İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ayhan Dağ Başvurusu (B. No: 2013/1546)

1. Başvurucu, hakkında açılan

Başvuru No2013/1546Tarih8 Eylül 2015Okuma15 dk · 3.008 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ayhan Dağ Başvurusu

Karar tarihi
8 Eylül 2015
Başvuru Numarası
2013/1546
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.008 kelime·15 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, hakkında açılan

ceza davasında yeterli araştırma yapılmaksızın cezalandırılması, aynı eylemlere

katılan diğer sanıklara uygulanandan farklı ve daha ağır bir cezayı gerektiren

madde uyarınca cezalandırılması ve yargılamanın makul sürede tamamlanmaması

nedenleriyle Anayasa’nın 10., 36., 38. ve 40.

maddelerinde düzenlenen ayrımcılık yasağının, adil yargılanma hakkının, suç ve

cezaların kanuniliği ilkesinin ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür. Başvurucu, iddia ettiği ihlallere dayanarak yargılamanın

yenilenmesi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 1/2/2013

tarihinde Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruda, Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 17/6/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. İkinci

Bölümün 17/9/2013 tarihli ara kararı gereğince

başvurunun, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 28.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Bakanlık tarafından 25/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunulan görüş,

başvurucuya 3/12/2013 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu tarafından, Bakanlık

görüşüne herhangi bir karşı beyanda bulunulmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi ve

eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP kanalıyla erişilen belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Üzerine atılı eylemlerden

dolayı 21/5/1992 tarihinde başvurucu hakkında gıyabi

tutuklama kararı verilmiştir.

8. Başvurucu ve diğer dört

sanık hakkında, 1992 yılında Seyhan Belediyesi şantiyesine ait mala zarar verme

ve gasp eylemlerinden (1. suçlama) dolayı ve başvurucuya yönelik ayrıca M.Y.

isimli kişinin öldürülmesine katılması (2. suçlama) nedeniyle 29/12/1998 tarihinde dava açılmıştır. Başvurucunun, devlet

topraklarından bir kısmını ayırmak amacıyla silahlı faaliyette bulunmak

suçundan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk

Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir.

9. Başvurucu ve diğer bazı

sanıklara yönelik, ölüm ve yaralamaya neden olmak, silahlı ve bombalı saldırıda

bulunmak, havalanan iki uçağa ateş açmak, öldürme ve yaralama eylemlerine

katılmak suçundan (3. Suçlama) başka bir ceza davası daha açılmıştır.

Başvurucunun eylemlerinin, 765 sayılı mülga Kanun’un 125. maddesine uyduğu

belirtilmiştir.

10. Yargılamaya Adana Devlet

Güvenlik Mahkemesinin E.1998/641 sayılı dosyasında başlanılmış, başvurucu

yönünden her iki dava, sonrasında Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250.

madde ile görevli) E.2004/414 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

11. Başvurucu, 6/11/2007 tarihinde Alanya’da yakalanmış ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun 94. maddesi uyarınca tutuklanmıştır (yol tutuklaması).

12. Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi

önüne 29/2/2008 tarihinde getirilen başvurucu;

suçlamaları reddetmiş, tehdit edilmesinden dolayı kaçtığını ve yakalanana kadar

sahte kimlikle yaşadığını belirtmiştir. Başvurucu, kendisine okunan belgelerden

aleyhinde olanları kabul etmemiştir.

13. Mahkeme, 29/2/2008

tarihi ile 15/12/2009 tarihleri arasında toplam 23 duruşma yapmıştır. Tutukluluğun

gözden geçirilmesine ilişkin 9 duruşma dışında, duruşmalar arasında 1 veya 2

aylık süreler bulunmaktadır. En uzun duruşma aralığı ise 25/7/2008

ile 14/10/2008 tarihleri arasında geçen 2 ay 20 günlük süredir.

14. 15/4/2008 tarihli duruşmada,

maktul M.Y.nin kardeşi E.Y.nin tanık olarak dinlenmesine ve “1. suçlama”

kapsamında Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanan sanıkların

ifadelerinin dosyaya getirilmesine karar verilmiştir.

15. 22/1/2009 tarihli duruşmada, E.Y.nin adresinin tespit edilememesi nedeniyle adres

araştırması yapılması ve talep edilen sanık ifadelerine dair Malatya Cumhuriyet

Başsavcılığına yazılan yazının akıbetinin beklenmesi kararlaştırılmıştır.

16. 16/4/2009 tarihli duruşmaya

kadar maktul M.Y.nin kardeşi

E.Y.nin tanık olarak dinlenmesi amacıyla araştırma

yapılmıştır. Başvurucu vekilinin 16/4/2009 tarihinde hazır ettiği tanık E.Y., ağabeyini vuran kişinin başvurucu olmadığını, katilin

uzun boylu olduğunu söylemiştir. 6/5/1992 tarihli

teşhis tutanağının okunması üzerine, o dönemde 12 yaşında bulunduğunu, olayın

etkisi ile benzetmiş olabileceğini, ağabeyini vuran şahsın kesinlikle başvurucu

olmadığını söylemiştir.

17. 2/6/2009 tarihli duruşmada talep

edilen ifadeler dosyaya konulmuştur. Cumhuriyet savcısının esas hakkında

mütalaasını sunmasından sonra başvurucu vekili süre talep etmiş ve Mahkeme bir

sonraki duruşmayı 14/8/2009 tarihine bırakmıştır.

18. Başvurucu vekili, 14/8/2009 tarihli duruşmaya ilişkin mazeret dilekçesi

sunmuş, 22/10/2009 tarihli bir sonraki duruşmada esas hakkındaki savunmayı

hazırlamak için tekrar süre talep etmiştir.

19. Adana 6. Ağır Ceza

Mahkemesinin 15/12/2009 tarihli ve E.2004/414,

K.2009/303 sayılı kararıyla, başvurucu hakkında isnat olunan eylemler sabit

görülerek başvurucunun 765 sayılı mülga Kanun’un 125. maddesi gereğince müebbet

hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.

20. Mahkeme; olaylara ilişkin

tutanak ve raporları, sanık ifadelerini, E.Y.ye yaptırılan teşhise dair

tutanağı ve Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararını dayanak göstermiştir.

Mahkeme, 1. Suçlamaya konu olaylarla ilgili başka bir dosyada yargılanan sanık A.A.nın, başvurucunun PKK terör örgütünün askerî kanadında

olduğunu belirttiğini ve yine aynı olay nedeniyle yargılanan sanıkların, başvurucunun

bu eyleme katıldığına dair ifade verdiklerini not etmiştir. “2. suçlama”

yönünden ise aradan uzun zaman geçmiş olması, başvurucu ve örgüt korkusu nazara

alınarak maktulün kardeşi E.Y.nin duruşmada verdiği

ifadesine değil, olayın akabinde sıcağı sıcağına yapmış olduğu teşhis ve beyana

itibar edilmiştir. Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi, toplanan deliller ve dosya

muhteviyatı itibarıyla başvurucunun inkâra yönelik savunmalarına itibar

etmemiş, başvurucunun savunmalarının dosya muhteviyatı ve delillerle

örtüşmediği ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca,

sabit kabul edilen eylemler ışığında, başvurucu vekilinin beraat ve zaman aşımı

yönündeki talepleri de Mahkeme tarafından kabul edilmemiştir.

21. Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi,

aynı dosyada yargılanan ve haklarındaki yakalama kararı henüz infaz edilemeyen

sanıklar H.A., Z.O., L.B. ve M.Ş. yönünden ise tefrik

kararı vermiştir.

22. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 10/11/2010 tarihli ve E.2010/10961, K.2010/11548 sayılı

ilamıyla “2. suçlamaya” dair iddianame okunmaksızın başvurucunun sorguya

çekilmesi ve 14/8/2009 tarihli tutanağın zabıt katibi tarafından imzalanmaması

gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.

23. Bozma kararına uyan Adana 6.

Ağır Ceza Mahkemesi eksiklikleri tamamlamış, 26/4/2011

tarihli ve E.2011/34, K.2011/104 sayılı kararıyla başvurucunun bir önceki

karardaki gibi cezalandırılmasına hükmetmiştir.

24. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 24/9/2012 tarihli ve E.2012/4523, K.2012/9730 sayılı

ilamıyla Mahkeme kararı onanmıştır.

25. Yargıtay ilamı 9/1/2013 tarihinde ilk derece mahkemesi kalemine ulaşmıştır.

Başvurucu, nihai karardan 15/1/2013 tarihinde haberdar

olduğunu belirtmiştir.

26. Başvurucu 1/2/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

27. 765 sayılı mülga Kanun’un

102. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

“Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku amme davası:

1 - Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis ve müebbed

ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerde yirmi sene,

2 - Yirmi seneden aşağı olmamak üzere muvakkat ağır hapis cezasını

müstelzim cürümlerde on beş sene,

3 - Beş seneden ziyade ve yirmi seneden az ağır hapis veya beş seneden

ziyade hapis yahud hidematı

ammeden müebbeden mahrumiyet cezalarından birini

müstelzim cürümlerde on sene,

…

… geçmesile ortadan kalkar.”

28. 765 sayılı mülga Kanun’un

104. maddesi şöyledir:

“Hukuku amme davasının müruru zamanı, mahkumiyet hükmü yakalama, tevkif, celb

veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi,

maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. müddeiumumisi

tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir.

Bu halde müruru zaman, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeğe

başlar.

Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddid

ise müruru zaman bunların en sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar.

Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102 nci maddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesile baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz.”

29. 765 sayılı mülga Kanun’un

125. maddesi şöyledir:

“Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir Devletin hakimiyeti altına koymağa veya Devletin istiklalini tenkise

veya birliğini bozmağa veya Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan

bir kısmını Devlet idaresinden ayırmağa matuf bir fiil işliyen

kimse ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasile

cezalandırılır.”

30. 765 sayılı mülga Kanun’un

168. maddesi şöyledir:

“Her kim, 125, 131, 146, 147, 149 ve 156 ncı

maddelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cemiyet ve çete teşkil eder

yahut böyle bir cemiyet ve çetede amirliği ve kumandayı ve hususi bir vazifeyi

haiz olursa onbeş seneden aşağı olmamak üzere ağır

hapis cezasına mahkum olur.

Cemiyet ve çetenin sair efradı on yıldan onbeş

yıla kadar ağır hapisle cezalandırılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

31. Mahkemenin 8/9/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 1/2/2013

tarihli ve 2013/1546 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

B. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu, yetersiz ve

yerinde olmayan sebeplerle terör örgütü üyesi sıfatıyla yargılandığını, sadece

bazı sanıkların ifadelerine dayanılarak hüküm kurulduğunu, tanık E.Y.nin Mahkeme huzurundaki ifadesi yerine fotoğraftan

yaptığı teşhise itibar edilmesinin “şüpheden

sanık yararlanır” ilkesine aykırı olduğunu, onama kararına kadar 20

yıl 5 ay geçtiğini ve olağanüstü zaman aşımı süresi dolduğundan şantiye basma

eylemi nedeniyle cezalandırılamayacağını, karmaşık bir dava olmamasına rağmen

yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerindeki

adil yargılanma hakkının ve suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, etkili bir soruşturma yürütülmeksizin suçlu bulunduğu

ve “1. suçlamaya” ilişkin başka bir dosyada haklarında dava açılan sanıklara

765 sayılı mülga Kanun’un 168. maddesi uygulanırken kendisinin aynı kanunun

125. maddesi uyarınca cezalandırıldığı gerekçeleriyle Anayasa’nın 10. ve 40.

maddelerinde düzenlenen ayrımcılık yasağına ve etkili başvuru hakkına riayet

edilmediğini iddia etmiştir. Başvurucu, son olarak Anayasa’nın 15., 138. ve 142. maddelerine dayanmıştır.

A. Değerlendirme

33. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı

değildir. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun iddialarının

özünün, adil yargılanma hakkına yönelik olduğu görülmektedir. Bu itibarla

başvurucunun şikâyetleri adil yargılanma hakkı çerçevesinde incelenmiş, diğer

iddialarına ilişkin ayrı bir değerlendirme yapılmamıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

34. Başvurucu, eksik incelemeye

dayalı mahkûm edildiğinden, uygulanan kanun maddesinde hataya düşüldüğünden, E.Y.nin mahkeme huzurundaki ifadesinin esas alınmadığından

ve “1. suçlamaya” ilişkin zaman aşımına rağmen cezalandırıldığından şikâyet

etmiştir.

35. Adalet Bakanlığı görüşünde;

başvurucuya, dosyadaki delillere ilişkin bilgi verildiği, duruşmalarda

başvurucu ve vekiline söz hakkı tanındığı, bazı taleplerini karşılamak üzere

ara kararlar verildiği, adil yargılanma hakkına ilişkin iddialarını

duruşmalarda, esas hakkındaki savunmasında ve temyiz dilekçelerinde dile

getirmiş olduğu ve bu iddiaların Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinde değerlendirildiği belirtilmiştir.

36. Anayasa'nın 148. maddesinin

(4) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

kabul edilemezliğine karar verebilir.”

38. 6216 sayılı Kanun'un 48.

maddesinin ikinci fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece

kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın 148.

maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin, bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

39. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel

başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede,

kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

40. Başvuruya

konu olayda

Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama süresince başvurucuya iddia ve

savunmasını ortaya koymak üzere imkân tanımış ve başvurucunun mahkûmiyetine

yönelik delilleri ve gerekçesini açıklıkla ortaya koymuştur.

41. Mahkeme, tanık E.Y.ye

yaptırılan teşhis işlemini, tanığın mahkeme aşamasındaki beyanına tercih

etmişse de aradan geçen zamanı ve başvurucu ile örgüt korkusunu dikkate alarak

olayı takiben sıcağı sıcağına yapılması dolayısıyla teşhisteki ifadelere itibar

ettiğini kararında vurgulamıştır. Mahkeme, toplanan deliller ve dosya

muhteviyatı itibarıyla başvurucunun inkâra yönelik savunmalarına itibar

etmemiş, başvurucunun savunmalarının dosya muhteviyatı ve delillerle

örtüşmediği ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmiştir. Mahkeme

ayrıca, sabit kabul edilen eylemler ışığında, başvurucu vekilinin beraat ve

zaman aşımı yönündeki taleplerini kabul etmediğini belirtmiştir.

42. Başvurucu, “1. suçlamaya”

ilişkin Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanan sanıkların aksine 765

sayılı mülga Kanun’un 168. maddesi değil 125. maddesi uyarınca

cezalandırıldığını iddia etmiştir. Başvurucu bununla birlikte, diğer sanıklar

ile kendisinin bu olaydaki rollerinin aynı olup olmadığına ve aynı suç tipine

uyduğuna ilişkin herhangi bir açıklama getirememiştir. Diğer yandan

başvurucunun mahkûmiyeti bakımından diğer sanıklarla beraber katıldığı “1.

suçlamanın” yanı sıra “2. suçlamadaki” eyleminin de esas alındığı görülmektedir.

43. Başvurucu ek olarak “1.

suçlamadaki” şantiye basma eylemi bakımından zaman aşımının dolduğunu ileri

sürmüşse de Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi 15/12/2009

tarihli kararında başvurucunun sabit görülen eylemleri ışığında bu savunmayı

reddetmiştir. Bozma sonrası verilen ve onanan 26/4/2011

tarihli kararda başvurucunun önceki karardaki gibi 765 sayılı mülga Kanun’un

125. maddesi uyarınca cezalandırılması karşısında zaman aşımının dolduğu

iddiası dayanaksız kalmaktadır.

44. Başvurucu, eksik incelemeye

dayalı karar verildiği iddiasını ise soyut bir şekilde ileri sürümüş, hangi

hususların eksik bırakıldığını ve ne şekilde hak kaybına neden olunduğu

detaylandırmamıştır.

45. Mahkemenin

gerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün, derece

mahkemesi tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

46. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve

görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma

olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir

şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından

dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi Mahkemenin ve Yargıtayın kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilememiştir. Diğer yandan başvurucunun, temyiz aşamasında da duruşma

hakkından faydalandığı ve iddialarını sözlü olarak Yargıtay önünde dile getirme

imkânı bulduğu görülmektedir.

47. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu,

derece mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın

Makul Sürede Sonuçlanmadığı İddiası

48. Adalet Bakanlığı görüşünde, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararların bireysel başvuruya konu olabileceği, başvurucunun yargılandığı davanın

ise 24/9/2012 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir.

49. 6216 sayılı Kanun'un geçici

1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012

tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler.”

50. Başvurucu hakkında açılan

ceza davası 24/9/2012 tarihli Yargıtay kararı ile

kesinleştiğinden başvurucunun şikâyeti, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisi içerisinde kalmaktadır (Ersin Ceyhan, B. No:

2013/695, 9/1/2014, §§ 15-21). Açıkça

dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de görülmeyen başvurunun, kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

51. Adalet Bakanlığı tarafından,

Anayasa Mahkemesinin 23/9/2012 tarihinden sonraki

yargılama süresini dikkate alacağı düşünülmekle birlikte bu tarihe kadar geçen

sürenin ve davanın mevcut durumunun da göz önünde bulundurulabileceği, ceza

davasının toplamda 14 yıl sürdüğü, başvurucu hakkındaki yakalama kararının 8

yıl 11 ay sonra infaz edilebildiği ifade edilmiştir.

52. Makul sürede yargılanma

hakkı, adil yargılanma hakkının kapsamı içerisinde yer almaktadır ve davaların

en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi

olduğunu belirten Anayasa'nın 141. maddesi de Anayasa'nın bütünselliği ilkesi

gereği, makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde

bulundurulmalıdır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No

2012/13, 2/7/2013, §§ 38-39).

53. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin

makul olup olmadığı incelenirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır.

Sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai olarak karara bağlandığı,

yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre

şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (Ersin

Ceyhan, § 35).

54. Bununla birlikte, suç isnadının tarihi

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi ile ilgili zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarih farklı olabilmektedir. İsnat tarihi

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012

tarihinden önce olan ancak bu tarihte yargılaması devam eden ya da verilen

nihai karar henüz kesinleşmemiş olan ceza davaları ile ilgili olarak, makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyetler bakımından

dikkate alınacak süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, suçun isnat

edildiği tarihten itibaren geçen süredir. Dolayısıyla, 23/9/2012

tarihinde derdest olmak şartıyla, suç isnadının gerçekleştiği tarih ile suç

isnadına ilişkin nihai kararın verildiği tarihe veya devam eden davalarda

Anayasa Mahkemesinin başvuruyu karara bağladığı tarihe kadar geçen süre esas

alınmalıdır (Ersin Ceyhan, § 36).

55. Bu çerçevede davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir

(Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

56. Somut başvuru açısından yargılama

süresinin başlangıcı başvurucu hakkında ceza davasının açıldığı 29/12/1998 tarihidir. Yargılama, 24/9/2012

tarihli onama ilamıyla tamamlanmıştır.

57. Dolayısıyla yargılama, 29/12/1998

ile 24/9/2012 tarihleri arasında 14 yıl 3 ay 5 gün sürmüştür. Ancak 6/11/2007 tarihine kadar başvurucunun gıyabi tutuklama

kararı uyarınca aranmakta olduğu gözetildiğinde başvurucunun kendisinin sebep

olduğu bu gecikmenin toplam yargılama süresinin hesabına dâhil edilmemesi

gerekir.

58. Bu itibarla somut başvuruya konu ceza davasının makul

sürede tamamlanıp tamamlanmadığı bakımından değerlendirilmesi gereken süre iki

dereceli bir yargılamada 6/11/2007 tarihi ile

24/9/2012 tarihi arasında geçen 4 yıl 10 ay 18 günlük zaman dilimidir.

59. Anayasa Mahkemesi; ilk derece mahkemesinin, duruşmaları 25/7/2008 ile 14/10/2008 tarihli duruşmalar arasındaki 2 ay

20 günlük sürenin haricinde 1 veya 2 ay civarındaki makul aralıklarda yaptığını

not etmektedir. Başvurucunun yakalanmasından sonra Ağır Ceza Mahkemesi ilk

kararını 2 yıldan biraz fazla sürede vermiştir. Yargıtay incelemeleri ise ilk

defasında 1 yılın altında ve sonraki temyiz üzerine ise 1 yıl 5 aylık bir süre

içinde sonuçlandırılmıştır.

60. Gıyabi tutuklama kararından sonra yaklaşık 9 yıllık süre

boyunca başvurucunun yargılamadan kaçınmasının delil toplanmasını ve

dolayısıyla dosyanın karara bağlanmasını güçleştirdiği açıktır (bkz. §§ 7, 11 ve 12). İkinci olarak Adana

6. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun, aleyhinde beyanda bulunmuş olan tanığa

soru yöneltebilmesine imkân tanımak üzere bir yıl süresince tanık E.Y.nin dinlenilmesi için çaba göstermiştir. Tanığa

ulaşılamamasında Mahkemeye atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı, adresinin

bilinememesi nedeniyle tanığın Mahkeme önüne getirilemediği anlaşılmaktadır (bkz.

§§ 14-16).

61. Başvurucu vekili, 2/6/2009 tarihli duruşmada Cumhuriyet savcısının esas

hakkındaki mütalaasını sunması üzerine süre talep etmiş, 14/8/2009 tarihindeki

bir sonraki duruşmaya mazeret bildirerek katılmamış ve 22/10/2009 tarihinde

tekrar süre talep etmiştir. Bu sürelerin de yargılama süresinin

değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir.

62. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde

başvuruya konu ceza davasının; başvurucu haricinde diğer dört sanığın

daha bulunması, başvurucu hakkında çok sayıda suçlamayı içeren iki ayrı davanın

birleştirilmesinin söz konusu olması, yargılamaya konu suçlamaların kapsamı,

başka bir mahkemeyle yazışma yapılmasının gerekmesi dikkate alındığında karmaşık bir nitelik taşıdığı görülmektedir.

63. Bu itibarla, yargılamanın yürütülmesinde

izlenen yöntem ve somut davanın koşulları dikkate alındığında iki dereceli bir

yargılamada geçen 4 yıl 10 ayın biraz üzerindeki yargılama süresi makul olarak

değerlendirilmelidir.

64. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının

“açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

bırakılmasına,

8/9/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Okan TAŞDELEN Başvurucu : Ayhan DAĞ Vekili : Av. Kemal DERİN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/1546, 8 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. B. Başvurucunun İddiaları
  14. A. Değerlendirme
  15. B. No
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/1546
Tarih
8 Eylül 2015

İlgili Kararlar

  • Şafak Pınar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6945)
  • Nehir Eğitim Rehabilitasyon Merkezi Taşımacılık İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/3779)
  • Yıldıray Özbey ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/18932)
  • Musa Kaya Başvurusu (B. No: 2013/2351)
  • İbrahim Mete Başvurusu (B. No: 2013/2495)
  • Kasım Yıldızhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6241)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.