İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Seyitahmet Seçkin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8637)

1. Başvurular, Göçmen Konutları Projesi kapsamında satın

Başvuru No2013/8637Tarih7 Ocak 2016Okuma21 dk · 4.118 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Seyitahmet Seçkin Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
7 Ocak 2016
Başvuru Numarası
2013/8637
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.118 kelime·21 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurular, Göçmen Konutları Projesi kapsamında satın

alınan konut için avans olarak ödenen ve konut taksit ödemelerinden mahsup

edilmeyen tutarların tahsili amacıyla açılan davaların reddedilmesi nedeniyle

mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru dilekçeleri ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların

Komisyonlara sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı

tespit edilmiştir. Komisyonlarca başvuruların

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümler tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

3. Yapılan inceleme sırasında

konularının aynı olması nedeniyle 2014/13640, 2014/13773, 2014/19592 numaralı

dosyaların 2013/8637 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve

incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucular 1989 yılında zorunlu göçe tabi tutulmaları

sonucu Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelmiş ve Türk vatandaşı olmuşlardır.

7. Başvurucular; Başbakanlık ile Toplu Konut İdaresi

Başkanlığı (TOKİ) aleyhine muhtelif tarih aralıklarında Ankara ve Bursa

Tüketici Mahkemelerinde açtıkları davalarda, Türkiye’ye geldikten sonra

Türkiye’nin değişik yerlerinde Göçmen Konutları Projesi kapsamında göçmen

evlerinin yapıldığını, bu evlerden bir konuta sahip olmak için değişik

miktarlarda peşinat ödediklerini belirtmiş ve ayrıca oturdukları konutların

maliyet hesabı çıkarıldıktan sonra ödenen miktarların evin taksit

miktarlarından mahsup edilmesi gerektiğini, mahsup işleminin

gerçekleştirilmediğini ileri sürerek yatırılan tutarların günün ekonomik

koşullarına göre güncellenerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla

tahsilini talep etmişlerdir.

8. Mahkemelerce istenen bilirkişi raporlarının dava

dosyalarına sunulmasını müteakip başvurucular ıslah dilekçesi ile birlikte

taleplerini, ilgili bilirkişi raporunda belirtilen güncellenmiş miktara kadar

çıkarmıştır.

9. Başvuruculardan Seyitahmet

Seçkin ve Günay Caferoğlu’nun Bursa 1. Tüketici Mahkemesinde ve Mehmet

Karakaş’ın Ankara 1. Tüketici Mahkemesinde görülen davasında Mahkemeler

verdikleri kararlarıyla başvurucuların konut almak üzere ödeme yaptığı ve avans

yatırdığı, yatırılan tutarların taksit ödemelerinden mahsup edildiğinin ispat

edilemediği, bu paraların banka nezdinde Devlet Bakanlığı adına açılan hesapta

tutulduğu, bilahare bu hesabın TOKİ’ye devredildiği, denkleştirici

adalet ilkesi dikkate alınarak başvurucularca yatırılan peşinatın ve avansın

güncellenmiş tutarının iade edilmesi gerektiği şeklindeki gerekçelerle açılan

davaların kabulüne karar vermiştir.

10. TOKİ ve Başbakanlık tarafından kararların temyizi üzerine

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi muhtelif tarihlerde vermiş olduğu kararlarla temyiz

aşamasında İlk Derece Mahkemesi kararlarını davalılar lehine farklı

gerekçelerle bozmuştur.

11. Başvurucular Seyitahmet Seçkin

ve Mehmet Karakaş’ın davalarına ilişkin olarak Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin

temyiz incelemesi sonucunda vermiş olduğu değişik tarihli kararlarda;

“… Uyuşmazlık, davacının

yaptığı peşin ödemenin maliyet hesabına göre borçlandığı anlaşılan davacı

borcundan mahsup edilip edilmediği hakkındadır. Mahkemece, alınan bilirkişi

raporunda soyut ifadelerle ödenen peşinatın mahsup edilmediğine ilişkin düşünce

esas alınarak peşinatın güncelleştirilmiş değerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Yukarıda

açıklandığı üzere davalılar mahsup işleminin yapıldığını ve peşin ödemenin

mahsup edildiğini savunmaktadır. Taraflar arasındaki borçlanma sözleşmesine

göre davacının kullandığı kredi üzerinden borçlandığı anlaşılmaktadır. Buna

karşılık yapılan maliyet hesaplarında göçmen konutlarının şerefiyelendirmesi

de gözetildiğinde maliyetlerin davacı borçlanmasının üzerinde kaldığı

görülmektedir. Bu durumda mahkemece taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine

elverişli yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, borçlandırma işleminin

başlangıcında mahsuplaşma yapılıp yapılmadığı, konutun maliyet bedeli,

borçlandırma bedelinden yüksek olduğu takdirde davacının maliyet bedelinden

borçlanmayı kabul ettiği halde daha düşük miktarda borçlandırılmasının kabul

edilebilir açıklaması yaptırılmalı, ödenmesi gereken taksitlerden mahsup işlemi

yapılıp yapılmadığı dosya içindeki ve emsal dosyalardaki listeler ve yazışmalar

değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde

karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” şeklindeki gerekçeyle bozma

kararı verilmiştir.

12. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, temyiz incelemesi sonucunda

17/10/2012 tarihli E.2012/25101, K.2012/23770 sayılı kararla başvurucu Günay

Caferoğlu’nun davasına ilişkin olarak ise;

“…

Davacı, 1989 yılında Bulgaristan’dan zorunlu göçe tabi tutularak Türkiye’ye

geldiğini, Devlet Başkanlığı’nın hazırladığı göçmen evleri projesi kapsamında

borçlanarak konut satın aldığını, bu amaçla 15.000.000 TL peşinat ödediğini,

daha sonra aralarında sözleşme düzenlendiğini, peşin ödediği paranın konut

maliyet bedelinden mahsup edilmediğini ileri sürerek bu ödemenin

güncelleştirilmiş değerinin tahsilini istemiş; davalı ise, peşin olarak

yatırılan paranın mahsubunun yapıldığını, davacının talebinin haksız olduğunu

savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece dairemiz bozması üzerine verdiği

kararında mahsubun yapılmadığı gerekçe gösterilmek ve bilirkişi raporu esas

alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Toplanan

delillerden ve dosya kapsamından taraflar arasında sözleşme kurulmadan önce

davacının konut edinmek amacıyla davalı hesabına bir kısım paralar yatırdığı,

daha sonra davacıyla dava dışı Emlak bankası arasında yapılan sözleşmeyle

borcun takside bağlandığı, sözleşmede mahsup konusunda hüküm bulunmasa da

taksit tutarlarının tamamının ödendiği konusunda ihtilaf yoktur. İhtilaf

önceden peşin olarak yatırılan 15.000.000 TL nın mahsubunun yapılıp yapılmadığı noktasında

toplanmaktadır.

Yine

dosya kapsamından açıkça anlaşılacağı üzere göçmen konutlarının yapım ve temini

işini dava dışı Devlet Bakanlığı ile Emlak Bankası üstlenmiş, geçen zaman

içerisinde de bu konutların yapım işi davalı TOKİ ye devredilmiş, Emlak Bankası

da dava dışı Ziraat Bankasına devredilmiştir.

Devlet

Bakanlığı kredi temin işini üstlenen Emlak Bankasına 23.9.1993tarihinde yazdığı

yazısında “Her ne şekilde olursa olsun, soydaşların konut için yatırdıkları

peşinatların borç miktarından düşülmesi ve bakiye üzerinden borçlandırılmaları”

talimatını vermiş; daha sonra aynı bankaya 17.12.1997 tarihinde yazdığı yazı

ile de yatırılan peşinatların mahsup edilip edilmediğini sormuştur. Emlak

Bankası ise 31.12.1997 günlü cevabi yazısında proje kapsamında ülke çapında

21556 kişinin konut sahibi olduğunu, 6629 kişinin peşinatlarının kesin

borçlandırma işlemleri aşamasında peşinatlarının mahsup edileceğini, bunların

dışında kalan kişilerin tamamının peşinatlarının borçlarından mahsup edildiğini

bildirmiştir. Yine aynı Bakanlık 8.3.1999 tarihli yazısında soydaşlara

yapılacak geri ödemelerin mutlaka banka cüzdanlarına işlenmesini bildirmiştir.

Emlak Bankasının Ziraat Bankasına devrinden sonra Devlet Bakanlığı Ziraat

Bankasına yazdığı 29.5.2002 tarihli yazısında Kestel’de hak sahiplerine

konutlarının teslim edildiğini, işin başında yatırılan peşinatlarında maliyet

hesabından tenzil edildiği belirtilmiş; bu yazı esas alınmak suretiyle Halk

Bankasının bireysel krediler daire başkanlığının Garajlar şubesine yazdığı

26.2.2003 tarihli yazısında Devlet Bakanlığının 29.5.2002 tarihinde Kestel’de

inşa edilen 2064 göçmen konutunun kesin borçlandırılmasının talimata

bağlandığı, 1.3.2003 tarihi itibariyle hesaplanan ilave borçlanma tutarlarının

yazı ekinde tablo halinde gösterildiği, çok cuzi olan

borçlanma tutarlarının bu tarih itibariyle hesaplara borç kaydedildiği,

bunların tahsil edilmesinin gerektiği İTFA planı ve ANÜFE tablolarında bir

değişiklik olmayacağı belirtilmiştir. Diğer taraftan dairemiz incelemesinden

geçmek suretiyle kesinleşen ve aynı konuda Ankara 2.Tüketici Mahkemesinde

açılan 2010/107 esas ve 2011/114 esas sayılı dosyaların davacıları banka hesap

cüzdanlarını, hesap cüzdanlarının suretlerini dosyaya ibraz etmişler, hesap

cüzdanlarının incelenmesinden de gerekli mahsubun yapıldığı gözlemlenmiştir.

Yukarıda

özetlenen gerek Devletin resmi kurumları arasındaki

yazışmalardan, gerek hak sahiplerine ait liste başlıklı belge kapsamından ve

gerekse aynı nedenlerle açılan ve reddedilip, dairemizin incelenmesinden de

geçmek suretiyle kesinleşen dosya kapsamlarından da açıkça anlaşılacağı gibi

davacının peşin ödediği paranın mahsubunun yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu

durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile

kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” şeklindeki gerekçeyle bozma

kararı vermiştir.

13. Bireysel başvurulara konu olan bu davalar Ankara 1.

Tüketici Mahkemesi ile Bursa 1. Tüketici Mahkemelerinde görülmüş, bozma

kararlarının tümüne uyulmuş ve bunun sonucunda başvurucularca açılan davaların

tümü reddedilmiştir. Başvurucu Hasan Çalışkan’ın açtığı davada ise Bursa 1.

Tüketici Mahkemesi, herhangi bir bozma kararı olmaksızın açılan davayı doğrudan

reddetmiştir.

14. Başvuruculardan Seyitahmet

Seçkin, Günay Caferoğlu ve Hasan Çalışkan’ın Bursa 1.Tüketici Mahkemesinde

görülen davalarında verilen kararın gerekçesi şöyledir:

“Bilirkişi … ../../… tarihli raporunda özetle; … davacının borçlandığı

bedel ile konut maliyet bedelinin aynı olduğu, konut bedeline mahsup edilmek

üzere yatırmış olduğu … TL’nin konut bedelinden mahsup edilmediği yolunda görüş

bildirilmiştir.

Dosya içinde yer alan belgelerden, konut maliyet

bedeline ilişkin kesin bir rakam bulunmamaktadır. Bilirkişi tarafından konut

maliyet bedeli hesaplamasında, dosya içerisinde örneği yer alan Tuğrul Balaban

imzalı 08.02.1993 tarihli "Bursa/Kestel Göçmen Konutları Daire Maliyet

İcmali" başlığını taşıyan belge esas alınmıştır. Ancak bu belgenin

"not" kısmında "Konutların yaklaşık daire maliyetleri süre

uzatım komisyonu il kararı göz önüne alınarak düzenlenmiş olup, söz konusu

konutları kesin inşaat ve daire maliyetleri kesin hesaptan sonra

belirlenecektir" ifadesine yer verilmiştir; yani bilirkişi tarafından

rapora esas alınan maliyet hesabı kesin hesap değildir. Ancak, yine örneği

dosya içerisinde yer alan Emlak Bankası tarafından "Devlet Bakanlığı Sn.

Orhan Kilercioğlu" başlığını taşıyan 17.03.1993 tarih 1584 sayılı yazıda

"Ancak sözkonusu konutlar için Bankamızca

yapılan tespitler çerçevesinde projeye Avrupa İskan

Fonu Kaynaklarından alt ve üst yapı için istihkak bedelleri ile komisyonlar

dahil 118.527.559,286 TL ödeme yapılmış olup, bu tutarların 01.03.1994 tarihine

kadar faizi 34.112.535,038 TL olarak hesaplanmıştır. Buna göre fiili ödeme

tutarı 152.640.094,324 TL'ye ulaşmıştır. Ayrıca halen ödenmemiş 26.328.675,276

TL'nin de ödenmesiyle projeye sağlanan finansman tutarı 178.968.769,600 TL'ye

ulaşmakta ve birim konut bedeli ortalama 86.7 milyon

TL olmaktadır. Bu tutara söz konusu projeye Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma

Fonu'ndan sağlanarak ödenmiş olan 24.337.720,391 TL'den (faizsiz) konut başına

düşen 11,8 milyon TL'ninde ilavesiyle ortalama beher

konut bedeli 98,5 milyon TL'ye baliğ olmaktadır" denilmektedir. Bu yazı,

bilirkişi tarafından konut maliyet bedeli esas alınan 08.02.1993 tarihli

maliyet icmalinden sonra düzenlenmiştir. Dolayısıyla konut maliyet hesabında,

bu yazıda belirtilen rakamın esas alınması gerekir. Bu yazıya ekli

"Maliyet İcmali" başlıklı hesap tablosunda "Fiilen Yapılan

Ödemeler" başlıklı hesaplamada Üstyapı Maliyet Bedelinin faizi ile birlikte

toplam 117.759.947.209,00 TL, Altyapı Maliyet Bedelinin faizi ile birlikte

toplam 28.380.265.826,00 TL, Müşavirlik Bedelinin faizi ile birlikte toplam

4.215.296.891,00 TL, Banka Hizmeti Bedelinin 1.716.957.622,00 TL, Hazine

Komisyonunun 567.626.766,00 TL olmak üzere toplam 152.640.094.324,00 TL olduğu,

"Yapılacak Ödemeler" başlıklı hesaplamada ise, Üst yapı Bedeli olarak

3.763.441.362,00 TL, Alt yapı Bedeli olarak 16.231.128.331,00 TL, Nato Boru Hattı Bedeli olarak 1.385.180.227,00 TL,

Müşavirlik Bedeli olarak 620.012.748,00 TL, Banka Hizmeti Bedeli olarak

324.972,188,00 TL, Hazine Bedeli olarak 107.435.920,00 TL, Arsa Bedeli olarak

3.896.504.500,00 TL olmak üzere toplam 26.328.675.276,00 TL ödenmesi gerektiği,

fiilen yapılan ödemelerle, yapılması gereken ödemeler toplamının 178.968.769.600,00

TL olduğu, buna Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonun’dan

sağlanan 24.337.720.391,00 TL eklendiğinde daire başına oluşan maliyetin toplam

98.501.061,00 TL olduğu belirtilmiştir. Bu hesaplamadan açıkça anlaşılacağı

gibi şerefiye bedeli dahi hesaplanmaksızın davacıya satılan konutun bedeli 98,5

milyon TL'dir. Davacının … TL borçlanmış olması dikkate alındığında,

borçlanılan bedel, konut maliyet bedeli olan 98,5 milyon TL'nin altında

kalmaktadır. Bu durumda, davacının yatırmış olduğu … TL'nin konut maliyet

bedeline mahsup edilmediğinin kabulüne imkan

bulunmamaktadır; dolayısıyla davalının sebepsiz zenginleştiğinden de söz

edilemez. Bu nedenle, aksi yöndeki bilirkişi raporuna itibar edilmemiş, bozma

kararı da dikkate alınarak ispatlanamayan davanın reddine…”

15. Başvuruculardan Mehmet Karakaş’ın Ankara 1. Tüketici

Mahkemesinde görülen davasında, Mahkeme kararında başvurucunun yatırdığı 2.50 TL peşinat konusunda ihtilaf bulunmadığı, istenen

bilirkişi raporlarında başvurucunun belirttiği miktarı istemekte haklı olduğu

yönünde Mahkemeye görüş bildirildiği belirtilmiştir. Mahkeme kararının

devamında Yargıtayın vermiş olduğu bozma kararına, Yargıtayın Pursaklar projesiyle

ilgili bir içtihadına ve dosyada bulunduğu belirtilen Emlak Bankası Genel

Müdürlüğünün Devlet Bakanlığına yolladığı 31/12/1997 tarihli yazıya aynen yer

verilmiş ve yine Devlet Bakanlığının T.C. Ziraat Bankası A.Ş.ye hitaben

24/5/2002 tarihli yazı ile “… Konut sahibi

olmak üzere işin başında yatırılan 2.500.000 TL bedel maliyet hesabından tenzil

edilmiştir.” şeklinde yazışmanın bulunduğu ifade edilerek dava

ekonomisi ve yargılamanın hızlandırılması nedeniyle yeni bir ek rapor

alınmasının dosyaya fazla bir katkısı olmayacağı düşüncesiyle davanın reddine

karar verilmiştir.

16. Başvurucuların yukarıda belirtilen kararları temyiz

etmeleri üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi değişik tarihli ilamlarıyla İlk Derece Mahkemelerince verilen

kararları onamıştır.

17. Karar düzeltme yolu açık olanlar yönünden karar düzeltme

talebi hakkındaki istemler de reddedilmiş, nihai kararlar başvurucuların

vekillerine 5/11/2013 ile 17/11/2014 tarihleri arasında tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucular süresi içinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

19. 12/1/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

20. 22/4/1926 tarihli ve 818

sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 113. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Asıl borç tediye ile veya sair bir surette sakıt olduğu

takdirde kefalet ve rehin ve sair fer'i haklar dahi

sakıt olur.”

21. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun

131. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde,

rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona

ermiş olur.”

22. 23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılı mülga Tüketicinin

Korunması Hakkında Kanun’un 23. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü

ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır. Tüketici mahkemelerinin yargı

çevresi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.

Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici

örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır.

Tüketici örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncu maddeye

göre kaydedilen bütçede öngörülen ödenekten Bakanlıkça karşılanır. Davanın,

davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı Amme

Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil

olunarak 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye gelir kaydedilir.

Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun

Yedinci Babı, Dördüncü Faslı hükümlerine göre yürütülür.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 7/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvurucunun, diğer başvurucuların başvurularıyla birleştirilen 2013/8637

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

24. Başvurucular 1989 yılında Bulgaristan’dan zorunlu göçe

tabi tutularak Türkiye’ye geldiklerini, Ankara Pursaklar

ve Bursa Kestel’de Göçmen Konutları Projesi kapsamında konut sahibi olabilmek

için belli miktarda avans olarak ödeme yaptıklarını, daha sonra da konutların

taksitlerini ödediklerini ancak avans ödemesinin taksitlerden mahsup

edilmediğini, yaptıkları ödemelerin iadesi amacıyla açtıkları davaların

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin vermiş olduğu kararlar sonucunda kabul

edilmediğini, dosyada aleyhlerine hiçbir delil veya rapor bulunmamasına rağmen

İlk Derece Mahkemelerince davaların reddine karar verildiğini, temyiz üzerine

aynı Daire tarafından gerekçe gösterilmeksizin hükümlerin onandığını, ret

kararına dayanak yapılan yazılarda konut maliyet bedelinin hatalı, şişirilmiş

ve gerçeğinden yüksek olduğunu, yeniden bilirkişi incelemesi yapılmadan tüm

taleplerinin reddedildiğini, davalı idarenin peşinatın borçtan mahsup edildiği

konusunu ispatlayamadığını, dosyadaki lehe olan delillerin

değerlendirilmediğini, aynı konuda kabul edilen ve Yargıtay onamasından geçerek

kesinleşen çok sayıda dosya olmasına rağmen aksi yönde karar verilmesinin

eşitlik ilkesini zedelediğini, avans olarak ödedikleri bedellerin iade

edilmediğini belirterek mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile kanun önünde

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve yeniden yargılama

yapılmasını talep etmişlerdir.

25. Başvuruculardan Mehmet Karakaş davanın açıldığı ve sona

erdiği tarihi nazara alarak yargılamanın uzun sürdüğünü belirtmiş ve makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ayrıca ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

26. Başvuru dilekçeleri ve ekleri incelendiğinde

başvurucuların Ankara ve Bursa Tüketici Mahkemelerinde açılan alacak

davalarının reddedilmesi dolayısıyla Anayasa’nın 10., 35., 36. ve 141.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri

görülmektedir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, Mahkemelerce verilen ret

kararları neticesinde haksız yere davalarının reddedildiğini, kendilerine

verilmesi gereken tazminatın verilmediğini, aynı durumda oldukları kişilerce

açılan davaların Derece Mahkemeleri tarafından daha önce kabul edildiğini iddia

etmişlerdir. Başvurucuların mülkiyet hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlali

iddiaları, yargılama sonucunda verilen kararın gerekçesiz olduğuna ve yargılama

sonucunun adil olmadığına yönelik olup bu iddialar, adil yargılanma hakkının

ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.

27. Makul sürede yargılama yapılmadığı iddiası olan Mehmet

Karakaş yönünden adil yargılanma hakkı kapsamında ayrıca bir değerlendirme

yapılmıştır.

1. Başvurucu Mehmet Karakaş’ın Yargılamanın

Makul Sürede Sonuçlanmadığı İddiası

28. Başvuruculardan Mehmet Karakaş 26/4/2011 tarihinde Ankara

1. Tüketici Mahkemesinde açtığı alacak davasının makul sürede sonuçlanmadığını

ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve 5.000

TL manevi tazminat talep etmiştir.

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

30. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen

Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve

mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği

açıktır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).

31. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde dikkate alınması gereken

kriterlerdir (Güher Ergun ve diğerleri,

§§ 41–45).

32. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalara ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olaylarda Göçmen Konutları Projesi kapsamında avans olarak ödenen bedelin

iadesi talebiyle açılan alacak davaları bulunmakta olup bu sorunun çözümüne

yönelik olarak 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri

Kanunu ile 6100 sayılı Kanun’da yer verilen usul hükümlerine göre yürütülen

somut yargılama faaliyetinin medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir

yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

33. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kural olarak

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarihtir. Sürenin bitiş tarihi ise

yargılamanın sona erme tarihidir (Güher

Ergun ve diğerleri, § 52). Bu

kapsamda somut yargılama faaliyeti açısından sürelerin başlangıç ve bitiş

tarihlerinin dikkate alınması gerekmekte olup yargılamanın başından itibaren

iki dereceli yargılama sisteminde davanın 20/10/2014 tarihinde kesinleştiği ve

3 yıl 5 ay 24 gün sürdüğü belirlenmiştir.

34. Tüketici mahkemelerinin görevi 4077 sayılı mülga Kanun’un

23. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede; bu Kanun’un uygulanmasıyla

ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı, tüketici

mahkemeleri nezdinde açılan davaların harçlardan muaf olduğu ve bu mahkemelerde

basit yargılama usulüne göre yargılama yapılacağı belirtilmiştir. Bu şekilde

kanun koyucu, tüketiciyi koruma amacını dikkate alarak genel mahkemelerin

dışında özel bir tüketici davalarının yargılaması sistemi oluşturmuş ve bu

davaların, konunun uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz

bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır.

35. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi sonucunda

başvurucunun açtığı alacak davasının yerel Mahkemece ilk önce kabul edildiği,

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından kararın temyiz incelemesi neticesinde

bozulduğu, daha sonra yapılan yargılama sonucunda başvurucunun davasının

reddine karar verildiği ve kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği

anlaşılmaktadır.

36. Yukarıda yer verilen ilkeler (bkz. § 31) ve yargılama

süresinin bütünü dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesi ve Yargıtaydaki yargılama sürecinde ilgili başvurucuların

haklarını ihlal edecek bir gecikmenin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

37. Açıklanan nedenlerle yargılamanın makul süreyi aşmadığı

ve başvurucunun

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkına yönelik bir ihlalin

olmadığının açık olduğu anlaşıldığından Mehmet Karakaş’ın makul süre

şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Başvurucuların Gerekçeli Karar Hakkına

İlişkin Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddiası

38. Başvurucular, Derece Mahkemeleri ve Yargıtay kararlarının

gerekçesiz olduğunu belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

39. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

40. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak

yazılır.”

41. Sözleşme’nin 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

42. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil

olmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında

kabul edilmekte olup bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma

hakkı gibi adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi

gibi ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, § 38).

43. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması, adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber

bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde

yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme

zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte

başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair

iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Mehmet Yavuz, B. No: 2013/2295, 20/2/2014,

§ 51). Gerekçenin ayrıntısı davanın niteliğine göre değişmekle birlikte kararın

hüküm kısmına dayanak oluşturacak hukuki bir gerekçenin kısa ve özet de olsa

bulunmasının zorunlu olduğu açıktır (Vesim Parlak, B. No: 2012/1034, 20/3/2014, § 33).

44. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, kanun yoluna

başvurma olanağını etkili kullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak

açısından hem tarafların hem kamunun menfaatini ilgilendirmekte olup kararın

gerekçesi hakkında bilgi sahibi olunmaması, kanun yoluna müracaat imkânını da

işlevsiz hâle getirecektir. Bu nedenle mahkeme kararlarının dayanaklarının

yeteri kadar açık bir biçimde gösterilmesi zorunludur (Tahir Gökatalay,

B. No. 2013/1780, 20/3/2014, § 66).

45. Somut başvurularda yatırılan avansın miktarlarına,

mahsubun yapılıp yapılmadığının daha iyi anlaşılabilmesi için inşaat maliyeti,

borçlanma sözleşmeleri ve sözleşmede yer alan bedel konusu ile ilgili olarak

istenen bilirkişi raporlarına yer verilmiş; başvurucular lehine tanzim edilen

bilirkişi raporlarına itibar edilmeme sebebi olarak Yargıtay kararlarından ve

ilgili resmî yazışmaların içeriğinden yararlanılmış, bu suretle her bir

başvurucunun durumuna uygun somut bir değerlendirme yapılarak davanın

reddedilme sebepleri açıkça belirtilmiştir.

46. Dolayısıyla ulaşılan sonuca uygun olarak delillerin

yeterli gerekçe ile Mahkeme tarafından serbestçe değerlendirildiği ve Yargıtay

tarafından Mahkeme görüşüne iştirak edilerek kararın onandığı görülmektedir. Bu

nedenle iddiaların karşılandığı ve Mahkeme kararının gerekçesiz olduğundan söz

edilemeyeceği anlaşılmıştır.

47. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri

sürülen Mahkeme kararlarının gerekçesiz olduğuna ilişkin iddiaların yerinde

olmadığı anlaşıldığından başvuruların bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

3. Başvurucuların Diğer İddiaları

48. Başvurucular; Ankara Pursaklar

ve Bursa Kestel’de Göçmen Konutları Projesi kapsamında belli miktarda avans

olarak ödeme yaptıklarını ve daha sonra da konutların taksitlerini

ödediklerini, avans ödemesinin taksitlerden mahsup edilmediğini, yaptıkları

ödemelerin iadesi amacıyla açtıkları davalarda mahsup işleminin yapıldığının

ispat edilemediğini ancak Yargıtayın bozma ilamları

sonrasında davalı idare lehine kararlar verilerek hüküm kurulduğunu iddia

ederek davaya konu olan avans miktarlarının iadesini yahut yeniden yargılama

yapılmasını talep etmişlerdir.

49. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

50. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

51. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

52. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi

kararları açıkça keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

53. Başvurucular, devletin zorunlu göçe tabi tutulan kişilere

sattığı konutlardan birini alırken ödedikleri peşinatın sözleşme bedelinden

mahsup edilmediğini ileri sürerek anılan davaları açmışlardır. Bursa 1.

Tüketici Mahkemesi; bozmadan önce hükme esas alınan ve bilirkişi raporunda

geçen maliyet hesabının kesin olmadığını, dosya içinde örneği yer alan Emlak

Bankasının 17/3/1993 tarihli yazısında belirtilen konut maliyet hesabına göre

davacıya satılan konutun maliyet bedelinin borçlanılan bedelden fazla olduğunu,

bu nedenle davacının yatırmış olduğu peşinatın mahsup edilmediğinin kabulüne

imkân bulunmadığını belirterek davayı reddetmiştir. Ankara 1. Tüketici

Mahkemesi ise yeni bir bilirkişi raporuna gerek duymadan dosyada mevcut olan

somut bir belgeye ve yatırılan avansın miktarına dayanarak, sonuca ne şekilde

ulaştığını açıkça belirterek karar vermiştir. Başvurucular aleyhlerine karar

verilmek suretiyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmekte olup

iddialarının özü, Derece Mahkemesi ve temyiz merciince delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına,

esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkindir.

54. Başvurucular, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadıklarına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadıklarına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadıklarına ya da uyuşmazlığın

çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesi tarafından

dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadıkları gibi Mahkemenin

kararında açık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum

da tespit edilememiştir.

55. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri

sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

de içermediği anlaşıldığından başvuruların diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. 1. Başvuruculardan Mehmet

Karakaş’ın makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının

açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3.

Diğer iddialarının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin

başvurucular üzerine BIRAKILMASINA

7/1/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Hikmet Murat AKKAYA

Başvurucu

:

Seyitahmet

SEÇKİN

Vekili : Av. Sinan KARACABEY 2. Başvurucu : Mehmet KARAKAŞ Vekili : Av. Nevzat SARIİN 3. Başvurucu : Hasan ÇALIŞKAN 4. Başvurucu : Günay CAFEROĞLU Vekili : Av. Hayriye IŞIK ERBİL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/8637, 7 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. 1. Başvuruculardan Mehmet
  16. B. Yargılama giderlerinin
  17. M. Emin KUZ
  18. Seçkin
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/8637
Tarih
7 Ocak 2016

İlgili Kararlar

  • Hüseyin Bıyık Başvurusu (B. No: 2013/8773)
  • A.v. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1649)
  • Nahit Aydın Başvurusu (B. No: 2013/4072)
  • Seyithan Akgül Başvurusu (B. No: 2013/5869)
  • Serkan Akbaş Başvurusu (B. No: 2013/2342)
  • Fesih Erdil Başvurusu (B. No: 2013/9380)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.