İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Serap Öz Başvurusu (B. No: 2013/1394)

1. Başvuru, karar sonucunu etkileyecek bir iddianın İlk

Başvuru No2013/1394Tarih24 Haziran 2015Okuma16 dk · 3.248 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Serap Öz Başvurusu

Karar tarihi
24 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2013/1394
R.G. Tarih- Sayı
13/8/2015-29444
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.248 kelime·16 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, karar sonucunu etkileyecek bir iddianın İlk

Derece Mahkemesi kararında karşılanmamış olması nedeniyle gerekçeli karar

hakkının; başvuru ve itiraz üzerine verilen

kararların dosya üzerinden

sonuçlandırılması nedeniyle sözlü yargılama hakkının ihlal edildiği iddiaları

hakkındadır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 12/2/2013 tarihinde Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde, başvuruda Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm

İkinci Komisyonunca, 17/7/2013 tarihinde başvurunun

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm tarafından 12/12/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Bakanlığın 15/1/2014

tarihli görüş yazısı 21/1/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.

Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı 3/2/2014 tarihinde

beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru

dilekçesi ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, hasta olan annesinin günlük ihtiyaçlarının

karşılanmasına yardımcı olabilmek için bir dernekle irtibata geçerek, yabancı

uyruklu bir bakıcı temin etmiş ve evinde çalıştırmaya başlamıştır.

8. Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Çalışma ve İş

Kurumu İl Müdürlüğünün 12/4/2012 tarih ve

B.13.2.TİK.4.06.00.00-(S.8.1.06 4800) sayılı yazısı ile başvurucuya, bakıcı

olarak çalıştırdığı yabancı uyruklu kişi ile ilgili olarak 27/2/2003 tarihli ve

4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun’un 21. maddesinin üçüncü

fıkrasına muhalefet ettiği gerekçesiyle 6.163,00 TL idari para cezası verildiği

bildirilmiştir.

9. Başvurucu anılan idari para cezasına karşı süresi

içerisinde Ankara 13. Sulh Ceza Mahkemesine 27/4/2012

tarihinde başvuruda bulunmuş olup, Mahkemenin 2012/344 D. İş numarası ile kayıt

altına alınmıştır.

10. Bu arada, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Ankara Sosyal

Güvenlik İl Müdürlüğü Etimesgut Sosyal Güvenlik Merkezinin 21/5/2012

tarihli ve B.13.2.SGK.04.06.10.02/VII sayılı yazısı ile başvurucuya, 31/5/2006

tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun

11. maddesine göre işyeri bildirgesi vererek işyerini tescil ettirmesi aksi

halde tescilin resen yapılacağı bildirilmiştir.

11. Başvurucu, ilgili idareye dilekçe ile müracaatta

bulunarak, kendisine ait işyeri olmadığını, kendisinin öğretmen olduğunu, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu anlamında “işveren” olmadığını ve bu nedenle 5510

sayılı Kanun anlamında işyeri bildirgesi doldurma ve dosya oluşturma

yükümlülüğünün olmadığını bildirmiştir

12. Ankara 13. Sulh Ceza Mahkemesi 19/7/2012

tarihli ve 2012/344 D. İş sayılı kararı ile başvurucunun yukarıda belirtilen

(bkz. § 8) idari para cezasına karşı başvurusunun reddine karar vermiştir.

Kararın ilgili kısımları şöyledir:

“…Gürcistan uyruklu şahsın 25/10/2011

tarihli ifadesinde Serap Öz isimli şahsın yanında bakıcılık işi yapmak üzere

çalıştığını kabulü ve itiraz edenin te’villi ikrarı

karşısında, tahakkuk ettirilen idari para cezasının usul ve yasaya uygun olduğu

sonuç ve kanaatine varılmış ...”

13. Başvurucu, Ankara 13. Sulh Ceza Mahkemesinin ret kararına

karşı Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesine itirazda bulunmuş olup, anılan

Mahkemenin 9/10/2012 tarihli ve 2012/399 D. İş sayılı

kararı ile itiraza konu kararın “…dosya

kapsamı ve gerekçesine göre usul ve yasaya uygun olduğu…” gerekçesiyle

itirazın reddine karar verilmiştir.

14. Etimesgut Sosyal Güvenlik Merkezinin 23/11/2012

tarihli ve B.13.2.SGK.4.06.10. 15.SSGM/309 sayılı yazısı ile başvurucuya resen

işyeri sicil numarası verilmiş ve 5510 sayılı Kanun’un 11. maddesinde öngörülen

işyeri bildirgesinin, en geç sigortalı çalıştırmaya başlanılan tarihte kuruma

verilmediği gerekçesiyle 837,00 TL idari para cezası verildiği bildirilmiştir.

Başvuru dilekçesi veya eklerinde başvurucunun, belirtilen para cezasına karşı

yargı yoluna müracaat ettiğine dair herhangi bir belge veya bilgiye

rastlanmamıştır.

15. Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı başvurucuya 15/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Bireysel başvuru 12/2/2013

tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili Hukuk

17. 4817 sayılı Kanun'un 21. maddesinin üçüncü fıkrası

şöyledir:

“Çalışma izni bulunmayan yabancıyı çalıştıran

işveren veya işveren vekillerine her bir yabancı için beşbin

Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu durumda, işveren veya işveren vekili

yabancının ve varsa eş ve çocuklarının konaklama giderlerini, ülkelerine

dönmeleri için gerekli masrafları ve gerektiğinde sağlık harcamalarını

karşılamak zorundadır.”

18. 4857 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Aşağıda

belirtilen işlerde ve iş ilişkilerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz;

…

e) Ev

hizmetlerinde,

…”

19. 5510 sayılı Kanun'un 11. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“İşyeri, sigortalı sayılanların maddî olan ve olmayan unsurlar ile

birlikte işlerini yaptıkları yerlerdir.

İşyerinde üretilen mal veya verilen hizmet ile nitelik yönünden

bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen işyerine bağlı yerler,

dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden veya

meslek eğitimi yerleri, avlu ve büro gibi diğer eklentiler ile araçlar da

işyerinden sayılır.

İşveren, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç

sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte, Kuruma vermekle yükümlüdür. Şirket

kuruluşu aşamasında, çalıştıracağı sigortalı sayısını ve bunların işe başlama

tarihini, ticaret sicili memurluklarına bildiren işverenlerin, bu bildirimleri

Kuruma yapılmış sayılır. Ticaret sicili memurlukları, kendilerine yapılan bu

bildirimi en geç on gün içinde Kuruma bildirmek zorundadır… “

20. 13/03/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler

Kanunu’nun “Başvurunun incelenmesi”

kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:

“…

“ (4) Mahkeme, başvuruda bulunan kişilere

cevap dilekçesinin bir örneğini tebliğ eder; talep üzerine veya re'sen tarafları çağırarak belli bir gün ve saatte

dinleyebilir. Dinleme için belirlenen günle tebligatın yapılacağı gün arasında

en az bir haftalık zaman olmasına dikkat edilir. Dinleme sırasında taraflar

veya avukatları hazır bulunur. Mazeretsiz olarak hazır bulunmama, yokluklarında

karar verilmesine engel değildir. Bu husus, tebligat yazısında açıkça

belirtilir.

…

(6) Dinlemede sırasıyla; hazır bulunan başvuru

sahibi ve avukatı, ilgili kamu kurum ve kuruluşunun temsilcisi, varsa tanıklar

dinlenir, bilirkişi raporu okunur, diğer deliller ortaya konulur.

(7) Mahkeme, ilgilileri dinledikten ve bütün

delilleri ortaya koyduktan sonra aleyhinde idarî yaptırım kararı verilen ve

hazır bulunan tarafa son sözünü sorar. Son söz hakkı, aleyhinde idarî yaptırım

kararı verilen tarafın kanunî temsilcisi veya avukatı tarafından da kullanılabilir.

Mahkeme son kararını hazır bulunan tarafların huzurunda açıklar…”

21. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2/2/2012

tarihli ve E.2011/7515, K.2012/1057 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“…

4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri

Hakkında Kanunun 21/3. maddesindeki "çalışma izni bulunmayan yabancıyı

çalıştıran işveren veya işveren vekillerine her bir yabancı için beşbin Türk lirası idari para cezası verilir." hükmü

karşısında;

İdari para cezasına

karşı başvurunun reddine dair Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 30.11.2010

tarihli ve 2010/1246 değişik iş sayılı kararında, adına idari para cezası

uygulanan G.A.'nın kendisinin

işveren ya da işveren vekili olmadığı yolundaki itirazını değerlendirilmeden ve

yalnızca hastalığı sebebiyle kendisinin bakım işlerini görüyor olmasının madde

metninde geçen işveren ya da işveren vekili sayılmasına yeterli olup olmadığı

araştırılmadan karar verildiği hususları dikkate alındığında,

itirazın bu yönlerden kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet

görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca

anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş

bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun

yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Ankara

9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 31.12.2010 gün ve 2010/1676 D.iş

sayılı kararının CMK'nun 309. maddesi uyarınca

BOZULMASINA, ilgili hakkında verilen idari para cezasının kaldırılmasına,

02.02.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 24/6/2015 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 12/2/2013 tarihli ve 2013/1394 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, kendisine ait işyeri

bulunmadığını, evinde sürekli bakıma muhtaç olan annesi için tuttuğu bakıcının

sigortasız işçi olarak değerlendirilmesinin mümkün olamayacağını, kendisinin

kanundaki işveren tanımına uymadığını, hakkında verilen idari para cezalarının

bu nedenle Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen kanunilik ilkesine aykırı

olduğunu; başvuru ve itiraz üzerine verilen kararların duruşma yapılmaksızın ve

gerekçesiz olarak verildiğini belirterek, Anayasa'nın 36. maddelerinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve anılan

cezaya ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. İşyeri

Bildirgesinin Bildirilmemesi Nedeniyle Verilen İdari Para Cezası Yönünden

24. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

“Başvuruda

bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale

neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

26. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil

nitelikte bir kanun yolu” olup bu yola başvurulmadan önce kural

olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

27. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı

takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece

mahkemelerine başvurulmalıdır (Bayram Gök,

B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 17).

28. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim

mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin

ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu

yapılamaz (Ayşe Zıraman

ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013,

§ 17).

29. Somut olayda, Etimesgut Sosyal Güvenlik Merkezinin 23/11/2012 tarihli ve B.13.2.SGK.4.06.10. 15.SSGM/309 sayılı

yazısı ile başvurucuya resen işyeri sicil numarası verilmiş ve 5510 sayılı

Kanun’un 11. maddesinde öngörülen işyeri bildirgesinin, en geç sigortalı çalıştırmaya

başlanılan tarihte kuruma verilmediği gerekçesiyle 837,00 TL idari para cezası

verildiği bildirilmiştir. Başvuru dilekçesi veya eklerinde başvurucunun,

belirtilen para cezasına karşı yargı yoluna müracaat ettiğine dair herhangi bir

belge veya bilgiye rastlanmamıştır.

30. Açıklanan nedenlerle, yetkili derece mahkemeleri önünde

usulüne uygun olarak başvuru yolları tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin

ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Çalışma

İzni Bulunmayan Yabancı İşçi Çalıştırılması Nedeniyle Verilen İdari Para Cezası

Yönünden

i. Sözlü Yargılama

Hakkının İhlal Edildiği İddiası

31. Başvurucu, derece mahkemelerince sözlü yargılama

yapılmaksızın başvurusunun ve itirazının reddine karar verildiğini ileri

sürmüştür.

32. Anayasa'nın 141. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Mahkemelerde

duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı

yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli

kıldığı hallerde karar verilebilir.”

33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes … cezai alanda kendisine

yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız

ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete

uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir…”

34. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının temel unsurlarından birisi de Anayasa'nın 141. maddesinde

düzenlenen yargılamanın açık ve duruşmalı yapılması ilkesidir. Yargılamanın

açıklığı ilkesinin amacı adli mekanizmanın işleyişini kamu denetimine açarak

yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak ve yargılamada

keyfiliği önlemektir. Bu yönüyle hukuk devletinin en önemli gerçekleştirme

araçlarından birisini oluşturur. Özellikle ceza davalarında yargılamanın

duruşmalı ve aleni yapılması silahların eşitliği ilkesinin ve savunma hakkının

güvencesini oluşturur. Ancak bu her türlü yargılamanın mutlaka duruşmalı

yapılmasının zorunlu olduğu anlamına gelmez. Adil yargılama ilkelerine uyulmak

şartıyla usul ekonomisi ve iş yükünün azaltılması gibi amaçlarla bazı

yargılamaların duruşmadan istisna tutulması ve duruşma yapılmaksızın karara

bağlanması anayasal hakların ihlalini oluşturmaz (Nevruz Bozkurt, B. No: 2013/664, 17/9/2013,

§ 32).

35. Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında “aleni yargılama” hakkının tanınması,

zorunlu olarak “sözlü yargılama”

hakkını da içerir. Bununla birlikte, Sözleşme’nin bu maddesinde yer alan söz

konusu yükümlülük, mutlak değildir. Yargılamada, tarafların şüpheye yer

vermeyecek şekilde bu haklarından vazgeçmesi ve kamu yararının sözlü yargılama

yapılmasını gerekli kıldığı bir durumun bulunmaması hâlinde, duruşma

yapılmayabilir. Vazgeçmenin, açıkça veya zımnen yapılması mümkündür. Duruşma

yapılmasına ilişkin talebin sürdürülmemesi ya da hiç ileri sürülmemesi, zımnen

vazgeçmeye örnek gösterilebilir. Bunun yanında dava dosyası ve tarafların

yazılı görüşleri temelinde yeterince çözülemeyen hukuki ve olgusal herhangi bir

sorunla karşılaşılmaması örneğinde olduğu gibi yargılamanın istisnai koşulları

da duruşma yapılmasını gerektirmeyebilir (Aziz

Ağarlı, B. No: 2013/1377, 25/3/2015, §§ 23-24).

36. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), “önemli bir isnat taşımayanlar” ile “ceza hukukunun çekirdeğini oluşturan” davalar

arasında ayrım yapmış, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamına giren fakat geleneksel

ceza hukuku kategorilerine ait olmayan suçların (örneğin trafik kurallarının

ihlali) yargılamasında duruşma yapılmasının gerekli olmayabileceğini

belirtmiştir (Jussila/Finlandiya [BD], B. No: 73053/01, 23/11/2006, §§ 36, 43). Bu durum, özellikle inandırıcılık

sorunu taşımayan, karmaşık olmayan veya olaylarla ilgili hiçbir tartışmanın

bulunmadığı oldukça teknik davalar ile mahkemelerin tarafların sunduğu

görüşlere ve diğer belgelere dayanarak, adil ve makul bir biçimde karar

verebilecekleri davalar için geçerli olmaktadır (Aziz Ağarlı, § 27).

37. Yargılamaya taraf olan kişilerin hakkaniyetli yargılama

temelinde beyanlarını sözlü vermesinin gerektiği durumlarda sözlü yargılama

yapılmaması yargılamanın bir bütün olarak adil olmasını engelleyebilir.

Dolayısıyla, sadece dosyaya dayanılarak tatmin edici bir çözümün

sağlanamayacağı olaylarda, sözlü yargılamanın yapılması gerekir. Sözlü

yargılamaya karar vermede, davaya konu meselelerin çokluğu değil, niteliği önem

kazanacaktır (Aziz Ağarlı,

§ 28).

38. Somut olayda başvurucu, hakkındaki

idari para cezasının iptali istemiyle yaptığı başvurusu üzerine Mahkemenin

kendilerini dinlemeden karar vermesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. 5326 sayılı Kanun’un 28. maddesinin (4) numaralı

fıkrasında, mahkemenin, talep üzerine veya resen tarafları çağırarak belli bir

gün ve saatte dinleyebileceği kurala bağlanmıştır.

39. Bu durumda, incelemenin dosya

üzerinden de yapılabileceği kurala bağlanan (sözlü yargılama yapılması talebe

veya mahkemenin takdirine bağlı kılınan) ve çalışma izni olmayan yabancı

çalıştırılmasına ilişkin yargılamada; tarafların iddia ve savunmaları yazılı

olarak alındıktan sonra bir sonuca varılmıştır. Çözümlenen olayın kendine özgü

niteliği de nazara alındığında, yargılamanın salt dosya üzerinden yapılması

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği söylenemez. Kaldı ki, başvurucu

tarafından, sözlü yargılama yapılması talebinde bulunulduğuna dair başvuru

formu ve eklerinde bir bilgi ya da kanıt da bulunmamaktadır.

40. Açıklanan nedenlerle, sözlü yargılama hakkının ihlal

edildiğine ilişkin başvurunun bu kısmının, “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

ii. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği

İddiası

41. Başvurucu her ne kadar Anayasa’nın 38. maddesinin de

ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de başvuru formu ve ekleri incelendiğinde;

başvurucunun iddialarının özünün, hastalığı sebebiyle annesinin bakım işlerini

gördürüyor olmasının madde metninde geçen işveren tanımına uymadığının kararda

değerlendirilmemesi hususu ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Bu sebeple

başvurucunun iddiaları, adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerden biri

olan gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

42. Başvurucunun gerekçeli karar hakkına ilişkin iddialarının

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemez olduğuna karar verilmesini

gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

43. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

44. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır.”

45. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

46. Gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı

gibi, adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi

gibi ilke ve haklara, Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

47. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak

niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün mahkemelerin her türlü

kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de, hak

arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

48. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından birisi olmakla beraber, bu hak yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın

niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt

verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış

olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin

Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve

Ticaret Ltd. Şti.,

B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).

49. 4817 sayılı Kanun’un 21. maddesinin üçüncü fıkrasına

göre, çalışma izni bulunmayan yabancıyı çalıştıran “işveren veya işveren vekillerine” idari para cezası

verilir. Somut olayda, idare

tarafından, çalışma izni olmayan yabancı uyruklu kişiyi bakıcı olarak

çalıştırdığı gerekçesiyle 4817 sayılı Kanun’un 21. maddesinin üçüncü fıkrasına

istinaden başvurucuya 6.163,00 TL idari para cezası verilmiştir.

50. Başvurucu, yalnızca hastalığı sebebiyle annesinin bakım

işlerini gördürüyor olmasının madde metninde geçen işveren tanımına uymadığı

yönündeki iddiasının kararda değerlendirilmemesinin adil yargılanma hakkının

ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu tarafından, kendisinin

işveren tanımına uymadığı itirazı İlk Derece Mahkemesi nezdinde de ileri

sürülmüş olmasına rağmen, idari yaptırımın iptali isteminin reddine dair

kararda bu hususa ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği görülmektedir (bkz. §§ 12-13).

İdari para cezasının kesildiği tarihte mevzuatın dağınık ve karmaşık olduğu, Yargıtayın da başvurucunun iddialarına benzer şikâyetlerin

o dönemdeki mevzuat itibarıyla karşılanması gerektiğine yönelik içtihatta (bkz.

§ 21) bulunduğu anlaşılmaktadır.

51. Bu durumda, başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt

verilmesini gerektiren, uyuşmazlığın çözümü için esaslı bir iddia olan,

kendisinin işveren olmadığı ve yalnızca hastalığı sebebiyle annesinin bakım

işlerini gördürüyor olduğu iddiası, İlk Derece Mahkemesi kararında

tartışılmamış ve karşılanmamıştır. Bu nedenle, yargılama süreci bir bütün

olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

52. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

53. Başvurucu, hakkındaki idari para cezalarının iptalinin

sağlanması yönünde karar verilmesini talep etmektedir.

54. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesi şöyledir:

“(1) Esas

inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine

karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi

yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez.

(2) Tespit

edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

55. Başvuru konusu olayda tespit edilen

ihlal, adil yargılanma hakkının unsurlarından olan gerekçeli karar hakkının

ihlal edilmesinden kaynaklandığından ve ihlalin yeniden yargılama yapılarak

ortadan kaldırılmasında hukuki yarar bulunduğundan, 6216 sayılı Kanun’un (1) ve

(2) numaralı fıkraları gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili Mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

56. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle,

A. Başvurucunun

1. İşyeri bildirgesinin

bildirilmemesi nedeniyle idari para cezası verilmesinin adil yargılanma hakkını

ihlal ettiği iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”,

2. Sözlü yargılama

hakkının ihlal edildiği iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”

nedenleriyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan gerekçeli karar hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Tespit edilen ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmak üzere

kararın ilgili Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35

TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben

başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

24/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu : Serap ÖZ Vekili : Av. Ahmet Kemal FENDOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1394, 24 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurucunun
  12. B. Tespit edilen ihlalin ve
  13. D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35
  14. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben
  15. Gökcan
  16. Yıldırım
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1394
Tarih
24 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Selehattin Demir Başvurusu (B. No: 2014/6873)
  • Remzi Gülmez ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4964)
  • İbrahim Alpaslan Başvurusu (B. No: 2014/2563)
  • Selda Kavak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8125)
  • Ercan Boykız Başvurusu (B. No: 2014/15465)
  • Oğuzhan Kozacıoğlu Başvurusu (B. No: 2013/4513)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.