İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ayşe Sevtap Uzun Başvurusu (B. No: 2013/6260)

1. Başvuru, Bartın/Amasra Taşkömürü Projesi’nin

Başvuru No2013/6260Tarih13 Nisan 2016Okuma17 dk · 3.320 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ayşe Sevtap Uzun Başvurusu

Karar tarihi
13 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/6260
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.320 kelime·17 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Bartın/Amasra Taşkömürü Projesi’nin

gerçekleştirilmesi amacıyla Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdürlüğü ile

H. Enerji Kaynakları A. Ş. (Şirket) arasında imzalanan ve madencilik

faaliyetinde bulunulmasına izin veren rödövans (maden kirası) sözleşmesinin

feshedilmesi talebiyle Bartın’da ikamet eden başvurucu tarafından açılan

davanın ehliyet yönünden reddedilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın

korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/8/2013 tarihinde Bartın 1. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/3/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 15/6/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 14/8/2015 tarihinde

Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

7/9/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 18/9/2015 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Bartın il

temsilciliği, Ziraat Mühendisleri Odası Bartın il temsilciliği, Bartın Kent

Konseyi üyeliği, Bartın Çevre Meclisi üyeliği ve Bartın Platformu üyeliği gibi

görevlerde bulunduğunu belirten ve ziraat mühendisi olan başvurucu, uzun

yıllardır Bartın’da ikamet etmektedir.

9. Başvurucu, Bartın il sınırları içinde kalan Amasra B sahasının

madencilik faaliyeti kapsamında işletileceği konusunda 2005 yılının başından

itibaren basında çıkan haber içeriklerinin doğruluğunu teyit etmek amacıyla TTK

Genel Müdürlüğüne yaptığı bilgi edinme başvurusunda, belirtilen bölgede

madencilik faaliyeti yürütülmesine izin veren imzalanmış bir sözleşmenin

bulunup bulunmadığını sormuş ve bulunması hâlinde bir örneğinin kendisine

verilmesini talep etmiştir. Ancak söz konusu bilgilerin ticari sır kapsamında

bulunduğu gerekçesiyle talep TTK tarafından reddedilmiştir.

10. Başvurucu, bilgi edinme başvurusunun reddi kararına

karşı 26/12/2005 tarihinde Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna itiraz etmiş;

anılan Kurulun 12/4/2006 tarihli ve 2006/219 sayılı kararı ile itiraz kabul

edilerek başvurucunun bilgi edinme hakkına sahip olduğuna karar verilmiştir.

Kurul kararının gerekçesi şöyledir:

“Ayşe

Sevtap Uzun’un itirazının kabulü ile,

İtiraza

konu belge olan Bartın-Amasra B projesini gerçekleştirmek üzere Türkiye

Taşkömürü Kurumu ile H. A.Ş. arasında imzalanan sözleşmenin 4982 sayılı Bilgi

Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde değerlendirilmesi neticesinde, sözleşme

içeriğinde kanunlarda ticari sır olarak tanımlanan veya gerçek veya tüzel

kişilerden gizli kalması kaydıyla sağlanan ticari ve mali nitelikte bilgilerin

bulunmadığına, dolayısıyla sözleşmenin 4982 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi

kapsamında bir belge olarak kabul edilmesinin yerinde olmadığına, esasen

sözleşme konusu işin Anayasa’nın 168. maddesi hükmü gereğince Devletin hüküm ve

tasarrufu altında bulunan tabii servetler ve kaynakların aranması ve

işletilmesi hakkının belirli bir süre için bir özel hukuk tüzel kişisine

devredilmesi işlemine ilişkin bulunduğuna, bu nedenle mezkur sözleşmenin ticari

bir faaliyet hakkında olmayıp bir kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin

olduğuna, 4982 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen demokratik ve şeffaf

yönetim ilkeleri gereğince yurttaşların söz konusu kamu hizmetinin devredilmesi

işlemine ilişkin bilgileri öğrenme hakkına sahip bulunduğuna, açıklanan

gerekçeler doğrultusunda bilgi edinme başvurusuna konu sözleşmenin itiraz

sahibine verilmesi gerektiğine oybirliğiyle karar verilmiştir.”

11. Kurul kararı gereğince TTK ile Şirket arasında

8/3/2005 tarihinde imzalanan rödövans sözleşmesinin bir örneği başvurucuya

verilmiştir.

12. Başvurucu, anılan sözleşme ile imtiyaz sahibi olan

Şirkete iki yıl süreyle araştırma izni verildiğini, bu süre içinde elverişli

kaynaklar bulunduğu takdirde on beş yıl süreli maden işletme aşamasına

geçilebileceğini, söz konusu iki yıllık süre sonunda metan gazı bulunamaması

durumunda ise işletme aşamasına geçilmeyeceğinin ve sözleşmenin kendiliğinden

feshedilmiş sayılacağının kurala bağlandığını ancak sözleşme tarihinin

üzerinden altı yıl geçmesine rağmen sözleşmenin devamını elverişli kılabilecek

metan gazının bulunamadığını, bu durumda sözleşmenin feshedilmesi gerektiğini

belirterek fesih talebiyle TTK’ya başvurmuştur.

13. İdarenin altmış gün içinde bir cevap vermemesi

üzerine başvurucu, şartların oluşması nedeniyle sözleşmenin feshedilmesi gerekirken

ilgili Şirket tarafından maden aramalarının hâlen sürdürüldüğünü ve taahhüt

edilen maden kirasının ödenmediğini, bu durumun doğal kaynakların kullanımının

engellenmesi anlamına geldiğini ve kamu zararına neden olduğunu, TTK’nın

kanunlara ve tarafı olduğu sözleşmeye aykırı hareket ettiğini belirterek

sözleşmenin iptal edilmesi talebiyle 25/4/2011 tarihinde Zonguldak İdare

Mahkemesinde dava açmıştır.

14. Zonguldak İdare Mahkemesinin 10/5/2011 tarihli ve

E.2011/901, K.2011/643 sayılı kararıyla başvurucunun bu davayı açmaktaki hukuki

yararının ve hangi sıfatla davayı açtığı husususun dilekçede açıklanmadığı,

buna ilişkin bilgi ve belgelerin dava dilekçesine eklenmediği, bu durumun

6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. maddesine

aykırı olduğu gerekçesiyle dilekçenin reddine karar verilmiştir.

15. 8/6/2011 tarihinde yenilenen dava dilekçesi ile

başvurucu; otuz yıldır ikamet ettiği Bartın’da birçok sivil toplum kuruluşunda

ve meslek örgütünde aktif rol aldığını, çevreye duyarlı bir vatandaş olarak

kamu yararı amacı taşıyan ancak çevreye etkisi olabilen kamusal işlem ve

eylemlerin hukuka uygun şekilde gerçekleşip gerçekleşmediğinin denetlenmesi

konusunda çaba sarf ettiğini, sözleşme gereğince imtiyazlı Şirketin iki yıllık

süre için araştırma izninin bulunduğunu, sözleşmenin devamı için gerekli olan

işletmeye elverişli kaynakların bu süre içinde bulunamadığını, dolayısıyla on

beş yıllık işletme aşamasına geçilmeyerek sözleşmenin feshedilmesi gerektiğini,

imtiyazlı Şirketin sözleşme doğrultusunda metan gazını bularak 18/1/2007

tarihinde işletme aşamasına geçtiği şeklinde TTK tarafından cevap verildiğini

ancak anılan tarihten dava tarihine kadar geçen yaklaşık dört yıllık süre

içinde bulunduğu iddia edilen kaynakların işlettirilmediğini, sözleşme

karşılığı belirlenen miktarın tahsil edilmediğini, bu hususları haklı kılacak

herhangi bir gecikme hâlinin de bulunmadığını, sözleşmeye aykırı biçimde

imtiyazı devam eden Şirket tarafından sözleşmenin gereklerinin yerine

getirilmemesi nedeniyle 2007 yılından beri ülke ekonomisine herhangi bir katkı

yapılamadığını, bu durumun kendisinin ve gelecek nesillerin refahını

engellediğini zira TTK ile imtiyazlı Şirket arasında imzalanan sözleşmenin özel

hukuk sözleşmesi olmadığını, aksine sözleşmenin kamu hizmetinin yürütülmesine

ilişkin olduğunu ve kamuya etkisinin bulunduğunu, sözleşmeye konu maden

alanının bulunduğu coğrafi bölgede yaşayan bir vatandaş ve bir anne olarak

davayı açmakta haklı bir menfaatinin ve refah beklentisinin bulunduğunu

belirterek önceki dilekçesindeki taleplerini tekrarlamıştır.

16. Zonguldak İdare Mahkemesinin 17/6/2011 tarihli ve

E.2011/1192, K.2011/918 sayılı kararıyla davanın ehliyet yönünden reddine karar

verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

“...İptal

davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel

bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal

davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz

edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal

etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması

gerekmektedir. Aksi halde, kişilerin kendisine etkisi bulunmayan, menfaatlerini

ihlal etmeyen idari işlemler hakkında da iptal davası açma hakkı doğar ve bu

durum idarenin işleyişini olumsuz etkiler.

İdari

işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal

davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan "Dava açma

ehliyeti" iptal davasına konu kararın niteliğine göre idari yargı yerince

değerlendirilmektedir.

Dosyanın

incelenmesinden, davacı tarafından TTK Genel Müdürlüğü ile H. A. Ş. arasında

yapılan 08.03.2005 tarihli sözleşmenin 12. maddesi uyarınca, 2 yıl içinde

işletilebilir metan gazı bulunmaması nedeniyle etüt arama hakkının sona erdiği,

sözleşmeden sonra 6 yıl geçmesine rağmen söz konusu şirketin halen ticari bir

gaz çıkaramamış olması nedeniyle yapılan sözleşmenin feshedilmesi gerektiğinden

söz edilerek, sözleşmenin feshi istemiyle 18.02.2011 tarihinde yaptığı başvurunun

zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Yargısal

denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası

açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin

işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem

ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması

koşuluna ihtiyaç vardır. Her olay ve davada, yargı merciine başvurarak dava

açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin

takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır.

Davacı

tarafından, dava konusu sözleşmenin kamu hizmeti ve kamu malı olan bir sözleşme

olması nedeniyle bir yurttaş ve bir anne olarak dava konusu ile arasında

menfaat ilişkisi olduğu iddia edilerek dava açtığı belirtilmekte ise de dava

konusu işlemin iptalini isteme konusunda meşru ve güncel bir menfaat

ilişkisinin ve dolayısıyla dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna

varılmıştır.”

17. Anılan karar, temyiz üzerine Danıştay 13. Dairesinin

19/6/2012 tarihli ve E.2011/3520, K.2012/1784 sayılı ilamıyla onanmış; karar

düzeltme talebi ise aynı Dairenin 11/4/2013 tarihli ve E.2012/3322, K.2013/1044

sayılı ilamıyla reddedilerek kesinleşmiştir.

18. Ret kararı 16/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş olup 13/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

19. 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun

“İlkeler” kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:

“Çevrenin

korunmasına, iyileştirilmesine ve kirliliğinin önlenmesine ilişkin genel

ilkeler şunlardır:

a)

Başta idare, meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere

herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup bu konuda

alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdürler.

b)

Çevrenin korunması, çevrenin bozulmasının önlenmesi ve kirliliğin giderilmesi

alanlarındaki her türlü faaliyette; Bakanlık ve yerel yönetimler, gerekli

hallerde meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği

yaparlar.

c)

Arazi ve kaynak kullanım kararlarını veren ve proje değerlendirmesi yapan

yetkili kuruluşlar, karar alma süreçlerinde sürdürülebilir kalkınma ilkesini

gözetirler.

d)

Yapılacak ekonomik faaliyetlerin faydası ile doğal kaynaklar üzerindeki etkisi

sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde uzun dönemli olarak

değerlendirilir.

e)

Çevre politikalarının oluşmasında katılım hakkı esastır. Bakanlık ve yerel

yönetimler; meslek odaları, birlikler, sivil toplum kuruluşları ve

vatandaşların çevre hakkını kullanacakları katılım ortamını yaratmakla

yükümlüdür.

f)

Her türlü faaliyet sırasında doğal kaynakların ve enerjinin verimli bir şekilde

kullanılması amacıyla atık oluşumunu kaynağında azaltan ve atıkların geri

kazanılmasını sağlayan çevre ile uyumlu teknolojilerin kullanılması esastır.

g)

Kirlenme ve bozulmanın önlenmesi, sınırlandırılması, giderilmesi ve çevrenin

iyileştirilmesi için yapılan harcamalar kirleten veya bozulmaya neden olan

tarafından karşılanır. Kirletenin kirlenmeyi veya bozulmayı durdurmak, gidermek

veya azaltmak için gerekli önlemleri almaması veya bu önlemlerin yetkili

makamlarca doğrudan alınması nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan

gerekli harcamalar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun

hükümlerine göre kirletenden tahsil edilir.

h)

Çevrenin korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi ve giderilmesi için uyulması

zorunlu standartlar ile vergi, harç, katılma payı, yenilenebilir enerji

kaynaklarının ve temiz teknolojilerin teşviki, emisyon ücreti ve kirletme

bedeli alınması, karbon ticareti gibi piyasaya dayalı mekanizmalar ile ekonomik

araçlar ve teşvikler kullanılır.

ı)

Bölgesel ve küresel çevre sorunlarının çözümüne yönelik olarak taraf

olduğumuzuluslararası anlaşmalar sonucu ortaya çıkan ulusal hak ve

yükümlülüklerin yerine getirilmesi için gerekli teknik, idarî, malî ve hukukî

düzenlemeler Bakanlığın koordinasyonunda yapılır.

Gerçek

ve tüzel kişiler, bu düzenlemeler sonucu ortaya çıkabilecek maliyetleri

karşılamakla yükümlüdür.

j)

Çevrenin korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi ve çevre sorunlarının çözümüne

yönelik gerekli teknik, idarî, malî ve hukukî düzenlemeler Bakanlığın

koordinasyonunda yapılır.

...”

20. 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanunu’nun

“Madencilik faaliyetlerinde izinler” kenar başlıklı 7. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

“Madencilik

faaliyetlerinin yapılması ve ruhsatlandırma işlemlerinin yürütülmesi ile ilgili

olarak yeni verilecek ruhsat alanlarına maden işletme yöntemi, faaliyetin

yapıldığı bölge, madenin cinsi, yapılacak yatırımın çevresel etkileri,

şehirleşme ve benzeri hususlar dikkate alınarak, temdit talepleri dahil ruhsat

verilen alanlarda kazanılmış haklar korunmak kaydıyla, ilgili kurumların

görüşleri alınarak Bakanlık tarafından kısıtlama getirilebilir. İlk müracaat

veya ihale yolu ile yapılacak ruhsatlandırmalarda müracaatın yapılacağı alanlar

diğer kanunlar ile getirilen kısıtlamalar gözönüne alınarak Bakanlıkça ruhsat

müracaatına kapatılabilir. Kısıtlama gerekçesi ortadan kalkan alanlar ihale

yoluyla aramalara açılır. Bu Kanun dışında madencilik faaliyetleri ile ilgili

olarak yapılacak her türlü kısıtlama ancak kanun ile düzenlenir.”

21. 3213 sayılı Kanun’un ek 1. maddesi şöyledir:

“3867

sayılı Ereğli Kömür Havzasındaki Ocakların Devletçe İşlettirilmesi Hakkında

Kanun ile Devletçe işlettirilmesi kararlaştırılan Ereğli Kömür Havzasındaki

madencilik faaliyetleri bu Kanun hükümlerine tâbidir.

Ruhsat

süresi bu Kanunla getirilen süre sınırlamasına tâbi değildir.

Sınırları

Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenen Ereğli Kömür Havzasındaki taşkömürlerini

işletmeye ve hukuku uhdesinde kalmak şartıyla işlettirmeye Türkiye Taşkömürü

Kurumu yetkilidir.

Ereğli

Kömür Havzasındaki taşkömürü için kamu tarafından yürütülecek faaliyetler, bu

Kanunun hak düşürücü ve mali hükümlerine tabi değildir, ruhsat bedeli ve Devlet

hakkından muaftır. Ancak taşkömüründen özel idare payı ve köylere hizmet

götürme birliği payı alınır. Diğer madenler için yürütülen faaliyetlerden de

Devlet hakkı, özel idare payı ve köylere hizmet götürme birliği payı alınır.

3303

sayılı Taşkömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun ile maden

işletmeciliğine tanınan haklar, Ereğli Kömür Havzası içerisindeki taşkömürü

madenciliği için geçerlidir.

Ereğli

Kömür Havzasının imtiyaz alanının Bakanlar Kurulu kararıyla küçültülmesi sonucu

serbest kalan alanlar, koordinatları Genel Müdürlükçe belirlenerek bu Kanunun

30 uncu maddesine göre ihale edilir.”

22. 2577 sayılı Kanun’un “Dilekçeler üzerine ilk

inceleme” kenar başlıklı 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili

kısımları şöyledir:

“Dilekçeler,

Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi

mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından:

...

c)

Ehliyet,

...

Yönlerinden

sırasıyla incelenir..”

23. 2577 sayılı Kanun’un “İlk inceleme üzerine

verilecek karar” kenar başlıklı 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısımları şöyledir:

“Danıştay

veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı

hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;

...

b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine,

...

karar verilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 13/4/2016 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu; Amasra B maden sahasının işletilmesi

amacıyla TTK tarafından açılan ihaleyi kazanan Şirket ile imzalanan imtiyaz

sözleşmesinin iki bölümden oluştuğunu, ilk bölümde Şirkete iki yıl süreyle

araştırma izni verildiğini, bu süre içinde işletilebilir metan gazı

bulunamaması hâlinde sözleşmenin sona ereceğini ve on beş yıl süreyle imtiyazlı

Şirkete işletme hakkının tanındığı sözleşmenin ikinci bölümüne geçilmeyeceğini

ancak söz konusu Şirket tarafından araştırma için verilen süre içinde işlemeye

uygun kaynakların bulunamadığını, bu durumda sözleşmenin feshedilmesi gerektiği

hâlde TTK tarafından sözleşmenin sürdürüldüğünü, dava konusu ettiği projenin

şeffaflık ilkelerine aykırı biçimde yürütülmesi nedeniyle kamu zararına neden

olduğunu; ayrıca kendisi, eşi ve çocukları ile gelecek nesillerin refahı ve

vücut bütünlüğü üzerinde olumsuz etkilerin olabileceğini, projenin bulunduğu

bölgenin florası ve faunasını bozabileceğini, projenin uygulanması aşamasında

saptadığı hukuksuzlukların kamu yararına aykırı olduğunu ve bölgede yaşayan bir

vatandaş olarak kendisini etkilediğini, projenin devam etmesi halinde

kendisinin, ailesinin, bölgede yaşayan insanların ve gelecek nesillerin

potansiyel olarak mağdur olacağını belirterek Anayasa'nın 17., 36. ve 56.

maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucu tarafından Anayasa’nın 17., 36. ve 56. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiği iddia edilmiş olmakla beraber ihlal iddialarının

mahiyeti gereği, başvurunun Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında

değerlendirilmesi gerekmektedir.

27. Bakanlık görüş yazısında, bir bireysel başvurunun

kabul edilebilmesi için başvurucunun yalnızca mağdur olduğunu ileri sürmesinin

yeterli olmadığı, ihlalden doğrudan etkilendiğinin gösterilmesi ve mağdur

olunduğu konusunda Anayasa Mahkemesinin ikna edilmesi gerektiği, kendisi

hakkında uygulanmayan ve uygulanma ihtimali olmayan genel ya da bireysel

işlemlere karşı başvuru yapılamayacağı, ayrıca dava ehliyeti şartının dava

açmayı aşırı derecede zorlaştıran bir koşul olmadığı belirtilmiş ve sağlıklı

bir çevrede yaşama hakkı bağlamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

içtihadına yansıyan dava örneklerine yer verilmiştir.

28. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı sunduğu beyan

dilekçesinde iptal edilmesini talep ettiği sözleşmenin devamı hâlinde

kendisinin, ailesinin, bölgede yaşayan insanların ve gelecek nesillerin

potansiyel mağdur olacağını belirterek başvuru dilekçesindeki görüş ve

taleplerini tekrar etmiştir.

29. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes,

Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. ..."

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru

hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes,

Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir."

31. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvuru

hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Bireysel

başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından

yapılabilir."

32. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvuru

hakkına sahip olanlar" başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel

başvuru yapabileceği sayılmış olup anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre

bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel

ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar, başvuruya konu

edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da

ihmalinden dolayı başvurucunun "güncel bir hakkının ihlal

edilmesi", bu ihlalden dolayı kişinin "kişisel olarak"

ve"doğrudan" etkilenmiş olması ve bunların sonucunda

başvurucunun kendisinin "mağdur" olduğunu ileri sürmesi

gerekir (Onur Doğanay, B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42).

33. Bu üç temel koşula ilave olarak anılan Kanun'un 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Anayasa Mahkemesine ancak Anayasa'da

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (AİHS) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin ihlal edildiği iddiasıyla başvurulabilir. Buradan çıkan sonuca

göre Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden AİHS ve buna

ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamında bir hakkı doğrudan

etkilenmeyen kişi "mağdur" statüsü kazanamaz (Onur Doğanay,

§ 43).

34. Bireysel başvuruda "mağdur" kavramı,

davada menfaat veya dava ehliyeti gibi kurallardan bağımsız bir şekilde

yorumlanır. Ayrıca mağdur kavramının yorumu, günümüzde toplumun koşulları

ışığında değişime tabi olup bu kavram aşırı biçimcilikten uzak bir şekilde

uygulanmalıdır (Tezcan Karakuş Candan ve diğerleri, B. No: 2014/5809,

10/12/2014, § 20; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Gorraiz Lizarraga ve

diğerleri/İspanya, 62543/00, 10/11/2004, § 38).

35. Kendilerinin belirli bir işlemden doğrudan etkilenme

tehdidiyle ya da tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını ve dolayısıyla

potansiyel olarak mağdur olduklarını iddia eden başvurucular tarafından yapılan

başvurular ile yalnızca ulusal hukuk düzenlemelerini değiştirmeyi veya toplumun

menfaatinin korunmasını amaçlayan başvurular arasında dikkatli bir ayrım

yapılmalıdır. Bu son bahsedilen türdeki ve içtihatta "halk davası"

(actio popularis) olarak isimlendirilen başvurular, bireysel başvuru hakkı

kapsamında kabul edilmemiştir. Dolayısıyla bireylerin, kendi bireysel haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmeksizin toplumun menfaatlerinin ihlal edildiği

iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunma hakları

bulunmamaktadır (Tezcan Karakuş Candan ve diğerleri, § 21; benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Klass ve diğerleri/Almanya, B. No:

5029/71, 6/9/1978, § 33).

36. Somut olayda başvurucunun ihlale neden olduğunu ileri

sürdüğü kamu gücü işleminin, Bartın/Amasra bölgesinde madencilik faaliyeti

yürütülmesine ilişkin olarak TTK ile maden arama ve işletme sözleşmesi imzalayan

Şirketin sözleşmenin gereklerini yerine getirmediği gerekçesiyle söz konusu

sözleşmenin feshedilmesi talebiyle TTK’ya yapılan talebin reddi işlemi

olduğundan öncelikle bu işlem nedeniyle başvurucunun mağdur statüsüne sahip

olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.

37. Başvurucu; imtiyaz sahibi Şirkete maden arama izni

veren ve şartlı olarak işletme hakkı tanıyan sözleşmenin, madenin çevreye zarar

verilmeden işlenmesi ve ülke ekonomisine katkı sağlanması amacı taşıdığını

ancak uygulama aşamasında anılan kamu yararı göz ardı edilerek sözleşme

şartlarına aykırı biçimde projenin sürdürüldüğünü, kamuyu zarar uğratacak ve

ileride ülkenin refahı ile çevre sağlığını olumsuz etkileyebilecek bu duruma

TTK tarafından engel olunmadığını, refahın sağlanması ile çevrenin korunmasının

kamusal menfaatler olduğunu, bu menfaatlerin gözetilmemesinin kendisinin ve

gelecek nesillerin yaşam koşullarını etkileyeceğini, bölgede yaşayan çevre

sağlığına duyarlı bir vatandaş olarak bu nedenlerle anayasal haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

38. Görüldüğü üzere başvuru, kamu yararı temeline

dayandırılarak henüz ne şekilde bir zarar oluştuğu ya da yakın zamanda kuvvetle

muhtemel biçimde oluşabilecek bir zarar bulunup bulunmadığı açıklanmadan

gerçekleştirilmiş ve uyuşmazlık konusu edilen rödövans sözleşmesi kapsamında

yürütülen projeler ve maden sahasındaki uygulamalar nedeniyle bireysel olarak

doğrudan maruz kalınan, maddi ve manevi varlığın korunması hakkı, sağlık hakkı,

mülkiyet hakkı, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı gibi anayasal

güvencelere yönelik somut etkilerden bahsedilmemiştir. Bunun dışında başvurucu

potansiyel mağdur olduğunu ileri sürmüş ise de söz konusu başvuru konusu işlem

ve eylemlerin maddi ve manevi varlığın korunması hakkı üzerinde ihmal edilemeyecek

bir etkide bulunma riski olduğunu ortaya koyan ve gerçekleşmesi muhtemel olan

müdahalelerin varlığı hakkında herhangi bir açıklama yapılmamıştır.

39. Başvurucu, başvuruya emsal teşkil etmek üzere AİHM

tarafından esastan incelenmiş olan Okyay ve diğerleri/Türkiye (B. No:

36220/97, 12/7/2005) ile L’erabliere A.S.B.L./Belçika (B. No:

49230/07, 24/2/2009) kararlarından bahsetmiş ise de söz konusu kararlarda,

ihlal iddiasında bulunanlar tarafından yaşadıkları yerin yakınında yer alan

tesislerdeki faaliyetlerin ya da kamusal makamların uygulamalarının (termik

santralden yayılan tehlikeli gazın oluşturduğu risk, çöp toplama alanının

günlük yaşamın kalitesini etkileyecek şekilde büyütülmesi) kendi sağlıkları ve

yaşamları açısından risk oluşturduğunun ileri sürüldüğü, dolayısıyla söz konusu

faaliyetler ile başvurucuları arasında doğrudan ve kişisel bir bağın kurulduğu,

somut başvuru açısından ise başvuru konusu edilen projenin böyle bir bağın

kurulmasını sağlayacak nitelikte risk oluşturduğunu gösteren bir durumun

olmadığı görülmektedir.

40. Buna göre başvuruya konu edilen tüm süreç

incelendiğinde belirli şartlarda Bartın/Amasra B maden sahası üzerinde

araştırma yapılmasını ve maden işletme hakkı verilmesini içeren sözleşmenin

gereklerinin yerine getirilmediği iddiasına konu olan projenin başvurucuyu

güncel ve kişisel olarak doğrudan etkilediğinin başvurucu tarafından ortaya

konulamadığı anlaşıldığından başvurucunun mağdur statüsünün bulunmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

41. Açıklanan nedenlerle başvurucunun ihlale neden

olduğunu ileri sürdüğü hususların mağduru olmadığı anlaşıldığından başvurunun

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi yönünden

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun kişi yönünden yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA

13/4/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Erdal TERCAN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : Fatih ALKAN Başvurucu : Ayşe Sevtap UZUN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6260, 13 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve
  6. Olgular
  7. A. Olaylar
  8. B. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun kişi yönünden yetkisizlik nedeniyle
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  14. Bırakılmasına
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6260
Tarih
13 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • İbrahim Yaşar Özgök Başvurusu (B. No: 2013/2175)
  • Emine Yetişecek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4496)
  • Habip Yüksel Başvurusu (B. No: 2013/7697)
  • Kerime Akyol ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8139)
  • Ertürk Genç Başvurusu (B. No: 2013/5010)
  • Yusuf Keskin ve Sefer Baysal Başvurusu (B. No: 2013/7806)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.