İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bilal Demirdağ Başvurusu (B. No: 2014/5188)

1. Başvuru,

Başvuru No2014/5188Tarih19 Aralık 2017Okuma19 dk · 3.711 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bilal Demirdağ Başvurusu (2)

Karar tarihi
19 Aralık 2017
Başvuru Numarası
2014/5188
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.711 kelime·19 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru,

hakkında toplatma ve el koyma kararı bulunan bir kitaptan alıntılar içerdiği

gerekçesiyle ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucuya gelen

dokümanın kendisine verilmemesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu başvuru tarihinde, Türkçe adı Kürdistan İşçi

Partisi olan silahlı terör örgütü PKK'ya üye olmak suçundan Ankara 2 No.lu F

Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) hükümlü

olarak bulunmaktadır.

10. İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu (Eğitim Kurulu) 7/2/2014 tarihli

kararında, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanun'un 62. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca,

başvurucuya gelen "Dipnot" adlı derginin 5/2011 sayısının başvurucuya

verilmemesine karar vermiştir. Eğitim Kurulu, adı geçen dokümanın 79 ilâ 91.

sayfaları arasında, hakkında toplatma ve el koyma kararı bulunan

"Demokratik Uygarlık Manifestosu Özgürlük Sosyolojisi (üçüncü kitap)"

ve "Demokratik Uygarlık Manifestosu Kapitalist Uygarlık Maskesiz Tanrılar

ve Çıplak Krallar Çağı (ikinci kitap)" isimli kitaplardan birebir

alıntılara yer verildiğini tespit etmiştir.

11. Eğitim Kurulu kararına karşı başvurucunun Sincan İnfaz

Hâkimliğine yaptığı şikâyet, Hâkimliğin 25/2/2014 tarihli kararı ile

reddedilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

"...Eğitim Kurulu kararına konu yazının

da yasaklanmış bir kitaptan alındığı anlaşılmış olup Kanundaki düzenleme

gözetildiğinde Eğitim Kurulu'nun kararında hukuka aykırılık söz konusu

değildir. Bu nedenle şikayetin reddine karar vermek gerekmiştir."

12. Başvurucu, Hâkimliğin ret kararına karşı itiraz yoluna

başvurmuştur. İtirazı inceleyen Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz

Hâkimliğinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurucunun

itirazının reddine karar vermiştir. Bu karar, başvurucuya26/3/2014 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 7/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. Mevcut başvurunun değerlendirilmesi sırasında göz önünde

bulundurulan ulusal hukuk kaynakları için bkz. Mehmet

Çelebi Çalan, B. No: 2014/4163, 19/12/2017, §§ 14-15.

B. Uluslararası Hukuk

15. Mevcut başvurunun değerlendirilmesi sırasında göz önünde

bulundurulan uluslararası hukuk kaynakları için bkz. Ahmet Temiz (6), B. No: 2014/10213, 1/2/2017, §§ 17-18.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 19/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

17. Başvurucu, başvuruya konu dokümanın kendisine verilmemesinin

keyfi olduğunu ve derece mahkemelerinin kararlarında ifade edildiği gibi

başvuru konusu dergi hakkında mahkemeler tarafından verilmiş herhangi bir

yasaklama kararı bulunmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu, Anayasanın 26. maddesininihlal edildiğini belirterek ihlalin tespit

edilmesi talebinde bulunmuştur.

18. Bakanlık görüşünde, başvuruya konu dokümanda yer alan

yazıların, hakkında toplatma ve el koyma kararı bulunan bazı kitaplardan

birebir alıntı içermesi nedeniyle başvurucuya verilmediği, bu noktada Eğitim

Kurulunun söz konusu yazıların içeriği konusunda bir takdir yetkisinin

olamayacağı ileri sürülmüştür. Bakanlık, cezaevine kapatılmış kişilerin bilgi

ve kanaatlere ulaşma özgürlüklerinin bulunduğunun tartışmasız olduğunu, bununla

birlikte cezaevlerinde suçun önlenmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması

amacıyla bu kişilerin bazı kısıtlamalara tabi tutulabileceklerini ifade

etmiştir. Dolayısıyla Bakanlık, somut başvuruya ilişkin kısıtlamanın demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun ve hedeflenen meşru amaçlarla orantılı

olduğunu ifade etmektedir.

B. Değerlendirme

19. Anayasa’nın 26. maddesi şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamu

düzeni, kamu güvenliği, ... suçların önlenmesi, ... gereğine uygun olarak

yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir...

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

1. Adli Yardım Talebi

Yönünden

20. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

22. İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvurucuya gönderilen yazılı

bir dokümanın kendisine verilmemesinin, haber veya fikir alma özgürlüğü ve

dolayısıyla ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğu kabul

edilmiştir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

23. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.Anayasa’nın 13. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler,

... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak

ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum

düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

24. Sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama

koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

25. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun’un 62. maddesinin

kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

26. Başvuruya konu doküman infaz kurumunun düzeninin ve

güvenliğinin sağlanması ve suçun önlemesi amacıyla başvurucuya verilmemiştir.

Anılan müdahalenin, Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru

bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

(a) Demokratik Toplum Düzeninin Gerekleri

Kavramı

27. “Demokratik toplum düzeninin gerekleri” kavramı; ifade

özgürlüğü üzerindeki sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde

olmasını, başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak

kendisini göstermesini gerektirmektedir. Demokratik toplum düzeninin

gereklerinden olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir

toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir.

Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da

başvurulabilecek en son çare niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).

(b)Mahpusların İfade Özgürlüğü

28. Mevcut başvurunun özelliklerinden biri başvurucunun yüksek

güvenlikli bir ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunmasıdır. Hükümlü ve

tutuklular, Anayasa'da korunan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak

sahiptir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri,

B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65; Hüseyin Sürensoy, B. No: 2013/749, 6/10/2015, § 44; Ahmet Temiz (6), § 33).

29. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında ifade

özgürlüğüne herkesin sahip olduğu belirtilmiş, bunun sonucu olarak da Anayasa

Mahkemesi pek çok kararında hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğünün de

Anayasa'nın koruması altında olduğunu vurgulamıştır. Mahkeme, hükümlü ve

tutukluların süreli veya süresiz yayınlara ulaşabilmesinin bilgi ve kanaatlere

ulaşma özgürlüğünün somut yansıması olarak ifade özgürlüğünün koruması altında

bulunduğuna karar vermiştir (Kamuran Reşit

Bekir [GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 43; Hüseyin Sürensoy,

§ 44; İbrahim Bilmez, B. No:

2013/434, 26/2/2015, § 74; Ahmet Temiz (6),

§ 34).

(c) Terör ve İfade Özgürlüğü

30. Demokratik bir toplumda terörle mücadele politikaları başta

ifade özgürlüğü olmak üzere insan haklarının korunması gereğine uyumlu olarak yürütülmelidir.Özellikle terörle bağlantılı hususlarda

bilgi ve fikirlerin sağlıklı paylaşımı ancak ifade özgürlüğünün tam olarak

korunması ile mümkün olabilecektir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi -Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadına atıfla- pek çok kararında ifade

özgürlüğünün sadece devlet organları veya toplumun çoğunluğu tarafından

memnuniyetle karşılanan veya zararsız, ilgilenmeye değmez ve önemsiz görülen “düşünceler”

için değil; çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin doğasında bulunan bir

gereklilik olarak devletin veya toplumun bir bölümünün aleyhinde olan, onlara

çarpıcı gelen, onları rahatsız eden saldırgan, şok edici, rahatsızlık veren

haber ve düşünceler için de uygulanabilir olduğunu vurgulamıştır (Abdullah Öcalan [GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014 § 95;Bejdar Ro Amed, B. No: 2013/7363, 16/4/2015, §§ 62, 63; Kamuran Reşit Bekir, § 45, 61).

31.İfade özgürlüğünün korunmasının önemli bireysel ve derin

toplumsal sonuçları bulunmaktadır. Bu sebeple kişinin hakkı ile toplumun çıkarı

arasında ve dolayısıyla terörle bağlantılı meselelerde kişinin temel ifade

özgürlüğü ile demokratik toplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı

kendisini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında bir denge kurulması ihtiyacı

ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte her durumda kamu gücünü kullanan

organların, bilhassa siyasi fikirlerin değerlendirilmesi gerektiği durumlarda

"terör" nitelendirmesinin kötüye kullanımına karşı dikkatli olmaları

özgürlüklerin korunması açısından hayatidir.

32. Mevcut başvuruya benzer olaylarda kamu gücünü kullanan

organların ve mahkemelerin görevi, somut olayın koşullarında hükümlü ve

tutukluların ifade özgürlüğü ile ceza infaz kurumunun güvenliğinin,

disiplininin, düzeninin sağlanması ve mahkumun ıslahı ihtiyacı arasında adil

bir denge sağlanıp sağlanmadığı değerlendirilmelidir ( Halil Bayık, §§ 32-33).

(d) Ceza İnfaz Kurumunun

Güvenliği

33.Mevcut başvurudaki gibi ifade özgürlüğüne yapılan müdahalelerde

söz konusu olan ceza infaz kurumunun güvenliği, disiplini ve düzeni ise derece

mahkemelerinin dava konusu ifadelerin, cezaevinin asayiş ve güvenliğini

tehlikeye düşüren, kamu görevlilerini hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç

örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak

haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve

yanlış bilgileri, tehdit ve hakaret oluşturan ifadeleri içerip içermediğini

değerlendirmeleri gerekir (Bejdar Ro Amed,

§ 80; idare ve derece mahkemelerince söz konusu değerlendirmelerin yapılmaması

nedeniyle ihlal sonucuna ulaşılan bir karar için bkz. Kamuran Reşit Bekir, § 73; derece

mahkemelerince söz konusu değerlendirmelerin yapıldığının tespit edildiği bir

karar için bkz. Ahmet Temiz (6),

§§ 39-44).

34. Cezaevi idarelerinin ve derece mahkemelerinin benzer

davalarda terörle mücadele ile ilgili zorlukları ve buna bağlı koşulları gözönüne almaları gerekir. Olağan zamanlardan farklı olarak

tansiyonun yükseldiği ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin söz konusu olduğu

kimi durumlarda, idarece durumun gerektirdiği tedbirlerin alınması normal

karşılanmalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda güvenliği sağlamak amacıyla

ifade özgürlüğüne yapılan müdahalelerin demokratik toplumda gerekli olduğu

kabul edilebilir (Ahmet Temiz (6),

§ 43).

(e) Mahkumun Islahı

35. Bir hapis cezasının veya özgürlükten yoksun bırakan benzer

bir yaptırımın amacı ve meşruiyeti toplumu suça karşı korumaktır. Böyle bir

amaç özgürlükten yoksun kaldığı dönemin -mümkün olduğu kadar- mahkumun toplum

içine geri döndüğü zaman hukuka saygı gösterme ve yaşamını kendi kendine

sürdürebilme isteğini ve yeteneğini kazandırmak için kullanılmış olması hâlinde

gerçekleşebilir. Dolayısıyla cezaevlerindeki kimi zorunlulukların veya kısıtlamaların

mahkûmların ıslahı ile de doğrudan bağlantısı olduğu açıktır. Islah ile

bağlantılı olarak mahkûmların kendilerini geliştirici ve eğitici yeterli sayıda

kitap, gazete, dergi veya diğer yayınları okumaları, radyo dinlemeleri,

konferansları veya kurum idaresinin çıkardığı veya denetlediği benzeri araçları

izlemeleri sağlanarak düzenli olarak bilgi ve haberlere erişmeleri

sağlanmalıdır.

36. Buradan çıkan sonuca göre cezaevine kapatılmış bir suçlunun

toplum içine döndüğü zaman hukuk içinde kalarak olağan toplumsal yaşamın bir

parçası olmasına mani olacağı, başka bir deyişle ıslahını güçleştireceği

değerlendirilen bilgi ve haber kaynaklarına erişimi koşullara göre

sınırlandırılabilir. Böyle bir değerlendirme için her mahkumun toplumsal

geçmişini ve suç sicilini, entelektüel kapasitesini ve kabiliyetini, şahsi

tabiatını, hapis cezasının süresini ve tahliye edildikten sonrası için

beklentileri dikkate alınmalıdır (Halil

Bayık, §§ 36-37).

(f) Takdir Payı

37. Terör örgütleriyle veya terör faaliyetleriyle ilişkili

olduğu değerlendirilenyazılı bir metnin, kişilerin ve

ceza infaz kurumunun güvenliğine zarar verme ihtimalinin tespit edilmesinde ilk

elden bilgiye sahip ceza infaz kurumu yetkililerinin ve derece mahkemelerinin

daha geniş takdir payı bulunduğunda şüphe yoktur (Benzer durumlarda ceza infaz

kurumu yetkililerinin takdir payına ilişkin değerlendirmeler için bkz. Özkan Kart, B. No: 2013/1821, 5/11/2014, §

51; Ahmet Temiz (6), § 41).

38. Anayasa Mahkemesi, bahsi geçen doküman gibi yazılı

metinlerin bütünüyle ele alındığında özel bir kişiye, kamu görevlilerine veya

halkın belirli bir kesimine karşı şiddete teşvik edip etmediğinin belirlenmesi

için metinlerde kullanılan terimlerin ve hangi bağlamda yazıldığının dikkate

alınmasının uygun olacağını her zaman vurgulamıştır (Abdullah Öcalan, § 100; Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461,

12/11/2014, § 100).

(g) Ölçülülük

39. Temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın

-demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte- temel

haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup

olmadığının da incelenmesi gerekir. Bu sebeple ifade özgürlüğü alanında

getirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin

elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (AYM,

E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Kamuran

Reşit Bekir, § 44-63; Bekir

Coşkun §§ 53, 54; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca

bkz. Abdullah Öcalan, §§ 96-98; Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051,

20/2/2014, § 84; Tansel Çölaşan,

§§ 54, 55;Mehmet Ali Aydın, §§

70-72).

40. Aynı şekilde orada bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun

önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin ve düzenin

korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilmesi mümkün ise de böyle bir

durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik yapılacak herhangi bir

sınırlandırmanın ölçülü olması gerekir (Kamuran

Reşit Bekir, § 44; Hüseyin Sürensoy, § 45). Bu bağlamda cezaevlerindeki

disiplin ve düzenin sebatla sürdürülmesi gerekmekle birlikte hapishane

güvenliğinin ve topluluk yaşamının huzuru ile mahkumun ıslahı için gerekli

olandan daha fazla kısıtlama yapılamaz (Halil

Bayık, §41).

41. Bu bağlamda yayının tümüne mi yoksa bir kısmına mı müdahale

edildiği ve eğer yayın süreli ise başvurucunun yayının sonraki sayılarına

erişimine herhangi bir müdahalede bulunulup bulunulmadığı değerlendirilmelidir.

Başka bir deyişle sınırlamanın, güdülen kamu yararı amacını gerçekleştirmek

için ifade özgürlüğüne en az müdahale eden ölçülü bir sınırlama niteliğinde

olup olmadığı değerlendirilmelidir (Ahmet

Temiz (6), § 44).

(h)İfade Özgürlüğüne Yapılan Müdahalenin

Gerekçesi

42. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin

temel ekseni, müdahaleye neden olan idarenin ve derece mahkemelerinin

kararlarında dayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından

“demokratik toplum düzeninin gereklerine” ve “ölçülülük” ilkelerine uygun

olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Bekir Coşkun, § 56; Abdullah Öcalan,§ 98; Tansel Çölaşan § 56; Ahmet Temiz (6), § 36). İfade özgürlüğüne

gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri

karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler Anayasa'nın 26. maddesini

ihlal edecektir.

(2) Derece Mahkemelerinin

ve Kamu Gücününü Kullanan Diğer Organların Süreli

veya Süresiz Bir Yayının Mahpusa Verilmemesi Biçimindeki Müdahalelerinde

Gözetmeleri Gereken Hususlar

43. Anayasa Mahkemesinin rolü başvuruya konu müdahalenin,

olguların kabul edilebilir bir değerlendirmesine dayanılarak yapıldığının ve

keyfî olmadığının denetlenmesini kapsar. Dolayısıyla böyle bir denetim, derece

mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların müdahalenin demokratik

bir toplumda gerekli ve ölçülü olup olmadığını ilgili ve yeterli bir gerekçe

ile ortaya koyması ile bağlantılıdır (bkz. § 42).

44. Mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derece mahkemelerinin

ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgili ve yeterli

sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzer başvuruların

koşullarına göre değişebilecek-bir kısmı yukarıda da sayılan (bkz. §§ 27-42)-

unsurlar şu şekilde sıralanabilir:

i. Başvurucunun hangi suçtan dolayı hangi tür cezaevinde

bulunduğu ve başvurucunun bulunduğu cezaevinin ve işlediği suçun söz konusu

tedbirin alınmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir

(bkz. § 33).

ii. Bir yayının tümünün veya bir kısmının mahkuma verilmemesi

şeklindeki kısıtlamanın mahkumun ıslahı ile bağlantısı var ise yayının içeriği

ile mahkumun ıslahı arasındaki ilişkinin tam olarak gösterilmesi gerekir (bkz.

§§ 35-36).

iii. Her mahpusun toplumsal geçmişi ve suç sicili, entelektüel

kapasitesi ve kabiliyeti, şahsi tabiatı, hapis cezasının süresi ve tahliye

edildikten sonrası için beklentileri dikkate alınmalıdır (bkz. § 36).

iv. Bu bağlamda söz konusu yayınların, terör suçlarından mahpus

olan kişilerin iddia edilen mağduriyetlerin sorumlusu olarak gördükleri

kişilere veya devlete karşı daha fazla şiddete yönelmelerine sebebiyet verip

vermediği değerlendirilmelidir (bkz. § 36).

v. Mahpusa verilmeyen süreli veya süresiz yayının cinsi,

içeriği, yayımlayanı ve sorunlu görülen kısımların hangileri olduğu belirtilmeli

ve mahpusa verilmesi sakıncalı bulunan kısımların detaylı analizi yapılmalıdır.

vi. Böyle bir analizin yapılabilmesi için eğer söz konusu

yayının terör örgütleriyle veya terör faaliyetlerinin meşru gösterilmesiyle bir

ilişkisi varsa mahpusun ifade özgürlüğü ile demokratik toplumun terör

örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında

denge kurulmalıdır (bkz. § 31).

vii. Zikredilen dengelemenin yapılabilmesi için;

- Bütünüyle ele alındığında müdahaleye konu yayının özel bir

kişiyi, kamu görevlilerini, halkın belirli bir kesimini veya devleti hedef

gösterip göstermediğinin, onlara karşı şiddete teşvik edip etmediğinin (bkz. §

33),

- Bireylerin fiziksel şiddet tehlikesine maruz bırakılıp

bırakılmadığının, bireylere karşı nefreti alevlendirip alevlendirmediğinin

(bkz. § 33),

- Yayında iletilen mesajda şiddete başvurmanın gerekli ve haklı

bir önlem olduğunun ileri sürülüp sürülmediğinin,

- Şiddetin yüceltilip yüceltilmediğinin; kişileri nefrete,

intikam almaya, silahlı direnişe tahrik edip etmediğinin,

- Suçlamalara yer vererek veya nefret uyandırarak ülkenin bir

kısmında veya tamamında daha fazla şiddete sebebiyet verip vermeyeceğinin,

- Söz konusu yayında yer alan ifadelerin ceza infaz

kurumunun güvenliğini, disiplinini ve düzenini tehlikeye düşürüp

düşürmediğinin,

- Terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri

mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olup olmadığının

(bkz. § 33),

-Kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış

bilgileri, tehdit ve hakaret oluşturan ifadeleri içerip içermediğinin (bkz. §

33),

- Yayın tarihinde veya mahpusa verilmesinin istendiği sırada

ülkenin bir kısmında veya tamamında çatışmaların yoğunluk derecesi ile cezaevi

ve ülkedeki tansiyonun yükseklik derecesinin yayının mahpusa verilmesine etki

edip etmediğinin (bkz. § 36),

- Karara konu sınırlayıcı tedbirin, demokratik bir toplumda

zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olup olmadığının

ve tedbirin başvurulabilecek en son çare niteliğinde bulunup bulunmadığının

(bkz. § 27),

- Son olarak sınırlamanın, güdülen kamu yararı amacını

gerçekleştirmek için ifade özgürlüğüne en az müdahale eden ölçülü bir sınırlama

niteliğinde olup olmadığının (bkz. §§ 39-41) yayının içeriğiyle birlikte

değerlendirilmesi gerekir.

viii. Derece

mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların söz konusu

değerlendirmeleri yaparlarken olayın koşullarına göre uzman kişilerin

görüşlerinden faydalanmaları, gerekirse konusunda uzman sosyal bilimciler,

araştırmacılar ve akademisyenlerden rapor ve görüş almaları her zaman

mümkündür. Böylece süreli veya süresiz bir yayının bir mahpusa verilmemesi

şeklindeki müdahalenin kanunlar ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarında ortaya

konan kriterlere uygunluğunun denetimi daha etkili yapılabilecektir.

45. Bir terör

örgütünün şiddet eylemlerini öven, destekleyen ve haklılaştıran

açıklamaların silahlı direnişe tahrik, şiddeti yüceltme veya kin ve düşmanlığın

kışkırtılması olarak kabul edilmesi mümkündür. Bununla birlikte yalnızca bir

terör örgütünün fikirlerini ve hedeflerini içerdiği, resmî politikaları ağır

bir şekilde eleştirdiği veya terör örgütünün resmî politikalarla olan

ihtilaflarını değerlendirdiği gerekçesiyle mahkûmlara verilmemesi -yukarıda bir

kısmı gösterilen sebeplerden (bkz. §§ 27-44) bir veya daha fazlası da

bulunmadığı taktirde- müdahaleyi haklı göstermez.

46. Mahpuslara

verilmesi engellenen yayınlarda yer alan bilgi ve görüşlerin sadece kırıcı,

şaşırtıcı veya rahatsız edici olmasının müdahalenin haklı gösterilmesi için

yeterli olmayacağı yinelenmelidir (bkz. § 30).

(3) İlkelerin Olaya

Uygulanması

47. Somut olayda dergi biçimindeki yazılı bir doküman, Eğitim

Kurulu tarafından içeriğinde mahkemelerce yasaklanmış yayınlardan birebir

alıntılar bulunduğu gerekçesiyle terör örgütü üyeliği suçundan İnfaz Kurumunda

hükümlü olarak bulunan başvurucuya verilmemiştir. Eğitim Kurulunun kararına

yapılan itirazı değerlendiren İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi aynı gerekçeyle

itirazı reddetmiştir.

48. Başvurucunun şikâyeti, söz konusu derginin kendisine

verilmemesine yöneliktir. Başvurucu, derginin kendisine verilmemesine gerekçe

olarak gösterilen toplatma kararına karşı herhangi bir hukuk yoluna

başvurmamıştır. Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesinin önündeki mesele, derginin

verilmemesine gerekçe olarak gösterilen toplatma ve el koyma kararının

Anayasa'ya uygun olup olmadığı değil, hakkında toplatma ve el koyma kararı

bulunan kitaplardan birebir alıntılar içeren derginin başvurucuya verilmemesine

ilişkindir ( bkz. Sinan İyit

[GK], B. No: 2013/1495, 30/11/2017, § 50).

49. Eğitim Kurulu kararında, yalnızca hakkında toplatma ve el

koyma kararı bulunan kitaplardan birebir alıntılar bulunduğu gerekçesine yer

verildiği, yapılması gereken dengelemeye ilişkin Anayasa Mahkemesi tarafından

yukarıda ortaya konulan ilkelerin gözetildiğine dair başka bir değerlendirmede

bulunulmadığı görülmektedir. Bununla birlikte bireylerin ifade özgürlüğüne

toplatma ve el koyma kararlarıyla müdahalede bulunulduğu hallerde mevcut olan

zorunlu toplumsal ihtiyacın, özellikle terörle mücadelenin söz konusu olduğu

durumlarda hükümlü ve tutuklular yönünden de mevcut olacağı açıktır. Bu

doğrultuda başvuru konusu derginin, hakkında toplatma kararı bulunan yayınlardan

alıntılar içerdiği gerekçesiyle başvurucuya verilmemesi şeklindeki müdahalenin

ceza infaz kurumunun güvenliği, düzeni, disiplininin sağlanması ve mahkûmun

ıslahı amaçlarının gerçekleştirilmesi için gerekli olmadığı söylenemez ( bkz. Sinan İyit, §§

51-52).

50. Bu bağlamda terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûm olan

başvurucuya, hakkında toplatma ve el koyma kararı bulunan kitaplardan birebir

alıntılar içerdiği gerekçesiyle dergi verilmemesi şeklindeki müdahalenin,

demokratik bir toplumda gerekli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte

anılan müdahalenin ölçülü olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir.

51. Eğitim Kurulu tarafından, hakkında toplatma ve el koyma

kararı bulunan kitaplardan birebir alıntılar içeren sayfaların hangileri olduğu

belirlenmiş ve başvuru konusu kararda açıkça gösterilmiştir. Buna göre söz

konusu alıntıların, başvurucuya verilmeyen derginin 79. ilâ 91. sayfaları

arasında bulunduğu görülmektedir. Eğitim Kurulunun ise derginin tamamının

başvurucuya verilmemesine karar verdiği anlaşılmaktadır.

52. Başvuru konusu derginin, hakkında toplatma kararı bulunan

yayınlardan alıntılar içerdiği gerekçesiyle başvurucuya verilmemesi şeklindeki

müdahale yalnızca hakkında toplatma kararı bulunan yayınlardan birebir

alıntılar içeren sayfalar yönündengereklidir. Nitekim

bu doğrultuda Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurullarının, yalnızca alıntı bulunan

sayfaların hükümlü ya da tutuklulara verilmemesi şeklinde uygulamaları da

bulunmaktadır.

53. Öte yandan sakıncalı kısımların yayından ayrılmasının mümkün

olmadığı veya bu kısımlar çıkartıldığında geri kalan bölümün bir öneminin

kalmadığı hallerde yayının tümünün mahpusa verilmemesi yoluna gidilebilirse de,

bu özel durumun ilgili kararda gerekçelendirilmesi gerekir.

54. Başvuru konusu olayda, Eğitim Kurulu kararında belirtilen

sayfaların çıkarılarak başvuruya konu yayının kalanının başvurucuya

verilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir. Bu nedenle Eğitim Kurulu

tarafından derginin tamamının başvurucuya verilmemesinin, güdülen kamu yararı amacını

gerçekleştirmek için ifade özgürlüğüne en az müdahale eden ölçülü bir sınırlama

niteliğinde olduğundan bahsedilemeyeceği sonucuna varılmıştır.

55. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

56. Bu ihlal kararı başvuruya konu yayının başvurucuya verilmesi

gerektiği şeklinde anlaşılamaz. İlgili derece mahkemeleri, Anayasa Mahkemesi

kararında ortaya konulan kriterler ve gösterilen yöntemle yeniden yargılama

yaparak yargılamanın sonucuna göre bahse konu yayının ya da alıntı yapılan

sayfaların başvurucuya verilmesine veya verilmemesine karar vermelidirler.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu sonuca

farklı gerekçeyle katılmıştır.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir: “

(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

58.Başvurucu ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.

59. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Bu ihlal kararı başvuruya konu yayının başvurucuya verilmesi

gerektiği şeklinde yorumlanamaz.

60. İfade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir

örneğinin -Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterler ve gösterilen

yöntemle- yeniden yargılama yapmak ve yargılamanın sonucuna göre başvurucunun

itirazı hakkında yeni bir karar vermek üzere Ankara Batı İnfaz Hâkimliğine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

D. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Batı İnfaz

Hâkimliğine (E.2014/836 ve K.2014/1114) GÖNDERİLMESİNE,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

FARKLI GEREKÇE

1. Bölüm kararının, mevcut başvuruya benzer başvurularda derece

mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer mercilerin gerekçelerinin ilgili

ve yeterli sayılabilmesi için kararlarında bulunması gereken unsurlara ilişkin

46-50 paragraflarına katılmamaktayım.

2.Ancak mevcut başvuruda, “Dipnot” adlı derginin 79-81.

sayfaları arasında toplatma ve elkoyma kararı bulunan

kitaplardan alıntıların yer aldığı, bu gerekçeyle derginin tümünün başvurucuya

verilmediği, sadece yasaklanmış sayfalar çıkarılarak kalan bölümlerin verilmesi

mümkün iken dergiyi başvurucuya hiç vermemek suretiyle ölçülü olmayan bir

tedbire başvurulduğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenle başvurucunun ifade özgürlüğünün İHLAL EDİDİĞİNE

ilişkin sonuç karara katılıyorum.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Ceren Sedef

EREN

Başvurucu

:

Bilal

DEMİRDAĞ

Üye

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/5188, 19 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel
  13. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. VI. Hüküm
  15. B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  16. C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  17. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Farklı Gerekçe
  19. Yıldırım
  20. Özgüldür
  21. Kömürcü
  22. M. Emin KUZ
  23. Eren
  24. Demirdağ
  25. Paksüt
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/5188
Tarih
19 Aralık 2017

İlgili Kararlar

  • Elif Ceyda Özdamar Başvurusu (B. No: 2014/7838)
  • Mehmet Çelebi Çalan Başvurusu (B. No: 2014/8333)
  • Burhan Kuzu Başvurusu (B. No: 2014/4988)
  • Timur İbrahim Şen Başvurusu (B. No: 2014/11166)
  • Fevzi Doğaner Başvurusu (B. No: 2014/6453)
  • Mustafa Başer Başvurusu (B. No: 2014/19511)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.