İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Aysel Geçer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/6675)

1. Başvuru, ruhsatsız olduğu gerekçesiyle binanın yıkılması

Başvuru No2015/6675Tarih31 Ekim 2018Okuma13 dk · 2.561 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Aysel Geçer Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
31 Ekim 2018
Başvuru Numarası
2015/6675
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.561 kelime·13 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ruhsatsız olduğu gerekçesiyle binanın yıkılması

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, Samsun ili İlkadım

ilçesi Çatalarmut Mahallesi 308 parsel sayılı

taşınmazın müşterek maliklerindendir. Başvurucular, miras yoluyla bu taşınmazda

pay sahibi olmuşlardır. Taşınmaz, tapuda ev

ve tarla niteliğiyle kayıtlıdır. Bu taşınmaz üzerinde başvuruculara

ait bodrum, zemin ve birinci kattan oluşan üç katlı bir bina bulunmaktadır.

Başvurucuların beyanına göre binanın ilk iki katı murisleri tarafından 1992

yılında yapılmış, üçüncü katı ise 1997 yılında tamamlanmıştır.

9. Samsun Belediyesi (Belediye) tarafından 1992 yılında yapılan

denetimde taşınmaz üzerinde yer alan bodrum ve zemin kattan oluşan yapının

ruhsatsız olarak inşa edildiği tespit edilmiştir. Belediye Encümeninin

23/10/1992 tarihli kararıyla; 13/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun

32. maddesi gereğince kaçak olarak yapıldığı tespit edilen yapının yıkımına, aynı Kanun'un 42. maddesi kapsamında

başvurucuların murisi Kemal Geçer hakkında 1.848.000 TL (eski TL ile) idari

para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.

10. Samsun Büyükşehir Belediye Meclisinin 15/5/2009 tarihli

kararıyla başvurucuların taşınmazının da içinde bulunduğu alanda yol genişletme

çalışması yapma kararı alınmıştır. Büyükşehir Belediye Encümeninin 26/2/2010

tarihli kararıyla bu alanda bulunan taşınmazların kamulaştırılmasına karar

verilmiştir. Büyükşehir Belediyesince başvurucuların taşınmazı üzerindeki

yapının kaçak olmasına rağmen yıkım kararının Belediye tarafından yerine

getirilmediği tespit edilerek 24/1/2011 tarihli yazıyla başvurucuların murisine

binayı yıkması ihtar edilmiştir. 24/2/2011 tarihinde de yıkım işlemi Büyükşehir

Belediyesince gerçekleştirilmiştir.

11. Başvurucuların sunmuş oldukları belgeler incelendiğinde;

yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi alınmadan kullanılan bu yapının

elektrik ve su aboneliklerinin yapılmış olduğu, başvurucuların murisi Kemal

Geçer adına düzenlenen elektrik ve su faturalarının bulunduğu görülmüştür.

Belediye tarafından bu binaya ilişkin emlak vergisi bildirimlerinin

düzenlendiği anlaşılmıştır.

12. Başvurucular, Büyükşehir Belediyesi aleyhine ilk olarak adli

yargıda tazminat davası açmışlardır. Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesince

davanın idari yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle 24/5/2013 tarihinde dava

dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir. Kararın kesinleşmesi

üzerine açılan tam yargı davasında Samsun 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme)

30/5/2014 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararda, kaçak olarak inşa

edilen yapının yıkımının 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi kapsamında idare

açısından bir hak ve sorumluluk olduğu vurgulanmıştır. Sonuç olarak binanın

yıkımı konusunda görev ve sorumluluğu bulunan idare açısından binanın

yıkılmasının hizmet kusuru olarak değerlendirilemeyeceği, yapının yıkımı

nedeniyle oluşan zararın idare tarafından tazmin edilmesinin hukuken mümkün

olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

13. Başvurucuların itirazları Samsun Bölge İdare Mahkemesinin

16/10/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucuların karar düzeltme

istemlerinin de aynı Bölge İdare Mahkemesinin 24/2/2015 tarihli kararıyla

reddedilmesi üzerine karar kesinleşmiştir.

14. Nihai karar, başvurucular vekiline 23/3/2015 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucular 16/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. Bu konuya ilişkin benzer nitelikteki Halim Alper ve Ömer

Alper başvurusunda gerekli değerlendirme yapılmıştır (Halim Alper ve Ömer Alper

B. No: 2015/7448, 10/10/2018, §§ 18-26).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 31/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

18. Başvurucular, kendileri adına tapuda kayıtlı taşınmaz

üzerine ruhsatsız olarak bina yaptıklarını kabul etmektedirler. Fakat

başvurucular; binayı 1992 yılından beri mesken olarak kullandıklarını, bu süre

içinde Belediye tarafından binanın su aboneliğinin, ilgili idare tarafından da

elektrik aboneliğinin yapıldığını; emlak vergilerinin Belediyeye ödendiğini

ifade etmişlerdir. Başvurucular; binanın kaçak olduğu gerekçesiyle idari para

cezası ve yıkım kararı verilmesine rağmen sadece idari para cezasının tahsil

edildiğini, çevredeki diğer binalarda olduğu gibi kendi binalarına da yıkım

kararının uygulanmadığını, bu durumun kendilerinde binanın yıkılmayacağına

ilişkin haklı bir beklenti oluşturduğunu belirtmişlerdir.

19. Başvurucular, binanın bulunduğu taşınmazın kamulaştırma

bedelinin ödenmesine rağmen üzerindeki binanın kaçak olduğu gerekçesiyle yapı

bedelinin ödenmediğinden yakınmaktadırlar. Başvuruculara göre idare, yıkım

kararının arkasına sığınarak kamulaştırma işlemi nedeniyle oluşan tazmin

yükümlülüğünden kurtulmaya çalışmaktadır. Başvurucular; yapının yıkımı

nedeniyle oluşan zararlarının tazmini için idari ve yargısal yollara başvurduklarını

fakat sonuç alamadıklarını, çevredeki bir kısım bina maliklerine yapı bedeli

ödenmesine rağmen kendilerine ödenmediğini, hakkaniyete uygun bir yargılama

yapılmadığını belirterek adil yargılanma, mülkiyet ve konut dokunulmazlığı

hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

20. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:

“Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular; mülkiyet hakkı dışında adil

yargılanma hakkı, konut dokunulmazlığı hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmektedir. Ancak somut olayda eşitlik ilkesinin ihlaline yol

açabilecek farklı muamelenin varlığı başvurucular tarafından ortaya konulmamıştır.

Diğer taraftan başvurucuların asıl şikâyetlerinin kamulaştırma işlemi sırasında

kaçak olduğu gerekçesiyle taşınmaz üzerindeki yapıya değer biçilmemesine ve bu

yöndeki zararın giderilmemesine yönelik olduğu anlaşılmakla başvurucuların

bütün şikâyetleri mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı

23. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse,

önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, B. No:

2013/1178, 5/11/2015, §§ 49-54).

24. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." denilmek suretiyle

mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye

bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla

değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,

E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak

değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar

ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların yanı

sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir

(Mahmut Duran ve diğerleri, B.

No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

25. Başvuru konusu olayda, söz konusu binanın kullanımı yönünden

başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı kapsamında

korunması gereken menfaatlerinin mevcut olduğu kabul edilmiştir.

b. Müdahalenin Varlığı

26. Anayasa’nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas eden

diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkına

müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın

35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu

belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl

yararlanma hakkına yer verilmiş; ikinci fıkrasında da mülkten

barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddenin ikinci

fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullarda sınırlanabileceği

belirlenerek aynı zamanda mülkten yoksun

bırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin son

fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı

olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını kontrol

etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazı

maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel

hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakma

ve mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, §§ 55-58).

27. Somut olayda Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen yol

çalışması sırasında başvuruculara ait bina tazminat ödenmeksizin yıkılmıştır.

Dolayısıyla kamu makamlarının doğrudan yürütmekte olduğu bir faaliyet sırasında

başvurucuların mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale söz konusudur.

28. Mülkiyet hakkı yönünden şikâyet edilen temel husus, taşınmaz

üzerindeki yapının tazminat ödenmeksizin yıkılmasına ilişkindir. Başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan

bu müdahale, mülkiyetten yoksun bırakma niteliği taşımadığı gibi mülkiyetin

kamu yararına kullanımının kontrolü veya düzenlenmesi gibi bir amacı da

içermemektedir. Dolayısıyla müdahalenin

mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkına saygıya ilişkin birinci

kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.

c. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

29. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik

Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

30. Anayasa’nın 35. maddesinde, mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş; bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).

i. Kanunilik

31. Anayasa'nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında, mülkiyet

hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek

suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği

ifade edilmiştir. Öte yandan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına

ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesi de "hak ve özgürlüklerin ancak kanunla

sınırlanabileceğini" temel bir ilke olarak benimsemiştir (Ali Ekber Akyol ve diğerleri, B. No:

2015/17451, 16/2/2017, § 51).

32. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt, kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç

hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların

bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş

Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44). Kanunun

varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının

sonucunu öngörebilecekleri kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer

ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının

tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).

33. Somut olayda Mahkeme, 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesine

göre ruhsatsız yapıların yıkılmasının idare açısından yasal bir hak ve

sorumluluk olduğunu fakat Belediye Encümeninin 17/3/2009 tarihli yıkım

kararının uzun bir süre yerine getirilmediğini vurgulamıştır. Kararda;

taşınmazın heyelan bölgesinde olması nedeniyle yapının ruhsata bağlanmasının

hukuken mümkün olmadığı, Büyükşehir Belediyesi tarafından başvuruculara

bildirim yapıldıktan sonra 5216 sayılı Kanun'un 11. maddesinin vermiş olduğu

yetki çerçevesinde taşınmazın yıkılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı

belirtilmiştir. Bu itibarla başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

yasal dayanağını 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile 5216 sayılı Kanun'un 11.

maddesi oluşturduğundan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı değerlendirilmiştir.

ii. Meşru Amaç

34. Anayasa'nın 56. maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir

çevrede yaşama hakkına sahip olduğu düzenlenmiş; çevreyi geliştirmenin, çevre

sağlığını korumanın ve çevre kirliliğini önlemenin devlet ve vatandaşların

ödevi olduğu belirtilmiştir. İnşa edilecek yapıların imar mevzuatına uygun

olarak yapılmasının sağlanması ve bu kapsamda ilgili mevzuat hükümleri uyarınca

ruhsat alınmadan yapılabileceği açıkça düzenlenen yapılar hariç diğer yapıların

ruhsata bağlanması suretiyle yapılaşmanın fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun

olarak teşekkülü; sağlıklı, güvenli, kaliteli ve ekonomik yaşam çevrelerinin

oluşturulması bakımından önem teşkil etmektedir. Bu bakımdan yapılaşmanın fen,

sağlık ve çevre şartlarına uygunluğunun sağlanmasında ve buna ilişkin

düzenlemelerde kamu yararı bulunduğu kabul edilmelidir (Osman Yücel, B. No: 2014/4874, 15/6/2016,

§§ 82-84).

35. Somut olay bağlamında, başvuruculara ait taşınmaz üzerindeki

yapının ruhsatı olmadığı gerekçesiyle yıkılmasının kamu yararına dayalı meşru

bir amacının bulunduğu açıktır.

iii. Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

36. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek

için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığı

değerlendirilmelidir.

37. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk

devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun

gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.

Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla

sınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına

geleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014).

38. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

39. Ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir

taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini ve diğer taraftan müdahalenin niteliğini,

başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını da gözönünde

tutarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif Güven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017,

§§ 58, 60).

40. Çağdaş şehircilik ilkeleri çerçevesinde planlama ve imar uygulamaları

bakımından geniş takdir yetkileri bulunan kamu makamlarının bu takdir

yetkilerini zamanında, makul ve tutarlı bir biçimde kullanmaları gerekmektedir.

Kaçak olarak inşa edildiği anlaşılan yapının yıkımı için gerekli imkânlara

sahip olan idarenin uzun bir süre girişimde bulunmaması, üstüne söz konusu

yapının belediyecilik hizmetlerinden faydalandırılması bu binada yaşayanlar

için sosyal ortam ve aile çevresinin kurulmasına müsaade edildiği anlamını

taşımaktadır. Ancak yukarıda da değinildiği üzere makul görülebilenden uzun bir

süre boyunca söz konusu binada yaşayan başvurucular ve aileleri yönünden

binanın kullanımının önemli bir ekonomik menfaat teşkil ettiği kuşkusuzdur.

Kamu makamlarının belirsizliğe yol açan edilgen tutumu karşısında başvurucuların

bu durumun bir anda değişebileceğini öngörmesi de beklenemez. Üstelik 3194

sayılı Kanun'un 32. maddesine göre yapının belediyenin ihtarı üzerine imara

uygun hâle getirilmesi de söz konusu olabilmektedir (Benzer yöndeki karar için

bkz. Rifat Algan, B. No: 2014/19138, 22/2/2018, §

51).

41. Nitekim Anayasa Mahkemesi benzer nitelikteki Ayşe Öztürk (B. No: 2013/6670, 10/6/2015)

başvurusunda, tapu tahsis belgesi bulunan taşınmaz üzerine yapılan ve vergileri

ödenen binanın kamu makamlarınca herhangi bir müdahale olmaksızın başvurucu

tarafından yıllardır kullanıldığını dikkate alarak binanın değeri ödenmeksizin

veya zararı telafi edici öneriler sunulmaksızın başvurucunun binadan tahliye

edilmek istenmesinin mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale olduğunu belirlemiştir

(Ayşe Öztürk, § 110).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

42. Başvuruya konu olayda, başvuruculara ait taşınmaz üzerindeki

yapının imar mevzuatı yönünden ruhsata tabi olmasına rağmen kaçak olarak inşa

edildiğine dair tutanak tutulmuştur. Söz konusu tespit üzerine idari para

cezası takdir edilmiş ve kaçak yapının yıkımına karar verilmiştir. Daha sonra

Büyükşehir Belediye Meclisince alınan kamulaştırma kararına istinaden

başvurucuların taşınmazı kamulaştırılmıştır. Taşınmazın kamulaştırma bedeli

başvuruculara ödenmesine rağmen taşınmaz üzerindeki yapının kaçak olduğu ve

yapı hakkında yıkım kararı bulunduğu gerekçesiyle yapı bedeli ödenmemiş ve bina

Büyükşehir Belediyesince yıkılmıştır.

43. Anayasa Mahkemesi, daha önce çeşitli kararlarında binanın

ruhsatsız da olsa idare tarafından makul olmayan bir süre boyunca yıkımı

yönünde herhangi bir işlem yapılmadığı olaylarda öngörülemeyecek bir yıkım

sebebiyle tazminat ödenmemesinin başvuruculara şahsi olarak aşırı bir külfet

yüklediği sonucuna varmıştır (Ayşe Öztürk,

§§ 110-112; Rifat Algan, §§ 68-74).

44. Somut olayda da kamu makamlarınca binanın ruhsatsız olduğu

tespit edilmesine rağmen yıkım işlemi makul bir sürede gerçekleştirilmemiştir.

Bununla birlikte başvuruya konu olay çeşitli yönleriyle söz konusu

başvurulardan farklılaşmaktadır. Buna göre binanın yapımından hemen sonra bina

hakkında yıkım kararı alınmış ve malik hakkında idari para cezaları

uygulanmıştır. İdare tarafından yıkım kararı ve para cezası malike tebliğ

edilmiştir. Dolayısıyla başvurucular yönünden yıkım işleminin uygulanabileceği

öngörülebilir niteliktedir. Ruhsatsız olarak inşa edilen yapıların tespit

edilerek ruhsata bağlanması mümkün olmadığı takdirde yıkımı kamunun genel menfaatlerinin

sağlanması adına idare açısından bir sorumluluk niteliğindedir. Sonuç olarak bu

alanda kamu makamlarına tanınan geniş takdir yetkisi de dikkate alındığında

başvurucuların mülkiyet haklarının korunması ile kamunun yararı arasında olması

gereken adil dengenin başvurucular aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü

olmadığı söylenemez.

45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

31/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör

:

Eşref Uğur

ŞENOL

Başvurucular

:

1. Aysel

GEÇER

2. Ayşe

TEKTAŞ

3. Cahit

GEÇER

4. Güllü

GEÇER

5. İhsan

GEÇER

6. Yüksel

GEÇER

Vekili

:

Av. Ersan

AKSU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/6675, 31 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  11. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  12. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Özgüldür
  14. Gökcan
  15. Şenol
  16. Geçer
  17. Tektaş
  18. Geçer
  19. Geçer
  20. Geçer
  21. Geçer
  22. Aksu
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/6675
Tarih
31 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • A.b. ve B.b. Başvurusu (B. No: 2015/7161)
  • Muhammed Daş Başvurusu (B. No: 2015/6320)
  • Yücel Koç Başvurusu (B. No: 2015/20107)
  • Yusuf Kuşluk Başvurusu (B. No: 2015/20072)
  • Güli Ertaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/638)
  • Bülent Eren ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/27308)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.