İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bekir Karadurna Başvurusu (B. No: 2013/9658)

1. Başvurucu, askeri öğrencilik statüsüne son verilmesi üzerine

Başvuru No2013/9658Tarih24 Haziran 2015Okuma15 dk · 3.033 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Bekir Karadurna Başvurusu

Karar tarihi
24 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2013/9658
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.033 kelime·15 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, askeri öğrencilik statüsüne son verilmesi üzerine

maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle açtığı davada Anayasa’nın 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 26/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde

Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/3/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 2/5/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular Adalet Bakanlığına bildirilmiş,

Adalet Bakanlığı görüşünü 28/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı görüşü, başvurucuya 9/6/2014 tarihinde tebliğ

edilmiş olup, başvurucu, karşı görüşlerini 9/6/2014 tarihinde sunmuştur.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Kara Harp Okulunda askeri öğrenci olarak öğrenim

görmekte iken kalp rahatsızlığı nedeniyle sağlık kurulu raporuna dayanılarak

okul ile ilişiği kesilmiştir.

9. Başvurucu, askeri öğrenciliğe engel rahatsızlığı nedeniyle okula

alınmaması gerektiği halde okula alındığını, bu nedenle emsallerine göre

hayatta geri kaldığını, sağlık hizmetindeki kusur nedeniyle bu durumun meydana

geldiğini iddia ederek, uğradığını ileri sürdüğü 90.000 TL maddi ve 10.000 TL

manevi zararının tazmini istemiyle 25/7/2011 tarihinde Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi (AYİM) İkinci Dairesinde dava açmıştır.

10. Yapılan yargılama ve başvurucunun uğradığı zararın tespiti için

yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, AYİM İkinci Dairesinin 20/3/2013

tarihli ve E.2011/1459, K.2013/421 sayılı kararı ile; bilirkişi raporu uyarınca

başvurucuya 25.672 TL maddi, 3.000 TL manevi tazminat verilmesine, fazlaya

ilişkin taleplerin reddine, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları

üzerinden nispi olarak hesap edilen 3.513,92 TL avukatlık ücretinin davalı

idareden alınarak başvurucuya verilmesine, 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki

Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine

İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 14. maddesi gereğince reddedilen

maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hesap edilen 7.636,24 TL

avukatlık ücretinin de başvurucudan alınarak davalı idareye verilmesine, davalı

idare tarafından savunmaya ek olarak gönderilen belgelerin aynı gizlilik

derecesi ile iadesine hükmolunmuştur.

11. Başvurucu, AYİM kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri

sürerek kararın düzeltilmesini talep etmiş, AYİM İkinci Dairesinin 13/11/2013

tarihli ve E.2013/1476, K.2013/1262 sayılı kararıyla talebin reddine karar

verilmiş ve karar, 16/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu, 26/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

13. 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade

Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1.

maddesi ile 1602 sayılı Askeri Yüksek İdari Mahkemesi Kanunu’nun 46. maddesinin

dördüncü fıkrasına eklenen cümle şöyledir:

“Ancak,

tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul

kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek

suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına

ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ

edilir.”

14. 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi şöyledir:

“Daireler

veya Daireler Kurulu, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri

kendiliklerinden yapabilecekleri gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum

gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini

taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların,

ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin

bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.

Taraflardan

biri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde bunun verilecek karar

üzerindeki etkisi, görevli daire veya kurulca önceden takdir edilir, ara

kararında bu husus ayrıca belirtilir.

Ancak,

istenen bilgi ve belgeler Türkiye Cumhuriyetinin

güvenliğine ve yüksek menfaatlerine veya Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği ve

yüksek menfaatleri ile birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan,

Genelkurmay Başkanı veya ilgili Bakan gerekçesini bildirmek suretiyle, söz

konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir.

(Değişik dördüncü

fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Dava dosyasındaki bilgi

ve belgeler taraf ve vekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafından

getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve

makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya

idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve

vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük

dosyasındaki dava konusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.

(Ek fıkra:

19/6/2010-6000/20 md.) Taraf ve vekillerine

incelettirilemeyecek nitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla

taraf ve vekillerine açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf

ve vekillerine incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından

karartılarak ayrıca gönderilir.

(Ek fıkra:

19/6/2010-6000/20 md.) Davacı taraf veya vekili,

karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek

unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz,

mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin

belirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler

karşı tarafa incelettirilebilir.

(Ek fıkra:

19/6/2010-6000/20 md.) Bu hükümlere göre elde edilen

ve gizlilik derecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme

haricinde, diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar

hakkında ilgili kanun hükümleri saklıdır.”

15. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı KHK’nın 14. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile

icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar

tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine

neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde

ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine

vekalet ücreti takdir edilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 24/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 26/12/2013 tarihli ve 2013/9658 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, mahkeme kararının hüküm kısmında iadesine karar

verilen ve davalı idare tarafından savunma ekinde sunulan belgelerin hükme esas

alındığı halde bu belgelerin tarafına tebliğ edilmemesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının, Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklerin

özlerine dokunulmaksızın ilgili maddelerde belirtilen nedenlere bağlı olarak

ancak kanunla sınırlanabileceğini, bu sınırlamanın ölçülü olması gerektiğini,

Anayasa'nın 36. maddesinin de 13. madde kapsamında kaldığını, 36. maddede ise

sınırlamaya ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve bu çerçevede bu özgürlüğün kanunla

dahi sınırlandırılamayacağını, ayrıca Anayasa'nın kanun hükmünde kararname

çıkarma yetkisini düzenleyen 91. maddesinin birinci fıkrasında Anayasa'nın

ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel hakların kanun

hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceğinin hüküm altına alındığını, aksi

düşünülse bile kanun hükmünde kararname düzenlemesinin ölçülü olmadığını, bu

şekilde hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüş, 7.954,24 TL maddi

ve 3.000 TL manevi zararının tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder. Başvurucunun, davalı idare tarafından savunma dilekçesinin ekinde

sunulan belgelerin incelettirilmediği yönündeki iddiasının silahların eşitliği

ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddiası başlığında, aleyhe

hükmedilen avukatlık ücretine yönelik iddiasının ise mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği iddiası başlığı altında incelenmesi değerlendirilmiştir.

a. Silahların

Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkesinin İhlal Edildiği İddiası

19. Başvurucu, mahkeme kararının hüküm kısmında iadesine karar

verilen ve davalı idare tarafından savunma ekinde sunulan belgelerin hükme esas

alındığı halde bu belgelerin tarafına tebliğ edilmemesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

20. Bakanlık görüş yazısında, AYİM’in,

davayı karara bağlarken iadesine karar verdiği belgeleri değerlendirerek hüküm

kurmadığını, dolayısıyla anılan belgelerin hükme esas alınmadığını, diğer

taraftan başvurucunun yargılama safhasında bu yönde bir itirazının da

bulunmadığını belirtmiş ve bu durumun değerlendirilmesi gerektiğini

belirtmiştir.

21. Başvurucu cevap dilekçesinde, iadesine karar verilen belgelerin

dava dosyasına sunulduğundan dahi haberinin olmadığını, ancak gerekçeli karar

ile belgelerin sunulduğunu öğrendiğini belirtmiştir.

22. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

23. Sözleşme’nin “Adil yargılanma

hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

24. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil olmak

üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında

kabul edilmekte olup, bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma

hakkı gibi, adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi

ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve Diğerleri B. No: 2012/13,

2/7/2013,§ 38).

25. AİHM, hükme esas olan ve gizli olduğu belirtilen belgelere

tarafların erişiminin kısıtlanmasını ihlal sebebi saydığı birçok kararından

biri olan Miran/Türkiye kararında, Askeri Yüksek İdari Mahkemesinde görülen

davada "gizli" ibareli

belgelere başvuranın erişiminin imkânsız olmasına ilişkin şikayet

yönünden Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlal edildiğine

karar vermiştir (Miran/Türkiye,

B. No: 43980/04, 21/4/2009). AİHM, benzer bir kararında da “gizli” ibareli belgelere erişimin

sağlanmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine aykırı

olduğu gerekçesiyle Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlal

edildiğini hükme bağlamıştır (Güner

Çorum/Türkiye, B. No: 59739/00, 31/10/2006, §§, 21-30).

26. 6000 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52.

maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmiş ve maddeye beşinci ve altıncı

fıkralar eklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede, dava dosyasındaki bilgi ve

belgelerin taraf ve vekillerine açık olduğu, ancak mahkeme tarafından

getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve

makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya

idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve

vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük

dosyasındaki dava konusu haricindekilerin taraf ve vekillerine

incelettirilemeyeceği, taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki

bilgi ve belgeler, bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan

diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, incelettirilecek suretlerinin,

ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderileceği, davacı

taraf veya vekilinin, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya

esas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, bu

itirazın, mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin

belirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve

belgelerin karşı tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır (Bülent Karataş, B. No: 2013/6428,

26/6/2014,§ 75).

27. Başvuru konusu olayda, başvurucu tarafından, sağlık sorunlarının

bulunması nedeniyle askeri okula girmesinin mümkün olmamasına rağmen idarenin

kusuru neticesinde okula kaydının yapıldığı ve daha sonra okul ile ilişiğinin

kesilmesi sonucunda emsallerine göre hayatta geri kaldığı gerekçesiyle uğradığı

maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle AYİM İkinci Dairesinde dava

açılmış, Daire idarenin hizmet kusurunun olduğu sonucuna ulaşarak başvurucunun

uğradığı maddi zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırmış ve bilirkişi

incelemesi neticesinde tespit edilen maddi zarar ile takdir ettiği manevi

zararın davalı idareden alınarak başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.

28. Görüldüğü üzere, başvuruya konu uyuşmazlıkta davalı idarenin

hizmet kusurunun varlığı tespit edilmiş, maddi zararın miktarına yönelik kısmı

için bilirkişi incelemesi yaptırılarak ve bu rapor hükme esas alınarak

uyuşmazlık hakkında karar verilmiştir. Davanın hiçbir aşamasında dava dosyasına

sunulan belgelerin değerlendirildiğine yönelik bir bilgi bulunmadığı gibi

başvurucu tarafından eğer ilk derece yargılaması sırasında söz konusu belgeler

tebliğ edilmiş olsaydı mahkeme önünde dile getiremediği hangi ilave tezleri

ileri süreceğine ilişkin olarak da bir açıklamada bulunulmamıştır.

29. Sonuç olarak somut olayda silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkesinin ihlal edilmediği anlaşılmaktadır.

30. Açıklanan nedenlerle, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkesine yönelik açık bir ihlal olmadığından, başvurunun bu kısmının, diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mahkemeye

Erişim Hakkının İhlal Edildiği İddiası

31. Başvurucunun, aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin mahkemeye

erişim hakkını ihlal ettiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun

olmayıp, başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından, bu şikâyet

yönünden başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

32. Başvurucu, ıslah imkânının

ve haksız çıkan tarafa nispi avukatlık ücretine hükmedilmesine yönelik bir

düzenlemenin olmadığı dönemde dava açtıklarını ve dava açarlarken o dönemin

şartlarına göre dava konusu miktarı belirlediklerini, dava devam ederken

yürürlüğe giren 659 sayılı KHK’deki düzenleme ile öngörmedikleri bir şekilde

avukatlık ücreti ödemeye mahkûm edildiklerini, bu durumun hak arama özgürlüğünü

ihlal ettiğini iddia etmiştir.

33. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin daha önce bu konu hakkında karar

verdiğini belirterek, başvurucunun bu şikayeti

hakkında görüş sunmayacağını bildirmiştir.

34. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” başlıklı 36. maddesi şöyledir:

“Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma

(Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir

mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”

35. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme

kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

36. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre kazanılan

veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarının

hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale

oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleri

disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir. Ancak, bu

sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalı

ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararının

gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak

şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş olması gerekir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

61-62).

37. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara avukatlık

ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi

için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması

gerekir. Başvuru konusu olayda dava açılmadan önce 2/11/2011 tarihinde

yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğu

davaların, idarenin bünyesinde görev yapan kadrolu hukuk müşavirleri ve avukatlar

tarafından takibi öngörülmüş olup, davanın reddi halinde idare lehine avukatlık

ücretine hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Gereksiz başvuruların

önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin fuzuli yere meşgul

edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi amacıyla başvuruculara

belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu

otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı

imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi halinde

başvurucuya yüklenecek olan avukatlık ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir

(Serkan Acar, B. No: 2013/1613,

2/10/2013, § 38 - 39).

38. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan

başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık

ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli

dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye

başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda, davanın özel

koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim

hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan

Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 54).

39. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi ve

benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde

belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hak

kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya

öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu

belirsizliğin, talep edilen miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluyla

aşılması da 1602 sayılı Kanun gereği davanın açıldığı 25/7/2011 tarihi

öncesinde mümkün olmadığından, hak kaybına uğramak istemeyen davacıların,

tazminat taleplerine ilişkin miktarları yüksek tutmaktan başka seçeneklerinin

olmadığı görülmektedir.

40. Başvurucunun da bu nedenle, AYİM’e

açtığı davada uğrağı zarar için toplam 90.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi

tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. AYİM, başvurucu lehine toplam

28.672 TL maddi ve manevi tazminata ve 3.513,92 TL avukatlık ücretine

hükmettikten sonra, başvurucunun reddedilen fazlaya ilişkin tazminat talepleri

üzerinden de davalı idare lehine 7.636,24 TL avukatlık ücreti ödemesine karar

vermiştir.

41. Buna göre, başvurucunun dava açtığı sırada ıslah imkânının

olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak amacıyla talebini yüksek tuttuğu, hak

kazandığı toplam 32.185,92 TL tazminat ve avukatlık ücreti karşısında 7.636,24

TL avukatlık ücreti ödeme yükümlülüğü altına girdiği anlaşılmaktadır.

42. Buna göre, başvurucunun dava açtığı sırada ıslah imkânının

olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak amacıyla talebini yüksek tuttuğu, hak

kazandığı toplam 11.012,32 TL tazminat ve avukatlık ücreti karşısında 8.349,12

TL avukatlık ücreti ödeme yükümlülüğü altına girdiği anlaşılmaktadır.

43. Somut olayın koşulları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, başvurucunun,

dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak

için talebini yüksek tuttuğu ve yargılama sonucunda hak kazandığı tazminat ve

avukatlık ücretinin yaklaşık % 24’üne denk gelen

kısmını avukatlık ücreti olarak davalı idareye geri ödemek zorunda kaldığı

görülmüştür. Böylece başvurucunun, tazminat alacağının kabul edilmeyecek bir

kısmından mahrum bırakıldığı ve bu miktarın ölçülü olmadığı saptandığından,

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

44. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

45. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

46. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin somut başvuruda ihlal tespit

etmesi durumunda hakkaniyete uygun bir tazminata karar vermesinin yerinde

olacağı kanaatini bildirmiştir.

47. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit

edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

48. Başvuru konusu olayda, tespit edilen ihlalin sonuçlarının

ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmadığından salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya takdiren net 3.000,00 TL

manevi tazminat ödenmesine, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar

arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun tazminata

ilişkin diğer taleplerinin ise reddine karar verilmesi gerekir.

49. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL avukatlık ücretinden oluşan toplam

1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Aleyhe avukatlık ücretine hükmedilmiş olmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal

ettiğine ilişkin iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale nedeniyle başvurucuya

net 3.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin

diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

avukatlık ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına

başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması

halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için

yasal faiz uygulanmasına,

24/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Burhan

ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal

TERCAN

Hasan

Tahsin GÖKCAN

Kadir

ÖZKAYA

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Bekir

KARADURNA

Vekili : Av. Cavit ÇALIŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/9658, 24 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun
  10. B. Değerlendirme
  11. C. Mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale nedeniyle başvurucuya
  12. Üstün
  13. Tercan
  14. Özkaya
  15. Yalçınöz
  16. Karadurna
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/9658
Tarih
24 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Kuddisi Şener ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5851)
  • Serap Öz Başvurusu (B. No: 2013/1394)
  • Selehattin Demir Başvurusu (B. No: 2014/6873)
  • Remzi Gülmez ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4964)
  • İbrahim Alpaslan Başvurusu (B. No: 2014/2563)
  • Selda Kavak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8125)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.