İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kemal Karanfil Başvurusu (B. No: 2017/24776)

1. Başvuru, tutuklu olan başvurucuya gelen veya başvurucu

Başvuru No2017/24776Tarih24 Mayıs 2018Okuma28 dk · 5.694 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kemal Karanfil Başvurusu

Karar tarihi
24 Mayıs 2018
Başvuru Numarası
2017/24776
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.694 kelime·28 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklu olan başvurucuya gelen veya başvurucu

tarafından gönderilen mektupların Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne kaydedilmesi

nedeniyle özel hayata saygı hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/5/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, hâkim olarak görev yapmakta iken 15 Temmuz Darbe Teşebüsünün ardından Fethullahçı Terör Örgütü/Pararlel

Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında 20/7/2016 tarihininde tutuklanmıştır. Başvurucu hâlen Kocaeli 2 No.lu

T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) tutuklu olarak bulunmaktadır.

9. Bakanlık Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğünün 10/10/2016 tarihli yazısıyla, infaz kurumunda bulunan tüm hükümlü

ve tutukluların resmî makamlara veya savunması için avukatına verdiği kapalı

zarf içindeki mektup ve fakslar hariç tüm mektup, faks ve dilekçelerinin

taranmak suretiyle Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne (UYAP) kaydedilmesi

gerektiği ülke genelindeki tüm infaz kurumlarına başsavcılıklar aracılığıyla

iletilmiştir.

10. Bakanlığın yazısı doğrultusunda başvurucuya gönderilen veya

başvurucunun göndermek istediği mektuplar taranmak suretiyle UYAP sistemine

kaydedilerek sakıncalı olup olmadıkları yönünden denetlenmektedir.

11. Başvurucu, mektupların UYAP sistemine kaydedilmesinin

haberleşme hürriyeti ile özel ve aile hayatının gizliliği ilkesine aykırılık

oluşturduğunu ileri sürerek Kocaeli İnfaz Hâkimliğine (Mahkeme) şikâyette

bulunmuştur.

12. Mahkeme 24/3/2017 tarihli kararıyla, infaz hâkimliklerinin

yetkisinin infaz kurumlarındaki işlem ve eylemlerin kanun, tüzük, yönetmelik

veya genelgelere uygunluğunu denetiminden ibaret olduğunu açıklamış; mevcut

uygulamanın Bakanlığın 10/10/2016 tarihli yazısına dayandığını ve yazının

hukuken genelge niteliğinde olduğunu belirterek şikâyetin reddine karar

vermiştir.

13. Başvurucunun anılan karara itirazı, Kocaeli 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin 14/4/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya

27/4/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 23/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması

Kanunu'nun (1) numaralı maddesi şöyledir:

''Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin

işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve

özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin

yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir.''

16. 6698 sayılı Kanun'un 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya

belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi,

e)Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik

olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik

olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi,

değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması,

elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının

engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi .... ifade eder."

17. 6698 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

'' (1) Kişisel veriler ilgili kişinin açık

rızası olmaksızın işlenemez.

(2) Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı

hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi

mümkündür:

a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi.

...

ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için

zorunlu olması.

...''

18. 6698 sayılı Kanun'un 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''(1) Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi

düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve

kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza

mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik

ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir.

(2)

Özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi

yasaktır.

(3)

Birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler,

kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın

işlenebilir. Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu

sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım

hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve

yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili

kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir .

...''

19. 6698 sayılı Kanun'un 28. maddesinin ilgili kısmışöyledir:

''(1) Bu Kanun hükümleri aşağıdaki hâllerde

uygulanmaz:

...

ç) Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini,

kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak kanunla görev ve

yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen önleyici,

koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında

işlenmesi.

d) Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma,

yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz

mercileri tarafından işlenmesi''.

20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

38/A maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

''(1) Her türlü ceza muhakemesi işlemlerinde

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılır. Bu işlemlere ilişkin her

türlü veri, bilgi, belge ve karar, UYAP vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve

saklanır.

...

(7)

Zorunlu nedenlerle fiziki olarak düzenlenmiş belge veya kararlar, yetkili

kişilerce taranarak UYAP’a aktarılır ve gerektiğinde

ilgili birimlere elektronik ortamda gönderilir.

...

(9)

Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.

...

(11)

Ceza muhakemesi işlemlerinin UYAP’ta yapılmasına dair

usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle

düzenlenir."

21. Bakanlık Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığının 10/11/2011

tarihli ve 124/1 sayılı Genelgesi'nin ilgili kısmı şöyledir:

''UYAP Bilişim Sistemi kullanılarak soruşturma

ve kovuşturma işlemleri ile diğer adlî ve idarî işlemlerin etkin, verimli,

hızlı, düzenli, şeffaf ve usul ekonomisine uygun biçimde yürütülmesi amacıyla;

1- Her türlü işlem ve faaliyetin, UYAP

üzerinden gerçekleştirilmesine imkân bulunmayan istisnai hâller saklı olmak

koşuluyla, UYAP ortamında, zamanında, eksiksiz ve doğru bir biçimde

gerçekleştirilmesi,

...

3- Tüm birimlerde her türlü veri girişinin

eksiksiz ve doğru biçimde yapılması,

...

5- Zorunluluk sebebiyle haricen oluşturulan

belgeler ile Sistem haricinde gelen belgelerin ekleriyle birlikte taranarak

UYAP ortamına aktarılması,

...

15- Bilgi güvenliği, elektronik imza ve

kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat hükümlerine azamî dikkat

gösterilmesi, özellikle elektronik imza cihazı veya erişim kodu ile her türlü

kullanıcı adı ve parolasının başkalarına verilmemesi ...''

22. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesi şöyledir:

"Hükümlü,

bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks

ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme

hakkına sahiptir.

(2)

Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar;

mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en

üst amirince denetlenir.

(3)

Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren,

terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının

haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve

yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar

hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.

(4)

Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen

mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir."

23. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Tüzük'ün (Tüzük) 122. maddesi

şöyledir:

"(1)

91 inci maddeye göre mektup alma ve gönderme hakkı kapsamında hükümlüler

tarafından yazılan mektup, faks ve telgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle

görevlendirilen ikinci müdür başkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu

iki infaz ve koruma memuru tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna

iletilmek üzere güvenlik ve gözetim servisi personeline verilir. Yapılan

incelemeden sonra gönderilmesinde sakınca görülmeyen mektuplar üzerine

"görüldü" kaşesi vurulur, zarf içerisine konularak kapatılır ve postaneye

teslim edilir.

(2)

Resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilenler hakkında 91 inci

maddenin dördüncü fıkrası hükmü uygulanır.

(3)

Hükümlülere gönderilen ve açılıp incelendikten sonra verilmesinde sakınca

olmadığı anlaşılan mektup, faks ve telgraflar zarfları ile birlikte

verilir."

24. Tüzük'ün 123. maddesi şöyledir:

"(1) Mektup okuma

komisyonunca, mahalline gönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen

mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin

kuruluna verilir. Mektubun disiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen

sakıncalı görülmesi hâlinde, mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet

ve itiraz süresinin sonuna kadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı

görülmesi hâlinde, aslı idarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen

kısımlar okunmayacak şekilde çizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte

ilgilisine tebliğ edilir. Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde,

sadece disiplin kurulu kararı tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz

hâkimliğine başvuru için gereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz

hâkimliğine başvurulmamış ise, disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz

hâkimliğine başvurulmuş ise, infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren

itiraz süresi beklenir. İnfaz hâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara

göre, itiraz edilmiş ise mahkemenin kararına göre işlem yapılır.

(2)

Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğ tarihinden itibaren onbeş

gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz

hâkimliği kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza

mahkemesine itiraz edilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek

mektubun sakıncalı görülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği

veya tamamı sakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.

(3)

Kısmen veya tamamen sakıncalı görülen mektuplar, iç hukuk veya uluslararası

hukuk yollarına başvuru yapılması durumunda kullanılmak üzere idarece

saklanır."

25. 26/6/1930 tarihli ve 1721 sayılı Hapishane ve

Tevkifhanelerin İdaresi Hakkında Kanun'un 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"E) Ceza evinin emniyeti bakımından mahkümlara ait mektupların ve kendilerini ziyarete

gelenlerle konuşmalarının ve hariçle muhaberelerinin ne suretle tanzim ve

kontrol edileceği,

...

hakkında bir nizamname tanzim olunur.

..."

B. Uluslararası Hukuk

1. Uluslararası Mevzuat

26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"

kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"1.

Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesini

isteme hakkına sahiptir.

2. Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik,

kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi,

genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin

korunması amacıyla, hukuka uygun olarak yapılan ve demokratik bir toplumda

gerekli bulunan müdahaleler dışında, kamu makamları tarafından hiçbir müdahale

yapılamaz."

27. Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanan 28/1/1981 tarihli

Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin

Korunması Sözleşmesi’nin 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi şöyledir:

''Kişisel veriler': Kimliği belirli veya

belirlenebilir bir gerçek kişi ('ilgili kişi') hakkındaki tüm bilgileri ifade

eder."

28. Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında

Bireylerin Korunması Sözleşmesi’nin 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''İç hukukta uygun güvenceler sağlanmadıkça,

ırksal kökeni, siyasal düşünceleri, dini veya diğer inançları ortaya koyan

kişisel verileri ile sağlık veya cinsel hayatla ilgili kişisel veriler otomatik

işleme tabi tutulamaz. Aynı şey ceza mahkumiyetiyle ilgili kişiler veriler

içinde geçerlidir."

29. Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında

Bireylerin Korunması Sözleşmesi’nin 9. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"2. Taraf devletin

kanunlarında öngörülmüş olması ve demokratik bir toplumda aşağıdaki hususların

sağlanması için gerekli bir önlem oluşturması halinde iş bu sözleşmenin 5, 6,

ve 8. maddelerine istisna getirilebilir:

a. Devlet güvenliğinin

korunması, kamu güvenliği, devletin mali menfaatleri veya suçların önlenmesi

..."

30. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa

Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararı'nın hükümlü ve

tutukluların dış dünya ile ilişkilerine dair kısmı şöyledir:

''24. 1. Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta

mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle

ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin

mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.

24. 2 Devam etmekte olan bir ceza

soruşturması, emniyet, güvenlik ve düzeninin muhafaza edilmesi, suç

işlenmesinin önlenmesi ve suç mağdurunun korunması için gerekli görülmesi

halinde, haberleşme ve ziyaretlere kısıtlamalar konabilir ve izlenebilir. Ancak

adli bir merci tarafından konulan özel kısıtlamalar da dahil olmak üzere, bu

tür kısıtlamalar yine de kabul edilebilir asgari bir iletişime izin vermelidir.

24.3. Ulusal hukuk, mahpuslarla iletişim

kurması kısıtlanamayacak olan ulusal ve uluslararası kuruluşları

belirlemelidir,

24.4. Ziyaretler için yapılan düzenlemeler,

mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine

ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.

24.5. Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla

yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun

için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.''

2. Uluslararası İçtihat

31. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), devletlerin millî

güvenliğin korunması amacını gerçekleştirmede sahip oldukları takdir yetkisinin

geniş olduğunu kabul etmektedir. AİHM, Sözleşme'ye

taraf devletlerin millî güvenliği korumak için yetkili ulusal makamlarına ilk

olarak kişiler hakkında bilgi toplama ve halka açık olmayan siciller tutma,

ikinci olarak millî güvenlik bakımından önemli kadrolarda çalışmak isteyenadayların bu işe uygunluğunu takdir ederken bu

bilgiyi kullanma yetkisi veren kurallara sahip olmaları gerektiğinde kuşku

bulunmadığını belirtmektedir (Leander/İsveç, B.

No: 9248/81, 26/03/1987, § 59).

32. Bununla birlikte AİHM içtihadına göre kamu mercilerinin bir

bireyin özel hayatıyla ilgili bilgileri toplaması, kaydetmesi, saklaması, özel

hayata saygı hakkına müdahale oluşturur (Leander/İsviçre, § 48;Kopp/İsviçre,

B. No: 23224/94, 25/3/1998, § 53;Amann/İsviçre

[BD], B. No: 27798/95, 16/2/2000, § 69; Rotaru/Romanya [BD], B. No: 28341/95, 4/5/2000, §§ 43, 44,46).

33. Kaydedilen bilgilerin daha sonra kullanılmış olup

olmamasının bir önemi yoktur. Bununla birlikte kamu makamları tarafından

muhafaza edilen kişisel nitelikli bilgilerin özel yaşam unsurlarından birini

devreye sokup sokmadığını tespit etmek için bu bilgilerin hangi çerçevede

alındığının ve muhafaza edildiğinin, verilerin türünün, kullanıldığı ve

işlendiği şeklin, bunlardan çıkarılabilecek sonuçların dikkate alınması

zaruridir (Leander/İsveç, § 48; Amann/İsviçre, § 69; S. ve Marper/Birleşik Krallık [BD], B. No: 30562/04,

30566/04, 4/12/2008, § 67).

34. AİHM kararlarına göre haberleşme özgürlüğüne yapılan

müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını

oluşturan mevzuatın ulaşılabilir,

yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinci

olarak söz konusu sınırlandırma meşru bir

amaca dayalı olmalı; bunun yanı sıra müdahale demokratik bir

toplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır (Silver

ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72…25/3/1983, §§ 85-90; Klass ve diğerleri/Almanya,

B. No: 5029/71, 6/10/1978, §§ 42-55; Campbell/Birleşik Krallık, B. No:13590/88,

25/3/1992, § 34).

35. AİHM; haberleşme hürriyetine yapılan müdahalelerin

incelediği kararlarda, öncelikle ceza infaz kurumlarında bulunan kimselerin

yazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlı başına Sözleşme'nin ihlaline

sebebiyet vermeyeceğini, keza ceza infaz kurumunun olağan ve makul

gereksinimleri dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunmanın gerekli olduğunu

belirtmiştir (Mehmet Nuri Özen/Türkiye,

B. No: 15672/08…11/1/2011, § 51; Silver ve

diğerleri/Birleşik Krallık, § 98).

36. AİHM, her somut olayda kamu makamlarının bu değerlendirmeyi

yaparken mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında bulunan

hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile tek bağlantısı olduğu gerçeğini gözönünde bulundurması gereğini belirtmektedir (Campbell/Birleşik Krallık,§ 45).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 24/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

38. Başvurucu, adli yardım talebinde bulunmuştur.

39. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Özel Hayata Saygı

Hakkı ile Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

40. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu İnfaz Kurumunda

kendisine gönderilen veya kendisinin göndermek istediği mektupların tamamının

taranmak suretiyle UYAP sistemine kaydının yapılması nedeniyle haberleşmenin

gizliliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Öte yandan bu uygulamanın

özel yazışmalarının bir sistemde depolanıp saklanması sonucunu doğurduğu için

özel hayatına saygı hakkının da ihlal ettiğini iddia etmiştir. Ayrıca söz

konusu uygulamanın kaldırılması için İnfaz Hâkimliğine yaptığı şikâyetinin

reddedildiğini, bu ret kararına karşı yaptığı itirazının da Ağır Ceza

Mahkemesince gerekçesiz olarak reddediğini belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ifade etmiştir.

41. Bakanlık görüşünde, ceza infaz kurumda bulunan mahpusların

haberleşmelerinin denetlenebileceği ve bu kapsamda UYAP'a

kaydedilebileceği belirtildikten sonra müdahalenin kamu düzeni ve kurum

güvenliğini sağlamaya yönelik anayasal açıdan meşru bir amaca dayandığı ve

güdülen meşru amaçla başvurucunun bireysel yararı arasında adil bir dengenin

kurulmuş olması nedeniyle de ölçülü olduğu açıklanmıştır.

2. Değerlendirme

42. Anayasa'nın 20.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz.

...

Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin

korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel

veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini

veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp

kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen

hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına

ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”

43. Anayasa'nın 22. maddesi şöyledir:

"Herkes, haberleşme hürriyetinesahiptir.

Haberleşmeningizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.

Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli

hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz

saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir."

44. Özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan hukuksal

çıkarlardan biri, bireyin mahremiyet hakkıdır. Ancak mahremiyet hakkı sadece

yalnız bırakılma hakkından ibaret olmayıp bu hak, bireyin kendisi hakkındaki

bilgileri kontrol edebilme hukuksal çıkarını da kapsamaktadır. Bireyin

kendisine ilişkin herhangi bir bilginin kendi rızası olmaksızın açıklanmaması,

yayılmaması, bu bilgilere başkaları tarafından ulaşılamaması ve rızası hilafına

kullanılamaması, kısaca bu bilgilerin mahrem kalması konusunda menfaati

bulunmaktadır. Bu husus, bireyin kendisi hakkındaki bilgilerin geleceğini

belirleme hakkına işaret etmektedir (Serap Tortuk, B. No: 2013/9660, 21/1/2015, § 32).

45. Anayasa Mahkemesi tarafından kişisel veri kavramının

-belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla- bir kişiye ilişkin bütün

bilgileri ifade ettiği kabul edilmekte olup bu bağlamda adı, soyadı, doğum

tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece kimliğini ortaya koyan bilgilerin

değil telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası,

pasaport numarası, öz geçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri,

genetik bilgiler, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler, etkileşimde

bulunduğu kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri gibi kişiyi doğrudan veya

dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm verilerin kişisel veri kapsamında

olduğu belirtilmektedir (AYM, E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014; E.2013/122,

K.2014/74, 9/4/2014; E.2014/149, K.2014/151, 2/10/2014; E.2013/84, K.2014/183,

4/12/2014; E.2014/180, K.2015/30, 19/3/2015; Bülent

Kaya [GK], B. No: 2013/2941, 11/5/2016, § 49).

46. Bu noktada Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında

Bireylerin Korunması Sözleşmesi ile 6698 sayılı Kanun da önemli tespitler

içermektedir. Belirtilen sözleşme ve Kanun'a göre kişisel bilgi, belirli veya

belirlenebilir bir kişiye ilişkin herhangi bir bilgi olarak tanımlanmakta ve

söz konusu verilerin özel nitelikte olması gibi bir unsur aranmamaktadır. Dolayısıyla

ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların yazdığı veya kendilerine hitaben

yazılan mektupların UYAP sistemine taranması suretiyle kaydı sağlandığından

sadece mektup içeriklerinin değil aynı zamanda mektuplardaki el yazısı, imza

gibi mektubu yazanı belirlemeye yarayan her türlü bilgi kişisel veri

sayılmaktadır.

47. Söz konusu haberleşme içeriklerinin ve biçiminin

denetlenerek bir sisteme kaydedilmesi, bireyin mahremiyetine olduğu kadar aynı

zamanda haberleşme hürriyetine de müdahale oluşturmaktadır.

48. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiasının temeli, başvurucuya

gönderilen veya başvurucunun göndermek istediği tüm mektupların İnfaz Kurumu

idaresi tarafından UYAP sistemine kaydedilmesine ilişkindir. Bireyin kişisel

verilerinin ve bu verilerin korunmasına dair menfaatinin özel yaşamı kapsamında

olduğu açıktır. Haberleşme içeriklerinin ve biçimin kaydı şeklinde gerçekleşen

müdahalenin haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin özel bir biçimi olduğu

hususunda da tereddüt bulunmamaktadır. Dolayısıyla mahremiyet hakkı ve bu alana

ilişkin bilgilerin gizliliğinin korunması ile haberleşmenin denetlenmesine

ilişkin eldeki başvurunun Anayasa’nın 20. ve 22. maddeleri çerçevesinde özel

hayata saygı ve haberleşme hürriyeti yönünden ve birlikte incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

49. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel

hayata saygı ve haberleşme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

50. Kamu mercileri tarafından özel yaşamı ile ilgili sorular

sorulması da dâhil olmak üzere bir bireyin özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıyla

ilgili bilgilerinin, parmak izinin, fotoğrafının, hücre ve DNA örneklerinin

alınması, kaydedilmesi, saklanması ve kullanılması özel hayata saygı hakkına

müdahale oluşturur (Bülent Kaya,

§ 51).

51. Kaydedilen bilgilerin daha sonra kullanılmış olup

olmamasının bir önemi yoktur. Bununla birlikte kamu makamları tarafından

muhafaza edilen kişisel nitelikli bilgilerin özel yaşam unsurlarından birini

devreye sokup sokmadığını tespit etmek için bu bilgilerin hangi çerçevede

alındığının ve muhafaza edildiğinin, verilerin türünün, kullanıldığı ve

işlendiği şeklin, bunlardan çıkarılabilecek sonuçların dikkate alınması

zaruridir (Bülent Kaya, § 53).

52. Ceza infaz kurumunda bulunan mahpusların haberleşmelerinin

denetlenmesi haberleşme hürriyetine müdahale teşkil etmektedir (Mehmet Koray Eryaşa,

B. No: 2013/6693, 16/4/2015).

53. Başvurucu, infaz kurumunda tutuklu olarak bulunmaktadır.

Başvurucunun dış dünyayla iletişimini sağlayan yazışmaları bazı istisnalar

haricinde (bkz. § 9) kurum idaresi tarafından denetlenerek UYAP sistemine

kaydedilmektedir. Kişiye ait bilgileri içeren mektupların açılıp okunarak

sistemde tutulmasının başvurucunun özel hayatına ve haberleşmesine müdahale

oluşturduğu şüphesizdir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

54. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

55. Yukarıda belirlenen müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 20. maddesini ihlal

edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve

somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma,

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

56. Hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması ölçütü anayasa

yargısında önemli bir yere sahiptir. Hak ya da özgürlüğe bir müdahale söz konusu

olduğunda öncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren bir kanun

hükmünün yani müdahalenin hukuki bir temelinin mevcut olup olmadığıdır (Sevim Akat Eşki,

B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 36).

57. Anayasa’nın 20. maddesi kapsamında yapılan bir müdahalenin

yasallık şartını sağladığının kabulü için de müdahalenin kanuni bir dayanağının

bulunması zorunludur. Bununla birlikte temel hak ve hürriyetlerin

sınırlandırılmasına ilişkin kanunların şeklen var olması yeterli değildir.

Yasallık ölçütü aynı zamanda maddi bir içeriği de gerektirmekte olup bu noktada

kanunun niteliği önem kazanmaktadır. Yasayla sınırlama ölçütü, sınırlamanın

erişilebilirliğini, öngörülebilirliğini ve kesinliğini ifade etmekte, böylece

uygulayıcının keyfî davranışlarının önüne geçtiği gibi kişinin hukuku bilmesine

de yardımcı olmakta ve bu yönüyle hukuk güvenliği güvencesi sağlamaktadır (Halime Sare Aysal [GK],

B. No: 2013/1789, 11/11/2015, § 62).

58. Kanunun bu gerekliliklere uygun olduğunun söylenebilmesi

için yeterince ulaşılabilir olması, yani vatandaşların belirli bir olaya

uygulanabilir nitelikteki hukuk kurallarının varlığı hakkında yeterli bilgiye

sahip olabilmesi, ayrıca ilgili normun keyfîliğe

karşı uygun bir koruma sağlaması, yetkili makamlara verilen yetkinin genişliğini

ve icra edilme biçimlerini yeterli bir netlikte tanımlaması gerekmektedir (Halime Sare Aysal,

§ 63).

59. Somut başvuru açısından ise kişisel verilerin kayıt,

muhafaza ve kullanımını içeren tedbirlerin kapsamını ve uygulanmasını

düzenleyen ve özellikle süre, stoklama, kullanım, üçüncü kişilerin erişimi,

verilerin gizliliği, bütünlüğü ve imhası konusundaki prosedürlere ilişkin

olarak muhataplarının yetki aşımı ve keyfîliğe karşı

yeteri kadar güvenceye sahip olmalarını sağlayacak açık ve detaylı kuralların belirlenmesininsöz konusu gerekliliklere temel oluşturduğu

açıktır ( Bülent Kaya, § 64).

60. Bu kapsamda ilgili sisteme bilgilerin girilmesi, müdahaleye

temel oluşturan meşru amaçları taşıma şartına bağlı olmalı ve söz konusu yasal

düzenleme, hangi bilgilerin kayıt altına alınabileceği, hangi yetkililere

iletilebileceği, böyle bir iletimin hangi koşullarda mümkün olabileceği ve

bilginin ilgili makamlara iletilmesi hususunda izlenecek usul konusunda açık ve

ayrıntılı hükümler içermelidir. Söz konusu sisteme ilişkin düzenleme; bilgi

toplama, kaydetme ve ilgili makamlarla paylaşma veya sair şekilde kullanma

konusunda yetkili makamlara tanıdığı takdir yetkisinin kullanılma tarzı ve

alanı bakımından vatandaşlara yeterince öngörüde bulunma olanağı sağlamak

durumundadır (Bülent Kaya, § 66).

61. Öte yandan Anayasa Mahkemesi; Anayasa'da temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılması gibi münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen

konularda kanunun, söz konusu meselenin temel esaslarını, ilkelerini ve çerçevesini

belirlemiş olmasını gerektirdiğini ancak yasama organının meselenin temel

kurallarını saptadıktan sonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları

yürütmeye bırakmasının yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamayacağını kabul

etmiştir (AYM, E.2014/133, K.2014/165, 30/10/2014). Bu bağlamda temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasına yönelik kanuni düzenlemelerde kanun koyucu

tarafından temel esaslar, ilkeler ve çerçeve belirlendikten sonra diğer

ayrıntıların düzenleyici işlemler ile belirlenebileceği kabul edilmiştir (Mehmet Koray Eryaşa,B.

No: 2013/6693, 16/4/2015, § 63).

62. Başvuruya konu idari uygulama ve yargısal sürecin 5271

sayılı Kanun'un 38/A maddesi,5275 sayılı Kanun'un sayılı 68. maddesi, Tüzük'ün 122. ve 123. maddeleri ile 3/5/1973 tarihli ve

1712 sayılı Kanun'un 2. maddesine dayanılarak Bakanlığın 10/10/2016 tarihli

yazısı temelinde yürütüldüğü anlaşılmaktadır.

63. UYAP, 2008 yılından itibaren ülke genelindeki yargı

birimleri tarafından tüm işlemlerde etkin biçimde kullanılan bir bilişim

sistemidir. Hükümlü ve tutukluların bulunduğu ceza infaz kurumları da bu

bakımdan önemli bir yere sahiptir. Hükümlü ve tutukluların tüm infaz işlemleri

ile birlikte kurumda kalmalarından kaynaklanan talep ve şikâyetleri de idari ve

yargısal işlemler olarak UYAP sistemi üzerinden yürütülmektedir.

64. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü veya tutukluların

yaptıkları yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının 5275 sayılı Kanun'un

68. maddesine dayandığı açıktır (Ahmet

Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015,

§§ 37-46). Uygulama, ancak ilgili yazışmanın incelenerek içeriğinin

denetlenmesi sonucu mümkün olabilmektedir. Sakıncalı olarak değerlendirilen

yazışmanın hakkındaki yargısal işlemlerin tamamlanması için gerekli süre sonuna

kadar kurumca muhafaza edilmesi ise kanuni bir zorunluluktur.

65. Yargı birimleri tarafından gerçekleştirilen idari veya

yargısal işlemlerde işlemle ilgili fiziki tüm evrakın işlem şeffaflığını

sağlamak amacıyla UYAP sistemine kaydedildiği bilinmektedir. Bu evrak arasında

belirli kişilere ait kişisel bilgilerin yer alması da işin doğası gereği

mümkündür. Kişisel veri niteliğinde olan bu bilgilerin sisteme hangi kurallar

çerçevesinde, hangi amaçla ve kimler tarafından kaydedileceği ve saklanacağı,

bilgileri kaydeden yargı biriminin niteliğine göre ilgili kanunda

düzenlenmektedir.

66. Ceza infaz kurumları da 5271 sayılı Kanun'un 38/A maddesi

gereği UYAP sistemini kullanmaktadır. Maddeye göre kişisel verilerin UYAP

sistemine kaydedileceği hususu ilkesel olarak belirlenmekle birlikte

ayrıntıların düzenleyici işlemlere bırakıldığı anlaşılmaktadır. Bakanlığın bu

yöndeki 10/10/2016 tarihli yazısı da derece mahkemelerince açıklandığı üzere

genelge niteliğinde olup adı konulmamış bir düzenleyici işlemdir. Anılan

genelgede denetime tabi olan tüm yazışmaların UYAP sistemine kaydedileceği

açıkça belirtilmiştir.

67. Müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğunu tespit

edebilmek için ilgili kanunun yeterince ulaşılabilir olması gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen kanunların ulaşılabilir ve öngörülebilir olmasının yanı

sıra Bakanlıkça bu husustaki genelgelerden konuyla birebir ilişkili olanların

bizzat ilgililere de tebliğ edildiği gözönüne

alındığında sınırlamanınöngörülebilir olduğu

söylenebilmektedir.

68. Diğer taraftan 6698 sayılı Kanun gereğince kişisel

verilerinin ilgilinin rızası dışında kaydedilememesi kural olarak kabul edilmiş

ise de kamu güvenliği gibi bazı istisnai hâllerde kişinin rızası hilafına

verilerin kaydedilebileceği belirtilmiştir. İnfaz kurumları da kamu güvenliği

kapsamında infaz kurumunda güvenliğin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi

amacıyla mahkumların yazışmalarını denetlerken yazışma hakkında birtakım idari

ve yargısal işlemler yapılacağından ilgili yazışmanın diğer bilgiler gibi UYAP

sistemine kaydedilmesiolağandır.

69. Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların denetime tabi

yazışmalarının diğer kişisel veriler gibi UYAP sistemine kaydedilmesi

şeklindeki müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmaktadır.

(2) Meşru

Amaç

70. İnfaz kurumlarının Anayasa’nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası

kapsamında kalan istisnai kamu kurumları olduğu kabul edilmekle birlikte bu istisna,anılan kurumlar tarafından

hâkim kararı alınması şartı aranmaksızın haberleşme hürriyetine müdahale

niteliğinde işlem tesis edilebileceği anlamına gelmektedir. Bununla birlikte bu

kurumların haberleşme hürriyetine müdahale anlamındaki işlemlerinin meşru

olabilmesi için mutlaka Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan

sınırlandırma sebeplerine dayalı olması gerekmektedir (Ahmet Temiz, § 50).

71. Somut başvuru açısından hükümlü veya tutuklulara ait

mektupların UYAP sistemine kaydedilerek söz konusu mektuplarda yer alan

bilgilerin suç işlenmesinin önlenmesi, İnfaz Kurumu güvenliğinin sağlanması

kapsamında denetlendiği, dolayısıyla söz konusu uygulamanın Anayasa'nın

haberleşme özgürlüğüne ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kamu

düzeni ve güvenliğinin temini şeklinde meşru bir amacının bulunduğu sonucuna

ulaşılmaktadır.

(3) Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(a) Genel İlkeler

72. Özel hayata saygı hakkının sınırlanması mümkün olmakla

beraber Anayasa'nın 13. maddesi vasıtasıyla Anayasa'da yer alan tüm temel hak

ve özgürlüklerin sınırlandırılması hususunda geçerli olan ilkeler, özel hayata

saygı hakkının sınırlandırılmasında da gözönünde

bulundurulmalıdır. Buna göre demokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilmeli,

sınırlamada öngörülen meşru amaç ile sınırlandırma aracı arasında orantısızlık

bulunmamalı, sınırlandırmayla ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve

özgürlüğü sınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil bir denge kurulmasına

özen gösterilmelidir (Marcus Frank Cerny

[GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015,

§ 73; Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, §§ 104,

107; Serap Tortuk,

§§ 44, 48).

73. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmenin

temel ekseni, müdahaleye neden olan idare ve derece mahkemelerinin kararlarında

dayandıkları gerekçelerin özel hayata saygı hakkını kısıtlama bakımından demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülülük ilkesine uygun olduğunun

inandırıcı bir şekilde ortaya konulup konulamadığı olacaktır. Bu çerçevede bir

müdahale, meşru amaçla orantılı bir müdahale olmalıdır. İkinci olarak

müdahalenin haklılığı için kamu makamlarının gösterdikleri gerekçeler konuyla

ilgili ve yeterli olmalıdır (Marcus Frank Cerny,§

83).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

74. İnfaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olanların yazışmaları,

kural olarak denetime tabi olup denetim sürecinin sağlıklı işlemesi ve yeri

geldiğinde yapılan müdahale nedeniyle bireylerin hak kayıplarının önüne

geçilmesi amacıyla diğer tüm yargısal işlemlerde olduğu gibi UYAP sistemine

işlenmektedir.

75. Ülkedeki terör suçlarına yönelik gelişmeler dikkate

alındığında ceza infaz kurumlarında kapasitelerinin üstünde kişi bulunduğu

bilinmektedir. Dolayısıyla infaz kurumlarının mevcudu ile personel sayısı

dikkate alındığında tutuklu veya hükümlülerin yazışmalarının korunması ve

denetlenmesi amacıyla ek tedbirlere başvurulması kaçınılmazdır. Bu doğrultudaki

tedbirlerden biri olan yazışmaların UYAP sistemine kaydedilmesi suretiyle,

denetimin tam anlamıyla gerçekleştirilebilmesinin yanı sıra yazışma metinlerine

dair olası kayıpların önüne geçilerek bireylerin menfaatine de hizmet edilmesi

amaçlanmaktadır.

76. Sisteme kaydedilen bilgiler arasında müdahaleye maruz kalan

kişilerin -bu arada başvurucunun da- özel nitelikteki kişisel verilerinin

bulunması mümkündür. Yazışmaların denetiminin amacının, öncelikle suç

işlenmesinin önlenmesi ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin sağlanması ve

böylelikle kamu düzeninin korunması olduğu gözönüne

alındığında denetimin bir parçası olan verilerin kaydı suretiyle bireyin

mahremiyet hakkına yapılan müdahalenin toplum menfaati karşısında gerekli

olmadığını söylemek mümkün görünmemektedir.

77. Öte yandan somut başvuruda uygulanan tedbirin mahpuslara

gönderilen veya mahpuslarca başkalarına gönderilen mektupların UYAP ortamına

kaydedilmesinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Kişisel veri mahiyetindeki bu

yazışmaların ceza infaz kurumunun yetkili personeli hariç herhangi bir üçüncü

kişinin erişimine veya kullanımına açılması söz konusu değildir. Bu

yazışmaların muhafazası hususunda yeterli düzenlemenin mevcut olduğu

anlaşılmaktadır. Ayrıca bilgilere erişim yetkisi bulunan -çok sınırlı sayıdaki-

yetkili kişilerin bunu kötüye kullanması veya kanunda öngörülen hâller dışında

başka kişi ve kurumlara vermesi veya onların erişimine dahi açık hâle getirmesi

hâlinde bunlara yönelik olarak uygulanacak idari, cezai ve hukuki müeyyideler

kanunlarda öngörülmektedir. Tüm bu hususlar gözetildiğinde mahpusların

yazışmalarının UYAP sistemine kaydedilmesinden ibaret olan müdahalenin

başvurucuya aşırı bir külfet yüklemediği ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin

sağlanmasındaki kamu yararı ile başvurucunun haberleşme hürriyetinin ve kişisel

verilerinin korunmasındaki bireysel yarar arasındaki makul dengenin gözetildiği

sonucuna varılmaktadır.

78. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi kişisel veri

mahiyetindeki mektupların UYAP ortamına kaydedilmesindeki hassasiyetin

farkındadır. Anayasa Mahkemesi mektupların UYAP ortamına kaydedilmesi

biçimindeki müdahaleyi yukarıda açıklanan koşulları gözeterek orantılı bulsa da

bu durum mahpusların mektuplarının kaydı hususunda kamu makamlarına sınırsız

yetki verildiği biçiminde anlaşılamaz. Anayasa Mahkemesince yukarıda belirtilen

ve müdahalenin orantılı bulunmasında dayanak alınan koşulların fiilen

sağlanmadığının veya mektupların kaydedilmesindeki meşru amacın ortadan

kalktığının tespit edilmesi hâlinde ihlal sonucuna ulaşması mümkün ise de bu

aşamada henüz bir hak ihlaline sebebiyet verilmediği kanaatine varılmaktadır.

79. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence

altına alınan özel hayata saygı hakkının ve 22. maddesinde güvence altına

alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE OYBİRLİĞİYLE,

B. Özel hayata saygı hakkının ve haberleşme hürriyetinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata

saygı hakkının ve 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin

İHLAL EDİLMEDİĞİNE Engin YILDIRIM'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

E. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 24/5/2018 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Bir infaz kurumunda tutuklu bulunan başvurucu, özel

yazışmalarının ve mektuplarının UYAP sistemine kaydedilmesinden yakınmaktadır.

İnfaz kurumlarında tutuklu ve hükümlülerin yazışmaları, kural olarak denetime

tabidir. Başvurucunun şikayetine neden olan işlem Adalet Bakanlığının

10/10/2016 tarihli yazısından kaynaklanmaktadır. Bakanlık yazısında denetime

tabi olan tüm yazışmaların UYAP sistemine kaydedileceği ifade edilmiştir.

2. Düzenleyici işlem

anlamında bir genelge niteliğinde değerlendirilmesi mümkün olan Bakanlık yazısı

kanuni temel olarak 5271 sayılı Kanun'un 38/A maddesi,5275 sayılı Kanun'un

sayılı 68. maddesi, ilgili Tüzük'ün 122. ve 123. maddeleri

ile 1712 sayılı Kanun'un 2. maddesine dayanmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun

özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının olmadığını

söyleyemeyiz.

3. Hükümlü veya

tutuklulara ait mektupların UYAP sistemine kaydı yapılarak söz konusu

mektuplarda yer alan bilgilerin suç işlenmesinin önlenmesi kapsamında

denetlendiği, dolayısıyla söz konusu uygulamanın kamu düzeni ve güvenliğini

sağlamaya dönük meşru amacını taşıdığını kabul etmek gerekir.

4. Somut başvuruda

müdahaleye neden olan idare ve derece mahkemelerinin kararlarında dayandıkları

gerekçelerin özel hayata saygı hakkını kısıtlama bakımından demokratik bir

toplumda gerekli ve ölçülülük ilkesine uygun olup, olmadığının

değerlendirilmesi gerekmektedir.

5. Özel hayata saygı

hakkının önemli unsurlarından biri olan mahremiyet hakkı kişinin kendisi

hakkındaki bilgiler ve veriler üzerinde denetim ve söz sahibi olma hukuksal

çıkarını da içermektedir. Kişinin kendisine ilişkin herhangi bir bilginin veya

verinin rızası olmadan açıklanmaması, paylaşılmaması, bu bilgilere başkaları

tarafından ulaşılamaması ve rızasına aykırı düşecek şekilde kullanılamaması

gerekmektedir. Mahkememizin konuyla ilgili içtihadı da bu yöndedir (Serap Tortuk, B. No: 2013/9660, 21/1/2015).

6. Diğer taraftan 6693

sayılı Kanun kişinin kişisel verilerinin rızası dışında kaydedilememesini kural

olarak benimsemekle birlikte kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma,

yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz

mercileri tarafından işlenmesinin Kanunda sunulan güvencelerden

yararlanılmasının istisnasını oluşturduğunu da hüküm altına almaktadır.

7. Özel hayata saygı

hakkının sınırlanması mümkün olmakla beraber, Anayasa'nın 13. maddesi

vasıtasıyla Anayasa'da yer alan tüm temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması hususunda geçerli olan ilkeler, özel hayata saygı hakkının

sınırlandırılmasında da gözönünde bulundurulmalıdır.

Buna göre demokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilmeli, sınırlamada

öngörülen meşru amaç ile sınırlandırma aracı arasında orantısızlık bulunmamalı,

sınırlandırmayla ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü

sınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil bir denge kurulmasına özen gösterilmelidir

(Marcus Frank Cerny [GK],

B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 73; Serap Tortuk, §§

44, 48).

8. Bakanlığın 10/10/2016

tarihli yazısında tüm hükümlü ve tutukluların resmi makamlara veya savunması

için avukatına verdiği kapalı zarf içindeki mektup ve fakslar ve hariç diğer

tüm faks ve dilekçelerin taranmak suretiyle UYAP sistemine kaydedilmesi

gerektiği belirtilmektedir. Dolayısıyla tutuklu ve hükümlülerin yargısal

süreçlerle hiçbir ilgisi olmayan kişisel verilerini de içerebilecek olan özel

yazışmaları da sakıncalı olup, olmadığına bakılmaksızın UYAP sistemine kaydedilecektir.Bu özel

yazışmaların ne kadar süreyle sistemde saklı tutulacağı, bunların üçüncü

kişilerin erişimine ve kullanımına açılıp açılmayacağı, infaz kurumu tarafından

hangi mercilerle paylaşılıp paylaşılamayacağı ve bunun nasıl olacağı

hususlarında ciddi bir belirsizlik söz konusudur.

9. Kişisel verilerin

kayıt, muhafaza ve kullanımını içeren tedbirlerin kapsamını ve uygulanmasını

düzenleyen ve özellikle süre, stoklama, kullanım, üçüncü kişilerin erişimi,

verilerin gizliliği, bütünlüğü ve imhası konusundaki prosedürlere ilişkin,

muhataplarının yetki aşımı ve keyfiliğe karşı yeteri kadar güvenceye sahip

olmalarını sağlayacak açık ve detaylı kuralların yokluğu somut başvuruya neden

olan müdahalenin demokratik toplum düzeni açısından ölçülü olmadığı konusunda

ciddi şüpheler uyandırmaktadır.

10. Çoğunluk görüşünde

“…bilgilerin tespit edilen amaç dışında yararlanıldığına yahut başvurucunun özel

yaşamı bakımından olumsuz sonuçlar doğurduğuna ilişkin somut olgulara dayalı

herhangi bir delil başvurucu tarafından ortaya konulamamıştır. Kaldı ki

yazışmalarda yer alan bilgilerin amacı dışında kullanılamayacağı ve bu

doğrultuda üçüncü kişilere verilemeyeceği muhakkaktır” (bkz.§ 70) düşüncesi

savunularak UYAP sistemine yapılan kaydın başvurucuya aşırı külfet

yüklemediğinden orantılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

11. Başvurucunun özel

yazışmalarının hiçbir değerlendirmeye tabi tutulmadan otomatikman UYAP

sistemine kaydedilmesi işleminin bireyin özel hayatı açısından ne gibi

olumsuzluklara neden olduğunun somut olarak ortaya konulması imkânsız olmasa

bile çok zordur. Bireyin sevdiği bir kimseye yazdığı çok özel ifadelerin

başkaları tarafından okunma olasılığının varlığını düşünmesi, bu yazışmadaki

ifadelerin, duyguların, belki de kişisel hassas verilerinin büyük bir veri seti

içerisinde ucu açık bir şekilde tutulmasının bireye manevi anlamda kendi iç

dünyasında aşırı bir külfet yüklemediğini söylemek kolay değildir. Çoğunluk,

kişinin yazışmalarında yer alan bilgilerin amaç dışında kullanılmayacağından ve

bu yönde üçüncü kişilere verilmeyeceğinden haddinden fazla emin görünmektedir.

Thomas Jefferson’ın anayasacılıkla ilgili deyişini biraz değiştirerek söylemek

gerekirse, veri ve veri seti söz konusu olduğunda “insanlara hiçbir zaman

güvenmemek ve onları kötülük yapmamaları için anayasanın zincirine bağlamak

gerekir”.

12. Sonuç olarak,

gerçekleştirilen müdahale demokratik toplum düzeni açısından acil ve

baskılayıcı bir toplumsal ihtiyaca cevap vermemekte ve ulaşılmak istenen kamu

düzeninin korunması amacı ile bireysel yarar arasında makul bir denge

kurmayarak, bireye katlanmak zorunda olmadığı bir külfet getirmektedir.

13. Açıklanan

gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel

hayata saygı hakkının ihlal edildiği düşüncesiyle karara katılmıyorum.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucu : Kemal KARANFİL Başkan Engin YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/24776, 24 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 23224/94, 25/3/1998, § 53;Amann/İsviçre
  10. B. No: 15672/08…11/1/2011, § 51; Silver ve
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Adli Yardım Talebi
  13. B. Özel Hayata Saygı
  14. E. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  15. Karşıoy Gerekçesi
  16. Paksüt
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/24776
Tarih
24 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Erol Eşrefoğlu ve Hüseyin Kayapalı Başvurusu (B. No: 2015/964)
  • Hüsnü Başaran Başvurusu (B. No: 2015/381)
  • Yaşar Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/971)
  • Murat Dinç ve Rıza Dinç Başvurusu (B. No: 2015/65)
  • K.k. Başvurusu (B. No: 2014/16575)
  • Galip Şahin Başvurusu (B. No: 2015/6075)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.