İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şamil İçyer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3374)

1. Başvurular; terör nedeniyle

Başvuru No2014/3374Tarih20 Ocak 2016Okuma18 dk · 3.653 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Şamil İçyer Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
20 Ocak 2016
Başvuru Numarası
2014/3374
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.653 kelime·18 dk okuma·32 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurular; terör nedeniyle

kendisi ve hısımlarının yaralanması, mallarına zarar verilmesi durumları

dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan

başvuruların reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma ve mülkiyet

haklarının; ret işlemlerine karşı açılan davalara ilişkin yargılama

işlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil

yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular, muhtelif

tarihlerde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci ve İkinci Bölüm

Komisyonlarınca muhtelif tarihlerde, adli yardım taleplerinin kabulüne karar

verilmiştir.

4. Birinci Bölüm ve İkinci

Bölüm Komisyonlarınca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümler

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanları tarafından

muhtelif tarihlerde, başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği

bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünde,

Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine

atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

7. Anayasa Mahkemesi tarafından

2014/3422, 2014/3425, 2014/3427, 2014/3429 başvuru numaralı dosyaların konu

yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2014/3374 başvuru numaralı dosya ile

birleştirilmesine, incelemenin 2014/3374 başvuru numaralı dosya üzerinden

yürütülmesine ve diğer bireysel başvuru dosyalarının kapatılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formları ve

eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular; terör

nedeniyle Şamil İçyer ile M.İ.nin

yaralandıklarını, sık sık yol kesen PKK ile yapılan silahlı çatışmalarda çok

sayıda kişinin öldüğünü, yerleşim yerinde can ve mal güvenliği olmadığını beyan

etmiş ve bu özel durumlarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köylerini

terk etmek zorunda kaldıklarını iddia etmişlerdir.

10. Başvurucular, ekli tablonun

D sütununda belirtilen tarihlerde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren

zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna

(Komisyon) başvurmuşlardır.

11. Ekli tablonun E sütununda

tarih ve sayıları belirtilen Komisyon kararlarında, terör olayları sonucu

oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan başvurularda, dosyalarda yer

alan bilgi ve belgeler uyarınca Sason ilçesi Yücebağ

köyü boşaltılmadığından; başvurucuların köyü terk etmediği, yaşamlarına devam

ettiği anlaşıldığından taleplerin reddine karar verilmiştir.

12. Belirtilen ret işlemleri

aleyhine ekli tablonun F sütununda belirtilen tarihlerde başvurucular

tarafından açılan iptal davalarında, ekli tablonun G sütununda tarihleri

gösterilen Batman İdare Mahkemesi kararları ile Yücebağ

beldesi Yıldız Mahallesi, Barış Mahallesi, Karşıyaka Mahallesi’nin boşalan ya

da boşaltılan yerlerden olmadığı ancak Alaçayır,

Uğurlar, Tuzaksız ve Golagado

mezralarının 1994/1995-2000 yılları arasında tamamen boşaldığı; 1987-2000

yılları arasında Yücebağ beldesinde geçici köy

korucusu (GKK) ve gönüllü köy korucusu (GÖKK) görevlendirildiği ve koruculuk

sisteminin olduğu, köy korucu aileleri dışında köyde 105 hanenin bulunduğu; köy

nüfusunun 1990 yılında 2031, 1997 yılında 1232, 2000 yılında 2796 kişi olduğu,

1990 ile 2000 yılları arasında köyde muhtarlık seçiminin yapıldığı, Yücebağ Beldesi İlköğretim Okulunun 1993-1994 yıllarında

güvenlik sebebiyle kapalı olduğu ve diğer yıllarda İlköğretim Okulunun eğitim

ve öğretime açık olduğu, Yücebağ beldesi halkının bir

kısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmesinden dolayı uğradığı

zararın anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer bir ifadeyle anılan köyde

nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve başvuruculara yönelik bir terör

tehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle 5233 sayılı Kanun

hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığından bahisle

davanın reddine hükmedilmiştir.

13. Başvurucuların temyizi

üzerine ekli tablonun H sütununda gösterilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile kararların usul ve hukuka

uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararların

bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek hükümlerin

onanmasına karar verilmiştir.

14. Başvurucuların karar

düzeltme istemi, ekli tablonun I sütununda belirtilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile reddedilmiştir.

15. Karar düzeltme isteminin

reddi kararları başvuruculara tebliğ edilmiş ve başvurucular muhtelif

tarihlerde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

16. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2.,

4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve

2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay

Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı,

Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733

sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.

2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir,

B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28).

17. 5233 sayılı Kanun’un

25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin

birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

“Yaralanma, engelli

hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı

ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı

katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre,

b) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit

edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına

kadar,

c) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit

edilenlere yirmibeş katından kırksekiz

katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit

edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki

katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin

mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e)

bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk

Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 20/1/2016

tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

19. Başvurucular; 5233 sayılı

Kanun kapsamında yaptıkları taleplerin ve akabinde açtıkları davaların

reddedildiğini, yerleşim yerindeki sağlık ocağı ile okulun güvenlik nedeniyle

kapatılması, dosyadaki zarar tespitine ilişkin raporlar ve terör örgütü

mensuplarınca köyde yol kesilmesi, çatışmaya sebebiyet verilmesi, öldürme ve

yaralama eylemlerinin gerçekleştirilmesi ile resmî tutanak kayıtlarında da

belirtildiği gibi 1993 yılında terör örgütü mensuplarınca köye roket ve uzun

namlulu silahlarla saldırılması dikkate alınmaksızın ve yapılan baskın

sonucunda terör örgütü mensupları tarafından başvurucuların ve hısımlarının

tarlalarının su ihtiyacında kullandığı su motorunun bomba ile infilak

ettirilmesi sonucu Şamil İçyer’in yaralanmasına,

başvuruculara ve hısımlarına ait olan traktörün patlatılması ile maddi hasara

sebep olunmasına, başvurucuların hısımı M.İ.nin

silahlı çatışmada yaralanmasına dair özel durumları dikkate alınmaksızın köyün

tamamen boşalmamış olduğu soyut gerekçesine ve şahıslarına yönelik bir terör

tehdidi ya da saldırısının bulunmamasına dayanılarak sundukları belgeler

değerlendirilmediğini, idare tarafından sunulan belgeler dikkate alındığını,

sunulan bu belgeler tebliğ edilmemek suretiyle kendilerine savunma yapma imkânı

tanınmadan karar verildiğini ve bu kararın adil olmadığını belirtmişlerdir.

20. Başvurucular; ayrıca

kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, sundukları belgeler dikkate

alınmaksızın idarece sunulan belgelere dayalı olarak karar veren Mahkemenin tarafsız

olmadığını, kendi içinde çelişkili ve gerçeği yansıtmayan belgelere dayanılarak

karar verildiğini, aynı yerleşim yerinden önceki bir tarihte başvuruda

bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi yönünde karar verdiği hâlde

yargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırma ve inceleme yapılmayarak

davalarının reddine karar verildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebep

bulunmamasına rağmen şahıslarına tazminat ödenmemesi yönünde karar alınarak

ayrımcılığa maruz kaldıklarını, idarenin can ve mal güvenliğini sağlama

yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet haklarından yoksun

kaldıklarını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirme nedeniyle

zararlarının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da yer almayan bir nedene

dayanılarak Komisyon ve yargı makamlarınca taleplerinin reddedildiğini, ayrıca

yaptıkları başvuru hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede

sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125.

ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler ve

maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

21. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini

amacıyla açtıkları davaların reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10.,

35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini

iddia etmişlerdir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, Mahkemece verilen ret

kararları neticesinde idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü

yerine getirmemesi sonucu maruz kaldıkları mülkiyet hakkından yoksun kalma

durumu karşısında bir giderim sağlanması imkânının kendilerine tanınmadığını

belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet haklarının ihlal

edildiğini iddia etmişlerdir. Anılan ihlal iddiaları, hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesi sonucu verilen karara bağlı

olarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiası yönünden ayrıca inceleme

yapılmamıştır. Başvurucuların diğer ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar altında

incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucular, 5233 sayılı

Kanun kapsamında yaptıkları giderim taleplerinin mukim oldukları köyün tamamen

boşaltılmamış olduğu gerekçesiyle reddedildiğini ancak aynı önceki bir tarihte

yerleşim yerinden başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi

yönünde karar verdiğini ve yargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırma

ve inceleme yapılmayarak davalarının reddine hükmedildiğini, bu nedenle makul

ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen tazminat ödenmemesi yönünde kararlar

alındığını belirterek Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

23. 5233 sayılı

Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminat taleplerinin reddedilmesi

nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası daha önce bireysel başvuruya konu

olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucuların

kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin herhangi

bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtilen iddialarını temellendirecek herhangi

bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış oldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan

iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,

B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit

Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).

24. Somut başvurular açısından yapıldığı iddia edilen ayrımcılığın hangi temele

dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı, belirtilen iddiaları

temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt sunulmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

25. Açıklanan nedenlerle

başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

26. Başvurucular, idare

tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen belgelere göre karar veren

Mahkemelerin tarafsız olmadığını iddia etmişlerdir.

27. 5233 sayılı Kanun kapsamında

yapılan başvurularda, benzer iddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş

ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurulara konu

yargılamalarda hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak

şekilde yargılamayı yürüten hâkimin taraflardan birine yönelik ön yargılı ve

taraflı bir tutumu, kişisel bir kanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir

taraflılığının söz konusu olduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı

anlaşıldığından başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,

§§ 38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).

28. Somut başvurular açısından

hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak bir olgu ya da bulgu

saptanmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de

bulunmamaktadır.

29. Açıklanan nedenlerle

başvurucuların tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

30. Başvurucular; sundukları

bilgi, belge, deliller dikkate alınmaksızın sadece idare tarafından sunulan ve

kendilerine tebliğ edilmeyen belgelere dayanılarak İlk Derece Mahkemeleri

tarafından davalarının reddine karar verildiğini belirtmiş, bu nedenle

çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

31. 5233 sayılı Kanun kapsamında

yapılan başvurularda, çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin

ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa

Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurulara konu tazminat

taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanıp karşılanmayacağı noktasında

Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadi kriter olan

“yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden

yararlanıldığı, bu hususun tespiti için de bir kısım idari birimden gelen

tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu belgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da

İlk Derece Mahkemesi kararlarına aktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve

içeriklerine en geç İlk Derece Mahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğu

tespit edilmiştir. Başvurucuların, temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde

bu belgeler ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri

sürme imkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve

beyan dilekçeleri kapsamında Mahkemelerce idare ve başvurucular tarafından

sunulan belgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin

olarak tetkik ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru

dosyaları kapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule

ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu

kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Mesude Yaşar, §§ 74-76; Cahit

Tekin, §§ 70-72).

32. Somut başvuruda, yukarıda

değinilen ilkeler ışığında yapılan incelemelerde başvurucuların usule ilişkin

bir imkândan mahrum bırakılmadığı ve başvurucular açısından farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

33. Açıklanan nedenlerle

başvurucuların çelişmeli yargılanma ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal

edildiği iddialarının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

iii. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

34. Başvurucular, Mahkeme

kararlarında talep sonucuna etki eden hususlara dair yeterli gerekçeye yer

verilmediğini iddia etmişlerdir.

35. 5233 sayılı Kanun kapsamında

yapılan başvurularda, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiası daha önce

bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, başvurucuların hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan

özel durumlarının değerlendirilmesi hariç olmak üzere başvurucular tarafından

ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin Derece

Mahkemeleri kararlarında denetlenerek reddedildiği, bu nedenlerle başvuruların

bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, §§ 79-82; Cahit Tekin, §§ 75-77).

36. Somut başvuruların

incelenmesinde başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında kabul

edilip edilmeyeceği noktasında Derece Mahkemelerince yerleşim yerinin tamamen

boşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idari kurumlar tarafından tanzim

edilen tutanak ve belgeler kapsamında değerlendirildiği, başvurucular

tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediği iddia edilen istemlerin

tartışılarak reddedildiği (bkz. §§ 12, 13), İlk Derece Mahkemelerince

oluşturulan kararlar ve gerekçelerinin hukuka uygun bulunmak suretiyle kanun

yolu mahkemelerinin denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu

bakımdan başvurucuların, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan

özel durumlarının değerlendirilmesi hususu dışında gerekçeli karar haklarının ihlal

edildiğine yönelik iddiaları hakkında farklı karar verilmesini gerektiren bir

yön bulunmamaktadır.

37. Açıklanan nedenlerle

başvurucuların gerekçeli karar haklarının ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

iv. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

38. Başvurucular, 5233 sayılı

Kanun kapsamında ileri sürdükleri giderim taleplerinin değerlendirilmesi

hususundaki idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makul sürede

sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan makul

sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

39. 5233 sayılı Kanun kapsamında

yapılan müracaatlarda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında; Komisyon ve

yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecinde

Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda

sekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul

sürede yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

41. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında ekli

tablonun J sütununda her bir başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen

yargılama süreçlerinde uyuşmazlığın karara

bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına

atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespit edilemediğinden, başvurular

açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığından yargılama sürelerinin makul olduğu sonucuna

varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul süreyi aştığını

ileri sürdükleri yargılamaların uzunluğu konusunda açık ve görünür bir ihlal

saptanmadığından başvuruların bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

iv. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

43. Başvuru formları ile eklerinin incelenmesi sonucunda

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvuruların bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

44. Başvurucular, 5233 sayılı

Kanun kapsamında yaptıkları başvuruların ve açtıkları davaların; tarlalarının

su ihtiyacında kullandıkları su motorunun bomba ile infilak ettirilmesi sonucu

Şamil İçyer’in ve başvurucuların hısmı

M.İ.nin silahlı çatışmada yaralanmasına dair özel

durumları dikkate alınmaksızın kendilerine yönelik bir terör tehdidi ya da

saldırısının bulunmaması gerekçesiyle reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal edildiğini

iddia etmişlerdir.

45. 5233 sayılı Kanun’un 2.

maddesinde açıkça terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan

zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri

terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararların kapsam dışında olduğu

belirtilmiştir.

46. Esasen taleplerin yapıldığı

bölge itibarıyla özellikle ekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve

bundan kaynaklanan zararların yoğunluğu karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında

tazmin edilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün

ihdas edilmesi zorunlu görünmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşim

yerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim

yerini terk eden kişilere göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyle

toplumda oluşan korku ve endişe karşısında her bireyin farklı tepki

göstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişiden

kişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya da mezranın

tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadece

geçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte dayandırılmasını

zorunlu görerek güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen

boşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme

olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundan

hareketle 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece ödenmesine

yasal olanak bulunmadığı ilkesini benimsemiştir (Mesude Yaşar, §§ 89, 90; Cahit

Tekin, §§ 84, 85).

47. 5233 sayılı Kanun uyarınca

ileri sürülen taleplerin belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği

hususu ve Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin

yorumu ile bu hususta içtihadi bir ölçütün

belirlenmesi ve somut olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki

takdir, esasen derece mahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması

bağlamında daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin

olarak Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de

belirtilen hususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince

değerlendirilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça

dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Sabri

Çetin, §§ 45-50; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, §

88). Bu konudaki takdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derece

mahkemesi kararlarının bariz bir takdir hatası içermesi durumunda anayasal bir

temel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklı

bir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude

Yaşar, § 93; Cahit Tekin,

§ 88).

48. Başvurucuların ekli tablonun

C sütununda yakınlık derecesi belirtilen kişilerin terör nedeniyle

yaralanmasından kaynaklanan güvenlik kaygısıyla köylerini terk ettikleri ve bu

çerçevede oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi

gerektiğini ileri sürdükleri ve belirtilen vakıaya ilişkin tutanaklar ile

soruşturma evrakını derece mahkemelerine ibraz ederek yerleşim yerini terör

olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeni ile terk ettikleri

noktasındaki özel durumlarının dikkate alınmasını talep ettikleri

anlaşılmaktadır.

49. Bu çerçevede bir kısım

başvurucunun kendisi ve bir kısım başvurucunun en yakın aile fertlerinden olan

ve ekli tablonun C sütununda hısımlık derecesi belirtilen Şamil İçyer’in ve M.İ.nin terör

nedeniyle yaralanması ve bu olaylar hakkında dosyalarındaki somut bulgular,

tespit tutanakları dikkate alındığında terör saldırısı neticesinde meydana

gelen yaralanmalar üzerine başvurucuların yerleşim yerlerinden ayrıldıkları

iddiası karşısında başvurucuların taleplerinin, 5233 sayılı Kanun kapsamında

değerlendirilebilmesi için nesnel ölçütten yararlanılması tek başına yeterli

olmayıp yerleşim yerlerini terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle terk edip etmedikleri noktasında farklı bir

karine veya ölçüt arayışına girilmesi gerekmesine rağmen Derece Mahkemelerince

anılan incelemelerin yapılmadığı tespit edilmiştir. Talepler hakkında

değerlendirme yapılırken başvurucuların özel durumlarının incelenmesi; Kanun’un

amacının yanı sıra yakınları terör örgütü mensuplarınca öldürülen

başvurucuların, yerleşim yerlerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik

kaygısı ile terk edip etmedikleri konusundaki maddi vakıanın tespitine de uygun

görülmektedir.

50. Açıklanan nedenlerle

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun’un

50. Maddesi Yönünden

51. Başvurucular, başvuru

formlarında belirtikleri maddi tazminat miktarlarının kendilerine ödenmesine

hükmedilmesini talep etmişlerdir.

52. Mevcut başvurularda

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma

hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olduğundan 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın ilgili Mahkemelerine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

53. Anayasa Mahkemesinin maddi

tazminata hükmedebilmesi için başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri

maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır.

Başvurucuların bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle maddi

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

54. Başvurucuların adli yardım

talepleri kabul edildiği ve ihlal kararı verildiği için yargılama giderlerinin

Maliye Hazinesi üzerinde bırakılmasına ve 1.800 TL vekâlet ücretinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların adli yardım

taleplerinin KABULÜNE,

B. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tarafsız mahkemede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Çelişmeli yargılanma ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Hakkaniyete uygun yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Batman İdare Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuların tazminat

taleplerinin REDDİNE,

F. 1.800 TL vekâlet ücretinin

BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet

Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/1/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucular

:

Şamil İÇYER ve diğerleri [bkz. ekli tablonun B

sütunu]

Vekilleri

:

Av. Saim BOZKURT

5

4

3

2

1

Sıra

2014/3429

2014/3427

2014/3425

2014/3422

2014/3374

Başvuru

Numarası

A

Abdülsamet İÇYER

Fadıl İÇYER

Hüsamettin İÇYER

Bahri İÇYER

Şamil İÇYER

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

B

Şamil İçyer’in kardeşi

Şamil İçyer’in kardeşi

M.İ’nin kardeşi

Şamil İçyer’in kardeşi

Kendisi

Mağdur ile Yakınlık Derecesi

C

3/7/2006

10.320

3/7/2006

10.318

3/7/2006

10.312

3/7/2006

10.324

3/7/2006

10.322

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

D

31/12/2010

2010/1-891

18/3/2011

2011/1-1233

31/12/2010

2010/1-892

18/3/2011

2011/1-1236

18/3/2011

2011/1-1237

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

E

28/4/2011

28/4/2011

28/4/2011

28/4/2011

28/4/2011

Dava

Tarihi

F

24/2/2012

25/11/2011

24/2/2012

25/11/2011

25/11/2011

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi

G

31/1/2013

31/1/2013

31/1/2013

31/1/2013

31/1/2013

Temyiz Yolu Karar Tarihi

H

3/12/2013

3/12/2013

3/12/2013

3/12/2013

3/12/2013

Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi

I

7 yıl 5 ay

7 yıl 5 ay

7 yıl 5 ay

7 yıl 5 ay

7 yıl 5 ay

İdari ve Yargısal

Süreçte Geçen Toplam Süre

J

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/3374, 20 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit
  16. A. Başvurucuların adli yardım
  17. C. Anayasa'nın 36. maddesinde
  18. D. Kararın bir örneğinin
  19. E. Başvurucuların tazminat
  20. F. 1.800 TL vekâlet ücretinin
  21. G. Ödemelerin, kararın
  22. H. Kararın bir örneğinin Adalet
  23. Kaleli
  24. Dursun
  25. A
  26. B
  27. C
  28. D
  29. E
  30. F
  31. G
  32. H
  33. I
  34. J
  35. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/3374
Tarih
20 Ocak 2016

İlgili Kararlar

  • Mehmet Ali Bedir ve Tevfik Günay Başvurusu (B. No: 2013/4073)
  • Murat Karayel Başvurusu (B. No: 2013/6223)
  • Medeni Alpkaya Başvurusu (B. No: 2013/3078)
  • Şevki Burak Kaya Başvurusu (B. No: 2013/2818)
  • Seyitahmet Seçkin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8637)
  • Hüseyin Bıyık Başvurusu (B. No: 2013/8773)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.