İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fevzi Yazıcı Başvurusu (B. No: 2016/59786)

1. Başvuru, darbe teşebbüsü sonrasında yürütülen soruşturmalar

Başvuru No2016/59786Tarih13 Eylül 2018Okuma26 dk · 5.158 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Fevzi Yazıcı Başvurusu

Karar tarihi
13 Eylül 2018
Başvuru Numarası
2016/59786
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.158 kelime·26 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, darbe teşebbüsü sonrasında yürütülen soruşturmalar

kapsamında bir gazeteci hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; ifade özgürlüğü kapsamındaki

eylemlerin tutuklamaya konu edilmesi nedeniyle de ifade özgürlüğünün ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/10/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış; bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü

hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları, soruşturma mercileri ve

yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de

çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet

Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve

diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı

sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki

yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından

soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama

tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 51, Mehmet Hasan Altan

(2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun da

aralarında bulunduğu ve çoğunluğu gazeteci, yazar ve akademisyen olan on iki

şüpheli hakkında FETÖ/PDY'nin medya yapılanmasıyla

bağlantılı olarak soruşturma başlatılmıştır.

9. Bu kapsamda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 4/8/2016

tarihinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması

istemiyle başvurucuyu İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.

10. Başvurucunun Hâkimlikteki ifadesi şöyledir:

"... Atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben

2003 yılında gazetede çalışmaya başladım. 1997- I999 yılları arasında Aksiyon

dergisinde çalıştım. 2003-2016 yılları arasında Zaman gazetesinde görsel

yönetmen olarak çalışmaktaydım. Mahkeme kararı ile kayyum atanmasından kısa bir

süre önce gazete yönetimi tarafından işime son verildi ve tazminatım ödenmiş

tazminatımın ödendiği ve işten çıkanldığımdan

sonradan haberim oldu. Kayyum atanmadan 1 gün önce beni tekrar işe almışlardır.

Zaman gazetesi ve Aksiyon dergisinin sahipleri künyede yazılı kişilerdir. Ben

en son Ali Akbulut'un gazetenin sahibi olduğunu biliyorum. Derginin sahibini

bilmiyorum. Fethullah Gülen'i tanıyorum. Gazete ve

dergi üzerinde herhangi bir etkisi olduğuna şahit olmadım. Gazete ve derginin

yayın politikasını yayın toplantılarında ilgili kişiler olan yayın yönetmeni ve

yardımcıları kararlaştırmaktadır. Fethullah Gülen

hakkında aleyhe bir yazı yayınlanıp yayınlanmadığını bilmiyorum. Fethullah Gülen'in ne yapmaya çalıştığı konusunda bir

fikrim yoktur. Ben sadece gazetenin dizayn işi ile uğraşmaktayım. Bu konuda

ekibi eğitip yönetimini yapıyordum. Orada bulunduğum süre içerisinde

gazetecilik faaliyeti dışında herhangi bir işte bulunmadım. Eğer bir terör

faaliyeti görseydim o kurumda asla bulunmazdım. Gazetenin yayın politikası

genellikle Türkiye'de olumlu yapılan işlerin desteklenmesi yönündeydi. 2013

yılında yolsuzluk soruşturması yapıldıktan sonra yayın politikası buna göre

şekillendi. Çalıştığım gazete gerçeklerin ortaya çıkması konusunda bir yayın

politikası gütmüştür. Dindar bir kişi olduğum için bir kere sohbetine

gitmiştim. 3 yıl süre ile Amerika'da kaldığım dönemde Fethullah

Gülen'in sohbetine katılmıştım. Darbe girişiminin Fethullah

Gülen tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği konusunda kesin bir

kanaatim yoktur. Eğer onun talimatı ile gerçekleştirilmiş ise kendimi

aldatılmış hissederim. Darbe girişimi Fethullah Gülen

tarafından gerçekleştirilmiş ise onu da lanetliyorum. Suçsuz olduğum için diğer

gazete çalışanları gibi herhangi bir yere kaçmadım..."

11. İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğince 4/8/2016 tarihinde, başvurucununsilahlı terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklanmasına karar verilmiştir.

12. Hâkimliğin tutuklama kararının ilgili bölümü şöyledir:

"Şüphelinin ... FETÖ/PDY silahlı terör

örgütünün basın ayağı olarak adlandınlan yapılanması

içerisinde yer alan anılan gazete, dergi ve ajanslarda görev yaparak ve sözkonusu yayınların dağıtımını sağlayarak örgüte bağlılık

ve sadakat ilkesi çerçevesinde görevlerini ifa ettikleri ve kamuoyunda 17/25

Aralık soruşturma dosyaları olarak bilinen silahlı terör örgütünün Türkiye

Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engelleme suçuna

iştirak eden emniyet görevlilerini, yargı mensuplarını haberleştirerek örgütün

amaçları doğrultusunda propaganda faaliyetleri yürüttükleri, bir kısım

şüphelilerin örgüte ait şirketlere el konulmasını önlemek amacıyla devir

işlemleri yaptığı ve mal kaçırma girişiminde bulundukları, ... terör örgütünün

yayın organı olan veya yayın organı haline dönüşen bilahere

668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan gazete, dergi ve ajans

çalışanı olan şüphelilerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyeleri oldukları

yönünde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunduğu;

suçun kanunda öngörülen ceza miktarı, işlendiği iddia edilen suçun önemli ve

ciddi sayılan katalog suçlardan olması nedeniyle tutuklama nedeninin 'kanun

gereğince' var sayılan (suçlardan olduğu), soruşturmanın henüz tamamlanmaması

nedeniyle şüphelilerin delilleri yok etme, gizleme, tanıklar üzerinde baskı

oluşturma şüphesinin bulunduğu, işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya

güvenlik önlemi değerlendirildiğinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 13.

maddesinde ifade olunan 'ölçülülük' ilkesi uyarınca, daha hafif koruma önlemi

olan adli kontrol tedbiri uygulanmasının bu aşamada soruşturmaya konu suç ve bu

şüpheliler açısından 'yetersiz' kalacağı ve amaca hizmet etmeyeceği kanaatine

varılarak ... tutuklanmasına ... [karar verildi.]"

13. Başvurucu 12/8/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz

etmiştir. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğince 2/9/2016 tarihinde "soruşturma aşamasında ele geçirilen deliller

bir bütün olarak değerlendirildiğinde; mevcut olan bu delillerin şüphelinin

üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

somut delillerin bulunduğu, suçun 5271 Sayılı CMK'nun

100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması nedeniyle varolduğu

kabul edilen tutuklama nedenlerinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, işin

önemi ve verilmesi beklenen ceza dikkate alındığında tutuklama tedbirinin

ölçülü olduğu, şüpheli hakkında adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının bu

aşamada yetersiz kalacağı, İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliğinin ... kararının

usul ve yasaya uygun bulunduğu" gerekçesiyle itirazın kesin

olarak reddine karar verilmiştir.

14. Başvurucu, anılan kararı 22/9/2016 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

15. Başvurucu 21/10/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12/4/2017 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde

kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucu dışında on altı şüpheli hakkında

da benzer suçlardan cezalandırma talebinde bulunulmuştur.

17. İddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin

yapısına, kamuoyunca bilinen isimleriyle 17-25

Aralık, MİT Tırları, Selam-Tevhid-Kudüs Ordusu,

Tahşiye, Kozmik Oda ve Balyoz gibi soruşturmalarda veya bu soruşturmalar sonucunda

açılan davalarda, anılan örgütün yargı ve emniyet içindeki unsurlarını kendi

amaçları doğrultusunda nasıl kullandığına ve Hükûmeti devirmeye yönelik

eylemlerine değinilmiştir. Devamında ise FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu

ve darbe girişimine iştirak ettikleri değerlendirilen Zaman, Today's Zaman, Taraf, Samanyolu TV, Can Ezincan

TV gibi örgütün medya yapılanmasına dâhil olduğu belirtilen unsurlara yer

verilmiştir.

18. Başvurucuyla ilgili suçlamalara esas alınan iddianamedeki

olgular şöyle özetlenebilir:

i. FETÖ/PDY terör örgütünün 15/7/2016 tarihli darbe girişimi

sürecine kadar basın-medya yapılanmasındaki eylemlerinin tespitine yönelik

yürütülen soruşturma kapsamında bu örgüte ait Feza Gazetecilik A.Ş. bünyesinde

faaliyet yürüten Zaman gazetesi, Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş., Cihan

Medya Dağıtım A.Ş., Dünya Dağıtım A.Ş., Irmak Radyo ve Televizyon Hizmetleri

A.Ş. ve Fia Prodüksiyon Radyo TV Reklam Organizasyon

İletişim San. Tic. Ltd. Şti.ne 4/3/2016 tarihinde

Sulh Ceza Hâkimliğince kayyum atandığı, kayyum atanan bu şirketlerin terör

örgütü lideri Fethullah Gülen'in talimatları

doğrultusunda yayın yapan kuruluşlar olduğunun açığa çıktığı, başvurucunun da

bu örgütün mensubu olarak terör örgütünün yayın ve propaganda faaliyetlerine

iştirak eden ve örgütsel amaç birlikteliği doğrultusunda hareket edenlerden

birisi olduğu ileri sürülmüştür.

ii. Başvurucunun Feza Gazetecilik Anonim Şirketine ait ticari

sicil bilgilerine ve 8/9/2015 tarihli Zaman gazetesi künyesine göre adı geçen

gazetenin görsel yönetmen-grafik tasarım sorumlusu olarak görev yaptığı tespit

edilmiştir.

iii. Başvurucunun FETÖ/PDY terör örgütünün iş kanadının

sendikası olduğu bilinen ve bu kapsamda 23/7/2016 tarihli 667 Sayılı Olağanüstü

Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile

kapatılan Pak Medya İş Sendikasına üye olduğu ileri sürülmüştür.

iv. Başvurucunun FETÖ/PDY'nin finans

kuruluşu olduğu belirtilen Bank Asyada hesap harkeketlerinin örgüte destek mahiyetinde olduğu ileri

sürülmüştür. Bu kapsamda;

- FETÖ/PDY'nin amacını gerçekleştirmek

amacıyla mali kaynağa ihtiyaç duyduğu, bunun himmet, bağış vb. adlarla halktan

veya örgüt mensuplarından toplanan paralarla temin edildiği, bununla birlikte

örgütün suçtan elde ettiği gelirleri aklama yöntemiyle Banka Asyanın araç olarak kullanıldığı, bankanın örgüt lideri Fetullah Gülen tarafından yönetildiği husususun Mali

Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu

(BDDK) raporları ile tespit edildiği, elindeki mali gücünü ve kendisini bu güce

ulaştıran kaynakları kaybetmek istemeyen örgütün anılan Bankanın desteklenmesi

yolunda çağrılar yaptığı, bu amaçla Fetullah Gülen'in internet ortamında yayımlanan bir

konuşmasında Bankanın likitide durumunun artırılması

için örgüt üyelerinin ve bu kişilerin çevresindeki şahısların Bankaya

yönlendirilmesi konusunda açık bir talimat verdiği, bu talimata istinaden

örgütün yayın organları vasıtasıyla şahısların Bankaya yönlendirilmesi

konusunda açıkça propagandaların yapıldığı, özellikle 2013 yılı Aralık ayından

itibaren 2014 yılı da dâhil olmak üzere Banka üzerinden olağan bankacılık

faaliyetleri ile bağdaşmayacak nitelikte para yatırma, hesap açtırma, bireysel

emeklilik başvurusu, katılım hesabı açma, kredi kartı kullanımı gibi bankacılık

işlemlerinde artışların meydana geldiği, bu durumun örgüt liderinin çağrısına

istinaden örgüt üyeleri tarafından mali destek sağlamak amacıyla yapıldığı ve

bu şekilde örgüte fon sağlandığı belirtilmiştir.

- Başvurucunun Bank Asyada hesabının

olduğu, bu hesabında 31/12/2013 ila 24/12/2014 tarihleri arasında 22.363,97

TL'lik artış olduğu, eşi F.Y.nin de bu tarihler arasında

hesabında 1.478,84 TL'lik artış olduğu belirtilmiştir.

- Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) 3/2/2015 tarihinde

FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu değerlendirilen Bank Asyanın

yönetimine el koymuş, BDDK ise anılan Bankayı 29/5/2015 tarihinde TMSF'ye devretmiştir. Yine FETÖ/PDY ile bağlantıları olduğu

belirtilen çok sayıda ticari kuruluşa da kayyum atanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 35).

19. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak

yapılan hukuki değerlendirmenin ilgili bölümü şöyledir:

"Örgütsel amaçlar doğrultusunda

öncesinden bildikleri darbe girişimine, maddi cebir kullanmak suretiyle iştirak

eden faillerin eyleminegirişime sözde neden teşkil eden

siyasal ve toplumsal kaos ortamının bulunduğuna ve bu ortamın yaratılmasına

yönelik örgütsel amaçla gerçekleştirilen kalkışma suçlarının hareket unsurunun

alt unsuru olan 'cebir' teriminin öncülü ve ayrı düşünülemeyecek bir parçası

olan söylem ve propagandalarda bulunmak, medya etki gücünü kullanarak toplumun

darbe girişimine karşı koymamasını telkin etmek veya hücre tipi örgütlenme

modeline göre teşkilatlanan Silahlı Kuvvetler içerisindeki hücrelerin bir

kısmının katıldığı darbe girişimine ilişkin talimat iletmek suretiyle iştirak

ettikleri, asli fail oldukları ... darbe girişimi tarihinden önce haklarında

'silahlı terör örgütü yöneticisi olma' suçundan açılan iddianame ve

iddianamelerdeki eylem tarihlerinden sonra faaliyetlerine devam ettikleri, ayrıca

... her birinin kendi bölümünde anlatılan başka soruturmalara

konu eylemlerinin çeşitliliği ve yoğunluğu nazara alınıp iş bu iddianamemize

konu eylemleriyle birlikte değerlendirildiğinde eylemlerin kalkışma suçlarıyla

amaçlanan zarar tehlikesini yaratmaya elverişli olduğu, tüm şüphelilerin

eylemlerinin ise terör örgütünün faaliyeti kapsamında aynı amaca yönelik olduğu

için deliller ile eylemlerinin hukuki vasıflandırılmasının birlikte

değerlendirilebilmesini teminen aynı iddianameye konu

edildiği anlaşılmakla;

...

... Üzerlerine atılı kalkışma suçları

niteliğindeki Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini

yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan

kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, anayasal düzeni

ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütünün üyesi olmaları

nedeniyle silahlı terör örgütüne üye olma suçlarını işlediklerinin kabulüyle

... cezalandırılmalarına ..."

20. Cumhuriyet savcısı 11/12/2017 tarihli duruşmada esas

hakkındaki mütalaasını sunmuştur. Savcılık mütalaasında, iddianamede olduğu

üzere (bkz. § 18) FETÖ/PDY hakkında genel bazı açıklamalara yer verilmiş;

başvurucunun da aralarında bulunduğu her bir sanık hakkında ayrı ayrı

değerlendirme yapılmıştır. Başvurucuyla ilgili değerlendirmeler genel olarak

iddianamede belirtilen olgularla aynı mahiyette olup bunlara ek olarak Zaman TV isimli Youtube kanalında Zaman Gazetesi reklam filmi- Sükutun Çığlığı-Ekim

2015 ismiyle 5/10/2015 tarihinde bir dakika süreli olarak yayımlanan

kayda değinilmiştir.

21. Mütalaada;Zaman

gazetesinin 2015 yılı güz dönemine ait kısa reklam filminin açıklama kısmında "Zaman Gazetesi'nin güz dönemi yeni abone

kampanyası başladı. Ulusal kanalların yanı sıra internet sitelerinde bu andan

itibaren yayınlanmaya başlayan yeni reklam filminde tek bir kelime bile

kullanılmıyor." açıklamasının yazılı olduğu, yirmi saniye

süreli reklam filmde olağanüstü durumlarda ve tehdit durumlarında uyarı amaçlı

çalınan siren sesleri eşliğinde boş görünümlü binaların, insansız sokakların

olduğu, terk edilmiş izlenimi veren bir yerleşim yerinin havadan çekilmiş

görüntüleriyle reklam filminin başladığı, ardından gülen, yeni doğmuş bir

bebeğin ekrana geldiği, akabinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) kullandığı

zırhlı araçlara ait top sesi eşliğinde Zaman gazetesinin logosunun göründüğü,

bu kısa reklam filminin sonunda duyulan top sesinin başlangıçta gösterilen

yerleşim yerinin bombalandığı algısını oluşturduğu ifade edilmiştir.

22. Mütalaaya göre "...

'film' bütünsel olarak terör örgütünün ve medya yapılanmasının önemli

aktörlerinden olan Zaman Gazetesi'nin anlatılan yapısı ve örgütsel işlevi,

örgüt lideri Gülen'in ... haberleşme ve talimat iletim yöntemlerinden 'şifreli

ve bilinçaltı mesaj verme' yöntemi olgusu, reklam senaryosunu hazırlayan ve

yayına sunanların örgütsel bağlılık ve konumları, filmde herhangi bir sebep

sonuç bağlantısı bulunmadığını, birbirinden bağımsız figürler olup ulusal

ölçekte yayın yapan bir gazete için herhangi bir anlam ifade etmediği gerçeği,

adının terör örgütü lideri Gülen bağlamında ifade ettiği anlam ve darbe

girişimi öncesinde toplumsal algı zemini yaratmaya yönelik ... diğer örgütsel

faaliyetlerle birlikte bir arada değerlendirildiğinde;15/07/2016 tarihli terör

örgütü tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi ile gülen bir bebeğe ait

görüntünün bulunduğu reklam filminin yayınlandığı 05/10/2015 tarihi arasındaki

sürenin bebeğin doğum tarihi olan 9 ay 10 gün olması, darbe girişiminin

başarılı olması halinde sözde sıkıyönetim ilanıyla sokağa çıkma yasağının

getirilmesi sonucu ülke genelinde oluşacak görüntünün reklam filminde

kullanılan insansız sokakların olduğu, terk edilmiş yerleşim görüntüleri ile

benzerlik göstermesi, darbe girişimi olayında TBMM başta olmak üzere bir kısım

yerleşim yerlerinin ve kamu kurumlarının bombalanmasıyla reklam filminde

kullanılan savaş ve tehdit durumunda uyarı amaçlı çalınan siren seslerinin

kullanılması, ayrıca gazetenin logosu ekrana gelirken duyulan top sesinin

filmde gösterilen yerleşim yerini bombaladığı algısını vermesi nazara

alındığında darbe girişimi olayı ile reklam filminin benzerlik göstermesinin

tesadüf olamayacağı ... diğer faaliyetler gibi darbe sonrası dönem ve darbe

girişimin hedef aldığı siyasal iktidara karşı kamuoyu ve toplumsal algı zemini

oluşturma amacı taşıdığı, darbe girişimiyle ilgili olarak terör örgütünün yayın

organı olup sonradan faaliyetlerine son verilen Zaman Gazetesi'nin, eski gazete

çalışanları olan tanıkların beyan ve değerlendirmesine göre de 9 ay 10 gün

sonra darbe olacağı mesajını içerir reklam filminin 05/10/2015 tarihinde

yayımlandığı, reklamın yayınlanmasından sonra belirtilen süre sonunda

15/07/2016 tarihinde örgüte mensup bir kısım asker şahıslarca darbe girişiminde

bulunulduğu, reklam senaryosunu hazırlayan kişiler arasında bulunup hakkında

yakalama emri düzelenen firari sanık E.D.nin reklamın yayınlandığı tarihte darbe iması ve terör

örgütüyle ilgili soruşturmalar yürüten savcılar ve davalarına bakan hakimler

başta olmak üzere kamu görevlileri ile mevcut hükümeti tehdit eden nitelikteki

köşe yazısını kaleme aldığı, somut olayda şifreli mesaj gönderme yönteminin

Türk Silahlı Kuvvetleri içerisine sızmış terör örgütü mensuplarına mesaj

gönderme amacı taşıdığının, darbe girişimi sonucuyla birlikte ele alındığında

bariz olduğu, darbe mesajı verilen söz konusu reklam filminin darbeci askeri

kanat ile fikir ve eylem birliği içerisinde, önceye dayalı planın bir parçası

olarak hazırlandığı ...[açıktır.]"

23. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/2/2018 tarihli

kararıyla başvurucunun cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti

Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka

bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis

cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

İddianamede ve mütalaadabelirtilen delillere atıfla

verilen kararın ilgi kısmı şöyledir:

"... terör örgütüyle organik bağları

açıklanan medya unsurları sanıkların ... söz konusu reklam filminin hazırlanıp

yayınlanması eylemine ve anlatılan şekilde darbe girişimini önceden bilerek,

maddi cebir kullanmak suretiyle iştirak eden faillerin eylemine girişime sözde

neden teşkil eden siyasal ve toplumsal kaos ortamının bulunduğuna ve bu ortamın

yaratılmasına yönelik örgütsel amaçla gerçekleştirilen kalkışma suçlarının

hareket unsurunun alt unsuru olan 'cebir' teriminin öncülü ve ayrı

düşünülemeyecek bir parçası olan söylem ve propagandalarda bulunmak, hücre tipi

örgütlenme modeline göre teşkilatlanan Silahlı Kuvvetler içerisindeki FETÖ

hücrelerinin bir kısmının katıldığı darbe girişimine ilişkin talimat iletmek

suretiyle iştirak ettikleri ve bu nedenlerle üzerine atılı anayasal düzeni ortadan kaldırmaya

teşebbüs etme suçunun asli faili olduğu ... somut olayda sanığın eyleminin bir

bütün olarak TCK'nın 309/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı

anlaşılmakla .... cezalandırılmasına ... karar

verilmiştir."

24. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

istinaf aşamasında derdesttir vebaşvurucunun hükmen

tutukluluk durumu devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

25. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı

100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki

suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde,

tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

...

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

..."

26. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2)

Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin

reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."

27. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenar

başlıklı 314. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci

bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya

yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası

ile cezalandırılır.

(2)

Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis

cezası verilir."

28. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı

Terörle Mücadele Kanunu'nun "Cezaların

artırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

"3 ve 4 üncü

maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin

edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak

hükmolunur."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 13/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu; tutuklama nedenlerinin bulunmadığını, tutuklamaya

neden olabilecek hiçbir maddi olgunun kararda gösterilmediğini ve tutuklama

kararının gerekçesiz olduğunu belirterek masumiyet karinesinin, adil yargılanma

hakkının ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş

ve tazminat talebinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

31. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

32. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen

ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne

dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz

ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu

mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

33. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkindir.

Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında

incelenmesi gerekir.

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

35. Anayasa Mahkemesi Aydın

Yavuz ve diğerleri (Aynı kararda bkz. §§ 187-191) kararında,

olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin

bireysel başvuruları incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel

hak ve özgürlüklere ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir.

Buna göre olağanüstü bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra

bireysel başvuruya konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin

olağanüstü durumla bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi

uyarınca yapılacaktır.

36. 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsünden sonra

Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 21/7/2016 tarihinde

olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiş; daha sonra da olağanüstü hâl

birçok kez uzatılmıştır. Olağanüstü hâl ilanı nedenlerinin başında darbe

teşebbüsü gelmektedir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 224, 226). Olağanüstü hâl ilanı ile darbe

teşebbüsünden kaynaklanan tehlikenin yanı sıra bu teşebbüsün arkasında olduğu

değerlendirilen FETÖ/PDY'den kaynaklanan tehdit ve

tehlikenin de bertaraf edilmesinin amaçlandığı görülmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 48, 229).

Nitekim darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmanın FETÖ/PDY olduğuna ilişkin

kamu makamlarınca ve soruşturma mercilerince yapılan değerlendirmeler olgusal

temellere dayanmaktadır (Aydın Yavuz ve

diğerleri, § 216).

37. Başvurucunun tutuklandığı tarihte Türkiye'de olağanüstü hâl

yönetim usulü yürürlüktedir. Tutuklama kararında, başvurucunun darbe teşebbüsü

kapsamında bir suç işlediği ve darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu ileri sürülmüştür (bkz. §§ 11, 12). Dolayısıyla başvurucunun tutuklanmasına

dayanak olan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili

olduğu görülmektedir.

38. Bu itibarla olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren olaylar

kapsamında bir suçlamayla tutuklanan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195,

242).

ii. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

(1) Genel

İlkeler

39. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonra

ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

40. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale

olarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama

tedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın

ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına

dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).

41. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklama

ancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla

tutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin

bulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı

delillerle desteklenmesi gerekir (Mustafa

Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).

42. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,

tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesine göre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığın

davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya

başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli

şüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıca

işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedeninin

varsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).

43. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve

özgürlüklere yönelik sınırlamaların ölçülülük

ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacak

hususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacak

olan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).

44. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçun

işlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerinin

bulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikle

anılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla ve

delillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesine

kıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım

(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikte

yargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığı

Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustaki

denetimi, somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkin

süreç ve tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §

76; Gülser Yıldırım (2), § 124).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

45. Başvurucu, İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 4/8/2016

tarihli kararıyla tutuklanmıştır.

46. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının

olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbe teşebbüsünün ardındaki

yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin medya

yapılanması içinde yer aldığı iddiasıyla yürütülen bir soruşturma (bkz. § 9)

kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesi uyarınca tutuklanmıştır (bkz. §§ 11, 12). Dolayısıyla başvurucu

hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

47. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

48. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararında, iddianamede ve

mütalaada; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün medya yapılanması içinde yer alan

medya organlarında görev yaptığına ve örgütün amaçları doğrultusunda faaliyet

yürüttüğüne, Bank Asya hesabındaki hareketliliğe ve Pak Medya İş Sendikasına

üye olunmasına ve Zaman TV isimli

Youtube kanalında Zaman Gazetesi reklam

filmi- Sükutun Çığlığı-Ekim 2015 ismiyle 5/10/2015 tarihinde bir

dakika süreli olarak yayımlananreklam filmine

dayanılmıştır (bkz. §§ 12, 18, 20, 21, 22). 14 Temmuz gecesi yapılan darbe

girişimine zemin hazırlamak ve bunun için kamuoyu algısını şekillendirmek

amacıyla bu reklamın yapıldığı belirtilmiştir. Reklama konu olayda belirtilen

doğumun olacağı günde ise askerî bir darbe teşebbüsü gerçekleşmiştir.

49. Soruşturma makanmlarınca,

başvurucunun FETÖ/PDY'ninönemli bir medya organı olan

Zaman gazetesinde görsel yönetmen-grafik tasarım sorumlusu olarak görev

yapmasının ve Gazeteye kayyum atanıncaya kadar bu göreve devam etmesinin,

başvurucu ile anılan FETÖ/PDY arasında örgütsel bir ilişki olduğuna dair

kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.

50. Soruşturma mercilerince ayrıca başvurucunun Asya Bank

hesabında 31/12/2013 ila 24/12/2014 tarihleri arasında para artışının olduğu

tespit edilmiştir. Anayasa Mahkemesi,FETÖ/PDY

terör örgütünün mali kaynağını oluşturduğu ve örgüte bu yolla gelir sağladığı

tespit edilen Bank Asyaya örgüt liderinin ve

yöneticilerinin çağrıları üzerine para yatırılmasının somut olayın koşullarına

göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin de

temelsiz ve keyfî olmayacağını kabul etmektedir (Metin Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, § 58). Buna göre

soruşturma makamlarınca ve/veya tutuklama tedbirine karar veren mahkemelerce

FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun örgütün mali kaynağını oluşturan

ve bu yolla gelir elde ettiği Bankadaki para artışının somut olayın koşullarına

göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

olarak kabul edilmesi, anılan Bankanın durumu itibarıyla temelsiz ve keyfî bir

tutum olarak değerlendirilemez.

51. Başvurucunun yukarıda belirtilen eylemleri nedeniyle

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/2/2018 tarihli kararıyla 5237 saylı

Kanun'un 309. maddesi uyarınca cebir

ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni

ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu

düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla

cezalandırılmasına da karar verilmiştir.

52. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan

kuvvetli belirtilerin bulunmadığının kabulü mümkün değildir.

53. Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin

bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru

bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede

tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar da dâhil olmak üzere somut

olayın tüm özelliklerinin dikkate alınması gerekir.

54. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken suça ilişkin

kanunda öngörülen ceza miktarına, isnat edilen suçun katalog suçlar arasında

olmasına, delilleri etkileme imkânın bulunmasına ve adli kontrolün yetersiz

kalacak olmasına dayanıldığı görülmektedir.

55. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sisteminin öngördüğü ağır yaptırım olan ve

hapis cezasını gerektirmektedir. Başvurucu ayrıca hukuk sistemimizdeki en ağır

suçlardan birini işlediğinden bahisle en ağır ceza olan cebir ve şiddet

kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan

kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin

fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etme suçundan

mahkemece mahkûm edilmiştir. İsnat edilen suça ilişkin kanunda öngörülen

cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir (Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,

§ 61; Aydın Yavuz ve diğerleri, §

275). Ayrıca anılan suçlar, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama

nedeni varsayılabilen suçlar arasındadır.

56. Darbe teşebbüsü sonrasındaki koşullar dolayısıyla soruşturma

konusu olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Bu dönemde ortaya çıkan

kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki

edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aynı

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272;Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).

57. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul 3.

Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine yönelen tutuklama

nedenlerinin olgusal temellerden yoksun olduğu söylenemez.

58. Son olarak başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü

olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın

13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151).

59. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (Aynı

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, § 214; Devran Duran

[GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 64).

60. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suçlar için

öngörülen cezanın miktarını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde

tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz

olduğu söylenemez.

61. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

62. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

B. İfade Özgürlüğünün

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

63. Başvurucu; soruşturmaya konu edilen ve tutuklamaya dayanak

oluşturan hususların tamamen mesleki faaliyetinden ibaret olduğunu, bu faaliyetinden

dolayı tutuklanması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

64. Anayasa Mahkemesi tutuklama tedbirinin ifade ve basın

özgürlükleri, dernek kurma hürriyeti, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma

hakları gibi diğer temel hak ve özgürlükler üzerindeki etkisini incelerken

öncelikle tutuklamanın hukuki olup olmadığını ve/veya tutukluluğun makul süreyi

aşıp aşmadığını değerlendirmekte; sonrasında tutuklamanın hukukiliğine ya da

tutukluluğun süresinin makullüğüne ilişkin vardığı sonucu da dikkate alarak

diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini belirlemektedir (Erdem Gül ve Can Dündar, §§ 92-100; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, §§ 111-117; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§

157-164; Günay Dağ ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§

191-203; Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 105-116; Mustafa Ali Balbay, §§ 120-134; Kemal Aktaş ve Selma Irmak, B. No: 2014/85, 3/1/2014, §§

61-75; Faysal Sarıyıldız, B. No:

2014/9, 3/1/2014, §§ 61-75; İbrahim Ayhan, B. No: 2013/9895, 2/1/2014,

§§ 60-74; Gülser Yıldırım, B. No: 2013/9894, 2/1/2014, §§

60-74).

65. Somut olayda başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığı

iddiası incelendiğinde başvurucunun suç işlemiş olabileceğinden şüphelenilmesi

için inandırıcı delillerin bulunduğu ve ayrıca olayda tutuklama nedenlerinin

mevcut olduğu ve tutuklamanın ölçülü olduğu söylenebileceği sonucuna

varılmıştır (bkz. §§ 48-63). Bu

kapsamda yapılan değerlendirmeler dikkate alındığında başvurucunun yalnızca

ifade özgürlüğü kapsamında kalan eylemleri nedeniyle soruşturmaya maruz kaldığı

ve tutuklandığı iddiası yönünden farklı bir sonuca varılmasını gerekli kılan

bir durum bulunmamaktadır.

66. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklanmasının ifade ve

basın özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı

açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

13/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Serruh KALELİ Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Raportör : Hüseyin TURAN Başvurucu : Fevzi YAZICI Vekili : Av. Sevgi TAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/59786, 13 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. İfade Özgürlüğünün
  10. B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/59786
Tarih
13 Eylül 2018

İlgili Kararlar

  • Cemal Zerek Başvurusu (B. No: 2016/1074)
  • Dostem Dawod Başvurusu (B. No: 2017/40062)
  • Orhan Alagöz Başvurusu (B. No: 2017/26845)
  • Ayşe Özkara ve Safiye Özkara Başvurusu (B. No: 2015/13646)
  • Halil Berk Başvurusu (B. No: 2017/13338)
  • Deniz Şahin ve Suat İncedere Başvurusu (B. No: 2015/17260)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.