İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/13789)

1. Başvuru, ilk derece mahkemesi kararının temyiz edilememesi

Başvuru No2015/13789Tarih10 Ekim 2018Okuma20 dk · 4.064 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
10 Ekim 2018
Başvuru Numarası
2015/13789
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.064 kelime·20 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ilk derece mahkemesi kararının temyiz edilememesi

nedeniyle iki dereceli yargılanma hakkının; davanın davalının yokluğunda karara

bağlanması ve davalının tanıklara yöneltilmesini istediği soruların sorulmaması

nedenleriyle adil yargılanma hakkının; ulusal bir gazetede bazı kamu

görevlileri hakkında yapılan haberler nedeniyle tazminata hükmedilmesi

nedeniyle de ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu Yeni Akit isimli ulusal gazetenin (gazete)

yayımcısıdır.

7. Gazetenin 22/11/2012 tarihli nüshasının 3. sayfasında

aralarında alkol alırken görülen bazı kişilerin de bulunduğu bir grubun toplu

olarak ve sadece grupta alkol alan kişilerin yer aldığı fotoğrafları eşliğinde

bir haber yapılmıştır. “Lisede Ahlaksızlık”

başlığı altında yapılan söz konusu haber şu şekildedir:

"Lisede ahlâksızlık

Laikçi kesimin kalesi olarak bilinen

Antalya’nın köklü okullarından Antalya Lisesi’nde çekilen fotoğrafları görenler

büyük tepki gösterdi. Facebook’ta paylaşılan fotoğraflara göre öğretmenler,

öğrencileri ile birlikte alkol alıyor. Mevzuata ve ahlaka aykırı görüntüler

'Öğretmen içerse, öğrenciler her türlü kötülüğü yapar' yorumlarına sebep oldu.

Başörtüsü düşmanlığıyla bilinen Eğitim Sen üyesi olduğu öğrenilen öğretmenler

ve okul müdürü hakkında soruşturma başlatıldığı belirlendi.

Antalya’nın en eski okullarından Antalya

Lisesi’nde çekilen fotoğraflar görenleri hayrete düşürdü. Sosyal paylaşım

sitelerinde dolaşan ve Akit’in ulaştığı öğretmen ve öğrencilere ait

fotoğraflar, 'Bunlar öğretmen mi meyhaneci mi' yorumlarına sebep oldu.

ÖĞRETMENLER RAKI İÇİYOR

Facebook’ta paylaşılan fotoğraflara göre

öğretmenler, öğrencileri ile birlikte alkol alıyorlar. Fotoğraflara göre

öğrencilerle birlikte pikniğe giden öğretmenler, alem yapıyorlar.

Öğretmenlerden T.Ç, Ö.U ve S.E, henüz 3-4 yaşındaki çocuklarının önünde alkol

alıyorlar. Rakı bardaklarını birbirine tokuşturan öğretmenler, müzik eşliğinde

eğleniyorlar.

VELİLER ENDİŞELİ

Öğretmenlerin, alkol fotoğraflarını sosyal

paylaşım sitelerine koymaları ise tepkiyle karşılandı. Öğrencilere örnek olması

beklenen öğretmenlerin mevzuata ve ahlaka aykırı görüntüler sergilemesi,

velileri de endişelendirdi. Görüntüler, 'Öğretmen içerse, öğrenciler her türlü

kötülüğü yapar' yorumlarına sebep oldu. Veliler, öğretmenlerin rakı içerken

çektikleri fotoğrafları internette paylaşmalarının reklam olduğunu belirterek

tepki gösteriyor.

DİN KARŞITI SENDİKA

Öğretmenlerin; başörtüsüne, Kur’an ve Siyer

derslerine karşı çıkan Eğitim Sen üyesi olduğu iddia ediliyor. Okul müdürü ve

öğretmenler hakkında soruşturma başlatıldığı öğrenilirken, okulun öğrencilerinin

de öğretmenlerden farklı olmadığı görülüyor. Sitedeki fotolarda mini etekli

öğrenciler görülüyor."

8. Haberde adı geçen okulda görev yapan bazı öğretmenler bu

habere karşı tazminat davası açmışlardır. Davacılar; haber tarihinden iki yıl

kadar önce gittikleri piknikte aileleriyle birlikte çekilen fotoğrafları sosyal

medya hesaplarından yayımladıklarını, bunun gazetede “Lisede Ahlaksızlık” başlıklı habere konu edildiğini,

haberin yalan ve asılsız olduğunu ileri sürmüşlerdir. Davacılar; piknikte

hiçbir öğrencinin bulunmadığını, haberle hedef olarak gösterildiklerini

belirterek manevi tazminat ve tazminata ilişkin mahkeme kararının ulusal bir

gazetede yayımlanmasını talep etmişlerdir.

9.Yargılamayı yapan Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi 12/12/2013

tarihli kararında aşağıdaki gerekçelerle temyiz yolu açık olmak üzere

başvurucuyu her bir davacı için 1.500 TL olmak üzere toplam 7.500 TL tazminat

ödemeye mahkûm etmiştir:

"...

Davacılara ait İl Milli Eğitim Müdürlüğünden

tahkikat raporları getirtilmiş, olayla ilgili olarak gezinin Antalya lisesiyle

ilgili bir gezi olmadığı kişilerin özel zamanları ve faaliyetleri kapsamında

bulunduğu, Antalya lisesiyle ilgili facebookta

paylaşılan fotoğraflara göre piknikte öğrenci bulunmadığından haberdeki iddiaların

doğru olmadığı, ayrıca her iki fotoğraf karesinde 3, 4 yaşlarında çocuğun

bulunmadığından öğretmenler hakkında işlem tayinine gerek olmadığına karar

verildiği anlaşılmıştır.

...

Davanın konusu basında yapılan haberlerden

dolayı uğranılan manevi zararın tazmini olup toplanan deliller ve dinlenen

tanık beyanlarına göre davacıların özel hayatlarıyla ilgili olarak geçmiş

tarihte yapılan piknik görüntülerinin sanki okul içinde öğrencileriyle birlikte

içki içiliyormuş havası yaratılarak toplumda infial yaratılacak şekilde habere

konu edildiği kanaatine varılmış, haberin eleştiri sınırlarını aştığı,davacılara zarar verme kastı ile yayın yapıldığı

sonucuna varıldığından davacıların bu sebeple tahkikat geçirdiği de gözetilerek

yaşanan acı ve sıkıntıların kısmen telafisi için her bir davacıya takdiren 1.500 TL olmak üzere toplam 7.500,00 TL manevi

tazminatın ... davacılara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmiştir.

...karar, davacılar vekilinin yüzüne karşı,

davalıların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde

Temyiz yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı."

10. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı temyiz başvurusu Yargıtayca 1/6/2015 tarihinde reddedilmiştir. Bu karar

başvurucuya 7/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Red

kararı gerekçesi şu şekildedir:

"..Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 5236 sayılı Yasa ile eklenen Ek 4.

madde gereğince HUMK’nun 427. maddesi uyarınca

temyize konu bölümünün 1.820,00 TL’yi geçmemesi durumunda karar kesindir. Somut

olayda davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaması ve her biri

yararına hüküm altına alınan miktarlar itibariyle davalınıntemyiz

itirazlarının reddine..."

11. Başvurucu 5/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

12. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun "Kişilik hakkının zedelenmesi" kenar

başlıklı 58. maddesi şöyledir:

"Kişilik hakkının

zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat

adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.

Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi

kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan

bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir."

B. Uluslararası Hukuk

1. İfade Özgürlüğünün Demokratik Toplumdaki

Önemi ve Basının Rolü

13. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ifade

özgürlüğü, demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardandır. AİHM,

ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında ifade özgürlüğünün toplumun ilerlemesi

ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini teşkil ettiğini

yinelemektedir. AİHM'e göre 10. maddenin ikinci

paragrafı saklı tutulmak üzere ifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul

gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi

ve fikirler için değil incitici,

şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade

özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir

toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık

fikirliliğin bir gereğidir. AİHM, 10. maddede güvence altına alınan bu hakkın

bazı istisnalara tabi olduğunu ancak bu istisnaların dar yorumlanması ve bu

hakkın sınırlandırılmasının ikna edici olması gerektiğini vurgulamıştır (Handyside/Birleşik Krallık [GK], B. No: 5493/72, 7/12/1976 § 49; Von Hannover/Almanya (No. 2) [BD], B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, §

101).

14. AİHM, demokratik bir toplumda basının oynadığı temel rolün

altını birçok kez çizmiştir. AİHM'e göre basının

görev ve sorumluluklarının bilincinde olarak kamu yararını ilgilendiren her

konuyu iletme görevi vardır. AİHM, basının böyle konularda bilgi ve fikir

yaymadan ibaret olan görevine kamunun bu fikir ve bilgileri alma hakkı

eklendiğini hatırlatmıştır. AİHM’e göre bu görevi

olmasa basın, vazgeçilmez kamusal “gözetleyici” (watchdog)

rolünü oynayamaz (Bladet Tromsø ve Stensaas/Norveç

[BD], B. No: 21980/93, 20/5/1999, §§ 59, 62;Pedersen ve Baadsgaard/Danimarka [BD], B.

No: 49017/99, 17/12/2004, § 71; Von

Hannover/Almanya (No. 2), § 102).

15. AİHM, Radio France ve diğerleri/Fransa (B. No:

53984/00, 30/3/2004, § 37) kararında basın özgürlüğünün kapsamının demokrasi

ile yakın ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya ve hatta

kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini belirtmiştir:

"Mahkeme "görev ve sorumluluklar"ın, ifade özgürlüğünün doğasından

kaynaklandığını yineler. 10. madde tarafından kamusal yararlara ilişkin

meselelerin aktarılması içingazetecilere sağlanan

güvencenin şartı, gazetecilik etiğine uygun olarakonların

kesin ve güvenilir bilgi sağlamak konusunda iyi niyet sahibi olmalarıdır

(örneğin bkz.Bladet Tromsø and Stensaas/Norveç,

§ 65;Colombani ve diğerleri/FransaB. No:

51279/99,25/06/2002, §65). Ne var ki basın

özgürlüğü belli dereceye kadar abartmaya hatta kışkırtmaya (provocation)

izin verir (bkz. özellikle, Bladet Tromsø and Stensaas/Norveç,

§ 59)..."

2. Basının Sorumlulukları

16. Sosyal görevini yerine getirebilmesi için basının özgür

olması kadar sorumluluk bilinci ile hareket etmesinin de şart olduğunu ifade

eden AİHM, basın özgürlüğünde belli ölçüde abartıya ve hatta tahrik yoluna

başvurmak mümkün olsa da (Prager ve Oberschlick/Avusturya,

B. No: 15974/90, 26/4/1995, § 38) bu özgürlüğün aynı zamanda ilgililerin meslek

ahlakına saygı göstererek doğru ve güvenilir bilgi verecek şekilde ve iyi

niyetli olarak hareket etmelerini zorunlu kıldığını da ifade etmiştir (Bladet Tromsø ve Stensaas / Norveç, § 65).

17. Gerçekten de kötü niyetli olarak gerçeğin çarpıtılması kabul

edilebilir eleştiri sınırlarını aşabilir. Gerçeğe uygun bir beyana kamuoyunun

gözünde yanlış bir imaj uyandırabilecek vurgular, değer yargıları, varsayımlar

hatta imalar eşlik edebilmektedir. Dolayısıyla AİHM'e

göre haber verme görevi zorunlu olarak ödev ve sorumluluklar ile basın

kuruluşlarının kendiliğinden uymaları gereken sınırlar içermektedir. Bu durum

özellikle basında yer alan söylemlerde isimleri zikredilen kişilerin ciddi

şekilde itham edilmeleri hâllerinde geçerlidir (Mater/Türkiye, B. No: 54997/08, 16/7/2013, §§ 54, 55). Bu

doğrultuda AİHM, bir kişinin siyasetçi ya da kamuoyunca tanınmış bir insan

olmasının uyuşmazlık konusu ifadelerin yalnızca değer yargısı içerdiği

durumlarda dahi yeterli olgusal temele sahip olduğunun gösterilmesi ihtiyacını ortadan

kaldırmadığını da kabul etmiştir (Petrina/Romanya,

B. No: 78060/01, 14/10/2008, §§ 45-50).

3. Maddi

Olgular ile Değer Yargısı

Arasındaki Fark

18. AİHM'e göre maddi olgular ile

değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir. Maddi olgular

ispatlanabilirse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın mümkün olmadığı

hatırda tutulmalıdır (Lingens/Avusturya [GK], B. No: 9815/82, 8/7/1986,

§ 46). AİHM, değer yargılarının doğruluğunu ispat etmenin yerine getirilmesi

imkânsız bir talep olduğunu ve böyle bir yükümlülüğün kendiliğinden Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinde korunan hakkın temel bir

bileşeni olan görüş sahibi olma özgürlüğünü ihlal edeceğini belirtmektedir.

AİHM, bununla birlikte bir açıklamanın değer yargısı düzeyine ulaştığı

durumlarda dahi -kendisini destekleyen bir olgusal temel olmayan değer

yargıları aşırı görülebileceğinden- müdahalenin orantılılığının dava konusu

sözlerin yeterli bir olgusal temele sahip olup olmadığına dayanabileceğini

ifade etmiştir (Jerusalem/Avusturya, B. No: 26958/95, 27/2/2001, §

42, 43).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 10/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İki Dereceli

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, Yargıtayın toplam

tazminat miktarı yerine her bir davacı için hükmedilen tazminat miktarını

dikkate almasından dolayı temyiz hakkını kullanamadığını belirtmiş ve bu

nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

21. Somut başvuruda ilk derece mahkemesince verilen kararda

başvurulabilecek kanun yolunun hatalı gösterilmesi nedeniyle başvurucunun

temyiz başvurusu reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesi; ilk derece mahkemelerince

davaya hangi sıfatla bakıldığı açıkça belirtilmeden yapılan yargılamalar

sonunda verilen kararlarda başvurulabilecek kanun yolu süresinin hatalı

gösterilmesi nedeniyle başvurucuların temyiz sürelerini geçirmeleri ve temyiz

başvurularının süre yönünden reddedilmesi üzerine yapılan bireysel başvurularda

oluşan hukuki belirsizliğin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiğine,

dolayısıyla mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.,

B. No: 2012/855, 26/6/2014, §§ 28-50; Kommersan Kombassan Mermer Maden İşletmeleri Sanayi ve

Ticaret A.Ş. ve diğerleri, B. No: 2013/7114, 20/1/2016, §§ 30-57).

Bu nedenle somut başvuru bakımından etkili olmayan temyiz yoluna başvuru

konusunda başvurucu, ilk derece mahkemesi kararı nedeniyle yanılgıya düşmüş

olduğundan başvurunun süresinde yapıldığının kabulü gerekir.

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun temyiz hakkını kullanamadığına

dair şikâyetlerinin iki dereceli yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

23. Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme’nin ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

24. Başvurucunun başvuru dilekçesinde ifade ettiği hukuk

mahkemeleri nezdinde iki dereceli yargılanma hakkı, Anayasa’da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerden olmadığı gibi Sözleşme’nin ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokollerden herhangi birinin kapsamına da

girmemektedir (Mahir Akarsu, B.

No: 2012/1096, 20/2/2014, §§ 42-45).

25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Silahların Eşitliği

İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu;

i. Davanın yetki konusundaki itirazlar incelenmeden kendisinin

katılmadığı ön inceleme duruşması sırasında karara bağlandığını,

ii. bir duruşma öncesinde tanıklara yöneltilmesi için hazırladığı

soruları dilekçe ile Mahkemeye bildirdiğini ancak bu soruların hiçbirisinin

tanıklara sorulmadığını belirtmiş ve bu nedenlerle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

27.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir

(Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

28. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de silahların

eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usul

hakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelmektedir (Yaşasın Aslan, B.

No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).

29. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma ve inceleme

yöntemlerinin mevzuata uygun olup olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin

görevi kapsamında değildir. Anayasa Mahkemesinin görevi başvuru konusu

yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığının değerlendirmektir. Genel

anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için silahların

eşitliği ilkesi ışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun

olanakların sağlanması şarttır. Bu anlamda delillere ilişkin dengesizlik veya

hakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi

gerekir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya

İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.,B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

30. Somut olayda başvuru dosyasının incelenmesinden başvurucunun

ilk derece mahkemesince yapılan tebligatlara rağmen 5/9/2013 ve 5/11/2013

tarihli duruşmalara kendi isteğiyle mazeretsiz olarak katılmadığı

görülmektedir. Ayrıca dava 5/9/2013 tarihli ön inceleme duruşmasında karara

bağlanmamış, ön inceleme duruşmasından sonra 5/11/2013 tarihli tahkikat

duruşması yapılmıştır. Başvurucu, davacı tanıklarının dinlendiği bu duruşmaya

da kendisine tebligat yapılmış olmasına rağmen mazeretsiz olarak katılmamış ve

bu nedenle davacı tanıklarına soru sorma imkânı bulamamıştır. Öte yandan dava

12/12/2013 tarihli duruşmada karara bağlanmıştır. Bu çerçevede başvurucunun

yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir imkândan mahrum

bırakılmadığı anlaşıldığından silahların eşitliği ilkesine yönelik yargılamanın

bütünlüğü içinde bir ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. İfade ve Basın

Özgürlüklerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu;

i. Dava konusu haberin bir okulda görevli öğretmenlerin aileleri

ile (küçük çocuklar da dâhil) birlikte okul döneminde yaptıkları bir piknikte

alkol alırken görüldükleri resimleri internette herkesin görebileceği ortamda

paylaşmalarına yönelik eleştiri olduğunu ve Anayasa'nın gerek ailenin korunması

gerekse gençlerin korunmasına yönelik hükümlerine uygun olduğunu ve kamu yararı

taşıdığını,

ii. Eleştirilen hadisenin -öğretmenlerin öğrencilerin

yetiştirilmesi sürecindeki rolleri dikkate alındığında- devletin eğitim ile

ilgili görevleri açısından da önemli olduğunu ve bu hadisenin öğrencilerin olumsuz

etkileneceği endişesi ile haberleştirildiğini,

iii. Görüntülerin gizlice çekilip haberleştirilmediğini ve

öğretmenlerin ilkokul çağında çocukların da bulunduğu kamuya açık alanlarda

alkollü içki tüketmelerinin haber değeri taşıdığını belirtmiş ve bütün bu

nedenlerle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

33. İddianın değerlendirilmesinde esas alınacak Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar

başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya

başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da

vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,...

başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir…”

34. Anayasa’nın “Basın

hürriyeti” kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Basın

hürdür, sansür edilemez…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri

hükümleri uygulanır…”

a. Müdahalenin Varlığı

35. Başvurucunun gazetede yayımlanan haber nedeniyle 7.500 TL

tazminat ödemesine karar verilmiştir. Söz konusu Mahkeme kararı ile

başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

36. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

37. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

38. 6098 sayılı Kanun’un 58. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

39. Başvurucuların tazminat ödemeye mahkûm edilmesine ilişkin

kararın "başkalarının şöhret veya

haklarının korunması"na

yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna

varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

(a)

Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi

40. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında

"demokratik toplum düzeninin gerekleri" ifadesinden ne anlaşılması

gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır. İfade özgürlüğü, kişinin haber

ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve

kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla

birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi,

savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir.

Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla

açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve

gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoş

görüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla

toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir

şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve

yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42-43; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

(b) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

41. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

bir müdahale olması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme,

sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç

arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz.

Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde "demokratik toplum düzeninin gereklerine

aykırı olmama" ve "ölçülülük ilkesine aykırı olmama" biçiminde

iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir bütünün parçaları

olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Bekir

Coşkun, §§ 53-55; Mehmet Ali

Aydın, §§ 70-72; AYM, E.2018/69, K.2018/47, 31/5/2018, § 15; AYM,

E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18).

42. İfade özgürlüğü üzerindeki sınırlamanın demokratik bir

toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik ve

istisnai nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya

elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem

olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya

ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (bazı farklılıklarla

birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51;

Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51).

43. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin fikirlerini

ifade özgürlüğü yoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında adil bir dengenin sağlanıp

sağlanamadığını denetlemektir. Meşru amaçların bir olayda varlığının hakkı

ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasında

olayın şartları içinde bir denge kurmaktır ( bkz. Bekir Coşkun, § 44, 47, 48; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§

58, 61, 66).

44. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile

başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına

işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret

etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin

diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran

açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti halinde orantılılık ilkesi

yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir. Kamu gücünü kullanan

organların düşüncelerin açıklanmasına ve yayılmasına müdahale ederken ifade

özgürlüğünün kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan korunması

gereken bir menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmaların

varlığını somut olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (bazı farklılıklarla

birlikte bkz. Bekir Coşkun, §§ 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, §§ 59, 68).

45. Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşılamakla birlikte orantılı değilse, demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(c) Basının

Ödev ve Sorumlulukları

46. Demokratik bir toplumda basına, siyasetçileri ve kamu

görevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmakla

birlikte Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri tamamen sınırsız bir ifade

özgürlüğünü garanti etmemiştir. Anayasa'nın 12. maddesinin "Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine

ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder."

biçimindeki ikinci fıkrası, kişilerin sahip oldukları temel hak ve hürriyetleri

kullanırken ödev ve sorumluluklarına da gönderme yapmaktadır. 26. maddenin

ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün

kullanımına basın için de geçerli olan bazı görev

ve sorumluluklar getirmektedir (Basının görev ve sorumluluklarına

ilişkin bkz. Orhan Pala, B. No:

2014/2983, 15/2/2017, § 46; Erdem Gül ve Can

Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B. No: 2013/1429, 14/10/2015,

§ 35; Fatih Taş [GK], B. No:

2013/1461, 12/11/2014, § 67; Önder Balıkçı,

§ 43).

47. Bu görev ve sorumluluklar başkalarının

şöhret ve haklarının zarar görme ihtimalinin bulunduğu ve özellikle

adı verilen bir şahsın itibarının söz konusu olduğu durumlarda özel önem arz

eder (Orhan Pala, § 47). Basın

özgürlüğü; ilgililerin meslek ahlakına saygı göstermelerini, doğru ve güvenilir

bilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarak hareket etmelerini zorunlu

kılmaktadır. Kötü niyetli olarak gerçeğin çarpıtılması kabul edilebilir

eleştiri sınırlarını aşabilir. Dolayısıyla haber verme görevi zorunlu olarak

ödev ve sorumluluklar ile basın kuruluşlarının kendiliğinden uymaları gereken

sınırlar içermektedir (Orhan Pala,

§ 48; Medya Gündem Dijital Yayıncılık

Ticaret A.Ş. [GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 42, 43; Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617,

8/4/2015, §§ 53, 54; İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, §§ 60,

61).

48. Söz konusu sorumlulukların kapsamı, başvurucunun koşullarına

ve ifade özgürlüğünü kullandığı vasıtalara göre değişir. Anayasa Mahkemesi

basın özgürlüğüne yapılan müdahalelerin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığını incelerken

meselenin bu yönünü görmezden gelmeyecektir.

49. Öte yandan dava konusu haberin maddi vakıaların açıklanması

veya değer yargısı olarak nitelendirilmesi de önemlidir. Bu noktada maddi

olgular ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir. Maddi

olgular ispatlanabilse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın mümkün

olmadığı hatırda tutulmalıdır (Kadir Sağdıç,

§ 57; İlhan Cihaner

(2), § 64). Ancak bir açıklamanın tamamen değer yargısından oluşması

durumunda bile müdahalenin orantılılığı ihtilaflı açıklamanın somut unsurlarla

yeterince desteklenip desteklenmemesine göre tespit edilmelidir. Çünkü somut

unsurlarla desteklenmiyorsa değer yargısı ölçüsüz olabilir (Cem Mermut, B.

No: 2013/7861, 16/4/2015, § 48).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

50. Başvurucu, başvuru konusu haberde davacı öğretmenlerin küçük

çocukların da bulunduğu bir ortamda alkol alırken görüldükleri resimleri

internette herkesin görebileceği ortamda paylaşmalarının eleştirildiğini ifade

etmiştir. Başvurucuya göre davacı öğretmenlerin aralarında ilkokul çağında

çocukların da bulunduğu aileleri ile birlikte kamuya açık alanlarda alkollü

içki tüketmeleri ile buna dair resimleri internette herkesin görebileceği

ortamda paylaşmalarının haber değeri bulunmaktadır. Buna karşın Anayasa

Mahkemesi, dava konusu haberin başvurucunun ileri sürdüğü bu iddiayla bir

ilgisinin bulunmadığı kanaatindedir. Dava konusu haberde eleştirilen husus,

öğretmenlerin kendi ailelerinin bulunduğu ortamlarda alkol aldıklarını gösteren

fotoğrafları paylaşmaları değil öğretmenlerin öğrencileriyle birlikte alkol

almaları ve bunu sosyal medyadan paylaşmalarıdır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi

değerlendirmelerini başvuruya konu haber ve bu habere ilişkin ilk derece

mahkemesinin karar gerekçesi üzerinden yapacaktır.

51. İlk derece mahkemesi başvuru konusu habere ilişkin

değerlendirmelerinde; idari soruşturmadaki habere konu fotoğrafların davacı

öğretmenlerin görev yaptıkları liseyle ilgili bir geziye ait olmadığı,

davacıların özel zamanları ve faaliyetleri kapsamında bulunduğu, ayrıca

piknikte öğrenci ya da 3-4 yaşlarında küçük çocukların da bulunmadığı yönündeki

tespitleri esas almıştır.

52. İlk derece mahkemesi, anılan tespitler ve tanık beyanları

çerçevesinde davacıların özel hayatlarıyla ilgili olarak geçmiş tarihte yapılan

piknik görüntülerinin sanki okul içinde ve öğrencilerle birlikte içki

içiliyormuş gibi yansıtılarak toplumda infial yaratılacak şekilde

haberleştirildiği kanaatine varmış ve davacıların kişilik haklarının ihlal

edildiği gerekçesiyle başvurucuyu tazminat ödemeye mahkûm etmiştir. Başka bir

ifadeyle başvurucu gerçek dışı bir haber yaptığı gerekçesiyle tazminat ödemek

durumunda bırakılmıştır.

53. Bu kapsamda başvurucunun davacılara yönelik isnatlarının

gerçeği yansıtmadığı ve bu isnatlardan yola çıkılarak kullanılan "ahlaksızlık" şeklindeki değer

yargısının da olgusal bir temelden yoksun olduğu anlaşılmaktadır.

54. İlk derece mahkemesinin haber içeriğinin gerçeği

yansıtmadığı yönündeki tespitleri dikkate alındığında başvurucunun meslek ahlakına

saygı gösterme, doğru ve güvenilir bilgi verme zorunluluğuna uymadığı ve

hakkında tazminat ödemesine neden olan haber bağlamında ifade özgürlüğünü

kullanırken kendisi için de geçerli olan görev ve sorumluluklara uygun

davranmadığı görülmektedir.

55. Öte yandan başvuru konusu haberin davacıları özel ve sosyal

hayatlarında ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakabilecek nitelikte olduğu,

onların şöhret ve itibarını ciddi biçimde zedelediği de açıktır. Bu kapsamda

başvurucu aleyhine verilen tazminat kararı toplumsal bir ihtiyaç baskısına

karşılık gelmektedir.

56. İlave olarak her bir davacı için 1.500 TL olmak üzere toplam

7.500 TL'den ibaret tazminat miktarının başvurucunun sahip olduğu ekonomik

olanakları zora sokacak veya ortadan kaldıracak miktarda olmadığı ayrıca -bu

tür davalarda genellikle verilen tutarlar ve söz konusu haberin ağırlığıyla

karşılaştırıldığında- ulaşılmak istenen amaç ile orantısız da olmadığı

değerlendirilmiştir.

57. Bu kapsamda başvuru konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun bir müdahale olduğu anlaşılmıştır.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal

edildiğine ilişkin olarak bir ihlal olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İki dereceli yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

10/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

Recep KAPLAN

Başvurucu

:

Uğurlu

Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Ltd. Şti.

Vekili

:

Av. Ali

PACCİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/13789, 10 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. Öğretmenler Rakı İçiyor
  7. Veliler Endişeli
  8. Din Karşıtı Sendika
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. İki Dereceli
  14. B. Silahların Eşitliği
  15. C. İfade ve Basın
  16. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42-43; Tansel
  17. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  18. Yıldırım
  19. Kömürcü
  20. Akıncı
  21. Topal
  22. Pacci
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/13789
Tarih
10 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Abdullah Erdoğan Başvurusu (B. No: 2015/18450)
  • Durali Gümüşbaş Başvurusu (B. No: 2015/6427)
  • Veysi Aktaş Başvurusu (B. No: 2015/14244)
  • Okan Karakaş Başvurusu (B. No: 2015/2094)
  • Mehmet Saraç Başvurusu (B. No: 2015/20122)
  • Gültan Kışanak Başvurusu (B. No: 2017/22108)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.