İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yılmaz Taş Başvurusu (B. No: 2018/2617)

1. Başvuru; yargılamanın makul sürede tamamlanması ve

Başvuru No2018/2617Tarih2 Aralık 2020Okuma11 dk · 2.298 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yılmaz Taş Başvurusu

Karar tarihi
2 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2018/2617
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.298 kelime·11 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; yargılamanın makul sürede tamamlanması ve

eksik inceleme sonucunda hüküm verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının,

yargılama süresince tutukluluğun devamına ilişkin karar verilmesi nedeniyle de

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 18/1/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin edilen ek bilgilere

göre olaylar özetle şöyledir:

A. Bireysel

Başvurudan Önceki Olaylar

7. Başvurucunun eşi olan maktulenin 18/4/2011 tarihinde

öldürülmesi nedeniyle başvurucu ve iki kişi hakkında soruşturma başlatılmıştır.

8. 3/9/1977 doğumlu başvurucu, (kapatılan) Mersin 1. Sulh

Ceza Mahkemesince 19/4/2011 tarihinde tutuklanmıştır.

9. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu hakkında

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 82. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının d) bendi kapsamında 7/2/2012 tarihinde iddianame

düzenlenmiştir. Bununla birlikte iddianamede, başvurucunun alınan raporlara

göre 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi kapsamında akıl hastalığına sahip olduğu

ve cezai sorumluluğunun olmadığı ayrıca belirtilmiştir. Bu kapsamda başvurucu

hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi ve başvurucu

hakkında 5237 sayılı Kanun'un 57. maddesi uyarınca koruma ve tedavi amaçlı

olarak güvenlik tedbirine hükmolunması talep edilmiştir. Diğer iki şüpheli

hakkında ise 7/2/2012 tarihinde Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya

yer olmadığına dair ek karar verilmiştir.

10. Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 17/2/2012

tarihinde tensip zaptını düzenlemiştir. İlk duruşma 20/4/2012 tarihinde

yapılmıştır.

11. İlk derece mahkemesindeki yargılama süreci 13/10/2015

tarihinde 25. celsede sona ermiştir. Mahkeme söz konusu suçun haksız tahrik

altında ve suçun işlendiği sırada başvurucunun fiille ilgili davranışlarını

yönlendirme yeteneğinin azaldığına kanaat getirerek başvurucuyu neticeten 16

yıl 8 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir. Mahkeme, isnat olunan suçun vasıf ve

mahiyeti ile verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın süresine binaen başvurucunun

hükmen tutuklanmasına da karar vermiştir.

12. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 18/9/2017 tarihinde hükmü

bozmuştur. Bozma gerekçesi; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına usulen dava

ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve mağdur ile katılanlar için

öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilmesine

dayanmaktadır. Aynı kararda başvurucunun ceza infaz kurumundan dilekçe

göndererek cezanın onanmasını talep ettiği anlaşılmakla başvurucu müdafiinin

temyiz isteminin reddine de karar verildiği görülmüştür.

13. Bozma kararına uyularak Aile ve Sosyal Politikalar

Bakanlığının katılma isteminin kabulüne karar verilmiştir. 19/12/2017 tarihinde

başvurucu hakkında yine aynı hüküm verilmiş, aynı gerekçelerle başvurucu hükmen

tutuklanmıştır.

14. Başvurucu 18/1/2018 tarihinde bireysel başvuru

yapmıştır.

B. Bireysel

Başvuru Sonrası Süreç

15. Temyiz incelemesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi;

başvurucunun akıl hastası olup olmadığı hususu ile ilgili alınan raporlar

arasında çelişki bulunduğunu, başvurucunun Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilerek

muayenesinin yapılıp rapor alınması gerektiğini belirterek 16/4/2019 tarihinde

ikinci kez bozma kararı vermiştir.

16. Bozma sonrası 29/5/2019 tarihli tensip zaptında

başvurucunun tutukluluğunun devamına ilişkin karar verilmiştir. Ayrıca tensip

zaptına göre Yargıtayın bozma kararı doğrultusunda dosyanın rapor için İstanbul

Adli Tıp Kurumu Üst Kuruluna gönderilmesine dair karar verildiği

anlaşılmaktadır.

17. 16/7/2019 tarihinde yapılan duruşmada bozmaya

uyulmuştur. Duruşma sonunda dosyanın rapor için İstanbul Adli Tıp Kurumu Üst

Kuruluna gönderilmesi hususunda yazılan müzekkere cevabının ve dava dosyasının

dönüşünün beklenmesine ilişkin karar alınmıştır. Başvurucunun üzerine atılı

suçlamayla ilgili mevcut delil durumu, suçlamanın katalog suçlardan oluşu ve

adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı gerekçesiyle başvurucunun tahliyesi

yönündeki taleplerin reddi ile tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karar

verilmiştir.

18. 22/10/2019 tarihli bir sonraki duruşmada dosyanın

Adli Tıp Kurumundan dönmediği anlaşılmıştır. Bu celsede başvurucu müdafii,

başvurucunun uzun süreden beri tutuklu olduğunu belirtmiştir. Bu kapsamda ilk

kararın 13/10/2015 tarihinde verildiğini, ikinci karar tarihinin 19/10/2017

olduğunu, üçüncü tensip zaptının 2019 yılında düzenlendiğini ifade etmiştir.

Dolayısıyla Yargıtaydaki inceleme süreleri çıktığında ilk derece mahkemesinde

geçen sürenin beş yılı geçtiği belirtilerek tahliye talep edilmiştir. Yukarıda

anılan gerekçelerle (bkz. § 17) başvurucunun tahliye edilmesi yönündeki istem

yine reddedilmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

19. 3/12/2019 tarihinde yapılan duruşmada da dosyanın

Adli Tıp Kurumundan dönmediği anlaşılmıştır. Yine aynı gerekçelerle (bkz. § 17)

başvurucunun tahliye edilmesi yönündeki istem reddedilmiş ve tutukluluk hâlinin

devamına karar verilmiştir. Duruşma, 27/2/2020 tarihine ertelenmiştir.

20. Başvurucu müdafii 4/12/2019 tarihinde tutukluluğun

devamı yönündeki karara itiraz etmiştir. Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi

5/12/2019 tarihinde talebi reddetmiş, talebin itirazen incelemesi için dosyanın

itiraz mercii olan Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar

vermiştir.

21. Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi; başvurucunun üzerine

atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tutuklu kalınan süre, suçun

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan suçlardan olması dikkate alınarak 12/12/2019

tarihinde, tutuklamaya yapılan itirazın reddine karar vermiştir.

22. 16/12/2019 tarihinde Adli Tıp Birinci Üst Kurulu

tarafından hazırlanan mütalaa dosyaya sunulmuştur. Raporda, başvurucunun cezai

sorumluluğunun tam olduğu belirtilmiştir.

23. Mahkemenin 27/2/2020 tarihli kararıyla suçun haksız

tahrik altında işlendiği belirtilerek başvurucu, neticeten 20 yıl hapis

cezasına mahkûm edilmiştir. Başvurucuya verilen hapis cezasının süresi dikkate

alınarak tutukluluk hâlinin hükmen devamına karar verilmiştir. Başvurucu

müdafii, kararı temyiz etmiştir. Temyiz incelemesi devam etmektedir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

24. 5237 sayılı Kanun'un "Nitelikli haller"

kenar başlıklı 82. maddesi şöyledir:

"(1)

Kasten öldürme suçunun;

...

d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş

veya kardeşe karşı,

...

İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış

müebbet hapis cezası ile cezalandırılır."

25. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklulukta geçecek

süre" kenar başlıklı 102. maddesi şöyledir:

"(1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır ceza mahkemesinin

görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre,

zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine

giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde,

gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı

Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve

Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı

Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez.

(3) Bu maddede öngörülen uzatma

kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri

alındıktan sonra verilir.

(4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.)

Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine

girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler

bakımından ise bir yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap

Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan

suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen

suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek

altı ay daha uzatılabilir.

(5) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Bu

maddede öngörülen tutukluluk süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını

doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış

çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır."

26. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi"

kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar

dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

27. Mahkemenin 2/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

28. Başvurucu; tutukluluk hâlinin Mersin 1. Sulh Ceza

Mahkemesinin 19/4/2011 tarihli kararıyla başladığını, 19/12/2017 tarihli hüküm

kararına kadar yaklaşık 6 yıl 8 ay devam ettiğini, yargılama süresince ceza

infaz kurumunda tutuklu kalması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca yargılama boyunca tutuklu kalması nedeniyle

Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan masumiyet karinesinin de ihlal edildiğini

belirtmiştir.

2. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasının Anayasa'nın

19. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Bununla

birlikte başvurucu, bireysel başvuru formu ve eklerinde Anayasa'nın 19.

maddesinin hangi fıkrasının ihlal edildiğine ilişkin bir açıklamada

bulunmamıştır. Bu itibarla başvuru formunda yer alan ifadeler ile başvurunun

yapıldığı tarih dikkate alınarak başvurucunun şikâyetinin tutukluluğun makul

süreyi aştığına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun

şikâyetlerinin Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında

incelenmesi gerekir.

30. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

"Tutuklanan kişilerin, makul süre

içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı

isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince

duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir

güvenceye bağlanabilir."

31. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son

cümlesi şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru

hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması

gerekir."

33. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi

hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel

başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi

zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

34. Tutukluluk hâli sona erdikten sonra tutukluluğun

kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığını iddia eden

başvurucunun devam eden tutukluluk hâlinden farklı olarak iddia edilen ihlalin

tespitini ve tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise bu

yolu tüketmesi gerekir (Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 46).

35. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen

azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece

mahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise -hüküm kesinleşmemiş olsa da -5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Ahmet

Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B.

No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).

36. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra

27/2/2020 tarihinde mahkûmiyetine karar verilen başvurucunun tutukluluğun

kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu madde

kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun kanunda

öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan

başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel

başvurunun ikincil olma niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

37. Açıklanan gerekçelerle yargısal başvuru yolları

tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

38. Başvurucu; davanın makul sürede

sonuçlandırılmadığını, başvuruya konu yargılamanın uzun süredir devam ettiğini,

yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılması gerektiğini

belirterek Anayasa'nın 36. ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

39. 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20.

maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine

Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a

geçici madde eklenmiştir.

40. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

41. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği yahut hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini

tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 26-35).

42. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru yolunun

kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı, tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel,

§§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta

ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

43. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. Diğer İhlal

İddiaları Yönünden

1. Başvurucunun

İddiaları

45. Başvurucu, mahkûmiyete esas olacak yeterli delilin

bulunmadığını, dosyadaki eksik inceleme nedeniyle maddi gerçeğin ortaya

çıkmasının engellendiğini ileri sürmüştür. Bu kapsamda olay yerinde tespit

edilen parmak izlerinin arşivden taramasının yapılmadığını, parmak ve kan izlerinin

karşılaştırılmadığını, ilgili kurumlardan lehe verilen sağlık raporlarının

karara esas alınmadığını belirtmiştir.

2. Değerlendirme

46. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu

şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu

makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli

özeni göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

47. Başvurucu hakkındaki yargılama devam etmektedir.

Somut olayda başvurucunun hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yolları

tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 2/12/2020tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Hikmet Murat AKKAYA Başvurucu : Yılmaz TAŞ Vekili : Av. Hayri HAKÖVER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/2617, 2 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Bireysel
  10. B. Bireysel
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine
  16. B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
  17. C. Diğer İhlal
  18. A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal
  19. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/2617
Tarih
2 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Nazmi Ömer Pakel ve Melike Coşkunoğlu Başvurusu (B. No: 2018/7363)
  • F.h. Başvurusu (B. No: 2017/34168)
  • Abdullah Zeydan Başvurusu (B. No: 2019/38573)
  • Rıdvan Batur Başvurusu (B. No: 2018/17680)
  • Nevzat Korkut Başvurusu (B. No: 2017/27571)
  • K.s. Başvurusu (B. No: 2017/29420)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.