İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Medeni Alpkaya Başvurusu (B. No: 2013/3078)

1. Başvuru, icra

Başvuru No2013/3078Tarih21 Ocak 2016Okuma16 dk · 3.196 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Medeni Alpkaya Başvurusu

Karar tarihi
21 Ocak 2016
Başvuru Numarası
2013/3078
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.196 kelime·16 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, icra

emrinin iptali talebiyle açılan davada, karara karşı temyiz yolunun kapalı

olması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; şikâyet dilekçesine cevap verme ve

dosyaya delil sunma fırsatının tanınmaması nedeniyle silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkesinin; kararın Kanun ve yerleşik içtihatlara aykırı

olarak verilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları

hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 6/5/2013 tarihinde

Diyarbakır 2. İcra Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 26/11/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İkinci Bölüm tarafından

25/5/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 25/5/2015 tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) bildirilmiştir.

Bakanlık görüşünü 23/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa

Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 5/8/2015 tarihinde bildirilmiştir.

Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı 14/8/2015 tarihinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu hakkında

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Kabahatler Bürosunun 10/4/2012 tarihli ve

E.2012/781, K.2012/767 sayılı kararı ile 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı

Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesine göre 169,00 TL idari para cezası verilmiş,

başvurucu Diyarbakır 3. Sulh Ceza Mahkemesinin E.2012/701 D. İş sayılı

dosyasında, cezanın iptalini talep etmiştir.

9. Mahkeme, 15/11/2012 tarihli

kararı ile idari para cezasını iptal etmiş ve başvurucu lehine 600,00 TL

vekalet ücretine hükmetmiştir.

10. Başvurucu, Diyarbakır 7.

İcra Müdürlüğünün E.2012/8619 sayılı dosyasında vekâlet ücreti alacağının

tahsili için ilamlı icra takibi başlatmıştır.

11. İcra Müdürlüğü vekâlet

ücreti olan asıl alacağa 200,00 TL icra vekalet ücreti ekleyerek 12/12/2012

tarihli icra emrini düzenlemiş ve borçluya tebliğ etmiştir.

12. Borçlu İçişleri Bakanlığı,

vekâlet ücreti alacağının takibe konu yapılması halinde icra takibi için ayrıca

vekâlet ücreti istenemeyeceğini, takibe dayanak ilamın kesinleşmeden icraya

konulamayacağını belirterek şikâyet yoluyla takibin iptalini talep etmiştir.

13. Diyarbakır 2. İcra Hukuk

Mahkemesi, başvurucuyu davalı olarak gösterdiği 23/1/2013 tarihli ve E.2013/8,

K.2013/48 sayılı kararı ile dosya üzerinden inceleme yaparak şikâyetin

kabulüne, 12/12/2012 tarihli icra emrinin iptaline, tebliğinden itibaren 10 gün

içerisinde Yargıtaya temyiz yolu açık olmak karar

vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“İddia, toplanan deliller, tüm dosya kapsamı ve icra dosyası

kül halinde değerlendirildiğinde, Diyarbakır 3. Sulh Ceza Mahkemesinin

15/11/2012 tarihli ve E.2012/701 Değişik iş sayılı kararına istinaden 600,00 TL

avukatlık asgari ücret tarifesine istinaden takibe geçildiği, takip talebinden

600,00 TL asıl alacak ile 4,05 TL faizden oluşan toplam alacağa vekâlet

ücretini de talep ettiği, vekâlet ücreti alacağı takibe konu yapılması halinde

icra takibinde ayrıca vekâlet ücreti talep edilemeyeceğinden şikâyetin kabulüne

karar vermek gerekmiştir.”

14. Bu arada Diyarbakır 2. İcra

Hukuk Mahkemesi, HSYK kararı ile kapatılmış, dosya Diyarbakır İcra Hukuk

Mahkemesine devredilmiştir.

15. Gerekçeli kararın tebliği

ile şikâyetten haberdar olan başvurucu kararı temyiz etmiş, Yargıtay 8. Hukuk

Dairesi, 27/3/2013 tarihli ve E.2013/5116, K.2013/4449 sayılı ilamıyla,

uyuşmazlık konusu değerin 5.240,00 TL'yi geçmediği, bu nedenle mahkeme kararının

temyiz kabiliyetine haiz olmadığını belirterek temyiz talebini reddetmiştir.

16. Yargıtay ilamı, 24/4/2013

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, 6/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunulmuştur.

B. İlgili

Hukuk

17. 9/6/1932 tarihli ve 2004

sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 16. maddesi şöyledir:

“Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak

üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif

olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikâyet

olunabilir. Şikâyet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde

yapılır.

Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz

sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikâyet olunabilir.”

18. 2004 sayılı Kanun’un 17.

maddesi şöyledir:

“Şikayet icra mahkemesince, kabul

edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir.

Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası emrolunur.”

19. 2004 sayılı Kanun’un 18.

maddesi şöyledir:

“İcra mahkemesine arz edilen hususlar ivedi işlerden sayılır

ve bu işlerde basit yargılama usulü uygulanır.

Şu kadar ki, talep ve cevaplar dilekçe ile

olabileceği gibi icra mahkemesine ifade zaptettirmek

suretiyle de olur.

Aksine hüküm bulunmayan hâllerde icra mahkemesi, şikâyet

konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına

gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde

ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir.

Duruşma yapılmayan işlerde icra mahkemesi, işin kendisine geldiği tarihten

itibaren en geç on gün içinde kararını verir. Duruşmalar, ancak zorunluluk

hâlinde ve otuz günü geçmemek üzere ertelenebilir”.

20. 12/1/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 27. maddesi şöyledir:

“Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer

ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına

sahiptirler.

(2) Bu hak;

a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,

b) Açıklama ve ispat hakkını,

c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini

ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini,

içerir.”

21. 6100 sayılı Kanun’un 317.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“ Dava açılması ve davaya cevap verilmesi dilekçe

ile olur”.

22. 6100 sayılı Kanun’un 330.

maddesi şöyledir:

“Vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre

takdir olunacak vekâlet ücreti, taraf lehine hükmedilir.”

23. 19/3/1969 tarihli ve 1136

sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinin beşinci fıkrasının birinci cümlesi

şu şekildedir:

“Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa

yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir.”

24. 31/5/1944 tarihli ve E.1942/34,

K.1944/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararının ilgili

kısmı şöyledir:

“İmdi gerek mahkemelerde ve gerekse icrada avukatla takip

olunup da yazılı mukavele bulunmayan işlerde vekil ile müvekkil arasında

takarrür etmiş ücretle hasma tahmili lazım gelen vekalet ücretlerini bu kanun

tayin etmiş olduğuna ve bu kanun mucibince hazırlanarak Adliye Vekaletince

tasdik edilen ve 15/9/1941 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret

Tarifesiyle İzah ve Tatbik Tarzına Dair Umumi Hükümlerin onuncu maddesinde

mahkemede (davanın müdafaasını) deruhte etmeksizin icra takip yollarıyla borçlu

aleyhine takip icrasını deruhte eden avukatla evvelce mahkemede davayı intaç

etmiş olan avukata icra takibi için de ayrıca nisbi

bir ücret verileceği tasrih kılınmış ve icra takiplerinde maktu vekalet

ücretine tabi olan işlerin nelerden ibaret olduğu ve alınacak ücretlerin

miktarları da maktu ücret tarifesinin altıncı bendinde hasr

ve tadat edilmiş bulunmasına göre gerek ilamlı ve gerek ilamsız icra ve

takiplerinde diğer tarafa vekalet ücreti tahmil edilmesi zaruri bulunmaktadır. Bu

itibarla ilamda vekil için ücret tayin ve hükmedilmiş olsa dahi vekil

marifetiyle takip edilen ilamın icrasından dolayı da ayrıca ücret takdir

edilmesi lazım geleceğine dair İcra ve İflas Dairesinin ikinci içtihadının

doğru olduğuna 31/5/1944 tarihinde ittifakla karar verildi.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 21/1/2016

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 6/5/2013 tarihli ve 2013/3078

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

26. Başvurucu, Diyarbakır 2.

İcra Hukuk Mahkemesinde görülen davada, davacının şikâyet dilekçesine karşı

cevap verme ve dosyaya delillerini sunma imkânı sağlanmadan karar verildiğini,

bu anlamda Mahkemenin idareyi öncelikli tutarak yargılama yaptığını ve

tarafsızlığını zedelediğini, kararın hüküm kısmında karara karşı kanun yolunun

açık olduğunun belirtilmesi üzerine temyiz yoluna başvurduğunu, ancak Yargıtayın, temyiz talebini kararın kesin olması nedeniyle

reddettiğini, bu açıdan karara karşı etkili bir iç hukuk yolu olmaması

nedeniyle de davaya cevap verme fırsatını bulamadığını, vekâlet ücretinin

tahsili talepli icra takibinde icra vekâlet ücretinin talep edilemeyeceğine

ilişkin mevzuatta hüküm olmadığını, aksi yönde yerleşmiş Yargıtay içtihatları

olduğu halde, Mahkemenin delilleri ve hukuk kurallarını hatalı yorumlayarak

şikâyet talebini kabul ettiğini, kararla icra emrinin tamamı iptal edilerek

ilamın yok sayıldığını, karar nedeniyle maddi zarara uğradığını belirterek

Anayasa'nın 35., 36. ve 40. maddelerinde düzenlenen mülkiyet, adil yargılanma

ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

27. Başvuru formu ve ekleri

incelendiğinde başvurucunun, Mahkemenin verdiği karar nedeniyle eşitlik ilkesi

ve mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini ileri sürdüğü görülmüştür. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucunun bu yönde ileri sürdüğü iddiaların özü söz konusu kararın adil

olmadığı hususu ile ilgilidir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

28. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma

hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

22).

29. Sözleşme’nin adil yargılanma

hakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili

uyuşmazlıkların” ve bir “suç

isnadının” esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu

belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak

arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek

için, başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın

tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş

olması gerektiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan

adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve

Sözleşme kapsamı dışında kalacağından, bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, § 23).

30. Başvuru konusu davanın

medeni hak ve yükümlülük çerçevesinde incelenmesi açısından, şikâyet

müessesesinin niteliği ve bu kapsamda Mahkeme kararının sonucunun başvurucunun

haklarını ne ölçüde etkilediği hususlarında değerlendirme yapılması gerektiği

açıktır.

31. Şikâyet müessesesi, icra

dairesinin somut işlemine karşı bir denetim işlevi yerine getirir ve şikâyet

olunan, aslen icra dairesidir. Ancak dava sonucu işlemin iptali veya

düzeltilmesi kararı verilmesi halinde şikâyet konusu işlem lehine olan kimsenin

hukuksal durumu doğrudan etkileneceğinden bu kişilerin de zorunlu olarak davalı

konumda bulunması gerekmektedir. Nitekim, yerleşik yargısal uygulamalarda

olduğu gibi, başvuru konusu olayda da takip alacaklısı sıfatıyla başvurucu,

Mahkeme kararında davalı olarak gösterilmiştir.

32. Şikâyet konusu işlem temelde

icra dairesi işlemi olmakla birlikte şikâyet sonucu verilen karar takibin

taraflarının haklarını önemli ölçüde etkilemektedir. Takibin sonuçsuz kalması,

haciz veya satış işleminin yapılamaması, takip hukukundan doğan bir hakkın var

olup olmadığına yönelik tespitler, tarafların haklarını doğrudan

etkilemektedir. O nedenle kategorik bir şekilde şikâyetin, takibin diğer

taraflarını ilgilendirip ilgilendirmediği hususundan ziyade somut olay

koşullarında ilgilinin hakkının etkilenip etkilenmediğini değerlendirmenin

doğru olacağı açıktır.

33. Somut olayda, başvurucu

takibe dayanak ilamda hükmedilen vekâlet ücreti alacağı için icra takibi

başlatmış, Müdürlükçe asıl alacağa vekâlet ücreti de eklenerek icra emri

düzenlenmiş, borçlunun şikâyeti üzerine Mahkemece icra vekâlet ücreti ile

ilgili esaslı bir değerlendirme yapılarak vekâlet ücreti alacağına vekâlet

ücreti istenilemeyeceği gerekçesiyle icra emrinin tamamının iptal edildiği ve

başvurucu aleyhine ayrıca vekâlet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır.

Görülüyor ki Mahkemenin kararı ile başvurucunun, kanunen hak ettiğini iddia

ettiği vekâlet ücreti alacağından yoksun kalmasının yanında aleyhine vekâlet ücreti

borcu doğmasıyla malvarlığı hakkını doğrudan etkileyen mali yükümlülüklere

katlanmak zorunda kaldığı anlaşılmaktadır. Bu açıdan başvurucunun medeni

haklarının şikâyet sonucu verilen karar nedeniyle etkilendiği ve başvuru konusu

olayın bireysel başvuru kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna

ulaşılmıştır.

a. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkesinin

İhlali İddiası Yönünden

34. Başvurucu, ilamlı icra

takibine karşı açılan davada, şikâyet dilekçesinin kendisine tebliğ edilmediğini,

davaya ilişkin beyanda bulunma ve delil sunma hakkından yoksun bırakıldığını

belirterek silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

35. Başvurucunun, temyiz yolunun

açık olduğu belirtilerek verilen karara karşı süresi içerisinde Yargıtaya başvurduğu, Yargıtay Dairesinin, kararın kesin

olması nedeniyle temyiz talebini reddettiği, bunun üzerine, ilamın tebliğinden

itibaren 30 gün içerisinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu,

Mahkemenin yanlış yönlendirmesi sonucu temyiz yolunu kullanmak zorunda kalan

başvurucunun, ilamın tebliğ tarihine göre yaptığı başvurunun süresinde olduğu

sonucuna ulaşılmıştır.

36. Başvurucunun, silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi bağlamında adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurusunun, açıkça dayanaktan yoksun

olmaması ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir

nedeninin de bulunmaması nedeniyle başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

37. Başvurucu, İçişleri

Bakanlığı aleyhine başlattığı ilamlı icra takibine karşı icra emrinin iptali

istemiyle açılan davada, Mahkemenin şikâyet dilekçesini kendisine tebliğ

etmediğini, davaya ilişkin beyanda bulunamadığını, delillerini bildiremediğini

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

38. Başvurucunun temel

iddiasının, yargılama aşamasında şikâyetin içeriği hakkında bilgi sahibi olma,

karşı tez ve delillerini sunma hakkından yoksun bırakılmasına ilişkin olması

nedeniyle başvuru, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi yönünden

incelenecektir.

39. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

40. Sözleşme’nin 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes davasının, … cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve

tarafsız bir mahkeme tarafından, hakkaniyete uygun ve kamuya açık olarak, …

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

41. Anayasa Mahkemesi,

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü,

Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların eşitliği

ve çelişmeli yargılama ilkesi gibi ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve

diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

42. “Hakkaniyete

uygun yargılanma”nın temel unsuru, yargılamanın “çelişmeli” olması ve taraflar arasında “silahların eşitliği”nin sağlanmasıdır (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Rowe ve Davis/Birleşik Krallık [BD], B. No: 28901/95,

16/2/2000, § 60). Adil yargılanma hakkının unsurlarından olan çelişmeli

yargılama ilkesi taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum

yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif

olarak katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda, mahkemece tarafların

dinlenilmemesi, taraflara delillere karşı çıkma imkânı verilmemesi, yargılama faaliyetinin

hakkaniyete aykırı hale gelmesine neden olabilecektir (Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Ruiz-Mateos/İspanya, § 63; Feldbrugge/Hollanda, B. No. 8562/79, 29/05/1986, §

44).

43. Adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri de silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi

davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynı

koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir

duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde

dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134,

16/5/2013, § 32).

44. Silahların eşitliği

ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli yargılama ilkesi, kural olarak bir hukuk

ya da ceza davasında tüm taraflara, gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler

hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla ilgili görüş bildirebilme imkânı

vermektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. J.J./Hollanda, B. No: 9/1997/793/994, 27/3/1998, § 43; Vermeulen/Belçika, B.No: 19075/91, 20/2/1996, § 33).

45. Genel anlamda hakkaniyete

uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkeleri ışığında taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere

delillerini sunma ve inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması

gerekir. Bu anlamda, delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik

iddiaları da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilecektir (Yüksel Hançer, B. No. 2013/2116,

23/1/2014, § 19).

46. AİHM, silahların eşitliği

ilkesine uyulup uyulmadığını denetlerken somut olayda şikayet

konusu eşitsizliğin yargılamayı fiilen ve gerçekten adaletsiz kılıp kılmadığına

bakmaktadır (bkz. Kremzov/Avusturya B. No: 12350/86, 21/9/1993, §

75).

47. Bu bakımdan, daha önce

ulaşılamayan bilgi ve belgelere üst yargılama aşamasında ulaşılmış ve bunlara

karşı iddia ve itirazlar dile getirilmiş ise silahların eşitliği ilkesi ihlal

edilmiş sayılmayabilir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaki

görevi, somut olayın usul kurallarına uygunluğunu denetlemek değil, adil

yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin somut olayda ihlal edilip

edilmediğini denetlemektir (Durmaz Oto.

Petrol Ürünleri İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. (4), B. No:2013/251,

10/6/2015, § 22).

48. Başvurucu şikâyet

dilekçesinin kendisine tebliğ edilmediğini, bu sebeple savunma yapma ve delil

bildirme imkânından mahrum bırakıldığını belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde

belirtilen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

49. Somut olayda; başvurucunun,

lehine hükmedilen vekâlet ücreti alacağının tahsili amacıyla İcra Müdürlüğü

nezdinde ilamlı icra takibi başlattığı, takip borçlusunun, icra emrinin iptali

talebiyle açtığı davada, Mahkemenin, şikâyet dikçesini

davalıya tebliğ etmeden dosya üzerinde yaptığı inceleme sonucu icra emrinin

iptaline karar verdiği anlaşılmıştır.

50. HMK’nın 27. maddesinde düzenlenen

hukuki dinlenilme hakkı, davalının davadan haberdar edilme, davaya ilişkin

açıklama yapma ve delil bildirme hakkını güvence altına alır. Bu hak bir anlamda

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama hakkı ile de ilgilidir. Buna göre,

mahkeme davalıya savunma hakkını kullanma imkânı vermeden davanın esasıyla

ilgili değerlendirme yapamayacaktır. Bu hakkın kullanılabilmesinin usul hukuku

açısından en önemli sonucu dava dilekçesinin, içeriğindeki iddialarla muhatap

olan süjeye yani davalıya tebliğinin zorunlu olduğu olgusudur.

51. İİK’nın 16. maddesinde, icra ve

iflas dairelerinin yaptığı muamelelerin kanuna muhalif olmasından veya hadiseye

uygun bulunmamasından dolayı işlemin iptali veya düzeltilmesi için icra

mahkemesine şikâyette bulunulabileceği, aynı Kanun’un 18. maddesinde ise,

şikâyet davasında basit yargılama usulünün uygulanacağı, talep ve cevapların, dilekçe veya

mahkemeye ifade vermek suretiyle ileri sürebileceği belirtilmiştir.

52. Talep ve cevaba ilişkin,

şikâyet davasına hasren İİK’da

getirilen bu özel düzenlemenin yanında HMK’nın 317.

maddesinde, basit yargılama usulünde davaya, dilekçe vermek suretiyle cevap

verileceği hususu düzenlenmiştir.

53. Somut olayda, icra emrinin

iptali istemiyle Diyarbakır 2. İcra Hukuk Mahkemesine açılan davada Mahkeme,

şikâyet dilekçesini davalıya tebliğ etmeden dosya üzerinden değerlendirme

yapmak suretiyle icra emrinin iptaline kesin olarak karar vermiştir. Davalı,

gerekçeli kararın tebliği ile birlikte davadan haberdar olmuş, şikâyet hakkında

beyanda bulunma ve dosyaya delil bildirme hakkından yoksun bırakılmıştır.

54. Nitekim Mahkeme, iddia ve

icra dosyasını dikkate alarak yalnızca davacının tezleri doğrultusunda karar vermiş, davalının, dilekçe içeriği, toplanan deliller hakkında

bilgi edinmesine, bunlara karşı çıkmasına ve delil sunmasına izin vermeyerek diğer tarafı yargılamada üstün

bir konuma getirmiştir. Bu açıdan söz konusu eşitsizliğin yargılamayı fiilen ve

gerçekten adaletten yoksun kıldığı sonucuna ulaşılmıştır.

55. Açıklanan gerekçelerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

b. Diğer

Şikâyetler

56. Başvuru hakkında, “silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

” ilkesine aykırılık bulunması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

karar verildiğinden adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer şikâyetler (bkz. §

26) hakkında ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı

Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

57. Başvurucu, anayasal haklarının

ihlal edildiğini belirterek ihlalin tespiti ile 4.063,30 TL maddi tazminata

karar verilmesini talep etmektedir.

58. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesi şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve

işlem niteliğinde karar verilemez.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

53.

Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlal, adil yargılanma hakkının

unsurlarından olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal

edilmesinden kaynaklandığından ve ihlalin yeniden yargılama yapılarak ortadan

kaldırılmasında hukuki yarar bulunduğundan, 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili Mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

54.

Yeniden yargılanma kararı verilmekle başvurucunun tazminat talebinin reddine

karar verilmesi gerekmiştir.

55.

Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35

harç ve 1.800,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle:

A.

Başvurucunun,

1. Silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 36. Maddesinde

güvence altına alınan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin

İHLAL EDİLDİĞİNE,

B.

Kararın bir örneğinin 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla “yeniden yargılama yapmak üzere” Diyarbakır

İcra Hukuk ( kapatılan 2. İcra Hukuk Mahkemesi)

Mahkemesine gönderilmesine,

C. Yeniden yargılanma kararı

verilmekle başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan

198,35 TL harç ve 1.800,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL

yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini

takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay

içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

21/1/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Yakup MACİT Başvurucu : Medeni ALPKAYA Vekili : Av. Süleyman BİLGİÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3078, 21 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. C. Yeniden yargılanma kararı
  16. D. Başvurucu tarafından yapılan
  17. E. Ödemenin, kararın tebliğini
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3078
Tarih
21 Ocak 2016

İlgili Kararlar

  • Şevki Burak Kaya Başvurusu (B. No: 2013/2818)
  • Seyitahmet Seçkin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8637)
  • Hüseyin Bıyık Başvurusu (B. No: 2013/8773)
  • A.v. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1649)
  • Nahit Aydın Başvurusu (B. No: 2013/4072)
  • Seyithan Akgül Başvurusu (B. No: 2013/5869)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.