İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Aynur Gülmez Başvurusu (B. No: 2014/1960)

1. Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi ve uyuşmazlığın esasına

Başvuru No2014/1960Tarih21 Kasım 2017Okuma11 dk · 2.278 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Aynur Gülmez Başvurusu

Karar tarihi
21 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/1960
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.278 kelime·11 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi ve uyuşmazlığın esasına

yönelik itirazların mahkeme ve Yargıtay kararlarında karşılanmaması

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Bir trafik kazasında yaralanan başvurucu, maddi ve manevi

tazminat talebiyle dava açmış, Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi 18/12/2000

tarihinde davayı kabul etmiştir.

9. Başvurucu, davasını vekil sıfatıyla takip eden avukatın karşı

taraftan tahsil etmiş olduğu paranın bir kısmını ödemediğini belirterek

ödenmeyen alacak ve faizden oluşan alacağın tahsili talebiyle dava açmıştır.

10. Başvurucu 22/6/2007 tarihli ıslah dilekçesi ile dava

değerini yükseltmiş, Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 10/7/2008

tarihli celsede, dava dilekçesi ve ıslah dilekçesinde asıl alacak ve işlemiş

faiz yönünden talep edilen miktarları ayrı ayrı belirtmek üzere başvurucuya

süre vermiş, başvurucu 22/5/2008 tarihli yazılı beyanında, asıl alacağa yönelik

2.000 TL olan talebini 38.500 TL'ye, işlemiş faizle ilgili 3.100 TL'lik

talebini de 55.390,30 TL'ye yükselttiğini beyan etmiştir.

11. Mahkeme

6/11/2008 tarihli kararında, tazminat ve icra takip dosyasında, davalının vekil

sıfatıyla davacı adına tahsilatta bulunduğunu, tahsil olunan paranın vekil

tarafından başvurucuya ödendiğine ilişkin herhangi bir yazılı delil

sunulmadığını, bu hususta davalı tarafından başvurucuya yöneltilen yeminin eda

edildiğini, yeminin kesin delil mahiyetinde olduğunu, tarafları ve mahkemeyi

bağlayacağını belirterek 38.500 TL asıl alacak ve 55.390,26 TL işlemiş faiz

olmak üzere toplam 93.890,26 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan

tahsiline karar vermiştir.

12. Temyiz üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 16/12/2010

tarihli kararında, davalı avukatın davacı adına takip ettiği dava ve takip

dosyası için isteyebileceği vekâlet ücretinin hesaplanarak sarfettiğini

ileri sürdüğü masraflar için de ispat imkânının tanınması, bu masrafların

tahsil ettiği bedelden mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği

gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

13. Bozma kararına uyan Mahkeme bilirkişiye rapor düzenlettirmiş

ve 17/4/2012 tarihinde, rapora göre davalının başvurucuya ödemesi gereken

miktarın 21.026,61 TL olduğunu belirterek, diğer talepler yönünden ise davayı

kısmen kabul ederek 21.026,61 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal

faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir.

14. Temyiz üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 20/5/2013 tarihli

kararında "...Davacı, dava konusu asıl

alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini talep etmiş ve

22/5/2008 tarihinde davasını ıslah etmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne

21.026,61 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar

verilmiştir. Dava açıldığı tarihte asıl alacak olarak2.000 TL talep edilmiş

olup asıl alacağın bu kısmı için dava tarihinden itibaren ıslah edilen kısmı

için ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken mahkemece bu

hususun gözardı edilerek asıl alacağın dava tarihinden

itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesi ve davalının kendisini vekil

ile temsil ettirmesine, davanın kısmen reddine karar verilmesine rağmen

reddedilen kısım için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi usul ve

yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi

yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına

karar verilmesi gerekmiştir." şeklindeki gerekçeyle hükmü

düzelterek onamıştır.

15. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 12/12/2013 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

16. Ret kararı 15/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve

14/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun

386. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Vekalet, bir akittirki

onunla vekil, mukavele dairesinde kendisine tahmil olunan işin idaresini veya takabbül eylediği hizmetin ifasını iltizam eyler."

18. 818 sayılı mülga Kanun'un 390. maddesinin ikinci fıkrası

şöyledir:

"Vekil, müvekkile karşı vekaleti iyi bir

suretle ifa ile mükelleftir."

19. 818 sayılı mülga Kanun'un 392. maddesi şöyledir:

"Vekil, müvekkilin talebi üzerine yapmış

olduğu işin hesabını vermeğe ve bu cihetten dolayı her ne nam ile olursa olsun

almış olduğu şeyi müvekkile tediyeye mecburdur.

Vekil zimmetinde kalan paranın faizini de

vermeğe mecburdur."

20. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun

508. maddesi şöyledir:

"Vekil, vekâlet verenin istemi üzerine

yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet

verene vermekle yükümlüdür.

Vekil, vekâlet verene tesliminde geciktiği

paranın faizini de ödemekle yükümlüdür."

21. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 11/5/1993 tarihli ve E.2216,

K.4144 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

818 sayılı Kanun'un 392. maddesi uyarınca

vekil her ne nam ile olursa olsun almış olduğu şeyi müvekkile tediyeye mecburdur.Vekil almış oluğu şeyi anılan madde gereğince

temerrüt yönünde bir ihtara gerek olmaksızın müvekkiline iade etmekle

yükümlüdür. Bu yüzden vekil müvekkili adına aldığı parayı hemen müvekkiline

ödemesi gerekir. Aksi durumda vekilin bu yönde temerrüdü oluşur ve zimmetinde

kalan paranın faizini de vermekle yükümlü olur.

..."

22. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 4/7/1996 tarihli ve E.1103,

K.67864 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Hemen belirtelim ki 818 sayılı Kanun'un 392.

maddesi uyarınca vekil zimmetinde kalan paranın faizini de vermeğe mecburdur.

Vekile anılan Kanun uyarınca yüklenen bu sorumluluk nedeniyle paranın iadesi

açısından temerrüde düşürülmesine gerek yoktur.

...

Hal böyle olunca ... davacı davalının ödediği

miktarlar yönünden davalının zimmetinde kaldığı tarihten kendisine ödeme

yapıldığı tarihe kadar faiz talep ettiğinden bunların da miktarları, ödeme

tarihleri esas alınarak davacının faiz alacağı gerekirse uzman bilirkişi

aracılığıyla belirlenmelidir

..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 21/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

24. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

26. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

27. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

28. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 7 yıl 4 aylık yargılama

süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

29. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu mahkemenin 6/11/2008 tarihli kararında gerekçesiyle

birlikte hüküm altına aldığı işlemiş faiz alacağı ile ilgili olarak 17/4/2012

tarihli kararında herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, bu taleple ilgili

iddialarının Yargıtay kararında da karşılanmadığını belirterek gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

31. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

32. Başvurucunun davanın esasına yönelik itirazın Mahkeme ve

Yargıtay kararlarında karşılanmaması nedeniyle ileri sürdüğü ihlal iddiasının

gerekçeli hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

34. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının

madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında vurgulanmıştır.

Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının

gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Canan Tosun, B. No: 2014/8891, 10/5/2017,

§ 22).

35. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır." denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli

yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan

Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Canan Tosun, § 23).

36. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri

[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

37. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

38 Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği,

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

39. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu

kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt” vermemesi veya

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız

bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).

40. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin

kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir

atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz

merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,

derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu

göstermesidir (Yasemin Ekşi, §

57).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

41. Mahkeme kararında, "Kira gelir kaybı nedeniyle açılan

davada evvelce verilen hüküm kesinleşmiş olmakla yeniden hüküm tesisine yer

olmadığına, diğer talepler yönünden davanın kısmen kabulü ile, 21.026,61 TL’nin

dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili

ile davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine," şeklinde hüküm

kurulmuştur.

42. Somut olayda Mahkemenin ara kararı doğrultusunda

başvurucunun, dava dilekçesindeki alacak talebinin hangi kısmının işlemiş faiz

alacağı ile ilgili olduğunu açıkladığı ve bu talebini ıslah ederek harcını bu

değer üzerinden mahkeme veznesine yatırdığı, Mahkemenin 6/11/2008 tarihli

kararında, dava konusu alacağın esasına yönelik bu taleple ilgili değerlendirme

yapılarak hüküm kurulduğu ve bu değer üzerinden harç ve vekâlet ücretine karar

verildiği, ancak bozmadan sonra verilen kararın hüküm kısmının(2) numaralı

bendinde, işlemiş faiz alacağı ile ilgili "diğer

talepler yönünden ... fazla talebin reddine" şeklinde hüküm

kurulmuş ise de bu kapsamda ileri sürülen iddialar hakkında herhangi bir

değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır.

43. Buna göre dava konusu alacağın esasına yönelik bir talep

olarak görülen işlemiş faiz alacağı ile ilgili olarak başvurucunun yargısal süreçte

dile getirdiği, ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren ve uyuşmazlığın

çözümü için esaslı olan iddiaların (bkz. § 30)Mahkeme ve Yargıtay kararlarında

değerlendirilmediği, dava koşullarında bu taleple ilgili olarak hangi

gerekçelerle ret kararı verildiğinin makul ve kabul edilebilir ölçüde ortaya

konulmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

44. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

46. Başvurucu yeniden yargılama ve 55.390,26 TL maddi, 20.000 TL

manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

47. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

48. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 12. Asliye Hukuk

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

49. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

50. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

51. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesinedeniyle

maddi tazminata hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

52. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla

ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesine

(E.2011/112, K.2012/199) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç, 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına

başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması

hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için

yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21/11/2017

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Aynur GÜLMEZ

Vekili

:

Av. Kasım

SAKARYA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/1960, 21 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
  9. B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  11. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin
  12. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına
  13. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21/11/2017
  14. Yıldırım
  15. Özgüldür
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Sakarya
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/1960
Tarih
21 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • İbrahim Aksoy Başvurusu (B. No: 2014/14516)
  • Gönül Neşvat Başvurusu (B. No: 2014/3648)
  • İhsan Taş Başvurusu (B. No: 2014/11255)
  • Ayla Akat Ata Başvurusu (B. No: 2014/221)
  • Ateşler Dizayn Yapı Tarım Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/7057)
  • Adnan Alver Başvurusu (B. No: 2014/5800)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.