İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Can İpçi Başvurusu (B. No: 2014/8580)

1. Başvuru, askerî öğrencilik statüsüne son verilmesi üzerine

Başvuru No2014/8580Tarih30 Mart 2016Okuma15 dk · 3.024 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Can İpçi Başvurusu

Karar tarihi
30 Mart 2016
Başvuru Numarası
2014/8580
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.024 kelime·15 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, askerî öğrencilik statüsüne son verilmesi üzerine

maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle açılan davada Anayasa’nın 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 18/9/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 23/12/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 19/1/2016 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucunun, Kara Harp Okulunda askerî öğrenci olarak

öğrenim görmekte iken kalp rahatsızlığı nedeniyle ve sağlık kurulu raporuna

dayanılarak okul ile ilişiği kesilmiştir.

8. Başvurucu; askerî öğrenciliğe engel rahatsızlığı nedeniyle

okula alınmaması gerektiği hâlde okula alındığını, bu nedenle emsallerine göre

hayatta geri kaldığını, sağlık hizmetindeki kusur nedeniyle bu durumun meydana

geldiğini iddia ederek uğradığını ileri sürdüğü 80.000 TL maddi ve 10.000 TL

manevi zararının tazmini istemiyle 10/6/2011 tarihinde Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi (AYİM) İkinci Dairesinde dava açmıştır.

9. Yapılan yargılama ve başvurucunun uğradığı zararın tespiti

için yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda AYİM İkinci Dairesinin

31/10/2013 tarihli ve E.2011/1383, K.2013/1192 sayılı kararı ile bilirkişi

raporu uyarınca başvurucuya 24.646 TL maddi, 3.000 TL manevi tazminat verilmesine,

fazlaya ilişkin taleplerin reddine, hükmedilen maddi ve manevi tazminat

miktarları üzerinden nispi olarak hesap edilen 3.397,52 TL avukatlık ücretinin

davalı idareden alınarak başvurucuya verilmesine, 26/9211 tarihli ve 659 sayılı

Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk

Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 14.

maddesi gereğince reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden

hesap edilen 6.778,94 TL avukatlık ücretinin de başvurucudan alınarak davalı

idareye verilmesine, davalı idare tarafından savunmaya ek olarak gönderilen

belgelerin aynı gizlilik derecesi ile iadesine hükmolunmuştur.

10. Başvurucu, AYİM kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu

ileri sürerek kararın düzeltilmesini talep etmiş ancak AYİM İkinci Dairesinin

16/4/2014 tarihli ve E.2014/693, K.2014/566 sayılı kararıyla talebin reddine

karar verilmiş ve karar 20/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu 9/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

12. 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile

4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 46.

maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen cümle şöyledir:

“Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde

belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar

verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere

artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap

verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.”

13. 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi şöyledir:

“Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta

oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri

gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve

her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden

isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine

getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya

mahsus olmak üzere uzatılabilir.

Taraflardan biri ara kararının icaplarını

yerine getirmediği takdirde bunun verilecek karar üzerindeki etkisi, görevli

daire veya kurulca önceden takdir edilir, ara kararında bu husus ayrıca

belirtilir.

Ancak, istenen bilgi ve belgeler Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğine ve yüksek menfaatlerine

veya Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği ve yüksek menfaatleri ile birlikte

yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan, Genelkurmay Başkanı veya ilgili

Bakan gerekçesini bildirmek suretiyle, söz konusu bilgi ve belgeleri

vermeyebilir.

(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve

vekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarece

gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel

bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin

soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerine

incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki dava

konusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki

bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan

diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerine

incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak

ayrıca gönderilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veya verilmeyen

bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ile

mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafından incelenerek

haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha önce

karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafa incelettirilebilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilik derecesine

sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme haricinde, diğer bir

maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgili kanun

hükümleri saklıdır.”

14. 659 sayılı KHK’nın 14. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve

idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi

amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve

avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler

lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve

işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler

lehine vekalet ücreti takdir edilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 30/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu; Mahkeme kararının hüküm kısmında iadesine karar

verilen ve davalı idare tarafından savunma ekinde sunulan belgeler hükme esas

alındığı hâlde bu belgelerin tarafına tebliğ edilmemesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının, Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklerin

özlerine dokunulmaksızın ilgili maddelerde belirtilen nedenlere bağlı olarak

ancak kanunla sınırlanabileceğini ve bu sınırlamanın ölçülü olması gerektiğini,

Anayasa'nın 36. maddesinin de 13. madde kapsamında kaldığı, 36. maddede ise

sınırlamaya ilişkin bir hüküm bulunmadığını ve bu çerçevede bu hakkın kanunla

dahi sınırlandırılamayacağını, ayrıca Anayasa'nın kanun hükmünde kararname

çıkarma yetkisini düzenleyen 91. maddesinin birinci fıkrasında Anayasa'nın

ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel hakların kanun

hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceğinin hüküm altına alındığını, aksi

düşünülse bile KHK düzenlemesinin ölçülü olmadığını, bu şekilde hak arama

özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüş; 7.096,94 TL maddi ve 3.000 TL

manevi zararının tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun davalı idare tarafından savunma

dilekçesinin ekinde sunulan belgelerin incelettirilmediği yönündeki iddiasının,

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiası

başlığında; aleyhe hükmedilen avukatlık ücretine yönelik iddiasının ise

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiası başlığı altında incelenmesi

değerlendirilmiştir.

a. Silahların Eşitliği ve

Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

18. Başvurucu, Mahkeme kararının hüküm kısmında iadesine karar

verilen ve davalı idare tarafından savunma ekinde sunulan belgeler hükme esas

alındığı hâlde bu belgelerin tarafına tebliğ edilmemesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

19. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de silahların

eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi davanın taraflarının usule

ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelir. Ceza davalarının yanı sıra medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili

uyuşmazlıklara ilişkin hukuk davaları ve idari davalarda da bu ilkeye uyulması

gerekir (Yaşasın Aslan, B. No:

2013/1134, 16/5/2013, § 32).

20. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

22. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru “ikincil

nitelikte bir kanun yolu” olup bu yola başvurulmadan önce kural

olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

23. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortaya

çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine

başvurulmalıdır.

24. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği; başvurucunun

temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarını öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda

sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere sunması, aynı zamanda bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip

edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa

Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 16/4/2013, § 32).

25. Ceza davaları ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere yargılamanın tüm aşamalarında

silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının güvence altına

alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir

gereğidir. Asıl kural tarafların eşit şartlarda yargılamaya katılımının

sağlanması, gösterilen kanıtlardan ve sunulan görüşlerden bilgi sahibi olması

ve bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının kendilerine verilmesi

olup kamu güvenliği, misilleme riski altında olan şahitlerin korunması,

soruşturma usullerinin gizli tutulması gibi bazı istisnaların yargılama

usulünde yer alması mümkündür. Bu durumda dahi verilmeyen veya karartılan bilgi

ve belgelere karşı ilgiliye mahkemeye itirazda bulunabilme imkânı getirilmesi

adil yargılanmanın garanti altına alınması için bir gerekliliktir. Bu hususlar

1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinde değişiklik yapan 19/6/2010 tarihli ve 6000

sayılı Kanun’un genel gerekçesi ile madde gerekçesinde de ifade edilmiş olup

değişikliğin sebebi olarak da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM)

31/10/2006 tarihinde verdiği Aksoy

(Eroğlu)/Türkiye kararı gösterilmiştir (Bülent Karataş, B. No: 2013/6428, 26/6/2014, § 74).

26. 6000 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52.

maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmiş ve maddeye beş ve altıncı fıkralar

eklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin

taraf ve vekillerine açık olduğu ancak mahkeme tarafından getirtilen veya

idarece gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel

bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin

soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerine

incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki dava

konusu haricindekilerin taraf ve vekillerine incelettirilemeyeceği, taraf ve

vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki bilgi ve belgeler bulundukları yer

itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte

ise incelettirilecek suretlerin ilgili bölümleri idare tarafından karartılmak

suretiyle ayrıca gönderileceği, davacı taraf veya vekilinin karartılan veya

verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu

iddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, bu itirazın mahkeme tarafından

incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha

önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin karşı tarafa

incelettirilebileceği kural altına alınmıştır (Bülent

Karataş, § 75).

27. Başvuru konusu olayda,sağlık

sorunlarının bulunması nedeniyle askerî okula girmesi mümkün olmamasına rağmen

idarenin kusuru neticesinde okula kaydının yapıldığı ve daha sonra okul ile

ilişiğinin kesilmesi sonucunda emsallerine göre hayatta geri kaldığı gerekçesiyleuğradığı maddi ve manevi zararların tazmini

istemiyle başvurucu tarafından AYİM İkinci Dairesinde dava açılmış, Daire

idarenin hizmet kusurunun olduğu sonucuna ulaşarak başvurucunun uğradığı maddi

zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırmış ve bilirkişi incelemesi

neticesinde tespit edilen maddi zarar ile takdir ettiği manevi zararın davalı

idareden alınarak başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.

28. Başvurucu, iadesine karar verilen belgelerin varlığından

esas hakkındaki kararın kendisine tebliği ile haberdar olmuştur. Buna karşın

başvurucunun yaptığı karar düzeltme talebi incelendiğinde davalı idare

tarafından dava dosyasına sunulan belgelerin kendisine tebliğ edilmediği ve bu

bilgilerin hükme esas alındığına ilişkin herhangi bir iddiayı ileri sürmediği

gibi ilgili belgelerin incelettirilmesi ve bunun için yeterli süre verilmesi

yönünde de bir talepte bulunmadığı anlaşılmıştır (Uğur Ayyıldız, B. No: 2012/574, 6/2/2014, § 41).

29. Açıklanan nedenlerle başvuru konusu belgelerin

incelettirilmediği iddiasına yönelik kanun yollarının tamamı tüketilmeden

bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

30. Başvurucunun aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktan

yoksun olmayıp başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun

bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

31. Başvurucu; ıslah imkânının ve haksız çıkan taraf lehine

nispi avukatlık ücretine hükmedilmesine yönelik bir düzenlemenin olmadığı

dönemde dava açtıklarını ve dava açarlarken o dönemin şartlarına göre dava

konusu miktarı belirlediklerini, dava devam ederken yürürlüğe giren 659 sayılı

KHK’daki düzenleme ile öngörmedikleri bir şekilde avukatlık ücreti ödemeye

mahkûm edildiklerini, bu durumun hak arama özgürlüğünü ihlal ettiğini iddia

etmiştir.

32. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı

36. maddesi şöyledir:

“Herkes, meşrû

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma (Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adil yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya

bakmaktan kaçınamaz.”

33. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme

kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

34. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre

kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme

masraflarının hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına

müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun

talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir.

Ancak bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir

amaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu

yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi

bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş olması

gerekir (Özkan Şen, §§ 61, 62).

35. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara avukatlık

ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi

için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması

gerekir. Başvuru konusu olayda 2/11/2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren

659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğu davaların, idarenin bünyesinde görev

yapan kadrolu hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından takibi öngörülmüş olup

davanın reddi hâlinde idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi düzenleme

altına alınmıştır. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması

ve böylece mahkemelerin fuzuli meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede

bitirebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu

yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir.

Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı

derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez.

Dolayısıyla davayı kaybetmesi hâlinde başvurucuya yüklenecek olan avukatlık

ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir (Serkan

Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38, 39).

36. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan

başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık

ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli

dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye

başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel

koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim

hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan

Şen, § 54).

37. Başvurucunun tam yargı (tazminat) davasını açtığı 10/6/2011

tarihi itibarıyla yürürlükteki usul hükümlerinde, dava dilekçesinde belirtilen

talep konusu miktarın sonradan ıslah yoluyla değiştirilmesini öngören bir

düzenleme bulunmamaktadır.

38. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi ve

benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde

belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hak

kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya

öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu

belirsizliğin talep edilen miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluyla aşılması

da 1602 sayılı Kanun gereği davanın açıldığı 10/6/2011 tarihi öncesinde mümkün

olmadığından hak kaybına uğramak istemeyen davacıların, tazminat taleplerine

ilişkin miktarları yüksek tutmaktan başka seçeneklerinin olmadığı

görülmektedir.

39. Başvurucunun da bu nedenle AYİM’e

açtığı davada uğradığı zarar için 80.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. AYİM, başvurucu lehine toplam 27.646,00 TL

maddi ve manevi tazminat ile 3.397,52 TL avukatlık ücretine hükmettikten sonra

başvurucunun reddedilen fazlaya ilişkin tazminat talepleri üzerinden davalı

idare lehine 6.778,94 TL avukatlık ücreti ödemesine karar vermiştir.

40. Başvurucu aleyhine avukatlık ücreti ödenmesini öngören

düzenlemenin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği söylenemez. Bu

düzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığının da incelenmesi

gerekir.

41. Somut olayın koşulları bir bütün hâlinde değerlendirildiğindebaşvurucunun,

dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak

için talebini yüksek tuttuğu ve yargılama sonucunda hak kazandığı tazminat ve

avukatlık ücretinin yaklaşık %22’sine denk gelen kısmını avukatlık ücreti

olarak davalı idareye geri ödemek zorunda kaldığı görülmüştür. Böylece

başvurucunun tazminat alacağının önemli bir kısmından mahrum bırakıldığı ve bu

miktarın ölçülü olmadığı saptandığından mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

43. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

44. Başvurucu, 7.096,94 TL maddi ve 3.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

45. Başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

46. Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlalin sonuçlarının

ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmadığından salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan zararları

karşılığında başvurucuya, talebiyle bağlı kalınarak takdiren

net 3.000 TL manevi tazminat ödenmesine, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin ise reddine karar verilmesi gerekir.

47. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 3.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

30/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Can İPÇİ

Vekili

:

Av. Cavit

ÇALIŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/8580, 30 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Kömürcü
  18. Altan
  19. Yalçınöz
  20. Çalış
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/8580
Tarih
30 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Lokman Ateş Başvurusu (B. No: 2013/7920)
  • Hamit Yıldız ve Halit Yıldız Başvurusu (B. No: 2013/7720)
  • Mustafa Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/8663)
  • Gülli Dağhan ve Mehmet Nesih Dağhan Başvurusu (B. No: 2013/1951)
  • Şebap Bayam ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5769)
  • Lütfi Aslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5531)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.