İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Buket Baran ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/14999)

1. Başvuru, imar uygulaması ile kamuya terk edilen

Başvuru No2017/14999Tarih3 Aralık 2020Okuma15 dk · 2.920 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Buket Baran Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
3 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2017/14999
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.920 kelime·15 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, imar uygulaması ile kamuya terk edilen

taşınmazın terk amacı dışında kullanılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 14/3/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon 7/11/2019 tarihinde başvurucunun makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna, başvurucunun diğer ihlal iddialarının kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde

beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

A. Başvuru

Konusu Olayın Arka Planı

9. Başvurucular 21/12/2016 tarihinde vefat eden O.B.nin

mirasçılarıdır.

10. İstanbul ili Bahçelievler ilçesi Bahçelievler

Mahallesi'nde bulunan 1090 ada 1 ve 2 parsel (eski 1042 ada 7 parsel) sayılı

taşınmaz 24/5/1978 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan

mevzi imar planında yeşil alan olarak ayrılmıştır.

11. Başvurucuların murisi bu taşınmazın 1/2 hissesini

1984 yılında satın almıştır.

12. Başvurucuların beyanına göre Çevre ve Şehircilik

Bakanlığı tarafından onaylanan imar planı doğrultusunda Bakırköy Belediyesinin

13/11/1984 tarihli encümen kararı ile bu taşınmaz tek taraflı olarak ifraz

edilmiştir. Yeni oluşan 1 numaralı parsel, düzenleme ortaklık payı olarak yeşil

alana ayrılmıştır.

13. Başvurucuların beyanına göre Bakırköy Belediyesinin

3/9/1987 tarihli encümen kararıyla 1 numaralı parsel ifraz edilerek yeni oluşan

2.052 m2 yüz ölçümlü 6 numaralı parsel Türk Böbrek Vakfına (Vakıf) tahsis

edilmiştir. 1989 yılında da Vakıf tarafından bu taşınmaz üzerinde hastane

faaliyetleri başlatılmıştır.

14. Başvurucular ayrıca İstanbul Valiliği ile Vakıf

arasında 20/2/1991 tarihinde imzalanan protokol ile de bu taşınmazın 788 m2lik kısmının ilköğretim alanı, 640 m2lik kısmının da ortaöğretim alanı olarak Vakfa tahsis

edildiğini savunmuşlardır.

15. Bahçelievler Belediyesi tarafından 2003 yılında bu

taşınmazı da kapsayan alandaki 1/5.000 ve 1/1.000 ölçekli planlarda fonksiyon

değişikliğine gidilerek bu taşınmaz eğitim ve sağlık alanı içine alınmıştır.

8/1/2004 tarihli encümen kararı ile de bu taşınmazın sağlık tesisi alanı

olarak Belediye adına tescil edilmesine karar verilmiştir.

B. İmar Planı

Değişikliğinin İptali Süreci

16. Başvurucuların murisi imar planı değişikliği işlemi

ve taşınmazın Bahçelievler Belediyesi adına tescil edilmesi yönünde alınan

kararların iptali istemiyle 2004 yılında -dosyada belirtilmeyen bir tarihte-

İstanbul 2. İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

17. Mahkeme 21/6/2006 tarihinde davanın kabulü ile dava

konusu işlemlerin iptaline karar vermiştir. Kararda; plan değişikliklerinin

nazım ve uygulama imar planlarına uygun olmadığı, plan değişikliğine yönelik

olarak ilgili kurumun görüşünün alınmamış olduğu hususlarına vurgu yapılmıştır.

Kararda ayrıca imar uygulaması ile kamuya terk edilmiş bir alanın başka bir

amaçla kullanılmaması gerekirken Belediyeye tahsis edilmesinin şehircilik

ilkeleri ve planlama teknikleri ile kamu yararına aykırı olduğu ifade

edilmiştir.

18. Danıştay Altıncı Dairesi 26/11/2008 tarihinde kararı

onamıştır.

C. Başvuruya

Konu Yargılama Süreci

19. Başvurucuların murisi, imar planı değişikliği işlemi

nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararlarının tazmini amacıyla 29/7/2009

tarihinde İstanbul 3. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açmıştır.

Dava dilekçesinde özetle 13/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18.

maddesi uyarınca davaya konu taşınmazın %65'e varan kısmının yeşil alan olarak

terk edildiği ancak bu kısma fiilen özel sağlık tesisi ve özel eğitim kurumu

kurulduğu, sonrasında yapılan imar planı değişikliğiyle taşınmazın yeşil alan

vasfının değiştirildiği belirtilmiştir. Bu nedenlerle oluşan hak kayıplarının

giderilmesi için maddi ve manevi tazminat talep edilmiştir.

20. Mahkeme 27/12/2011 tarihinde davanın reddine karar

vermiştir. Kararda özetle şu hususlara değinilmiştir:

i. 1090 ada 1-2 parsel (eski 1042 ada 7 parsel) sayılı

taşınmazın 24/5/1978 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onanan mevzi

imar planında yeşil alanda olduğuna, bu doğrultuda yapılan imar uygulaması

sonrası düzenleme ortaklık payı kapsamında taşınmazın bir kısmının davacı

tarafından kamuya terk edildiğine ve tapu kütüğüne de bu şekilde işlendiğine

vurgu yapılmıştır.

ii. Söz konusu parsel üzerinde yapılan protokollerle bir

kısmının eğitim alanı, bir kısmının da sağlık alanı olarak kullanılması yönünde

fiilî uygulamalara gidildiğine değinilmiştir. Ayrıca kamuya terk edilmiş yeşil

alan işlevinde olan taşınmazın 1/5.000 ve 1/1.000 ölçekli planlarda fonksiyon

değişikliğine gidilerek eğitim ve sağlık alanı içine alındığı, 2004 tarihli

belediye encümeni kararı ile parselin Bahçelievler Belediyesi adına ihdas

edildiği ifade edilmiştir.

iii. Ancak anılan imar planı değişikliklerinin iptali

istemiyle açılan davanın İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 21/6/2006 tarihli

kararıyla iptal edildiği, Danıştay Altıncı Dairesince bu kararın onandığı,

davalı idarelerce yargı kararının gereği yerine getirilerek 24/5/1978 tasdik

tarihli mevzi imar planındaki donatı alanlarının korunması yönünde plan

değişikliğinin yapıldığı açıklanmıştır.

iv. Buna göre mevcut durumda taşınmazın kamuya ayrılmış

yeşil alan özelliğini kaybetmediği, yeşil alan vasfının devam ettiği, idarenin

hukuka aykırı işleminden ya da eyleminden doğan somut bir zararın söz konusu

olmadığı sonucuna varılmıştır.

21. Danıştay Altıncı Dairesi 5/12/2016 tarihinde kararı

onamıştır. Başvurucular bu karara karşı karar düzeltme yoluna gitmemiştir.

22. Nihai karar başvurucular vekiline 14/2/2017 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

23. Başvurucular 14/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

24. 3194 sayılı Kanun’un 13. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında

düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar;

a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan

alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak,

...

ilgili kamu kurum ve kuruluşunca

kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir."

25. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu'nun 35. maddesi şöyledir:

''İmar mevzuatı gereğince düzenlemeye

tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya

mahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan

yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve

tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet

iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez.''

B. Uluslararası

Hukuk

26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1

No.lu Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve

mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse,

ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası

hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin,

mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin

ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) her ne kadar

Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinde açık olarak usule ilişkin

güvencelerden söz edilmese de bu maddenin keyfî müdahalelerden korunmak

amacıyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin kanun dışı, keyfî ya da makul

olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazların sorumlu makamlar

önünde etkin bir biçimde ortaya konabilme olanağının tanınması güvencesini

kapsadığını belirtmektedir. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe

bakılarak yapılmalıdır (AGOSI/Birleşik Krallık, B. No: 9118/80,

24/10/1986, § 55; Jokela/Finlandiya, B. No: 28856/95, 21/5/2002, § 45).

28. Ayrıca AİHM'e göre usule ilişkin güvencelerin özel

kişiler arasında ihtilaf oluşturan mülkiyet hakkı ile ilgili meseleler yanında

taraflardan birinin devlet olması durumunda bu ilke daha kuvvetli uygulanma

alanı bulur (Plechanow/Polonya, B. No: 22279/04, 7/7/2009, § 100). Bu

bağlamda AİHM, mülkiyet hakkının korunmasına dair usule ilişkin güvenceler

kapsamında mahkeme kararlarının ilgili ve yeterli bir gerekçeye sahip olması

gerektiğine değinmiştir. AİHM bu zorunluluk davacının her iddiasına ayrıntılı

cevap verilmesi anlamına gelmemekle birlikte en azından mülk sahibinin esasa

ilişkin temel iddia ve itirazlarının yargılama makamlarınca yapılacak dikkatli

ve özenli bir inceleme sonucunda karşılanması gerektiğini vurgulamıştır (Gereksar

ve diğerleri/Türkiye, B. No: 34764/05, 34786/05, 34800/05, 34811/05,

1/2/2011, § 54).

29. Gereksar ve diğerleri/Türkiye kararına konu

olayda idare tarafından sulama kanalına hasar verilmesi nedeniyle

başvurucuların tarlalarının zarar görmesi söz konusudur. AİHM, derece

mahkemelerinin kararlarının davanın sonucuna etkili olabilecek mahiyetteki

iddia ve itirazlara cevap verecek nitelikte yeterli bir gerekçe içermediği

tespitine yer vermiştir. AİHM, bu sebeple Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1.

maddesinde öngörülen usul güvencelerinin yerine getirilmediğini belirterek

mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Gereksar ve

diğerleri/Türkiye, §§ 55-64).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

30. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucular, imar uygulaması sonrasında düzenleme

ortaklık payı olarak yeşil alana terk ettikleri taşınmaz üzerinde Bahçelievler

Belediyesinin verdiği inşaat izinleriyle sağlık tesisleri yapıldığını

belirtmiş; plan değişiklikleri mahkeme kararıyla iptal edilmiş olmasına rağmen

1987 yılından 2004 yılına kadar olan süre içinde taşınmazın terk amacı dışında

kullanılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğine değinmişlerdir. Diğer

taraftan Bahçelievler Belediyesinin Mahkemenin iptal kararını yerine

getirmediğini ve taşınmaz üzerindeki sağlık tesisinin faaliyetine devam

ettiğini savunan başvurucular taşınmazın terk amacı dışında kullanılmasıyla

elde edilen kira gelirinden tazminat isteme haklarının olduğunu, tazminat

istemlerinin reddedilmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

32. Başvurucular ayrıca taşınmazın yeşil alan vasfıyla

kullanılmadığı hususunun tespiti teknik bilgiyi gerektirdiği için keşif

yapılarak bilirkişi raporu alınması yönündeki taleplerinin Mahkemece gerekçe

gösterilmeksizin reddedilmesi nedeniyle de adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğinden yakınmışlardır.

33. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görüşünde; somut

olayda başvurucuların murisi tarafından yapılan başvuru üzerine 13/10/1984

tarihli encümen kararıyla parsel üzerinde ifraz işlemi gerçekleştirildiği, imar

uygulaması sonrasında düzenleme ortaklık payı kapsamında parselin bir kısmının

muris tarafından kamuya terk edildiği ifade edilmiştir. Ayrıca daha sonrasında

yapılan plan değişikliklerinin iptaline ilişkin yargı kararlarının yerine

getirildiği ve bu doğrultuda yapılan uygulama imar planında ilgili parsellerin

tekrar yeşil alan olarak ayrıldığı belirtilmiştir. Diğer yandan mahkeme

kararında da ifade edildiği üzere mevzi imar planında yeşil alanda kalan

taşınmazı yapılan uygulamaya istinaden düzenleme ortaklık payı kapsamında terk

eden başvurucuların taşınmaz üzerindeki mülkiyet ilişkisinin sona erdiği, bu

bağlamda başvurucuların tazminat elde etme yolunda meşru bir beklentilerinin

bulunmadığına değinilmiştir.

34. Başvurucular; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görüşüne

karşı beyanlarında söz konusu uygulama imar planı ve ifraz işlemi için

murislerinin herhangi bir idari makam ile pazarlık veya uzlaşmaya gitmediğini,

yapılan ifraz işleminde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onanmış mevzi imar

planının kullanıldığını belirtmişlerdir. Dolayısıyla 1042 ada 7 parsel sayılı

taşınmazın zamanın yetkili belediyesi tarafından tek taraflı bir şekilde ifraz

edilip murislerine inşaat izni verildiğini ifade etmişlerdir. Diğer taraftan

imar planında taşınmazın kullanım durumunun yeşil alan olarak belirtilmesinin

mevcut fiilî durumda taşınmazın kamu yararına kullanılmadığı olgusunu

değiştirmediğini savunan başvurucular, taşınmazın oluşturduğu artı değerden

yararlandırılmaları yönünde meşru beklentilerinin var olduğunu ileri

sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

35. Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,

kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum

yararına aykırı olamaz.”

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucular adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüş

ise de bu yöndeki şikâyetleri esas olarak kamuya terk edilen taşınmazın terk

amacı dışında kullanılması, bu nedenle uğradıklarını iddia ettikleri zararın

karşılanmamasına ilişkin olduğundan bütün şikâyetler mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

37. Somut olaya konu 1042 ada 7 parsel sayılı ana

gayrimenkul 24/5/1978 tarihinde onaylanan mevzi imar planında yeşil alan olarak

ayrılmıştır. Bu taşınmazın 1/2 hissesi 1984 yılında başvurucular murisi

tarafından satın alınmış ve aynı yıl yapılan imar uygulamasında malikler,

taşınmazın bir kısmını düzenleme ortaklık payı olarak bedelsiz şekilde kamuya

terk edip kalan kısmın yeşil alandan çıkarılmasını sağlamışlardır.

38. Anayasa Mahkemesi imar uygulaması sırasında herhangi

bir şart koşulmaksızın kamuya terk edilen bir taşınmazın kamu hizmetinde

kullanılmadığından bahisle iadesi talebinin reddinin şikâyet edildiği Şahin

Tosun (B. No: 2014/10857, 11/1/2017) başvurusunda benzer bir durumu

incelemiştir. Söz konusu kararda imar planının iptal edilmesi nedeniyle

başvurucunun kamuya bedelsiz olarak terk ettiği taşınmaz bölümünün iadesini

istemesi yönünde meşru bir beklentisinin mevcut olduğu ve taşınmazın iade

edilmemesinin mülkten yoksun bırakma olarak değil mülkiyetten barışçıl

yararlanma hakkına müdahale kapsamında değerlendirilmesi gerektiği

değerlendirilmiştir. Başvuru konusu olayda da başvurucular murislerinin kamuya

terk ettiği taşınmazın amacı dışında kullanıldığını ileri sürdüklerinden somut

olayda bu ilkeden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır (Şahin

Tosun, §§ 42, 43).

39. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet

hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna

dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek

yapılması gerekmektedir(Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546,

2/2/2017, § 62).

40. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk

incelenmesi gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı

tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı

olması, müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir

kanun hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK],

B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company, B. No:

2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:

2013/1301, 30/12/2014, § 55).

41. Başvuru konusu olayda, mevzi imar planında yeşil

alana ayrılan taşınmazın imar uygulaması sonrasında başvurucuların murisi

tarafından düzenleme ortaklık payı olarak kamuya terk edildiği ve bu durumun

tapu kütüğüne de şerh edildiği derece mahkemelerince vurgulanmıştır. 2942

sayılı Kanun'un 35. maddesinde ise ''imar mevzuatı gereğince düzenlemeye

tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya

mahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan

yerlerle ilgili eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve

karşılığı istenemeyeceği'' düzenlenmiştir. Bu itibarla ulaşılabilir,

öngörülebilir ve belirli olduğu açık olan söz konusu kanun hükmüne dayanan

müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı değerlendirilmiştir.

42. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet

hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı

kavramı, mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda

sınırlandırılmasına imkân verdiğinden -bir sınırlandırma amacı olmasının yanı

sıra mülkiyet hakkının kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek

ve bu anlamda bir sınırlama sınırı oluşturarak- mülkiyet hakkını etkin bir

şekilde korumaktadır. Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini

de beraberinde getiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu

ölçütün her somut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (Nusrat

Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No:

2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29).

43. İmar uygulaması sonrasında yeşil alan olarak

terk edilen taşınmazın imar durumunun eğitim ve sağlık alanı içine

alınmasına yönelik imar planı değişikliğinin şehircilik ilkeleri ve planlama

teknikleri ile kamu yararına aykırı olduğu tespit edilerek derece

mahkemelerince iptal edildiği görülmektedir. Buna göre müdahalenin niteliğini

ve olayın koşullarını dikkate alan Anayasa Mahkemesi, meşru amaç unsurunu

müdahalenin ölçülülüğü ile birlikte sorgulayarak sonuca varacaktır (benzer

yöndeki bir karar için bkz. Süleyman Oktay Uras ve Sevtap Uras, B. No:

2014/11994, 9/3/2017, § 75).

44. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik

ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik

ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca

daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık

ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul

bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127,

22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §

38).

45. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır.

Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir taraftan

ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde

bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif Güven,

B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501,

6/7/2017, § 71).

46. Anayasa Mahkemesi Şahin Tosun başvurusunda

ölçülülük yönünden yapılan değerlendirmede uygulama imar planında bedelsiz

olarak kamuya terk edilen taşınmazın iadesi isteğini incelemiştir. Buna göre

bağışlayanın bu bağışla elde etmeyi amaçladığı tüm yararlara kavuştuğu hâllerde

idarenin kamuya terk edilen kısım üzerinde bağışlayan ile düzenlenen protokole

uygun olarak tasarruf etmemesi bağışlayana olağan dışı, aşırı ve ölçüsüz bir

külfet yüklememektedir (Şahin Tosun, §§ 49, 50).

47. Somut olayda başvurucular murisi imar planında yeşil

alan vasfıyla yer alan taşınmaza ilişkin olarak Belediye ile yapmış olduğu

anlaşma uyarınca taşınmazının bir kısmını bedelsiz olarak kamuya terk etmiş ve

bunun karşılığında taşınmazın kalan kısmı üzerinde tasarrufta bulunma hakkını

elde etmiştir. Başvurucular, murislerinin kamuya bedelsiz olarak terk ettiği bu

alanın idare tarafından amacına aykırı olarak bir vakfa devredildiğini ve bu

vakfın da taşınmaz üzerine sağlık tesisi inşa ederek gelir kazandığını

belirterek fiilen sürdürülen bu faaliyetin kendilerini zarara uğrattığını iddia

etmektedir. Derece mahkemeleri ise taşınmazın imar planında yeşil alan vasfını

koruduğu ve fiilî kullanımın başvurucular yönünden herhangi bir zarara neden

olmadığı gerekçesiyle başvurucuların davasını reddetmiştir.

48. Bireysel başvuruya konu taşınmaza ilişkin imar planı

ve uygulaması bir bütün olarak ele alındığında, ana taşınmazın tamamının yeşil

alan içinde kalmakta iken başvurucular murisi ile idarenin anlaşması sonucunda

bir kısmının kamuya bedelsiz olarak terk edildiği ve kalan kısmın yeşil alandan

çıkarılarak konut alanı içinde kalacak şekilde başvurucular murisi adına tapuya

tescil edildiği anlaşılmaktadır. Başvurucular her ne kadar kamuya terk edilen

taşınmazın yeşil alan vasfı korunmak üzere kamuya terk edildiğini iddia etmişse

de bu hususta herhangi bir belge ve bilgi sunmamışlardır. Öte yandan taşınmazın

imar planındaki vasıf değişikliği mahkemece iptal edilmekle birlikte iptalin

gerekçesi 1978 onaylı imar planı uyarınca yeşil alan olarak kamuya terk edilmiş

olan taşınmazın dava konusu planlarda sağlık tesisi alanına ayrılmasının

yoğunluk arttırıcı ve donatı alanlarını azaltıcı olması ve bu nedenle

taşınmazın yeşil alan olarak kalması gerektiği gerekçesine dayanmaktadır. Bu

durumda taşınmazın yeşil alan vasfının korunması şartıyla kamuya terk edildiği

iddiasının başvurucular tarafından kanıtlandığı söylenemez. Ayrıca maliki

olduğu taşınmazın bir kısmını bedelsiz olarak kamuya terk eden başvurucular

murisi bu terk nedeniyle amaçladığı tüm yararları elde etmiştir. Bu hâlde Şahin

Tosun başvurusunda belirlenen ilkeler doğrultusunda imar durumu itibarıyla

hâlen yeşil alan vasfındaki taşınmazın bir vakıf tarafından sağlık tesisi

olarak kullanılmasının başvuruculara olağan dışı, aşırı ve ölçüsüz bir külfet

yüklediği söylenemez.

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda bir ihlal

bulunmadığı açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet

Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA 3/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Eşref Uğur ŞENOL Başvurucular : 1. Buket BARAN 2. Can BARAN 3. Cihan BARAN 4. Emirberki BARAN Başvurucular Vekili : Av. Mehmet Nail KOCAKAYA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/14999, 3 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Başvuru
  10. B. İmar Planı
  11. C. Başvuruya
  12. IV. İlgili
  13. Hukuk
  14. A. Ulusal Hukuk
  15. B. Uluslararası
  16. V. İnceleme Ve
  17. Gerekçe
  18. A. Başvurucuların
  19. B. Değerlendirme
  20. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça
  21. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/14999
Tarih
3 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Hüseyin Demirtaş Başvurusu (B. No: 2017/5401)
  • Yılmaz Taş Başvurusu (B. No: 2018/2617)
  • Nazmi Ömer Pakel ve Melike Coşkunoğlu Başvurusu (B. No: 2018/7363)
  • F.h. Başvurusu (B. No: 2017/34168)
  • Abdullah Zeydan Başvurusu (B. No: 2019/38573)
  • Rıdvan Batur Başvurusu (B. No: 2018/17680)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.