İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bayram Üstündağ Başvurusu (B. No: 2015/18510)

1. Başvuru, ruhsatsız binanın yıkılması nedeniyle mülkiyet

Başvuru No2015/18510Tarih11 Ekim 2018Okuma12 dk · 2.410 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Bayram Üstündağ Başvurusu

Karar tarihi
11 Ekim 2018
Başvuru Numarası
2015/18510
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.410 kelime·12 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ruhsatsız binanın yıkılması nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Ankara ili Altındağ ilçesi Battalgazi Mahallesi

24366 ada 7 parsel sayılı taşınmazın müşterek maliklerinden biridir. Taşınmaz

üzerinde bodrum, zemin, 1. ve 2. katlardan oluşan dört katlı betonarme bir yapı

bulunmaktadır. Başvurucu, binanın 1980 yılında inşa edildiğini beyan

etmektedir. Başvurucu tarafından sunulan emlak vergi beyannamelerinde taşınmaz

üzerindeki binanın yapımının 1/1/1980 tarihinde tamamlandığı belirtilmektedir.

9.Başvurucu 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu

Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun

hükümlerinden yararlanmak amacıyla 21/6/1983 tarihinde Altındağ Belediyesi

(Belediye) İmar Müdürlüğüne başvurmuştur. Başvuru masrafı olarak 2.000 TL aynı

tarihte başvurucu tarafından Ziraat Bankası Ankara/Ulus Şubesine yatırılmıştır.

10. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 13/8/2008 tarihli

kararıyla taşınmazın bulunduğu alanda imar yollarının açılmasına karar

verilmiştir. Büyükşehir Belediyesi, bu kapsamda taşınmazlar üzerindeki

yapıların kamulaştırılması için alt kademe belediyelerine belirli miktarda

kaynak aktarımı için karar almıştır. Başvurucunun beyanına göre kendi binası

için bu karar üzerine ayrılan miktar 350.720 TL'dir.

11.Başvurucu, Belediye tarafından bu miktarın kendisine

ödenmemesi üzerine delil tespiti amacıyla Mahkemeye başvurmuştur. Bu talep

üzerine Bilirkişi Kurulunun Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu

28/10/2008 tarihli raporda taşınmaz üzerindeki yapıların toplam değeri

395.653,38 TL olarak tespit edilmiştir.

12. Belediye İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından 25/1/2011

tarihinde başvurucunun maliki olduğu taşınmaz -kararda taşınmaz bilgileri 24366

ada 17 parsel olarak belirtilmiştir- üzerindeki bodrum, zemin, 1. ve 2.

katlardan oluşan dört katlı binanın kaçak ve ruhsatsız olduğu tespit edilmiş ve

bu konuda yapı tatil zaptı düzenlenerek başvurucuya tebliğ edilmiştir.

13. Belediye Encümeninin 2/3/2011 tarihli kararıyla 13/5/1985

tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesi gereğince başvurucu adına

kayıtlı taşınmaz üzerindeki kaçak yapının yıkımına karar verilmiştir.

Başvurucunun 25/3/2011 tarihli dilekçesine istinaden Belediye Encümeninin

30/3/2011 tarihli kararıyla taşınmazın ada ve parsel numarası 24366 ada 7

parsel olarak düzeltilmiştir.

14. Başvurucu; binanın kendi adına kayıtlı taşınmaz üzerinde

yapıldığını, kaçak olmadığını, nitekim 2981 sayılı Kanun kapsamında imar affı

müracaatının bulunduğunu belirterek Belediyenin 30/3/2011 tarihli yıkım

kararının iptali istemiyle 15/4/2011 tarihinde iptal davası açmıştır. Ankara 1.

İdare Mahkemesinin 4/10/2012 tarihli kararıyla dava konusu işlemde hukuka

aykırılık görülmediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

15.Başvurucunun temyiz talebi Danıştay Ondördüncü

Dairesinin 21/10/2014 tarihli kararıyla reddedilmiş, karar onanmıştır. Karar

düzeltme istemi de aynı Daire tarafından 25/12/2014 tarihinde reddedilmiştir.

16. Nihai karar, başvurucu vekiline 2/11/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu 1/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 13/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun "Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak

başlanan yapılar" kenar başlıklı 32. maddesi şöyledir:

“Bu

Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat

alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı

ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir

şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki

inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.

Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine

asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshasıda muhtara bırakılır.

Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı

sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden

veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.

Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın

giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu,

inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve

inşaatın devamına izin verilir.

Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata

aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu

kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı

sahibinden tahsil edilir.”

B. Uluslararası Hukuk

19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadında, mülkiyet

hakkının kapsamı konusunda mevzuat hükümlerinden ve derece mahkemelerinin

bunlara ilişkin yorumundan bağımsız olarak özerk

bir yorum esas alınmaktadır (Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010 § 62; Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, §

63; Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99,

30/11/2004, § 124; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004,

§ 129).

20. AİHM, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının ancak

müdahalenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesinin anlamı kapsamında bir

mülk ile ilişkili olması durumunda ileri sürülebileceğini

belirtmektedir. Buna göre alacak haklarını da içeren mevcut mülk veya mal

varlığı yanında mülkiyet hakkının elde edilebileceği yönündeki en azından bir meşru beklenti de mülkiyet hakkı

kapsamında değerlendirilebilir (Kopecký/Slovakya

[BD], B. No: 44912/98, 28/9/2004,§ 35; Lihtenştayn

Prensi Hans-Adam II/Almanya [BD], B. No:

42527/98, 12/7/2001, § 83; meşru beklenti kavramının ilk defa geliştirildiği

kararlar için bkz. Pine Valley Developments

Ltd ve diğerleri/İrlanda, B. No: 12742/87,

29/11/1991, § 51; Stretch/Birleşik Krallık, B. No: 44277/98,

24/6/2003, § 35; Pressos Companía Naviera S.A. ve diğerleri/Belçika, B. No:

17849/91, 20/11/1995, § 31).

21. Öneryıldız/Türkiye kararına konu olayda, Ümraniye

çöplüğünde meydana gelen metan gazı patlaması sonucu gerçekleşen toprak kayması

dolayısıyla başvurucuya ait gecekondu zarar görmüştür. AİHM, 1988 yılında

ruhsatsız olarak inşa edilmesinden 1993 yılında meydana gelen kazaya kadar

anılan taşınmazda bulunan gecekondununbelediye

makamlarınca yıktırılmadığına dikkat çekmiştir. AİHM bu sebeple yetkili

makamların başvurucu ve akrabalarının meskenleri ve taşınır mallarında mülkiyet

hakkına ilişkin bir menfaate (proprietary interest) sahip olduğunun fiilî (de facto) olarak

kabul edildiği tespitinde bulunmuştur (Öneryıldız/Türkiye, §§ 124-129). Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye (B. No: 22035/10, 15/11/2016)

kararında da Öneryıldız/Türkiye kararına atıfla ruhsatsız olarak

yapılan binanın kamu makamlarınca yıktırılmadığı veya yıkımı yönünde bir işleme

de girişilmediğine dikkat çekilerek başvurucuların Sözleşme'ye

ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin birinci paragrafında ifade edilen anlamda

mülk teşkil edebilecek menfaatlerinin olduğu belirtilmiştir (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 40-47).

22. AİHM; başvurucuların ihlal iddialarına yönelik olarak

öncelikle iç hukukta mevcut, yeterli ve etkili yolları tüketmesi gerektiğini

belirtmiştir. Bu yolların kesin olarak varlığından söz edilebilmesi için

teoride mevcut olması yeterli olmayıp uygulamada da etkin olması, makul bir

biçimde erişilebilir ve etkili olması gerekmektedir. AİHM'e

göre Sözleşme'nin 35. maddesinin (1) numaralı fıkrası, AİHM'e

başvuru yapılmadan önce başvurucuların uygun bir iç hukuk yoluna başvurmalarını

gerektirmekle birlikte etkisiz veya yetersiz bir iç hukuk yoluna başvurulması

ise lüzumlu değildir (Aksoy/Türkiye,

B. No: 21987/93, 18/12/1996, §§ 51, 52).

23. AİHM, imar planının hukuka aykırılığından değil de bu planın

herhangi bir tazmin olmaksızın taşınmaz üzerinde meydana getirdiği

kısıtlamaların sonuçlarından şikâyetçi olunması durumunda imar planının iptali

istemiyle açılacak davanın tüketilmesi gerekli bir hukuk yolu olmadığını

belirtmiştir (Rossitto/İtalya, B. No: 7977/03, 26/5/2009, § 19; Ayangil ve diğerleri/Türkiye, B. No: 33294/03,

6/12/2011, § 30). AİHM kararlarında bu tür şikâyetler bakımından söz konusu

kısıtlamalar nedeniyle oluşan zararın tazmini olanağını sağlayan mevcut ve

yeterli hukuk yollarının kullanılması gerektiği kabul edilmektedir Öz/Türkiye (k.k.),

B. No: 40687/98, 1/7/2004; Güngör/Türkiye

(k.k.), B. No: 46745/99, 6/3/2007; Rabia Tan ve diğerleri/Türkiye, B. No:

8095/02, 31/1/2008, §§ 37-41; Remzi Tekin

Bozkurt/Türkiye (k.k.), B. No: 38045/05,

2/3/2010).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 11/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucu; 2981 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak için

süresi içinde başvuru yaptığını, bu kapsamda üzerine düşen hukuki

sorumlulukları yerine getirdiğini, bu nedenle binanın kaçak yapı statüsünde

olmadığını savunmaktadır. Başvurucu; binanın kaçak yapı niteliğinde olmamasına

rağmen alınan yıkım kararının hukuka aykırı olduğunu, çevredeki diğer binalar

kaçak yapı olarak kabul edilmezken kendi binası hakkında alınan karar nedeniyle

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ifade etmiştir. Başvurucu, binanın bedel

ödenmeksizin yıkılmasına rağmen tazminat ödenmemesi ve bu yönde açmış olduğu

davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

26.Bakanlık görüşünde, başvurucunun idari işlemin iptali

istemiyle açtığı davanın reddedilmesi sonucunda bireysel başvuru yoluna başvurduğu

fakat, idari işlem nedeniyle uğramış olduğunu belirttiği zararın tazmini

amacıyla tam yargı davası açabilecekken bu yola başvurmadığı ifade edilmiştir.

Diğer yönden idare tarafından ruhsatsız yapıya ilişkin imar mevzuatına

aykırılıkların giderilmesi için başvurucuya süre tanındıktan sonra yıkım kararı

alındığı ve tahliye işlemleri için de yeterli bir süre verildiği

belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin ölçülü olup olmadığının

değerlendirilmesinde bu hususların gözönünde

bulundurulması gerektiğine değinilmiştir.

B. Değerlendirme

27. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkı dışında adil

yargılanma hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancak

somut olayda eşitlik ilkesinin ihlaline yol açabilecek farklı muamelenin

varlığı başvurucu tarafından temellendirilmemiştir. Diğer taraftan başvurucunun

asıl şikâyetinin maliki olduğu binanın hukuka aykırı olarak kaçak yapı

statüsünde kabul edilerek yıkımına karar verilmesi, bu nedenle oluşan zararın

tazmin edilmemesi nedenine dayandığı anlaşılmakla başvurucunun bütün

şikâyetleri mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.

29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir.

30. Bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun bu niteliği gereği Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca; başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne

getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını

zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

31. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi

için öncelikle hukuk sisteminde, hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin

başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması

gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarını

giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir

nitelikte olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip

bulunması gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan

beklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını

düzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklî

koşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan

uzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577,

16/2/2017, § 39).

32. Anayasa’nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet

hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal

varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).

Somut olayda başvurucunun maliki olduğu taşınmaz üzerinde inşa edilen binanın

yapı ruhsatının bulunmadığı için kaçak yapı niteliğinde olduğu derece

mahkemelerince kabul edilmiştir. Ne var ki binanın 1980 yılında yapıldığı ve

yıkım kararının alındığı 30/3/2011 tarihine kadar başvurucu tarafından

kullanıldığı, bu süre zarfında herhangi bir engelle karşılaşılmayıp bütün

belediyecilik hizmetlerinden de yararlanıldığı dikkate alındığında binanın

kullanımının başvurucu açısından Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil

ettiği açıktır (Benzeri yönde bkz. Ayşe

Öztürk, B. No: 2013/6670, 10/6/2015, § 85; İrfan Öztekin, B. No: 2014/19140,

5/12/2017, §§ 43-45).

33. Anayasa’nın anılan maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve

yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma ve ondan tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı

verir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.

No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, mülkün

semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden

herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, § 53).

34. Somut olayda Belediye tarafından yürütülen yol açma

çalışması sırasında başvurucuya ait bina tazminat ödenmeksizin yıkılmıştır. Bu bağlamda

kamu makamlarının doğrudan yürütmekte olduğu bir faaliyet sırasında

başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale söz konusudur.

35. Mülkiyet hakkı yönünden şikâyet edilen temel husus taşınmaz

üzerindeki yapının tazminat ödenmeksizin yıkılmasına ilişkindir. Başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan bu

müdahale, mülkiyetten yoksun bırakma niteliği taşımadığı gibi mülkiyetin kamu

yararına kullanımının kontrolü veya düzenlenmesi gibi bir amacı da

içermemektedir. Dolayısıyla müdahalenin mülkiyetten

barışçıl yararlanma hakkına saygıya ilişkin birinci kural

çerçevesinde incelenmesi gerekir.

36. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş,

bu hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği

öngörülmüştür (Recep Tarhan ve Afife Tarhan,

§ 62).

37. Somut olayda Mahkeme, ruhsatsız yapıların yıkılmasının idare

açısından yasal bir hak ve sorumluluk olduğunu vurgulamıştır. Bu itibarla

başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin yasal dayanağını 3194 sayılı

Kanun'un 32. maddesi oluşturduğundan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı

değerlendirilmiştir.

38. Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı ancak kamu

yararı amacıyla sınırlanabilir. 3194 sayılı Kanun'un amacı çerçevesinde imar

yollarının açılması ve düzenlenmesi sırasında imar yolunda kalan yapıların

ruhsatı olmadığı gerekçesiyle yıkılmasının kamu yararına dayalı meşru bir

amacının bulunduğu kabul edilmiştir.

39. Ancak mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı

amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülü olması gerekir. Ölçülülük

ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının sınırlandırılması hâlinde elde

edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin

kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun şahsi olarak aşırı bir

yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır. Müdahalenin

ölçülülüğünü değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir taraftan ulaşılmak istenen

meşru amacın önemini ve diğer taraftan müdahalenin niteliğini, başvurucunun ve

kamu otoritelerinin davranışlarını da gözönünde

tutarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif Güven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017,

§§ 58, 60).

40. Başvuru konusu olayda başvurucu, binanın kaçak yapı

niteliğinde olmamasına rağmen alınan yıkım kararının hukuka aykırı olduğundan

ve binanın bedel ödenmeksizin yıkılmasından yakınmaktadır. Dolayısıyla

başvurucunun temel şikâyeti binanın yıkılması nedeniyle oluşan zararların

giderilmesi talebine yöneliktir. Bu bakımdan başvurucunun belirtilen

şikâyetleri yönünden etkili bir başvuru yolunun olup olmadığının

değerlendirilmesi gerekir.

41.Somut olayda başvurucunun yıkım kararının iptali istemiyle açmış

olduğu dava derece mahkemelerince idari işlemin hukuka aykırı olmadığı

gerekçesiyle reddedilmiştir. Ne var ki imar yollarının açılması ve

düzenlenmesindeki kamu yararı amacı ile başvurucunun mülkiyet hakkının

korunması arasında olması gereken adil denge, ancak başvurucuya tazminat

ödenmesi veya zararın başka yollarla telafi edilmesi şartıyla sağlanabilir. Bu

bağlamda yıkım işlemiyle oluşan zararın tazmini amacıyla idari yargı mercileri

önünde açılabilecek tam yargı davasının etkili ve erişilebilir olduğu konusunda

tereddüt bulunmamaktadır.

42.Sonuç olarak başvurucu tarafından bahsedilen hukuk yoluna

müracaat edildiğine dair herhangi bir bilgi veya belgenin bireysel başvuru

dosyasına sunulmadığı görülmektedir. Bu bağlamda mülkiyet hakkının ihlali iddiası

kapsamında uğranılan zararların giderilmesi şikâyetleri yönünden başvuru

yollarının usulünce tüketildiği söylenemez. Dolayısıyla etkin ve erişilebilir

bir çözüm imkânı sunan bu hukuk yoluna başvurulmaksızın yapılan başvuruların

incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği mümkün

değildir.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

11/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Eşref Uğur ŞENOL

Başvurucu

:

Bayram ÜSTÜNDAĞ

Vekili

:

Av. Adem

ALTUNDAĞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/18510, 11 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 40687/98, 1/7/2004; Güngör/Türkiye
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Altundağ
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/18510
Tarih
11 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Cevahir Yüce Başvurusu (B. No: 2015/999)
  • Öner Çalışkan Başvurusu (B. No: 2016/15774)
  • Mustafa Taş Başvurusu (B. No: 2017/23968)
  • Hüseyin Şen Başvurusu (B. No: 2015/17800)
  • Mustafa Karaarslan Başvurusu (B. No: 2015/9414)
  • Semih Altınyuva Başvurusu (B. No: 2015/13100)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.