İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm
Birinci BölümBaşvuru No: 2013/2355Tarih: 7 Kasım 2013

S.s.a. Başvurusu (B. No: 2013/2355)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

S.S.A. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/2355)

Karar Tarihi: 7/11/2013

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, hakkında birtakım

basın yayın organlarında çıkan haber ve yayınlar nedeniyle, ilgililer hakkında

yaptığı şikâyet neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini

belirterek, Anayasa’nın 15., 17., 19., 20., 21. 22.,

26., 36. ve 40. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 1/4/2013

tarihinde İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe

ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel

bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 10/7/2013 tarihinde, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesindeki

ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu vekili tarafından

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (12/4/1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanunu 10. madde ile görevli) verilen 11/9/2012 tarihli dilekçe ile, başvurucunun İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdür

Yardımcılığına atanmasının akabinde Akşam gazetesinin internet sitesinde

başvurucu hakkında “terör artık işkenceci

polise emanet”, “davalar rütbe

almaya engel değil” gibi başlıklar taşıyan haberler yayınlandığı,

haber içeriklerinde başvurucunun kimliğinin açıklandığı belirtilerek, ilgililer

hakkında 3713 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca işlem yapılması talep

edilmiştir.

6. İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığınca 17/10/2012 tarih ve 2012/1883

soruşturma numaralı evrak kapsamında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar

verilmiş, hakaret ve iftira suçları yönünden görevsizlik kararı verilerek dosya

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

7. Başvurucu tarafından, ek kovuşturmaya

yer olmadığına dair verilen karar aleyhine yapılan itiraz, Bursa 6. Ağır Ceza

Mahkemesinin 31/1/2013 tarih ve 2013/127 Değişik İş

sayılı kararı ile kesin olarak reddedilmiştir.

8. İtirazın reddine dair karar 7/3/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

9. 3713 sayılı Kanun’un “Açıklama ve yayınlama” başlıklı 6. maddesi

şöyledir:

“İsim ve kimlik belirterek veya belirtmeyerek kime yönelik

olduğunun anlaşılmasını sağlayacak surette kişilere karşı terör örgütleri

tarafından suç işleneceğini veya terörle mücadelede görev almış kamu

görevlilerinin hüviyetlerini açıklayanlar veya yayınlayanlar veya bu yolla

kişileri hedef gösterenler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.

Terör örgütlerinin; cebir, şiddet veya tehdit içeren

yöntemlerini meşru gösteren veya öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik

eden bildiri veya açıklamalarını basanlar veya yayınlayanlar bir yıldan üç yıla

kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bu Kanunun 14 üncü maddesine aykırı olarak muhbirlerin

hüviyetlerini açıklayanlar veya yayınlayanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis

cezası ile cezalandırılır.

Yukarıdaki fıkralarda belirtilen fiillerin basın ve yayın

yoluyla işlenmesi hâlinde, basın ve yayın organlarının suçun işlenişine iştirak

etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beşbin

güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

10. Mahkemenin 7/11/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

1/4/2013 tarih ve 2013/2355 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

11. Başvurucu, Akşam gazetesinin

basılı nüshalarında ve internet sitesinde kendisinin temel haklarını ihlal eder

nitelikte haber ve köşe yazıları yayınlandığını, belirtilen haberlerle ilgili

olarak yaptığı şikâyet sonucunda eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye

dayalı olarak şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini,

hakkındaki haberlerin “işkenceci”,

“tecavüzcü” gibi ifadelerle ve

kışkırtıcı bir üslupla kamuoyuna sunulduğunu, yapılan yayın ve 3713 sayılı

Kanun’un 6. maddesinin etkin şekilde uygulanmaması nedeniyle kimliğinin ifşa

edildiğini ve bu sebeple terör örgütlerinin açık hedefi haline geldiğini

belirterek, Anayasa’nın 15., 17., 19., 20., 21. 22.,

26., 36. ve 40. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Anayasa’nın 36. Maddesi Yönünden

12. Başvurucu, hakkında

yayınlanan haberlerle ilgili olarak yaptığı şikâyet sonucunda eksik incelemeye

ve hatalı değerlendirmeye dayalı olarak şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer

olmadığına dair karar verildiğini belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde

tanımlanan hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

13. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

14. 30/11/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un, “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

15. Anılan Anayasa ve Kanun

hükmüne göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve AİHS’nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

16. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

17. AİHS’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir. ….”

18. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının

kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 38).

19. Sözleşme’nin adil yargılanma

hakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili

uyuşmazlıkların” ve bir “suç

isnadının” esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu

belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak

arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek

için, başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın

tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş

olması gerektiği anlaşılmaktadır (B. No: 2012/917, 16/4/2013,

§ 21).

20. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre, Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrası ceza davasına katılan tarafın şikâyeti için uygulanabilmekle beraber

(Bkz. Perez/Fransa, B. No: 47287/99, 12/2/2004, § 70-71), sırf sanığın cezalandırılması isteği ve

şahsi öç alma saikiyle şikâyette bulunulması durumu,

Sözleşme’nin 6. maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır (Bkz. Sigalas/Yunanistan, B. No: 19754/02, 22/09/2005,

§ 29). Böyle bir hakkın koruma alanına girilebilmesi için ceza davasında medeni

hak talebine imkân veren bir sistemin benimsenmiş veya ceza davası sonucunda

verilen kararın hukuk davası açısından etkili ya da bağlayıcı olması

gerekmektedir.

21. Hukuk sistemimiz açısından, 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

yürürlüğe girmesi ile ceza muhakemesinde şahsi hak iddiasında bulunma imkânı

ortadan kalkmış olup, başvurucunun ceza muhakemesi sürecinde medeni haklarını

ileri sürme imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca somut olayda başvurucunun isteğinin

üçüncü kişinin cezalandırılmasıyla sınırlı olduğu, verilen kovuşturmaya yer olmadığına

dair kararın etkilerinin ceza muhakemesi süreci ile sınırlı olduğu ve

başvurucunun iddiaları göz önünde bulundurulduğunda hukuk yargılaması açısından

bağlayıcı bir etkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır.

22. Açıklanan nedenlerle,

Anayasa’nın 36. maddesine dayanan ihlal iddiasının konusunun, Anayasa’da

güvence altına alınmış ve AİHS kapsamında yer alan temel hak ve özgürlüklerin

koruma alanı dışında kaldığı anlaşılmakla, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Anayasa’nın 17. Maddesi Yönünden

23. Başvurucu, Akşam gazetesinin

basılı nüshalarında ve internet sitesinde kendisi hakkında “işkenceci” ve “tecavüzcü” gibi ifadelerle yayınlanan haberler nedeniyle

Anayasa’nın 17. ve 20. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüş olmakla beraber, belirtilen ihlal iddiasının mahiyeti gereği

sadece Anayasa’nın 17. maddesi açısından değerlendirme yapılması uygun

görülmüştür.

24. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

25. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir”

26. Anayasa’nın 17. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına sahiptir.”

27. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında,

bireysel başvuruda bulunulmadan önce, ihlal iddiasının dayanağı olan işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak

ihlallerini öncelikle derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının

tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar (B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 19-20; B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 26).

28. Ancak belirtilen hükümlerde

yer verilen olağan başvuru yolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri

açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek

nitelikte, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olarak anlaşılması

gerekmektedir. Ayrıca, başvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne şeklî

olarak uygulanabilir bir kural olup, bu kurala uygunluğun denetlenmesinde somut

başvurunun koşullarının dikkate alınması esastır. Bu anlamda, yalnızca hukuk

sisteminde bir takım başvuru yollarının varlığının değil, aynı zamanda bunların

uygulama şartları ile başvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde

ele alınması gerekmektedir. Bu nedenle başvurucunun, kendisinden başvuru

yollarının tüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi yerine getirip

getirmediğinin başvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. İlhan

/Türkiye, 22277/93, 27/7/2000, § 56-64).

29. Bireyin şeref ve itibarı,

Anayasa’nın 17. maddesinde yer alan “manevi

varlık” kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin manevi varlığının

bir parçası olan şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü

kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür. Ancak Devletin, bireylerin maddi

ve manevi varlığına yönelik olarak üçüncü kişilerce yapılan müdahalelere karşı

etkili mekanizmalar kurma çerçevesindeki pozitif yükümlülüğü, mutlaka cezai

soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerekli kılmaz. Üçüncü kişilerin haksız

müdahalelerine karşı bireyin korunması hukuk muhakemesi yoluyla da mümkündür.

Nitekim üçüncü kişilerce şeref ve itibara yapılan müdahaleler için ülkemizde

hem cezai hem de hukuki koruma öngörülmüştür. Hakaret ceza hukuku anlamında

suç, özel hukuk anlamında ise haksız fiil olarak nitelendirilmekte ve tazminat

davasına konu edilebilmektedir. Dolayısıyla bir bireyin, üçüncü kişilerce şeref

ve itibarına müdahale edildiği iddiasıyla, hukuk davası yoluyla da bir giderim

sağlaması mümkündür (B. No: 2013/1123, 2/10/2013, §

35.)

30. Bir ihlal iddiasına ilişkin

olarak başvurulabilecek birden fazla etkili başvuru yolunun bulunması

durumunda, kural olarak başvurucunun aynı amacı taşıyan başvuru yollarının

tamamının tüketilmesi beklenemez (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Kozacıoğlu/Türkiye, B. No: 2334/03, 19/2/2009, §40; Jasinskis/Letonya, B. No: 45744/08, 21/12/2010, § 50 ve 53-54).

31. Ancak hukuka veya sözleşmeye

aykırı bir fiil nedeniyle başkasına verilmiş olan zararın tazmin edilmesi

yükümlülüğünü ifade eden hukuki sorumluluk, ceza hukuku alanında suç diye

adlandırılan insan davranışına göre daha geniş bir hukuka aykırı davranış

grubunu kapsamakta olup, bir eylemin suç teşkil edebilmesi için ilgili kanunda

açıkça tanımlanması gerekirken haksız fiil için böyle bir sınırlamaya yer

verilmemesi, ceza hukuku alanında taksire dayalı sorumluluğun istisnai nitelik

taşımasına rağmen, kasten veya taksirle başkalarına verilen zararın hukuki

sorumluluk kapsamında giderim imkânının daha fazla olması, ceza hukuku alanında

objektif sorumluluğa yer verilmezken hukuki sorumluluk alanında objektif

sorumluluk esasının da etkin şekilde uygulanması, hukuki sorumluluk alanında

aynı maddi vakıalar çerçevesinde daha düşük bir ispat standardı kullanılarak

kişisel sorumluluğun söz konusu olabilmesi, hukuk sistemimizde ceza

muhakemesinde şahsi hak iddiasında bulunma imkânı ortadan kaldırılırken, hukuki

sorumluluk alanındaki tazmin yükümlülüğünün asıl gayesinin zarar görenin

zararının telafi edilmesi olduğu nazara alındığında, özellikle somut başvuruya

konu ihlal iddiasına yönelik uyuşmazlıklar açısından, hukuki tazmin yolunun

daha yüksek başarı şansı sunabilecek, kullanılabilir ve etkili bir başvuru yolu

olduğu anlaşılmaktadır.

32. Diğer taraftan bireyin şeref ve itibarına

yönelik hakaret içerikli söylemlerden kaynaklanan zararların Devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde giderimine

ilişkin olarak Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletlerin karar organlarının

hakaretin suç olmaktan çıkarılarak özel hukuk alanında yaptırıma tabi

tutulmasını tavsiye eden birçok kararı bulunmaktadır (B.No:

2013/1123, 2/10/2013, § 37-39).

33. Başvuruya konu olayda,

başvurucu tarafından, hakkında birtakım basın yayın organlarında yayınlanan

haberler nedeniyle ilgililer hakkında 3713 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca

işlem yapılması talebiyle şikâyette bulunulduğu, yürütülen soruşturma sonucunda

ilgililer hakkında bu suç yönünden kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği,

hakaret ve iftira suçları yönünden görevsizlik kararı verilerek dosyanın

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, ancak başvurucu tarafından

somut başvuru açısından daha etkili bir giderim yolu olan hukuk davası açma yoluna

gidilmediği anlaşılmaktadır.

34. Yukarıda yer verilen

tespitler çerçevesinde, üçüncü kişilerce şeref ve itibara yapılan müdahaleler

ile ilgili olarak bir taraftan hakaret ve iftira suçları yönünden görevsizlik

kararı verilerek dosyanın Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, yani

bu suçlar yönünden ceza soruşturmasının devam ettiği, diğer taraftan başvurucu

tarafından yalnızca ceza muhakemesi yoluna başvurulmuş olduğu nazara

alındığında, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için tüm

başvuru yollarının tüketilmesi koşulunun yerine getirildiği söylenemez.

35. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından üçüncü kişilerce şeref ve itibara karşı yapılan

müdahaleler ile ilgili olarak yalnızca ceza muhakemesi yoluna başvurulduğu ve

somut başvuru açısından daha etkili bir giderim yolu olan hukuk davası açma

imkânı kullanılmaksızın bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşıldığından, başvurunun

bu kısmının “başvuru yollarının

tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Diğer İhlal İddiaları Yönünden

36. Başvurucu ayrıca hakkında

yapılan yayınlar nedeniyle, Anayasa’nın 15., 19., 21.

22., 26. ve 40. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

37. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel

hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve

başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

38. Başvuruya konu ihlal

iddiasıyla ilgili deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını ve hangi Anayasa

hükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki

iddialarını kanıtlama yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen, başvurucu

tarafından soyut şekilde birtakım Anayasa hükümlerine atıfta bulunulmak ve

başvuruya konu yayın organı dışındaki bir dergiye ait birtakım yayın nüshaları

sunulmakla birlikte, belirtilen hükümlerin nasıl ihlal edildiğine ilişkin bir

açıklama ve özellikle ihlal iddiasına konu yayın nedeniyle yaşam hakkının

tehlikeye girdiğine dair kanıtlamada bulunulmadığı anlaşıldığından, başvurunun

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

A. Başvurucunun;

1. Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğine yönelik

iddiasının “konu

bakımından yetkisizlik”,

2. Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal edildiğine yönelik

iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemesi”,

3. Anayasa’nın 15., 19., 21., 22., 26.

ve 40. maddelerinin ihlal edildiğine yönelik iddialarının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Başvurucunun, kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması

yönündeki talebinin kabulüne,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

7/11/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Mehmet ERTEN

Zehra Ayla PERKTAŞ

Erdal TERCAN

Zühtü ARSLAN

Raportör

:

Şebnem NEBİOĞLU ÖNER

Başvurucu

:

S. S. A.

Vekili

:

Av. Cemalettin MUTLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/2355, 7 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

  • Mercii: Anayasa Mahkemesi
  • Bölüm: Birinci Bölüm
  • Başvuru No: 2013/2355
  • Tarih: 7 Kasım 2013

İlgili Kararlar

  • Ramazan Tosun Başvurusu (B. No: 2012/998)
  • Mehmet Ali Emir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2012/850)
  • Kamil Koç Başvurusu (B. No: 2012/660)
  • Keskinkılıç Gıda Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/4413)
  • Savaş Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2012/1303)
  • Nesrin Kılıç Başvurusu (B. No: 2013/772)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.