İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Azime Şahin Başvurusu (B. No: 2015/18161)

1. Başvuru, kamulaştırma işleminin iptal edilmesine rağmen

Başvuru No2015/18161Tarih20 Eylül 2018Okuma22 dk · 4.376 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Azime Şahin Başvurusu

Karar tarihi
20 Eylül 2018
Başvuru Numarası
2015/18161
R.G. Tarih ve Sayı
26/10/2018-30577
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.376 kelime·22 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırma işleminin iptal edilmesine rağmen

kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında taşınmazın idare adına

tesciline karar verilmesi ve kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi

nedeniyle mülkiyet hakkının; açılan kamulaştırma

bedelinin tespiti ve tescil davasında aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi

nedeniyle de mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. Kamulaştırma Kararı

Süreci ve Taşınmaza İlişkin Bilgiler

7. Başvurucu, Manisa ili Merkez ilçesine bağlı İshak Çelebi

Mahallesi'nde bulunan 83,66 m2 yüz ölçümlü mesken

kârgir yapı vasfında 619 ada 4 parsel sayılı

taşınmazın malikidir. Bu taşınmazın üzerinde başvurucuya ait 43 m2 inşaat alanı bulunan 45-50 yaşlarında ahşap

tavan kaplamalı kârgir bir mesken, iki adet yeni

dünya ve üç adet erik ağacı ile bir adet asma bulunmaktadır.

8. Manisa Belediye (Belediye) Meclisinin 18/8/2003 tarihli ve

106 sayılı kararı ile kabul edilen Manisa

Ulucami ve Niobe Çevresindeki Tescilli Anıtsal

Yapıların Koruma Alanı Koruma Amaçlı 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı

12/5/2005 ile 10/6/2005 tarihleri arasında askıya çıkarılmıştır. Başvurucunun

taşınmazı 1989 yılında kabul edilen revizyon nazım ve uygulama imar planları

ile 2003 yılında kabul edilen 1/1000 ölçekli koruma amaçlı planda park

alanında kalmaktadır. Belediye Encümeni 14/11/2011 tarihinde imar

planında yol alanında ve yeşil alanda kaldığı gerekçesiyle bu taşınmazın

kamulaştırılmasına karar vermiştir.

9. Belediye, dava açılmadan önce satın alma usulü çerçevesinde

başvurucuya tebligat göndermiş ancak taraflar taşınmazın satın alınması hususunda

anlaşamamışlardır.

B. Kamulaştırma Bedelinin

Tespiti ve Tescil Davası Süreci

10. Belediye 29/2/2012 tarihinde başvurucu aleyhine Manisa 2.

Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ile tescil davası

açmıştır.

11. Mahkeme inşaat, kadastro ve mülk bilirkişilerinden

oluşturulan beş kişilik bir heyet ile 18/10/2012 tarihinde dava konusu

taşınmazda keşif yapmıştır.Bilirkişi

Kurulunun 5/7/2012 tarihli raporunda, taşınmazın arsa olduğu kabul edilerek

değeri emsal satış yöntemine göre 52.346,41 TL olarak hesaplanmıştır.

Tarafların itirazı üzerine alınan 17/10/2012 tarihli raporda kamulaştırma

bedeli bu defa 49.056,90 TL olarak bildirilmiştir. Bu rapora da itiraz edilmesi

üzerine Mahkeme bu defa yeniden oluşturduğu farklı bir Bilirkişi Kurulundan

rapor almıştır. 15/11/2012 tarihli Bilirkişi Kurulu raporunda, kamulaştırma

bedelinin 49.489,32 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.

12. Mahkeme 28/12/2012 tarihinde davanın kabulü ile kamulaştırma

bedeli olarak belirlediği 49.489,32 TL'nin başvurucuya ödenmesine ve tapu

kaydının iptal edilerek Belediye adına tesciline karar vermiştir.

13. Taraflarca temyiz edilen karar, Yargıtay 18. Hukuk

Dairesinin 17/9/2013 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararında, Bilirkişi

Kurulu raporunda hükme esas alınan emsal satış ticari amaçlı olduğu için emsal

satışın gerçek değerini yansıtmadığı belirtilmiştir. Daire, emsal satışın özel

amaçlı olmayan ve özel nitelikleri bulunmayan taşınmaz satışlarından seçilmesi

gerektiğini vurgulamıştır. Daire ayrıca taşınmazın tapu kaydında yer alan ve

taşınmazın kültür ve tabiat varlıklarının koruma alanında bulunduğuna dair

şerhe dikkat çekerek bu şerh sebebiyle taşınmazın değerinde oluşması kaçınılmaz

olan değer kaybı yönünden ek rapor alınması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca

emsal olarak alınan taşınmazın vergi değerinin daha fazla olmasına rağmen

davaya konu taşınmazın bu taşınmaza göre daha değerli kabul edilmesinin doğru

olmadığı ifade edilmiştir.

14. Bozma kararına uyan Mahkeme aynı heyetten yeni bir bilirkişi

raporu almıştır. Bilirkişi Kurulunun 11/1/2014 tarihli raporunda;

kamulaştırılan taşınmazın arsa m2 değerinin 597,36

TL olduğu, bu değerden tapu kaydındaki şerh nedeniyle %5 oranında ve düzenleme

ortaklık payı olarak da %32 oranında azaltma yapılması gerektiği

belirtilmiştir. Buna göre arsanın değeri 30.669,76 TL olarak hesaplanmıştır. Bu

raporda taşınmaz üzerinde bulunan binanın ve ağaçların değerinin hatalı

hesaplandığı gerekçesiyle ek rapor alınmış, 1/3/2014 tarihli ek raporda

taşınmazın kamulaştırma bedeli toplam 41.492,26 TL olarak gösterilmiştir.

15. Mahkeme 1/4/2014 tarihinde son alınan Bilirkişi Kurulu

raporunu hükme esas alarak davanın kabulü ile kamulaştırma bedelinin 41.492,26

TL olarak tespitine ve taşınmazın Belediye adına tapuya tesciline karar

vermiştir. Mahkeme ayrıca kamulaştırma bedeline 1/6/2012 tarihinden itibaren

ilk karar tarihi olan 28/12/2012 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine,

fazladan ödenen 7.997,06 TL'nin ise davacı idareye iadesine karar vermiştir.

Mahkeme taraflar yararına karşılıklı olarak ödenmek üzere ayrı ayrı 1.500 TL

tutarında vekâlet ücretine hükmetmiştir.

16. Temyiz edilen karar Daire tarafından 2/10/2014 tarihinde

onanmıştır. Taraflarca karar düzeltme talebinde bulunulmuş; Dairenin 7/9/2015

tarihli kararıyla ilk derece mahkemesinin hükmünde yer alan faiz başlangıç

tarihi, 30/6/2012 olarak

düzeltilmek suretiyle değiştirilerek onama kararının diğer kısımlarının

muhafazasına karar verilmiştir.

17. Nihai karar, başvurucu vekiline 22/10/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 18/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

C. Kamulaştırma İşleminin

İptali Davası Süreci

19. Başvurucu, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil

davasında dava dilekçesinin tebliği üzerine 6/4/2012 tarihinde kamulaştırma

işlemine karşı Belediye aleyhine Manisa 1. İdare Mahkemesinde iptal davası

açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması talebinde de

bulunmuştur.

20. Mahkeme 6/6/2012 tarihinde başvurucunun yürütmenin

durdurulması talebini reddetmiştir. Öte yandan Mahkeme 21/3/2013 tarihinde

verdiği ara kararı ile Belediye yanında Kültür ve Turizm Bakanlığını da davalı

olarak davaya dâhil etmiştir.

21. Mahkeme 5/2/2015 tarihinde davanın kabulü ile dava konusu

koruma amaçlı uygulama imar planının kabulüne ilişkin 18/8/2003 tarihli

Belediye Meclisi kararının ve başvurucunun taşınmazının kamulaştırılmasına

ilişkin dava konusu 14/12/2011 tarihli Belediye Encümeni kararının davacının

taşınmazına ilişkin kısmının iptaline karar vermiştir.

22. Kararın gerekçesinde özetle şu hususlara yer verilmiştir:

i. Dava konusu kamulaştırma kararının dayanağı imar planı

18/8/2003 tarihli Belediye Meclisi kararı ile kabul edilen koruma amaçlı plan olup aynı alanda 1989

yılında kabul edilen 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar

planları yürürlüktedir.

ii. Söz konusu koruma amaçlı planın 1/1000 ölçekli uygulama imar

planı olduğu ancak Koruma Kurulunun onayına sunulup yürürlüğe konulan bir nazım koruma imar planının bulunmadığı

belirtilmiştir.

iii. Bu bağlamda uyuşmazlık konusu planın yürürlükte olan nazım

imar planının yeşil alan, yapı alanı, yapı yoğunluğu ve ana ulaşım kararlarının

değiştirilmesi sonucunu doğuracağı kabul edilmiştir. Mahkemeye göre önceki

nazım ve uygulama imar planlarının planlamaya ilişkin ana kararlarını

değiştirecek nitelikte hazırlanan, davaya konu koruma amaçlı uygulama imar

planı plan sıra dizgisine ve plan bütünlüğü ilkelerine aykırılık teşkil

etmektedir.

iv. Diğer taraftan dava konusu başvurucunun taşınmazına ilişkin

kamulaştırma işleminin dayanağı olan 1/1000 ölçekli koruma amaçlı imar planının

hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Mahkeme bu sebeple taşınmazın bulunduğu

alanda uygulama imar planının hukuksal olarak ortadan kalkmış olduğunun kabulü

gerektiğini belirtmiş ve dava konusu plana dayalı kamulaştırma işleminde neden, konu

ve amaç yönlerinden hukuka aykırı

olduğu sonucuna varmıştır.

23. Davalılar tarafından temyiz edilen karar, Danıştay Altıncı

Dairesince 15/10/2015 tarihinde onanmıştır. Davalıların karar düzeltme

talepleri de aynı Dairenin 7/4/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Mevzuat Hükümleri

24. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 6.

maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Onaylı

imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre

yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına

gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine

başlanıldığını gösteren bir karar alınır.”

25. 2942 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kamulaştırmayı yapacak idare,

kamulaştırma veya kamulaştırma yolu ile üzerinde irtifak hakkı kurulacak

taşınmaz malların veya kaynakların sınırını, yüzölçümünü ve cinsini gösterir

ölçekli planını yapar veya yaptırır; kamulaştırılan taşınmaz malın sahiplerini,

tapu kaydı yoksa zilyetlerini ve bunların adreslerini, tapu, vergi ve nüfus

kayıtları üzerinden veya ayrıca haricen yaptıracağı araştırma ile belgelere

bağlamak suretiyle tespit ettirir."

26. 2942 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"İdarelerin, bu Kanuna göre, tapuda

kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma

usulünü öncelikle uygulamaları esastır."

27. 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Kamulaştırmanın satın alma usulü ile

yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre

topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel

tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek

taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz

malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3

üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında,

idare adına tesciline karar verilmesini ister.

Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren

en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve

idare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malın

malikine meşruhatlı davetiye ile veya idarece yapılan

araştırmalar sonucunda adresleri bulunamayanlara, 11.2.1959 tarihli ve 7201

sayılı Tebligat Kanununun 28 inci maddesi gereğince

ilan yoluyla tebligat suretiyle bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma

günü idareye de tebliğ olunur.

Mahkemece malike doğrudan çıkarılacak meşruhatlı davetiyede veya ilan yolu ile yapılacak

tebligatta;

...

d) 14 üncü maddede

öngörülen süre içerisinde, tebligat veya ilan tarihinden itibaren kamulaştırma

işlemine idari yargıda iptal veya adli yargıda maddi hatalara karşı düzeltim

davası açabilecekleri,

...

Belirtilir.

...

14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırma işlemine karşı hak

sahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması ve idari yargı

mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde mahkemece,

idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre

işlem yapılır.

Kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda

iptal veya maddi hatalara karşı adli mahkemelerde açılacak düzeltim davalarında

hangi idareye husumet yöneltileceğinin davetiye ve ilanda açıkça belirtilmemiş

veya yanlış gösterilmiş olması nedeniyle davada husumet yanlış yöneltilmiş ise,

gerçek hasma tebligat yapılmak suretiyle davaya devam olunur."

28. 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"15 inci madde uyarınca oluşturulacak

bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere

mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten

sonra taşınmaz mal veya kaynağın;

a) Cins ve nevini,

b) Yüzölçümünü.

c) Kıymetini ektileyebilecek

bütün nitelik ve unsarlarını ve her unsurun ayrı ayrı

değerini,

d) Varsa vergi beyanını,

e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca

yapılmış kıymet takdirlerini,

f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın

mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net

gelirini.

g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki

özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,

h) Yapılarda, resmi birim fiyatları ve yapı

maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,

ı) (Değişik: 19/4/2018-7139/27 md.) Bu fıkrada belirtilen unsurlara göre tespit edilen

arazi bedelinin yarısını geçmemek ve her bir ölçünün etkisi açıklanmak kaydıyla

bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri,

Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu

unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da

dikkate alarak Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerleme

standartlarına uygun, gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak

taşınmaz malın değerini tespit ederler.

Taşınmaz malın değerinin tespitinde,

kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer

artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr

dikkate alınmaz.

..."

29. 2942 sayılı Kanun'un 14. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Kamulaştırmaya konu taşınmaz malın

maliki tarafından 10 uncu madde gereğince mahkemece yapılan tebligat gününden,

kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece

gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma

işlemine karşı idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı da adli yargıda

düzeltim davası açılabilir. İdari yargıda açılan davalar öncelikle görülür.

...

Açılan davaların sonuçları dava açmayanları

etkilemez."

30. 2942 sayılı Kanun'un 25. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Hakların kullanılması ve borçların

yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi, mal sahibi için 10 uncu

madde uyarınca mahkemece yapılan tebligatla başlar. Mülkiyetin idareye geçmesi,

mahkemece verilen tescil kararı ile olur."

31. 2942 sayılı Kanun'un 29. maddesi şöyledir:

"10 uncu madde uyarınca mahkeme heyetinin

harcırahları, 15 inci madde uyarınca mahkemece oluşturulan bilirkişilerin ve

keşifte dinlenilen muhtarın mahkemece takdir edilecek ücretleri ile, tapu

harçları ve bu Kanunun gerektirdiği diğer giderler kamulaştırmayı yapan idarece

ödenir. "

32. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

1024. maddesi şöyledir:

"Bir ayni hak yolsuz olarak tescil

edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.

Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan

veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.

Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen

kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı

doğrudan doğruya ileri sürebilir."

2. Yargıtay İçtihadı

33. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 7/4/2016 tarihli ve

E.2015/20979, K.2016/5874 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...davacı A.K. tarafından Enerji

Piyasası Düzenleme Kurumunca acele kamulaştırma yoluyla kamulaştırılmasına

ilişkin 01.08.2012 tarihli28371 sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan 16.07.2012 tarihli2012/3423 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali veyürütmenin durdurulması istemiyle idari yargıda dava

açıldığı ve Danıştay Altıncı Dairesince yürütmenin durdurulmasına karar

verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, ortada geçerli birkamulaştırma

kararıbulunmadığına göre idarenin el koymasının

hukuki dayanağı kalmamıştır. Mahkemece, diğer dava konusu taşınmaz olan 334

parselle ilgili acele el koyma ve kamulaştırma bedel tespiti dosyaları da

getirtildikten sonradavanın esası incelenerek el

koyma sebebiyle davacının uğradığı ecrimisil

zararının tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yerinde

olmayan gerekçelerle davanın reddinekarar verilmesi

doğru görülmemiştir..."

34. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 23/1/2007 tarihli ve

E.2006/6003, K.2007/140 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Dosyada

toplanan bilgi ve belgeler incelendiğinde; dava konusu edilen Bucak İlçesi ...

parsel sayılı taşınmazın ... Tüzel Kişiliğince kamulaştırılması nedeniyle Bucak

Asliye Hukuk Mahkemesinin ... sayılı kararıyla tespit edilen ... TL

kamulaştırma bedelinin hak sahibine .... ödenmesine ve taşınmazın

kamulaştırmayı yapan idare (... Tüzel Kişiliği) adına tesciline hükmedildiği ve

bu kararın25.06.2002tarihindekesinleştiği;davacı...nın

kamulaştırma işleminin iptali istemiyle süresinde Antalya 2. İdare Mahkemesine

açmış bulunduğu davada ise 06.03.2002 tarihinde yürütmenin durdurulmasına,

27.11.2002 gün ve 2001/1250-2002/1105 sayılı kararla da kamulaştırma işleminin iptaline

hükmedildiği ve bu kararın Danıştay 6. Dairesi'nin 13.04.2005 gün

2003/8251-2005/2181 sayılı kararıyla onandığı; böylece dava konusu taşınmazın

kamulaştırılması nedeniyle davalı idare adına yapılan tescilin, bu kamulaştırma

işleminin iptal edilmiş olması karşısında dayanaktan yoksun kaldığı

anlaşılmaktadır.

Saptanan

bu duruma göre mahkemece, tescil istemine ilişkin davanın kabulü ile davacının

19.907.063.232 TL kamulaştırma bedelini aldığı günden itibaren yasal faiziyle

birlikte davalı .... Tüzel Kişiliğine ödemesine ve dava konusu taşınmaz malın

davalı idare adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar

verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddi doğru

görülmemiştir."

35. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 21/1/2015 tarihli ve

E.2014/2006, K.2015/836 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...Dosya içeriğinden ve toplanan

delillerden; çekişme konusu ... parsel sayılı taşınmazların öncesinde davacı

adına kayıtlı iken, Eskişehir Büyükşehir Belediye Encümeninin ... sayılı kararı

ilekamulaştırılmasına karar verildiği, sonrasında

Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esasa sayılı davası ile kamulaştırma

bedelinin tespiti ve davalı adına tesciline hükmedildiği anlaşılmaktadır.

Öte yandan, Eskişehir 1. İdare Mahkemesinin

... esas sayılı davasında, kamulaştırmaya ilişkin idari işlemin iptaline karar

verildiği, derecattan geçerek ... tarihinde

kesinleştiği, davacının ise kamulaştırma bedelini faizi ile birlikte davalı

belediyeye geri ödediği dosya içerisindeki belgeler ile sabittir.

Bu durumda; mahkemece, davalı adına oluşan

tescilin dayanağı idari işlemin idari yargıda iptal edildiği gözetilerek

davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur..."

B. Uluslararası Hukuk

36. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

37. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), başvurucuların ihlal

iddialarına yönelik olarak öncelikle iç hukukta mevcut olan yeterli ve etkili

yolları tüketmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu yolların kesin olarak varlığından

söz edilebilmesi için teoride mevcut olması yeterli olmayıp uygulamada da etkin

olması, makul bir biçimde erişilebilir ve etkili olması gerekmektedir. AİHM'e göre Sözleşme'nin 35. maddesinin (1) numaralı

fıkrası, AİHM'e başvuru yapılmadan önce başvurucuların

uygun bir iç hukuk yoluna başvurmalarını gerektirmekle birlikte etkisiz veya

yetersiz bir iç hukuk yoluna başvurulması ise lüzumlu değildir (Aksoy/Türkiye, B. No: 21987/93,

18/12/1996, §§ 51, 52).

38. Nitekim AİHM, kamu malı olduğu gerekçesiyle taşınmazların

tapu kayıtlarının iptali durumunda devletin sorumluluğu çerçevesinde tazminat

ödenmesi yönündeki Yargıtay içtihadındaki değişikliği gözeterek söz konusu

başvuru yolunu iç hukukta başarı şansı sunan etkili bir yol olarak

değerlendirmiş ve bu sebeple başvuruyu kabul edilemez bulmuştur (Mehmet Altunay/Türkiye

(k.k.), B. No: 42936/07, 17/4/2012).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

39. Mahkemenin 20/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

40. Başvurucu; taşınmazının imar planında yol alanı ve yeşil

alanda kaldığı gerekçesiyle kamulaştırıldığını ancak açtığı davada bu

kamulaştırma işleminin İdare Mahkemesince iptal edilmesine rağmen taşınmazın

Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından idare adına tescil edildiğinden yakınmıştır.

Başvurucu, yapılan kamulaştırma işleminin hukuki bir dayanağının kalmadığını

belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

41. Başvurucu, Asliye Hukuk Mahkemesince kamulaştırma bedelinin

rayiç değere göre daha düşük belirlendiği ve bu bedel hesaplanırken düzenleme

ortaklık payı kesilmesinin de emsal uygulamalara göre ayrımcı bir muameleye yol

açtığı gerekçesiyle ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun ayrımcılık

iddiasına dayanak olarak gösterdiği kamulaştırma bedelinin düzenleme ortaklık

payı da kesilerek rayiç bedeline göre düşük belirlendiği yönündeki şikâyetleri,

diğer şikâyetleriyle birlikte özü itibarıyla ilgili olduğu mülkiyet hakkının

ihlali iddiası kapsamında değerlendirilecektir.

43. Başvurucuya ait, kamulaştırılan taşınmazın mülkiyetinin

Anayasa'nın 35. maddesindeki güvence kapsamına girdiğinde kuşku bulunmamaktadır

(Cemile Ünlü, B. No: 2013/382,

16/4/2013, § 25).

44. Başvurucunun kamulaştırılan taşınmazının kamulaştırıldıktan

sonra kamu yararı amacına uygun kullanılmayıp üçüncü kişilere devredilmesi,

mülkiyetten yoksun bırakma sonucunu doğurduğundan Anayasa’nın 35. maddesi

anlamında sahip olunan mülkiyet hakkına müdahale oluşturduğu açıktır. Bu

sebeple başvurunun mülkiyetten yoksun bırakmaya ilişkin ikinci kural

çerçevesinde incelenmesi gerekir (Benzer yöndeki karar için bkz. Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §

51).

45. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).

46. Anayasa’nın kamulaştırmayı düzenleyen 46. maddesinin birinci

fıkrasında “Devlet ve kamu tüzelkişileri;

kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek

şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını,

kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde

idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.” denilmektedir. Devlet ve kamu

tüzel kişileri tarafından yapılabilmesi, kamu yararının bulunması, kamulaştırma

kararının kanunda gösterilen esas ve usullerine uyulması, gerçek karşılığın

kural olarak peşin ve nakden ödenmesi kamulaştırmanın anayasal ögeleridir.

Temel unsurunun kamu yararı

olduğu kabul edilen kamulaştırma, özel mülkiyet alanına devletin bir

müdahalesidir. Kamulaştırma işlemi, taşınmaza el koymaya zorunlu kalındığında

kamu yararının özel mülkiyet hakkından üstün tutulduğu durumlarla sınırlı

olarak ve Anayasa'da belirlenen usul güvenceleri izlenerek yapıldığında hukuka

uygun sayılır (AYM, E.2017/110, K.2017/133, 26/7/2017, § 11).

47. Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen kamulaştırma,

Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkına

getirilmiş anayasal bir sınırlamadır. Bu itibarla 46. maddede belirtilen

kamulaştırmanın anayasal ögelerine uygun bir düzenleme, 35. maddeye bir

aykırılık oluşturmayacaktır. Kamulaştırma, Anayasa'da özel mülkiyetin kamuya

geçirilmesi konusunda başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlenmiş olup bir

taşınmaz üzerindeki özel mülkiyet hakkının malikin rızası olmaksızın kamu

yararı için ve karşılığı ödenmek koşuluyla devlet tarafından sona

erdirilmesidir. Bu yönteme başvurulması için

gereklilik ve kamu yararının

varlığı koşullarının bulunması zorunludur.Kanun

koyucu kamulaştırılacak arazi ve tesislerin tespitini ihtiyaç duyulması şartına bağlayarak gereklilik koşulunu düzenlemiştir. Ayrıca

işlemin 2942 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilerek kamulaştırma

yoluna ancak kamu yararının gerektirdiği

hâllerde başvurulabileceği düzenlenmiştir (AYM, E.2017/110,

K.2017/133, 26/7/2017, §§ 12, 15).

48. Başvurucu, kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğinden ve

düzenleme ortaklık payı kesilerek bu bedelin hesaplandığından yakınmaktadır.

Bununla birlikte Asliye Hukuk Mahkemesince 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesi

uyarınca taşınmazın arsa niteliğinde olduğu tespit edilerek emsal karşılaştırma

yöntemiyle değerinin tespiti yöntemi, tercih ve takdir edilmiştir. Mahkeme

kararında yapılan tespit kapsamında, hükmedilen kamulaştırma bedelinin miktar

itibarıyla belirli bir tatmin sağladığı ve taşınmazların kabul edilen durumuna

göre makul seviyede olduğu sürece Anayasa Mahkemesinin tazminat miktarlarının

belirlenmesi konusunda mahkemenin takdir yetkisine müdahalesinin söz konusu

olamayacağı sabittir. Öte yandan imar uygulaması yapılan alanlarda diğer

taşınmazlardan düzenleme ortaklık payı kesilmesinin öngörüldüğü dikkate

alındığında başvurucunun taşınmazı yönünden de bu uygulamanın yapılmasının

başvurucunun iddia ettiğinin aksine ayrımcı muamelenin önlenmesi amacına

yönelik olduğu açıktır.

49. Ancak başvurucu ayrıca kamulaştırma işleminin idare

mahkemesince iptali sebebiyle kamulaştırmaya dayalı olarak idare adına yapılan

tescilin dayanaktan yoksun hâle geldiğinden şikâyet etmektedir. Başvurucunun

belirtilen şikâyeti yönünden bireysel başvuru öncesi tüketilmesi zorunlu etkili

bir başvuru yolunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

50. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir.

51. Bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun bu niteliği gereği Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne

getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını

zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

52. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi

için öncelikle hukuk sisteminde hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin

başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması

gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarını

giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir

nitelikte olması; sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip

bulunması gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan

beklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını

düzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklî koşulların

öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan uzaklaşan

başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577,

16/2/2017, § 39).

53. Somut olayda başvurucu, öncelikle kamulaştırma işleminin

iptal edilmesine rağmen taşınmazının Asliye Hukuk Mahkemesince idare adına

tescil edilmesinden şikâyet etmiştir. Gerçekten de uyuşmazlık konusu taşınmazın

koruma imar planında yol alanında ve yeşil alanda kaldığı gerekçesiyle

kamulaştırılmasına karar verilmiş, Belediye tarafından Asliye Hukuk

Mahkemesinde açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında Asliye

Hukuk Mahkemesince yapılan tebligat üzerine başvurucu tarafından bu işlemin

iptali istemiyle Manisa İdare Mahkemesinde dava açılmıştır. İdare Mahkemesince

5/2/2015 tarihinde hem davaya konu koruma amaçlı uygulama imar planının

kabulüne ilişkin Belediye Meclisi kararının hem de başvurucunun taşınmazının

kamulaştırılmasına ilişkin dava konusu Belediye Encümeni kararının davacının

taşınmazına ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. İptal hükmü Danıştay

Altıncı Dairesince onanmış ve karar düzeltme isteminin reddedildiği 7/4/2016

tarihinde kesinleşmiştir (bkz. §§ 19-23).

54. Bununla birlikte kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında

Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 1/4/2014 tarihinde kamulaştırma bedelinin

tespitine ve kamulaştırmaya konu taşınmazın Belediye adına tesciline karar

vermiştir. Bu karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesince onanmış ve aynı Daire

tarafından 7/9/2015 tarihinde karar düzeltme isteminin reddedilmesiyle

kesinleşmiştir (bkz. §§ 10-18).

55. Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davalarında

Yargıtay, idarece kamulaştırma parasının yatırılmaması veya kamulaştırma

işleminin iptal edilmesi hâlinde kesin nitelikli olsa dahi tapu siciline

yapılan tescilin yolsuz olduğu gerekçesiyle iptal edilmesi gerektiğini

belirtmektedir. Yargıtaya göre taşınmazın

kamulaştırılması nedeniyle davalı idare adına yapılan tescil, kamulaştırma

bedelinin yatırılmaması veya kamulaştırma işleminin iptal edilmiş olması

nedeniyle dayanaktan yoksun kalmıştır (bkz. § 34).

56. Diğer taraftan Yargıtay içtihadında, kamulaştırma bedelinin

tespiti ve tescil davası sonuçlandıktan sonra kamulaştırma işleminin iptali

durumunda da kamulaştırılan taşınmaz maliklerinin -yolsuz tescil hükümlerine

dayalı olarak- tapu iptali ve tescil davası açabilecekleri kabul edilmiştir

(bkz. § 35). Bunun yanında Yargıtaya göre taşınmaz

malikleri yolsuz tescil nedeniyle kamulaştırmasız el atmaya dayalı olarak uğradıkları

zararları da talep edebilirler (bkz. § 33).

57. Dolayısıyla konu hakkındaki Yargıtay içtihadına göre

başvurucunun kamulaştırma işleminin idare yargı yerince iptali sebebiyle yolsuz

tescil hükümlerine dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası veya tazminat

davası açabileceği görülmektedir. Buna göre söz konusu Yargıtay içtihadı

çerçevesinde mülkün iadesi imkânı da tanıyan belirtilen erişilebilir

nitelikteki hukuk yollarının başarı şansı sunduğu ve etkili olduğundan bireysel

başvuru öncesi tüketilmesi gereken başvuru yolları olduğu değerlendirilmiştir.

Ancak somut olayda başvurucu tarafından söz konusu hukuk yollarına müracaat

edildiğine dair herhangi bir bilgi veya belgenin bireysel başvuru dosyasına

sunulmadığı görülmektedir. Hâlbuki kamulaştırma işlemine dayalı olarak yapılan

tescilin yolsuz olup olmadığı öncelikle delilleri ilk elden değerlendirme

imkânına sahip olan derece mahkemelerinin takdirindedir.

58. Sonuç olarak mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında

ileri sürülen şikâyetler yönünden başvuru yolları usulünce tüketilmemiştir.

Etkin ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan anılan hukuk yoluna başvurmaksızın

yapılan başvuruların incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi

gereği mümkün değildir.

59. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

60. Başvurucu, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil

davasında aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

61. Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davalarında aleyhe

vekâlet ücretine hükmedilmesine yönelik şikâyetler bireysel başvuru kapsamında

daha önce Anayasa Mahkemesince mahkemeye erişim hakkı bağlamında incelenmiştir

(Ali Şimşek ve diğerleri, B. No:

2014/2073, 6/7/2017, §§ 70-85; Ayşe Acar,

B. No: 2014/7060, 21/9/2016, 37-45).

62. Buna göre taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına

göre kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine vekâlet

ücretine hükmedilmesine yönelik düzenlemelerin mahkemeye erişim hakkına

müdahale teşkil ettiği kabul edilmiştir. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesi, 2/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel

Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk

Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 14. maddesinin

(1) numaralı fıkrası ile 2012 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca

başvurucular aleyhine, reddedilen kısım üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmiştir.

Dolayısıyla müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu değerlendirilmiştir (Ali Şimşek ve diğerleri, § 81).

63. Ayrıca idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin

amacının gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece

kamu kaynaklarının etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekilde

kullanılmasının sağlanması olduğu, bu sebeple yapılan müdahalenin meşru bir

amaca yönelik olduğu tespit edilmiştir. Son olarak ölçülülük bağlamında yapılan

değerlendirmede ise hükmedilen tazminat bedeli ile karşılaştırıldığında davanın

kısmen reddedilmesi nedeniyle başvurucular aleyhine hükmedilen maktu vekâlet

ücretinin ölçüsüz olmadığı ve bu nedenle mahkemeye erişim hakkına yönelik açık

bir ihlalin bulunmadığı sonucuna varılmıştır (Ali

Şimşek ve diğerleri, §§ 82-85; Ayşe

Acar,§§

42-45).

64. Somut başvuruda da yukarıda belirtilen ilkelerden ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır. Buna göre başvuruya konu olayda kamulaştırma bedeli

41.492,26 TL olarak belirlenmiş, buna karşın kendilerini vekil ile temsil

ettiren her iki taraf yararına da maktu vekâlet ücretine hükmedilmiştir. İdare

lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin belirtilen amacı yanında kamulaştırma

öncesi satın alma usulünü teşvik etme yönündeki işlevi de dikkate alındığında

ve hükmedilen kamulaştırma bedelinin miktarı ile karşılaştırıldığında

başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin şahsi olarak aşırı

bir külfet yüklemediği ve ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle

mahkemeye erişim hakkına yönelik açık bir ihlalin bulunmadığı anlaşılmıştır.

65. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

20/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Azime ŞAHİN

Vekili

:

Av. Haşim

ÇELİK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/18161, 20 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Kamulaştırma Kararı
  7. B. Kamulaştırma Bedelinin
  8. C. Kamulaştırma İşleminin
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Mülkiyet Hakkının
  14. B. Mahkemeye Erişim
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Yıldırım
  17. Kömürcü
  18. Akıncı
  19. Çelik
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/18161
Tarih
20 Eylül 2018

İlgili Kararlar

  • Halkın Kurtuluş Partisi Başvurusu (B. No: 2015/19585)
  • Fevzi Yazıcı Başvurusu (B. No: 2016/59786)
  • Cemal Zerek Başvurusu (B. No: 2016/1074)
  • Dostem Dawod Başvurusu (B. No: 2017/40062)
  • Orhan Alagöz Başvurusu (B. No: 2017/26845)
  • Ayşe Özkara ve Safiye Özkara Başvurusu (B. No: 2015/13646)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.