İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Feridun Kayacan Başvurusu (B. No: 2012/1321)

1. Başvurucu, uzun bir süreden

Başvuru No2012/1321Tarih16 Temmuz 2014Okuma12 dk · 2.313 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Feridun Kayacan Başvurusu

Karar tarihi
16 Temmuz 2014
Başvuru Numarası
2012/1321
R.G. Tarih-Sayı
22/10/2014-29153
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.313 kelime·12 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, uzun bir süreden

beri tutuklu olduğunu, hakkındaki suç vasfının değişme ihtimalinin olduğunu,

tutuklu bulunduğu süre dikkate alındığında tutuklamanın sonlandırılması

gerektiğini ileri sürerek Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini

iddia etmiş ve tahliye edilerek tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, başvurucu

tarafından 19/12/2012 tarihinde Adana 8. Ağır Ceza

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 11/6/2013 tarihinde başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm, 11/6/2013

tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemenin

birlikte yapılmasına karar vermiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 21/11/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir.

Adalet Bakanlığı, görüşünü 25/12/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından

Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 25/12/2013

tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Adalet Bakanlığının görüşüne karşı

beyanlarını 30/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine

sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 3/2/2010 tarihinde gözaltına alınmış ve Gaziantep Sulh Ceza

Mahkemesinin 4/2/2010 tarih ve 2010/43 sorgu numaralı kararıyla “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu

işlediği iddiasıyla tutuklanmıştır.

9. Derece Mahkemesi,

başvurucunun tutukluluk durumunu 19/10/2010,

27/12/2010, 26/1/2011, 11/7/2012 ve 13/9/2013 tarihlerinde incelemiş ve atılı

suçun vasıf ve mahiyeti, dosya kapsamındaki deliller, kuvvetli suç şüphesinin

varlığı, tutuklu kalınan sürenin, verilmesi muhtemel ceza ile orantılı olması

gibi gerekçelerle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.

10. Başvurucunun, Adana 8. Ağır

Ceza Mahkemesinin 28/9/2012 tarih ve E.2010/128,

K.2012/158 sayılı kararıyla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 61. ve 314.

maddesinin (2) numaralı fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi

gereğince örgüte üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.

11. Başvurucu Adana 8. Ağır Ceza

Mahkemesinin 28/9/2012 tarihli tutukluluk halinin

devamına ilişkin kararına itiraz etmiş, itirazı Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin

7/11/2012 tarih ve 2012/895 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Ret

kararı başvurucuya 21/12/2012 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

12. Başvurucu 19/12/2012

tarihinde Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. UYAP sistemi üzerinden edinilen

bilgiye göre başvurucu derece mahkemesinin 28/9/2012

tarihli kararını temyiz etmiştir. Derece Mahkemesince 6136 sayılı Kanun’a

muhalefet suçundan başvurucu hakkında kurulan hüküm, temyiz incelemesi

neticesinde Yargıtay 9. Dairesinin 27/11/2013 tarih ve

E.2013/9604, K.2013/14412 sayılı kararı ile bozulmuştur.

13. Başvurucu hakkındaki dava

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru incelemesi sırasında derece mahkemesi

önünde derdesttir.

B. İlgili

Hukuk

14. 5237 sayılı Kanun’un 82., 86., 106., 109., 116. ve 220. maddeleri.

15. 6136 sayılı Kanun’un 13.

maddesi

16. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“Tutuklama nedenleri

Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık

hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya

güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer

alan;

…

9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci

fıkralar hariç, madde 220),

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 16/7/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

19/12/2012 tarih ve 2012/1321 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, uzun bir süredir

tutuklu olduğunu, 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara

İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesi

hükümleri uygulandığı takdirde hakkında isnat olunan suçun vasfının değişme

olasılığının olduğunu ve bu nedenle temyiz aşamasında beraat etme ihtimalinin

bulunduğunu, hakkındaki tutukluluk kararının orantısız olduğunu ve adli kontrol

hükümlerinin uygulanması gerektiğini, tutukluluk halinin devamına dair

kararların gerekçelerinin yetersiz olduğunu ve hakkında yürütülen yargılamanın

adil olmadığını ileri sürerek Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal

edildiğini iddia ederek tahliyesini ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

19. Başvurucunun, uzun bir

süredir tutuklu olduğuna ve tutukluluğun devamına ilişkin mahkeme kararlarının

gerekçelerinin yetersiz olduğuna ilişkin şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun

değildir. Ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığı için

başvurunun bu şikâyete ilişkin kısmının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

20. Başvurucu, uzun bir süredir

tutuklu olduğunu ve tutukluluğun devamına ilişkin mahkeme kararlarının

gerekçelerinin yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.

21. Adalet Bakanlığı görüşünde,

başvurucunun, başvuru tarihi itibariyle “mahkûmiyet

sonrası hürriyetinden mahrum bırakılmış kişi” statüsünde olduğunu,

mahkûmiyet sonrası hürriyetinden mahrum bırakılmasının hukuka aykırı

olmadığını, tutukluluk halinin devamına ilişkin itirazların incelenmesi

aşamasında hukuk kurallarının yorumlanması yetkisinin Anayasa’da yer alan hak

ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve hâkimin takdirinde açıkça keyfilik

bulunmadıkça derece mahkemelerine ait olduğunu belirtmiştir.

22. Başvurucu, Adalet

Bakanlığının görüşüne karşı, derece mahkemesince verilen cezanın infaz

süresinin dört yıl sekiz ay olduğunu, derece mahkemesince verilen kararın Yargıtayca bozulduğunu, dört yıldır tutuklu olduğunu, bir

kişinin gerekçeden tamamen yoksun mahkeme kararıyla tutukluluğunun

uzatılmasının kabul edilemez olduğunu ve tutukluluğun devamına ilişkin mahkeme

kararlarında adli kontrol tedbirlerinin yeterince dikkate alınmadığını

belirtmiştir.

23. Başvurucunun iddialarının

Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

24. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı

ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları

vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir.”

25. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin,

yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında

serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır (B.

No: 2012/1137, 2/7/2013, § 60).

26. Tutukluluk süresinin makul

olup olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün

değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olup

olmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Anayasa’nın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmen

sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” şeklinde ifadesini

bulan masumiyet karinesi, yargılama süresince kişinin hürriyetinin esas,

tutukluluğun ise istisna olmasını gerektirmektedir. Tutukluluğun devamı ancak

masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha ağır basan gerçek bir kamu yararının

mevcut olması durumunda haklı bulunabilir (B. No: 2013/9895, 2/1/2014,

§ 40).

27. Bir davada tutukluluğun

belli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin

görevidir. Bu amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm

olayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararlarında bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir

(B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 62).

28. Tutuklama tedbirine

kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu

kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla başvurulabilir. Bu şartların tutukluluk süresince devam ediyor

olması, tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve meşruiyeti bakımından

olmazsa olmaz bir koşuldur. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir

süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre

geçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam

ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili”

ve “yeterli” görüldüğü

takdirde, yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir.

Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı

gibi faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde

dikkate alınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul

olup olmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 63).

29. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak,

serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve

tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında

sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup

olmadığı göz önüne alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir

kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinden biri

veya birkaçının varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye kadar

tutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, §§ 63-64).

30. Bir kişinin gerekçeden

tamamen yoksun bir yargı kararıyla tutuklanması ve tutukluluğun uzatılması

kabul edilemez. Bununla beraber tutukluluğu meşru kılan gerekçeler gösterilerek

bir zanlı ya da sanığın tutuklanmasının keyfi olduğunu söylemek mümkün

değildir. Ancak aşırı derecede kısa gerekçelerle ve hiçbir yasal hüküm

gösterilmeden tutuklama kararı vermek ya da tutukluluğu devam ettirmek bu

çerçevede değerlendirilmemelidir (B. No: 2013/9895, 2/1/2014,

§ 45). Ayrıca itiraz veya temyiz merciinin, itiraz veya temyiz incelemesine

konu mahkeme kararına ve bu karardaki gerekçelere katıldığı durumlarda, buna

ilişkin kararını ayrıntılı olarak gerekçelendirmemesi, kural olarak, gerekçeli

karar hakkına aykırılık teşkil etmez (B. No: 2013/9895, 2/1/2014,

§ 46).

31. Makul sürenin

hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun daha önce yakalanıp gözaltına

alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama

tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı tarihtir.

Ancak kişinin, tutuklu olarak yargılanmakta olduğu davada mahkumiyetine karar

verilmiş ise mahkûmiyet tarihi itibarıyla da tutukluluk hali sona erer (B. No:

2012/237, 2/7/2013, §§ 66-67).

32. Tutukluluk süresinin

hesabında ilk derece mahkemesi önünde yargılama aşamasında geçen sürelerin

dikkate alınması gerekir. Zira kişi yargılanmakta olduğu davada ilk derece

mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse, bu kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmakta ve tutmanın

nedeni “ilk derece mahkemesince verilen

hükme bağlı olarak tutma” haline dönüşmektedir. Bu bakımdan temyiz

aşamasında geçen süreler tutukluluk süresinin değerlendirmesinde göz önünde

bulundurulamaz. Ancak bozma kararı sonrasında bireyin durumu tekrar suç

isnadına bağlı tutmaya dönüşeceğinden ilk derece mahkemesi önünde geçen süre

değerlendirmede dikkate alınacaktır (B. No: 2013/338, 2/7/2013,

§ 41).

33. Somut olayda başvurucu 3/2/2010 tarihinde gözaltına alınmış, 4/2/2010 tarihinde

tutuklanmış, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/9/2012 tarihli kararıyla hapis

cezası ile cezalandırılmasına ve “… verilen sonuç ceza miktarı itibarıyla sanıkların kaçma

ihtimali bulunduğu” gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar

verilmiştir. İlk defa özgürlüğünden mahrum bırakıldığı 3/2/2010

ile derece mahkemesince hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği 28/9/2012

tarihleri arasında başvurucu “bir suç

isnadına bağlı olarak” tutulmuştur.

34. Başvurucu, derece

mahkemesinin mahkûmiyet kararını temyiz etmiştir. İlk derece mahkemesinin karar

tarihi olan 28/9/2012 ile temyiz incelemesi

neticesinde Yargıtay tarafından bu kararın bozulduğu 27/11/2013 arasında geçen

sürede başvurucu, “ilk derece mahkemesince

verilen hükme bağlı olarak” tutulmuştur.

Başvurucunun, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararı sonrasında tutulması,

tutukluluk olarak nitelendirilemez. Temyiz aşamasında geçen süre, tutukluluk

süresinin hesabında dikkate alınmamalıdır.

35. Yargıtayın bozma kararı sonrasında

başvurucunun yargılanmasına derece mahkemesinde devam edilmiştir. Başvurucu

hakkındaki dava Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru incelemesi sırasında

derece mahkemesi önünde derdesttir. Yargıtayın 27/11/2013 tarihli bozma kararı ile Anayasa Mahkemesince

bireysel başvuru incelemesi neticesinde işbu kararın verildiği 16/7/2014

arasında başvurucu yeniden “bir suç isnadına

bağlı olarak” tutulmuştur.

36. Buna göre başvurucu,

özgürlüğünden mahrum bırakıldığı ilk tarih olan 3/2/2010

ile Anayasa Mahkemesince bireysel başvuru incelemesi neticesinde bu kararın

verildiği 16/7/2014 tarihi arasında, Yargıtay’da temyiz aşamasında geçen 1 yıl

1 ay 29 günlük süre çıkarıldıktan sonra, yaklaşık 3 yıl 4 ay boyunca bir suç

isnadına bağlı olarak özgürlüğünden mahrum kalmıştır.

37. Derece Mahkemesi,

başvurucunun tutukluluk durumunu 19/10/2010,

27/12/2010, 26/1/2011, 11/7/2012 ve 13/9/2013 tarihlerinde incelemiş ve atılı

suçun vasıf ve mahiyeti, dosya kapsamındaki deliller, kuvvetli suç şüphesinin

varlığı, tutuklu kalınan sürenin verilmesi muhtemel ceza ile orantılı olması

gibi gerekçelerle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.

38. Somut olayda başvurucu son

olarak Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/9/2012

tarihli tutukluluk halinin devamına ilişkin kararına itiraz etmiş, itirazı “…atılı suçun CMK 100 ve devamı maddeleri kapsamında

olması, verilen sonuç ceza miktarı ile sanıkların kaçma ihtimali bulunduğu”

gerekçesiyle reddedilmiştir.

39. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak,

serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve

tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında

sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup

olmadığı göz önüne alınmalıdır.

40. Somut olayda, Derece

Mahkemelerince verilen tutukluluğa itiraz ve itirazın reddine dair kararların

gerekçeleri incelendiğinde, bu gerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka

uygunluğu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olmadığı

ve aynı hususların tekrarı niteliğinde olduğu görülmektedir. Somut olaydaki

tutukluluk halinin devamına ilişkin bu gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğu

söylenemez. İlgili ve yeterli olmayan gerekçelere dayanılarak başvurucunun

özgürlüğünden mahrum bırakıldığı dikkate alındığında söz konusu tutukluluk

süresi makul olarak değerlendirilemez.

41. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun “tutukluluğun makul süreyi

aştığı” ve “tutukluluğun devamına

ilişkin kararların gerekçelerinin yeterli olmadığı” yönündeki

iddialarına ilişkin olarak Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 sayılı

Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

42. 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş; ancak yerindelik denetimi

yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm

altına alınmıştır.

43. Başvuruda, Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

44. Başvurucu, uğradığı zarar

karşılığında maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvurucu,

uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine

herhangi bir belge sunmamıştır. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata

hükmedebilmesi için, başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile

tazminat talebi arasında illiyet bağı kurulması gerekir. Anayasa Mahkemesine

herhangi bir belge sunmayan başvurucunun maddi tazminat talebi reddedilmelidir.

45. Başvurucuya, özgürlük ve

güvenlik hakkına yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle telafi

edilemeyecek ölçüdeki manevi zararının varlığı ve somut olayın özelliklerini

dikkate alarak takdiren 3.000,00 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

46. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 172,50 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

47. Kararın bir örneğinin ilgili

mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

A. Başvurucunun,

1. “Tutukluluğun makul süreyi aştığı” ve “tutukluluğun devamına ilişkin kararların

gerekçelerinin yeterli olmadığı” yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer iddialarının KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. “Tutukluluğun makul süreyi

aştığı” ve “tutukluluğun devamına

ilişkin kararların gerekçelerinin yeterli olmadığı” yönündeki

iddialarına ilişkin olarak Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya takdiren 3.000,00 TL

manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE ve tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 172,50 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.672,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,

16/7/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Zühtü ARSLAN Raportör : Serhat ALTINKÖK Başvurucu : Feridun KAYACAN Vekili : Av. Ziya FIRAT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/1321, 16 Temmuz 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. “Tutukluluğun makul süreyi
  16. C. Başvurucuya takdiren 3.000,00 TL
  17. D. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca
  18. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  19. Kaleli
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/1321
Tarih
16 Temmuz 2014

İlgili Kararlar

  • Musa Yılmaz Acar Başvurusu (B. No: 2013/1664)
  • Mehmet Kökmen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9783)
  • Mahmut Tanal Başvurusu (B. No: 2014/11368)
  • Ferruh İlvan Başvurusu (B. No: 2013/1648)
  • Hıdır Memicil Başvurusu (B. No: 2013/1420)
  • Cahit Tekin Başvurusu (B. No: 2013/2744)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.