İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Taş Başvurusu (B. No: 2017/23968)

1. Başvuru, işyeri denetimi neticesinde mevzuata aykırılık

Başvuru No2017/23968Tarih31 Ekim 2018Okuma25 dk · 5.078 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Taş Başvurusu

Karar tarihi
31 Ekim 2018
Başvuru Numarası
2017/23968
R.G. Tarih ve Sayı
27/11/2018-30608
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.078 kelime·25 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, işyeri denetimi neticesinde mevzuata aykırılık

gerekçesine dayalı olarak idari para cezası verilmesi nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/4/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. İdari Para Cezası

Verilmesi Süreci

9. Başvurucu, otogaz ticareti ile

iştigal etmektedir. Başvurucuya ait, Gaziantep Nizip yolu Taşlıca mevkiinde faaliyet

gösteren otogaz istasyonunda 31/12/2012 tarihinde

kolluk görevlilerince idari bir denetim yapılmıştır. Bu denetim sonucu

düzenlenen aynı tarihli tutanakta, istasyonda park hâlinde bulunan bir aracın

içinde büyük boy bir mutfak tüpü görüldüğü belirtilmiştir. Bu durumdan

şüphelenilmesi üzerine otogaz istasyonunda çalışan M.S.K.nın montunda şişlik

olduğunun görüldüğü, şahsın üstü kontrol edildiğinde bir adet tahmini 30 cm uzunluğunda pompadan tüpe gaz basımında

kullanıldığı değerlendirilen aparat bulunduğu tespit edilmiştir. Bu

tutanak, bahsi geçen çalışan ve ilgili araç sahibince de imzalanmıştır.

10. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) 24/1/2013 tarihinde

başvurucunun savunmasının alınmasına karar vermiştir. Başvurucu, savunmasında otogaz istasyonunda sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) tüpü

doldurduğuna dair herhangi bir tespit yapılamadığını belirtmiştir. Başvurucu,

konu hakkında düzenlenen tutanağın ise yeterli bilgiler içermediğini

savunmuştur.

11. EPDK 16/5/2013 tarihinde başvurucuya 339.814 TL idari para

cezası vermiştir. Kararın gerekçesinde, kolluk görevlilerince düzenlenen

tutanaktaki tespitlere yer verilmiştir. Buna göre başvurucuya ait otogaz istasyonunda mutfak tüpüne dolum yapılması için

kullanılacak aparatın tespit edilerek fotoğrafının çekildiği vurgulanmıştır.

Kararda başvurucunun eyleminin 2/3/2005 tarihli ve 5307 sayılı Kanun'un 7.

maddesinin ikinci fıkrasının (4) numaralı bendine aykırı olduğu belirtilmiştir.

EPDK sonuç olarak aynı Kanun'un 16. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin

(1) numaralı alt bendi uyarınca cezanın verildiğini belirtmiştir.

B. İdari Para Cezasına

İtiraz Süreci

12. Başvurucu, idari para cezasına karşı 2/10/2013 tarihinde

EPDK aleyhine Ankara 8. İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Dava

dilekçesinde, işyerinde LPG dolumuna yarayan aparat

bulundurulmasının söz konusu olmadığını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca çalışanı

üzerinde bulunan aletin gerçekten tüp dolumuna

yaradığına yönelik bir inceleme yapılmadığını, denetimi yapan kolluk görevlilerinin

bu konuda ehil kişiler olmadığını belirtmiştir. Başvurucu, bunun yanında ön

araştırma ve soruşturma yapılmaksızın idari para cezası verilemeyeceğini de

ifade etmiş; davaya konu işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini

talep etmiştir.

13. Mahkeme 27/5/2014 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinde, başvurucuya ait otogaz

istasyonunda idarece yapılan denetim sonucunda LPG dolumuna

yarayan tüp dolum aparatı tespit edildiğine vurgu yapılmıştır. Mahkemeye göre başvurucunun

bu eylemi 5307 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasının (4) numaralı

bendine aykırılık teşkil etmektedir. Diğer taraftan Mahkeme; başvurucunun ön

araştırma ve soruşturma yapılmaması şikâyeti yönünden ise olayda idari para

cezası verilmesi için böyle bir soruşturma yapılmasının zorunlu olmadığını,

olayın bir soruşturmaya gerek duyulmayacak biçimde açık olduğunu belirtmiştir.

Mahkeme bu sebeplerle başvurucunun 5307 sayılı Kanun'un 16. maddesinin ikinci

fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendine göre cezalandırılmasına

ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varmıştır.

14. Başvurucunun temyiz ettiği karar Danıştay Onüçüncü Dairesinin 20/11/2014 tarihli kararı ile bozma

sebeplerinden birinin bulunmadığı gerekçesine dayanılarak onanmıştır.

Başvurucunun karar düzeltme istemi talebi de aynı Dairenin 19/1/2017 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

15. Nihai karar, başvurucu vekiline 28/3/2017 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 27/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Mevzuat Hükümleri

17. 5307 sayılı Kanun’un "Otogaz bayileri" kenar başlıklı 7.

maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Otogaz bayileri;

...

4) Otogaz istasyonlarında

LPG tüpü dolumu ve satışı yapmamak, LPG tüpü dolumuna

yarayan hiçbir alet, makine ve teçhizatı istasyon dahilinde bulundurmamak,

...

ile yükümlüdür.”

18. 5307 sayılı Kanun’un "İdari

para cezaları" kenar başlıklı 16. maddesinin ikinci fıkrasının

(b) bendi şöyledir:

“b) Aşağıdaki hâllerde sorumlulara ikiyüzellibin

Türk Lirası idarî para cezası verilir:

1) 5, 6 ve 7 nci madde hükümlerinin ihlâli.

...”

19. 5307 sayılı Kanun'un

"Ön araştırma, soruşturma ve dava hakkı" kenar başlıklı

18. maddesi şöyledir:

"Kurul, re’sen

veya kendisine intikal eden ihbar veya şikâyetler üzerine doğrudan soruşturma

açılmasına ya da soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının tespiti için ön

araştırma yapılmasına karar verir.

Ön araştırma ve soruşturmada takip edilecek usûl ve esaslar, Kurum tarafından yürürlüğe konulacak

yönetmelikle düzenlenir.

(Değişik

üçüncü fıkra: 2/7/2012-6352/68 md.) İdari yaptırım

kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurul kararlarına

karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır."

2. Anayasa Mahkemesi

Kararları

20. Anayasa Mahkemesinin 7/4/2016 tarihli ve E.2015/109,

K.2016/28 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"14. Kanun’un 8. maddesinin ikinci

fıkrasının (a) bendinde, bayilerin lisanslarının devamı süresince, bayisi

olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt

ikmali yapmaları yasaklanmış, itiraz konusu kuralla da yasaklanan bu eylemi gerçekleştiren

sorumluların sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası ile

cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır.

...

18. Kanun koyucu, petrol piyasası

faaliyetlerinin sağlıklı ve düzenli şekilde yürütülebilmesi amacıyla bayilere,

bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden

akaryakıt ikmali yapmamalarına ilişkin getirdiği yükümlülüğün ihlal edilmesi

hâlinde itiraz konusu kuralla idari para cezası öngörmüş olup kural, kabahat

sayılan eylemin işlenmesini önlemeye yönelik “caydırıcılık” fonksiyonunu yerine

getirmektedir.

19. Petrol piyasasında faaliyette bulunan

aktörlerin eylemlerinden dolayı petrol piyasasının bozulmaması ve piyasadaki

faaliyetlerin şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı şekilde yürütülebilmesi amacıyla

bayilere bu şekilde yükümlülük getirilmesi ve bu yükümlülüğü ihlal eden

bayilerin idari para cezasıyla cezalandırılmaları kanun koyucunun takdir hakkı

kapsamında kalmaktadır. Bununla birlikte kanun koyucunun, takdir hakkı

kapsamında öngördüğü yaptırımın, adil ve hakkaniyete uygun olması

gerekmektedir.

20. Özel bir faaliyet alanında kamu düzenini

korumak veya belli bir sektörü düzenlemek amacıyla ilgili kanunlarda özel

olarak yetkilendirilmiş idari makamlar tarafından verilen idari cezalar “regülatif cezalar” olarak ifade edilmektedir. Bağımsız

idari otoritelerden olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından özel

kolluk veya düzenleme yetkileri kapsamında verilen idari cezalar da bu

kategoriye girmektedir.

21. Regülatif idari

para cezalarının meblağları yüksek olduğundan muhatapları üzerinde çok ağır

sonuçlar doğurabilmekte olup bu idari para cezalarının çoğunlukla nispi veyahut

alt ve üst sınır gösterilmek suretiyle düzenlendiği görülmektedir.

22. İtiraz konusu kuralda bayilerin bağlı

bulundukları dağıtıcı haricinde başka dağıtıcılardan veya onların bayilerinden

akaryakıt ikmal etmeleri durumunda öngörülen idari para cezası“regülatif idari para cezası” niteliğinde maktu

olarak düzenlenmiştir. Bu cezada, işletmelerin ekonomik büyüklüğü ve sınıfına

ilişkin herhangi bir kademelendirme yapılmadığı görülmektedir. Buna göre, tek

pompa ile faaliyet gösteren ve idari para cezası miktarı kadar yıllık cirosu

bulunmayan bir akaryakıt istasyonu ile büyük ölçekteki akaryakıt istasyonunu

işletenler açısından yükümlülüğün ihlali halinde verilecek ceza miktarı aynı

olmakla birlikte, para cezasının miktarının yüksek olması göz önüne alındığında

tek pompa ile faaliyet gösteren ve cirosu yüksek olmayan akaryakıt bayisi için

verilen ceza daha ağır sonuçlar doğurabilmektedir.

23. Diğer taraftan, bayilerin bağlı

bulundukları dağıtıcı haricinde başka dağıtıcılardan veya onların bayilerinden

akaryakıt ikmal etmeleri durumunda maktu idari para cezası ile

cezalandırılmalarının öngörülmesi nedeniyle, idari para cezası uygulanırken

fiilin işleniş şekli, diğer bir ifadeyle akaryakıtın ikmalinin ne şekilde

yapıldığı, failin kusur durumu başka bir ifadeyle bayinin fiili kasıtla veya

taksirle işleyip işlemediği ve ikmal edilen akaryakıtın miktarı gibi hususlarda

dikkate alınamamaktadır.

24. Bu itibarla bayilerin bağlı bulundukları

dağıtıcı haricinde başka dağıtıcılardan veya onların bayilerinden akaryakıt

ikmal etmeleri hâlinde fiilin haksızlık içeriği, bayilerin kusur durumu dikkate

alınmadan, ekonomik büyüklüklerine ve sınıflarına göre adil bir denge

gözetilmeden, itiraz konusu kuralla ölçülü ve makul olmayan idari para cezası

ile cezalandırılmaları, hukuk devletinin gereği olan “adalet” ve “hakkaniyet”

ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

25. Açıklanan nedenlerle kural, Kanun’un 8.

maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa’nın 2. maddesine

aykırıdır. İptali gerekir."

21. Anayasa Mahkemesinin 12/10/2016 tarihli ve E.2015/73,

K.2016/161 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"13. Kanun’un 3. maddesinin birinci

fıkrasında LPG taşıma faaliyeti yapmak için lisans alınmasının zorunlu olduğu

düzenlenmiş, itiraz konusu kuralla da LPG taşıma faaliyetinin lisans

alınmaksızın yapılması halinde sorumlulara beşyüzbin

Türk Lirası idarî para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır.

14. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk

devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren,

eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni

kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan

kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla

kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

15. Hukuk devletinde ceza hukukuna ilişkin

düzenlemelerde olduğu gibi idarî yaptırımlar açısından da hangi eylemlerin

kabahat sayılacağı, bunlara uygulanacak yaptırımın türü ve ölçüsü, yaptırımın

ağırlaştırıcı ve hafifleştirici nedenlerinin belirlenmesi gibi konularda kanun

koyucu takdir yetkisine sahiptir. Bununla birlikte kanun koyucunun, takdir

hakkı kapsamında öngördüğü yaptırımın, adil ve hakkaniyete uygun olması

gerekmektedir.

16. Kanun’un genel ve madde gerekçeleriyle

yasama sürecindeki tartışmalardan, kanun koyucunun, sıvılaştırılmış petrol

gazının (LPG) güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içinde kullanıcılara

sunulmasını, faaliyetlerin şeffaf, güvenli ve istikrarlı bir şekilde

sürdürülmesini ve bu kapsamda etkili bir denetim sisteminin kurulması ile

caydırıcı cezalar getirilmesini hedeflediği anlaşılmaktadır.

17. Kanun koyucunun, kamu can ve mal güvenliği

açısından tehlike arz eden LPG’nin teknik gerekliliklere ve mevzuata uygun

olarak güvenli bir biçimde taşınmasını sağlamak üzere bu faaliyet için lisans

alınmasını zorunlu kıldığı ve bu yükümlülüğün ihlali halinde uygulanacak

yaptırımı maktu idarî para cezası olarak belirlediği görülmektedir. Kanun

koyucunun takdir yetkisi kapsamında söz konusu fiilleri kabahat olarak

belirlemesinin ve bunun karşılığında idarî cezalar öngörmesinin, kamu yararını

sağlamaya yönelik olduğu açıktır.

18. Kanun’un 16. maddesinde, idarî para

cezasını gerektiren filler ağırlık derecelerine göre gruplandırılarak ihlalin

önemine göre farklı idarî para cezaları öngörülmüştür. Kanun koyucunun, LPG

piyasasında yürütülecek faaliyetler için lisans alınmasına Kanun’un diğer bazı

hükümlerine göre daha çok önem atfettiği ve cezaları, caydırıcılık fonksiyonunu

yerine getirebileceğini takdir ettiği maktu cezalar olarak düzenlediği

anlaşılmaktadır.

19. Kanunla yapılan düzenlemelerin etkili bir

şekilde hayata geçirilebilmesi bakımından, öngörülen yükümlülüklerin yerine

getirilmesini sağlamak ve yasaklanan fiillerin işlenmesini önlemek için hangi

tür ve ölçekte idarî yaptırım uygulanacağı kanun koyucunun takdir

yetkisindedir. Maktu olarak belirlenen idarî para cezaları, cezayı gerektiren

fiili işleyenlerin üzerinde, ekonomik durumlarına göre farklı etkiler

doğurabilirse de bu durumun adalet ve hakkaniyet ilkelerine aykırılık

oluşturduğu söylenemez. Kanun koyucunun, takdir yetkisine kapsamında fiilin

meydana getireceği neticeleri de dikkate alarak düzenlediği itiraz konusu

kuralda hukuk devleti ilkesi ile çelişen bir yön bulunmamaktadır.

20. Açıklanan nedenlerle kural, Kanun’un 3.

maddesinde yer alan LPG’nin “taşınması” yönünden Anayasa’nın 2. maddesine

aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

...

23. Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrasının

(4) numaralı bendinde, otogaz bayilerinin, otogaz istasyonlarında LPG tüpü dolumu ve satışı yapmamak,

LPG tüpü dolumuna yarayan hiçbir alet, makine ve

teçhizatı istasyon dâhilinde bulundurmamak ile yükümlü olduğu düzenlenmiş,

itiraz konusu kuralla bu yükümlülüğün ihlali halinde ikiyüzellibin

Türk Lirası idarî para cezası verilmesi öngörülmüştür.

24. Kanun koyucunun, LPG otogaz

satışı ile LPG tüpü satışı faaliyetlerini iki ayrı piyasa olarak düzenlediği,

kamu can ve mal güvenliği açısından tehlike arz eden bu faaliyetlerin her

birine özgü teknik düzenlemeler getirdiği, bu kapsamda otogaz

bayilerinde LPG tüpü satış ve dolumunu yasakladığı ve

bu yasağın ihlali halinde uygulanacak yaptırımı maktu idarî para cezası olarak

belirlediği görülmektedir. Kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında söz konusu

fiilleri kabahat olarak belirlemesinin ve bunun karşılığında idarî cezalar öngörmesinin,

kamu yararını sağlamaya yönelik olduğu açıktır.

25. 5307 sayılı Kanun’un, 5728 sayılı Kanun’un

569. maddesiyle değiştirilen 16. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer

alan “Aşağıdaki hâllerde sorumlulara beşyüzbin Türk

Lirası idarî para cezası verilir:” ibaresinin 5307 sayılı Kanun’un 3.

maddesinde yer alan LPG’nin “taşınması” yönünden incelenmesi bölümünde

belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.

26. Açıklanan nedenlerle kural, Kanun’un 7.

maddesinin ikinci fıkrasının (4) numaralı bendi yönünden Anayasa’nın 2.

maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir."

B. Uluslararası Hukuk

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), ister suç

gelirlerinin elde edilmesinin önüne geçilmesi için müsadere olarak uygulansın

isterse de doğrudan uygulansın para cezalarının veya kazanç müsaderesinin

mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini kabul etmektedir. AİHM, bu suretle

yapılan müdahalenin sözleşme'ye ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesinin ikinci paragrafı kapsamında mülkiyetin

kullanılmasının kontrolüne ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi

gerektiği görüşündedir (Butler/Birleşik Krallık (k.k.),

B. No: 41661/98, 27/6/2002; Phillips/Birleşik Krallık, B. No: 41087/98,

5/7/2001, §§ 50, 51; Konstantin Stefanov/Bulgaristan, B. No: 35399/05,

27/10/2015, §§ 57, 58).

24. Konstantin Stefanov/Bulgaristan kararına konu olayda

başvurucu avukatın ücreti yetersiz bulması nedeniyle zorunlu müdafii olmayı reddederek duruşmadan ayrılması üzerine ceza

mahkemesince başvurucu avukata yaklaşık 260 euro

tutarında para cezası verilmiştir. AİHM, şikâyet edilen cezaya konu paranın

mülk teşkil ettiğini ve bu para cezasının uygulanmasının da mülkiyet hakkına

müdahale teşkil ettiğini belirtmiştir (Konstantin

Stefanov/Bulgaristan, § 57). AİHM'e göre, uygulanan para cezası Sözleşme'nin anlamında

bir yaptırım teşkil etmektedir.

Bu sebeple müdahale; taraf devletlere yaptırımların ödenmesini sağlamak için

mülkiyetin kullanımını, kontrol yetkisi tanıyan Sözleşme'ye

ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ikinci paragrafı çerçevesinde

değerlendirilmiştir (Konstantin Stefanov/Bulgaristan, § 58).

25. AİHM para cezasının açık, öngörülebilir ve ulaşılabilir

mahiyette bir kanuna dayandığını, yargılamanın etkin ve gecikmeden sürdürülmesi

yönünde kamu yararına dayalı meşru bir amacının da bulunduğunu tespit etmiştir

(Konstantin Stefanov/Bulgaristan,

§§ 63, 64). AİHM, ölçülülük yönünden yaptığı değerlendirmede ise

farklı unsurları değerlendirmiştir. Kararda, duruşmanın geçerli bir neden

olmaksızın tehir edilmesinin mahkemelerden garanti altına alması istenen adalet sisteminin düzgün işlemesine bir

engel teşkil ettiği vurgulanmıştır. AİHM, caydırıcı bir etkinin sağlanması için

parasal bir cezanın uygulanabileceğini belirtmiş ve bu alanda devletlerin geniş

bir takdir yetkisi olduğuna dikkat çekmiştir. AİHM bu bağlamda en önemli

güvencenin ise başvurucuya uygulanan cezaya karşı itiraz edebilme hakkının

tanınması olduğunu ve somut başvuruda ise başvurucuya uygulanan cezaya ilişkin

karar verme usulünün keyfî olduğunun ortaya konulamadığını belirtmiştir. AİHM

son olarak başvurucuya verilen para cezasının üst sınırdan uygulanmakla beraber

aşırı veya orantısız olmadığını değerlendirmiş, başvurucunun mülkiyet hakkı ile

kamu yararı arasında olması gereken adil dengenin bozulmadığı sonucuna

varmıştır (Konstantin Stefanov/Bulgaristan,

§§ 65-70).

26. AİHM, ceza olarak değerlendirdiği suç gelirlerinin

müsaderesine ilişkinPhillips/Birleşik Krallık kararında da benzer

değerlendirmeler yapmıştır. Bu olayda ceza mahkemesince başvurucunun uyuşturucu

kaçakçılığı suçundan elde ettiği düşünülen gelirlerinin toplamı olan 91.400

sterlin tutarındaki paranın müsaderesine, bu paranın ödenmediği durumda ise iki

yıl süreli hapis cezasının infazına karar verilmiştir. AİHM bu cezanın

başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini, bu sebeple Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin olayda

uygulanabilir olduğunu belirtmiştir (Phillips/Birleşik Krallık, § 50). AİHM, ceza mahkemesinin kazanç

müsaderesine ilişkin kararının Sözleşme anlamında bir yaptırım/ceza olduğunu vurgulamıştır (Phillips/Birleşik Krallık, § 51). Mahkemeye göreSözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ikinci

paragrafı taraf devletlere bu alanda geniş bir takdir yetkisi tanımakta olup

uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadele anlamında böyle bir tedbirin uygulanmasının

caydırıcı etkisine dikkat çekilmiştir (Phillips/Birleşik Krallık, § 52). AİHM, tedbirin yalnızca suçtan

elde edilen gelirler ile sınırlı olduğunu ve yargılamada başvurucuya etkin bir

itiraz hakkının tanındığını gözeterek karşılaştırılan meşru amaca göre

müdahalenin ölçülü olduğu sonucuna varmıştır (Phillips/Birleşik Krallık, §§ 53,54).

27. Ismayilov/Rusya (B. No: 30352/03, 6/11/2008)

kararına konu olayda Bakü’de annesinden intikal eden evi satan başvurucu,

yanında taşıdığı para miktarını (21.348 ABD doları) gümrük makamlarına eksik

(48 ABD doları olarak) bildirmiştir. Rus kanunlarına göre 10.000 ABD doları

üzerindeki para miktarı gümrüğe bildirilmelidir. Başvurucuya bildirim

yükümlülüğüne uymama suçundan şartlı tahliye koşuluyla altı ay hapis cezası

verilir ve ayrıca el konulan paranın tamamının müsaderesine karar verilir. AİHM

müsadere tedbiriyle ilgili istikrarlı yaklaşımına değinmiş ve müdahalenin

mülkiyetten yoksun bırakma içerse dahi Sözleşme'ye ek

1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ikinci paragrafı kapsamında mülkiyetin

kullanımının kontrolü mahiyeti taşıdığını belirtmiştir (Ismayilov/Rusya, §§ 28-30).

28. AİHM kamu yararı bakımından korunan hukuki menfaatin ise

gümrük makamlarına bildirim yükümlülüğüne uyulmasını sağlamak olduğunu vurgulamıştır(Ismayilov/Rusya, §

33). AİHM; başvurucuya herhangi bir suç isnadında bulunulmadığı ve olayda

müsadere tedbirinin kara paranın aklanması, terörizmin finansmanı, uyuşturucu

kaçakçılığı, vergi kaçırma veya başka suç faaliyetleri kapsamında uygulanmadığı

tespitlerine yer vermiştir. Buna göre belirli bir miktarın üzerinde nakit

parayı yanında taşımış olan başvurucu, sadece gümrük makamlarına yanında

taşıdığı bu parayı eksik bildirmekten ötürü sorumlu tutulmuştur. AİHM

bildirilmeyen paranın meşru yollardan elde edildiğini ve bu paranın

bildirilmemesinin kamuya olan zararının ise oldukça az olduğunu vurgulamıştır.

Bununla birlikte müsadere tedbirinin sadece zararın tazmini amacıyla değil aynı

zamanda caydırıcı ve cezalandırıcı bir yönünün de bulunduğu kabul edilmiştir.

Ancak olayda ise başvurucunun zaten bildirim yükümlülüğüne uymadığı için şartlı

tahliye koşuluyla hapis cezası aldığına dikkat çekilmiştir. AİHM'e

göre yalnızca bildirim yükümlülüğüne uyulmamasından dolayı ceza da almışken

ayrıca müsaderenin uygulanması ölçüsüz olup başvurucuya aşırı ve olağan dışı

bir külfet yüklemektedir (Ismayilov/Rusya, §§ 37, 38).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 31/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucu, otogaz istasyonunda

yapılan denetimde tespit edilen nesnenin gerçekten tüp dolumunda

kullanılıp kullanılmadığının anlaşılamadığını belirtmiştir. Başvurucu bu

sebeple idari para cezasına dayanak olarak gösterilen tüp dolumu yapıldığına

dair hiçbir şüpheye yer bırakmayan açık bir tespitin bulunmadığını öne

sürmüştür. Başvurucuya göre bu hususun ön araştırma ve soruşturma yapılarak

belirlenmesi gerekirken derece mahkemeleri bir ön kabule ve yoruma dayalı

olarak itirazlarını göz ardı etmiştir. Başvurucu son olarak verilen idari para

cezasının miktarının son derece yüksek olduğundan yakınmıştır. Başvurucu, bu

gerekçelerle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

31. Bakanlık görüşünde, Anayasa Mahkemesinin norm denetimi

kapsamında verdiği karara atıf yapılarak para cezaları alanında devletin takdir

yetkisine işaret edilmiş ve başvurucuya yüklenen özel ve orantısız aşırı bir

yükten söz edilemeyeceği bildirilmiştir.

B. Değerlendirme

32. Anayasa’nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun yukarıda yer verilen

şikâyetlerinin özü, başvurucunun kanuna aykırı eylemi sebebiyle idari para

cezası verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlali iddiasına ilişkindir. Bu

nedenle başvurucunun belirtilen ihlal iddialarının tümü mülkiyet hakkı

kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı

35. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet

hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal

varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).

Somut olayda idari para cezasına hükmedilmesi neticesinde başvurucudan tahsil

edilen, belirtilen tutardaki paranın başvurucunun mal varlığına dâhil

olduğundan verilen idari para cezasıyla yoksun bırakılan bu paranın başvurucu

açısından mülk teşkil ettiği

açıktır.

b. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

36. Başvuru konusu olayda başvurucunun idari para cezası ile

cezalandırılması yoluyla yapılan müdahalenin mülkten yoksun bırakılmasına yol açmakla

mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği kuşkusuzdur.

37. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer verilmiş, ikinci

fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi

belirlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangi

koşullarda sınırlanabileceği belirlenmekle aynı zamanda mülkten yoksun bırakmanın şartlarının

genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının

kullanımının toplum yararına aykırı olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle

devletin mülkiyetin kullanımını kontrol etmesine ve düzenlemesine imkân

sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazı maddelerinde de devlet tarafından

mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca

belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin düzenlenmesi,

mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §§

55-58).

38. Otogaz istasyonları için

belirlenen yükümlülüklerden birine uymadığı tespit edildiği için başvurucuya

idari para cezası uygulanmıştır. Dolayısıyla müdahaleyle otogaz

istasyonlarının belirli bazı yükümlülükleri yerine getirmesi ve bu kurallara

uymayanların ise yaptırıma tabi tutulması, böylece otogaz

sektörünün düzenlenmesi ve kontrol edilmesi amaçlanmaktadır. Bu durumda

başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin mülkiyetin kamu yararına

kullanımının kontrolüne veya düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesinde

incelenmesi gerekir.

c. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

39. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

40. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep Tarhan

ve Afife Tarhan, § 62).

i. Kanunilik

41. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç

hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların

bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş

Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44).

42. Somut olayda otogaz istasyonunda

LPG tüpü dolumuna yarayan bir araç bulundurduğu

gerekçesiyle 5307 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrası ile 16.

maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca başvurucuya idari para cezası

verilmiştir.21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun

7. maddesinin ikinci fıkrasında otogaz bayilerinin

istasyonlarda LPG tüpü dolumu ve satışı yapmamak, LPG tüpü dolumuna

yarayan hiçbir alet, makine ve teçhizatı istasyon dâhilinde bulundurmamak ile

yükümlü olduğu belirtilmiştir. 5607 sayılı Kanun'un 16. maddesinin ikinci

fıkrasının (b) bendinde de bu maddedeki yükümlülüğün ihlali durumunda idari

para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır.

43. Dolayısıyla söz konusu Kanun hükümlerinin açık, ulaşılabilir

ve öngörülebilir mahiyette olduğu dikkate alındığında başvurucunun mülkiyet

hakkına yapılan müdahalenin kanuna dayalı olduğu kuşkusuzdur.

ii. Meşru Amaç

44. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,

mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılmasına

imkân vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkının

kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda bir

sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §

53).

45. 5307 sayılı Kanun'un genel ve madde gerekçeleriyle yasama

sürecindeki tartışmalardan kanun koyucunun LPG'nin güvenli ve ekonomik olarak

rekabet ortamı içinde kullanıcılara sunulmasını, faaliyetlerin şeffaf, güvenli

ve istikrarlı bir şekilde sürdürülmesini ve bu kapsamda etkili bir denetim

sisteminin kurulması ile caydırıcı cezalar getirilmesini hedeflediği

anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun LPG otogaz satışı

ile LPG tüpü satışı faaliyetlerini iki ayrı piyasa olarak düzenlediği, kamu can

ve mal güvenliği açısından tehlike arz eden bu faaliyetlerin her birine özgü

teknik düzenlemeler getirdiği, bu kapsamda otogaz

bayilerinde LPG tüpü satış ve dolumunu yasakladığı,

bu yasağın ihlali hâlinde uygulanacak yaptırımı maktu idari para cezası olarak

belirlediği görülmektedir. Kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında söz konusu

fiilleri kabahat olarak belirlemesinin ve bunun karşılığında idari cezalar

öngörmesinin kamu yararını sağlamaya yönelik olduğu açıktır (AYM, E.2015/73,

K.2016/161, 12/10/2016, §§ 17, 24).

46. Dolayısıyla toplum ve çevre sağlığı ile can, mal ve çevre

güvenliği açısından büyük önem taşıyan LPG faaliyetlerinin izin, ruhsat,

denetim ve kontrol işlemleri çerçevesinde bazı yükümlülükler öngörülerek bu

yükümlülüklere uyulmamasının yaptırıma tabi tutulmasında kamu yararı amacının

bulunduğu kuşkusuzdur. Ayrıca bu yaptırımların kanuna aykırı benzeri fiillerin

tekrar işlenmesinin önüne geçilmesi bağlamında caydırıcı bir yönü de

bulunmaktadır. Son olarak otogaz istasyonlarında LPG

tüpü dolumu yapılmamasına izin verilmemesinin kullanım alanlarına göre piyasa

işleyişinin düzenlenmesi gibi bir amacının olduğuna da dikkati çekmek gerekir.

Bu sebeplerle başvuruya konu müdahalenin kamu yararına dayalı meşru bir

amacının olduğu kuşkusuzdur.

iii. Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

47. Son olarak başvurucunun mülkiyet hakkına kamu makamlarınca

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek

için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığı

değerlendirilmelidir.

48. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §

38).

49. Mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin Anayasa'nın 13. ve

35. maddelerine göre ölçülü olabilmesi için her şeyden önce bu tedbirin

öngörülen kamu yararı amacını gerçekleştirmeye elverişli olması zorunludur.

Diğer taraftan müdahalede bulunulurken takip edilen kamu yararı amacını

gerçekleştirmeye en uygun aracın seçilmesi gerekmektedir. Bu alanda hangi

araçların tercih edileceği ise öncelikli olarak daha isabetli karar verebilecek

konumda olan ilgili kamu makamlarının yetkisindedir. Bu nedenle hangi aracın

tercih edileceğinin belirlenmesi hususunda idarelerin belli ölçüde takdir

yetkisi bulunmaktadır. Ne var ki seçilen aracın gerekliliğine ilişkin olarak

idarelerin sahip olduğu takdir yetkisi sınırsız değildir. Tercih edilen aracın

müdahaleyi ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağırlaştırması

durumunda Anayasa Mahkemesince müdahalenin gerekli olmadığı sonucuna ulaşılması

mümkündür. Ancak Anayasa Mahkemesinin bu kapsamda yapacağı denetim, seçilen

aracın isabet derecesine yönelik olmayıp hak ve özgürlükler üzerinde

oluşturduğu müdahalenin ağırlığına dönüktür (Bazı değişikliklerle birlikte bkz.

Hamdi Akın İpek, B. No:

2015/17763, 24/5/2018, § 108; Hanife Ensaroğlu, B. No: 2014/14195, 20/9/2017, § 67).

50. Ayrıca ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine

ilişkin kurallar ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkin

kuralları başta olmak üzere ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve

ekonomik hayatın gereksinmeleri gözönüne alınarak

saptanacak ceza politikasına göre belirlenir. Kanun koyucu; cezalandırma

yetkisini kullanırken toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür

ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya

hafifletici sebep olarak kabul edilebileceği ve ceza sistemini tamamlayan

müesseseler konusunda takdir yetkisine sahiptir (AYM, E.2013/24, K.2013/133,

14/11/2003).

51. Bununla birlikte orantılılık ilkesi gereği kişilerin

mülkiyet hakkının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı

ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil

denge, başvurucunun şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi

durumunda bozulmuş olacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken

Anayasa Mahkemesi; bir taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer

taraftan da müdahalenin niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin

davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya

yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Bazı değişikliklerle birlikte bkz. Arif Güven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017,

§§ 58, 60).

52. Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvenceden

söz etmemektedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamda

korunabilmesi bakımından bu madde, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da

ifade edildiği üzere mülk sahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da

makul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu

makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması

güvencesini kapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe

bakılarak yapılmalıdır (Züliye Öztürk, B. No: 2014/1734, 14/9/2017, §

36; Bekir Yazıcı [GK], B. No:

2013/3044, 17/12/2015, § 71).

53. El koyma veya müsadere gibi tedbirler yoluyla ya da para

cezası uygulanmak suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin bireyin

menfaatleri ile kamunun yararı arasında olması gereken adil dengeyi bozmaması

için malikin davranışı ile kanunun ihlali arasında uygun bir illiyet bağının

olması, başvurucunun müdahaleye yönelik iddia ve savunmalarının ilgili idari ve

yargısal makamlarca makul biçimde karşılanması, ayrıca her

hâlde iyi niyetli malikin zararının ise tazmini gerekmektedir. Bu

gerekliliklere uyulduğu takdirde mülkiyet hakkına yapılan müdahale ölçülü

olacaktır (Züliye Öztürk, § 64).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

54. Başvurucuya idari para cezası verilmesinin otogaz istasyonunda LPG tüpü dolumunun

engellenmesini sağlamaya yönelik olduğu dikkate alındığında müdahalenin söz

konusu kamu yararı amacını gerçekleştirmeye elverişli olduğunda şüphe

bulunmamaktadır. İkinci olarak başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan

müdahalenin gerekli olup olmadığı irdelenmelidir. Olayda takip edilen meşru

amacı gerçekleştirmeye elverişli diğer araçlarla karşılaştırıldığında ve

başvurucunun fiilinin kabahat olarak düzenlenerek yalnızca idari para cezası

uygulandığı dikkate alındığında müdahalenin gerekli olmadığı söylenemez.

55. Orantılılık yönünden ise öncelikle başvurucuya idari para

cezası kararına karşı iddia ve savunmalarını etkin bir biçimde ortaya koyabilme

olanağının tanınıp tanınmadığı değerlendirilmelidir. Başvurucuya idari para

cezası verilmeden önce EPDK tarafından savunmasının istendiği ve başvurucunun

da bu imkândan yararlanarak itirazlarını bildirdiği görülmüştür. İdari para

cezası kararına karşı da kendisini avukat ile temsil ettiren başvurucu, önce

idare mahkemesinde dava açmış; davanın reddine ilişkin karara karşı da temyiz

kanun yoluna başvurmuştur.

56. Başvurucu özellikle denetim sonucu tespit edilen aletin LPG

tüpü dolumuna yarar olup olmadığının gerek idarece

gerekse de derece mahkemelerince yeterince incelenmediğinden yakınmıştır. Bununla

birlikte söz konusu itirazları değerlendiren idare ve derece mahkemelerinin

kolluk görevlilerince düzenlenen tutanaktaki sebebiyle ayrı bir inceleme

yapılmasına gerek görmedikleri anlaşılmaktadır. Nitekim söz konusu tutanağın

bizzat başvurucunun çalışanı ile dolum için tüp getirdiği belirtilen kişi

tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt düşülmeden

imzalandığı görülmektedir. Başvurucu ise bu tutanak ile tespit edilen olguların

doğru olmadığını gösterir herhangi bir delile dayanmamıştır. Buna göre derece

mahkemelerince söz konusu tutanaktaki tespitler esas alınmak suretiyle ayrıca

bir araştırma yapılmasına gerek görülmediği dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla

başvurucunun derece mahkemelerinden duruşma yapılması yönünde bir talebinin

olmadığı da dikkate alındığında mülkiyet hakkına idari para cezası uygulanmak

suretiyle yapılan müdahaleye karşı başvurucunun etkin bir biçimde itiraz

edebilme olanağı bulduğu ortadadır.

57. Ayrıca somut olayda idari para cezasının LPG tüpü dolumuna yarayan alet bulundurmamasına ilişkin 5307 sayılı

Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasındaki yükümlülüğe aykırı davranılması

nedeniyle 16. maddenin ikinci fıkrasının (b) bendine dayandırıldığı dikkate

alındığında kamu makamlarının kararlarının keyfî veya öngörülemez nitelikte olmadığı

anlaşılmaktadır.

58. Diğer taraftan anılan Kanun'un 16. maddesinin ikinci

fıkrasına yönelik itiraz başvurusu üzerine norm denetimi kapsamında da Anayasa

Mahkemesince konu hakkında bazı değerlendirmeler yapılmıştır. Kararda özellikle

kanunla yapılan düzenlemelerin etkili bir şekilde hayata geçirilebilmesi

bakımından, öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak ve

yasaklanan fiillerin işlenmesini önlemek için hangi tür ve ölçekte idari

yaptırım uygulanacağının kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğu

vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesince maktu olarak belirlenen idari para

cezalarının cezayı gerektiren fiili işleyenlerin üzerinde ekonomik durumlarına

göre farklı etkiler doğurabildiği kabul edilmiş ancak bu durumun adalet ve

hakkaniyet ilkelerine aykırılık oluşturduğunun söylenemeyeceği belirtilmiştir.

Sonuç olarak anılan Kanun maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığı gerekçesiyle

itiraz başvurusu reddedilmiştir (bkz. § 21).

59. Bununla birlikte somut olayda başvurucu, idari para

cezasının miktarının yüksek olduğu için orantısız olduğundan yakınmakta ise de

herhangi bir orantılılık karşılaştırması yapmaya elverişli hiçbir bilgi veya

belge sunmamıştır. Dolayısıyla verilen idari para cezasının somut olay

bağlamında başvurucunun ekonomik durumunda nasıl bir etkiye yol açtığının

belirlenmesi mümkün olamamaktadır.

60. Sonuç olarak LPG kullanılan taşıtlara ikmal hizmeti verecek otogaz istasyonlarının emniyet kurallarına ve teknik

düzenlemelere uygun olarak kurulması ve işletilmesinin kamunun can ve mal

güvenliği açısından büyük önem arz ettiği kuşkusuzdur. Bunun yanında devletin

idari para cezalarının düzenlenmesi ve uygulanması alanında geniş bir takdir

yetkisinin olduğu da dikkate alınmalıdır. Kaldı ki olayda başvurucuya idari

para cezasının dışında herhangi bir adli veya idari yaptırım uygulanmamış,

müsadere veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi ya da işyerinin geçici süreyle veya

tamamen kapatılması gibi bir tedbir yoluna da gidilmemiştir. Ayrıca idari para

cezası verilmesine yol açan fiilin başvurucunun kusurundan kaynaklandığı, somut

olayda kamu makamlarının özensiz bir tutum veya davranışının ise söz konusu

olmadığı gözetilmelidir.

61. Bu durumda başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan

müdahalenin, takip ettiği kamu yararı amacı ile karşılaştırıldığında ve

özellikle başvurucunun kendi kusuruyla kanuna aykırılığa yol açtığı dikkate

alındığında başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet

yüklemediği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkı ile

kamu yararı arasında olması gereken adil dengenin bozulmadığı ve müdahalenin

ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.

62. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

31/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör : Özgür DUMAN Başvurucu : Mustafa TAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/23968, 31 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. İdari Para Cezası
  7. B. İdari Para Cezasına
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  15. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  16. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Özgüldür
  18. Gökcan
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/23968
Tarih
31 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Hüseyin Şen Başvurusu (B. No: 2015/17800)
  • Mustafa Karaarslan Başvurusu (B. No: 2015/9414)
  • Semih Altınyuva Başvurusu (B. No: 2015/13100)
  • Ali Boztepe Başvurusu (B. No: 2014/14643)
  • Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/13789)
  • Abdullah Erdoğan Başvurusu (B. No: 2015/18450)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.