İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İhsan Taş Başvurusu (B. No: 2014/11255)

1. Başvuru, dinî değerlere yönelik eleştiriler nedeniyle verilen

Başvuru No2014/11255Tarih21 Kasım 2017Okuma16 dk · 3.214 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İhsan Taş Başvurusu

Karar tarihi
21 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/11255
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.214 kelime·16 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, dinî değerlere yönelik eleştiriler nedeniyle verilen

hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararının ifade özgürlüğünü ihlal

ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/7/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru,

başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra

Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm

Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru

belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu,

Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle

şöyledir:

9. Elektronik

mühendisi olan başvurucu 1965 doğumludur. Kendi beyanlarına göre olayların

yaşandığı dönemde (2011 yılı sonundan 2012 yılı ortasına kadar) işsizdir.

10. T.K.

isimli bir kişi 29/2/2012 tarihinde İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı şikâyetinde özetle bir elektronik posta

adresi üzerinden İLKE IŞIK EVRİM kod ismiyle sosyal medyada (Facebook) yapılan bazı

paylaşımlar nedeniyle halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen

aşağılama suçunun işlendiğini ve gerçekleşen fiilin kamu barışını bozmaya

elverişli olduğunu belirtmiştir. Anılan paylaşımların çıktılarının da eklendiğişikâyet dilekçesine göre söz konusu paylaşımların

içeriği şu şekildedir:

"...uyduruk din...", "Allah büyük bir yalandır...",

"tüm ülkeler işgal edildi, erkekleri öldürüldü, kadın ve kızları seks

kölesi yapıldı. İslam hakkındaki tek gerçek budur...", "...de

ki beni muho uydurdu. El en am 3..." ".. allak (Allah) zıç.yor mu?...", "...Bütün müslümanlar

maldır, istisna yoktur...", "...Her müslüman

kesinlikle maldır...", ",,, içeceğiniz her biraya 100

huri...", "...boğaz keserek öldürmek genelde müslüman

ülkelerde görülür...hayvanların boğazlarını keserek pratik yaparlar..Sonra

birgün kızdığı eşinin, boğazını keserler...",

",,, İslam ilkel ve vahşi bir inançtır...", "...her müslüman potansiyel katildir...", "...allak

(Allah) kendi kendine konuşan bir şizofren

olabilir....","...İslam denen eşkiya

dini...","...Türkler hariç, Türkler onu bir bok sandı ve hala

sanıyorlar (islamı)...","...inşallah maşmallah ile oral s.ks partileri...","...islama çakayım ...","...her

dinci..., İslamcı potansiyel katildir...","...Peygamber

efendiniz zıç.rmıydı?...","...allah yok din yalan ...","..Muhammed jet

skiye binermiş. ...","...mehdi gelmiş bugün Bayrampaşa BİM marketinde

pirinç çalarken yakalanmış...","...isa

ondan önce gelmiş Taksim'de simit satıyormuş...","...Kur'an ibo peygamber vs...","...musa

vs ibo, Yusuf, vs gibi dinler tarihinin uyduruk tipleri

...","...Müslümanların hemen hemen tamamı maldır istisna

yoktur..."

11. Şikâyet

üzerine yapılan soruşturma sonunda 18/3/2013 tarihli

iddianame düzenlenmiştir. İddianamede yukarıda yer verilen

paylaşımların sadece çok sınırlı bir bölümüne yer verilmiş ve facebook üzerinden "[EPOSTA]"

e-mail adresinden İLKE IŞIK EVRİM

kod ismiyle yazılan yazılarda "uyduruk

din", "müslümanlar maldır istisnası

yoktur", "işlem ilkel ve vahsi bir

inançtır", "her müslüman potansiyel bir

katildir" gibi daha birçok sözle İslam dininin aşağılandığı

belirtilmiştir. Soruşturma sürecinde söz konusu elektronik posta

adresinin kullanımında bağlantı bilgileri IP'lerinin R.T.ye ait telefondan

kullanıldığı anlaşılmıştır. Adı geçen şahsın verdiği ifadede İnternet'i oğlunun

(başvurucu) kullandığını belirtmesi üzerine kendisi hakkında kovuşturmaya yer

olmadığı kararı verilmiş, başvurucu hakkında ise halkın bir kesiminin

benimsediği dinî değerleri alenen aşağılama suçundan cezalandırılması istemiyle

iddianame düzenlenmiştir.

12.

Başvurucu hakkındaki dava İstanbul 6. Sulh Ceza Mahkemesinde görülmüştür.

Mahkeme, Türk Telekomünikasyon AŞ.nin ve Emniyet

Müdürlüğünün tespitleri ile bilirkişi raporunu birlikte değerlendirerek ''[EPOSTA]" mail

adresinin başvurucuya ait olduğunu ve davaya konu paylaşımların yapıldığı

dönemde başvurucu tarafından kullanılmaya devam edildiğini tespit etmiştir.

13. Mahkeme yargılama sonunda başvurucunun facebook

üzerinden İLKE IŞIK EVRİM kod

ismi ile yazdığı "uyduruk din", "müslümanlar

maldır istisnası yoktur", "işlem ilkel ve vahsi

bir inançtır", "her müslüman potansiyel bir

katildir" gibisözlerle halkın bir kesiminin benimsediği İslam dininin

değerlerini aşağılama suçunu işlediği ve gerçekleşen fiilin kamu barışını bozmaya

elverişli olduğu kanaatine ulaşmıştır. Mahkeme, bu gerekçeyle başvurucunun

10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına 24/4/2014 tarihinde karar vermiştir.

Başvurucunun karara yaptığı itiraz İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesince 28/5/2014 tarihinde reddedilmiştir. Bu karar başvurucuya 11/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu

10/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama"

kenar başlıklı 216. maddesinin (3) numaralı fıkrasışöyledir:

"(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen

aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı

aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

B. Uluslararası Hukuk

16. Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı çerçevesinde Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin(Sözleşme) 9. maddesi, dinî duygulara saygı gösterilmesi hakkını da

koruma altına almaktadır (Otto-Preminger Enstitüsü/Avusturya, B. No: 13470/87, 20/9/1994, § 47). AİHM, eldeki başvuruya benzer başvurularda

ifade özgürlüğü ile düşünce, vicdan ve dinine uygun bir biçimde saygı

gösterilmesini isteme hakkı arasında adil bir denge kurulması gerektiğini

belirtmektedir (İ.A./Türkiye, B.

No: 42571/98, 13/9/2005, § 27; Otto Preminger Enstitüsü/Avusturya, §

55).

17. AİHM'e göre, dinî bir çoğunluğa veya azınlığa mensup

olduklarına bakılmaksızın dinî inançlarını gösterme özgürlüğünü kullanmayı

seçen kişilerin her türlü eleştiriden muaf tutulmayı beklemeleri makul

görülemez. Bu kişiler, dinî inançlarının başkalarınca inkârını ve hatta diğer

kişilerce kendi inançlarına hasım olan doktrinlerin propagandasının yapılmasını

kabul etmek ve hoş görmek zorundadırlar. Ancak dinî inançların ve doktrinlerin

ne şekilde inkâr edilebileceği ve bunlara nasıl karşı çıkılabileceği, özellikle

devletin 9. madde altında inanç ve doktrinlerin sahiplerinin anılan haktan

barışçıl bir biçimde yararlanmalarını sağlama şeklindeki sorumluluğu gözönüne alındığında devletinsorumluluğunun

meseleye dâhil edilmesini gerektirebilen bir konudur. Aslında aşırı örnekler

dikkate alındığında dinî inançlara karşı gelen veya bunları inkâr eden özel

yöntemlerin etkisi, bu inançlara sahip olan kişilerin inançlara sahip olma ve

ifade etme özgürlüklerini engelleyen bir hâl alabilmektedir (Otto-Preminger Enstitüsü/Avusturya, § 47).

18. AİHM

-Sözleşme'nin 10. maddesinin 2. paragrafının öngördüğü üzere- ifade

özgürlüğünün kullanılmasının beraberinde görev ve sorumluluklar yüklediğini

belirtmektedir. Bu görev ve sorumluluklar arasında dinî inançlar bağlamında,

başkaları için yersiz biçimdeki saldırgan nitelikte, saygısız(Otto-Preminger Enstitüsü/Avusturya, § 49) ve bu suretle

insan ilişkilerindeki gelişmeyi güçlendirecek herhangi bir kamusal tartışmaya

katkı sunmayan ifadelerden kaçınma yükümlülüğü de yer alabilir (Gündüz/Türkiye, B. No: 35071/97, 4/12/2003, § 37).

19. AİHM'e göre bir devlet meşru olarak başkalarının düşünce,

vicdan ve dinlerine saygı ile bağdaşmayan -haber ve fikirlerin iletilmesi de

dâhil olmak üzere- bazıtutumların cezalandırılmasını

amaçlayan tedbirler alınmasını gerekli görebilir (Otto-Preminger Enstitüsü/Avusturya, § 47). İlke olarak

derin saygı duyulan dinî hususlara yönelik yakışıksız saldırıların

cezalandırılması gerekli görülebilir (İ.A./Türkiye,

§ 24).

20. AİHM,

dinî kanaatlere yönelik saldırılar bakımından başkalarının haklarının korunması

noktasındaki ihtiyaçlarla ilgili bir Avrupa standardının olmadığı tespitini

yapmıştır. Bu nedenle devletler ahlak veya din gibi konulardaki samimi kişisel

inançlara yönelik saldırılar çerçevesindeki ifade özgürlüğünü düzenleme

konusunda daha geniş bir takdir marjına sahiptir.

Ancak ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamanın Sözleşme ile uyumu konusunu nihai

olarak karara bağlama yetkisi AİHM'indir. AİHM, bu

yetkisini davanın koşulları altında müdahalenin demokratik bir toplumda

toplumsal bir ihtiyaç baskısına karşılık gelip gelmediğini ve izlenen meşru

amaçla orantılı olup olmadığını değerlendirmek suretiyle kullanacaktır (Wingrove/Birleşik Krallık , B. No: 17419/90,

25/11/1996, § 58; Aydın Tatlav/Türkiye,

B. No: 50692/99, 2/8/2006, §§ 24, 25).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 21/11/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

22. Başvurucu,

suçun unsurları oluşmamasına rağmen mahkûmiyetine karar verilmesi vedelillerin hatalı değerlendirilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca, dinî

değerlere yönelik eleştirilerden dolayı dinî değerleri aşağılama suçundan

hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle de ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Başvurucu, ihlalin tespiti ile birlikte yeniden yargılama

yapılmasını istemiş ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

23. Bakanlık

görüşünde, AİHM'in ifade özgürlüğü kapsamında dinî

değerlere yönelik eleştirileri değerlendirdiği bazı kararlar hatırlatılmıştır.

Bakanlık, başvurucunun şikâyetinin ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin

demokratik bir toplumda toplumsal bir ihtiyaç baskısına karşılık gelip

gelmediği ve izlenen meşru amaçla orantılı olup olmadığı yönünden incelenmesi

gerektiği görüşündedir.

24. Başvurucu,

Bakanlık görüşüne karşı beyanında önceki değerlendirmelerini tekrar ederek

ihlal kararı verilmesini talep etmiştir. Başvurucu ayrıca,

Bakanlık görüşünde yer verilen AİHM kararlarının somut olaya uygun düşmediğini;

çünkü AİHM önündeki olaylarda başvuruculara uygulanan yaptırımın para cezası ve

filmin kopyalarına el koyma yaptırımı olduğunu, somut olaydaki hapis cezasının

-hükmün açıklanması geri bırakılmış olsa bile- daha ağır bir ceza olduğunu ve

ölçülülük ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Öte yandan başvurucu

"fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması" koşulunun somut

olayda gerçekleşmediğini ve bu nedenle kanunilik koşulunun sağlanmadığını ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

25. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin bir bütün

olarak Anayasa'nın 26. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

26. Anayasa’nın

“Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar

başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya

başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da

vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamu

düzeni, ... suçların önlenmesi ... başkalarının şöhret

veya haklarının ... korunması ...

amaçlarıyla sınırlanabilir.”

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

27. Açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal

edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin

Varlığı

28. Anayasa

Mahkemesi içtihadında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının

ifade özgürlüğüne müdahale teşkil edebileceği kabul edilmiştir (bkz. Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 65; Bekir

Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 40). Başvuru konusu

olayda, başvurucunun, Facebook'ta yazdığı yazılar nedeniyle 10 ay hapiscezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda, söz konusu mahkeme kararı

ile başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

29. Anayasa’nın

13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

30.

Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun

olmadığı takdirde Anayasa’nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu

sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun

tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

31.

Başvurucu "fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması" koşulunun

somut olayda gerçekleşmediğini ve bu nedenle kanunilik koşulunun sağlanmadığını

ileri sürmüştür. Başvurucunun bu iddiasının delillerin değerlendirilmesi ve

hukuk kurallarının uygulanması ile ilgili olduğugörülmektedir.

İlke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların

kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun

adil olup olmaması bireysel başvurukonusu olamaz.

Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden,

bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren

yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır

(Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42). Anayasa Mahkemesi, başvuru konusu olayda

anılan genel ilkeden ayrılmayı gerektiren bir durum görmemektedir. Bu çerçevede

5237 sayılı Kanun'un 216. maddesinin (3) numaralı fıkrasının “kanunla

sınırlama” ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

32. Anayasa'nın 24. maddesinde yer verilen din ve vicdan

özgürlüğü Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan demokratik devletin

vazgeçilmez unsurlarındandır. Din ve vicdan özgürlüğünün demokratik toplumun

temellerinden biri olmasının kökeninde dinin hem bir dine bağlı olan bireyler

tarafından hayatı anlama ve anlamlandırmada başvurdukları temel kaynaklardan

biri olması hem de toplumsal yaşamın şekillenmesinde önemli bir işlev görmesi

bulunmaktadır. Bu işlev sebebiyle uluslararası düzlemde dinlerin özgürlükler

karşısındaki konumlarından bağımsız olarak bireylerin belli ölçüler içerisinde

din ve inanç özgürlüklerine sahip olduğu kabul edilmiştir. Diğer özgürlükler

gibi din özgürlüğü de uzun ve zorlu bir sürecin sonucunda belli anayasal ve yasal

güvencelere sahip kılınmıştır. Nitekim din özgürlüğü, evrensel ve bölgesel

düzeyde insan haklarına ilişkin uluslararası bildiri ve sözleşmelerin

birçoğunda korunan bir haktır (Tuğba Arslan,

[GK], B.No: 2014/256, 25/6/2014,

§§ 51, 52). Anayasa'nın 24. maddesinin koruduğu hakkın vazgeçilmez olmasının

nedeni, din ve vicdan özgürlüğünün hukukun üstünlüğüne dayanan, etkili ve

anlamlı bir demokrasinin temellerinin kurulması ve sürdürülmesi için hayati

öneme sahip olmasıdır (Tuğba Arslan,

§ 53).

33. Öte

yandan dinî inanç sahiplerinden kendi inanç ve düşüncelerine yönelik

eleştirilere ve inançlarına karşıt görüşlerin propagandasının yapılmasına belli

ölçüde müsamaha göstermeleri beklenir. Bununla beraber bu eleştirilerin ve

inançlara karşı çıkma yöntemlerinin sınırları konusunda, devletin din ve vicdan

özgürlüğünden barışçıl bir biçimde yararlanmayı temin etme yükümlülüğü dikkate

alındığında devletin meseleye müdahil olması gerekebilir. Bu kapsamda devlet,

meşru olarak başkalarının din ve vicdan özgürlüğü hakkına saygı ile bağdaşmayan

bazı davranışların cezalandırılmasını gerekli görebilir. Devletin başkalarının

din ve vicdan özgürlüğüne saygı ile bağdaşmayan saldırılar çerçevesindeki ifade

özgürlüğünü düzenleme konusunda belli bir takdir payı vardır.

34. Nitekim

kanun koyucu 5237 sayılı Kanun'un 216. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerlerin alenen aşağılanmasını suç

olarak düzenlemiştir. Suçla korunan hukuksal değerlerden birinin başkalarının

din ve vicdan özgürlüğü hakkı olduğu görülmektedir. Kanun koyucu bu bağlamda

ifade özgürlüğünün başkalarının din ve vicdan özgürlüğüne saygı hakkı

üzerindeki etkilerini dikkate alarak bu konularda ifade özgürlüğü sınırlarını

aşan eleştirilerin cezalandırılmasını öngörmüştür.

35. Bu

kapsamda başvurucunun hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın başkalarının haklarının

korunması ve kamu düzeninin korunması yönünde meşru amaçlar taşıdığı sonucuna

varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve

Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

(a) İfade Özgürlüğü

36. Anayasa

Mahkemesi, Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında koruma altına alınan

ifade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun temel dayanaklarından ve demokratik

toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin başlıca

şartlarından birini oluşturduğunu her zaman vurgulamıştır. Toplumsal

çoğulculuğa ancak her türlü fikrin serbestçe ifade edilebildiği özgür tartışma

ortamında ulaşılabilir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak,

her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır

(İnternet ortamında ifade özgürlüğünün önemine ilişkin olarak bkz. Yaman Akdeniz ve diğerleri, B. No:

2014/3986, 2/4/2014, §§ 25, 26; sanatsal ifade

özgürlüğünün önemi için bkz. Fatih Taş [GK],

B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §§ 66, 104; bir terör örgütü liderinin ifade

özgürlüğüne ilişkin olarak bkz. Abdullah

Öcalan [GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014,§ 101; bir siyasetçinin

basın açıklamasında ileri sürdüğü düşüncelere ilişkin olarak bkz. Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

4/6/2015, §§ 74, 84).

37. Diğer

taraftan "demokratik toplum düzeninin

gerekleri" çerçevesinde temel hak ve özgürlükleri sınırlayan

tedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare

niteliğinde olmalıdır (Bekir Coşkun,

§ 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §51).

38. Ayrıca

temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın -demokratik toplum

düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte- temel haklara en az müdahaleye

olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup olmadığının da incelenmesi

gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir Coşkun §§ 53, 54. Ölçülülük ilkesine

ilişkin açıklamalar için ayrıca bkz. Abdullah

Öcalan, §§ 96-98; Tansel Çölaşan,

§§ 54, 55;Mehmet Ali Aydın, §§

70-72).

(b)İfade Özgürlüğünün Kullanımında Ödev ve

Sorumluluklar

39. Anayasa'nın 12. maddesinin, kişilerin sahip oldukları temel

hak ve hürriyetleri kullanırken sahip oldukları ödev ve sorumluluklara gönderme

yapan "Temel hak ve hürriyetler,

kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da

ihtiva eder." biçimindeki ikinci fıkrası çerçevesinde;

Anayasa'nın 26. maddenin ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma

yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün kullanımına herkes için geçerli olan bazı "görev ve sorumluluklar" getirmektedir (örnek kararlar için bkz. Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 25/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B. No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35; Fatih Taş, § 67;Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009, 15/2/2017, § 43). Söz

konusu sorumlulukların kapsamı, başvurucunun koşullarına ve ifade özgürlüğünü

kullandığı vasıtalara göre değişir. Anayasa Mahkemesi, bir cezanın

"demokratik bir toplumda gerekli" olup olmadığını incelerken

meselenin bu yönünü görmezlikten gelmeyecektir.

40. Anayasa'nın

26. maddenin ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü

kapsamında; dinî inançlar bağlamında meseleye yaklaşıldığında kamusal bir

tartışmaya katkı sunma kapasitesi olmaksızın başkaları için temelsiz biçimde

yaralayıcı nitelik taşıyan, saldırgan ve yakışıksız ifadelerden kaçınma yükümlülüğü

söz konusudur.

41. Kural

olarak demokratik bir toplumda büyük hürmet gösterilen dinî sembollere karşı

uygun olmayan saldırıların cezalandırılması ve hatta gerektiğinde önlenmesi,

alınan tedbirlerin izlenen meşru amaçlarla orantılı olması koşuluyla gerekli

görülebilir. Bu konuda derece mahkemelerinin belli bir takdir payı söz

konusudur. Ancak bu takdir payı sınırsız olmayıp ifade özgürlüğüne yönelik

müdahalelerin ikna edici bir biçimde gerekçelendirilmesi gerekir. Anılan takdir

payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, bir “kısıtlama”nın ifade özgürlüğü ile bağdaşıp bağdaşmadığı

hususuna karar vermede yetki sahibi olan iç hukuktaki son mercidir.

42. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine getirirken

derece mahkemelerinin yerini almak değil, söz konusu yargı mercilerinin takdir

yetkilerini kullanarak verdikleri kararların Anayasa'nın 26. maddesi açısından

doğruluğunu denetlemektir. Anayasa Mahkemesi, başvuru konusu olan müdahalenin

“gözetilen meşru amaçla orantılı” olup olmadığını ve bunu haklı göstermek için

ulusal makamlar tarafından ortaya konan gerekçelerin “uygun ve yeterli” görünüp

görünmediğini tespit edebilmek amacıyla söz konusu müdahaleyi davanın bütününe

bakarak değerlendirecektir (Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 58).

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

43. Başvuru konusu olayda başvurucunun aşağıda örnekleri

aktarılan bazı sosyal medya paylaşımları (paylaşımların tamamı için bkz. § 10)

nedeniyle halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılama

suçunu işlediği ve gerçekleşen fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu

iddiasıyla suç duyurusunda bulunulmuştur.

"...uyduruk din...", "tüm ülkeler işgal edildi,

erkekleri öldürüldü, kadın ve kızları seks kölesi yapıldı. İslam hakkındaki

tek gerçek budur...", "...de ki beni muho

uydurdu. El en am 3..." ".. allak (Allah) zıç.yor mu?...", "...Bütün

müslümanlar maldır, istisna yoktur...",

"...Her müslüman kesinlikle maldır...",

"...boğaz keserek öldürmek genelde müslüman

ülkelerde görülür...hayvanların boğazlarını keserek pratik yaparlar..Sonra

birgün kızdığı eşinin, boğazını keserler...",

",,, İslam ilkel ve vahşi bir inançtır...", "...her müslüman potansiyel katildir...", "...inşallah

maşmallah ile oral s.ks

partileri..."

44. Şikâyet üzerine yapılan soruşturma sonunda düzenlenen

iddianamede yukarıda yer verilen paylaşımların sadece çok sınırlı bir bölümüne

yer verilmiş ve "uyduruk din",

"müslümanlar maldır istisnası yoktur",

"işlem ilkel ve vahsi bir inançtır",

"her müslüman potansiyel bir katildir"

gibi daha birçok sözle İslam dininin aşağılandığı belirtilmiştir (§ 11).

Yapılan yargılama sonucunda derece mahkemeleri anılan sözlerle halkın bir

kesiminin benimsediği İslam dininin değerlerini aşağılama suçunun işlendiği ve

gerçekleşen fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu kanaatine ulaşmıştır

(§ 13).

45. Bu kapsamda başvuru konusu olay, İslam dinine ve müslümanlara yönelik incitici ve hatta şok edici yorum ve

değerlendirmelerle değil İslam dinine ve müslümanlara

yönelik çirkin saldırılarla alakalıdır. Dinî inanç sahiplerinin inançlarının

eleştirilmesine belli ölçüde müsamaha gösterilmesi beklenebilirse de müslümanlar "uyduruk din", "müslümanlar

maldır istisnası yoktur", "islam ilkel ve

vahşi bir inançtır", "her müslüman potansiyel

bir katildir" şeklindeki sözler nedeniyle kendilerini nahoş ve

temelsiz saldırıların hedefinde hissedebilirler.

46. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu müdahale ile müslümanlara ve İslam dinine yapılan saldırıların önlenmesinin

amaçlandığını gözönünde bulundurmaktadır. Başvurucu,

hakkında HAGB kararı verilmesine neden olan yazılar bağlamında ifade

özgürlüğünü kullanırken kendisi için de geçerli olan görev ve sorumluluklara

uygun davranmamıştır. Anayasa Mahkemesi; bu nedenle müdahalenin toplumsal bir

ihtiyaç baskısına karşılık geldiği, demokratik bir toplumda gerekli olduğu ve

dolayısıyla derece mahkemelerinin takdir paylarını aşmadıkları sonucuna

ulaşmaktadır.

47. Müdahelenin orantılılığı ile

ilgili olarak Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin infazı mümkün hapis

cezası ya da para cezasına hükmetmediklerini, sadece 10 ay hapis cezası

bakımından HAGB kararına başvurduklarını gözlemlemektedir. Bu kapsamda

başvurucuya yönelik HAGB kararının gözetilen amaç ile makul bir orantılılık

ilişkisi içinde olup olmadığı da değerlendirilmelidir.

48. HAGB,

sanığa yüklenen suça ilişkin yargılama sonunda cezaya hükmedilmesi hâlinde

hükmün açıklanmasının belirli koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak

ertelenmesi anlamına gelmektedir. (Ali

Gürsoy, B. No: 2012/833, 26/3/2013, 19).

HAGB kararı, yargılamayı hükümle sonuçlandıran bir karar niteliğinde olmayıp

ceza yargılamasını sona erdiren düşme nedenlerinden biridir. 5271

sayılı Kanun'un 231. maddesinin (10) ve (11) numaralı fıkralarında belirtildiği

üzere denetim süresi içinde kasıtlıbir suç

işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun

davranıldığı takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak

davanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi veya

denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması

hâlinde de hükmün açıklanmasına karar verilir (Ali

Gürsoy, § 21). HAGB kurumunun anılan nitelikleri dikkate

alındığında HAGB kararının etkileri itibarıyla infazı mümkün hapis cezası ya da

para cezasına kıyasla daha hafif bir önlem olduğu söylenebilecektir.

49. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 26. maddesinde

güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın

26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın

bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21/11/2017tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Recep KAPLAN Başvurucu : İhsan TAŞ Vekili : Av. Gürkan ÖZOCAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/11255, 21 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun
  13. B. Anayasa’nın
  14. C. Yargılama
  15. D. Kararın
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/11255
Tarih
21 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Ayla Akat Ata Başvurusu (B. No: 2014/221)
  • Ateşler Dizayn Yapı Tarım Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/7057)
  • Adnan Alver Başvurusu (B. No: 2014/5800)
  • Nurten Hızal Başvurusu (B. No: 2014/12673)
  • G.g. Başvurusu (B. No: 2014/10349)
  • Deste Sur Başvurusu (B. No: 2014/2571)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.