İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bekir Resuloğlu Başvurusu (B. No: 2013/3253)

1. Başvurucu, tarafı olduğu

Başvuru No2013/3253Tarih16 Temmuz 2014Okuma11 dk · 2.286 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bekir Resuloğlu Başvurusu

Karar tarihi
16 Temmuz 2014
Başvuru Numarası
2013/3253
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.286 kelime·11 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, tarafı olduğu

boşanma davası sürecinin on yıl sürdüğünü ve açtığı son boşanma davası

kapsamında mahkemece dosyadaki delil ve kayıtların doğru değerlendirilmemesi

nedeniyle aleyhinde maddi ve manevi tazminat ile nafaka ödenmesine

hükmedildiğini, bu suretle adil yargılama hakkının ihlal edildiğini ileri

sürerek, ihlalin tespitiyle uğradığı maddi ve manevi zararın tazminine karar

verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 10/5/2013 tarihinde

İstanbul Anadolu 19. Aile Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvuruların Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 19/3/2014

tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 8/4/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu tarafından açılan

boşanma davası Eyüp 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/5/2005 tarih ve E.2004/359,

K.2005/400 sayılı kararı ile reddedilmiş ve karar 9/12/2005 tarihinde

kesinleşmiştir.

8. Başvurucu tarafından Pendik

1. Aile Mahkemesinin E.2008/1040 sırası üzerinde 16/12/2008 tarihinde açılan

boşanma davası ise, Mahkemenin 15/3/2011 tarih ve E.2008/1040, K.2011/272

sayılı kararı ile kabul edilmiş ve 30.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi

tazminat ile aylık 450,00 TL yoksulluk nafakasının başvurucudan tahsili ile

davalı eşe verilmesine hükmedilmiştir.

9. İlk derece mahkemesi kararı

temyiz edilmekle, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 6/11/2012 tarih ve E.2011/17011,

K.2012/26238 sayılı kararı ile onanmıştır.

10. Başvurucu tarafından yapılan

karar düzeltme talebi, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21/2/2013 tarih ve

E.2013/1390, K.2013/4422 sayılı kararı reddedilmiştir.

11. Ret kararı başvurucu

vekiline 15/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve 10/5/2013 tarihinde bireysel

başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili

Hukuk

12. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi

şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın

makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider

yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

13. Mahkemenin 16/7/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 10/5/2013 ve 2013/3253

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

14. Başvurucu, tarafı olduğu

boşanma davası sürecinin on yıl sürdüğünü ve açtığı son boşanma davası

kapsamında mahkemece tarafların mal varlığı durumuna ilişkin olarak yapılan eksik

inceleme ve hatalı değerlendirmeler nedeniyle aleyhinde maddi ve manevi

tazminat ile nafaka ödenmesine hükmedildiğini, bu suretle yargılamanın makul

sürede tamamlanmaması ve adil şekilde yürütülmemesi nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı iddiası

15. Başvurucu, açtığı boşanma

davası kapsamında mahkemece tarafların mal varlığı durumuna ilişkin olarak

yapılan eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler nedeniyle aleyhinde maddi ve

manevi tazminat ile nafaka ödenmesine hükmedildiğini beyan ederek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

16. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

17. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı

49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir

mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel

hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının

belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

18. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı

Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir.

19. Bir anayasal hakkın ihlali

iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve

Kanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin

olduğu açıktır. Bu kapsamda, bireysel başvuruya konu davadaki olayların

kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama

sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir

uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil

olup olmaması, bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz.

Anayasada yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve bariz takdir

hatası içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar

bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece

mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz bir takdir hatası bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B. No: 2012/1027,

12/2/2013, §§ 25-26).

20. Başvurucu tarafından, maddi

vakıa ve delillerin hatalı takdiri neticesinde aleyhine maddi ve manevi

tazminat ile nafaka ödenmesine hükmedildiği, bu kapsamda derece mahkemelerince

delillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğu

belirtilmekte olup, başvurucunun belirtilen iddiasının özünün derece

mahkemelerince delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında

isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

21. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun belirtilen iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara

ilişkin olduğu, derece mahkemesi kararlarının bariz bir takdir hatası da

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası

22. Başvurucu, tarafı olduğu

hukuk davasının on yıllık bir süreçte sonuçlandırıldığını belirterek,

Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

i. Eyüp 2. Aile Mahkemesinin E.2004/359 Sayılı Dosyasına

İlişkin Olarak

23. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012

tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler.”

24. Anılan Kanun hükmü uyarınca

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi

olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Bu açık düzenleme

karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları da

içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir.

25. Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin

geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin gereğidir (B. No.

2012/51, 25/12/2012, § 18).

26. Başvurucu makul sürede

yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında, makul sürenin tespitinde nazara

alınacak sürenin başlangıç tarihi olarak Eyüp 2. Aile Mahkemesinin E.2004/359

sırasına kayıtlı dava tarihini esas almış olmakla beraber, başvurucunun davacı

olarak yer aldığı boşanma talepli bu davanın, Mahkemenin 24/5/2005 tarih ve

E.2004/359, K.2005/400 sayılı kararı ile reddedilerek, süresi içerisinde temyiz

edilmeyen kararın 9/12/2005 tarihinde kesinleştiğine dair şerh verildiği

görülmekle, başvurucunun belirtilen dava evrakına yönelik makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının incelenmesinin, Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi kapsamı dışında kaldığı anlaşılmaktadır.

27. Açıklanan nedenlerle,

başvuru konusu kararın bireysel başvuruların incelenmeye başlandığı tarih

olarak belirlenen 23/9/2012 gününden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “zaman bakımından

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Pendik 1. Aile Mahkemesinin E.2008/1040 Sayılı Dosyasına İlişkin Olarak

28. Başvuru evrakı kapsamından,

başvurucunun Pendik 1. Aile Mahkemesinin E.2008/1040 sayılı dosyası yönünden

ileri sürdüğü makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

29. Başvurucu, açtığı boşanma

davasının on yıllık bir süreçte sonuçlandırıldığını beyan ederek, makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucunun iddiasına

konu ettiği Eyüp 2. Aile Mahkemesinin E.2004/359 sırası üzerinde yürütülen

yargılama faaliyeti açısından, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasının “zaman bakımından yetkisizlik”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiş olmakla, belirtilen iddia

açısından değerlendirmeye alınacak yargılama süreci Pendik 1. Aile Mahkemesinin

E.2008/1040 sayılı dosyası kapsamında yürütülen süreçtir.

30. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da

girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

31. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

32. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az

giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

33. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir

süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme

hakkına sahiptir.”

34. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).

35. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletin

gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup

olmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 40).

36. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki

tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin

niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde

göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§

41–45).

37. Ancak, belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici

değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti

ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46).

38. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir.

39. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, boşanma talebi hakkında yürütülen bir yargılama faaliyetinin söz konusu

olduğu görülmekle, 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre

yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan

bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

40. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından, başvuruya konu davanın açılmış

olduğu 16/12/2008 tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 45). Sürenin bitiş

tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona

erme tarihi olup, davanın reddi hükmüyle sonuçlanan başvuru konusu yargılama

açısından bu tarih Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E.2013/1390, K.2013/4422

sayılı, karar düzeltme talebinin reddine dair ilam tarihi olan 21/2/2013

tarihidir.

41. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

42. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun boşanma talebi olduğu,

başvurucu tarafından 16/12/2008 havale tarihli dava dilekçesi ile açılan

davanın 2/12/2008 tarihli tensip zaptı sonrasında ilk derece mahkemesi nezdinde

yedi duruşma icra edildiği, yargılama sürecinde taraf delillerinin toplanması

hususunda ilgili kurumlara müzekkereler yazılarak, taraf tanıklarının bir

kısmının ilgili celselerde bir kısmının ise talimat yolu ile dinlenildiği,

yargılamanın 25/6/2009 ilâ 1/10/2009 ve 27/5/2010 ilâ 2/11/2010 tarihli

celseler arasında ve toplamda sekiz ayı aşkın süre ile taraf vekillerinin her

ikisi tarafından aynı celselerde sunulan mazeret dilekçelerine istinaden

ertelendiği, ilk derece mahkemesince 15/3/2011 tarihinde karara bağlanan

dosyaya ilişkin bakiye karar harcının başvurucu tarafından 5/7/2011 tarihinde

yatırılmasının ardından, karardan yaklaşık dört ay sonra ilk derece mahkemesi

kararının tebliğe çıkarıldığı, taraflarca temyiz edilen hükmün Yargıtay 2.

Hukuk Dairesinin 6/11/2012 tarihli kararıyla onanması üzerine ileri sürülen

karar düzeltme talebinin aynı Dairenin 21/2/2013 tarihli kararı ile

reddedildiği ve kararın belirtilen tarihte kesinleştiği anlaşılmaktadır.

43. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden ilk derece mahkemesince yargılama sürecinde ilgili usul

hükümlerine genel olarak riayetle ara karar gereklerinin yerine getirildiği,

toplam dört yıl iki aylık yargılama sürecinin sekiz ayı aşkın bölümünün taraf

vekillerinin mazeretleri nedeniyle duruşmaların tehir edilmesi nedeniyle

geçirildiği, ayrıca ilk derece mahkemesi hükmünün karardan yaklaşık dört ay

sonra tebliğe çıkarıldığı ve kanun yolu mercii nezdinde temyiz ve karar

düzeltme incelemeleri kapsamında geçen toplam yargılama süresinin ise, onama

kararının ve karar düzeltme talebinin ilk derece mahkemesince taraflara tebliği

aşamalarıyla birlikte yaklaşık bir yıl beş aylık bir zaman dilimini kapsadığı,

yargılamanın özellikle boşanma ve tazminat taleplerini konu alan bir ihtilaf

olması nedeniyle, ilgili kurumlar nezdinde tahkikat ve tanık dinlenilmesi gibi

usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak belirli usul işlemlerinin

yapılmasını gerektirdiği, başvuru konusu olayda uygulanması gereken usul

hükümleri nazara alındığında, söz konusu iki dereceli yargılama prosedüründe

geçen dört yıl iki aylık yargılama süresinin makul süreyi aşmadığı ve başvuruya

konu uyuşmazlığın karara bağlanmasının yargılama makamlarının tutumu nedeniyle

geciktirildiğine dair bir bulgu saptanmadığı anlaşılmaktadır.

44. Yukarıda açıklanan

nedenlerle, başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yargılama süresinin

makul süreyi aşmadığı ve başvuruya konu uyuşmazlığın karara bağlanmasının

yargılama makamlarının tutumu nedeniyle geciktirildiğine dair bir bulgu

saptanmadığı anlaşılmakla, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

16/7/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Engin

YILDIRIM

Raportör

:

Şebnem

NEBİOĞLU ÖNER

Başvurucu

:

Bekir

RESULOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3253, 16 Temmuz 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Altan
  16. Özgüldür
  17. Kömürcü
  18. Yıldırım
  19. Nebioğlu Öner
  20. Resuloğlu
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3253
Tarih
16 Temmuz 2014

İlgili Kararlar

  • Mehmet Yiğiner Başvurusu (B. No: 2014/1944)
  • Emine Sağırlıbaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9793)
  • Turgut Ketken Başvurusu (B. No: 2012/1006)
  • Hatice Can Başvurusu (B. No: 2013/9782)
  • Nail İlbey Başvurusu (B. No: 2012/958)
  • İbrahim Şendil Başvurusu (B. No: 2013/4495)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.