İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

AYM Bireysel Başvuru B. No: 2015/18581

1. Başvuru, sosyal medya hesabına yönelik erişimin tamamıyla

Başvuru No2015/18581Tarih26 Eylül 2019Okuma25 dk · 4.954 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Baran Tursun Uluslararası, Dünya Ölçeğinde Silahsızlanma, Yaşam Hakkı, Özgürlük, Demokrasi, Barış Ve Dayanışma Vakfı (Baransav) Ve Keskin Kalem Yayıncılık Ve Ticaret A. Ş. Başvurusu

Karar tarihi
26 Eylül 2019
Başvuru Numarası
2015/18581
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.954 kelime·25 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sosyal medya hesabına yönelik erişimin tamamıyla

engellenmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün; internet haber portalında

yer alan bir habere erişimin engellenmesi nedeniyle de basın özgürlüğünün ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuşlardır.

8. Konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2015/18581 ile

2015/18873 numaralı bireysel başvuru dosyalarının birleştirilmelerine,

incelemenin 2015/18581 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden

yürütülmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Arka Plan Bilgisi

10. Türkçe adı Kürdistan İşçi Partisi olan PKK'nın silahlı bir

terör örgütü olduğu ulusal ve uluslararası makamlar tarafından kabul edilmiş tartışmasız

bir olgudur. Anılan örgütün gerçekleştirdiği terörist şiddet; bölücü amaçları

dolayısıyla anayasal düzene, millî güvenliğe, kamu düzenine, kişilerin can ve

mal emniyetine yönelik ağır tehdit oluşturmaktadır. Bu yönüyle ülkenin toprak

bütünlüğünü hedef alan PKK kaynaklı terör, onlarca yıldır Türkiye'nin en hayati

sorunu hâline gelmiştir (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,

16/11/2017, §§ 7-18).

11. Bununla birlikte kamuoyunda demokratik

açılım süreci, çözüm süreci

ve Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi

gibi farklı isimlerle ifade edilen süreçte 2012 yılının son döneminden itibaren

PKK tarafından gerçekleştirilen terör saldırıları önemli ölçüde azalmıştır.

Suriye'de son yıllarda yaşanan iç savaşın ise Türkiye'nin güvenliği üzerinde

etkileri olmuş, PKK ve DAEŞ kaynaklı terör olayları yeniden artmaya

başlamıştır. Kamuoyunda 6-7 Ekim olayları

ve hendek olayları olarak bilinen

terör eylemleri bunların başında gelmektedir (Gülser Yıldırım (2), §§ 21-30).

12. Türkiye 2015 yılı Haziran ayından itibaren yeniden yoğun bir

şekilde terör saldırılarına maruz kalmıştır. Bu kapsamda PKK tarafından

Şırnak'ın merkezi ile Cizre, Silopi ve İdil ilçelerinde, Hakkâri'nin Yüksekova

ilçesinde, Diyarbakır'ın Silvan, Sur ve Bağlar ilçelerinde, Mardin'in Dargeçit,

Nusaybin ve Derik ilçelerinde, Muş'un Varto ilçesinde cadde ve sokaklara

hendekler kazılıp barikatlar kurularak ve bu barikatlara bomba ve patlayıcılar

yerleştirilerek teröristler tarafından bu yerleşim yerlerinin bir kısmında öz yönetim adı altında hâkimiyet

sağlanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çok sayıda terörist, halkın bu yerlere

giriş ve çıkışını engellemek istemiştir. Güvenlik güçleri, hendeklerin

kapatılması ve barikatların kaldırılması suretiyle yaşamın normale dönmesini

sağlamak amacıyla operasyonlar yapmış ve teröristlerle çatışmaya girmiştir.

Uzun süre devam eden bu operasyon ve çatışmalar sırasında ikiyüzü

aşkın sayıda güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiş, tonlarca bomba ve patlayıcı

imha edilmiştir (Gülser Yıldırım (2), §§ 28-30). Açık kaynaklara

göre yaşanan çatışmalarda 310 sivil hayatını kaybetmiş, operasyonlar sırasında

bölgede asker, polis ve korucu olmak üzere 249 şehit verilirken 2.554 PKK’lı

terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Ayrıca olumsuz koşullar nedeniyle en az

100 bin kişinin çatışma bölgesinden geçici veya kalıcı olarak göç etmek zorunda

kaldığı ifade edilmektedir (Birgün İletişim ve Yayıncılık Ticaret A.Ş. [GK],

B. No: 2015/18936, 22/5/2019, § 12).

13. Resmî raporlara göre 3/10/2015 tarihinde Şırnak il

merkezinde polisin terör örgütünce açılan hendekleri kapatmak için düzenlediği

operasyonda çıkan çatışmada polis ile çatışmaya giren H.L.B. öldürülmüş,

cenazesi zırhlı bir polis aracına bağlanarak sürüklenmiştir.

14. Anılan olaya ait görüntülerin bazı sosyal medya platformlarında

paylaşılarak yayılması ile birlikte sosyal medyada paylaşılan yorumların yanı

sıra basın tarafından da konuyla ilgili çeşitli haberler yapılmıştır. Başvuru

konusu erişimin engellenmesi kararına da konu paylaşım ve haberlerin bir kısmı

şöyledir:

i. Kullanıcıların video gönderebildikleri, izleyebildikleri ve

paylaşabildikleri, video barındıran başlıca web sitesi Youtube'da konu ile

ilgili paylaşılan videoların başlıklarından bazıları şöyledir: "Turkish police barbarity, today a young kurdish

actor [H.B.] get murdered by the turkish

police; Şırnak'ta [H.L.B.nin] bedenine işkence eden polisler küfür içerir;

Şırnak'ta ölüye işkence/yerde sürüklenen pkklının

görüntüsü; PKK'lı teröristin cesedi, bombalı tuzak testi için zırhlı araçla

sürüklendi; [H.B.yi] sürüklerken videoya almışlar, üstelik ana avrat

küfür ediyorlar.; PÖH - Cizre/Şırnak'ta bir teröristi böyle öldürdü!;

Gebertilen hain yerlerde sürükleniyor; HDP'linin

PKK'lı akrabası, askeri aracın arkasında sürükleniyor; Leş, 10. Yıl marşı

eşliğinde sürükleniyor - Tengri Biz Menen; Türk barbarlığına kanıt: [H.B.nin] sürüklenme

videosu, [H.B.ye] yapılan Türk

barbarlığına rağmen hala bir Türke kardeş diyen Kürt

en açık tabiriyle imansızdır.; video of the Turkish cops dragging

the body of Kurdish youth they killed

in Şırnak. Expose the barbarity.; Turk state terorism act; T.C.

Senin ananı avradını s... ben türklerin kardeşi

değilim. Asla kardeşleri olmam; İnsanlık sürükleniyor!; "

ii. Sosyal paylaşım sitesi Twitter'da

yer alan bildirimlerden bazıları şöyledir: "PKK'den

tek bir cümle bekliyorum: İntikam alınacaktır, onu yapanların leşleri bile

olmayacaktır, bunu bekliyoruz PKK'den; [H.B.nin] ön otopsi raporu: 28 kurşun isabet etmiş ve işkence

yapılmış..; Montaj diyenler buyurun, [H.B.nin] elbet birgün hesabı sorulacak

herkes paylaşsın! silinmeden +18; [H.B.] işte videosu montaj diyenlere bu halk bunun intikamını alır elbet

unutmayacağız!!!; İnsanlığınızdan dahi utanmazsınız çünkü insan değilsiniz...IŞİD'çiler bunlar...; IŞİD'i

kimin eğittiğini anladınız mı! IŞİD profesyonel işkence yöntemlerini TC'den

öğrenmiş! #TeröristTurkey; İnsanlık utandı!"

iii. Ulusal ölçekte yayın yapan bazı gazeteler ile internet

haber portallarında konu ile ilgili haberlerinin

başlıkları şöyledir: "Zırhlı aracın

arkasında sürüklenen [H.B.ye] 28

kurşun sıkılmış (Radikal gazetesi); Şırnak'ta cenazeye yapılan işkencenin

videosu da ortaya çıktı (Radikal gazetesi); [H.L.B.nin] görüntüleri ortaya çıktı (ilerihaber.org); İnsanlık

sürünüyor (Cumhuriyet gazetesi); İşte [H.B.nin] polis aracına bağlanarak metrelerce sürüklendiği an

(Cumhuriyet gazetesi); Başbakan Davutoğlu: olayla ilgili hukuki ve idari

soruşturma için gerekli talimatlar verilmiştir (T24 internet gazetesi); PKK'lı

teröristin sürüklendiği anların görüntüsü ortaya çıktı! (www.gazete2023.com);

"Cansız bedeni zırhlı aracın arkasında sürüklenen H.B.'ye

28 kurşun sıkılmış" (www.birgun.net).

iv. Olay dış basında da yer almıştır. İnternet haber portallarında yer alan bazı haber başlıkları şöyledir: "Turkish Police drags deceased

body (www.liveleak.com); Turkish Police

drag deceased body of [H.L.B.] through streets of Sirnak

(www.revolution-news.com)."

15. Öte yandan yaşanan olaya yönelik İçişleri Bakanlığı

tarafından soruşturma başlatılmış ve iki polis memuru görevden uzaklaştırılmıştır.

16. Hem olayların meydana geldiği dönemde başbakan olan Ahmet

Davutoğlu hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan söz konusu görüntülere

ilişkin olarak basına verdikleri demeçlerde, yapılan muamelenin yanlış olduğunu

ve kabul edilemeyeceğini, sorumluların cezalandırılmasıyla ilgili gerekenlerin

yapılacağını belirtmişlerdir.

B. Somut Başvuruya

İlişkin Gelişmeler

17. Birinci başvurucu, yerleşim yeri olan İzmir'in Karşıyaka

ilçesinde Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil

ile 2010 yılında tüzel kişilik kazanmıştır. Kuruluş senedinde başvurucu Vakfın

amacı "Ülkemizde ve diğer ülkelerde;

ırk, din ve coğrafya ayırımı yapılmadan, demokrasi, barış ve dayanışma kültürünü

geliştirmek, şiddet sonucu yaşam hakları ihlal edilen veya ömür boyu sakat

bırakılan tüm insanlara ve ailelerine hukuksal, rehabilitasyon ve adaptasyon

hizmetlerinde bulunmak, vakfın amacı kapsamına giren birey ve kuruluşlarla

dayanışmayı sağlamaktır. Amacı kapsamında öğrencilere burs vermek"

olarak belirtilmiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğünün web sayfası üzerinden

yapılan araştırmada başvurucu Vakfın faaliyetlerine devam ettiği tespit

edilmiştir.

18. İkinci başvurucu, www.diken.com.tr

isimli internet haber portalının sahibidir.

19. Başbakanlık Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğünün talebi ve

(kapatılan) Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının (TİB) 6/10/2015 tarihli

yazısı gereğince H.L.B.nin cenazesinin sürüklenmesi

olayının görüntülerini paylaşan ve bu olaya yönelik haber yapan internet haber

siteleri ile sosyal medya hesaplarına ait 111 içeriğe (URL) erişimin

engellenmesine karar verilmiştir.

20. Erişimin engellenmesi kararı verilen URL adreslerinden biri www.diken.com.tr isimli haber sitesinde

yayımlanan "Videosu da çıktı, [H.L.B.nin] cesedi metrelerce sürüklenmiş, cansız bedene

küfür edilmiş" başlıklı haberin yer aldığı adrestir. Erişimin

engellenmesi kararı verilen adreslerden bir diğeri de birinci başvurucunun Twitter isimli sosyal paylaşım sitesinde yer alan @barantursunvakf adlı sosyal medya hesabıdır. Erişimi

engellenen 111 adresten büyük bir kısmı URL (içerik) adresi iken birinci

başvurucunun hesabına erişim, H.L.B.nin cenazesinin

sürüklenmesi olayı ile ilgili yaptığı paylaşımlar ile sınırlı olarak değil

bütünüyle engellenmiştir.

21. TİB 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında

Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla

Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 8/A maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince

erişimin engellenmesi kararını 6/10/2015 tarihinde Gölbaşı Sulh Ceza

Hâkimliğinin onayına sunmuştur. TİB tarafından Hâkimliğe sunulan dilekçeye,

erişimin engellenmesi kararı verilen haber sitelerine ait 56 URL adresinin ve

sosyal medya platformu Twitter'da yer alan 55

bildirimin ekran görüntüleri eklenerek "İnternet

adreslerindeki terörü öven, şiddete ve suça teşvik eden kamu düzenini ve milli

güvenliği tehdit eden içerikler ile yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal

güvenliğinin ihlaline sebebiyet vermesi" nedeniyle

erişimlerinin engellenmesine karar verildiği belirtilmiştir.

22. Gölbaşı Sulh Ceza Hâkimliğince, TİB tarafından onaya sunulan

erişimin engellenmesi kararı aynı gerekçeyle 6/10/2015 tarihinde onaylanmıştır.

23. Birinci başvurucunun onaylama kararına itirazı, Ankara 7.

Sulh Ceza Hâkimliğince 23/10/2015 tarihinde reddedilmiştir. Ret kararı

başvurucuya 4/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 4/12/2015

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

24. İkinci başvurucunun onaylama kararına itirazı, Ankara 2.

Sulh Ceza Hâkimliğince 27/10/2015 tarihinde reddedilmiştir. Ret kararı

başvurucuya 16/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 4/12/2015

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

25. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk kurallarının yer aldığı

karar için Birgün İletişim ve Yayıncılık Ticaret A.Ş. (aynı

kararda bkz. §§ 23-34) başvurusuna ilişkin karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 26/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

27. Bireysel başvuru formunda birinci başvurucu;

i. 25/11/2007 tarihinde polisin dur

ihtarına uymaması üzerine polis tabancasından çıkan kurşunla yaşamını yitiren

Baran Tursun'un babası tarafından ve bu olay üzerine vakfın kurulduğunu

belirtmiş, kuruluş amacının Baran Tursun'un ölümünden sorumlu polis

memurlarının yargılanmasına ilişkin hukuki mücadeleyi sürdürmenin yanında polis

şiddetine maruz kalan birey ve ailelerle dayanışmak olduğunu iddia etmiştir.

ii. Twitter isimli sosyal paylaşım

sitesinde yer alan hesabında; kuruluş amacı çerçevesinde ülkedeki polis

şiddetine ilişkin haber ve görüşleri paylaştığını, H.L.B.nin

cenazesinin sürüklenmesine ilişkin haberleri de bu kapsamda paylaştığını ifade

edilmiştir. Kamu yararı yüksek bir mesele olan güvenlik güçlerinin yasa dışı

uygulamaları ile ilgili haber ve bilgileri paylaşmasından ötürü sosyal medya

hesabına bütünüyle erişimin engellenmesinin orantısız bir müdahale oluşturduğunu

ve sansür niteliğinde olduğunu belirterek ifade özgürlüğünün ihlal edildiği

ileri sürmüştür.

İkinci başvurucu;

i. Erişimi engellenen haberin, H.L.B.'nin

Şırnak'ta öldürüldükten sonra zırhlı polis aracının arkasına iple bağlanarak

sürüklenmesinin ardından yapılan otopside vücudunda onlarca kurşun izine

rastlandığını anlatan resmî belgeye dayanan bir haber olduğunu belirtmiştir.

Cenazenin sürüklenmesine yönelik videonun küfür içeren ifadeler barındırması

nedeniyle yayımlanmadığını, video görüntüleri ve güvenlik güçlerinin

konuşmalarının aktarılarak haber yapıldığını ifade etmiştir.

ii. Başvuru konusu olayda kamu düzenini ve millî güvenliği

tehdit eden bir unsurun haber yapılmasının söz konusu olmadığını, haberin

yapılmasındaki amacın güvenlik güçlerinin yasa dışı uygulamalarını kamuya

sunarak suç oluşturan bu tür uygulamaların tekrarlanmasının önlenmesi ve

sorumluların ortaya çıkarılması olduğunu ifade etmiştir. Kamu yararı yüksek

böyle bir habere erişimin engellenmesi kararının hukuka aykırı ve sansür

niteliğinde olduğunu belirterek basın özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

Başvurucular;

i. Aynı kararla 111 URL adresine erişimin engellendiğini, bu

sayıdaki internet içeriğinin Kanun'da öngörülen sürelerde incelenip karara

bağlanmasının mümkün olmadığını, nitekim gerek idarenin erişimin engellenmesi

kararında gerek Sulh Ceza Hâkimliklerinin onaylama ile onaylama kararına

itirazın reddi kararlarında internet içeriklerinin değerlendirildiğine ilişkin

herhangi bir ibare olmadığını, kararların gerekçesiz olduğunu belirterek

gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

ii. TİB tarafından verilen erişimin engellenmesi kararının

kendilerine tebliğ edilmeksizin ve savunmaları alınmaksızın onaylanmasına karar

verilmesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesi ile çelişmeli yargılama

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

iii. Erişimin engellenmesi kararına itirazın üst mahkemede değil

numara olarak kendisini izleyen sulh ceza hâkimliğinde karara bağlanmasının

Anayasa'nın 36. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir.

28. Bakanlık görüşünde, erişimin engellenmesine karar verilen

haber içeriğin güvenlik güçleri ile girdiği çatışma sonrasında öldürülen terör

örgütü üyesi H.L.B. ile ilgili olduğu belirtilmiştir. Bakanlık tarafından; H.L.B.nin ölümü sonrasında bazı internet sitelerinde H.L.B.nin cesedinin sürüklenmesine ilişkin olarak terörü

öven, şiddete ve suça teşvik eden içerikler yayımlandığı, başvuruya konu

içeriğin de kamuyu aydınlatma niteliğinde değil terörü öven, şiddete ve suça

teşvik eden, kamu düzenini ve millî güvenliği tehdit eden nitelikte olduğu,

dolayısıyla erişimin engellenmesi tedbirinin zorunlu sosyal ihtiyaçtan

kaynaklandığı bildirilmiştir. Bakanlıkça, Sulh Ceza Hâkimliğinin kararının

bariz ve açık bir dengesizlik içermediği, ilgili ve yeterli gerekçeyi içerdiği

sonucuna varılmıştır.

29. Bakanlığın görüşüne cevap dilekçesinde başvurucular bireysel

başvuru dilekçelerindeki iddialarını tekrarlamışlardır.

B. Değerlendirme

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların Sulh Ceza Hâkimliklerinin

erişimin engellenmesi kararına itirazın bu yargı mercilerince karara

bağlanmasının etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiği ile ilgili

şikâyetlerine benzer şikâyetler Anayasa Mahkemesince daha önce birçok kararda

incelenmiştir. Bu kararlarda sulh ceza hâkimliklerinin yapısal özellikleri

dikkate alınarak Anayasa Mahkemesince söz konusu iddiaların açıkça dayanaktan

yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet

Kopar ve diğerleri [GK], B.

No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 101-115; Mehmet

Baransu (2), B. No: 2015/7231, §§ 64-78,

94-97). Eldeki başvuruda Anayasa Mahkemesinin bu kararlarından ayrılmayı

gerektirecek bir durum görülmediğinden başvurucuların diğer şikâyetlerine

odaklanılacak ve başvurucuların iddiaları ifade ve basın özgürlükleri

kapsamında incelenecektir.

31. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti”

kenar başlıklı 26. maddesi ve “Basın

hürriyeti” kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(26) Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka

yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu

hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da

vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, milli güvenlik,

kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi

ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, ...

amaçlarıyla sınırlanabilir…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında

uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

“(28) Basın hürdür, sansür edilemez…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır…”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

33. Sosyal medya hesabına ve internet haber portalında

yer alan bir habere erişimin engellenmesine karar verilmiştir. Söz konusu

mahkeme kararı ile birinci başvurucunun ifade özgürlüğüne, ikinci başvurucunun

ifade ve basın özgürlüklerine yönelik bir müdahalede bulunulmuştur.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

34. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik

toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

35. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın

13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından

öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp

sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

36. İfade ve basın özgürlüklerine yönelik müdahalenin 5651

sayılı Kanun'un 8/A maddesi kapsamında yapıldığı tespit edilmiştir.

ii. Meşru Amaç

37. Başvuruya konu sosyal medya hesabına ve internet haber portalında yer alan bir habere erişimin engellenmesine

ilişkin kararın millî güvenlik ve kamu

düzeninin korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru

bir amaç taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

38. Somut olaya uygulanan genel ilkelerin geniş anlatımı için

Anayasa Mahkemesinin Birgün İletişim ve Yayıncılık Ticaret A.Ş. (aynı

kararda bkz. §§ 47-75) kararına bakılabilir.

(2) 5651

Sayılı Kanun'un 8/A Maddesine Dayanan Erişimin Engellenmesi Kararı Hakkında

Bazı Tespitler

39. Anayasa Mahkemesi, Birgün İletişim ve Yayıncılık Ticaret A.Ş. kararında

5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesi ile getirilen içeriğin yayından çıkarılması ve

yayına erişimin engellenmesi kararlarına yönelik usulü ayrıntılı bir şekilde

incelemiştir. Mahkemeye göre bu usul, kanun koyucunun internet ortamında

işlenen suçlarla mücadelenin daha etkin yapılabilmesi ihtiyacı nedeniyle

öngördüğü özel ve hızlı sonuç alınabilecek bir koruma tedbiri kararıdır (Birgün İletişim ve Yayıncılık Ticaret A. Ş., §

63; Ali Kıdık,

B. No: 2014/5552, 26/10/2017, § 55).

40. 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesi kapsamındaki erişimin

engellenmesi yolu ancak gecikmesinde sakınca bulunan, dolayısıyla ivedilikle

müdahale etmeyi gerektirecek hâllerde işletilmesi gereken istisnai bir yoldur.

Dolayısıyla başvuruya konu internet yayınına erişimin engellenmesi tedbirinin

alınmasının haklılığı, ancak bir görüşte haklılık veya "ilk bakışta (prima facia)

haklılık olarak nitelendirilebilir. Yetkili makamlardan bu yolun gecikmesinde

sakınca bulunan hâllere özgü olarak kullanılması gereken istisnai bir yol

olduğu bilinciyle hareket ederek hassasiyetle karar vermeleri beklenir (Birgün İletişim ve Yayıncılık Ticaret A.Ş., §

71; Ali Kıdık,

§ 59).

41. Şiddeti öven, kişileri terör örgütünün yöntemlerini

benimsemeye, şiddet kullanmaya, nefrete, intikam almaya veya silahlı direnişe

tahrik ve teşvik eden yayınlar gibi internet ortamında demokratik toplum

düzenini tehlikeye atan yayınların daha ileri bir inceleme yapılmaya gerek

olmaksızın ilk bakışta anlaşılabildiği hâllerde 5651 sayılı Kanun'un 8/A

maddesinde öngörülmüş olan istisnai usul işletilebilir (Birgün İletişim ve Yayıncılık Ticaret A.Ş., § 72). Böyle

durumlarda ilk bakışta ihlal doktrini

internet ortamında yapılan yayınlara karşı kamusal menfaatlerin hızlı bir

şekilde korunması ihtiyacıyla ifade özgürlüğü arasında adil bir denge

sağlayacaktır (Ali Kıdık,

§§ 62, 63).

(3) 5651

Sayılı Kanun'un 8/A Maddesi Kapsamında Erişimin Engellenmesine Karar Verilmesi

Biçimindeki Müdahalelerde İdari ve Yargısal Makamlar Tarafından Gözetilmesi

Gereken Hususlar

42. Anayasa Mahkemesi, Birgün İletişim ve Yayıncılık Ticaret A.Ş. kararında;

ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun kabul edilebilmesi için 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesi kapsamında

verilen erişimin engellenmesi kararlarında idari ve yargısal makamlar

tarafından gözetilmesi gereken hususları açıkça ortaya koymuştur (Birgün İletişim ve Yayıncılık Ticaret A.Ş., §§

73-75).

43. Erişimin engellenmesi kararı onayına sunulan sulh ceza

hâkimliğinin ve itiraz mercinin erişimin engellenmesi

kararının verilmesini talep eden ve/veya kararı veren idari makamlarla aynı

sonuca ulaşmaları ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya atıfla kararlarına

yansıtmaları, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir. Sulh

ceza mahkemesinin erişimin engellenmesine ilişkin idari kararların

gerekçelerini tekrar ettiği veya atıfla yetindiği hâllerde Anayasa Mahkemesi,

dayanılan idari kararların gerekçelerini denetleyecektir. İfade özgürlüğüne

gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri

karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler Anayasa'nın 26. maddesini

ihlal edecektir (Birgün İletişim ve Yayıncılık Ticaret A.Ş., §

73).

44. Birgün İletişim ve Yayıncılık Ticaret A.Ş. (aynı

karada bkz. § 74) kararında, mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derece mahkemelerinin

ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgili ve yeterli

sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzer başvuruların

koşullarına göre değişebilecek unsurlar şu şekilde sıralanmıştır:

i. İnternet içeriğine erişimin engellenmesi kararı verilebilmesi

için gecikmesinde sakınca bulunan bir durumun varlığı idari ve yargısal

makamlar tarafından ortaya konmalıdır.

ii. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerin yaşam hakkı ile

kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, millî güvenlik ve kamu düzeninin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması

sebeplerinden bir veya birkaçına bağlı olarak ortaya çıkabileceği dikkate

alındığında yayının içeriği ile bu sebepler arasındaki ilişkinin tam olarak gösterilmesi

gerekir.

iii. Böyle bir analizin yapılabilmesi için eğer söz konusu

yayının terör örgütleriyle veya terör faaliyetlerinin meşru gösterilmesiyle bir

ilişkisi varsa ifade özgürlüğü ile demokratik toplumun terör örgütlerinin

faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında denge

kurulmalıdır.

iv. Zikredilen dengelemenin yapılabilmesi için;

- Bütünüyle ele alındığında müdahaleye konu yayının özel bir

kişiyi, kamu görevlilerini, halkın belirli bir kesimini veya devleti hedef

gösterip göstermediğinin, onlara karşı şiddete teşvik edip etmediğinin,

- Bireylerin fiziksel şiddet tehlikesine maruz bırakılıp

bırakılmadığının, bireylere karşı nefreti alevlendirip alevlendirmediğinin,

- Yayında iletilen mesajda şiddete başvurmanın gerekli ve haklı

bir önlem olduğunun ileri sürülüp sürülmediğinin,

- Şiddetin yüceltilip yüceltilmediğinin, kişileri nefrete,

intikam almaya, silahlı direnişe tahrik edip etmediğinin,

- Suçlamalara yer vererek veya nefret uyandırarak ülkenin bir

kısmında veya tamamında daha fazla şiddete sebebiyet verip vermeyeceğinin,

- Kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış

bilgileri, tehdit ve hakaret oluşturan ifadeleri içerip içermediğinin,

- Yayın tarihinde ülkenin bir kısmında veya tamamında

çatışmaların yoğunluk derecesi ile ülkedeki tansiyonun yükseklik derecesinin

yayına erişimin engellenmesi kararına etki edip etmediğinin,

- Karara konu sınırlayıcı tedbirin demokratik bir toplumda

zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olup olmadığının

ve tedbirin başvurulabilecek en son çare niteliğinde bulunup bulunmadığının,

- Son olarak sınırlamanın güdülen kamu yararı amacını

gerçekleştirmek için ifade özgürlüğüne en az müdahale eden ölçülü bir sınırlama

niteliğinde olup olmadığının yayının içeriğiyle birlikte değerlendirilmesi

gerekir.

45. Bir terör örgütünün şiddet eylemlerini öven, destekleyen ve haklılaştıran açıklamaların silahlı direnişe tahrik,

şiddeti yüceltme veya kin ve düşmanlığın kışkırtılması olarak kabul edilmesi

mümkündür. Bununla birlikte yalnızca bir terör örgütünün fikirlerinin ve

hedeflerinin yer aldığı, resmî politikaların ağır bir şekilde eleştirildiği

veya terör örgütünün resmî politikalarla olan ihtilaflarının değerlendirildiği

gerekçesiyle internet içeriğine erişimin engellenmesi -yukarıda bir kısmı

gösterilen sebeplerden bir veya daha fazlası da bulunmadığı takdirde-

müdahaleyi haklı göstermez (Birgün İletişim ve Yayıncılık Ticaret A. Ş., §

75; Halil Bayık,§ 46).

(4) Genel

İlkelerin Somut Olaya Uygulanması

46. Somut olayda söz konusu sosyal medya hesabı ile internet

sitesinde yer alan içerik, PKK'lı olduğu iddia edilen bir kişinin cenazesinin

zırhlı polis aracına bağlanarak sürüklenmesi olayı ile ilgili birinci başvurucunun

yaptığı paylaşımlar ve ikinci başvurucunun yayımladığı haber üzerine

engellenmiştir. Anılan paylaşımların ve haberin yapıldığı tarih, ülkede

gerileme sürecine girmiş terör olaylarının yeniden artmaya başladığı bir

dönemdir. Ülkenin bazı doğu ve güneydoğu illerinde PKK'lı teröristlerce cadde

ve sokaklara hendekler kazılıp barikatlar kurulmuş ve bu barikatlara bomba ve

patlayıcılar yerleştirilerek güvenlik güçlerinin yerleşim yerlerine girişi

engellenmeye çalışılmıştır. PKK, halkın bu yerlere giriş çıkışını da

engelleyerek bölgede öz yönetim adı

altında hâkimiyet sağlamayı amaçlamıştır. Güvenlik güçleri bölgede kontrolü

tesis etmek ve yaşamın normale dönmesini sağlamak amacıyla operasyon

düzenlemişler, teröristlerle çatışmaya girmişlerdir (Birgün İletişim ve Yayıncılık Ticaret A Ş., § 76).

47. Bu durum ülke gündemini uzun süre meşgul etmiş, çatışmalarla

ilgili haber ve görüntüler gazete manşetlerinden inmemiştir. Operasyonun süresi

uzadıkça ve meydana gelen can kayıpları arttıkça kamuoyunda oluşan gerginlik de

tırmanmıştır. Bu esnada PKK'lı olduğu iddia edilen bir kişi öldürülmüş, bu

kişinin cenazesi zırhlı polis aracına bağlanarak Şırnak il merkezinde

sürüklenmiştir. Cenazenin sürüklenmesine ilişkin görüntülerin sosyal medyaya

yüklenmesiyle başta sosyal medya platformlarında olmak üzere çeşitli

paylaşımlarda bulunulmuş ve haberler yapılmıştır. İnternet ortamında yapılan

incelemede sosyal medya paylaşımları ile haber içeriklerinin bir kısmının terör

örgütünün ülkeye verdiği zararı ve güvenlik güçlerinin terörle mücadele ederken

yaşadıkları zorlukları ön plana çıkararak söz konusu eylemi haklılaştırmaya

meyilli olduğu görülmüştür. Öte yandan münferit eylemden yola çıkarak örgütün

devlete karşı şiddet kullanmaktaki haklılığını, şiddetin kendini savunma amaçlı

olduğunu kanıtlamaya çalışan bazı paylaşım ve haberler terörist eylemleri

meşrulaştırıcı, devlete karşı kin ve nefret içeren kışkırtıcı nitelik taşıdığı

belirlenmiştir. Diğer bir kısım içeriğin ise anılan olayın

haberleştirilmesinden ibaret olduğu, basının kamu bekçiliği rolünden öteye

geçmediği tespit edilmiştir (bkz. § 13; Birgün İletişim ve Yayıncılık Ticaret A.Ş., § 77).

48. Bu veriler ışığında, tansiyonun yüksek olduğu bir ortamda iç

karışıklıklara mahal vermemek ve şiddet olaylarının ülkeye yayılmasını önlemek

amacıyla Devletin İnternete müdahale etmesi; konuyla ilgili yapılan haberlerin,

paylaşımların ve görüntülerin yayımlanmasına sınırlama getirmesi anlaşılabilir

bir durumdur (Birgün İletişim ve Yayıncılık Ticaret A. Ş., §

78).

49. Bununla birlikte kamuyu yakından ilgilendiren meselelerde

ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin toplumsal bir ihtiyacı karşıladığı ikna

edici bir şekilde, ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya konulmalıdır. Somut

olayda güvenlik güçlerince düzenlenen operasyon esnasında bir kişinin cenazesi

polis aracına bağlanarak sürüklenmiştir. Haber değerinin bulunduğu tartışmasız

olan böyle bir olaya ilişkin habere erişimin engellenmesi kamunun bilgi alma ve

bilgiye erişme hakkını elinden alır. Toplumsal tepkiye yol açması kaçınılmaz

olan olaylar ile ilgili bilgi ve fikir paylaşımında bulunulması demokratik bir

toplumda kamusal tartışmalara katılımın temel unsurudur.

50. Düşüncenin üretimi, dağıtımı ve sunumu arasındaki uyum ile

ifade özgürlüğü aynı doğrultuda ilerler. Dolayısıyla ifade özgürlüğünden

bahsedebilmek için düşüncenin değişik yollarla açıklanmasına müdahale

edilmemesi gerektiği gibi, açıklanan düşünceye diğer insanların erişiminin de

engellenmemesi gerekir. Aksine bir tutumla sakıncalı ve tehlikeli bulunan

fikirlerin, bilginin ve halka açık materyalin bireyler, gruplar ve devlet

yetkilileri tarafından engellenmesi yaratıcılığın ve düşünce özgürlüğünün

yasaklanması anlamına gelen sansürü doğuracaktır (Birgün İletişim ve Yayıncılık Ticaret A.Ş., § 81).

51. Anayasa Mahkemesinin kanaatine göre internet ortamında

yayımlanan ve insanların erişmek istediği belirli bilgilere erişimin kategorik

olarak kısıtlanması ya da yayımlanmak istenen bilgi ve belgelerin kategorik

olarak engellenmesi sansür niteliğindedir. Dolayısıyla yalnızca belirli bir

olaya ilişkin oldukları için internet ortamında yayımlanan haberlere veya

düşüncelere kategorik olarak erişimin engellemesi sansür olacaktır (Birgün İletişim ve Yayıncılık Ticaret A.Ş., §

82).

52. Sansür önemli toplumsal meselelerde kamusal tartışma

zemininin oluşmasını imkânsız hâle getirir. Sonuçta erişimin engellenmesi

tedbirinin sansüre dönüşmesi olayın örtbas edildiği izleniminin oluşmasına yol

açarak hukuk devletine olan inancı zayıflatır. Bu itibarla başvuru konusu olaya

benzer meselelerde ifade özgürlüğüne yönelik müdahalelerde devletin takdir

marjı oldukça sınırlıdır ve zorunlu bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanmadığı ve

orantılı olmadığı sürece demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul

edilemez (Birgün İletişim ve Yayıncılık Ticaret A.Ş., §

83).

53. Somut olayda TİB, Başbakanlık Güvenlik İşleri Genel

Müdürlüğünün talebi üzerine H.L.B.nin cenazesinin

sürüklenmesi olayının görüntülerini paylaşan ve bu olaya yönelik içerik

yayımlayan 111 internet adresine internet

adreslerindeki terörü öven, şiddete ve suça teşvik eden kamu düzenini ve millî

güvenliği tehdit eden içerikler ile yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal

güvenliğinin ihlaline sebebiyet vermesi nedeniyle erişimin

engellenmesine karar vermiş; daha ileri bir değerlendirmede bulunmamıştır. TİB,

bu kararı Sulh Ceza Hâkimliğinin onayına sunmuş ve Hâkimlik kararı aynı

gerekçeyle onaylamıştır. Başvurucuların onaylama kararına itirazları

reddedilmiştir.

54. Çekişmesiz bir dava sonucunda bu kararı verebilmenin ancak

hukuka aykırılığın ve kamusal menfaatlere müdahalenin ilk bakışta anlaşılacak

kadar belirgin olduğu ve zararın süratle giderilmesinin zaruri olduğu hâllerde

mümkün olduğu hatırlanmalıdır (Birgün İletişim ve

Yayıncılık Ticaret A.Ş., § 85; Ali

Kıdık, § 83). Somut olayda 5651 sayılı

Kanun'un 8/A maddesinde sayılan meşru sebeplere dayanılarak başvuruya konu

sosyal medya hesabı ile internet haber portalında

yayımlanan haberin de aralarında bulunduğu 111 internet adresine erişim

engellenmiş ancak ne idari makamlarca ne derece mahkemelerince anılan Kanun

maddesi kapsamında yapılan müdahalelerde gözetilmesi gereken hususlar

değerlendirilmiştir. Erişimin engellenmesi kararında isimleri sayılan 111

internet adresi arasında yer alan başvuruya konu sosyal medya hesabına ve URL

adresine erişiminin engellenmesine yönelik olarak bu adreste yer alan

paylaşımlar ile sınırlama sebebi arasındaki ilişki ortaya konulamadığı gibi

gecikmesinde sakınca bulunan bir durumun varlığı da gösterilememiştir. Bahsi

geçen sayıdaki içeriğe erişim genel bir gerekçe ile engellendiğinden başvuru

konusu sosyal medya hesabında ve haberin yayımlandığı URL adresinde yer alan

paylaşımların hangi kısımlarının hangi nedenler ile halkın belirli bir kesimini

veya devleti hedef gösterdiği, onlara karşı şiddete teşvik ettiği, bireylerin

fiziksel şiddet tehlikesine maruz bırakıldığı, bireylere karşı nefreti

alevlendirdiği, şiddete başvurmanın gerekli ve haklı bir önlem olduğunun ileri

sürüldüğü, şiddeti yücelttiği, ülkenin bir kısmında veya tamamında daha fazla

şiddete sebebiyet vereceği ve benzeri hususlardan hiçbiri kararda yer

almamaktadır.

55. Üstelik ifade özgürlüğüne müdahalenin konusu H.L.B.nin cenazesinin sürüklenmesi olayının görüntülerini

paylaşan, bu olaya yönelik haber yapan ve paylaşımda bulunan içeriklere

erişimin engellenmesi iken birinci başvurucunun sosyal medya hesabına erişim bu

yöndeki paylaşımlarla sınırlı olarak değil tamamıyla engellenmiştir. 5651

sayılı Kanun'un 8/A maddesinin (3) numaralı fıkrasında; anılan madde kapsamında

verilen erişimin engellenmesi kararlarının ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım,

bölüm ile ilgili olarak (URL, vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi

yöntemiyle verilebileceği ancak teknik olarak ihlale ilişkin içeriğe erişimin

engellenmesi yapılamadığı veya ilgili içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla

ihlalin önlenemediği durumlarda, internet sitesinin tümüne yönelik olarak

erişimin engellenmesi kararı verilebileceği belirtilmiştir. Söz konusu hüküm

karşısında içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla ihlalin önlenemediği hususunda

bir gerekçelendirme de yapılmadığı dikkate alındığında başvurucunun sosyal

medya hesabına tamamıyla erişimin engellenmesi şeklindeki müdahalenin ifade

özgürlüğü önünde orantısız müdahale teşkil edeceği açıktır.

56. Yukarıda yer verilen hususlar ışığında ifade ve basın

özgürlükleri ile demokratik toplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı

kendini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında dengeleme yapılmadığı ortadadır.

İdari ve/veya yargısal makamlarca başvuruya konu sosyal medya hesabına ve

haberin yayımlandığı URL adresine erişimin engellenmesi şeklindeki kısıtlamanın

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğu ilgili ve yeterli bir

gerekçe ile gösterilememiştir.

57. Açıklanan gerekçelerle birinci başvurucunun Anayasa’nın 26.

maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, ikinci başvurucunun

Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın

özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

59. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 57-60) kararında, Anayasa Mahkemesince bir temel

hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasıl

ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir.

60. Başvurucular, ihlalin tespiti talebinde bulunmuşlardır.

61. Anayasa Mahkemesi birinci başvurucunun sosyal medya hesabı

ile ikinci başvurucunun internet haber portalında yer

alan URL adresine erişimin engellenmesine karar verilmesinin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun düşmediği ve bu nedenle başvurucuların ifade ve

basın özgürlüklerinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut

başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

62. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden

yargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireysel

başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2)

numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılması

gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadan

kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri

gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

63. İşbu ihlal kararı başvuruya konu Twitter

hesabı ile haberin yayımlandığı URL adresinin 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesi

kapsamında erişimi engellenebilecek nitelikte adresler olup olmadığına yönelik

bir inceleme içermemektedir. İlgili derece mahkemeleri, Anayasa Mahkemesi

kararında ortaya konulan kriterler ve gösterilen yöntemle (bkz. §§ 42-45)

yeniden yargılama yaparak yargılamanın sonucuna göre bahse konu adreslere

erişimin engellenmesine veya engellenmemesine karar vermelidir.

64. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 453,80 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.928,80 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Birinci başvurucunun Anayasa’nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. İkinci başvurucunun Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde

güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Gölbaşı Sulh Ceza

Hâkimliğine (2015/902 D. İş) GÖNDERİLMESİNE,

D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 453,80 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.928,80 TL yargılama giderinin

BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

26/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Kadir ÖZKAYA

Selahaddin MENTEŞ

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucular

:

1. Baran Tursun Uluslararası, Dünya

Ölçeğinde Silahsızlanma, Yaşam Hakkı, Özgürlük, Demokrasi, Barış ve Dayanışma

Vakfı (BARANSAV) 2. Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. Vekilleri : Av. Sevgi KALAN GÜVERCİN Av. Ali Deniz CEYLAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/18581, 26 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Arka Plan Bilgisi
  7. B. Somut Başvuruya
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. VI. Hüküm
  13. A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin
  14. B. 1. Birinci başvurucunun Anayasa’nın 26. maddesinde güvence
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine
  16. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/18581
Tarih
26 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • Ömer Gökenci Başvurusu (B. No: 2015/14955)
  • Hasan Köle ve İsmail Kara Başvurusu (B. No: 2016/8958)
  • Sırrı Süreyya Önder Başvurusu (B. No: 2018/38143)
  • Taner Yalçınkaya Başvurusu (B. No: 2015/12152)
  • Enver Oktay Babatürk Başvurusu (B. No: 2016/15355)
  • Mustafa Kupal Başvurusu (B. No: 2015/4303)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.