İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Arif Ali Cangı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1767)

1. Başvuru, İzmir ili Menderes ilçesi Efemçukuru

Başvuru No2014/1767Tarih6 Aralık 2017Okuma16 dk · 3.283 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Arif Ali Cangı Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
6 Aralık 2017
Başvuru Numarası
2014/1767
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.283 kelime·16 dk okuma·31 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, İzmir ili Menderes ilçesi Efemçukuru

köyünde belirlenen alanda altın madeni işletilmesi için çevresel etki

değerlendirmesinin (ÇED) uygun bulunması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına

saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuşlardır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular İzmir iline bağlı Bornova, Karşıyaka ve Konak

ilçelerinde ikamet etmektedirler.

A. ÇED Raporunun Uygun

Bulunması İşleminin İptali İstemiyle Açılan Dava

10. T. M. Madencilik San. ve Tic. A.Ş. (Şirket), İzmir ili

Menderes ilçesi Efemçukuru köyünde belirlenen alanda

altın madeni arama ve işletilmesi için ÇED raporu verilmesi istemiyle başvuruda

bulunmuştur. Bu başvurunun değerlendirilmesi amacıyla komisyon kurulmuş,

3/2/2005 tarihinde Efemçukuru köyü kıraathanesinde

ÇED sürecine halkın katılımı toplantısı yapılmıştır. Çevre ve Orman Bakanlığı

8/5/2005 tarihinde altın madeni için ÇED raporunun uygun bulunmasına (ÇED olumlu) karar vermiştir.

11. Başvurucular ÇED olumlu işlemine

karşı 1/5/2006 tarihinde İzmir 4. İdare Mahkemesinde iptal davası açmışlardır.

Mahkeme, jeoloji ve maden mühendislerinden oluşan bir teknik bilirkişi kurulu

eşliğinde mahallinde keşif yapmıştır. Bilirkişi Kurulu raporunda, gerek madenin

işletilmesi sırasında gerekse de işletme faaliyetinin sona ermesinden sonra

çevreye zarar verilmemesi veya zararın en aza indirilmesi hususunda ulusal ve

uluslararası standartların gerektirdiği bütün tedbirlerin alındığı

belirtilmiştir.

12. Başvurucular rapora itiraz ederek maden işletmesinin

faaliyetlerinin İzmir ili Güzelbahçe ilçesi Çamlı köyünde Devlet Su İşleri

(DSİ) Genel Müdürlüğünce yapılması planlanan Çamlı Barajı'na etkilerinin

tartışılmadığını belirtmişlerdir. Mahkeme ise Bilirkişi Kurulu raporunu hükme

esas alarak 2/4/2008 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın

gerekçesinde, tarafların bilirkişi raporlarına itirazları da değerlendirilmiş

ve DSİ tarafından Çamlı Barajı'nın yapımından vazgeçildiği tespitine yer

verilmiştir. Mahkeme, bilirkişi raporundaki açıklamalar doğrultusunda ÇED olumlu kararında usul ve yasaya

aykırılık bulunmadığı sonucuna varmıştır.

13. Temyiz edilen karar, Danıştay Altıncı Dairesince 26/1/2009

tarihinde onanmıştır. Başvurucuların karar düzeltme istemleri aynı Dairenin

12/11/2013 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

14. Nihai karar, başvuruculara 6/1/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucular 5/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. Maden İşletmesinin

Kapasitesinin Artırılmasına İzin Verilmesine İlişkin 31/12/2012 Tarihli İşlemin

İptali İstemiyle Açılan Dava

16. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 31/12/2012

tarihinde Şirketin maden işletmesinin kapasitesinin artırılmasına ilişkin

projesine ÇED olumlu belgesi

verilmiştir. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri

Odası, İzmir Tabip Odası ile başvuruculardan Arif Ali Cangı

tarafından bu işlemin iptali istemiyle 18/8/2011 tarihinde açılan davada İzmir

1. İdare Mahkemesi 16/4/2015 tarihinde davanın kabulüne ve ÇED olumlu belgesinin iptaline karar

vermiştir. Mahkeme, mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen Bilirkişi Kurulu

raporunu hükme esasalmıştır. Bu raporda, keşif

sırasında alınan örneklerin yapılan analiz sonuçlarına göre sülfür ve bazı ağır

metal elementlere ait değerlerin ÇED raporları içeriğinde belirtilen

seviyelerin üzerinde olduğu tespitine yer verilmiştir.

17. Temyiz edilen karar, Danıştay Ondördüncü

Dairesinin 25/2/2016 tarihli ilamıyla bozulmuştur. Daire, bilirkişi raporunda

yapılan eleştirilere yönelik olarak davalıların bazı cevaplarına yer vermiştir.

Bu hususlar, üç temel noktada toplanmaktadır:

i. Davalı idare ve müdahil Şirket, incelemeyi yapan araştırma

merkezi laboratuvarının hiçbir ulusal veya uluslararası akreditasyon kurumundan

analiz için akreditasyona sahip olmadığını öne sürmüşlerdir. Bunlara göre,

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Bursa Test ve Analiz

Laboratuvarı ve Kanada'da bulunan bir laboratuvarın sonuçları ÇED raporu

içeriğinde belirtilen değerler ve dünya kabuk ortalaması değerleriyle

örtüşmektedir.

ii. Ayrıca ÇED

raporunda belirtilen "eluat" analizinden

çok daha ayrıntılı ve doğru sonuçlar ortaya koyan "yapay yağış özütlenebilirlik prosedürü" testinin uygulandığı ifade

edilmiştir.

iii. Yine maden alanı ve çevresinde maden işletmeye başladıktan

sonra ortalama arsenik derişimlerinin işletmenin

faaliyete başlamadan önce yapılan ölçümler neticesinde ortaya çıkan değerlerle

uyumlu olduğunun DSİ Genel Müdürlüğünce bildirildiği tespitlerine yer

verilmiştir.

18. Daire; bütün bu hususların araştırılması için çevre

mühendisi, maden mühendisi, kimya mühendisi, jeoloji mühendisi ve hidrojeoloji

mühendisi olmak üzere İzmir dışındaki üniversitelerde görev yapanöğretim

üyelerinden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif

ve bilirkişi incelemesi yapılarak yeniden bir karar verilmesi gerektiğini

belirtmiştir.

19. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) yapılan

sorgulama sonucuna göre davanın ilk derece mahkemesi önünde derdest olduğu

görülmektedir.

C. Maden İşletmesinin

Kapasitesinin Artırılmasına İzin Verilmesine İlişkin 17/11/2015 Tarihli İşlemin

İptali İstemiyle Açılan Dava

20. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 17/11/2015

tarihinde Şirketin maden işletmesinin kapasitesinin artırılmasına ilişkin

projeye ÇED olumlu belgesi

verilmiştir. Bu işlemin iptali istemiyle açılan davada İzmir 6. İdare Mahkemesi

26/5/2016 tarihinde davanın kabulüne ve ÇED

olumlu belgesinin iptaline karar vermiştir. Mahkeme, kapasite artırımı

işleminin iptaline ilişkin İzmir 1. İdare Mahkemesinde görülen davaya atıfta

bulunarak dava konusu işlemin hukuki dayanağının bulunmadığını gerekçe

göstermiştir.

21. Temyiz edilen karar, Danıştay Ondördüncü

Dairesinin 20/4/2017 tarihli ilamıyla bozulmuştur. Daire, dava konusu işlemin

dayanağı olan 31/12/2012 tarihli ÇED olumlu kararının yargılama sonucunda

verilecek karara göre davanın karara bağlanması gerektiğini belirtmiştir.

22. UYAP'taki sorgulama sonucuna

göre davanın ilk derece mahkemesi önünde derdest olduğu görülmektedir.

D. Maden İşletmesine

İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı Verilmesi İşleminin İptali İstemiyle Açılan Dava

23. İzmir İl Özel İdaresi tarafından Şirkete altın ve gümüş

madeni işletilmesi için 24/5/2012 tarihinde işyeri açma ve çalışma ruhsatı

verilmiştir. TMMOB ile Ege Çevre ve Kültür Platformu Derneği tarafından bu

işlemin iptali istemiyle izni veren idare aleyhine 7/9/2012 tarihinde İzmir 3.

İdare Mahkemesinde dava açılmıştır. Şirket de müdahil olarak yargılamaya dâhil

edilmiş, Mahkeme 20/9/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın

gerekçesinde, işletmenin çevre kirliliğine yol açacağı ve ekolojik dengeyi

bozacağına ilişkin iddiaların ÇED olumlu

kararına yönelik davada değerlendirilerek reddedildiği belirtilmiştir. Mahkeme,

bu ÇED olumlu kararına

dayanılarak işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesinde hukuka aykırılık

görülmediği sonucuna varmıştır.

24. Temyiz edilen karar, Danıştay Sekizinci Dairesinin 23/6/2014

tarihli ilamıyla onanmıştır. Karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 14/4/2015

tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

25. 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun “Tanımlar” kenar başlıklı 2. maddesinin

birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“ Bu Kanunda geçen terimlerden;

Çevre: Canlıların yaşamları boyunca

ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları

biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı,

…

Çevresel etki değerlendirmesi:

Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz

etkilerinin belirlenmesinde, olumsuzyöndeki etkilerin

önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak

önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek

değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde

sürdürülecek çalışmaları,

…

İfade eder.”

26. 2872 sayılı Kanun'un “Çevresel

etki değerlendirilmesi” kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri

sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel

Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla

yükümlüdürler.

Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı

veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu

projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje

için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.

Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler

ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkinusûl ve esaslarBakanlıkça çıkarılacakyönetmeliklerle belirlenir.”

B. Uluslararası Hukuk

27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” kenar

başlıklı 8. maddesi şöyledir:

“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve

yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir.”

28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) çevresel meselelere

ilişkin başvuruları iki açıdan incelemektedir. Buna göre söz konusu

müdahalelerin esas bakımından Sözleşme'nin 8. maddesine uygunluğunun yanı sıra

karar alma süreci de bir bütün olarak ayrıca değerlendirilmektedir. AİHM

kararlarında; çevresel meselelerin usul boyutu bağlamında çevresel bilgi edinme

hakkı, çevresel karar alma süreçlerine katılım hakkı ve çevresel konularda

yargısal yollara başvurma hakkı şeklindeki usule ilişkin güvencelere vurgu

yapıldığı anlaşılmaktadır (Hatton ve diğerleri/Birleşik Krallık, § 104; Taşkın ve diğerleri/Türkiye, § 115 ).

29. Taşkın ve

diğerleri/Türkiye kararında (bkz. §§ 111-126) esas yönünden, çevre

ile ilgili uyuşmazlıklarda devletlerin geniş bir takdir yetkilerinin bulunduğu

belirtilmiştir. Usule ilişkin yükümlülükler yönünden yapılan değerlendirmede

ise çevresel etki değerlendirmesi sürecine değinilmiş ve başvurucuların bu

kapsamda gerekli bilgi ve belgelere ulaşabildikleri vurgulanmıştır. AİHM; buna

karşılık idari yargı kararlarına rağmen altın madeni ocağı faaliyetlerinin

devam etmesine izin verilmesinin, bu kararlarla belirlenmiş olan başvurucuların

usule ilişkin elde ettikleri güvenceleri ortadan kaldırdığını tespit etmiştir.

AİHM bu gerekçeyle Sözleşme'nin 8. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir

(Aynı yöndeki kararlar için bkz. Öçkan ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 46771/99, 28/3/2006, §§ 37-50; Lemke/Türkiye, B. No: 17381/02, 5/6/2007, §§

30-46).

30. Aydın ve

diğerleri/Türkiye ((k.k.), B. No:

40806/07, 13/9/2007, §§ 18-29) kararında AİHM, bir baraj ve hidroelektrik

santrali yapımı projesinin çevresel etkisine yönelik şikâyeti incelemiştir.

AİHM, uyuşmazlık konusu baraj inşaatı ile hidroelektrik santralinin yapımına

henüz başlanmadığına dikkat çekmiştir. AİHM, Sözleşme’nin 8. maddesinin olası

bir hak ihlalinin önlenmesini güvence altına almadığını hatırlatmış ve

başvurucuların da başvuru konusu projenin çevreye olumsuz etkilerine ilişkin

inandırıcı kanıtlar ortaya koyamadıklarına karar vermiştir. AİHM, ayrıca

başvurucuların ikamet ettiklere yere önem vermiş ve

başvurucuların projenin yapıldığı yerde ikamet etmediklerini tespit etmiştir.

Bu sebeplerle AİHM, başvurucuların özel hayatlarına bir müdahalenin

bulunmadığını kabul etmiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 6/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

32. Başvurucular, Efemçukuru köyünün

İzmir ilinin içme suyunun yaklaşık %40'ını karşılayan Tahtalı Barajı koruma

alanı sınırında bulunduğunu ve planlanan Çamlı Barajı'na su sağlayacak

derelerin de mutlak koruma alanı içinde olduğunu belirtmişlerdir. Başvuruculara

göre çevre sağlığı ve canlı yaşamı için risk oluşturmasına rağmen altın madeni

işletilmesine izin verilmiştir. Başvurucular, ÇED

olumlu kararına karşı açtıkları davada bilirkişi raporlarına

yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini ve kararların da gerekçesiz

olduğunu, bu sebeplerle özel hayata ve aile hayatına saygı ile adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

33. Bakanlık görüşünde, adil yargılanma hakkının ihlaline

ilişkin şikâyetlerin kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu belirtilmiştir.

Bakanlık, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı yönünden ise derece

mahkemelerinin kararları ile dayandıkları raporlardaki bulgulara yer vermiştir.

34. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarında başvuru

formundaki iddialarını yinelemişlerdir. Başvurucular, ayrıca madenin

kapasitesinin artırılmasına ilişkin açtıkları davada ÇED olumlu işleminin iptaline karar verildiğini

belirtmişlerdir. Başvurucular, bu davada alınan bilirkişi kurulu raporuna göre

sülfür ve bazı ağır metallerin dünya kabuk ortalaması değerlerini aştığını vurgulamışlardır.

B. Değerlendirme

35. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına

sahiptir.”

36. Anayasa’nın “Sağlık

hizmetleri ve çevrenin korunması” kenar başlıklı 56. maddesinin

birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak

ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.”

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

38. Başvurucular, özel hayata saygı hakkının ihlali iddiası

yanında adil yargılanma haklarının da ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

39. Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, esas itibarıyla

Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında bulunmayan Anayasa'nın 56.

maddesinde düzenlenmiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, daha önce pek

çok kararında söz konusu hakkın; Anayasa’nın fiziksel ve ruhsal bütünlüğün

korunması ile ilgili hukuksal çıkarları ihtiva eden 17. maddesi, özel hayata ve

aile hayatına saygıyı güvence altına alan 20. maddesi ve konut dokunulmazlığını

düzenleyen 21. maddesi ile bağlantılı olarak ve söz konusu hükümlerde yer alan

hukuksal çıkarlar üzerindeki etkisi dikkate alınarak değerlendirilmesi

gerektiğini belirtmiştir (Mehmet Kurt, B.

No: 2013/2552, 25/2/2016 § 46; Ahmet İsmail Onat, B. No: 2013/6714,

21/4/2016, § 59; Fevzi Kayacan (2),

B. No: 2013/2513, 21/4/2016, § 39; Hüseyin

Tunç Karlık ve Zahide Şadan Karluk, B. No:

2013/6587, 24/3/2016, § 43).

40. Somut başvuru açısından değerlendirilmesi gereken ilk husus,

başvuruya konu çevresel etkinin Anayasa’nın 17. maddesi kapsamındaki

güvenceleri harekete geçirecek asgari ağırlıkta olup olmadığıdır. Bu kapsamda

ilgili tesis, işletme veya sair faaliyet sonucu ortaya çıkan çevresel etkiler

ile başvurucunun özel hayat ve aile hayatı veya konutunu kullanım hakkı

arasında yeterince sıkı bir bağın varlığı yeterlidir (Mehmet Kurt, § 70; Ahmet İsmail Onat, § 84; Hüseyin Tunç Karlık ve Zahide Şadan

Karluk, § 68). Somut olayda başvurucular İzmir'de ikamet etmektedir.

Başvurunun konusu olan altın madeni işletmesi de İzmir ili Menderes ilçesi Efemçukuru köyünde bulunmaktadır. Başvurucular ayrıca maden

işletmesinin içme suyu ihtiyacının karşılandığı havzanın yakınlarında olduğunu

belirtmişlerdir. Başvurucuların açtıkları davalarda derece mahkemelerine

sunulan raporların içeriğinde de söz konusu maden işletmesinin başvurucuların

bulundukları bölgedeki etkilerinin tartışıldığı görülmektedir. Dolayısıyla

başvurucuların özel ve aile hayatları yönünden altın madeni işletmesinin

faaliyetlerinin etkisi dikkate alındığında başvurunun Anayasa’nın 17. maddenin

birinci fıkrası bağlamında inceleme yapılmasını gerektirdiği

değerlendirilmektedir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşıldığından

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

42. Somut başvuruda şikâyet edilen altın madeni işletmesi özel

bir şirkete ait olup buna devletin doğrudan bir müdahalesi söz konusu değildir.

Bununla birlikte devletin, kişilerin maddi ve manevi varlığını ve özel hayata

saygı hakkını etkili olarak koruma ve saygı gösterme şeklinde pozitif

yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu maden işletmesinin faaliyetleri ise

devletin denetim ve gözetimi altında yürütülmektedir. Ayrıca maden işletmesinin

faaliyetine başlaması ve işletilmesi de ancak kamu kurum ve kuruluşlarının izin

vermesiyle mümkündür. Kaldı ki özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına

ilişkin başvurularda devletin negatif veya pozitif yükümlülüklerinin

birbirinden ayrılması oldukça güçtür. Bunun yanında özel hayata ve aile

hayatına saygı hakkı çerçevesinde devletin negatif ve pozitif yükümlülükleri

yönünden uygulanacak ilkeler çoğunlukla aynıdır (benzer kararlar için bkz. Hüseyin Tunç Karlık ve Zahide Şadan

Karluk, §59).

a. Usule İlişkin

Yükümlülükler Yönünden

43. Çevresel meseleler bağlamında devletin usule ilişkin pozitif

yükümlülükleri daha önce Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında ortaya

konulmuştur. Buna göre ilk olarak çevresel riskler konusunda ilgili idarelerin

kamuyu bilgilendirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Özellikle çevresel bilgi edinme

hakkı bağlamında yalnızca kamusal makamların uhdesinde bulunan bilgilerin değil

ilgili faaliyeti yürüten özel kişilerin elinde bulunan bilgilerin de erişime

açılması gerektiği vurgulanmalıdır. İkinci olarak erişimleri sağlanan bilgiler

doğrultusunda çevresel karar alma süreçlerine katılımlarının temin edilmesi

gereken bireylerin söz konusu süreçte hukuksal çıkarlarının yeterince

gözetilmediğini düşünmeleri durumunda bireylere yargısal yollara başvuru

imkânının tanınması da önemli bir usule ilişkin yükümlülüktür. Muhtemel olumsuz

çevresel etkilerin önlenmesi veya en aza indirilmesi amacının

gerçekleştirilebilmesi için sürece dâhil olan söz konusu tarafların

menfaatlerinin titizlikle değerlendirilmesi, bu değerlendirmenin sağlıklı

şekilde yapılabilmesi için de ilgili tarafların sürece etkin katılımının

sağlanması gerektiği tartışmasızdır (Mehmet

Kurt, §§ 47-69; Ahmet İsmail Onat,

§§ 79-81; Fevzi Kayacan (2), §§

56-61; Hüseyin Tunç Karlık ve Zahide Şadan Karluk,§§ 64, 65).

44. Öncelikle somut olayda başvurucuların çevresel bilgilendirme

sürecine katılım olanağı bulamadığına dair açık bir şikâyeti bulunmamaktadır.

Nitekim başvurucuların söz konusu maden işletmesi faaliyetlerinin zararlı

etkilerine dair iddialarını yargısal makamlar önüne taşıma imkânı bulduğu

anlaşılmaktadır.

45. İkinci olarak başvurucular, derece mahkemelerinin

kararlarının yeterli bir gerekçe içermediğinden ve bilirkişi raporlarına

itirazlarının değerlendirilmediğinden yakınmaktadır. Buna karşın mahkemece

başvurucuların iddialarının yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları

kapsamında ayrıntılı olarak değerlendirildiği ve başvurucuların iddialarının

yerinde görülmeme nedenlerinin kapsamlı bir gerekçe ile karşılandığı

anlaşılmaktadır. Danıştayın da ilk derece

mahkemesinin kararına atıfla bu kararın hukuka uygun olduğundan bahisle hükmü

onadığı, sonrasında da karar düzeltme istemini reddettiği dikkate alındığında

bu kararların da gerekçesiz olduğu söylenemez.

46. Dolayısıyla başvurucuların söz konusu çevresel rahatsızlığa

ilişkin iddialarını, ilgili usule ilişkin güvenceleri haiz olarak yargısal

makamlara sunma ve inceletme imkânı bulduğu anlaşılmaktadır.

b. Esasa İlişkin Yükümlülükler Yönünden

i. Genel İlkeler

47. Anayasa'nın 48. maddesi gereğince özel teşebbüslerin millî

ekonominin gereklerine uygun yürümesinin sağlanması konusunda devlete düşen

bazı yükümlülükler bulunmaktadır (Ahmet

İsmail Onat, § 99). Bu bağlamda somut olayda maden işletmesine

verilen iznin ülkenin ekonomik yararına ilişkin kamu yararına dayalı meşru bir

amacı içerdiği açıktır.

48. Bununla birlikte çevresel meseleler bağlamında gündeme gelen

müdahalelerin maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkını

doğrudan ve ciddi şekilde etkilediğinin tespiti sonrasında üzerinde durulması

gereken husus, kamu makamlarının bu hakların etkili şekilde korunmasını güvence

altına almak için gerekli adımları atıp atmadığıdır. Bu bağlamda söz konusu

çevresel etki kapsamında karşı karşıya gelen menfaatler arasında adil bir

dengenin tesis edilip edilmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu alanda

kamusal makamların sahip olduğu geniş takdir yetkisi dikkate alındığında

çevresel meseleler bağlamında Anayasa Mahkemesinin görevi, söz konusu çevresel

rahatsızlığın nasıl sonlandırılacağını veya etkilerinin nasıl azaltılacağını

bizzat belirlemek değildir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, yargısal

makamlar başta olmak üzere kamusal makamların konuya gereken özenle yaklaşıp

yaklaşmadıklarını ve ilgili tüm menfaatleri gözetip gözetmediklerini değerlendirmek

durumundadır (Mehmet Kurt, § 75; Ahmet İsmail Onat, § 87; Fevzi Kayacan (2), §§ 66, 67; Hüseyin Tunç Karlık ve Zahide Şadan

Karluk, §§ 70, 71).

49. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17. maddesinde öngörülen

devlete düşen yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğini bireysel

başvurunun konusunu oluşturan idari ve yargısal süreçlerin bütününü dikkate

alarak değerlendirir.

50. Kamusal makamların şikâyete konu çevresel mesele bağlamında

başvurucuların maden işletmesinin zararlı etkilerinden korunmasına ilişkin

kişisel menfaati ile yukarıda belirtilen kamusal menfaatler arasında adil bir

denge gözetip gözetmediği noktasında özellikle dosyaya sunulan bilimsel

raporlarda yer alan verilerin gözönünde

bulundurulması zaruridir. Ancak ileride gerçekleşmesi muhtemel risk ve

tehlikelerin soyut bir biçimde Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında

değerlendirilebilmesi ise mümkün değildir. Bu bağlamda başvuruculardan söz

konusu işletmenin faaliyetlerinin özel hayat, aile hayatı ve konut hakkı

üzerindeki etkilerini inandırıcı delilleriyle birlikte somut bir biçimde ortaya

koyması ve kanıtlaması beklenmektedir.

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

51. Başvurucular, öncelikle siyanürle altın arama yönteminin

olası risk ve tehlikelerinden şikâyetçi olmuştur. Ancak soyut bir temele dayalı

olarak bu iddiaların incelenmesi mümkün olmadığı gibi (bkz. § 50)

başvurucuların bu etkilerin gerçekleşebileceğine dair somut herhangi bir bilgi

veya belge de sunamadıkları anlaşılmaktadır.

52. Başvurucular, olası risk ve tehlikeler yanında bazı somut

sonuçların da ortaya çıktığını öne sürmektedir. Bu bağlamda başvurucular,

işletmenin kapasite artırımına ilişkin yargılama sürecine dayanmaktadır. Bu

davada alınan Bilirkişi Kurulu raporunda, işletmenin olduğu keşif sahasından

alınan sülfür ve bazı ağır metallerin olması gereken miktardan fazla olduğu

tespit edilmiştir. Ancak ilk derece mahkemesince verilen iptal kararının eksik

inceleme gerekçesiyle Danıştayca bozulduğu ve

yargılamanın derdest olduğu görülmektedir. Bozma ilamında, bilirkişi kurulunun

tespitlerine yapılan itirazların yeterli bir şekilde karşılanmadığına ve

yeniden keşif ile bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğine değinilmiştir

(bkz. § 17).

53. Bu durumda somut olay bağlamında yalnızca şikâyet edilen

altın madeni işletmesine izin verilmesi süreci değerlendirilmelidir. Şikâyete

konu madenin işletilmesi ve kapasitesinin artırılmasına izin verilmesi süreci

ise buna ilişkin yargılama henüz sona ermediğinden mevcut bireysel başvurunun

konusu değildir. Diğer bir deyişle taahhüt edilen ve çevresel etki

değerlendirmesi sürecinde yeterli görülen tedbirlerin madenin işletilmesi

sırasında uygulanmaması, ihmal edilmesi ya da başkaca öngörülemeyen sonuçların

meydana gelmesi ancak yeni bir bireysel başvurunun konusunu oluşturabilir. Dolayısıyla

Anayasa Mahkemesi, mevcut bireysel başvurunun konusu ve kesinleşen yargı süreci

ile sınırlı olarak değerlendirme yapacaktır.

54. Başvuru konusu olayda ilgili yargısal makamlarca maden

işletmesinin faaliyetlerinin riskleri ve zararlı etkileri yönünden kapsamlı ve

nitelikli bir araştırma yapıldığı, yapılan bu araştırma sonucunda uzman

bilirkişilerin raporlarına dayalı olarak ÇED raporunda gerekli bütün

tedbirlerin alındığı sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır (bkz. §§ 10-14).

Dolayısıyla işletmenin faaliyet süreçlerinde gerçekleştirilen idari eylem ve

işlemlerin hukukiliği derece mahkemeleri tarafından iddiaları karşılayacak

yeterlilikte değerlendirilmiştir. Bu durumda başvurucuların ve kamunun somut

başvuru özelinde karşı karşıya gelen menfaatleri arasında derece mahkemeleri

tarafından adil bir denge kurulmadığı ve takdir hakkının sınırlarının aşıldığı

sonucuna ulaşmak mümkün değildir. Bu noktada Anayasa Mahkemesinin kendi

takdirini, bilimsel veriler ile bu teknik ve karmaşık alana ilişkin olarak derece

mahkemelerinin takdiri yerine ikame etmesi düşünülemez.

55. Yukarıda yer verilen tespitler ışığında kamusal makamların

olaya gereken özenle yaklaşmadıkları, olayda söz konusu olan kamusal ve

bireysel menfaatleri gerektiği şekilde değerlendirmedikleri, başvurucuların

maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkının korunması

bağlamında kamusal makamların pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği

sonucuna varılması mümkün değildir.

56. Açıklanan nedenlerle başvurunun Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi

hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına

alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının İHLAL

EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerine BIRAKILMASINA

6/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucular

:

1. Banu

DALGIÇ CANGI

2. Ertuğrul

BARKA

3. Gönül

KAYA

4. Gülizar

SOLAÇ MISIR

5. Muammer

SAKARYALI

6. Mutlu

ÇAKIR

7. Oya

OTYILDIZ

8. Ömer

Turgut ERLAT

9. Öztan

Saniye KÜÇÜK KAÇAR

10. Serkan

CENGİZ

11. Yelda

KULLAP

Vekili

:

Av. Arif Ali

CANGI

12. Arif Ali

CANGI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/1767, 6 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. ÇED Raporunun Uygun
  7. B. Maden İşletmesinin
  8. C. Maden İşletmesinin
  9. D. Maden İşletmesine
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası Hukuk
  13. V. İnceleme Ve Gerekçe
  14. A. Başvurucuların
  15. B. Değerlendirme
  16. B. No: 2013/2513, 21/4/2016, § 39; Hüseyin
  17. B. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına
  18. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerine BIRAKILMASINA
  19. Yıldırım
  20. Özgüldür
  21. Kömürcü
  22. M. Emin KUZ
  23. Dalgıç Cangı
  24. Barka
  25. Kaya
  26. Solaç Mısır
  27. Sakaryalı
  28. Çakır
  29. Otyıldız
  30. Cengiz
  31. Kullap
  32. Cangı
  33. Cangı
  34. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/1767
Tarih
6 Aralık 2017

İlgili Kararlar

  • Seçkin Ceylan Başvurusu (B. No: 2014/13761)
  • Uğur Kiremit Sanayi Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/11576)
  • Zafer Güvendi Başvurusu (B. No: 2014/1214)
  • Süleyman Serdar Seyhanlı Başvurusu (B. No: 2014/3943)
  • Y.b. Başvurusu (B. No: 2014/4792)
  • Dursun Çiçek Başvurusu (B. No: 2014/2185)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.