirine kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli

belirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delilleri yok

etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla başvurulabilir.

Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı

için yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra uzatmaya ilişkin

kararlarda tutuklama nedenlerinin devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte

gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler ilgili

ve yeterli görüldüğü takdirde

yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın

karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi

faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate

alınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup

olmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (Murat

Narman, § 63).

30. Dolayısıyla Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının

ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunan

kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgeler

çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı dikkate

alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin suç işlediği

yönünde kuvvetli belirtinin ve tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği sürece

ilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul edilmesi

gerekir (Murat Narman, §§ 64,

65).

31. Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı;

başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan

tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak

kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği

tarihtir (Murat Narman, § 66).

32. Tutukluluk süresinin belirlenmesinde ilk derece mahkemesi

önünde yargılama aşamasında geçen sürenin dikkate alınması gerekir. Zira kişi

yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse bu

kişinin hukuki durumu bir suç isnadına bağlı

olarak tutuklu olma kapsamından çıkmakta ve tutmanın nedeni ilk

derece mahkemesince verilen hükme bağlı olarak tutma hâline dönüşmektedir (Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, §

41). Bu bakımdan temyiz aşamasında geçen süre, tutukluluk süresinin

değerlendirmesinde dikkate alınmaz. Ancak bozma kararı sonrasında bireyin

durumu tekrar suç isnadına bağlı tutmaya dönüşeceğinden ilk derece mahkemesi

önünde geçen süre, değerlendirmede dikkate alınacaktır (Savaş Çetinkaya, B. No: 2012/1303,

21/11/2013, § 42).

33. Somut olayda başvurucu 23/9/2010 tarihinde yakalanmış ve

14/10/2010 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu, yakalanması ile ilk derece mahkemesinin

4/10/2016 tarihli kararı ile hapis cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmesi arasında 6 yıl 11 gün bir suç isnadına bağlı olarak tutulmuştur. İlk

derece mahkemesinin 4/10/2016 tarihli kararı, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından

yapılan istinaf incelemesi neticesinde 28/2/2017 tarihinde bozulmuştur. İlk

derece mahkemesinin karar tarihi ile Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararı

tarihi arasında geçen 4 ay 23 günlük sürede başvurucu ilk derece mahkemesince

verilen hükme bağlı olarak tutulmuştur. Başvurucu, bozma kararından sonra bir

suç isnadına bağlı olarak tutulmaya devam etmektedir. Bu durumda makul süre

açısından dikkate alınması gereken tutukluluk süresi yaklaşık olarak 7 yıl 9

aydır.

34. Tasarlayarak üç kişiyi öldürme, bir kişiyi öldürmeye

teşebbüs etme, ruhsatsız silah taşıma suçlarından başvurucu hakkında kamu

davası açılmıştır. Başvurucu, daha sonra taammüden adam öldürme suçundan

tutuklanmıştır. Başvurucunun isnat edilen suçlar yönünden kuvvetli suç şüphesi

altında olduğu, tutukluluğa ilişkin kararlarda açıkça belirtilmiştir. Başvurucu

hakkında tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarında atıf yapılan ve

iddianamede gösterilen delillerin (bkz. § 9) içeriği dikkate alındığında

tutukluluğun ön şartı olan kuvvetli suç şüphesi yönünden mahkeme kararlarının

açıklayıcı ve yeterli olduğu görülmektedir. İlk tutuklama kararında ayrıca

tutuklama nedenlerinin bulunduğuna da değinilmiştir.

35. Her ne kadar bir kişinin suç işlediği yönünde kuvvetli

belirti ve tutuklama nedenlerinden biri veya birkaçının varlığı devam ettiği

sürece ilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul

edilmesi gerekse de özellikle belli bir süre geçtikten sonra tutuklamanın

devamına karar verilirken davanın genel durumu yanında tahliyesini talep eden kişinin

özel durumunun dikkate alınması ve bu anlamda tutukluluk gerekçelerinin

kişiselleştirilmesi bir zorunluluktur (Hanefi

Avcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 84).

36. Dava dosyasının incelenmesi neticesinde Mahkemece

başvurucunun tutukluluğunun devamına ilişkin kararların gerekçelerinde isnat

edilen suç için öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın süresine, delillerin

durumuna, tutuklama şartlarının devam ettiğine, atılı suçun vasıf ve

mahiyetine, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların mevcudiyetine,

delillerin henüz tam olarak toplanmamış olmasına ve soruşturmaların henüz

tamamlanmamış olması nedeniyle delillerin karartılma ihtimalinin bulunmasına,

atılı suçun katalog suç olmasına ve bu nedenle tutuklama nedenlerinin

varsayılabileceğine, atılı suçun ihtiva ettiği cezanın alt ve üst sınırları

gözetilerek tutuklama tedbirine müracaat etmede ölçüsüzlük görülmediğine,

tutuklama yerine adli kontrol yükümlülüğü altına alınmasının adli kontrol

tedbirine ilişkin kurallara riayet edeceği yönünde vicdani kanaatin oluşmaması

nedeniyle adli kontrol altına alınma tedbirinin yeterli görülmeyeceği

hususlarına dayanıldığı ve anılan tutuklama nedenlerinin

kişiselleştirilmeksizin tüm celselerde tekrarlandığı görülmektedir. Mahkemece

verilen tutukluluğun devamı kararlarındaki gerekçeler, tutukluluğun devamının

hukuka uygunluğu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte

değildir. Somut olaydaki tutukluluk hâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin

yaklaşık 7 yıl 9 aylık tutukluluk süresi yönünden ilgili ve yeterli olduğu

söylenemez. Bu bulgular ışığında yargılama sürecinin özenli yürütülüp

yürütülmediğinin ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.

37. İlgili ve yeterli olmayan gerekçelere dayanılarak

başvurucunun özgürlüğünden mahrum bırakıldığı dikkate alındığında yaklaşık 7

yıl 9 aylık söz konusu tutukluluk süresi makul olarak değerlendirilemez.

38. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci

fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Makul Sürede

Yargılanma Hakkı Dışındaki İhlal İddiaları Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu; yargılamanın adil bir şekilde yürütülmediğini,

delillerin eksik toplandığını, lehine olan delillerin görmezden gelindiğini,

üzerine atılı suçları işlemediğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması gerekir (bkz. § 19).

41. Somut olayda yargılama ilk derece mahkemesi aşamasında devam

etmektedir. Başvurucu, başvuruya konu ihlal iddialarını ileri sürebileceği

olağan kanun yolunu tüketmeksizin

bireysel başvuruda bulunmuştur.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

43. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

44. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini

tartışmıştır (Ferat Yüksel, § 26).

45. Anılan kararda özetle anılan başvuru yolunun kişileri mali

külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle

ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir

başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı, tazminat ödenmesine imkân

tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması

nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu

hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa

Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı

şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat

Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin

bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak

başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı

vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

46. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

48. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar"

kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

49. Başvurucu, tahliyesine karar verilmesi talebinde bulunmuş;

tazminat talebinde bulunmamıştır.

50. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

51. Başvuruda, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle

Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiğine karar

verilmiştir. Gereğinin ifası için kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

52. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak

Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL EDİLDİGİNE,

C. Kararın bir örneğinin gereğinin ifası için Malatya 1. Ağır

Ceza Mahkemesine (E.2017/715) GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

30/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu : Ali BOZTEPE

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/14643, 30 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Kişi Hürriyeti ve
  8. B. Adil Yargılanma
  9. B. Tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak
  10. D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  11. E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  12. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Yıldırım
  14. Kömürcü
  15. Topal
  16. M. Emin KUZ
  17. Kaya
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/14643
Tarih
30 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/13789)
  • Abdullah Erdoğan Başvurusu (B. No: 2015/18450)
  • Durali Gümüşbaş Başvurusu (B. No: 2015/6427)
  • Veysi Aktaş Başvurusu (B. No: 2015/14244)
  • Okan Karakaş Başvurusu (B. No: 2015/2094)
  • Mehmet Saraç Başvurusu (B. No: 2015/20122)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.