Özgün Analiz
Olay Özeti: Zonguldak'taki bir icra dosyasında başvurucuya ait taşıta 5/5/2017 tarihinde haciz konulmuştur. Başvurucu, haczin uzun sürmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek yargılama devam ederken 4/3/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuş, haciz 23/7/2022 tarihinde kaldırılmıştır. Komisyon makul süre şikâyetini kabul edilemez bulmuştur. Başvurucu 60.000 TL maddi ve 60.000 TL manevi tazminat talep etmiştir.
Hukuki İlke: Taşıt üzerindeki haciz de mülkiyet hakkını sınırlayan bir tedbirdir ve kapsamı ile süresi bakımından orantılı olmalıdır. Haczin başvuru tarihi itibarıyla uzun süredir devam etmesi, malikin yetkilerini belirsiz biçimde erteleyerek orantısız külfet doğurur ve Anayasa'nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkını ihlal eder. Haczin başvurudan sonra kaldırılmış olması, başvuru tarihine kadar oluşan ihlali ortadan kaldırmaz; giderim tazminat yoluyla sağlanır.
Uygulama Sonucu: Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiş, başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiş, maddi tazminat talebi reddedilmiştir.
Dava Strateji Notu: Uzun süreli tedbir şikâyetleri yalnızca tapu kayıtlarıyla sınırlı değildir; icra dosyasında taşıt üzerine konulan ve yıllarca kaldırılmayan haciz de bireysel başvuruya konu edilebilir. Haczin başvurudan sonra kaldırılması ihlal tespitini engellememiştir. Haciz tarihini ve kaldırılma tarihini gösteren icra dosyası kayıtları ile taşıtın kullanılamamasından doğan zarara ilişkin belgeler başvuruya eklenmelidir.
Karar Metni
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BETÜL DOĞA TOPRAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2022/23329)
Karar Tarihi: 29/1/2026
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, taşıt üzerine konulan haczin uzun sürmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, yargılama devam ederken 4/3/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
2. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. ([GK], B. No: 2014/17196, 25/10/2018), İhsan Metin ([2. B.], B. No: 2015/7044, 23/1/2019), İbrahim Geçer ([1. B.], B. No: 2014/19056, 19/2/2019) ve Şeyhmus Terece ([GK], B. No: 2017/26532, 23/7/2020) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede mülkiyet hakkını sınırlandıran bir tedbirin uygulanmasının ölçülü olabilmesi için kapsamı ve süresi itibarıyla orantılı olarak uygulanması gerektiği ve tedbirin makul olmayan bir süre devam etmesinin mülkiyet hakkının tanıdığı yetkilerin kullanılmasının belirsiz olacak şekilde ötelenmesi suretiyle mülk sahibine orantısız bir külfet yüklediği gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda 5/5/2017 tarihinde konulan haczin, başvuru tarihi itibarıyla uzun süredir devam ettiği -23/7/2022 tarihinde haciz kaldırılmıştır.- anlaşıldığından anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
3. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 60.000 TL maddi ve 60.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılan tedbirin uzun sürmesine ilişkin olarak tedbir sürecinde mülkiyet hakkının gerektirdiği ivediliğin ve özenin gösterilmesi bakımından yargısal makamların sorumluluğu olduğuna dikkati çekmektedir (benzer değerlendirme için bkz. Hamit Alihansoy ve diğerleri [1. B.], B. No: 2017/35581, 29/9/2020, § 66). Buna göre başvuru konusu olayda ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Olayda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından etkin giderim yolu tazminat olarak görülmektedir. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucu, uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile ilgili olarak yeterli bilgi ve belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Zonguldak İcra Dairesine (E.2016/1891) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 29/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
:
Basri BAĞCI
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Kenan YAŞAR
Ömer ÇINAR
Raportör
:
Gökhan SÖNMEZ
Başvurucu
:
Betül Doğa TOPRAK
Vekili
:
Av. Eray TOPRAK
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2022/23329, 29 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası