İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emine Sağırlıbaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9793)

1. Başvurucular, mahkeme

Başvuru No2013/9793Tarih17 Temmuz 2014Okuma16 dk · 3.175 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Emine Sağırlıbaş Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
17 Temmuz 2014
Başvuru Numarası
2013/9793
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.175 kelime·16 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, mahkeme

kararları ile hüküm altına alınan alacağın geç ödenmesi ve faiz oranının

enflasyon oranının altında kalması nedeniyle Anayasa’nın 35., 36. ve 138.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat

talebinde bulunmuşlardır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 17/12/2013

tarihinde Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına

engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 29/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucular tarafından,

Gaziantep ili, Nizip ilçesi, Aşağı Çardak köyünde bulunan 103 ada 1233 parsel

sayılı, 106 ada 416 parsel sayılı 106 ada 452 parsel sayılı taşınmazlarına

takdir edilen kamulaştırma bedellerinin arttırılması için Nizip Asliye Hukuk

Mahkemesinde üç ayrı dava açılmıştır. Mahkemenin 15/12/1999 tarihli kararları

ve 30/12/1999 tarihli kararı ile davaların kısmen kabulüne karar verilmiş,

kararların temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 3/4/2000, 10/4/2000 ve

22/5/2000 tarihli kararları ile onanarak kesinleşmiştir.

6. Mahkeme tarafından

hükmedilen kamulaştırma bedellerinin 12.731,14 TL'lik kısmı (yasal faiziyle

birlikte) başvuruculara 8/11/2001 ve 7/11/2002 tarihlerinde ödenmiştir.

Başvurucular, geriye kalan alacaklarının tahsili amacıyla Nizip İcra Dairesine

başvurarak ilamlı icra takibinde bulunmuş, takip üzerine başvuruculara

22/12/2009 tarihinde alacağın son kısmı olarak 3.826,65 TL ödenmiştir.

7. Başvurucular, yukarıda

belirtilen Mahkeme kararında adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini belirterek, faiz başlangıç tarihinin kararın kesinleşme tarihi esas

alınarak yıllık enflasyon oranlarında belirlenmesi gerekirken yasal faize

hükmedilmesi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü maddi zarara karşılık 5.000

Avro, kararın geç icra edilmesi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü manevi

zarara karşılık 1.000 Avro ve yaptığı yargılama giderleri nedeniyle uğradığını

ileri sürdüğü zarara karşılık 1.000 Avro tazminatın ödenmesi istemiyle 1/3/2010

tarihinde 16097/10 başvuru numarasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM)

başvuru yapmışlardır.

8. 9/1/2013 tarih ve 6384

sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat

Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un yürürlüğe girmesinin ardından Hatice

Yıldırım dışındaki başvurucular, 7/3/2013 tarihinde Adalet Bakanlığı İnsan

Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına (Komisyon) başvuru yaparak, AİHM

başvuru formuna atıfla, aynı taleplerinin 6384 sayılı Kanun hükümlerine göre

sonuçlandırılmasını istemişlerdir.

9. Komisyon, 11/9/2013 tarih ve

K.2013/475 sayılı kararıyla, başvurucuların “kesinleşmiş

mahkeme kararının süresinde icra edilmesini isteme hakkının” ihlal

edildiğinin anlaşıldığı, buna göre, AİHM’in konuya

ilişkin yerleşik içtihatları göz önünde bulundurularak, hakkaniyet ölçüsünde ve

taleple bağlı kalınarak takdiren toplam 2.700 TL’nin

6384 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereğince tazminat olarak ödenmesine,

Komisyonun 6384 sayılı Kanun'un kapsamını düzenleyen 2. maddesi gereğince,

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması ve mahkeme kararlarının icra

edilmemesi veya geç ya da eksik icra edilmesine yönelik iddiaları incelemekle

yetkili olduğu belirtilerek, başvurucular tarafından dilekçede yer verilen

diğer ihlal iddiası ve talepleri yönünden yetkisizlik nedeniyle “karar verilmesine yer olmadığına” karar

vermiştir.

10. Yine Hatice Yıldırım

dışındaki başvurucular bu karara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz

etmiş ve AİHM’e yaptığı başvurudaki taleplerini

yinelemişlerdir.

11. Ankara Bölge İdare Mahkemesi

6/11/2013 tarih ve İ.2013/132, K.2013/137 sayılı kararı ile itirazın reddine

karar vermiştir.

12. Karar, başvuruculara

5/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Bunun yanında başvurucuların

16097/10 sayılı başvurusuyla birlikte 645 başvurunun da karara bağlandığı

kararında AİHM, Mahkeme kararlarının geç icra edilmesi hakkında yapılan şikâyet

hakkında 6384 sayılı Kanun ile kurulan Komisyona başvurulması gerektiğine,

yasal faizin enflasyon oranı karşısında yetersiz kalması nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği şikayeti hakkında gerçek bir değer kaybı

bulunmadığından bahisle açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ve Devlet

alacaklarına uygulanan en yüksek faizin borçlara uygulanmaması şikayeti

hakkında ise Mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde

başvurulmadığından bahisle süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir (Mahmut EREN ve Diğerleri/Türkiye, B. No:

3950/08, 17/9/2013).

B. İlgili

Hukuk

14. 6384 sayılı Kanun’un 1., 2.,

4., 6., 7. ve 8. maddeleri şöyledir:

“Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair

esas ve usullerin belirlenmesidir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Kanun;

a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile

özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı,

b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği,

iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış

başvuruları kapsar.

(2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'nin taraf

olduğu ek protokoller kapsamında korunan haklara ilişkin Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda Ülkemiz aleyhine verilen ihlal

kararlarının yoğunluğu dikkate alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığınca teklif

edilecek diğer ihlal alanları bakımından da Bakanlar Kurulu kararıyla bu Kanun

hükümleri uygulanabilir.

(3) İdari nitelikteki soruşturmalardan kaynaklanan

başvurular hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.

…

Komisyon ve çalışma esasları

MADDE 4 – (1) Bu Kanun kapsamında yapılacak müracaatlar

hakkında karar vermek üzere Bakanlığın merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında

çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanacak dört kişi

ile Maliye Bakanı tarafından Maliye Bakanlığı personeli arasından atanacak bir

kişiden oluşan toplam beş kişilik bir Komisyon kurulur. Komisyon Başkanı bu

üyeler arasından Adalet Bakanı tarafından seçilir.

(2) 9 uncu madde hükmü saklı kalmak üzere Komisyon

üyelerine, müracaatlar sonuçlandırılıncaya kadar başka bir görev verilmez.

(3) Komisyon, üye sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve

toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verir.

(4) Komisyonun sekretarya hizmetleri Bakanlık tarafından

yürütülür.

(5) Kamu kurum ve kuruluşları ile yargı mercileri,

Komisyonun görevi kapsamında ihtiyaç duyduğu her türlü bilgi ve belgeyi

gecikmeksizin Komisyona göndermek zorundadır.

…

Müracaatın reddi

MADDE 6 – (1) Komisyon;

a) Müracaat konusu başvurunun, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesince öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer

kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığını,

b) Komisyona süresinde müracaat edilmediğini,

c) Müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını,

ç) Müracaatın 2 nci

madde kapsamına girmediğini,

tespit ederse müracaatı reddeder.

Müracaat hakkında karar ve karara itiraz

MADDE 7 – (1) Komisyon, müracaat hakkında dokuz ay içinde

karar vermek zorundadır.

(2) Komisyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsal

kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak karar

verir.

(3) Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on

beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz

edilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birlikte

derhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerden sayılarak üç ay

içinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararı yerinde görülmezse

işin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

(4) Ödenmesine karar verilen tazminat, kararın

kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Bakanlık tarafından ödenir. Ödemeye

ilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardan

müstesnadır.

Kararın ilgili adli veya idari mercie bildirimi

MADDE 8 – (1) Komisyona yapılan müracaat sonucunda

Komisyonun kesinleşen kararlarının bir örneği müracaata konu işlemin yapıldığı

adli veya idari mercie gönderilir.

(2) Müracaata konu işlem henüz sonuçlandırılmamışsa ilgili

adli veya idari merci tarafından bu işlem ivedilikle sonuçlandırılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 17/7/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 17/12/2013 tarih ve 2013/9793

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucular, kesinleşmiş

mahkeme kararında belirlenen alacağın çok uzun süre sonra ödendiğini ve bu

durum nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen “adil yargılanma hakkının” ve Anayasa’nın

138. maddesinin ihlal edildiği, kamulaştırma artırım bedelinin bir kısmının

mahkeme kararının kesinleşmesinden yaklaşık 2,5 yıl sonra, geri kalan kısmının

ise yaklaşık 10 yıl sonra ödendiğini, yasal faizin enflasyon oranı karşısında

çok düşük kaldığını ve 6384 sayılı Kanun yürürlüğe girmemiş olsaydı AİHM’in önceki kararlarını da emsal almak suretiyle bu

konuda tazminata hükmedeceğini belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen

“mülkiyet hakkının” ihlal

edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

17. Başvuru dilekçesinde,

başvurucular, adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edilmesinden

şikâyet etmektedirler. Bu sebeple başvurucunun iddiaları iki ayrı şikâyet

çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bunun yanında 6384 sayılı Kanun ile

oluşturulan yeni iç hukuk yolunun, konu ve zaman bakımından Anayasa

Mahkemesinin yetkisinde olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.

Ayrıca, Komisyona başvuru yapmaksızın doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunan Hatice Yıldırım’ın başvurusu da ayrı bir başlık halinde

incelenmiştir.

1. Konu ve

Zaman Bakımından Yetki

18. Sözleşme’nin 46. maddesi

bağlamında AİHM, Türkiye’nin en geç kararın kesinleşmesini takip eden bir yıl

içinde Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve 13. maddesi bağlamındaki

makul süre aşımı şikâyetleri hakkında yeterli ve uygun bir tatmin

sağlayabilecek bir iç hukuk yolu oluşturması gerektiğine karar vermiştir. AİHM

bu iç hukuk yolunun, kendisine sunulacak olan benzer başvuruların yığılmasını

engellemek amacıyla, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun açılması

tarihine kadar yapılacak olan ve kendi önünde halen derdest olan başvurularla

ilgili olduğunu da vurgulamıştır (Ümmühan

Kaplan/Türkiye, B. No: 24240/07, 20/3/2012, § 75).

19. 6384 sayılı Kanun, AİHM’e yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek

suretiyle çözümüne dair esas ve usullerin belirlenmesi amacıyla kabul

edilmiştir. Kanun, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile

özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı, mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla AİHM’e yapılmış

başvurular ile Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokoller kapsamında

korunan haklara ilişkin AİHM’in yerleşik içtihatları

doğrultusunda Türkiye aleyhine verilen ihlal kararlarının yoğunluğu dikkate

alınmak suretiyle, Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen diğer ihlal

alanlarını kapsamaktadır.

20. Bu Kanun ile kurulan

Komisyon, başvurunun, AİHM’ce öngörülen iç hukuk

yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer kabul edilebilirlik şartlarını

taşıyıp taşımadığını, süresinde başvuru yapılıp yapılmadığını, başvuranın

hukuki menfaatinin olup olmadığını veya başvurunun Kanun’un 2. maddesi

kapsamına girip girmediğini ilk başta inceleyecek ve şartları taşımayan

başvuruları reddedecektir.

21. Bu durumda, 6384 sayılı

Kanun ile getirilen ve AİHM’in de tüketilmesi gereken

bir iç hukuk yolu olarak kabul ettiği Komisyon’un görev alanına giren

hususlarda aldığı karara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine yapılan itiraz

üzerine verilen kararın ardından süresi içinde Anayasa Mahkemesine yapılan

başvurular, başvuruya konu kamu gücü işlem, eylem ve ihmali 23/9/2012

tarihinden önce kesinleşmiş olsalar da 6384 sayılı Kanun ile getirilen sistemin

iç hukuk yolu olarak kabul edilmesi nedeniyle bu Kanun uyarınca Komisyonun

yetki alanına giren şikayetler bakımından Anayasa Mahkemesinin konu ve zaman

bakımından yetkisi dâhilinde olduğunun kabul edilmesi gerekir (B. No:

2013/9785, 17/7/2014, § § 18-30).

2. Mahkeme

Kararının Geç İcra Edildiği İddiası Yönünden

22. Başvurucular, kesinleşmiş

mahkeme kararında belirlenen alacağın çok uzun süre sonra ödenmesi nedeniyle

Anayasa’nın 36. ve 138. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.

23. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

24. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı

45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

25. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”

kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan

etkilenenler tarafından yapılabilir.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca,

Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır (B. No: 2012/22,

25/12/2012, § 24).

27. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”

başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup,

anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre; bir kişinin Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması

gerekmektedir. Bu önkoşullar, başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri

sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı, başvurucunun “güncel bir hakkının ihlal edilmesi”, bu

ihlalden dolayı kişinin “kişisel olarak”

ve “doğrudan” etkilenmiş olması

ve bunların sonucunda başvurucunun kendisinin “mağdur”

olduğunu ileri sürmesi gerekir (B. No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).

28. AİHM, Sözleşme’nin 34.

maddesinde yer alan“mağdur” kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya da

ihmalden doğrudan etkilenen kişinin kast edildiğini belirtmektedir (Brumarescu/Romanya [BD], B. No: 28342/95,

28/10/1999, § 50).

29. Başvuru konusu olayda,

başvurucuların kamulaştırma bedelinin artırılması için açtığı davalar 3/4/2000,

10/4/2000 ve 22/5/2000 tarihlerinde kesinleşmiş, Mahkeme tarafından hükmedilen

kamulaştırma bedelinin 12.731,14 TL'lik kısmı (yasal faiziyle birlikte)

başvuruculara 8/11/2001 ve 7/11/2002 tarihlerinde ödenmiş, geriye kalan

alacaklarının tahsili amacıyla başvurucular icra takibinde bulunmuş, takip

üzerine başvuruculara 22/12/2009 tarihinde alacağın son kısmı olan 3.826,65 TL

ödenmiştir. Başvurucular, kararın geç icra edilmesi nedeniyle uğradığını ileri

sürdüğü manevi zarara karşılık 1.000 Avro tazminatın ödenmesi istemiyle

1/3/2010 tarihinde 16097/10 başvuru numarasıyla AİHM’e

başvurmuş, başvuruları incelenme aşamasında iken 6384 sayılı Kanun yürürlüğe

girmiş ve başvurucular AİHM’e yaptığı başvuru ve

taleplerini 6384 sayılı Kanun uyarınca kurulan Komisyona iletmiştir. Komisyon

11/9/2013 tarihli kararı ile “kesinleşmiş

mahkeme kararının süresinde icra edilmesini isteme hakkının” ihlal

edildiğini tespit etmiş ve karar tarihindeki kur üzerinde 1000 Avro karşılığı

2.700,00 TL’nin takdiren başvuruculara ödenmesine

karar vermiştir. Başvurucular tarafından karara karşı yapılan itiraz Ankara

Bölge İdare Mahkemesince reddedilmiştir.

30. 6384 sayılı Kanun uyarınca

kurulan Komisyon, mahkeme kararının geç icra edilmesi nedeniyle başvurucuların

hak ihlaline uğradığını tespit etmiş ve uğranılan hak ihlali nedeniyle talep

edilen tazminat miktarının tamamının ödenmesine karar vermiş, bu karara karşı

yapılan itiraz başvurusu da reddedilmiştir.

31. Buna karşılık başvurucular,

6384 sayılı Kanun ile oluşturulan iç hukuk yolunun AİHM’in

Ümmühan Kaplan/Türkiye kararında

belirttiği ilkeleri (§ 18) taşımadığı yahut Komisyon tarafından ödenmesine

karar verilen tazminat tutarının kendisine ödenmediği yönünde bir iddiada da

bulunmamışlardır.

32. Bu durumda, 6384 sayılı

Kanun ile kurulan Komisyon tarafından mahkeme kararının geç icra edilmesi

nedeniyle başvurucuların adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespit

edildiği ve bu ihlal sebebiyle talep edilen tazminat tutarının tamamının başvuruculara

ödenmesine karar verildiği görülmekle, mahkeme kararının geç icra edilmesiyle

ortaya çıkan ihlalin gideriminin sağlanması ve bundan

dolayı ihlalin güncelliğini yitirmesi nedenleriyle bireysel başvuru tarihi

itibarıyla başvurucuların mağdur statüsünün bulunmadığı sonucuna varmak

gerekmiştir.

33. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların, bireysel başvuru tarihi itibarıyla mağdur statüsü

bulunmadığından, başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “kişi yönünden

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden

34. Başvurucular, kamulaştırma

artırım bedelinin bir kısmının mahkeme kararının kesinleşmesinden yaklaşık 2,5

yıl sonra, geri kalan kısmının ise yaklaşık 10 yıl sonra ödendiğini, yasal

faizin enflasyon oranı karşısında çok düşük kaldığını ve 6384 sayılı Kanun

yürürlüğe girmemiş olsaydı AİHM’in önceki kararlarını

da emsal almak suretiyle bu konuda tazminata hükmedeceğini belirterek

Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen “mülkiyet

hakkının” ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

35. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici

1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem

ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

36. Anılan hüküm uyarınca

Anayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012 tarihi

olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Anayasa Mahkemesinin

yetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da

içerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/947, 12/2/2013, §

16).

37. Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin

geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B.

No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).

38. 6384 sayılı Kanun ile

getirilen iç hukuk yoluna, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar

ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı veya mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya

da hiç icra edilmediği konuları ile Bakanlar Kurulu kararlarıyla belirlenen

konularla sınırlı olmak üzere başvuru imkanı

getirilmiş olup, bu konular dışında Komisyonun bir yetkisi bulunmamaktadır.

39. Öte yandan, başvurucular

tarafından AİHM’e yapılan 9156/10 sayılı başvurunun

da karara bağlandığı kararında, AİHM, yasal

faizin enflasyon oranı karşısında yetersiz kalması nedeniyle mülkiyet hakkının

ihlal edildiği şikâyeti hakkında gerçek bir değer kaybı bulunmadığından bahisle

başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ve Devlet alacaklarına uygulanan

en yüksek faizin borçlara uygulanmaması şikâyeti hakkında ise Mahkeme kararın

kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde başvurulmadığından bahisle süre aşımı

nedeniyle reddine karar vermiştir (Mahmut

EREN ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 3950/08, 17/9/2013).

40. Başvuru konusu olayda,

başvurucular, mahkeme kararının geç icra edilmesi ve hüküm altına alınan

alacağa uygulanan faiz oranının enflasyon oranından az olması nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmekteler ise de,

ilgili mahkeme kararları 3/4/2000, 10/4/2000 ve 22/5/2000 tarihlerinde

kesinleşmiş ve 22/12/2009 tarihinde alacağın son kısmı da ödenmiş olup, ayrıca

AİHM, başvurucuların bu konuya ilişkin yaptığı başvuruyu değerlendirerek

reddetmiştir.

41. Bu durumda, başvurucuların

mülkiyet hakkına ilişkin şikâyetleri 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşen

mahkeme kararına dayanması, mahkeme kararında belirlenen alacağın son kısmının

22/12/2009 tarihinde ödenmesi ve Tazminat Komisyonunca karar verildiği tarih

itibarıyla şikayet konusu hakkında Komisyona bir yetki

verilmemiş olması hususları bir arada değerlendirildiğinde, başvurunun mülkiyet

hakkına ilişkin ihlal iddiaları zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi

dışında kalmaktadır.

42. Açıklanan nedenlerle,

başvuru konusu ihlal iddiasının 23/9/2012 tarihinden öncesine ait olduğu

anlaşıldığından, başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

4. Başvurucu

Hatice Yıldırım Yönünden

43. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

44. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı

45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(2) İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

45. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümlerine göre bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve

özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin

ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve

yargısal makamların görevidir. Bu nedenle, temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu

makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır.

46. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa

Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve

yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi

ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava

ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir.

47. Başvuru konusu olaya

bakıldığında, başvurucu, diğer başvurucular ile birlikte AİHM’e

başvuru yapmış ise de 6384 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinin ardından

başvurucunun önce Komisyona ve sonrasında Ankara Bölge İdare Mahkemesine

müracaat etmeksizin, doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu

görülmektedir.

48. Bu durumda, başvurucunun,

6384 sayılı Kanun uyarınca şikâyetini Komisyon ve Ankara Bölge İdare

Mahkemesine usulüne uygun olarak iletmeden, yani kanunda öngörülmüş yargısal

başvuru yollarının tamamını tüketmeden doğrudan bireysel başvuruda bulunması

nedeniyle, 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca

başvurunun kabul edilebilirlik kriterlerini taşımadığı anlaşılmaktadır.

49. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu Hatice Yıldırım için başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların

1.

Mahkeme kararının geç icra edildiği iddiasının “kişi yönünden yetkisizlik”,

2.

Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının “zaman

bakımından yetkisizlik”,

nedenleriyle,

B. Başvurucu Hatice Yıldırım’ın iddiasının “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle,

KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasına,

17/7/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Zühtü ARSLAN Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucular : 1- Emine SAĞIRLIBAŞ 2- Elif AVCI 3- Ali SAĞIRLIBAŞ 4- Mustafa SAĞIRLIBAŞ 5- Mehmet SAĞIRLIBAŞ 6- Abdulkadir SAĞIRLIBAŞ 7- Yüksel PEK 8- Zeynep DÖNMEZ 9- Lütfiye AKPOLAT 10- Latif SAĞIRLIBAŞ 11- Hatice YILDIRIM Vekili : Av. Abdulkadir MERT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/9793, 17 Temmuz 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucuların
  16. B. Başvurucu Hatice Yıldırım’ın iddiasının “başvuru yollarının
  17. Kabul
  18. Kaleli
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/9793
Tarih
17 Temmuz 2014

İlgili Kararlar

  • Turgut Ketken Başvurusu (B. No: 2012/1006)
  • Hatice Can Başvurusu (B. No: 2013/9782)
  • Nail İlbey Başvurusu (B. No: 2012/958)
  • İbrahim Şendil Başvurusu (B. No: 2013/4495)
  • Feridun Kayacan Başvurusu (B. No: 2012/1321)
  • Musa Yılmaz Acar Başvurusu (B. No: 2013/1664)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.