İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Atilla İnan Başvurusu (B. No: 2012/615)

1. Başvurucu, Sayıştay Temyiz

Başvuru No2012/615Tarih21 Kasım 2013Okuma14 dk · 2.762 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Atilla İnan Başvurusu

Karar tarihi
21 Kasım 2013
Başvuru Numarası
2012/615
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.762 kelime·14 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Sayıştay Temyiz

Kurulu tarafından yapılan yargılamada müvekkilinin beraat etmesine rağmen,

kendi lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmemesi nedeniyle kendisinin

Anayasa’da yer alan savunma hakkı ile angarya yasağının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 8/11/2012

tarihinde Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 22/2/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve dosyanın

Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İkinci Bölümün 20/5/2013 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü’nün 28. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (b) bendi uyarınca kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş,

Adalet Bakanlığının 17/7/2013 tarihli görüş yazısı

30/7/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş, başvurucu vekili beyanlarını,

süresi içinde 2/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne ibraz etmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçelerindeki

ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Yıldız Teknik Üniversitesi

Bütçe Dairesinin 2003 yılı hesabının yargılanması sırasında Sayıştay 5.

Dairesince 25/12/2007 tarihinde yapılan yargılamada

1021 sayılı ilamla başvurucunun müvekkili O. S. hakkında sebep olunan kamu

zararının kendisine ödettirilmesi (tazmin edilmesi) kararı verilmiştir. Bu

karar, yapılan temyiz başvurusu sonrasında Sayıştay Temyiz Kurulunun 4/5/2009 tarih ve 30775 sayılı kararıyla tasdik edilmiştir.

8. Başvurucunun müvekkili adına

yaptığı karar düzeltme başvurusu kabul edilmiş ve Sayıştay Temyiz Kurulunun 7/2/2012 tarih ve 34348 sayılı kararıyla başvurucunun

müvekkili hakkında daha önce verilen karar bozulmuş ve yeniden hüküm tesis

edilmesi için dosya ilgili daireye gönderilmiştir. Bahsedilen kararda vekâlet

ücretine ilişkin bir hükme yer verilmemiştir.

9. Sayıştay 5. Dairesi, Temyiz

Kurulunun bozma kararına uyarak 18/10/2012 tarihli

yargılama ve 1147 sayılı ilamla başvurucunun müvekkili hakkında sorumluluğun

kaldırılmasına karar vermiştir.

B. İlgili

Hukuk

10. 3/12/2010 tarih ve 6085 sayılı

Sayıştay Kanunu’nun geçici 3. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce

başlanmış seçim, denetim ve hükme bağlama işlemleri 832 sayılı Kanun

hükümlerine göre sonuçlandırılır.”

11. 21/2/1967 tarih ve 832 sayılı mülga

Sayıştay Kanunu’nun “Hüküm ve tutanak”

kenar başlıklı 61. maddesinin birinci fıkrası ile “Bu Kanunda hüküm bulunmayan haller” kenar başlıklı 79.

maddesi şöyledir:

“Madde 61 - (Değişik madde: 07/03/1985

- 3162/4 md.)

Hesap ve işlemlerin yukarıdaki maddelere göre

yargılanması sonunda beraat veya tazmin hükmü verilir. Bu hükümler dışında

gerekli görülen hususların ilgili mercilere bildirilmesi kararlaştırılabilir.”

“Madde 79 - Kanun yollarına başvurma

hallerinde bu kanunda yer almamış olan hususlar hakkında Hukuk Muhakeme

Usulleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.”

12. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama

giderlerinin kapsamı” kenar başlıklı 323. maddesi şöyledir:

“Yargılama giderleri şunlardır:

…

ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun

gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.

…”

13. 6100 sayılı Kanun’un “Vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedilmesi”

kenar başlıklı 330. maddesi şöyledir:

“Vekil ile takip edilen davalarda mahkemece,

kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücreti, taraf lehine hükmedilir.”

14. 6100 sayılı Kanun’un “Diğer Kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili

hükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri

Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin

karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.”

15. 19/3/1969 tarih ve 1136 sayılı

Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık ücreti”

kenar başlıklı 164. maddesi şöyledir:

“Avukatlık ücreti, avukatın hukuki yardımının

karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder.

…

Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak

karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin

borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 21/11/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

8/11/2012 tarih ve 2012/615 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiası

17. Başvurucu, Sayıştay Temyiz

Kurulu tarafından yapılan yargılamada müvekkili hakkında Sayıştay 5. Dairesi

tarafından daha önce verilmiş “sebep olunan

kamu zararının ödettirilmesi” hükmünün bozularak müvekkili lehine

karar verilmesine rağmen kendisi lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar

verilmemesi nedeniyle Anayasa’da yer alan savunma hakkı ile angarya yasağının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

18. Adalet Bakanlığı görüş

yazısında, somut olayda, kişi bakımından yetki açısından; yargılamanın başvuran

hakkında değil, temsil ettiği kişi hakkında yürütüldüğü, ayrıca yargılamanın

başvuranın vekâlet ücretine ilişkin değil, müvekkilinin başka bir hakkına

ilişkin olduğu, dolayısıyla başvuranın adil yargılanma hakkı bağlamında bir hak

ileri sürebilmesinin mümkün gözükmediği; iç hukuk yollarının tüketilmesiyle

ilgili olarak ise Sayıştay 5. Dairesi’nin 18/10/2012

tarihli kararıyla başvuranın müvekkili lehine vekâlet ücretine ilişkin hüküm

kurulmaksızın karar vermiş ve bu karar başvurana tebliğ edilmiş olduğu halde

kararın temyiz edildiğine dair herhangi bir bilgi bulunmadığı; zorla çalıştırma

yasağıyla ilgili olarak AİHM içtihatlarında zorla çalışmanın varlığı için bir

işin yapılmasında yasal zorunluluk ve fiziksel ve ruhsal anlamda bunaltıcı bir

iş olmak şeklinde iki unsurun arandığı, serbest sözleşmeler gereği yapılan

işlerin zorla çalıştırma sayılamayacağı ifade edilerek kabul edilebilirlik

incelemesi yapılırken bu hususların göz önünde bulundurulması gerektiği yönünde

beyanda bulunulmuştur.

19. Başvurucu, Adalet

Bakanlığının görüşüne karşı, sadece vekâlet ücreti verilmesi talebiyle temyiz

yoluna gidilmesinde vekâlet verenlerin menfaati olmadığı gibi izin de

vermediklerini, bu nedenle başka tüketilecek kanun yolu kalmadığını, 1136

sayılı Kanun’da vekâlet ücretinin avukata ödeneceği hükmünün bulunduğunu,

Sayıştay yargılamasında vekâlet ücreti ödenmediği için çok az sayıda kişinin

avukatla temsil edildiğini ve bu durumun savunma hakkını kısıtladığını, Sayıştay

uygulamasında vekâlet ücreti verilmemesinin haksız bir uygulama olduğunu ve

açıkça angarya niteliği taşıdığını ileri sürerek Bakanlığın görüşlerini kabul

etmediğini beyan etmiştir.

1. Savunma Hakkı Yönünden

20. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un, “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

21. 6216

sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına

sahip olanlar” kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir”

22. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü

ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca,

Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller

kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini düşünen,

medeni haklara sahip gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru açısından dava ehliyeti tanınmıştır. 6216 sayılı Kanun’un 46.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise bireysel başvurunun ancak ihlale yol

açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir

hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabileceği düzenlenmiştir.

23. Başvuruya konu Sayıştay denetim ve karar süreçleri, 6085 sayılı Kanun’un

yürürlüğe girdiği tarihten önce başladığından bu Kanun’un geçici 3. maddesinin

(2) numaralı fıkrası gereği 832 sayılı mülga Kanun’a göre sonuçlandırılmış

olup, anılan Kanun’da ise yargılama

giderlerine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. 832 sayılı mülga Kanun’un 79.

maddesinde yalnız kanun yoluna başvurulması ve bu konuda Kanun’da hüküm

bulunmaması halinde 1086 sayılı mülga Kanun’un ilgili hükümlerinin uygulanacağı

belirtilmiştir.

24. 832 sayılı mülga Kanun’da yargılama giderlerine yer verilmemesi

ve 1086 sayılı Kanuna yapılan atfın yalnız kanun yollarıyla ilgili hükümlerle

sınırlı tutulması nedeniyle 832 sayılı mülga Kanun’a göre devam eden Sayıştay

yargılamasında avukatla temsil edilenler için vekâlet ücretine karar

verilebilmesine dair bir hüküm bulunmamaktadır.

25. 6100 sayılı Kanun’un 447. maddesinin (2) numaralı fıkrası 1086

sayılı mülga Kanun’a yapılmış yollamaların 6100 sayılı Kanun’un ilgili

maddelerine yapılmış sayılacağını hüküm altına almıştır. Bu durumda Sayıştay yargılamasında

avukatla temsil edilenler için başvurucunun görüşü kabul edilirse ve hukuk

yargılamasına ilişkin usul kuralları uyarınca vekâlet ücretine hükmedilmesi

istenirse atıf nedeniyle 6100 sayılı Kanun’un hükümleri esas alınacaktır.

26. 6100 sayılı Kanun’un 330.

maddesinde açıkça, takdir olunacak vekâlet ücretine taraf lehine karar

verileceği ifade edilmiştir. Bu maddenin gerekçesinde 1136

sayılı Kanun’un 164. maddesinin beşinci fıkrasında geçen “vekâlet ücreti avukata aittir” hükmünün

kararın taraflar için oluşturulduğu ve onların lehlerine ve aleyhlerine sonuç

yaratacağı prensibinin uygulanmasına engel olmadığı, 1136 sayılı Kanun’daki

hükmün avukat ile müvekkil arasındaki hukuki ilişkide geçerli olacağı,

düzenlemede geçen vekâlet ücretinin avukatla müvekkili arasında yapılan

sözleşmede geçen ücret olmadığı, mahkemece taraf lehine hükmedilen yargılama

giderleri kapsamında bir ücret olduğu belirtilmiştir. Konuyla ilgili

yerleşik Yargıtay içtihatları da bu yöndedir.

27. 6100 ve 1136 sayılı

Kanunların bahsedilen hükümleri önceki ve sonraki kanun ilişkisi çerçevesinde

incelendiğinde, 6100 sayılı Kanun’un 1136 sayılı Kanun’dan daha yeni tarihli

olduğu ve üstelik 6100 sayılı Kanun’un 330. maddesinin gerekçesinde 1136 sayılı

Kanun’un 164. maddesinin nasıl anlaşılması gerektiği izah edilerek bir anlamda

164. maddenin beşinci fıkrası hükmünün anlamının değiştirildiği

anlaşılmaktadır. Konu özel ve genel kanun ilişkisi çerçevesinde incelendiğinde

ise 1136 sayılı Kanun’un adından da anlaşılacağı üzere avukatlık mesleği konusunda

özel kanun olduğu, bunun yanında 6100 sayılı Kanun’un toplam 12 kısımdan

oluştuğu, yedinci kısmın “Yargılama

Giderleri ve Adli Yardım” başlığını taşıdığı ve mahkemelerce

hükmedilen vekâlet ücretiyle ilgili hükümlerin burada yer aldığı, dolayısıyla

yargılama gideri olan ve mahkemelerce hükmedilen vekâlet ücreti konusunda özel

kanunun da 6100 sayılı Kanun olduğu görülmektedir.

28. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel

Kurulu’nun 7/4/2004 tarih ve E.2004/12-213, K.2004/215

sayılı kararında: “HUMK'nın 423/6. maddesinde avukatlık ücreti, yargılama

giderleri arasında sayılmıştır. Aynı Yasa'nın 424. maddesinde de yargılama

gideri olarak hükmolunan avukatlık ücretinin ancak (yargılamanın tarafları)

arasında geçerli olacağı belirtilmiştir. Ayrıca, 1136 sayılı Avukatlık

Yasası'nın 164/son maddesinde; (dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak

karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir.) hükmüne yer

verilmiştir. Bu hüküm vekil ile müvekkil arasında çıkacak ve iç ilişkiden

kaynaklanan uyuşmazlıkları düzenlemek amacıyla öngörülmüştür. Somut olayda

alacaklı, müvekkili lehine hükmedilen vekâlet ücretini kendi adına, karşı taraf

olan T. H... Bankası'ndan genel haciz yoluyla talep etmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere ilamdaki vekâlet ücreti vekille asil

arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiğinden vekil ancak alacaklı asil adına

vekâlet ücreti alacağını borçludan isteyebilir.”

denilerek mahkemelerce hükmedilen vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden ve

tarafların hak ve yükümlülüğünde olduğu ve 1136 sayılı Kanun’un 164. maddesinde

yer alan hükmün vekille asil arasında çıkması muhtemel uyuşmazlıkları

düzenlemek amacıyla öngörüldüğü hususunda içtihat oluşturulmuştur.

29. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi,

vekâlet ücretinin yargılama giderlerine dâhil olmasının en önemli sonuçlarından

biri olan, dava sonunda vekâlet ücreti konusunda olumlu veya olumsuz bir karar

verilmesi gerektiği (11/2/2008 tarih, E.2008/4986,

K.2008/459 sayılı karar); Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ise davada haklı çıkan ve

kendisini vekil ile temsil ettiren taraf lehine, vekâlet ücreti takdir

edilmesinin zorunlu olduğu (12/3/2003 tarih, E.2003/2116, K.2003/3416)

yönündeki içtihatlarıyla vekâlet ücretini yargılama giderlerinin bir parçası

olarak kabul etmekte ve asil lehine hükmedilmesi gereken bir hak olduğu

konusunda istikrarlı biçimde kararlar vermektedirler. Bu durumda 6100 sayılı

Kanun ve yerleşik mahkeme içtihatlarına göre mahkemelerin yargılama giderleri

kapsamında hükmettikleri vekâlet ücretinin, taraflar lehine bir hak ya da

aleyhine bir yükümlülük doğurduğu anlaşılmaktadır.

30. Nitekim başvurucu da Adalet

Bakanlığı’nın; Sayıştay 5. Dairesi’nin 18/10/2012

tarihli kararıyla başvuranın müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmetmeksizin

karar vermiş ve bu karar başvurana tebliğ edilmiş olduğu halde kararın vekâlet

ücreti talebiyle temyiz edildiğine dair bilgi bulunmadığı yönündeki görüşüne

karşı, sadece vekâlet ücreti verilmesi gerekçesiyle temyiz yoluna gidilmesine

vekâlet verenlerin izin vermediklerini belirterek vekâlet verenlerin izni olmadan

vekâlet ücreti talebiyle temyiz yolunu kullanamayacağını, dolayısıyla vekâlet

ücreti konusundaki bir uyuşmazlığın tarafı olamayacağını kabul etmiştir.

31. AİHM tarafından karara

bağlanan benzer bir başvuruda başvurucu avukat, müvekkilleriyle yaptığı

anlaşmada açılacak davaların lehe sonuçlanması hâlinde mahkemece müvekkiller

lehine hükmedilecek vekâlet ücretlerinin kendisi tarafından alınmasını

kararlaştırmış, ancak açılan davalar sonunda vekâlet ücretine hükmedilmemesi

üzerine kendi adına AİHM’e başvurarak adil yargılama

hakkının, zorla çalıştırma yasağının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür. AİHM, adil yargılanma hakkının ihlaline ilişkin şikâyet

yönünden; bir başvurucunun, kendisinin taraf olmadığı yargılamada gerçekleşen

bir ihlale ilişkin olarak, o yargılamada taraflardan birinin temsilcisi olarak

hareket etmiş olsa bile, şikâyette bulunamayacağını vurgulamış ve her hâlükarda somut başvuruda Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal

edildiğine dair bir emare olmadığı sonucuna varmıştır (Nespala/Çek Cumhuriyeti, B. No: 68198/10, 24/10/2013).

32. Anayasa ve 6216 sayılı

Kanun’un yukarıda bahsedilen hükümleri göz önüne alındığında, bireysel

başvuruda bulunacakların, başvuruya konu kamu gücü işlemi, eylemi ya da

ihmalinden kişisel olarak doğrudan etkilenmiş olmaları gerekir.

33. Sayıştay yargılamasında

başvurucunun iddia ettiği gibi avukatla temsil edilenler ve davası lehine

sonuçlananlar için vekâlet ücreti kişisel bir hak olarak kabul edilse dahi bu

hak, 6100 sayılı Kanun ve yerleşik mahkeme içtihatlarına göre davada tarafı

temsil eden avukatın değil, davası lehine sonuçlanan tarafın güncel ve kişisel

bir hakkı olacaktır.

34. Başvuru konusu olayda, başvurucu

Sayıştay yargılamasında davanın tarafı değil, tarafın avukatı olduğundan ve

davanın konusu vekâlet ücreti olmadığından vekâlet ücretine dair hüküm

kurulmaması başvurucunun güncel ve kişisel bir hakkını doğrudan etkilememiştir.

Bir başka ifadeyle başvurucu somut davada vekâlet ücretine dair hüküm kurulmaması

işleminin mağduru değildir. Bu işlemden dolaylı olarak etkilenmek başvurucuya

mağdur statüsü kazandırmaz. Bu durumda, söz konusu işlemin başvurucunun

haklarına bir müdahale oluşturduğu söylenemez. İşlemin mağduru olmayan

başvurucunun, bu işlem aleyhine bireysel başvuru yapma hakkı bulunmamaktadır.

35. Açıklanan nedenlerle,

savunma hakkı yönünden başvurucunun mağdur sıfatı taşımadığı anlaşıldığından,

başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “kişi yönünden yetkisizlik” nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Zorla Çalıştırma Yasağı Yönünden

36. Başvurucu ayrıca mahkemece

müvekkili lehine karar verilmesine rağmen kendisi lehine vekâlet ücreti

ödenmesine karar verilmemesi nedeniyle zorla çalıştırma yasağının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

37. Adalet Bakanlığı görüş

yazısında, zorla çalıştırma yasağıyla ilgili AİHM içtihatlarında zorla

çalışmanın varlığı için bir işin yapılmasında yasal zorunluluk ve fiziksel ve

ruhsal anlamda bunaltıcı bir iş olmak şeklinde iki unsurun arandığı, serbest

sözleşmeler gereği yapılan işlerin zorla çalıştırma sayılamayacağı ifade

edilerek kabul edilebilirlik incelemesi yapılırken bu hususların göz önünde

bulundurulması gerektiği yönünde beyanda bulunulmuştur.

38. Başvurucu, Adalet

Bakanlığının görüşüne karşı, Sayıştay uygulamasında vekâlet ücreti

verilmemesinin haksız bir uygulama olduğunu ve açıkça angarya niteliği

taşıdığını ileri sürerek Bakanlığın görüşlerini kabul etmemiştir.

39. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir.

40. Anayasa’nın “Zorla çalıştırma yasağı” başlıklı 18.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya

yasaktır.”

41. AİHS’nin “Kölelik ve zorla çalıştırma yasağı”

başlıklı 4. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“1. Hiç kimse köle ya da kul durumunda

tutulamaz.

2. Hiç kimse zorla çalıştırılamaz ve zorunlu

çalışmaya tabi tutulamaz.”

42. Anayasa’nın 18. maddesinin

gerekçesinde angarya, kişinin emeğinin karşılığını almadan zorla çalıştırılması

olarak tanımlanmıştır. Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da angarya,

bir maldan ya da bir kişinin çalışmasından karşılıksız yararlanma biçiminde

tanımlanmıştır. Hizmetlerin karşılığında kendilerine ücret ödenen kişilerin bu

yükümlülük kapsamındaki çalışmalarının angarya olarak nitelendirilmesinin

mümkün olmadığı beliritilmiştir (AYM, E.2011/150,

K.2013/30, 14/2/2013).

43. Anayasa’da “zorla

çalıştırma” yasaklanmakla birlikte bu kavramın tanımı yapılmamıştır. Bu

kavramın tanımı ve içeriği belirlenirken, temel insan haklarına ilişkin

uluslararası sözleşmelerden ve ilgili uluslararası otoritelerin yorum ve

uygulamalarından yararlanılabilir. Zorla çalıştırma yasağına ilişkin

uluslararası kurallar, 29 Numaralı Cebri ve Mecburi Çalıştırmaya İlişkin ILO

Sözleşmesi’nde düzenlenmiştir. Anılan Sözleşme’nin 2.

maddesinde yapılan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince (AİHM) de Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin 4. maddesinde yer alan zorla çalıştırma yasağının

kapsamının belirlenmesinde esas alınan tanıma göre, zorla çalıştırma, “herhangi bir kişinin ceza tehdidi altında ve bu

kişinin tam isteği olmadan mecbur edildiği tüm iş veya hizmetleri”

ifade etmektedir. Buna göre, zorla çalıştırmadan söz edilebilmesi için,

kişinin ceza tehdidi altında ve rızası bulunmaksızın çalıştırılması

gerekmektedir (AYM, E.2011/150, K.2013/30, 14/2/2013).

44. AİHM tarafından da AİHS’nin

4. maddesinin yorumlanmasında ILO Sözleşme’sinde yer

alan tanıma başvurulmaktadır (Bkz. AİHM, Sliadin/Fransa, B. No: 73316/01, 26/10/2005,

§ 115-116). AİHM, içtihatlarında “zorla veya

zorunlu” bir çalışmanın tespitinde iki ayrı durumun varlığı

aranmaktadır. Bunlardan ilki, kişinin yaptığı çalışmanın yasal zorunluluk veya

yükümlülük gereği olması ya da kendi iradesi dışında çalışmaya zorlanması;

ikincisi ise bu çalışmanın kişiye sıkıntı verici, usandırıcı, ya da bunaltıcı

veya meşakkatli olmasıdır. AİHM, serbestçe yapılmış bir sözleşme gereğince

yapılması gereken işin, taraflardan biri taahhüdünü yerine getirmediğinde

yaptırımla karşılaşması nedeniyle zorla çalıştırma sayılamayacağını

belirtmektedir (Bkz. Van Der Mussele/Belçika, B. No: 8919/80, 23/11/1983, § 32-34).

45. Başvuru konusu olayda,

başvurucu müvekkili ile serbestçe yaptıkları ve ücreti müvekkiliyle birlikte

tespit ettikleri vekâlet sözleşmesi gereği müvekkilini Sayıştay nezdinde

yapılan yargılamada savunmuştur. Dolayısıyla başvurucunun çalışması yasal bir

zorunluluktan değil, kendi hür iradesiyle gerçekleşmiştir. Aynı zamanda

başvurucu yapılan işin kendisine sıkıntı verdiğini, bunaltıcı olduğunu veya

meşakkatli olduğunu da iddia etmemekte, yalnızca mahkemenin vekâlet ücretine

dair hüküm kurmaması nedeniyle yargılama gideri olarak vekâlet ücreti

alamadığından şikâyet etmektedir.

46. Başvurucu zorla çalışma

yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de yapılan çalışma vekâlet

sözleşmesi gereği ifa edildiğinden zorla çalıştırma yasağı yönünden bir

müdahalenin bulunmadığı açıktır.

47. Açıklanan nedenlerle, zorla

çalıştırma yasağı hususunda bir müdahalenin olmadığı açık olduğundan,

başvurunun bu şikâyet hususunda diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

A.

Başvurunun;

1. Savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetler yönünden, “kişi yönünden

yetkisizlik”,

2. Zorla çalıştırma yasağının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetler yönünden ise “açıkça

dayanaktan yoksun olması”

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

bırakılmasına,

21/11/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M.

Emin KUZ

Raportör

:

Selami

ER

Başvurucu

:

Atilla

İNAN

Vekili : Av. Bayram GARİP

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2012/615, 21 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  16. Altan
  17. Özgüldür
  18. Kömürcü
  19. Er
  20. İnan
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2012/615
Tarih
21 Kasım 2013

İlgili Kararlar

  • Musa Erdem ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1845)
  • Turan Günana Başvurusu (B. No: 2013/3354)
  • Onur Gür Başvurusu (B. No: 2012/828)
  • S.s.a. Başvurusu (B. No: 2013/2355)
  • Ramazan Tosun Başvurusu (B. No: 2012/998)
  • Mehmet Ali Emir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2012/850)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.