İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Beyza Metin Başvurusu (B. No: 2014/19426)

(Başvuru

Başvuru No2014/19426Tarih12 Aralık 2018Okuma16 dk · 3.238 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Beyza Metin Başvurusu

Başvuru No
2014/19426
Karar tarihi
12 Aralık 2018
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.238 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

(Başvuru

Numarası: 2014/19426)

Karar

Tarihi: 12/12/2018

BİRİNCİ

BÖLÜM

KARAR

Başkan : Burhan

ÜSTÜN

Üyeler : Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi

DURSUN

Hasan

Tahsin GÖKCAN

Yusuf

Şevki HAKYEMEZ

Raportör : Nahit GEZGİN

Başvurucu : Beyza

METİN

Vekili :

Av. Yıldız İMREK

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kolluk görevlilerinin bir yürüyüşe

müdahalesi ile başlayıp sonrasında gözaltına alınma ve bir süre kolluk

nezarethanesinde tutulma ile sonuçlanan sürede kötü muamele yasağının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit

edilen olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, bir meslek odasının İstanbul şubesi başkanıdır.

Başvurucu, meslek odasının başkanı olduğu şubenin bazı üyeleri ile birlikte

8/7/2013 tarihinde İstanbul Taksim Meydanı'na doğru gerçekleştirilen yürüyüşe

katıldığı sırada, izinsiz gösteri yürüyüşü yaptığı gerekçesiyle kolluk

görevlileri tarafından saat 19.00 dolaylarında yakalanmıştır.

10. Hakkındaki soruşturmanın tamamlanması için yetkili makamlarca

başvurucunun gözaltına alınmasına karar verilmiştir. Başvurucu, gözaltı

işleminin yerine getirileceği polis merkezindeki nezarethaneye konulmadan önce

adli muayene için Eyüp Devlet Hastanesine götürülmüş ve saat 20.48'de muayene

edilmiştir. Gerçekleştirilen muayeneden sonra düzenlenen, Olayın Öyküsü ve

Muayene Edilenin Şikâyetleri kısımlarının da yer aldığı raporda,

başvurucuda darp ve cebir izine rastlanmadığı belirtilmiştir. Raporda, başvurucunun

olayın öyküsüne ilişkin herhangi bir anlatımı ile ruhsal ve fiziksel

bütünlüğüne yönelik bir saldırıya maruz kaldığına ilişkin şikâyetinin yer

almadığı görülmektedir.

11. Başvurucu nezarethanede tutulduğu 9/7/2013 tarihinde kendi seçtiği

müdafileri ile görüşmüştür. Bu görüşmeden sonra başvurucunun nezarethanenin

fiziki koşullarına ve tuvalet ihtiyacını gidermek için uzun süre bekletildiğine

ilişkin şikâyetleri olduğunun tutanak altına alındığı görülmektedir. Tutanak

bir kolluk görevlisi, başvurucu ve başvurucu müdafileri tarafından

imzalanmıştır.

12. Başvurucunun gözaltında tutulmaya devam ettiği 10/7/2013 günü saat

16.30-17.00 sıralarında Eyüp Devlet Hastanesine götürülerek yeniden muayene

edilmesi sağlanmış, ardından başvurucu hakkında adli muayene raporu

düzenlenmiştir. Öncekiyle aynı mahiyetteki bu raporda da başvurucunun herhangi

bir yakınmasının bulunmadığı, başvurucuda darp ve cebir izine rastlanmadığı

belirtilmiştir. Raporun Muayene Edilenin Tıbbi Öz Geçmişi kısmında,

başvurunun astım hastası olduğunun belirtildiği görülmektedir. Raporda

başvurucunun astım ilaçlarının verilmediğinden şikâyet ettiği belirtilmemiştir.

13. Başvurucunun nezarethanedeki tutulması 11/7/2013 tarihinde sona

ermiştir. Yetkililerce gözaltı işlemine son verilirken yeniden muayene edilmesi

sağlanmıştır. Bu bağlamda Adli Tıp Kurumu İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü

tarafından aynı gün yapılan muayene sonucu düzenlenen raporun Olayın Öyküsü

ve Hastanın Yakınmaları kısmında, gözaltına tutulduğu zaman zarfında

tuvalet ihtiyacını gidermesinde kendisine zorluk yaşatıldığı, ayrıca tehdit

edildiği, astım ilaçlarının verilmediği; Diğer Tıbbi Belgeler ve Bulgular kısmında

genel durumunun iyi, solunumunun ise rahat olduğu; Lezyon veya Lezyonlarla

İlgili Bulgular kısmında haricen bir lezyonun saptanmadığı; Sonuç

kısmında ise vücudunda darp ve cebir izi bulunmadığı hususları kayıtlıdır.

14. Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında kendisine

yönelik suçlamalara ilişkin susma hakkını kullanıp kolluğa ifade vermemiştir. Suçlamalara

ilişkin ilk ifadesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Cumhuriyet

Başsavcılığı) 11/7/2013 tarihinde alınmıştır. Bu işlem sırasında kendi seçtiği

müdafileri de hazır bulunmuştur. İfadesinin ilgili kısımları şöyledir:

"...ben

olayla ilgili olarak Güvenlik Şube Müdürlüğünde susma hakkı kullandım... ben

Elektrik Mühendisleri Odası şube yönetim kurulu başkanıyım, olay günü Taksim

gezi parkının vali tarafından açıldığının belirtilmesi üzerine yanımda kurum

temsilcileri ve [A.] olduğu halde

İstiklal Caddesinden odadan çıkarak gezi parkına gitmekte iken birden

etrafımızı polisler çevirdi, [A.] hanımı darp ederek arabaya aldılar

bunun üzerine bizde bizi de alın şeklinde talepte bulunduk ve gözaltına alındık

bunun dışında diğer suçları kabul etmiyorum...

...

Hazır

bulunan müdafilerden soruldu;şüpheli yasa dışı bir gösteriye katılmadığı gibi

görevlilere mukavemette bulunmamıştır, kendi isteğiyle gözaltına alınmıştır...

şüphelinin salıverilmesini talep ediyorum , kendisi sabit iş ve ikamet

sahibidir dediler.

..."

15. Cumhuriyet Başsavcılığı ifade alma işleminin ardından aynı tarihte

başvurucunun tutuklanmasını talep etmiştir. Talebi inceleyen İstanbul 38. Sulh

Ceza Mahkemesi başvurucuyu aynı tarihte sorgulamıştır. Başvurucu, müdafilerinin

hazır bulunduğu sorgusunda şu hususları dile getirmiştir:

"Ben Elektrik

Mühendisleri odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev

yapmaktayım. Odamızın görevleri arasında 'Kamu yararını gözetmek' vardır. Bu

nedenle, Taksim Platformunda odamız adına dönem dönem Ben veya başka arkadaşlar

görüşmelere katılmakta, basın açıklaması yapmaktayız. Olay günü Gezi Parkı'nın

halka açıldığını, İstanbul Valisi'nintelevizyondaki konuşmasından öğrendik ve

arkadaşlar ile Gezi Parkı'na gitmek istedik. Ancak Gezi Parkına daha

yaklaşmadan polisler tarafından engellendik. Bunun üzerine polislere, Valilik

tarafından parkın açıldığını ve parka gitmek istediğimizi söyledik. Ancak polis

şiddetine maruz kaldı. Üzerimize

su sıkıldı, hatta 62 yaşında olan [A.] polisler tarafından darp edildi.

Biz bunun üzerine polislere neden bu şekilde yapıldığını sorduk. Bu sırada

polisler bizi çembere aldılar ve polis kalkanı ile duvara doğru sıkıştırmaya

başladılar. Biz yasal hakkımızı kullanmayı istediğimizi söylememize rağmen

arkadaşlarımızın darp edilerekgöz altına alındığını gördük. Bu nedenle

arkadaşlarımız ile kol kola girerek, polis aracına doğru girerek, 'Eğer bu bir

suçsa, bizi de göz altına alın' dedik. Bizi de göz altına aldılar. Bu arada

polis aracı içinde bir kadın polis 'Sizi döveriz, daha sonra da başka şeyler

yaparız' şeklinde sözler de söyledi. Ayrıca göz altına alma süreci içinde,

polisler tarafından kötü muameleye tabi tutulduk. Bazı kadınların çıplak

arandığını, tuvalet ihtiyacının karşılanmadığını, kadın memur

bulundurulmadığını ve parmak izi alınması aşamasında bazı arkadaşlarımızın darp

edildiğini, çığılıklarından anladık...

ŞÜPHELİ MÜDAFİİ

AV. Ö... K... BEYANINDA

müvekkilin üzerine atılı suçlamaları kesinlikle

katılmıyoruz... Öncelikle serbest bırakılmasını, aksi takdirde adli kontrol

uygulanmasını talep ederiz dedi.

ŞÜPHELİ MÜDAFİİ

AV. A... E... SÖZ ALDI

Müvekkilimin gerek polis aşamasında gerek savcılık

aşamasında herhangi bir şekilde suç işlemek için örgüt kurmak suçundan

savunması alınmamıştır... Bu ciddi anlamda, savunma hakkının kısıtlanmasıdır

(dedi.)"

16. Mahkemenin tutuklama talebini reddetmesiyle başvurucu aynı gün

(11/7/2013) tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır.

17. Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu hakkında izinsiz gösteri yapmak

ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından İstanbul 33. Asliye Ceza

Mahkemesinde kamu davası açmıştır. Başvurucu söz konusu kovuşturmanın 12/6/2014

tarihli oturumunda savunmasını yapmıştır. Savunmasının ilgili kısımları

şöyledir:

"Ben

savunmamı yazılı olarak sunuyorum, bu yazılı savunmayı okuyacağım, özet olarak

zabta geçmesini istiyorum, dedi.

Sanık devamla;

... Taksim Dayanışması hukuka aykırı yapılacak olan yapılaşmaları engellemek

amacıyla kurulmuştur. Taksim Dayanışma platformuna her birey gelip katılabilir.

Polislerin dahi toplantıya gireceği kadar şeffaftır. Demokratik ve meşru bir

dayanışmadır. Eğer iddianamede belirtilen örgüt böyle bir örgüt ise ben bunun

üyesiyim. 8 temmuz günü İstanbul Valisi parkın açıldığını duyurduğu için bizde

açılan gezi parkına gitmek istedik. Ancak önümüz polisler tarafından kesildi.

Parkın sadece bazı vatandaşların girmesine izin verildiğini gördük. Anayasanın

34. maddesine göre basın açıklaması yaptık. Ancak 8 temmuzda böyle bir

açıklamamız yoktur. 8 temmuz da açıklama yapan sayın validir. İnsanların baret

gözlük taşımaları kendilerine yönelik saldırıdan korunmak amacıyladır. Gezi

parkına giderken 8 temmuzda polis tarafından gözetim altına alındık. Emniyete

götürüldük. Kötü muameleye maruz kaldık. Kadın arkadaşlarımızı onları

döveceklerini ve başka şeyderde yapacaklarını söylediler. Evlerimizde usulsüz

aramalar yapıldı..."

18. Başvurucu vekili 4/7/2014 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına bir

dilekçeyle başvurmuştur. Bu dilekçede başvurucunun gözaltına alınması sırasında

ve gözaltına alındıktan sonra nakil aracındayken kolluk görevlileri tarafından

tartaklandığı, sinkaflı sözler içeren hakaretlere maruz kaldığı, araçta bulunan

bir kadın görevlinin kendisini ve araçtakileri tehdit ettiği, nezarethaneye

konulmadan önce çıplak aramaya tabi tutulduğu, gözaltı süresince son derece

kirli ve havasız odalarda tutulduğu, tuvalet ihtiyacını uzun süre bekletilerek

ve erkek görevlilerinin görebildiği bir ortamda giderebildiği, üstelik

tuvalette temizlik için sabun ve kâğıdın bulunmadığı, kendisine yeterli yiyecek

ve temiz giysiler verilmediği, ruhsal bütünlüğüne saldırı amacıyla gece vakti

uyandırılıp sonrasında zorla parmak izinin alındığı ileri sürülmüş ve

sorumluların cezalandırılması talep edilmiştir. Şikâyet dilekçesinde ayrıca

başvurucuyu tehdit ettiği ileri sürülen kadın polis memurunun olay günü

üzerinde numara bulunan bir yelek giydiği belirtilmiş, yelekte yazılı olduğu

belirtilen yedi rakamlı numara da bildirilmiştir.

19. Cumhuriyet Başsavcılığı şikâyet üzerine olay hakkında derhâl bir

soruşturma başlatmıştır. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı, başvurucunun

şikâyetinde yelek numarasını belirttiği kadın polis memurunun kimliğinin ve

başvurucunun tutulduğu polis merkezi ile nezarethaneye ilişkin kamera

kayıtlarının derhâl gönderilmesi için ilgili emniyet müdürlüklerine yazılı

talimat vermiştir.

20. Emniyet müdürlükleri bu talimatlara yazılı olarak cevap vermiş ve

sorulan numaralı bir polis memuru yeleğinin bulunmadığını, kamera kayıtlarının

otuz gün süre ile saklandığını, kayıtların daha sonra en eski tarihten itibaren

silinmeye başlayarak üzerine yeni tarihli kayıtların yapıldığını, dolayısıyla

başvurucunun gözaltında tutulduğu bir yıl öncesine ilişkin sorulan kayıtların

bu şekilde silinmiş olması nedeniyle tespit edilemediğini bildirmişlerdir.

21. Cumhuriyet savcısı, başvurucunun yargılandığı davanın dosyasında

bulunan ve yukarıda ilgili bölümde yer verilen doktor raporlarını da incelemiş ve

birer örneklerini soruşturma dosyasına almıştır.

22. Cumhuriyet Başsavcılığı 15/9/2014 tarihinde başvurucunun

şikâyetleri hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararda,

başvurucunun iddialarının delille desteklenmeyen nitelikte olduğu belirtilmiştir.

23. Başvurucunun bu karara karşı yapmış olduğu itiraz,

İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğince 21/10/2014 tarihinde reddedilmiştir. Nihai

karar başvurucuya 7/11/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 12/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucu; temsil ettiği meslek odasının üyeleri ile

birlikte bir sivil toplum örgütünün organize ettiği yürüyüşe katılmalarından

sonra kolluk görevlilerinin zorunlu olmayan ve orantısız güç kullanmaları ile

başlayıp gözaltına alınmasına karar verilmesi, bu kapsamda bir polis

merkezindeki nezarethanede tutulması ile devam eden dört günlük sürede farklı

şekillerde tezahür eden kötü muameleye maruz kaldığını ileri sürmektedir.

26. Başvurucunun bireysel başvurusunda bu iddiasına temel

aldığı hususlar, yukarıda yer verilen Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı

şikâyetinde (bkz. § 18) ileri sürdüğü olgulardır. Başvurucu; kötü muamele

şikâyetlerini öncesinde başka yetkili makamlara bildirmesine rağmen sorumlular

hakkında derhâl bir soruşturma başlatılmadığını, sonrasında şikâyetiyle

başlatılıp yürütülen soruşturmanın ise maddi gerçeği ortaya çıkarmak bakımından

yetersiz olduğunu belirterek Anayasa'nın 17., 36. ve 40. maddelerinde güvence

altına alınan kötü muamele yasağının, adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüşünde, başvurucunun şikâyetlerinin Anayasanın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı

kapsamında incelenmesi gerektiği ifade edildikten sonra uygun deliller ile

desteklenmesi için başvurucunun gereken özeni göstermediği iddiaların

savunulabilir olmadığının değerlendirildiği belirtilmiştir. Görüşte bu bağlamda

iddiaların tutarlı ve deliller ile uyumlu olmadığı, nezarethanede çıplak aranma

şikâyetinde olduğu gibi olaydan çok uzun bir zaman sonra yetkili makamlara

başvurulmasının maddi gerçeğin açığa çıkarılması bakımından kritik öneme sahip

bazı delillere -nezarethanedeki kamera kayıtları gibi- ulaşılmasını imkânsız

hâle getirdiği ileri sürülmüş ve bu gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan

yoksun olduğunun değerlendirildiği ifade edilmiştir.

28. Başvurucu, Bakanlık görüşüne itiraz ederek bazı şikâyetlerinin Gözaltı

Avukat Görüşme Tutanağı'nda kayıtlı olduğunu, ayrıca ifadesinin alınması,

sorgulanması ve mahkeme önündeki savunması sırasında şikâyetlerini açıkça dile

getirdiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca tehdit etmekle şikâyet ettiği

kadın kolluk görevlisi hakkındaki araştırmanın yetersiz olduğunu, bu tür

toplumsal olaylarda genel olarak İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri dışındaki

ekiplerin görevlendirilmesinin sıradan bir uygulama olarak bilindiğini; çıplak

aramanın sıradan, yasal bir uygulama olduğunu düşündüğü için avukatlarına bu

hususta bir beyanda bulunmadığını, söz konusu aramanın hiçbir yasal dayanağının

bulunmadığını daha sonrasında öğrendiğini belirtmiştir. Başvurucu bunun yanında

savunmalarına ilişkin tutanakta anlatımının özetlenmesinde ifade bozukluğuna

neden olunduğu için şikâyetlerinin bazılarının anlaşılamadığını ayrıca İstanbul

33. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/6/2014 tarihli duruşmasında Mahkemeye sunduğu

yazılı savunmasında çıplak arama ile birlikte maruz kaldığı diğer muameleleri

anlattığını, bunun yanında silinen kamera kayıtlarının geri getirilebilmesinin

teknik olarak olanaklı olduğunu ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

29. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı ile

üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes,

… maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye

işkence ve eziyet yapılamaz, kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya

veya muameleye tabi tutulamaz.”

30. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurudaki

iddiaların Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan

kötü muamele yasağı kapsamında ileri sürüldüğü sonucuna varılmıştır.

31. Yetkili adli makamların şikâyetleri hakkında gerekli araştırmaları

yapmadığı, tanıkların dinlenmediği ile mahkeme kararlarının gerekçesiz olduğu

yönünde başvurucununadil yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak ileri sürdüğü

iddialarının Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan

kötü muamele yasağının usul boyutuna ilişkin olduğu belirtilmelidir.

32. Öte yandan başvurucunun, iddiaları ile ilgili olarak etkili bir

soruşturma yürütülmemesi nedeniyle Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına

alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğinden ayrıca şikâyetçi olduğu

anlaşılmaktadır. Başvurucunun kötü muamele yasağınınihlal edildiği iddiası

bakımından dayandığı gerekçeler ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiği

iddiası kapsamında ileri sürdüğü iddialar karşılaştırıldığında somut başvurunun

Anayasa Mahkemesince etkili başvuru hakkı yönünden ayrıca incelenmesi gereken

herhangi bir özel sorun ihtiva etmediği görülmektedir. Bu nedenle başvurucunun

etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiası ayrıca incelenmemiştir.

33. Başvurucu; katıldığı bir yürüyüşe müdahale edilmesiyle

başlayıp polis merkezine götürülmesi için kolluğa ait nakil aracına

bindirilmesiyle devam eden, polis merkezine getirildiğinde nezarethaneye

konulmadan önceki ve konulduktan sonraki tüm aşamaları da kapsayan dört günlük

sürede aşağılanması, utanması, korku ve elem duyması amacıyla çıplak aramaya,

tehdide ve hakarete maruz bırakılma, farklı amaçlarla mahremiyetine saldırılma,

gece vakti uyandırılıp vücut izi vermeye zorlanma, kasıtlı olarak yetersiz

beslenme, pis ve bakımsız ortamda tutulma gibi farklı şekillerde tezahür

ettiğini ve çeşitli birimlerde görev yapan çok sayıdaki görevli tarafından

gerçekleştirildiğini ileri sürdüğü kötü muameleye maruz bırakıldığından şikâyet

etmektedir.

34. Başvurucu, yetkili makamlara durumu zamanında iletmesine rağmen

söz konusu makamların hareketsiz kalmayı tercih ettiklerini ve vekili

aracılığıyla bir dilekçe ile başvurduğunda ise iddialarına ilişkin bir

soruşturma başlatmak durumunda kalınmakla birlikte sorumluların ortaya

çıkarılması için gereken çabanın gösterilmediğini de iddia etmektedir.

35. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının

kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması

gerekmektedir. Bu asgari eşik göreceli olup her olayda asgari eşiğin aşılıp

aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu

bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti,

yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır (Tahir Canan, §

23).

36. Anayasa Mahkemesine göre, kişinin bir devlet görevlisi tarafından

hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının

bulunması hâlinde Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında etkili

resmî bir soruşturma yapılmasını gerektirmektedir (Tahir Canan, § 25).

Ancak etkili bir soruşturmanın başlatılabilmesi için öncelikle kötü muamele

iddialarının uygun delillerle desteklenmesi gerekir. İddia edilen olayların

gerçekliğini tespit etmek için her türlü makul, şüpheden uzak kanıtların

varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı

emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir.

Ancak bu uygun koşulların tespiti hâlinde etkili bir soruşturma yükümlülüğün

gerekliliğinden bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).

37. Öte yandan bir şikâyet yapılmadığında bile kötü

muameleyi gösteren yeterli belirtiler olduğunda soruşturma açılması

sağlanmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, §

116).

38. Bu noktada kişinin sağlıklı hâldeyken gözaltına

alındığı ancak salıverildiği zaman ya da salıverilmeden önce vücudunda

yaralanma tespit edildiği durumlarda söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu

hususunda makul bir açıklama getirme ve mağdurun bu yöndeki iddialarını şüphede

bırakacak kanıtları sunma yükümlülüğünün devlete ait olduğunu, özellikle ilgili

iddiaların doktor raporları ile doğrulandığı hâllerde kötü muamele yasağı

bağlamında açık sorunların ortaya çıkacağını ifade etmek gerekir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 94).

39. Öncelikle somut olayda başvurucunun gözaltına

alınmasından salıverilmesine kadar geçen sürede her gün doktor muayenesine tabi

tutulmasının ve dahası seçtiği müdafileri ile görüşebilmesinin sağlandığını

belirtmek gerekir. Bunun yanında başvurucu, sürecin her adımında kötü

muamelesine maruz kaldığını ileri sürdüğü kolluğun kontrolünden çıktıktan hemen

sonra yetkili Cumhuriyet savcısının ve Mahkemenin önüne çıkmış, burada da

müdafilerinin yardımından faydalanmıştır.

40. Aksi ileri sürülmediğinden başvurucunun

yakalandığından ve gözaltına alındığından bir akrabasının veya belirlediği bir

kişinin gecikmeksizin haberdar edildiğini de belirtilmelidir. Bu tabloya göre

başvurucu; nezarethanede kolluğun kontrolüne alınmadan önce, kontrolü altında

tutulduğu sırada ve tutulma sona erdiğinde belli bir zamana yayıldığını ileri

sürdüğü kötü muameleleri akrabalarına, belirlediği başka kişiye, müdafileri ile

tutulmasını inceleyen adli makamlara ya da muayenesi gerçekleştiren sağlık

görevlilerine sözlü ve yazılı şekilde derhâl iletebilme imkânına sahip

olabilmiştir. Başvurucu da kötü muameleye karşı koruyucu niteliği haiz

olduğunda tereddüt bulunmayan bu hukuki mekanizmaların somut olayda uygulamaya

geçirilmediğini ileri sürmemektedir.

41. Ancak başvurucunun bu sürede müdafileri ile

görüşmelerinde nezarethanenin fiziki ortamı ve tuvalet ihtiyacını zamanında

giderememe konusunda şikâyetleri olduğunu bildirdiği, salıverilirken muayene

edildiği sırada soyut olarak tehdit edildiğinden, tuvalete zamanında

çıkarılmadığından ve bir gün önce başka bir doktora bildirmediği hâlde

ilaçlarının verilmediğinden ilgili doktora şikâyet ettiği, soyut olarak tehdit

edildiğinden ve herhangi bir somut olgu ileri sürmeden başkaca kötü muameleye

maruz bırakıldığından yetkili Cumhuriyet savcısına ve Mahkemeye bahsettiği

görülmektedir. Başvurucunun adli makamlara verdiği ifadelerinde genel olarak

birlikte yürüyüşe katıldığını ve ardından gözaltına alındığını belirttiği

kişilerin maruz kaldıklarını ileri sürdüğü kötü muameleleri, üstelik bir

kısmını görgüye dayalı olmayacak şekilde anlattığı anlaşılmaktadır. Oysa bu

ifadelerinin alınması sırasında müdafiler hazır bulunmaktadır ve gerekli hukuki

yardımı sağlayıp görevleri kapsamında beyanları ve talepleri bu makamlara

iletebilmişlerdir. Dolayısıyla dört güne yayıldığı ileri sürülen kötü

muameleyle ilgili iddiaların yetkili makamlara kolluğun kontrolünün bittiği andan

itibaren iletilebilmesi imkânına -üstelik müdafi yardımıyla- sahip olunduğu

hâlde iddiaların bu makamlar önünde tüm aşamaları kapsayacak, tutarlı ve

savunulabilir bir şekilde dile getirilmemiş olması, bu konuda yapılan

değerlendirme bakımından oldukça dikkat çekici bulunmuştur.

42. Başvurucu bazı iddialarını olaydan bir yıl sonra dile

getirmesine gerekçe olarak ise maruz bırakıldığı bazı kötü muamelelerin yasal

dayanağının bulunduğunu düşündüğünü göstermiş; gerçekte bu ve diğer iddialarını

yetkili adli makamlara zamanında bildirmesine rağmen bu makamlara verdiği

ifadelerinin bazılarının tutanaklara yanlış aktarıldığını ileri sürmüştür.

43. İlgili bölümde belirtildiği üzere başvurucu her aşamada

kendi seçtiği, üstelik birden fazla müdafinin yardımından faydalanmıştır.

Dolayısıyla hukuki destek aldığında ve bu kapsamda maruz kalabileceği bir

muameleye karşı haklarının kendisine öncesinde bildirildiğinde ya da öyle

olması gerektiğinde bir şüphe bulunmamaktadır. Keza aldığı müdafi yardımı

çerçevesinde durumu hakkında görüşmeler yapabildiği de ortadadır. Bununla

birlikte ifadelerinin yanlış ve eksik aktarıldığını ileri sürdüğü söz konusu

tutanaklardan kendisinin ve müdafilerinin zamanında haberdar olmadığını,

dolayısıyla iddialarına gereği gibi yer vermedikleri itirazını bu makamlara

iletemediğini de belirtmemektedir.

44. Belirtilen hususların hepsi bir yana başvurucu,

savunulabilir olduğunu belirttiği iddialarını zamanında ilgili adli makamlara

bildirdiğini ileri sürmekte olduğuna göre bu makamlar tarafından bir soruşturma

başlatılmadığını fark etmiş olması gereken zaman çok öncesinde gelmiş demektir.

Buna rağmen başvurucu soruşturma başlatılması amacıyla avukatı aracılığıyla

başvuru yapmayı, her nedense olaydan ve soruşturma başlatılmadığının farkına varılması

gereken zamanın gelmesinden çok uzun bir süre sonra yapmayı düşünmüştür.

45. Anayasa Mahkemesi, asgari eşik seviyesini aştığı

varsayılan kötü muamele iddialarının makul şüphe kalmayacak şekilde

kanıtlanması şartını aramakta ve başvurularda öncelikle bu konudaki kanıtlama

sorununu ele almaktadır. Burada kötü muameleye maruz kalması nedeniyle mağdur

olduğunu ileri süren kişilerin -yukarıda belirtilen şekilde (bkz. § 38) ispat

külfetinin devlete geçtiği durumlar istisna olmak üzere- kötü muamele yasağı

kapsamına giren ağırlıkta bir muamele görmüş olabileceklerini gösteren emare ve

delil sunmaları gerektiğini belirtmek gerekir.

46. Mağdur olduğunu ileri süren kişilerin olgulara

dayanmayan, yetersiz açıklamaları, iddialarının deliller ile desteklenmemesi

hatta kimi zaman delillerin uyumsuzluğu, kötü muamelenin yapıldığı yer, zaman ve

diğer konulardaki çelişkili ifadeleri, müdafilerinden farklı iddiaları ileri

sürmeleri gibi hususlar kötü muamelenin gerçekliğini şüpheye düşürür. Bu

durumda iddiaların savunabilir olduğundan ve dolayısıyla bu iddialara ilişkin

derhâl resmî bir soruşturma başlatılması gerekliliğinden söz edilemeyecektir.

Bu gibi durumlar -iddiaların güçlü bir dayanak ile birlikte yetkili merciler

nezdinde dile getirilmemesi- söz konusu olduğunda mağdur olduğunu ileri süren

kişilerin etkili bir soruşturma yürütülmesine ilişkin meşru (haklı) bir

beklentiye girebileceklerini söyleyebilmek de mümkün değildir.

47. Bununla birlikte kişilerin iddialarını desteklemek için yetkili

makamlara zamanında başvurmaları gibi bir özen yükümlülükleri de bulunmaktadır.

Anayasa Mahkemesi, bu tür şikâyetleri esastan inceleyebilmek için bu konuda

haklı bir neden ileri sürülmediğinde kişilerin iddialarını desteklemek için

kendilerinden makul olarak beklenen her şeyi yerine getirdiğine kanaat getirmek

durumundadır. Aksine kanaat getirildiğinde söz konusu iddialar savunabilir

düzeye ulaşmadığı için kötü muamele yasağının ihlal edildiğinin incelenebilmesi

mümkün olamamaktadır.

48. Somut olayda kötü muamele iddiaları, tüm aşamalarda tutarlı ve

birbiriyle uyumlu şekilde ileri sürülmemiş; ayrıca uygun ve yeterli delil ile

desteklenmemiştir.Bununla birlikte başvurucunun iddialarını desteklemek için

zamanında yetkili makamlara başvurmadığı da ortadadır. Bu nedenle başvuru

konusu yapılan soruşturmada iddiaların delil ile desteklenmediği için savunulabilir

olmadığı açıklanarak kamu görevlileri hakkında kovuşturma yapılmasına yer

olmadığına karar verildiği görülmektedir. Bu itibarla başvurudabir ihlalin

olmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.

49.Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

12/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/19426, 12 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Birinci
  4. Bölüm
  5. Karar
  6. Üstün
  7. Özgüldür
  8. Dursun
  9. Metin
  10. I. Başvurunun Konusu
  11. II. Başvuru Süreci
  12. III. Olay Ve Olgular
  13. Şüpheli Müdafii
  14. Av. Ö... K... Beyanında
  15. Şüpheli Müdafii
  16. Av. A... E... Söz Aldı
  17. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  18. A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  19. B. Değerlendirme
  20. B. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/19426
Tarih
12 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Zümrüt Ağapınar Başvurusu (B. No: 2015/3747)
  • Hüseyin Onur Akyüz Başvurusu (B. No: 2014/15494)
  • Mahmut Oğuz Başvurusu (B. No: 2014/13516)
  • Murat Ünal Başvurusu (B. No: 2015/226)
  • Alişen Bağcaçi Başvurusu (B. No: 2015/18986)
  • Semra Başaran Başvurusu (B. No: 2015/3309)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.