İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Murat Mutluay Başvurusu (B. No: 2013/6616)

1.

Başvuru No2013/6616Tarih6 Ocak 2016Okuma12 dk · 2.329 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ali Murat Mutluay Başvurusu

Karar tarihi
6 Ocak 2016
Başvuru Numarası
2013/6616
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.329 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvuru; tedbir nafakası davasında hükmün tavzihine ilişkin dilekçenin tebliğ

edilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin, Kanun’un

açık hükmüne aykırı şekilde tavzih kararı verilmesi nedeniyle de adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

1. Başvuru 22/8/2013 tarihinde Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

2.

Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesi

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

3.

Bölüm Başkanı tarafından 6/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

4.

Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.

Bakanlık, görüşünü 9/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

5.

Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 16/1/2015

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı

beyanlarını 28/1/2015 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6.

Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit

edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7.

Başvurucu aleyhine eşi tarafından 23/2/2012 tarihinde Adana 7. Aile Mahkemesinin

E.2012/493 sayılı dosyası ile nafaka davası açılmıştır.

8.

Mahkeme, 7/3/2013 tarihli ve K.2013/270 sayılı kararı ile başvurucu aleyhine

eşi olan davacı için aylık 300 TL, müşterek çocuk için ise aylık 450 TL tedbir

nafakasına hükmetmiş ancak nafakanın başlangıç tarihine hüküm kısmında yer

vermemiştir.

9.

Karar temyiz edilmeksizin 5/4/2013 tarihinde kesinleşmiştir.

10.

Davacı 9/4/2013 tarihli dilekçe ile nafakanın başlangıç tarihinin kararda

sehven belirtilmediğini, bu durumun infazda karışıklık meydana getireceğini

belirterek hüküm fıkrasının “Davacı kadın

için aylık 300 TL müşterek çocuk için aylık 450 TL tedbir nafakasının dava

tarihinden itibaren davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin

talebin reddine” şeklinde tavzihini talep etmiştir.

11.

Mahkeme 9/4/2013 tarihli tavzih şerhi ile hükmün (1) numaralı bendinde takdir

edilen nafakaların başlangıç tarihini “dava

tarihi” olarak belirlemiştir. Tavzih şerhi şu şekildedir:

“Hüküm

kısmında davacı için aylık 300 TL, çocuk için aylık 450 TL tedbir nafakasına

hükmedilmiş ise de nafakanın başlangıç tarihi sehven belirtilmemiş, bu da

infazda karışıklık yaratacağından tedbir nafakalarının başlangıç tarihi, dava

tarihinden itibaren olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.”

12.

Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 4/7/2013

tarihli ve E.2013/9192, K.2013/11646 sayılı ilamı ile onanmıştır.

13.

Onama ilamı 30/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14.

Başvurucu 22/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15.

12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 304. maddesi şu

şekildedir:

“(1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile

diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi

üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden

hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme

yapılarak karar verilebilir.

(2) Tashih kararı verildiği takdirde,

düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş

olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır,

imzalanır ve mühürlenir.”

16. 6100

sayılı Kanun’un 305. maddesi şu şekildedir:

“(1) Hüküm yeterince açık değilse veya

icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa,

icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya

tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.

(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar

ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve

değiştirilemez.”

17. 6100

sayılı Kanun’un 306. maddesi şu şekildedir:

“(1) Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar

nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir

nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap,

tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur.

(2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya

üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü

açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir.

(3) Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü

takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.”

18.

28/11/1956 tarihli ve E.1956/15, K.1956/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme

Genel Kurulunun kararı şöyledir:

“Her davada açıldığı tarihte tespit edilen

vaziyet hükmü esas ittihaz olunması iktiza eylemesine ve böyle bir davada da

talebinin kabule şayan olduğunu ispat eden davacıya karşı davanın ikamesiyle

davalı mütemerrit hale düşmüş addedilmesi muvafık

bulunmasına binaen nafakanın bağlanmasında olduğu gibi arttırılma veya

eksiltilmesine dair taleplerin kabulünde de buna dava tarihinden itibaren

hükmolunması icap ettiğine ilk müzakerede ittifakla karar verildi.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19.

Mahkemenin 6/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20.

Başvurucu; Aile Mahkemesinin, tavzih kararı ile infazda karışıklık yaratacağı

gerekçesine dayanarak nafakanın başlangıç tarihini “dava tarihi” olarak değiştirdiğini, bu süreçte kendisine

herhangi bir tebligat yapılmadan usul dışı bir uygulama ile karar verildiğini,

hükmün tavzihinde taraflara tanınan haklar ve borçların genişletilemeyeceğinin

öngörülmesine rağmen anılan düzeltme kararı ile nafaka borcunun artırıldığını,

nafakanın başlangıç tarihinin kararda belirtilmemesinin hükümle birlikte

yürürlüğe gireceği anlamına geldiğini, bu nedenle asıl kararı temyiz

etmediğini, Mahkemenin düzeltme şerhi olarak belirttiği aslında tavzih

niteliğinde olan kararın Kanun’un açık hükümlerine aykırı olarak verildiğini

belirterek Anayasa’nın 2., 10. ve 36. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile zararının karşılanması talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

21.

Başvuru formunda, Derece Mahkemesinin verdiği karar nedeniyle Anayasa’nın 2. ve

10. maddelerindeki hakların ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucunun bu yöndeki iddialarının özü, söz konusu kararın adil olmadığı

hususu ile ilgilidir. Bu nedenle başvuru adil yargılanma hakkı kapsamında,

tavzih kararının esası açısından hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiası ile silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin

ihlal edildiği iddiası başlığı altında incelenmiştir.

1. Tavzih Kararının Esası Açısından Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22.

Başvurucu; Mahkemenin tavzih gerekçesi olarak belirttiği infazda tereddüt

hususunun somut olay açısından geçerli olmadığını, tavzih kararıyla birlikte

taraflara tanınan hakkın genişletilmesi veya sınırlandırılmasının mümkün

olmadığını hâlbuki nafakanın başlangıç tarihinin değiştirilerek borcunun 9.750

TL artırıldığını, kararda kanunilik ilkesinin aşıldığını belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23.

Bakanlık görüşünde bu hususa ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır.

24.

Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmelidir (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

25.

Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

26. 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda

inceleme yapılamaz.”

27.

6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

28.

Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri ile kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususların bireysel başvuruda incelenemeyeceği ve bu çerçevede Anayasa

Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar

verilebileceği hükme bağlanmıştır. Bir anayasal hakkın ihlali iddiasını

içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesinin

talep edildiği başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve Kanun

tarafından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında bırakılan hususlara ilişkin

olduğu açıktır (Miraş Mümessillik İnş. Taah.

Reklam. Paz. Yay. San. Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056, 16/4/2013, §

34).

29.

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurular için benimsediği temel yaklaşım

doğrultusunda kural olarak bireysel başvuruya konu davadaki olayların

kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama

sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir

uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil

olup olmaması bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz.

Anayasada yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açık keyfîlik içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki

maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu

çerçevede derece mahkemelerinin delilleri değerlendirmesinde ve hukuk kuralını

yorumlamasında bariz takdir hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire

müdahalesi söz konusu olamaz (Kenan Özteriş,

B. No: 2012/989, 19/12/2013, § 48).

30.

Başvurucu; hükmün infazında herhangi bir tereddüt hasıl olmadığı hâlde

Mahkemenin bu sebebe dayanarak kesinleşmiş kararını değiştirdiğini, tavzihle

birlikte önceki kararda kendisine sağlanan hakkın kapsamının

sınırlandırıldığını, açık kanun hükmüne aykırı değerlendirme yapılarak karar

verildiğini iddia etmiş ise de tavzih kararı ve Yargıtay ilamı incelendiğinde

Mahkemenin, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 197. maddesi hükmüne göre

davacı eş ve çocuk yararına tedbir nafakasına hükmettiği, hüküm fıkrasında

nafakaların başlangıç tarihinin sehven belirtilmemesi nedeniyle talep üzerine

tavzih şerhi ile hükme “dava tarihinden”

ibaresinin eklendiği, esasen nafaka davalarının kanundan doğan bir alacağın

tespiti ve tahsili niteliğinde olduğu ve tedbir nafakasının, davanın açıldığı

tarihten itibaren hüküm ifade etmesi gerektiği (28/11/1956 tarihli ve E.15,

K.15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı), bunun yanında tavzih

talebinin reddi üzerine temyize gelen bir başka dava dosyasında Yargıtay

Dairesi, İçtihadı Birleştirme Kararıyla belirlenen ilke doğrultusunda, hükümde

artırılan nafakanın geçerlilik tarihinin belirtilmemesi hâlinde bu nevi

davalarda hükmedilen nafakanın geçerlilik tarihinin daima dava tarihi olacağını

belirtmek suretiyle mahkeme kararını düzelterek onadığı (Yargıtay 3. Hukuk

Dairesinin, 28/1/2015 tarihli ve E.2014/13268, K.2015/1535 sayılı ilamı)

dolayısıyla başvurucunun açık kanun hükmüne aykırı değerlendirme yapılması

nedeniyle kararın öngörülemez nitelikte olduğu, kanunilik ilkesinin aşıldığı

yönündeki iddiasının tamamıyla 6100 sayılı Kanun’un 405. maddesinde düzenlenen

tavzih hükmünün somut olaya uygulanması sırasında delillerin değerlendirilmesi

ve hukuk kuralların yorumlanması kapsamında ele alınması gereken bir husus

olduğu, bunun yanında Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açıkça keyfîlik oluşturan herhangi bir durumun da bulunmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

31.

Açıklanan nedenlerle başvurucunun belirtilen iddiasının kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının

açık keyfîlik veya bariz takdir hatası da içermediği

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkelerinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32.

Başvurucu, tavzih dilekçesinin kendisine tebliğ edilmediğini dolayısıyla tavzih

konusunda görüşlerine başvurulmadan karar verildiğini, Kanun’un açık

hükümlerine aykırı bir usulle karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33.

Bakanlık görüşünde silahların eşitliği ilkesinin genel prensipleri belirtilerek

şikâyetin değerlendirilmesi sırasında bu hususların dikkate alınması gerektiği

ifade edilmiştir.

34.

Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında önceki iddialarını yinelemiştir.

35. Anayasa

Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında,

ilgili hükmü, Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan

ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi gibi ilke ve haklara, Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher

Ergun ve diğerleri, § 38).

36.

Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de silahların eşitliği ilkesidir.

Silahların eşitliği ilkesi davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından

aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf

bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme

önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134,

16/5/2013, § 32).

37.

Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli yargılama ilkesi,

kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara, gösterilen kanıtlar

ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla ilgili görüş

bildirebilme imkânı vermektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. J.J./Hollanda, B. No: 9/1997/793/994,

27/3/1998, § 43; Vermeulen/Belçika, B. No: 19075/91, 20/2/1996, §

33).

38.

Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ışığında taraflara tanık

delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve inceletme noktasında da uygun

imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda, delillere ilişkin dengesizlik veya

hakkaniyetsizlik iddiaları da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilecektir

(Yüksel Hançer, B. No. 2013/2116,

23/1/2014, § 19). Bu bakımdan daha önce ulaşılamayan bilgi ve belgelere üst

yargılama aşamasında ulaşılmış ve bunlara karşı iddia ve itirazlar dile

getirilmiş ise silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılmayabilir. Anayasa

Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaki görevi, somut olayın usul

kurallarına uygunluğunu denetlemek değil, adil yargılanma hakkı kapsamındaki

güvencelerin somut olayda ihlal edilip edilmediğini denetlemektir (Durmaz Oto. Petrol Ürünleri İnş. San. ve Tic.

Ltd. Şti., B.

No: 2013/251, 10/6/2015, § 22).

39.

6100 sayılı Kanun’un 305. ve 306. maddelerinde, hüküm yeterince açık değilse

veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa

icrası tamamlanıncaya kadar tarafların hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da

aykırılığın giderilmesini isteyebileceği, davet üzerine taraflar gelmezse dosya

üzerinde inceleme yapılarak karar verilebileceği, bununla birlikte hüküm

fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı,

genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği, tavzih dilekçesinin bir nüshasının

cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edileceği, cevabın

tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olacağı, cevap verilmemiş olsa bile mahkemenin

dosya üzerinde inceleme yaparak karar vereceği ancak gerekli görürse iki tarafı

sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebileceği düzenlenmiştir.

40.

Başvurucu, tavzih dilekçesinin kendisine tebliğ edilmediğini, bu sebeple

kendisini savunma imkânından mahrum bırakıldığını belirterek Anayasa’nın 36.

maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

41.

Somut olayda Adana 7. Aile Mahkemesinin 7/3/2013 tarihli ve E.2012/493 sayılı

kararıyla 4721 sayılı Kanun’un 197. maddesine göre davacı eş ve çocuk yararına

tedbir nafakasına hükmedildiği, kararın 5/4/2013 tarihinde kesinleştiği,

davacının 9/4/2013 tarihli dilekçeyle hüküm fıkrasında nafakaların başlangıç

tarihinin belli olmadığını belirterek bu hususun düzeltilmesini talep ettiği;

Mahkemenin, tavzih dilekçesinin bir nüshasını başvurucuya tebliğ etmediği ve

başvurucunun bu konudaki görüşlerini almadan hüküm fıkrasına “dava tarihinden itibaren” ibaresini şerh

ettiği; başvurucunun, tavzih kararı ile birlikte talep dilekçesi ve içeriği

hakkında bilgi sahibi olduğu, temyiz aşamasında buna ilişkin beyan ve

itirazlarını üst Mahkemeye ayrıntılı bir şekilde bildirdiği, bu açıdan Derece

Mahkemesindeki usul eksikliğinin Yargıtay temyiz aşamasında giderildiği, Yargıtayın da başvurucunun tüm temyiz itirazlarını

değerlendirerek tavzih şerhi ile birlikte kararın bütününe atıf yapmak

suretiyle hükmü onadığı anlaşılmıştır.

42. Bunun

yanında başvurucu, tavzih dilekçesinin kendisine tebliğ edilmesi durumunda

Mahkeme önünde dile getiremediği ve sonuca etkili olabilecek nitelikte farklı

ne gibi iddialar ileri süreceği hususunda herhangi bir açıklamada da

bulunmamıştır.

43.

Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda İlk Derece Mahkemesi tarafından tavzih

dilekçesinin tebliğ edilmemesi, beyan ve itirazlarının alınmaması sebebiyle

başvurucunun yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir imkândan

mahrum bırakılmadığı, başvuru konusu eksikliğin silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkesinin ihlali sonucunu doğurmayacağı anlaşılmaktadır.

44.

Açıklanan nedenlerle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerine

yönelik bir ihlalin olmadığı anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. 1. Tavzih kararının esası

açısından hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin

başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

6/1/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Yakup MACİT Başvurucu : Ali Murat MUTLUAY Vekili : Av. Murat KARAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6616, 6 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve
  9. Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. 1. Tavzih kararının esası
  13. B. Yargılama giderlerinin
  14. Kaleli
  15. Dursun
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6616
Tarih
6 Ocak 2016

İlgili Kararlar

  • Şamil İçyer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3374)
  • Mehmet Ali Bedir ve Tevfik Günay Başvurusu (B. No: 2013/4073)
  • Murat Karayel Başvurusu (B. No: 2013/6223)
  • Medeni Alpkaya Başvurusu (B. No: 2013/3078)
  • Şevki Burak Kaya Başvurusu (B. No: 2013/2818)
  • Seyitahmet Seçkin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8637)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.