İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Billur Güzide Balyemez ve Recai Alper Tunga Başvurusu (B. No: 2014/5909)

1. Başvurucular, yeterli ve

Başvuru No2014/5909Tarih25 Mart 2015Okuma27 dk · 5.459 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Billur Güzide Balyemez Ve Recai Alper Tunga Başvurusu

Karar tarihi
25 Mart 2015
Başvuru Numarası
2014/5909
R.G. Tarih- Sayı
18/6/2015-29390
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.459 kelime·27 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, yeterli ve

detaylı bir araştırma yapılmaksızın mahkûm edildiklerini, sundukları hukuki

mütalaaların dikkate alınmadığını, bilirkişi ile davanın taraflarından birisi

arasında hukuki ihtilaf bulunduğunu, Derece Mahkemelerinin olayların

nitelenmesi ve delillerin değerlendirilmesinde hata yaptıklarını, Mahkeme

kararlarının yeterince gerekçelendirilmediğini, aynı suçlamadan başvurucu Recai

Alper Tunga mahkûm edilirken işleme katılan diğer kişinin beraat ettiğini belirterek,

silahların eşitliği ilkesinin, masumiyet karinesinin, adil yargılanma

haklarının ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

Başvurucular, Anayasa’nın 9., 36., 37., 38., 139. ve 142. maddelerine

dayanmışlar; iddia ettikleri ihlaller dolayısıyla, cezalarının infazının

tedbiren durdurulmasını, yeniden yargılamaya ya da ihlalin ortadan

kaldırılmasına karar verilmesini talep etmişler, maddi ve manevi tazminat

taleplerini ise saklı tutmuşlardır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. 2014/5909 ve 2014/5911

numaralı başvurular, 25/4/2014 tarihinde İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde, Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. 21/7/2014 tarihinde,

2014/5911 numaralı başvuru, aralarında hukuki yönden irtibat bulunması

nedeniyle 2014/5909 numaralı başvuru ile birleştirilmiştir.

4. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 30/9/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından

8/12/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar

verilmiştir.

6. Adalet Bakanlığının

31/12/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu

kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı

bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru dilekçesi ve

eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve

belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu Billur Güzide Balyemez (birinci başvurucu),

başvuruya konu olaylar öncesinde Toprakbank A.Ş Merkez Şubesi Müdürü, Recai

Alper Tunga (ikinci başvurucu) ise Kredilerden Sorumlu Koordinatör olarak görev

yapmaktadır.

9. İstanbul ve Şişli Cumhuriyet Başsavcılıklarınca farklı

tarihlerde hazırlanan iddianamelerle başvurucuların da aralarında bulunduğu on

altı kişi hakkında 4389 sayılı mülga Bankacılık Kanunu’na muhalefet suretiyle

zimmet suçundan davalar açılmıştır. Bu davalar daha sonrasında, İstanbul 8.

Ağır Ceza Mahkemesi’nin (Mahkeme veya “Ağır Ceza Mahkemesi”) E.2004/20 sayılı

dosyasında birleştirilmiştir.

10. Başvuruculara yöneltilen suçlamaların bazıları aşağıdaki

gibidir.

Billur

Güzide Balyemez’e ilişkin olarak

Suçlama (a) B. Turizm San. ve Ticaret Ltd. Şti.’nin hesabı kullanılarak

zimmet yapılması (2004/20 sayılı ana dava dosyası)

Suçlama (b) R. İç ve Dış Tic. A.Ş. lehine verilen teminat mektuplarının bir

kez yerine dört kez ödenmesi (Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 2003/6123 esas,

2003/4945 sayılı ve 28.05.2003 tarihli iddianame, birleştirilen E.2005/105

sayılı dava dosyası),

Suçlama (c) T. İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin hesaplarından para çekilmesi

(Birleştirilen E.2005/124 esas sayılı dava dosyası),

Suçlama (d) F.-G. A. hesabındaki ve bağlantılı olarak A. İnş. Ltd. Şti.

hesabındaki para hareketleri (İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2002/17611-1251

sayılı iddianamesi, birleştirilen E.2001/187 sayılı dava dosyası),

Suçlama (e) CP A.Ş.’nin hesabından para çekilmesi (Birleştirilen E.2005/124

sayılı dava dosyası)

Suçlama (f) T. Tekstil Ürünleri ve İhracat A.Ş. ve K. Demir Çelik A.Ş.

hesaplarında usulsüz işlemler yapılması (Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının

30.03.2001 gün 2001/7903 hazırlık sayılı iddianamesi)

Suçlama (g) D. Otomotiv A.Ş. hesabında yapılan usulsüz işlemler (Şişli

Cumhuriyet Başsavcılığının 23.09.2002 gün ve 2002/13479 hazırlık sayılı iddianamesi)

Recai

Alper Tunga’ya ilişkin olarak

Suçlama (h) Kendisine Yönetim Kurulunca limit tahsis edilmemesine rağmen, R.

İç ve Dış Tic. A.Ş.’ye onay vermek suretiyle kredi kullandırması (Şişli Cumhuriyet

Başsavcılığının 23.05.2003 gün ve 2002/6123-4945 sayılı iddianamesi, yargılama

ilk olarak Şişli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin E.2003/576 sayılı dosyasında

yapılmıştır, Birleştirilen E.2005/105 sayılı dosya)

Suçlama (i) Teminat mektubu kredisi teklifi eksik evraklar nedeniyle iade

edilmesine rağmen, açılmaması gereken bir kredi mahiyetinde bulunan teminat

mektubunun P. Ltd. Şti. lehine düzenlenmesi (Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının

2003/6123 esas, 2003/4945 sayılı ve 28.05.2003 tarihli iddianamesi, yargılama

ilk olarak Şişli 3. Asliye Ceza Mahkemesi önünde görülmüştür)

Suçlama (k) H.K.’ye kullandırılan ferdi kredi için tesis edilen ipoteğin

yeterli bir teminat oluşturmaması ve kredinin taksitlerinin geri ödenmemesi

(Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 18.06.2003 günlü ve 2003/7332-5795 sayılı

iddianamesi, yargılama ilk olarak Şişli 5. Asliye Ceza Mahkemesi önünde

görülmüştür)

11. İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2004/20 sayılı

dosyası ile birleştirmelerinin öncesinde ilgili mahkemeler önünde sürmekte olan

yargılamalar kapsamında bazı bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Ağır Ceza

Mahkemesi, iddia ve savunmaların değerlendirilmesi, zimmetin her bir sanık

açısından ayrı ayrı miktar ve niteliğinin tespiti, iade olup olmadığı, varsa

miktarının tespiti açısından tüm dosya ve banka kayıtları üzerinde inceleme

yapılması için ayrı bir bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Üç kişiden oluşan

bilirkişi heyeti, 5/10/2006 tarihli bir rapor sunmuştur. Daha sonraki bir

tarihte E.2005/105 sayılı dosyanın da birleştirilmesi nedeniyle, Ağır Ceza

Mahkemesi birleştirilen bu dosya yönünden ve E.2005/124 sayılı dosyadaki

fiillerin nitelikli olup olmadıkları yönünde yukarıda belirtilen bilirkişi

heyetine 28/5/2008 havale tarihli ek raporlar hazırlatmıştır.

12. İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi, 1/6/2009 tarih ve

E.2004/20, K.2009/20 sayılı kararıyla başvurucuları 4389 sayılı Kanun’un 22.

maddesinin üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca adiyen zimmet suçundan mahkum

etmiştir. Mahkeme, “Suçlama (h)”ye konu eyleme katıldığı yönünde şüphe olması

nedeniyle N.A. hakkında suç duyurusunda bulunulmasına da karar vermiştir.

13. Birinci başvurucu Billur Güzide Balyemez, “Suçlama (a)”

bakımından, bu işlemlerin Genel Müdürlüğün onayı olmaksızın yapılamayacağı,

bankadaki görevi şube yöneticiliği olduğundan bu işleme ilişkin yetkisinin

bulunmadığı ve sorumlular arasında sayılamayacağı, iş akışı kitapçıkları

incelenseydi bu durumun ortaya çıkacağı, bilirkişilerin bu eylemin görevi

kötüye kullanma olacağını belirttikleri; “Suçlama (b)” bakımından,

bankadaki görevinden 10/6/2000 tarihinde ayrılmış olduğundan 1/11/2000 tarihli

işlemden sorumlu tutulamayacağı, bu konuda 6/10/2008 tarihinde hukuki bir

mütalaa da sunduklarını, Şişli 3. Asliye Ceza Mahkemesindeki yargılamada alınan

13/8/2004 tarihli bilirkişi raporunda emniyeti suiistimal suçunun oluşmadığı

yönünde görüş verdiği; “Suçlama (c)” bakımından, hazırlanan raporların,

diğer şube çalışanlarının beyanının aksi yöndeki D.Ş. isimli gişe yetkilisinin

yalan beyanına dayandırıldığı, görevden ayrıldığı tarihten sonraki işlemlerden

de sorumlu tutulduğu, bu konunun Ağır Ceza Mahkemesince araştırılmadığı;

Suçlama (d) bakımından, F.-G. A. hesabındaki işlemlerden mahkumiyetinin haksız

olduğu, A. İnş. Ltd. Şti. hesaplarındaki

işlemlerin ve bazı kişilere araç alımının bu konuyla ilgili olmadığı ve aynı

tarihlere denk gelmesi nedeniyle bu olayla ilişkilendirildiği “Suçlama (e)”

bakımından, işlemlerin ilgili firmanın bilgisi dâhilinde yapıldığının delil ve

şirket yetkililerin beyanlarıyla ortaya konulduğu; “Suçlama (f)”

bakımından, soruşturmanın genişletilmesi taleplerinin kabul edilmediği; “Suçlama

(g)” bakımından ise cezalandırılmasının gerekçesinin Mahkemenin kararında

yer almadığı ve suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçeleriyle yukarıda

belirtilen suçlamalardan mahkumiyetine ilişkin kararı temyiz etmiştir.

14. İkinci başvurucu Recai Alper Tunga, “Suçlama (h)”

yönünden, görevsizlik kararı öncesi yargılamayı yapan Şişli 3. Asliye Ceza

Mahkemesince alınan 13/8/2004 tarihli bilirkişi raporunda ipotek yoluyla

gerekli karşılığın öngörüldüğünün ve 18/3/1999 tarihli Toprakbank Yönetim

Kurulu kararına göre Genel Müdürlüğün kredi verme yetkisinin 500.000 $

karşılığı 200.000.000 TL olduğundan verilen kredinin limit içinde kaldığının

belirtildiği, mahkumiyete esas alınan raporla çeliştiğinden, yeni bir bilirkişi

raporu alınması ve işlem tarihi itibariyle Genel Müdürlük kredi tahsis

limitinin tespitine yönelik taleplerinin kabul edilmediği, kredi limitine

ilişkin sunduğu belgenin dikkate alınmadığı; “Suçlama (i)” yönünden,

önceki beyanlarına da atıf yaparak, almış oldukları hukuki mütalaada kredinin 3

katı ipotek alındığının belirtildiği ve zimmet suçunun oluşmadığı; “Suçlama

(k)” yönünden, kredi limitinin yetkisi dâhilinde bulunduğu, Şişli 5. Asliye

Ceza Mahkemesinin E.2003/675 sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda,

kredi limitinin onay vermeye yetkili oldukları sınır içerisinde kaldığının ve

yeterli teminatın alındığının belirtildiği; Mahkemenin savunmalarını dikkate almaksızın

mahkumiyetine hükmettiği gerekçeleriyle yukarıda belirtilen suçlamalardan

dolayı kararı temyiz etmiştir.

15. Başvurucular, mahkeme dışı almış oldukları hukuki

mütalaaların dikkate alınmadığı ve diğer bazı gerekçeleri ileri sürerek de

mahkûmiyet hükmüne karşı temyiz talebinde bulunmuşlardır.

16. Yargıtay 7. Ceza Dairesi,

28/10/2010 tarih ve E.2010/2049, K.2010/15663 sayılı ilamı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 19/3/2002 tarih ve

1251/75 sayılı iddianamesine konu eylemler hakkında başvurucu Billur Güzide

Balyemez’in de bulunduğu dört sanığın ifadelerinin alınmaması ve hükme esas

alınan bilirkişi heyeti raporlarında 18/6/2003 tarih ve 7332/5795 sayılı

iddianame konusu eylemler hakkında görüş bildirilmemesi nedeniyle bu hususta

bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini belirterek başvurucuların

mahkumiyetine ilişkin hükmü bozmuştur.

17. İstanbul 8. Ağır Ceza

Mahkemesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 1251/75 sayılı

iddianamesi yönünde sanıkların ifadelerini aldıktan sonra, 5/11/2011

tarih ve E.2011/9, K.2012/50 sayılı kararıyla tekrar başvurucuların 4389 sayılı

Kanun’un 22. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkumiyetine karar vermiştir.

Ağır Ceza Mahkemesi, hakkında bozma sonrası dava açılan N.A.’yla ilgi olarak,

R. İç ve Dış Tic. A.Ş.’ye kredi kullandırılması şeklindeki zimmet eylemine

katıldığına dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde

edilemediğini belirterek, beraatına hükmetmiştir. Mahkemenin, mahkûmiyete

ilişkin değerlendirmeleri ise aşağıdaki gibidir:

- (Suçlama “a”) B. Turizm Ltd. Şti.’ye

kullandırılan kredi: Birinci başvurucunun, 20/9/1999 tarihinde Genel Müdürlüğün

ve firmasının bilgisinin haricinde kredi kullandırdığı;

- (Suçlama

“b”) R.

İç ve Dış Tic. A.Ş. lehine yapılan teminat mektubu ödemeleri: Birinci başvurucu

ve diğer bir sanığın, 17/12/1999 (iki defa), 18/1/2000 ve 1/11/2000

tarihlerinde olmak üzere, teminat mektubunu bir kez yerine dört kez ödedikleri;

- (Suçlama

“c”) T.

İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin hesabındaki usulsüzlükler: 22/3/2000-5/4/2000

tarihleri arasında, 10/7/2000, 8/8/2000 ve 10/10/2000 tarihlerinde, çeşitli

miktarların firmanın iradesi dışında başka hesaplara aktarılarak zimmete

geçirildiği; 10/7/2000 tarihindeki EFT işlemlerini onaylayan ve denetleyen

kişinin sanık D.G. ve usulsüz işlemlerin temel sorumlusu birinci başvurucu

Billur Güzide Balyemez’in olduğu; 8/8/2000 ve 10/10/2000 tarihli transfer

işlemlerini sanık B.K.’nin yaptığı ve birinci başvurucunun direktiflerini

yerine getirdiği (Mahkeme değerlendirmelerinin sonunda ve hüküm kısmında,

birinci başvurucunun işlemlerin yapıldığı tarihte şube merkez müdürü olduğunu

belirtmiştir);

- (Suçlama

“d”)

F.-G. A. hesabı ve bağlantılı olarak A. İnşaat Ltd. Şti. hesabında yapılan

usulsüzlükler: F.-G. A. hesabındaki 57.211 TL karşılığı paranın sanık N.D.’nin

kardeşinin hesabına aktarıldığı; A. İnşaat Ltd. Şti.’ye Yönetim Kurulunun

onayladığı miktarın üstünde kredi kullandırıldığı, bu şirketin hesabındaki

14.478 TL’nin birinci başvurucunun kardeşinin hesabına aktarıldığı ve bunun da

bir kısmını sanık D.G. mal edindiğinden; birinci başvurucunun, N.D. ve D.G.’nin

zimmet suçunu işledikleri (Mahkeme 57.211 TL’den sanık N.D.’nin, 14.478 TL’den

kısmen birinci başvurucu ve sanık D.G.’nin sorumlu olduğunu belirtmiştir);

- (Suçlama

“e”) CP

A.Ş.’nin hesabındaki usulsüzlükler: CP hesabından bir miktar paranın zimmete

geçirildiği, fakat daha sonra iade edildiğinden zimmet teşkil etmeyeceği;

müşteri Mustafa Oğuz Güner’in yatırdığı paranın birinci başvurucu ve sanık N.D.

tarafından zimmete geçirildiği;

- (Suçlama

“f”) T.

A.Ş. ve K. Demir Çelik A.Ş. hesaplarındaki usulsüzlükler: Sanık N.D.’nin Kaptan

Demir Çelik hesabından 300.000 USD nakden çektiği, daha sonra bu miktarı iade

ettiği; bu miktarın hesapta bulunmadığı dönem için işlemesi gereken faiz gelir

kaybını telafi etmek için Teneks A.Ş.’ye birinci başvurucu ve sanık D.G.

tarafından firmanın bilgisi dışında kredi kullandırıldığı, kredi karşılığı

tahsil edilen faiz tutarının sanıklar N.D. ve D.G. tarafından nakden çekildiği;

- (Suçlama

“g”) D.

Otomotiv A.Ş. hesabında yapılan usulsüz işlemler: Diğer suçlamaların aksine,

Mahkemece birinci başvurucunun bu suçu ne şekilde işlediğine ilişkin herhangi

bir açıklama yapılmamıştır. Hüküm kısmında ise bu firmanın hesabından usulsüz

işlemler ile 27/3/2002 tarihi itibarıyla 11.000 TL parayı haksız olarak mal

edindiği ve mal edinilmesini sağladığı gerekçesiyle birinci başvurucunun suçlu

bulunduğu belirtilmiştir.

- (Suçlama

“h”) R.

İç ve Dış Tic. A.Ş.’ye kredi kullandırılması: İkinci başvurucu Recai Alper

Tunga’nın, Yönetim Kurulunca kredi tahsis edilmediği halde yetkisini aşacak

biçimde 401.343 USD krediye onay verdiği;

- (Suçlama

“i”) P.

Ltd. Şti. lehine teminat mektubu verilmesi: Bölge Müdürlüğünün ve Şube

Müdürlüğünün olumsuz görüş bildirmesine rağmen firmaya 90.000 USD’lik teminat

mektubunun ikinci başvurucunun talimatıyla verildiği ve Banka kaynaklarını,

Bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde başkasının

menfaatine kullandırmak suretiyle Bankayı zarara uğrattığı;

- (Suçlama

“k”)

H.K.’ye kullandırılan ferdi kredi: 200 miyar tutarında kredi kullandırıldığı,

kredi taksitlerinin hiçbirinin ödenmediği, kredi teklifinde birinci dereceden

tesis edileceği belirtilmesine rağmen, söz konusu gayrimenkul üzerinde daha

önce tesis edilmiş ipotek ve şerh olması nedeniyle yeterli teminat

oluşturmadığından, kredinin zimmet suçunu oluşturduğu;

18. İstanbul 8. Ağır Ceza

Mahkemesi, 7332/5795 sayılı iddianameye konu eylemlere (suçlamalar

“d”, “e” ve “f”) ilişkin İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi önünde süren yargılama

aşamasında üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporun, kredinin bedeli,

kullandırma tarihi ve ne şekilde kullandırıldığı hususunda maddi tespitlerin

yeterli açıklıkta olduğunu; 1251/75 sayılı iddianame bakımından (suçlama “k”)

ise dosyadaki bilirkişi raporlarının yeterli açıklıkta maddi tespitlere yer

verdiği ve Yargıtayın kararında “gerektiğinde” bilirkişi incelemesi

yaptırılmasının ifade edildiğini belirterek, yeniden bilirkişi görüşü

alınmasına gerek görmemiştir.

19. Başvurucular, bir önceki temyiz

taleplerinde ileri sürdüklerine benzer hususlara ve Yargıtay kararında

belirtildiği gibi yeni bilirkişi incelemesi yaptırılmamasına dayanarak ikinci

mahkûmiyet hükmünü de temyiz etmişlerdir.

20. Yargıtay 7. Ceza Dairesi,

duruşmalı olarak yaptığı temyiz incelemesinin sonucunda, 26/3/2014 tarih ve

E.2013/17552, K.2014/5718 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesinin kararının

düzelterek onamıştır.

21. Başvurucular, 25/4/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili

Hukuk

22. Suç tarihinde yürürlükte

olan 10/6/1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 22. maddesinin (3)

numaralı fıkrası şöyledir:

“3. Banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile

diğer mensupları görevleri dolayısıyla kendilerine tevdi olunan veya

muhafazaları, denetim veya sorumlulukları altında bulunan bankaya ait para veya

sair varlıkları zimmetlerine geçirirlerse altı yıldan oniki yıla kadar ağır

hapis cezası ile cezalandırılacakları gibi bankanın uğradığı zararı tazmine mahkum

edilirler. Bu fıkrada gösterilen suç, bankayı aldatacak ve fiilin açığa

çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle

işlenmişse faile oniki yıldan aşağı olmamak üzere ağır hapis ve meydana gelen

zararın üç katı kadar ağır para cezası verilir. Ayrıca meydana gelen zararın

ödenmemesi halinde mahkemece re'sen ödettirilmesine hükmolunur. Zararın

kovuşturma yapılmadan önce tamamıyla ödenmiş olması halinde cezaların yarısı,

ödeme hükümden önce gerçekleştirilmiş ise üçte bir oranında indirilir.”

23. Yargıtay Ceza Genel

Kurulu’nun 31/5/2005 tarihli ve E. 2004/11-158, K.2005/58 sayılı kararının

ilgili kısmı şöyledir:

“9- Önem

arzeden bir diğer husus;

İster

TCY.nın 202. isterse 4389 sayılı Bankalar Yasasının 22/3. Maddesi uygulansın,

zimmet suçunun her türünde, oluşan gerçek zararın rakamsal olarak tespiti

gerekliliğidir.

Bu

gereklilik, kredilendirmelerden kaynaklanan zimmet türlerinin, kendine mahsus

özelliği itibarıyla farklı ve kapsamlı bir saptamayı zorunlu kılmaktadır.

Bankanın,

kredilendirmedeki usulsüz işlemlerinden kaynaklanan zimmet türleri, karşılık

olarak alınan ipotek değerlerinin yetersizliği ile ortaya çıkacağından,

öncelikle ve kesin biçimde ipotekli taşınmazların, kredi tahsis zamanındaki

gerçek satış değerlerinin belirlenmesi zarureti vardır.

Bu belirlemede, ipotekli taşınmazın kredi tahsis tarihindeki

satış bedeli açıklıkla saptanmalı, aynı taşınmaza önceden ve farklı nedenlerle

konulan ipoteklerin değerleri indirilmeli, arta kalan değerin krediyi ne ölçüde

karşıladığı ve depasmanlı kredilendirmelerin teminata bağlanıp bağlanmadığı

belirlenmelidir. İpoteğin krediyi karşılıyor olması durumunda zimmet suçunun

oluşmayacağı kabul edilmeli, karşılamayan miktarın zimmet teşkil edeceğinden

hareketle fiile vasıf verilmeli, haklarında kamu davası açılsın ya da açılmasın

bu işlemin banka yönetiminin zimmet sorumluluğu kapsamında olduğu gerçeğinden

hareketle eylemler yorumlanmalı ve yargılaması sürdürülen sanıkların her bir

kredilendirmedeki sorumluluğu somutlaştırılmalı, konumlarına ve etkinliklerine

göre zimmet suçunun asli faillerini azmettiren veya bu fiillere asli ya da feri

düzeyde iştirak eden olduklarının kabulüyle değerlendirme yapılmalıdır.

Soruşturma öncesinde kendiliğinden ve iyiniyetle yapılan ödemelerin zimmet suçu

ödemesi olmadığı benimsenerek zarar hesabına dahil edilmemesi sağlanmalı,

soruşturmadan sonra yapılan ve ipotekle karşılan¬mayan değerlere ilişkin

bulunan ödemelerin ise zimmet suçu ödemesi olduğu kabul edilmelidir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

24. Mahkemenin 25/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 25/4/2014 tarih ve 2014/5909 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

25. Başvurucular,

i. Derece Mahkemelerinin

yeterli inceleme ve araştırma yapmaksızın kendilerini mahkûm ettiğini,

ii. Özellikle tanık

dinlenilmesi, dosya içerisindeki bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin

giderilmesi ve yeniden bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinin reddedildiğini,

iii. İncelemelerin Banka Teftiş

Kurulu raporları ile BDDK murakıplarının raporları ve dosya kapsamıyla sınırlı

tutulduğunu,

iv. Karara esas alınan bilirkişi

raporunu hazırlayan bilirkişilerden M.A. veya M.R.A. ile davanın katılanı

konumunda olan TMSF arasında hukuki ihtilaf bulunduğundan bu davada görev

yapamayacağını,

v. Sundukları hukuki

mütalaaların dikkate alınmadığını,

vi. Zimmet suçunun oluşumuna

ilişkin kuralların yorumunda ve delillerin değerlendirilmesinde hata

yapıldığını,

vii. Kararların yeterince

gerekçelendirilmediğinden, kendilerine isnat edilen suçların nerede ve ne zaman

işlendiğinin açıklanmadığını,

ileri

sürmüşlerdir.

26. Başvurucu Recai Alper Tunga

ayrıca, “suçlama (g)”ye konu işlemden kendisi mahkûm edilirken, belgelerde

imzası bulunan N.A.’nın gerekçesiz bir şekilde beraat ettirildiğini iddia

etmiştir.

27. Her iki başvurucu,

belirtilen nedenlerle silahların eşitliği ilkesini ve masumiyet karinesini de

kapsayacak şekilde adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler,

başvurucu Recai Alper Tunga ek olarak eşitlik ilkesine dayanmıştır.

Başvurucular, cezalarının infazının tedbiren durdurulmasını, yeniden

yargılamaya ya da ihlalin ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep

etmişler, maddi ve manevi tazminat taleplerini ise saklı tutmuşlardır.

B. Değerlendirme

28. Başvurucuların adil

yargılanma hakkına yönelik iddialarının özünü, soruşturmanın genişletilmesi

taleplerinin reddine dair ve mahkumiyetlerine karar verilirken yeterli gerekçe

gösterilmemesi oluşturmaktadır. Bu itibarla, başvurucuların şikâyetleri

gerekçeli karar hakkı çerçevesinde incelenecektir. Bu başlık altında ulaşılacak

sonucun, yargılamanın geneli bakımından da belirleyeceği olacağı

anlaşıldığından, başvurucuların adil yargılanma hakkı bağlamındaki diğer

şikâyetlerine ilişkin ilave bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

29. Başvurucu Recai Alper

Tunga’nın eşitlik ilkesi kapsamındaki şikâyeti ise ayrı bir başlık altında

değerlendirilecektir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Eşitlik

İlkesinin İhlali İddiası

30. Başvurucu Recai Alper Tunga,

“Suçlama (h)”ye konu işlemlerde imzası bulunan N.A.’nın gerekçesiz bir şekilde

beraat ettirilirken, kendisinin suçlu bulunmasının eşitlik ilkesine aykırı

olduğunu ileri sürmüştür.

31. Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10.

maddesinin (1) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce,

felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

…

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun

önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

32. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Ayırımcılık

yasağı” kenar başlıklı 14. maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden

yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal

veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak

üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin

sağlanmalıdır.”

33. İkinci başvurucunun,

Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve Sözleşme’nin 14.

maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine yönelik

iddialarının, bahsi geçen maddelerdeki ifadeler dikkate alındığında, soyut

olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp, mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında

yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması

gerekir. Bir başka ifadeyle, ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin

tartışılabilmesi için, ihlal iddiasının, kişinin hangi temel hak ve özgürlüğü

konusunda ayrımcılığa maruz kaldığı sorularına cevap verebilmesi gerekir (Bkz.

B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33).

34. İkinci başvurucu, adil bir

yargılamadan faydalandırma hususunda ayrımcılığa maruz kaldığını iddia

etmektedir. Başvurucu bir başka ifadeyle, eşitlik ilkesine dayanan şikâyetini, adil

yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak ileri sürmüştür. Bu bağlamda

başvurucunun iddiasının, Sözleşme’nin 14. maddesi de dikkate alınarak

Anayasa’nın 10. maddesi çerçevesinde incelenmesi gereklidir.

35. Salt “eşitlik”

kavramı, herhangi bir nesnel ve makul dayanağı olmaksızın aynı durumdaki bireylere

farklı muamelede bulunulmamasına ilişkin gerekliliği ifade etmektedir. Bu

kavramın somutlaştığı Anayasa’nın 10. maddesi “dil,

ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri

sebeplerle”; Sözleşme’nin 14. maddesi ise “cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer

kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet,

doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma” dayalı olan

farklı muamele şekillerini yasaklamaktadır (Bkz. B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 49).

36. Kimi durumlarda daha esnek

bir yorum benimsenmekle birlikte, ayrımcılık iddiasının değerlendirilebilmesi

için başvurucudan, ayrımcılığın temelindeki olgulara ilişkin açıklamada

bulunması veya en azından olgulara ilişkin bilgilerinin niçin kısıtlı olduğunu

makul bir şekilde gerekçelendirmesi gerekir (Bkz. B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 51).

37. İkinci başvurucu, “suçlama

(g)”ye konu işlemlerden mahkûm edildiğini, fakat ilgili belgelerde kendisi gibi

imzası bulunan N.G.’nin beraat ettirildiğini belirterek, bunun eşitlik ilkesine

aykırı olduğunu iddia etmiştir. Ancak, başvurucu tarafından kullanılan bu

ifadeler ile başvuru formu ve eklerinde yer alan bilgiler, ayrımcılığın

değerlendirilmesi konusunda yeterli çıkarımlar yapılmasına müsait değildir.

Zira başvurucu ile diğer sanığın durumlarının ne derece aynı olduğu ve hangi

temelde ayrımcılığa tabi tutulduğu anlaşılamamaktadır. İlk Derece Mahkemesi,

başvurucudan farklı olarak, sanık N.G. hakkında neden beraat kararı verdiğini “zimmet eylemine katıldığına dair her türlü şüpheden

uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğini” belirtmek

suretiyle gerekçelendirmiştir. Dosya içerisinde, başvurucunun ayrımcılığa

uğradığını destekleyen herhangi bir bilgi ve belgeye de rastlanmamıştır.

Dolayısıyla, eşitlik ilkesinin ihlali iddiası ve bu iddianın temelindeki

olguların ispatına ilişkin yeterli destekleyici açıklamalarda bulunmayan

başvurucunun, iddiasını kanıtlayamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle,

başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Adil

Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

39. Açıkça dayanaktan yoksun

olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden

de görülmeyen gerekçeli karar hakkına ilişkin şikâyetlerin kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

40. Adalet Bakanlığı, başvurucuların şikâyetlerinin “delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

uygulanması ve derece mahkemelerinin uyuşmazlığa getirdiği çözümünün âdil

olmaması”nı ilgilendirdiği gerekçesiyle, başvuru hakkında bir görüş

verilmeyeceğini belirtmiştir. Adalet Bakanlığı bu kapsamda, yargılamanın

yenilenmesi talebinin reddine yönelik şikayetlerin kabul edilemez bulunduğu,

Anayasa Mahkemesinin 21/11/2013 tarih ve 2013/723 başvuru nolu kararına işaret

etmiştir.

41. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

42. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır.”

43. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes davasının, … cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve

tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık olarak, … görülmesini

isteme hakkına sahiptir.”

44. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen

kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin

şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına

saygı gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde iddia makamının sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde

itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya

da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının

oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya

da açık keyfiliğe ilişkin bir iddianın dayanaklarıyla ileri sürülmüş olması

gerekir (Bkz. B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).

45. Yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ileri sürülen

iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte, belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Bir yargılamada geçerli olan delil sunma ve

inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkını ihlal edip etmediğini denetlemek

Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp, Mahkemenin görevi başvuru

konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının değerlendirilmesidir

(Bkz. B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

46. Diğer yandan, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının

gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden Anayasa’nın 141. Maddesinin de adil

yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerekmektedir (Bkz.

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 49).

47. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak mahkeme

kararlarının gerekçeli olması, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Derece

mahkemeleri, dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin

değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını,

uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varılmasında kullandığı takdir

yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorundadır. Makul bir

biçimde gerekçe gösterilmesi ve bu gerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir

keyfilik görüntüsünün olmaması hâlinde adil yargılanma hakkının ihlalinden söz

edilemez (Bkz. B. No: 2013/1235, 13/6/2013, § 23).

48. Makul gerekçe; davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl

nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere

dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki

bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır. Zira tarafların o dava yönünden,

hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp

değerlendirebilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün

hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenle

seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna

uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur (Bkz. B. No: 2013/1235,

13/6/2013, § 24).

49. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından birisi olmakla beraber, bu hak yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişmekle birlikte, başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren

usul veya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline

neden olacaktır. Ancak, bizatihi kanun yolu mahkemelerince verilen karar

gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, bu hakkın ihlal edildiği şeklinde

yorumlanmamalıdır. Kanun yolu mahkemelerince verilen bu tür kararlarla, ilk derece

mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin kabul edilmiş olduğu

varsayılmaktadır. Bu husus AİHM içtihadında da üst dereceli mahkeme tarafından

benimseme yöntemiyle önceki mahkeme kararının gerekçesinin özümsenmesi olarak

kabul edilmektedir (Bkz. B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26; benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Van de Hurk/Hollanda,

B. No: 16034/90, 19/4/1994, § 61).

50. Başvurucular, soruşturmanın genişletilmesi taleplerinin

karşılanmadığını, yeterli olmayan gerekçelerle zimmet suçundan mahkûm

edildiklerini ve olaylar ile delillerin birbiri ile ilişkilendirilmediğini

ileri sürmüştür. Başvurucular, ipoteğin krediyi karşılaması halinde zimmet

suçunun oluşmayacağına ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun E.2004/11-158 ve

K.2005/58 numaralı ilamına da atıf yapmışlardır.

51. Bu kapsamda, birinci başvurucu Billur Güzide Balyemez, “Suçlama

(a)” bakımından yapılan işlemlerin, ancak Genel Müdürlüğün ekran açmasıyla

gerçekleştirilebileceğini, bilirkişilerin Toprakbank mevzuatını ve iş akışını

incelemiş olsalar bu durumun ortaya çıkacağını; “Suçlama (b) ve (c)”

bakımından 10/6/2000 tarihinde Toprankbanktaki görevinden ayrıldığını

belirtmesine rağmen bu tarihten sonraki işlemlerden de sorumlu tutulduğunu; “Suçlama

(d)” bakımından, Alkon İnşaat hesaplarındaki işlemlerin, F.-G. A.

hesabındaki işlemlerle bağlantısının olmadığını; “Suçlama (g)”

bakımından mahkumiyetine ilişkin herhangi bir gerekçe gösterilmediğini ileri

sürmüştür. İkinci başvurucu Recai Alper Tunga ise, “Suçlama (h)”

yönünden Genel Müdürlüğün kredi tahsis limitinin ne olduğunun yeterince

araştırılmadığını, 18/3/1999 tarihli Yönetim Kurulu kararı uyarınca bu limitin

500.000 USD karşılığı TL olduğunu, bu konuda sunduğu hukuki mütalaanın ve

yargılamanın daha önce yapıldığı Şişli 3. Asliye Ceza Mahkemesince alınan

bilirkişi raporunun da bu yönde olduğunu; “Suçlama (i)” yönünden

kredinin üç katı ipotek alındığına ve bu husus incelenmeden görüş

bildirilmesinin hatalı olacağına ilişkin ibraz edilen hukuki mütalaanın dikkate

alınmadığını ifade etmiştir.

52. Her iki başvurucu ayrıca, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin

28/10/2010 ilamına aykırı olarak “Suçlama (k)” yönünden bilirkişi incelemesi

yapılmamasından şikâyet etmişlerdir. İkinci

başvurucu teminat alınmaksızın kredi kullandırılması iddiasının dayanağının olmadığını

belirtmiştir.

53. Başvurucuların temyiz dilekçeleri incelendiğinde

yukarıdaki iddialarını ısrarlı bir şekilde Yargıtay önünde de ileri sürdükleri,

ancak atılı suçlamalardan mahkûmiyetlerinin onandığı anlaşılmaktadır. Anayasa

Mahkemesi tarafından bu nedenle, belirtilen iddiaların somut başvuruya konu

yargılama açısından esaslı unsur teşkil edip etmediğinin ve İlk Derece

Mahkemesi kararında hangi ölçüde gerekçelendirme yapıldığının tespit edilmesi

gerekmektedir.

54. İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi, “Suçlama (a)”ye

ilişkin gerekçesinde B. Turizm Ltd. Şti.ye verilen krediden firma gibi Banka

Genel Müdürlüğünün de haberinin olmadığını; “Suçlama (b) ve (c)”

yönünden 10/6/2000 tarihinden sonraki işlemler bakımından temel sorumlunun veya

talimat verenin birinci başvurucu olduğunu belirtmekle birlikte, sonrasında ve

gerekçe kısmında ise işlemlerin yapıldığı tarihteki şube merkez müdürü şeklinde

ifade ettiği; “Suçlama (h)” yönünden ise Yönetim Kurulunca limit tahsis edilmediği

halde, ikinci başvurucunun yetkilerini aşacak biçimde 401.343 USD krediye onay

verdiğini kabul ettiği görülmektedir. “Suçlama (k)” yönünden İstanbul 8. Ağır

Ceza Mahkemesi, H.K.’ye kullandırılan krediye ilişkin, üzerinde ipotek tesis

edilecek gayrimenkule ilişkin kayıtların yeterince incelenmediğini ve bu

taşınmazın yeterli bir teminat oluşturmadığını ifade etmekle yetinmiştir.

Bununla birlikte, taşınmazın değerinin ne olduğu ve krediyi ne miktarda

karşıladığı hususunda bir açıklama yapılmamıştır. Mahkeme, İstanbul [Şişli

kastedilmiş olmalı] 5. Asliye Ceza Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda yer

alan ve kredinin bedeli, kullandırma tarihi ile ne şekilde kullandırıldığına

ilişkin tespitlerin yeterli görüldüğü gerekçesiyle, yeniden inceleme yaptırılmasına

ihtiyaç duymamıştır.

55. Diğer yandan, “Suçlama (d), (g) ve (i)” yönünden İlk

Derece Mahkemesi kararı incelendiğinde, aşağıdaki hususlar ortaya çıkmaktadır:

- “Suçlama (d)”: F.-G. A. ve A. İnşaat Ltd. Şti.

hesaplarındaki işlemler hakkındaki suçlamalar aynı başlık altında

değerlendirilmiştir. Kişiler hesabındaki 57.211 TL’lik zimmet miktarından

sadece sanık N.D. sorumlu tutulmakla birlikte, gerekçenin belirtildiği kısımda

her iki hesaptaki işlemler belirtildikten sonra birinci başvurucu Billur Güzide

Balyemez’in de dâhil olduğu üç kişi suçlu bulunmuştur. Bununla birlikte,

“Suçlama (f)”de olduğu gibi başvurucunun, kişi hesaplarındaki hareketlerle

ilgisini kuran herhangi bir açıklama yer almamaktadır.

- “Suçlama (g)”: İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin

Yargıtay bozması öncesi 1/6/2009 tarihli ilk kararının ve onanan ikinci

kararının hüküm kısımlarında, birinci başvurucunun D. A.Ş. hesaplarındaki

usulsüz işlemlerle 11.000 TL tutarındaki parayı haksız olarak mal edindiği ve

edinilmesini sağladığının anlaşıldığı belirtilmekle birlikte, diğer

suçlamaların aksine, bu eylemin ne şekilde işlendiğine ilişkin herhangi bir

gerekçe yer almamaktadır.

- “Suçlama (i)”: Mahkeme, P. Ltd. Şti.nin teminat

mektubu kredisi teklifinin eksik evrak nedeniyle iade edilmesine rağmen,

teminat mektubunun ikinci başvurucu Recai Alper Tunga’nın talimatıyla

verildiğine dayanmıştır. İpotek alınıp alınmadığına ya da alınan ipoteğin

yeterli karşılık oluşturup oluşturmadığına dair bir değerlendirmede bulunmamıştır.

56. Anayasa Mahkemesi bu noktada, gerekçeli karar hakkına

ilişkin ilkeler çerçevesinde, Mahkeme kararında yer verilen ya da eksik

bırakılan hususların bir hak ihlali derecesine ulaşıp ulaşmadığını

değerlendirecektir.

57. Bu kapsamda, “Suçlama (a)” bakımından işlemlerin

Bankanın bilgisi dâhilinde yapılıp yapılmadığının, “Suçlama (b) ve (c)”

açısından bazı işlemler tarihinde birinci başvurucunun şube merkez müdürü

sıfatını taşıyıp taşımadığının, “Suçlama (h) ve (k)” yönünden ise kredi

limitinin aşılıp aşılmadığının ve yeterli teminat alınıp alınmadığının,

başvuruculara yöneltilen suçlamalarının sübutunu esaslı bir şekilde

etkileyeceği açıktır. Dolayısıyla, neden bu konuda bir araştırmaya gerek

duyulmadığının ve dava dosyasında mevcut deliller çerçevesinde hüküm

kurulduğunun kararda irdelenmesi gerekmektedir.

58. “Suçlama (k)” yönünden, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi

daha önce alınan raporun yeterli maddi veriyi sağladığı ve yeni bir incelemeye

ihtiyaç duymadığını değerlendirmişse de, başvurucuların temyiz dilekçelerinden

Şişli 5. Asliye Ceza Mahkemesi önündeki yargılama esnasında alınan bilirkişi

raporunda “kredinin teminat

yapısı incelendiğinde de yeterli teminatın alındığı” sonucuna varıldığı

anlaşılmaktadır. Bu itibarla, kredi karşılığı yeterli teminat alınıp alınmadığı

hususunun, kararda karşılanmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Mahkemenin kararında,

mevcut bilirkişi raporundaki hangi bulguların teminat-kredi karşılaştırmasına

imkân verdiği yeterince açıklanmamıştır. İkinci başvurucu hakkındaki karar,

Yargıtayca görev yönünden bozulmakla birlikte, Şişli 5. Asliye Ceza Mahkemesi

tarafından bu rapor dikkate alınarak “hizmet

nedeniyle güveni kötüye kullanmak” suçundan beraat kararı verilmiş

olması da, bu konuda gerekçelendirmenin önemine işaret etmektedir.

59. Yukarıdaki tespitlere ek olarak, somut başvuruya konu İlk

Derece Mahkemesi kararında, başvurucular ve diğer sanıklar hakkındaki

suçlamaların yukarıda “Suçlama (a) – (k)” olarak isimlendirilen belirli

başlıklar altında incelendiği ve gerekçelendirme veya hüküm kısmında da bu

başlıklandırmaya riayet edildiği görülmektedir.

60. Bununla birlikte, F.-G. A. ve A. İnşaat hesaplarındaki

işlemler (Suçlama (d)) dolayısıyla mahkûmiyet hükmü kurulurken, bu

hesaplardaki eylemlerin birbiriyle olan bağlantılarını ortaya koymaya yaracak

şekilde ve birinci başvurucu Billur Güzide Balyemez’in tüm işlemlerden sorumlu

tutulup tutulmadığının kuşkuya yer vermeyecek açıklıkla gerekçelendirilmediği

değerlendirilmektedir. Birinci başvurucunun mahkûm olduğu diğer suçlamalara

bakıldığında, başvurucunun şube müdürü veya talimat veren sıfatıyla sorumlu

olduğu belirtilmekte ve oluşan zararla müteselsilen ilişkilendirildiği

anlaşılmaktadır. “Suçlama (d)” bakımından ise, her ne kadar aynı başlık altında

incelenmişlerse de F.-G. A. hesabındaki zarar sadece sanık N.D.’ye yüklenmiş,

başvurucunun bu eylemden suçlu bulunup bulunmadığı açıklıkla

gerekçelendirilmemiştir.

61. İkinci olarak, D. Otomotiv A.Ş. hesaplarındaki usulsüz

işlemlerle 11.000 TL tutarındaki paranın zimmete geçirilmesi (Suçlama (g))

hakkında, hüküm kısmındaki sonuç haricinde hiçbir değerlendirme ve

temellendirme yapılmamıştır. Bu suçun başvurucu tarafından ne zaman ve hangi

şekilde işlendiğine dair bir açıklama İlk Derece Mahkemesi kararında yer

almamaktadır. Dolayısıyla, eksik gerekçelendirmeden ziyade, bir gerekçesizlik

durumu söz konusudur. Birinci başvurucu bu konuyu, hem bozma öncesi karara hem

de onamaya konu karara ilişkin verdiği temyiz dilekçesinde Yargıtayın dikkatine

sunmasına rağmen, mahkûmiyet hükmü Yargıtay tarafından onanmıştır.

62. P. Ltd. Şti.nin teminat mektubu verilmesi ve H.K.’ye

kredi kullandırılması nedeniyle ikinci başvurucu Recai Alper Tunga’nın

mahkûmiyetine gelince (Suçlama (i) ve (k)), her iki olay açısından belirli

taşınmazlar üzerinde ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır. Özel kişiye

kullandırılan kredi bakımından, başvurucu ayrıca munzam senet de alındığını

ifade etmektedir. Mahkeme kararına bakıldığında ise “Suçlama (i)” yönünden

herhangi bir ipotek alınıp alınmadığı veya alınmışsa teminat mektubu kredisinin

ne miktarını karşıladığı hususunda herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir.

63. “Suçlama (i)” açısından, ikinci başvurucunun sunduğu

hukuki mütalaada şubenin kredinin üç katı tutarında ipotek aldığı ve Bankanın

bu krediden dolayı bir zarar ya da riskinin bulunmadığı ve ortada batan bir

kredinin de bulunmadığı vurgulanmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/5/2005

tarihli ve E. 2004/11-158, K.2005/58 sayılı kararındaki “İpoteğin krediyi karşılıyor olması durumunda zimmet

suçunun oluşmayacağı” yönündeki tespit de dikkate alındığında

Yargıtayın onama ilamıyla uygun bulduğu İlk Derece Mahkemesi kararındaki

gerekçenin, ikinci başvurucunun, hangi nedenle haksız görüldüğünü anlamasına

imkan verecek yeterlilikte olmadığı değerlendirilmektedir.

64. Yukarıda belirtilen hususlar ışığında, başvuruya konu

yargılamada, başvuruculara isnat edilen eylemler, başvurucuların

araştırılmasını talep ettikleri konular ve İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet

hükmünü bina ettiği hususlar dikkate alındığında, başvurucuların inceleme

taleplerinin neden karşılanmadığının ve bazı suçlamalar bakımından ise hangi

temelde mahkum edildiklerinin, Derece Mahkemelerince yeterince

gerekçelendirilmediği anlaşılmaktadır.

65. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

66. Başvurucular, cezalarının

infazının tedbiren durdurulmasını, yeniden yargılamaya ya da ihlalin sonuçlarının

ortadan kaldırılmasına karar verilmesini ve yargılama giderlerinin Hazineye

yükletilmesini talep etmişler, maddi ve manevi tazminat taleplerini ise saklı

tutmuşlardır.

67. Adalet Bakanlığı yazısında,

başvurucuların taleplerine ilişkin görüş bildirilmemiştir.

68. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

69. Mevcut başvuruda, Mahkeme

kararlarının yeterince gerekçelendirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla, ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın ilgili

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

70. Başvurucular her ne kadar miktar zikretmeksizin maddi ve manevi

tazminat taleplerini saklı tutmuşlarsa da yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın

ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinin başvurucular bakımından

yeterli bir tatmin oluşturacağı anlaşıldığından, başvurucuların tazminat

taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

71. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 206,10

TL harcının her bir başvurucuya, 1.500,00 TL vekâlet ücretinin müştereken

başvuruculara ödenmesine,

başvurucuların diğer taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Somut olay kapsamında,

1. Başvurucu Recai Alper

Tunga’nın eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin şikâyetinin "açıkça dayanaktan yoksun olması"

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Başvurucuların, gerekçeli

karar hakkı kapsamındaki şikâyetlerinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Başvurucuların, Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. İhlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminata

ilişkin taleplerinin REDDİNE,

E. Başvurucular tarafından yapılan 206,10 TL harcın her bir başvurucuya,

1.500,00 TL vekâlet ücretinin ise müştereken başvuruculara ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına, 25/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Okan TAŞDELEN Başvurucular : 1. Billur Güzide BALYEMEZ 2. Recai Alper TUNGA Vekili : Av. Hasan Adil ATABAY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/5909, 25 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. V. Hüküm
  16. D. Başvurucuların tazminata
  17. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/5909
Tarih
25 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Abdullah Ordu Başvurusu (B. No: 2013/9414)
  • Ahmet Nuri Dokel Başvurusu (B. No: 2013/9144)
  • Ali Rıza Baran Başvurusu (B. No: 2013/1779)
  • Memet Ali Bağrıyanık Başvurusu (B. No: 2013/4440)
  • Efendi Yaldız Başvurusu (B. No: 2013/1202)
  • Abdulkerim Karaboğa ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9063)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.