İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Birleşik Metal İşçileri Sendikası Başvurusu (B. No: 2015/14862)

1. Başvuru, sendikaca alınan grev kararının Bakanlar Kurulu

Başvuru No2015/14862Tarih9 Mayıs 2018Okuma21 dk · 4.202 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Birleşik Metal İşçileri Sendikası Başvurusu

Karar tarihi
9 Mayıs 2018
Başvuru Numarası
2015/14862
R.G. Tarih ve Sayı
20/7/2018-30484
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.202 kelime·21 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sendikaca alınan grev kararının Bakanlar Kurulu

tarafından ertelenmesinin sendika hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu Sendika, 1947 yılında kurulan Türkiye Maden-İş

Sendikası ile 1963 yılında kurulan Otomobil-İş Sendikasının 1993 yılında

birleşmesiyle oluşmuş ve Birleşik Metal İşçileri Sendikası (Sendika) adını

almıştır. Başvurucu Sendika, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonuna

bağlıdır.

10. Başvurucu Sendika ile Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası

(MESS) arasında -MESS üyesi on sekiz işyeri ve işletme için- yürütülen grup

toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamamıştır.

11. 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş

Sözleşmesi Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca bir arabulucu görevlendirilmiştir.

Bahsi geçen arabulucu tarafından da uyuşmazlığın çözümlenemediğine dair rapor

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğünün 16/12/2014

tarihli yazısı ile başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu Sendikanın Yönetim

Kurulu ilk olarak 14/1/2015 tarihinde toplanmış ve yirmi işyeri için 29/1/2015

tarihinden itibaren uygulamaya konulmak üzere grev kararı almıştır.

12. Sendikanın Yönetim Kurulu daha sonra 22/1/2015 tarihinde bir

kez daha toplanarak bu kez on sekiz işyeri için 19/2/2015 tarihinden itibaren

uygulamaya konulmak üzere grev kararı almıştır. Böylece toplam otuz sekiz

işyerinde yaklaşık on beş bin işçiyi kapsayan grev kararı alınmıştır.

13. Bakanlar Kurulu 30/1/2015 tarihli ve 29252 sayılı mükerrer

Resmî Gazete'de yayımlanan 29/1/2015 tarihli ve

2015/7251 sayılı kararı ile grevin ertelenmesine karar vermiştir. Karar

şöyledir:

"Ekli listede belirtilen işyerlerinde Birleşik Metal İşçileri

Sendikası tarafindan uygulanmakta olan grevin, milli

güvenliği bozucu nitelikte olduğu görüldüğünden altmış gün süreyle ertelenmesi;

18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Kanunun 63 üncü

maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca 29/1/2015 tarihinde

kararlaştırılmıştır"

14. Bu kararın iptal edilmesi için Sendika tarafından 2/2/2015

tarihinde Danıştay Onuncu Dairesine dava açılmış ve bu davada yürütmenin

durdurulması talep edilmiştir. Yürütmenin durdurulması talebi Danıştay Onuncu

Dairesi tarafından 5/3/2015 tarihinde oyçokluğuyla reddedilmiştir.

"Ekonomi Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Milli Güvenlik Kurulu

Genel Sekreterliği ve Emniyet Genel Müdürlüğünün yazılarında, söz konusu grevin

milli güvenliği bozucu etkisinin olduğu yönünde somut verilere dayalı olarak

görüş bildirmeleri ve ekonomik güvenliğin milli güvenliğin ayrılmaz bir parçası

olduğu hususu da dikkate alındığında 29.1.2015 tarihli ve 2015/7251 sayılı

Bakanlar Kurulu Kararının Anayasanın 54. maddesine ve 6356 sayılı Sendikalar ve

Toplu iş Sözleşmesi Kanunu'nun 63. maddesine uygun olduğu değerlendirilmektedir.

Davacı tarafından ileri sürülen iddialar, dava konusu Bakanlar Kurulu

Kararı'nın yürütülmesinin durdurulmasını gerektirecek nitelikte

görülmemektedir.

Davanın durumu ve uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre, 2577 sayılı

idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinde öngörülen koşulların bu aşamada

gerçekleşmediği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması isteminin reddine, bu

kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde idari Dava Daireleri

Kuruluna itiraz edilebileceğinin davacıya duyurulmasına, 5/3/2015 tarihinde

oyçokluğuyla karar verildi."

15. Başvurucu Sendika, bu karara karşı Danıştay İdari Dava

Daireleri Kuruluna itirazda bulunarak yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 30/4/2015 tarihli kararı ile sekiz üyenin

oyuna karşılık yedi üyenin karşıoyuyla itirazı

reddetmiştir. Kararda yalnızca "yürütmenin durdurulması kararı

verilebilmesi için yasanın aradığı

koşulların gerçekleşmemiş olduğu" gerekçesine yer verilmiştir.

16. Muhalif kalan üyelerin muhalefet şerhi şu şekildedir:

"Her ne kadar dava konusu grev erteleme kararı ile ilgili olarak,

itiraz tarihi itibarıyla, altmış günlük erteleme sürecinin dolmuş olması

nedeniyle 2577 sayılı Yasanın 27. maddesinde belirtilen koşulların

gerçekleşmemiş olduğu ileri sürülebilir ise de, yukarıda belirtilen 6356 sayılı

Yasanın 63. maddesine göre, grev ertelemesi kararı alındıktan sonra artık

sendikanın greve devam etme imkanının kalmaması ve erteleme süresi sonunda

taraflarca anlaşma sağlanamaması halinde uyuşmazlığın Yüksek Hakem Kurulunca

çözümleneceği göz önüne alındığında, dava konusu Bakanlar Kurulu kararı ile

Anayasal bir hak olan grev ve toplu sözleşme hakkı fiilen ve hukuken ortadan

kaldırılmakta, uyuşmazlığın çözümü yukarıda aktarılan Yasa hükmü çerçevesinde

apayrı bir mecraya yönlendirilmektedir.

Bu nedenle olayda, 2577 sayılı Yasa'nın 27. maddesinde belirtilen

koşullardan, işlemin uygulanmasının devam etmesi nedeniyle telafisi güç zarar

bulunma koşulunun gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

Diğer koşul olan, işlemde açıkça hukuka aykırılık bulunup bulunmadığı

yönünden değerlendirmeye gelince;

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere,

Bakanlar Kurulunca, karar verilmiş veya başlanmış olan kanuni bir grev veya

lokavtın, genel sağlığı veya milli güvenliği bozucu nitelikte olduğunun

saptanması halinde, yasal grev ve lokavtın altmış gün süreyle ertelenmesi

mümkündür. Başka bir ifade ile, bir anayasal hak ve işçi açısından güvence olan

grev hakkı, ancak yasada sayılan sebeplerle idari bir tasarrufla ertelenebilir.

Ekonomik veya siyasi veya başkaca bir sebeple yasal bir grevin ertelenmesine

yasal olanak bulunmamaktadır.

Türk hukukunda, grev hakkının kullanılması da dahil, bir

çok temel hak ve özgürlüğün kullanımının sınırlanmasına veya

yasaklanmasına sebep olarak gösterilen milli güvenlik kavramına ilişkin bir

tanım bulunmamaktadır. Soyut ve belirsiz olan bu kavramın çok geniş bir şekilde

yorumlanması, hemen hemen bütün grevlerin sonuçları bakımından milli güvenliği

bozabileceği sonucuna ulaşılmasına ve böylece bütün grevlerin ertelenmesine yol

açacaktır.

İşçi ile işveren arasında başlayan toplu görüşmelerin anlaşmazlıkla

sonuçlanması üzerine kullanılan anayasal bir hak ve işçi açısından güvence olan

grev hakkının; grevin uygulandığı işyerlerinin ve yapılan üretimin grev

nedeniyle bir süre durmasının milli güvenliği nasıl ve ne şekilde bozduğunun

açık ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde ortaya

konulması, bu saptama yapılırken de ölçülülük ilkesinin ve demokratik toplumun

gereklerinin dikkate alınması gerekir.

Doktrinde, milli güvenlik, "Yurt ölçüsünde beliren iç ve dış

tehlikelere karşı devlet tüzel kişiliğinin savunma ve güvenlik altına alınması

şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre, yasal bir grevin yasada öngörülen anlamda

milli güvenliği bozucu nitelikte görülebilmesi için, ülke ve devletin özel

savunma ve güvenlik altına alınmasını zorunlu kılacak ciddi tehlikelerin ortaya

çıkması gerektiğini belirterek milli güvenliğin tanımını yapmıştır.

Yukarıda yapılan açıklama ve değerlendirme ışığında, davacı Sendikaya

bağlı işyerlerinde uygulanmakta olan grevin milli güvenliği bozucu nitelikte

olduğunu ortaya koyan geçerli ve inandırıcı kanıtların bulunmadığı ve Yasada

öngörülmeyen ekonomik sebeplere dayalı olarak alındığı anlaşılan dava konusu

Bakanlar Kurulu kararı açıkça hukuka aykırıdır.

Diğer taraftan, Danıştay Onuncu Dairesi'nin 09/02/2015 günlü,

E:2015/294 sayılı "davacı sendika tarafından uygulanmakta olan ve

uygulamaya konulacak olan grevlerin "milli güvenliği bozucu nitelikte olduğu"nun nasıl ve ne şekilde belirlendiği, milli

güvenliği bozucu hususların neler olduğunun açık ve tereddüte

yer bırakmayacak şekilde açıklanmasının istenilmesi" yolundaki ara

kararına davalı idarece verilen cevaplar grevin milli güvenliği ihlal edeceğini

açıkça ortaya koymadığı gibi, konuya ilişkin görüşlerin alındığı bazı

idarelerce yazılan yazıların da dava konusu işlemden sonra düzenlenmiş olması

nedeniyle, işlemden önce milli güvenliğin ihlal edildiğine ilişkin yeterli bir

araştırmanın yapılmadığını gösterdiğinden, dava konusu Bakanlar Kurulu

kararının yürütülmesinin durdurulması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki karara

katılmıyoruz.

17. Karar, başvurucuya 31/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 27/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

19. Başvurucunun başvuruya konu Bakanlar Kurulu kararının iptal

edilmesi için 2/2/2015 tarihinde açmış olduğu davanın esasının henüz karara

bağlanmadığı ve Danıştay Onuncu Dairesinde derdest olduğu anlaşılmaktadır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 6356 sayılı Kanun’un “Grev

ve lokavtın ertelenmesi” kenar başlıklı 63. maddesi şöyledir:

“(1) Karar verilmiş veya başlanmış olan kanuni bir grev veya lokavt

genel sağlığı veya millî güvenliği bozucu nitelikte ise Bakanlar Kurulu bu

uyuşmazlıkta grev ve lokavtı altmış gün süre ile erteleyebilir. Erteleme

süresi, kararın yayımı tarihinde başlar.

(2) Erteleme kararının yürürlüğe girmesi üzerine, 60 ıncı maddenin yedinci fıkrasına göre belirlenen arabulucu,

uyuşmazlığın çözümü için erteleme süresince her türlü çabayı gösterir. Erteleme

süresi içerisinde taraflar aralarında anlaşarak uyuşmazlığı özel hakeme de

götürebilir.

(3) Erteleme süresinin sonunda anlaşma sağlanamazsa, altı iş günü

içinde taraflardan birinin başvurusu üzerine uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca

çözülür. Aksi takdirde işçi sendikasının yetkisi düşer.”

B. Uluslararası Hukuk

21. Sendika hakkı, örgütlenme özgürlüğünün bir parçasını

oluşturmaktadır. Bu hak, mensuplarının menfaatlerini korumak üzere yapılan

sendikal faaliyetlere izin verilmesini de gerektirmektedir. Bu çerçevede her ne

kadar ayrı bir hak grubu teşkil etmeseler de grev ve toplu sözleşme hakkı,

üyelerinin menfaatlerini korumak için sendikaların kullanabileceği en önemli

yollardandır (Demir ve Baykara/Türkiye

[BD], B. No: 34503/97, 12/11/2008, § 154; Schmidt ve Dahlström/İsveç, B. No:

5589/72, 6/2/1976, § 36).

22. Enerji Yapı Yol

Sen/Türkiye (B. No: 68959/01, 21/4/2009) kararında Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM), memurlara toplu sözleşme hakkının tanınması için Kamu

Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu tarafından düzenlenen eylemlerden beş gün

önce memurların grev veya iş bırakma gibi eylemlere katılmasını yasaklayan bir

Başbakanlık genelgesi yayımlanmasına rağmen iş bırakma eylemine katılanların

cezalandırılmasına ilişkin şikâyeti değerlendirmiştir:

i. AİHM, grev hakkının mutlak bir niteliği olmadığını

hatırlatmış; grev hakkının bazı koşullara bağlı tutulabileceğini ve söz konusu

hakka bazı kısıtlamalar getirilebileceğini kabul etmiştir. AİHM'e

göre sendikal özgürlüklerin devlet adına yetki kullanan memurlara grev hakkı

yasağı ile bağdaşması mümkündür. Bununla birlikte AİHM, bazı memur

kategorilerine grev yasağı getirilse bile grev hakkının genel olarak memurları

veya devlete ait ticari ve endüstriyel kuruluşlarda görev yapan işçileri

kapsayamayacağını ifade etmiştir. AİHM'e göre grev

hakkına getirilen yasal kısıtlamaların kısıtlamaya konu memur kategorilerini

mümkün olduğunca açık ve sınırlayıcı bir biçimde tanımlaması gerekmektedir. AİHM'e göre ihtilaf konusu genelge, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 11. maddesinin ikinci paragrafında sıralanan

amaçların gerekleri ile dengelenmeden tüm memurlara mutlak şekilde grev hakkını

yasaklayan genel ifadelerle kaleme alınmıştır. Ayrıca başvuru konusu genelgeye

dayanılarak söz konusu kişiler disiplin cezasına çarptırılmıştır.

ii. AİHM, söz konusu cezaların üyelerinin çıkarlarını savunmak

amacıyla eylemlere veya böyle bir greve katılmayı isteyen sendika üyeleri ve

diğer kişiler açısından caydırıcı nitelik taşıdığı kanaatindedir. AİHM,

Hükûmetin demokratik bir toplumda dava konusu kısıtlamanın gerekliliğini ortaya

koymadığını belirtmektedir. Kendi incelemesini yapan AİHM, söz konusu

genelgenin kabulü ve uygulanmasının “zorlayıcı bir sosyal gereksinimi”

karşılamadığı ve başvuran sendikanın Sözleşme'nin 11. maddesi ile tanınan

hakları etkili bir şekilde kullanmasına yönelik orantısız bir müdahale

oluşturduğu sonucuna ulaşmıştır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 9/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

24. Başvurucunun iddiaları şu şekilde özetlenebilir:

i. Başvurucu, yetkisinin düşmesine neden olmamak için ve altmış

günlük erteleme süresi içinde yürütmeyi durdurma kararı verilmemesi üzerine

3/4/2015 tarihinde Yüksek Hakem Kuruluna (YHK) başvurmuştur. YHK ise 12/5/2015

tarihli kararı ile erteleme konusu işyerleri için toplu iş sözleşmesini kesin

olarak bağıtlamıştır. YHK'nın bu kararından sonra

Danıştay Onuncu Dairesinin esas incelemesi sonrasında vereceği kararın sendika

ve grev hakkının güncellik taşıyan ihlaline bir etkisi olmayacaktır. Çünkü

toplu iş sözleşmesi niteliğindeki YHK kararı kesindir ve Danıştay kararından

etkilenmez. Bu bakımdan tüketilmesi gereken ve ihlali giderici nitelikte etkin

bir başvuru yolu kalmamıştır.

ii. Sözleşme'nin 11. maddesi tartışmasız bir şekilde sendika

özgürlüğünü içermektedir. Üyelerinin menfaatlerini korumayı amaçlayan sendikalar,

bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektif oluşumlar meydana

getirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olan örgütlenme özgürIüğünün

önemli bir parçasıdır. Sözleşme'nin 11. maddesinde yer alan "çıkarlarını korumak amacıyla"

ibaresi, üyelerinin mesleki menfaatlerini korumak için gerçekleştirecekleri

sendikal faaliyetlerin Sözleşme tarafından korunduğunu açıkça ortaya

koymaktadır. AİHM, grev hakkının 11. madde kapsamında olduğunu Enerji Yapı Yol Sen/Türkiye kararında

açık bir biçimde ifade etmektedir.

iii. Bakanlar Kurulunun grev erteleme kararı geniş anlamda yasal

değildir. Kanunun genel soyut ifadesinin kararda gösterilmiş olmasının sebep

göstermek anlamına gelmeyeceği açıktır. Bakanlar Kurulu somut nedene

dayanmamıştır. Alınan grev kararlarının millî güvenliği neden ve nasıl bozucu

nitelikte olduğu yer, zaman ve olay gösterilerek belirtilmemiştir. Kaldı ki

millî güvenlik kavramı da keyfî ve geniş yorumlanamaz. Aksi bir tutum bütün

grevlerin ertelenmesine yol açar.

iv. Grev, sendika hakkının ve toplu pazarlık sisteminin ayrılmaz

bir parçasıdır. Toplu pazarlık sisteminin amacı, iş barışının sosyal taraflarca

gerektiğinde grev hakkını ve lokavtı kullanılarak gerçekleştirilmesini

sağlamaktır. Toplu pazarlıkta işçi tarafının grev hakkını kullanması sonucu

işyerlerinin zorlanması, ekonominin bu durumdan etkilenmesi grev hakkının

doğasından kaynaklanan bir zorunluluktur. Grev hakkını kullanan işçilerin grev

süresince ücret alamadıkları, bir başka işte çalışmalarının yasak olduğu

düşünüldüğünde sadece işyerleri değil grevi uygulayan işçiler de zor durumda

kalmaktadır. Dolayısıyla hakkın doğasında bulunan bir özelliği millî güvenliğe

aykırı kabul etmek fiilen hiçbir grevin uygulanmayacağını kabul etmek anlamına

gelecektir.

v. Grev ertelemesi uygulaması fiilen grev yasağına dönüşmüştür.

Bakanlar Kurulunun başvuruya konu kararı, özü itibarıyla grev ertelemesi değil

grevin yasaklanmasıdır. Grev erteleme kararı ülkemizin taraf olduğu ve

Anayasa'nın 90. maddesi gereği ulusal mevzuattan üstün olan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin sözleşmelerin de ihlali anlamına gelmektedir. Söz konusu grev erteleme

kararı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmelerine ve denetim organları

kararlarına da aykırılık oluşturmaktadır.

vi. Ölçülülük ilkesine uyulmamış, demokratik toplumun gerekleri

dikkate alınmamıştır. Sonuç olarak başvurucu Sendika, Anayasa'nın 53.

maddesinde düzenlenen toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı ile

Anayasa'nın 54. maddesinde yer alan grev hakkı ışığında Anayasa'nın 51.

maddesinde korunma altına alınmış olan sendika hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

25. Bakanlık görüşünde; sendika hakkının korunmasını sağlayan

yöntemlerden grev hakkının Sözleşme'de yer almadığı,

grev hakkını sınırlandırma konusunda devletlerin geniş bir takdir hakkı

bulunduğu ifade edilmiştir. Bakanlığa göre somut başvuruda "millî

güvenlik" gerekçesi zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaç baskısına karşılık

gelmektedir.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi daha önce benzer şikâyetlerin yapıldığı Kristal-İş Sendikası ([GK], B. No:

2014/12166, 2/7/2015) başvurusunu sendika hakkı kapsamında incelemiştir. Mevcut

başvuruda da bahsi geçen içtihattan ayrılmayı gerektirecek bir durum yoktur.

İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

Anayasa’nın “Sendika kurma hakkı”

kenar başlıklı 51. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma

ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek

için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara

serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse

bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.”

27. Anayasa’nın “Toplu iş

sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” kenar başlıklı 53. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal

durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma

hakkına sahiptirler.”

28. Anayasa’nın “Grev hakkı

ve lokavt” kenar başlıklı 54. maddesinin (1), (2) ve (4) numaralı

fıkraları şöyledir:

“Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde

işçiler grev hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin

lokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla

düzenlenir.

Grev hakkı ve lokavt iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum

zararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz…

Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve

işyerleri kanunla düzenlenir.”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

29. Mevcut başvuruda grevin ertelenmesi kararına karşı yapılan

yürütmenin durdurulması talebi Danıştay Onuncu Dairesi tarafından, Daire

kararına yapılan itiraz ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından

reddedilmiştir (bkz. §§ 14-16). Başvurucu, yargılamanın esasına ilişkin sonucu

beklemeksizin 27/8/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunmuştur.

30. Anayasa Mahkemesi aynı mahiyetteki Kristal-İş Sendikası kararında benzer

başvurular için uyuşmazlığın esası hakkında derece mahkemeleri tarafından bir

karar verilmeden yapılan başvurunun kabul edilebilirliğine karar vermiştir

(Daha ayrıntılı değerlendirmeler için bkz. Kristal-İş

Sendikası, §§ 35-46).

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan sendika

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

32. Başvurucunun sendikal faaliyet kapsamında uygulamaya koyduğu

grev kararının ertelenmesi sonucunda sendika hakkına yönelik bir müdahalenin

gerçekleştiği açıktır.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

33. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen

koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 51. maddesinin ihlalini teşkil

edecektir.

34. Bu itibarla sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme,

Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

i. Kanunilik

35. 6356 sayılı Kanun'un 63. maddesinin "kanunilik"

ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

36. Başvurucunun uygulamaya koyduğu grev kararının ertelenmesine

ilişkin Bakanlar Kurulu kararının Anayasanın 51. maddesinin ikinci fıkrasında

yer alan “millî güvenliğin” korunmasısebebine dayandığı anlaşılmaktadır.

37. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, müdahalenin gerekliliği

konusunda yapılması gereken değerlendirmeler gözönünde

bulundurulduğunda söz konusu sebebin olaya uygun düşüp düşmediği de dâhil olmak

üzere müdahalenin meşruluğu başlığı altında ortaya çıkan sorunları çözmenin

somut başvurunun koşullarında gerekli olmadığı sonucuna varmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

38. Anayasa

Mahkemesi önündeki mesele, başvurucunun aldığı grev kararının Bakanlar Kurulu

kararı ile ertelenmesi ile sendika hakkına yapılan müdahalenin demokratik bir

toplumda gerekli ve ölçülü olup olmadığıdır.

39. Demokrasilerde, vatandaşların bir araya gelerek ortak

amaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı sağlıklı bir toplumun önemli bir

bileşenidir. Ayrıca böyle bir "örgüt", devlet tarafından saygı

gösterilmesi ve korunması gereken temel haklara sahiptir. İstihdam alanında

kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasını amaçlayan örgütler olan sendikalar,

bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektif oluşumlar meydana

getirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olan örgütlenme özgürlüğünün önemli bir

parçasıdır. Sendika hakkı da çalışanların bireysel ve ortak çıkarlarını korumak

amacıyla bir araya gelerek örgütlenebilme serbestisini gerektirmekte ve bu

niteliğiyle bağımsız bir hak değil örgütlenme özgürlüğünün bir şekli veya özel

bir yönü olarak görülmektedir (Tayfun Cengiz,

B. No: 2013/8463, 18/9/2014,§§ 31, 32).

40. Diğer yandan Anayasa'nın 51. maddesi metninde yer alan “çalışanlar... üyelerinin menfaatlerini korumak için”

ibaresi, gereksiz bir detay olmaktan ziyade üyelerin mesleki menfaatlerini

korumak için gerçekleştirecekleri sendikal faaliyetlerinin Anayasa tarafından

korunduğunu açıkça ortaya koymaktadır (Kristal-İş

Sendikası, § 54). Dolayısıyla sendika hakkı, mensuplarının

menfaatlerini korumak üzere yapılan sendikal faaliyetlere izin verilmesini de

gerektirmektedir (Tayfun Cengiz,

§ 31). Bu çerçevede her ne kadar grev ve toplu sözleşme hakkı bireysel başvuru

kapsamında tanınmamış olsa da üyelerinin menfaatlerini korumak için

sendikaların kullanabileceği en önemli yollardandır (Kristal-İş Sendikası, § 55)

41. Sınırlanabilir bir hak olan sendika hakkı Anayasa'da yer

alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir (Tayfun Cengiz, § 38). Bununla birlikte

demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence

altına alındığı rejimlerdir. Bu nedenle temel hak ve özgürlükler, istisnai

olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzeninin

sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde sınırlandırılabilirler (AYM, E.2006/142,

K.2008/148, 24/9/2008; Kristal-İş Sendikası,

§ 70).

42. Anayasa Mahkemesi AİHM içtihatlarını takip ederek

“demokratik toplumda gereklilik” deyiminin “zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaç”a işaret ettiğini pek çok kararında teyit etmiştir

(Tayfun Cengiz, § 56). O hâlde

örgütlenme özgürlüğüne ve sendika hakkına yargısal veya idari bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olup olmadığına ve bu

bağlamda toplumsal bir ihtiyaç baskısını karşılayıp karşılamadığına bakmak

gerekecektir.

43. Eğer yapılan müdahale zorunlu bir toplumsal ihtiyaca cevap

vermiyorsa, hak ve özgürlüğün kullanılmasını durduruyor veya aşırı derecede

güçleştiriyorsa, etkisiz hâle getiriyorsa veya ölçülülük ilkesine aykırı olarak

sınırlama aracı ile amacı arasındaki denge bozuluyorsa demokratik toplum

düzenine aykırı olacaktır( Kristal-İş Sendikası, § 70; Tayfun Cengiz, § 51; ifade özgürlüğü

bağlamında bkz. Bekir Coşkun

[GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 49, 50).

44. Anayasa Mahkemesi bireyin ve bir bütün olarak toplumun çatışan

menfaatleri arasında adil dengenin kurulup kurulmadığına karar verirken kamu

gücünü kullanan organların bu alanda belirli bir takdir marjına sahip olduğunu gözönünde bulunduracaktır (Tayfun

Cengiz, § 37).

45. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmenin

temel ekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerinin kararlarında

dayandıkları gerekçelerin sendika hakkını kısıtlama bakımından “demokratik bir

toplumda gerekli” ve “ölçülülük ilkesi”ne uygun

olduğunun inandırıcı bir şekilde ortaya konulup konulamadığı olacaktır.

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

46. Dava konusu grev erteleme kararının olayların tamamı

ışığında incelenmesi gerekir. Eldeki başvuruya konu olayda, başvurucu Sendika

ile Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası arasında yürütülmekte olan toplu iş

sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine başvurucu Sendika,

toplam otuz sekiz işyerinde yaklaşık on beş bin işçiyi kapsayan grev kararı

almıştır. Bakanlar Kurulu ise millî güvenliği bozucu nitelikte olduğu gerekçesiyle

grevin altmış gün süreyle ertelenmesine karar vermiştir. Erteleme süresi içinde

yürütmenin durdurulması talebinin karara bağlanmaması nedeniyle başvurucu

Sendika, toplu iş sözleşmesi yetkisinin düşmemesi için YHK'ya

başvurmuştur. YHK 12/5/2015 tarihli kararı ile erteleme konusu işyerleri için

toplu iş sözleşmesini kesin olarak bağıtlamıştır.

47. Anayasa Mahkemesi “millî güvenlik” kavramının

uygulayıcıların kişisel görüş ve anlayışlarına göre genişleyebilecek, öznel

yorumlara elverişli, bu nedenle de keyfîliğe dek

varabilir çeşitli ve aşamalı uygulamalara yol açacak genel bir kavram olduğunu Kristal-İş Sendikası kararında bir kez

daha ifade etmiştir ( Kristal-İş Sendikası, § 78; AYM, E.1973/41,

K.1974/13, 25/4/1974).

48. Anayasa Mahkemesi, Kristal-İş

Sendikası kararında Danıştay Onuncu Dairesinin 2003 yılında verdiği

bir kararında "millî güvenlik" sınırlama sebebine ilişkin olarak

geliştirdiği ölçütü benimsemiş ve benzer başvurularda bu ölçütü uygulayacağını

ifade etmiştir. Danıştayın geliştirdiği ölçüte göre

yasal bir grevin yasada öngörülen anlamda millî güvenliği bozucu nitelikte

görülebilmesi için ülke ve devletin özel savunma ve güvenlik altına alınmasını

zorunlu kılacak ciddi tehlikelerin ortaya çıkması gerekmektedir(Kristal-İş Sendikası, § 79; Danıştay

Onuncu Dairesinin 12/1/2004 tarihli ve E.2003/6134 sayılı yürütmenin

durdurulması kararı).

49. Somut olaya konu Bakanlar Kurulu kararında yalnızca grevin

ertelenme sebebi zikredilmiş, bunun dışında bir açıklamaya yer verilmemiştir.

İlk derece mahkemesi olan Danıştay Onuncu Dairesi, ilgili kamu kurumlarının

başvuru konusu grevin millî güvenliği bozucu etkisinin olduğu yönünde

"somut verilere dayalı görüş bildirdiğini" ifade etmiş ise de zikri

geçen ifadeden başka somut verilerin neler olduğuna ve varsa bu somut verilerin

millî güvenlik ile ilişkisine dair bir açıklama yapmamıştır. Oysa derece

mahkemelerinin kararlarında grevin uygulandığı işyerlerindeki üretimin bir süre

durmasının millî güvenliği nasıl ve ne şekilde bozduğunun açıkça ortaya

konulması gerekir.

50. Ayrıca ilk derece mahkemesinin "ekonomik güvenliğin milli güvenliğin ayrılmaz bir

parçası olduğu" şeklindeki gerekçesinin de açıklanmaya muhtaç

olduğu tartışmasızdır. Ekonomik güvenliğin millî güvenliğin ayrılmaz bir

parçası olduğu görüşü, akademik olarak savunulabilir bir görüş olarak kabul

edilse bile somut bir vakıada temel bir hakkın sınırlandırılması sebebi olarak

kabul edilebilmesi için idarenin ve mahkemelerin ikna edici gerekçeler ortaya

koyması gerektiği de her türlü izahtan varestedir.

51. Yukarıdaki değerlendirmeye ilave olarak6356 sayılı Kanun’un

63. maddesine göre yalnızca millî güvenlik ve genel sağlık sebepleriyle grev

ertelemesi kararı verilebilmesi mümkün olup "ekonomik güvenlik" bir

grev erteleme sebebi olarak sayılmış değildir. Anılan Kanun maddesinde yer alan

terimlerin anlamlarının ikna edici bir gerekçe olmaksızın çok geniş bir şekilde

yorumlanması, ekonomik bazı sonuçları olacak olan bütün grevlerin millî

güvenliği bozabileceği sonucuna ulaştırabilecek ve Anayasal haklara demokratik

toplumda gerekli olmayan ve ölçüsüz müdahalelere yol açabilecektir.

52. Somut olayda önce Bakanlar Kurulunun grev erteleme kararında

ve daha sonra da derece mahkemelerinin uyuşmazlığa ilişkin kararlarında ülke ve

devletin güvenliğine ilişkin özel tedbirlerin alınmasını gerektiren ciddi

tehlikelerin varlığının ve bu tehlikenin somut grevin ertelemesi için

demokratik toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiğinin

gösterilmesi gerekir. Söz konusu gereklilik sendika hakkının kullanılmasına

kamu makamlarının keyfî müdahalelerine karşı bireyin menfaatlerini korumak

amacının bir sonucudur.

53. Grev hakkına getirilen yasal kısıtlamaların kısıtlamaya konu

işyerlerini mümkün olduğunca açık, sınırlayıcı ve ikna edici bir biçimde

tanımlaması gerektiği açıktır. Somut olayda ise idare, MESS ile yürütülen toplu

iş sözleşmesi görüşmelerinde başvurucu Sendikanın temsil ettiği otuz sekiz

işyerinin tamamı için grev erteleme kararı almış; söz konusu kararı için ikna

edici bir açıklama getirmemiştir.

54. İlave olarak söz konusu grev erteleme kararı tam da toplu iş

sözleşmesi sürecine ilişkin yasal takvimin işlediği sırada alınmış ve başvurucu

Sendikaya YHK'ya başvurmaktan başka seçenek

bırakılmamıştır. Söz konusu erteleme kararı ile anayasal bir hak olan grev ve

toplu sözleşme hakkının kullanılması fiilen anlamsız hâle gelmiştir. Açıktır ki

işçiler grev yaparak işverenleri daha avantajlı bir toplu iş sözleşmesi yapmaya

zorlama fırsatını kullanamamışlardır. İşçilerin daha dezavantajlı bir konuma

düşürülmesine ilişkin haklı gerekçeler derece mahkemelerinin kararlarında

gösterilmemiştir.

55. İdare ve derece mahkemeleri bireylerin sendika hakkı ile bir

bütün olarak toplumun menfaatleri arasında bir çatışma bulunduğunu göstermemiş,

böyle bir çatışma varsa çatışan menfaatler arasında adil bir denge kurulmasına

çalışmamıştır.

56. Dolayısıyla derece mahkemelerinin kararlarında sendika

hakkına yapılan müdahalenin “toplumsal bir ihtiyaç baskısı”na

tekabül ettiğinin ve bu sebeple dedemokratik toplum

düzeninin sürekliliği için gerekli olduğunun ilgili ve yeterli bir gerekçe ile

gösterildiği söylenemez. Söz konusu kararlarda, yalnız başına grevin millî

güvenlik sebebiyle ertelenmesine karar verildiğinin söylenmiş olması grev

erteleme kararının zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca dayandığının ve demokratik

toplumda gerekli olduğunun gösterildiği şeklinde değerlendirilemez.

57. Açıklanan gerekçelerle başvuruya konu grevin ertelenmesine

ilişkin derece mahkemelerinin kararlarında ortaya konan gerekçelerin ilgili ve

yeterli olmadığı sonucuna varıldığından Anayasa’nın 51. maddesinde güvence

altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

59. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 5.000.000 TL tazminat

talebinde bulunmuş; talep ettiği tazminatın türünü belirtmemiştir. Başvurucu

ayrıca, avukatlık ücretlerini ve ödenen harç ile yapılan diğer masrafların

ödenmesini de talep etmiştir.

60. Başvuruda Anayasa’nın 51. maddesinin ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

61. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir bilgi

veya belge sunmamış olması nedeniyle manevi tazminat talep edildiği sonucuna

ulaşılmıştır.

62. Anayasa’nın 51. maddesinin ihlal edilmesi nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

63. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226.90

TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay Onuncu Dairesine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Yunus HEPER

Başvurucu

:

Birleşik

Metal İşçileri Sendikası

Vekili

:

Av. Ahmet

ERGİN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/14862, 9 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  13. B. Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika
  14. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Akıncı
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. Ergin
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/14862
Tarih
9 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Yaşar Aslan Başvurusu (B. No: 2015/15731)
  • E.a. Başvurusu (B. No: 2014/19112)
  • Kemal Karanfil Başvurusu (B. No: 2017/24776)
  • Erol Eşrefoğlu ve Hüseyin Kayapalı Başvurusu (B. No: 2015/964)
  • Hüsnü Başaran Başvurusu (B. No: 2015/381)
  • Yaşar Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/971)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.