İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cevahir Yüce Başvurusu (B. No: 2015/999)

1. Başvuru; güvenlik güçleri ile terör örgütü üyeleri arasında

Başvuru No2015/999Tarih30 Ekim 2018Okuma15 dk · 3.042 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Cevahir Yüce Başvurusu

Karar tarihi
30 Ekim 2018
Başvuru Numarası
2015/999
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.042 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; güvenlik güçleri ile terör örgütü üyeleri arasında

yaşanan çatışmada bir eve havan mermisi isabet etmesi sonucu ölüm olayının

meydana gelmesi ve bu ölüm olayının etkili bir şekilde soruşturulmaması

nedenleriyle yaşam hakkının, aynı olayda evin zarar görmesi nedeniyle de

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerine, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere ve Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığından

bir örneği elde edilen soruşturma evrakına göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu; Van Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu 16/9/2008

tarihli dilekçesinde özetle Hakkari ili Şemdinli

ilçesi Günyazı köyü Tekkeli mezrasında ikamet

ettiğini, 1994 yılı ağustos ayında yaşanan çatışmalarda evlerine isabet eden

ağır bir silah mermisi nedeniyle eşi K.Y.nin hayatını

kaybettiğini belirtmiştir. Başvurucu dilekçesinde ayrıca olay hakkında güvenlik

gerekçesiyle herhangi bir tutanak düzenlenmediğini, olay tarihinden itibaren

kullanılmayan olay yerinin olduğu gibi durduğunu belirterek gerekenin yapılması

talebinde bulunmuştur. Başvurucu dilekçesinde son olarak söz konusu olayda karı

koca olan G.Y. ve S.Y.nin de yaralandığını ifade

etmiştir.

9. Van Cumhuriyet Başsavcılığı 15/10/2008 tarihinde olay

hakkında yetkisizlik kararı vererek dosyayı Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığına

göndermiştir.

10. Bu karar üzerine Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığı

soruşturmaya devam etmiştir. Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığı bu kapsamda

13/2/2009 tarihinde Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığına müzekkere yazarak olay

hakkında komutanlık tarafından herhangi bir tahkikat yapılıp yapılmadığını

sormuş; olay hakkında şimdiye kadar herhangi bir tahkikat yapılmamışsa tahkikat

yapılarak sonucun kendilerine bildirilmesini istemiştir.

11. Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı görevlileri 13/4/2009

tarihinde olay yerine giderek çeşitli incelemelerde bulunmuştur.

12. Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı görevlileri, olay yerine

vardıklarında başvurucunun dilekçesinde adı geçen G.Y. adlı kişiye ait evin

çatı kısmında bir inşaat yaması tespit etmiştir. Köy Muhtarı A.H.A., havan

mermisinin inşaat yamasının bulunduğu noktaya düştüğünü, buraya düşen havan

mermisi parçalarının K.Y.ye ait eve de isabet ettiğini ifade etmiştir. Şemdinli

İlçe Jandarma Komutanlığı görevlileri, G.Y.ye ait ev ile K.Y.ye ait ev arasında

950 cm mesafe bulunduğu, K.Y.ye ait evde bir kısmı tamir edilmiş toplam dokuz

adet deliğin olduğu, bu deliklerden altısının evin tuvalet kısmında olduğu

tespitini yapmıştır. Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı görevlileri olay

yerinin fotoğraflarını da çekmiştir.

13. Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı görevlileri bu tahkikat

kapsamında ayrıca başvurucunun, olayın meydana geldiği tarihte köy muhtarı olan

Z.A.nın ve havan mermisinin

isabet ettiği evin sahibi G.Y.nin ifadesini almıştır.

14. Başvurucu 14/4/2009 tarihinde alınan ifadesinde özetle

22/9/1994 günü saat 22.00 sıralarında eşi K.Y. ile birlikte evin yatak odası

kısmında bulundukları sırada eşinin tuvalete gittiğini, bu esnada bir patlama

sesi geldiğini, aynı anda eşinin bulunduğu yerden de bir inleme sesi duyduğunu,

bunun üzerine hemen evin tuvalet kısmına gittiğini ve eşini yerde kanlar içinde

gördüğünü ifade etmiştir. Başvurucu; vücuduna isabet eden şarapnel

parçalarından dolayı eşinin yaşamını yitirdiğini, olayı o dönemde köyün muhtarı

olan Z.A.ya bildirdiğini

ancak yollar mayınlı ve kapalı olduğundan kimsenin köye gelip gidemediğini, bu

sebeple kendi imkânlarıyla eşini toprağa verdiklerini, yaşanan bu olaydan

dolayı köylerine herhangi bir askerî birliğin gelmediğini belirtmiştir.

15. Köy Muhtarı Z.A. ise 14/4/2009 tarihinde alınan ifadesinde

özetle olay günü terör örgütü PKK ile güvenlik güçleri arasında çatışma

olduğunu, mezradaki birinin evine havan mermisi düştüğünü duyar duymaz olay

yerine gittiğini, olay yerine vardığında havan mermisinin düştüğü evin sahibi

olan G.Y. ile S.Y.nin olayda yaralandığını gördüğünü,

seken şarapnel parçalarının ise G.Y.nin komşusu olan K.Y.nin evine iabet ettiğini ve K.Y.nin bu şarapnel parçaları nedeniyle yaşamını

yitirdiğini ifade etmiştir. Köy Muhtarı Z.A. ayrıca durumu gerek Şemdinli

Cumhuriyet Başsavcılığına gerekse İlçe Jandarmaya bildirdiğini ancak yollar

mayınlı olduğundan ve arazide PKK terör örgütü mensupları bulunduğundan

güvenlik güçlerinin olay yerine gelemediğini, bunun üzerine ailenin isteği

doğrultusunda K.Y.yi toprağa

verdiklerini ifade etmiştir. Köy Muhtarı Z.A. olayda yaralanan S.Y.nin de bir yıl sonra yaşamını yitirdiğini belirtmiştir.

16. Havan mermisinin isabet ettiği evin sahibi olan G.Y. de köy

muhtarı ile başvurucunun ifadesine benzer şekilde beyanda bulunmuştur.

17. Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı yaptığı bu tahkikat

sonucunda elde ettiği bilgi ve belgeleri 22/4/2009 tarihinde Şemdinli

Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

18. Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığı, anılan bilgi ve belgeleri

dikkate alarak olayla ilgili soruşturma yapma görev ve yetkisinin Van

Cumhuriyet Başsavcılığında olduğu sonucuna ulaşmış ve soruşturma dosyasını

fezlekeye bağlayıp 20/5/2009 tarihinde Van Cumhuriyet Başsavcılığına

göndermiştir.

19. Van Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma dosyasının kendisine

gönderilmesi üzerine 4/6/2009 tarihinde Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığına

müzekkere yazarak 1994 yılı Eylül ayı içinde Şemdinli ilçesi Günyazı köyü civarında terör örgütü PKK üyeleri ile

güvenlik güçleri arasında silahlı çatışma yaşanıp yaşanmadığı hususunun araştırılarak

elde edilen bilgi ve belgelerin kendisine gönderilmesi talebinde bulunmuştur.

20. Van Cumhuriyet Başsavcılığının bu talebi doğrultusunda

Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığınca çeşitli araştırmalar yapılmış ancak

olayla ilgili olarak herhangi bir bilgi elde edilememiştir. Şemdinli İlçe

Jandarma Komutanlığı yetkilileri anılan dönemde söz konusu bölgede terör örgütü

PKK'nın herhangi bir olayının olduğuna ilişkin bir bilginin kayıtlarında

bulunmadığını tutanak altına alarak bu tutanağı 28/7/2009 tarihinde Van

Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

21. Van Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu olayı gerçekleştiren

PKK terör örgütü mensuplarının zamanaşımı süresi sonuna kadar aranması amacıyla

27/10/2009 tarihinde daimî arama kararı vermiştir.

22. Daimî arama kararı uyarınca kolluk görevlilerince zaman

zaman düzenlenen,faillerin

tespit edilemediğine ve faillerin kimliğinin tespitine çalışıldığına ilişkin

tutanaklar Van Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

23. Van Cumhuriyet Başsavcılığı 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı

Kanun uyarınca 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 10.

maddesi gereği kurulan mahkemeler ile Cumhuriyet başsavcılıklarının görevlerine

son verildiği gerekçesiyle 18/3/2014 tarihinde yetkisizlik kararı vermiş ve

soruşturma evrakını Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Hakkâri

Cumhuriyet Başsavcılığı ise 5/5/2014 tarihinde yetkisizlik kararı vererek

soruşturma dosyasını Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

24. Başvurucu 28/8/2014 tarihinde Şemdinli Cumhuriyet

Başsavcılığına bir dilekçe sunmuştur. Başvurucu bu dilekçesinde özetle ceza

zamanaşımının dolmasına yirmi iki gün kalmasına rağmen olay hakkında hiçbir

etkili araştırma yapılmadığını belirterek olayda kastı ya da ihmali bulunan

askerî personel ve sivil kişilerin cezalandırılması talebinde bulunmuştur.

25. Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığı, dava zamanaşımı süresinin

yirmi yıl olduğu ve bu sürenin de 22/9/2014 tarihinde dolduğu gerekçesiyle

20/10/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Söz konusu

kararda suç vasfı, silahlı terör örgütüne üye olma, kasten adam öldürme, kasten

öldürmeye teşebbüs olarak

belirtilmiştir.

26. Başvurucu 11/11/2014 tarihinde Yüksekova Sulh Ceza

Hâkimliğine sunduğu dilekçede özetle soruşturmanın eksik bir şekilde

yürütüldüğünü, askerî personelin ifadesine başvurulmadığını, eve isabet eden

havan mermisinin menşei ve cinsinin araştırılmadığını, olayın fail ya da

faillerinin ortaya çıkarılması için aktif ya da pasif hiçbir araştırma

yapılmadığını belirterek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması

talebinde bulunmuştur.

27. Yüksekova Sulh Ceza Hâkimliği, 18/11/2014 tarihli karar ile

başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.

28. Bu karar 22/12/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

29. Başvurucu 14/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

30. İlgili hukuk için bkz. Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

B. No: 2014/15732, 24/1/2018, §§ 32-69.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 30/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu 22/9/1994 tarihinde Hakkâri ili Şemdinli ilçesi Günyazı köyü Tekeli mezrasında terör örgütü PKK ile

güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada atılan havan mermisinin evlerine

isabet etmesi neticesinde eşi K.Y.nin öldüğünü,

yaşadığı bölgenin güvenliğinin sağlanamaması nedeniyle K.Y.nin

hastaneye dahi götürülemediğini ileri sürmüştür. Başvurucu; olayın meydana

gelmesinden sonra köylerine hiçbir kolluk görevlisinin gelmediğini, olay

hakkında bir soruşturma yürütülüp yürütülmediğini tespit etmek amacıyla

16/9/2008 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı müracaat üzerine olayla

ilgili olarak hiçbir işlemin yapılmadığını öğrendiğini, bunun üzerine eşinin

ölümüne neden olan olayın fail ya da faillerinin cezalandırılması istemiyle suç

duyurusunda bulunduğunu ancak bu tarihten sonra da olay hakkında etkili bir

soruşturma yürütülmemesi sonucunda zamanaşımı gerekçesiyle kovuşturmaya yer

olmadığına karar verildiğini belirtmiştir. Başvurucu; olaydan sonra adli ve

idari mercilere başvurmak istemişse de güvenlik problemleri nedeniyle herhangi

bir makama başvuramadığını, yirmi yıl boyunca etkili bir soruşturma

yürütülmeyerek soruşturmanın sürüncemede bırakıldığını ifade etmiştir.Başvurucu; bu nedenlerle yaşam hakkının, kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkının, sağlık ve tedavi hakkının, özel hayatın ve aile

hayatının korunması hakkının, adil yargılanma hakkının, etkili başvuru hakkının

ve serbest dolaşım hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

33. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

34. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

bölümü şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, güvenlik

güçleri ile terör örgütü PKK arasında meydana gelen çatışmada hiçbir kusurları

olmamasına rağmen evlerine havan mermisinin isabet etmesi nedeniyle eşi K.Y.nin yaşamını yitirmesi ve bu olay hakkında etkili bir

ceza soruşturması yürütülmemesi hususlarına ilişkindir. Bu nedenle başvurucunun

bu başlık altındaki tüm iddialarının Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına

alınan yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

36. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi

açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları

tarafından yapılabilecektir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41).Başvuruya konu olayda başvurucu, yaşamını yitiren kişinin

eşidir. Bu nedenle başvuruda başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik

bulunmamaktadır.

37. Bununla birlikte başvurunun başvuru yollarının tüketilmesi

ve bu kuralla iç içe girmiş bulunan otuz günlük başvuru süresi kuralı

bakımından da ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.

38. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“... Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale

neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

40. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

41. Öncelikle belirtmek gerekir ki anılan Anayasa ve Kanun

maddelerinde yer verilen kanun yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel

başvurunun temel hak ihlallerini önlemek için son ve olağanüstü bir çare

olmasının doğal sonucudur (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).

42. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

43. Tüketilmesi gereken başvuru yolları, başvurucunun

şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm

sağlayabilecek nitelikteki kullanılabilir ve etkili başvuru yollarıdır. Ayrıca

başvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir

kural olup bu kurala uygunluğun denetlenmesinde somut başvurunun koşullarının

dikkate alınması esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru

yollarının varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile

başvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması

gerekmektedir. Bu nedenle başvurucuların kendisinden başvuru yollarının

tüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin

-başvurunun özellikleri dikkate alınarak- incelenmesi gerekir (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, §

28).

44. İhlal iddiasını değerlendirmeye ve ihlal tespiti

yapıldığında yeterli giderimi sağlamaya imkân tanıyan bir başvuru yolunun

bulunmaması hâlinde başvuru yollarının tüketilmesi kuralını uygulamak mümkün

olmayacaktır (Yasin Ağca, B. No:

2014/13163, 11/5/2017, § 121). Böyle bir durumda başvurucuların ihlali

öğrendikleri tarihten itibaren otuz gün içinde bireysel başvuruda bulunmaları

gerekmektedir.

45. Şikâyetleri konusunda çözüm sağlayabilecek etkili bir

başvuru yolunun mevcut olması hâlinde öncelikle bireysel başvuruda bulunma, dava

ve başvurularını takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülüğü bulunan

başvurucular, en kısa sürede yetkili makamlara başvurmalıdırlar. Zira zaman

geçtikçe delillerin kaybolma veya bozulma ihtimali artmakta, gerçeklerin ortaya

çıkması zorlaşmaktadır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

§ 84).

46. Öte yandan şikâyeti yetkili makamlara iletmenin imkânsız

veya önemli ölçüde güç olduğu durumlar -ki bu durumların neler olduğu her

başvuruda olay ve olgular ile başvurucunun tutumu nazara alınarak ayrıca

değerlendirilmelidir-mevcutsa başvurucuların özen yükümlülüğünün ancak bahse

konu durumların sona ermesinden itibaren başlayacağı kabul edilmelidir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

§ 85).

47. Yaşam hakkı ile ilgili bir soruşturmanın etkili olup olmadığı

yönünden inceleme yapabilmek için -mutlak surette gerekli olmasa da- yürütülen

soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması şartıyla ilgili kamu makamları

tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi, bireysel başvuru ile getirilen

koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848, 17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,

B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).

48. Diğer taraftan yetkili makamlara müracaat etmelerine rağmen

doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa, başlatılan

soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl almışsa

başvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makul

olmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli ve

şikâyetlerini uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidirler (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zira

soruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâlde

anılan ihlal iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir

(Yasin Ağca, § 121). Böyle bir

durumda başvurucular, etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardıkları

veya varmaları gerektiği andan itibaren otuz gün içinde bireysel başvuruda

bulunmalıdırlar. Doğal olarak başvurucuların etkili bir soruşturma yürütülmediğinin

ne zaman farkına varmaları gerektiği her davanın şartlarına bağlı olarak

değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

§ 87).

49. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici

gelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu, soruşturmanın ilerlemesini

sağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarını

tüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları da beklenmemelidir. Ancak bu hâlde

dahi soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumun farkına

vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel

başvuruda bulunmalıdırlar (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

§ 88).

50. Son olarak ifade etmek gerekir ki soruşturmanın

etkisizliğinin fark edildiği veya fark edilmesi gerektiği andan itibaren süresi

içinde bireysel başvuru yapılmayıp zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin beklenmesi hâlinde

soruşturmaya konu olayın üzerinden geçen uzun zaman gerçeklerin ortaya

çıkmasını zorlaştıracak, neredeyse imkânsızlaştıracaktır. Böylesi bir durumda

Anayasa Mahkemesi, devletin negatif ve pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup

uymadığını inceleyemeyecek; yaşam hakkının usul boyutu yönünden yapacağı

değerlendirmede yeniden yargılamaya karar veremeyecek ve şartları

gerçekleştiğinde sadece ihlali tespit edip tazminata hükmedebilecektir. Oysa

ölüm olayının sebep ve koşulları ile sorumluların tespitine imkân veren

etkinlikte bir soruşturma yapılması ve gerektiği takdirde sorumluların caydırıcı

bir ceza ile cezalandırılmaları için yeniden yargılamaya karar verilebilmesinin

benzer yaşam hakkı ihlallerinin önlenmesinde oynadığı rolün büyüklüğü

tartışılmazdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

§ 89).

51. Somut olayda yaşanan elim hadiseyle ilgili olarak ölüm

olayından hemen sonra bir ceza soruşturması başlatılmamış olup ceza

soruşturması ancak başvurucunun 16/9/2008 tarihli dilekçesinden sonra

başlatılmıştır. Bu tarihten sonra başlatılan ceza soruşturması kapsamında ise

13/4/2009 tarihinde olay yerinde çeşitli incelemelerde bulunulmuş, başvurucu

dâhil toplam üç kişinin 14/4/2009 tarihinde ifadeleri alınmış, 1994 yılı Eylül

ayı içinde Şemdinli ilçesi Günyazı köyü civarında

terör örgütü PKK üyeleri ile güvenlik güçleri arasında herhangi bir silahlı çatışma

yaşanıp yaşanmadığı hususu araştırılmıştır. Şemdinli İlçe Jandarma

Komutanlığınca anılan dönemde söz konusu bölgede terör örgütü PKK'nın herhangi

bir olayının olduğuna ilişkin bir bilginin kayıtlarında bulunmadığının

28/7/2009 tarihinde Van Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi sonrasında ise

soruşturma kapsamında olayın aydınlatılmasına ve faillerin tespitine yönelik

herhangi bir soruşturma işlemi yapılmamış, yalnızca faillerin tespitine

çalışıldığı yönünde kolluk görevlilerince belli aralıklarla tutulan ve zamanla

sıradan hâle gelen tutanaklar soruşturma evrakı arasına alınmıştır.

52. Başvurucu 28/8/2014 tarihli bir dilekçe ile Şemdinli

Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat etmiş ve ceza zamanaşımının dolmasına yirmi iki

gün kalmasına rağmen olay hakkında hiçbir etkili araştırma yapılmadığını

belirterek olayda kastı ya da ihmali bulunan askerî personel ve sivil kişilerin

cezalandırılması talebinde bulunmuştur. Başvurucunun bu dilekçesine kadar

olayın aydınlatılmasına ve sorumluların tespit edilmesine imkân veren herhangi

bir somut delil elde edilemediği ve bu yönde başvurucu tarafından da somut bir

delil ortaya konulamadığı dikkate alındığında talepte yer alan hususların

soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.

Başvurucunun bu talep ile soruşturmanın etkililiği adına yetkili makamlarla

anlamlı bir temas kurduğu söylenemez. Nitekim başvurucunun bu talebi sonrasında

da soruşturmada ilerleme sağlanamamıştır.

53. Başlatılan ceza soruşturmasından sonra olayla ilgili

şikâyetlerini yetkili makamlara iletmede veya soruşturmanın etkisizliğiyle ilgili bireysel başvuru yapmada güçlük

çektiği yönünde herhangi bir iddiası bulunmayan başvurucu -özellikle daimî

arama kararından sonra- yaşanan elim olayla ilgili şikâyetlerini yetkili

makamlara iletmemiş ve soruşturmanın etkililiği yönünde beklentiye girmesine

neden olacak şekilde soruşturma makamları ile anlamlı bir temas kurmamıştır.

Soruşturmada -özellikle daimî arama kararından sonra- ilerleme sağlanacağına

dair umut verici bir gelişme yaşanmamış ve soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı

bir tedbir de alınmamıştır. Buna rağmen başvurucu, bireysel başvuru yapmak için

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesini ve bu karara yaptığı itirazın

sonuçlanmasını beklemiştir. Yürütülen soruşturmanın etkisiz bir hâl alması

nedeniyle soruşturma sonucunu beklemesi gerekmeyen başvurucunun Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı olan 23/9/2012 tarihinden

makul olmayan bir süre sonra 14/1/2015 tarihinde yaptığı başvuru, süresinde

yapılmış bir başvuru olarak kabul edilemez.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

55. Başvurucu, güvenlik güçleri ile terör örgütü üyeleri

arasında yaşanan çatışmada evlerine isabet eden havan mermisi nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

56. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle

ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi,

bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması, bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra

İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

57. Somut olayda başvurucu, mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiasıyla idareye başvurduğuna ve aldığı olumsuz cevap üzerine idari yargıda

zararlarının telafisi için tam yargı davası açtığına dair bireysel başvuru

formunda herhangi bir açıklama yapmamış ve bu hususta herhangi bir delil ortaya

koymamıştır. Dolayısıyla başvurucunun hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal

yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu sonucuna varılmıştır.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

30/10/2018 tarihinde karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucu

:

Cevahir YÜCE

Vekili

:

Av. Mürsel

EKİCİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/999, 30 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Yaşam Hakkının İhlal
  9. B. Mülkiyet Hakkının
  10. C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  11. Yıldırım
  12. Kömürcü
  13. Topal
  14. M. Emin KUZ
  15. Ekici
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/999
Tarih
30 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Öner Çalışkan Başvurusu (B. No: 2016/15774)
  • Mustafa Taş Başvurusu (B. No: 2017/23968)
  • Hüseyin Şen Başvurusu (B. No: 2015/17800)
  • Mustafa Karaarslan Başvurusu (B. No: 2015/9414)
  • Semih Altınyuva Başvurusu (B. No: 2015/13100)
  • Ali Boztepe Başvurusu (B. No: 2014/14643)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.