İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Çapan Türkoğlu ve Han Restorant Turizm İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/7208)

1. Başvuru, belediye tarafından kiralanan, denizden doldurularak

Başvuru No2015/7208Tarih20 Mart 2019Okuma18 dk · 3.659 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Çapan Türkoğlu Ve Han Restorant Turizm İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
20 Mart 2019
Başvuru Numarası
2015/7208
R.G. Tarih ve Sayı
10/4/2019 - 30741
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.659 kelime·18 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, belediye tarafından kiralanan, denizden doldurularak

elde edilen taşınmaz üzerindeki yapıların yıkımı sebebiyle mülkiyet hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Başvuru Konusu Olayın

Arka Planı

7. Mersin'in Adnan Menderes Bulvarı'nda bulunan ve denizden

doldurularak elde edilen taşınmaz, yap-işlet-devret modeliyle lokanta olarak

işletilmek üzere 17/5/1995 tarihinde G.T. isimli şahsa kiralanmıştır. Söz

konusu işletmeye başvurucu Çapan Türkoğlu ve M.Y. isimli şahıs ortak olmuşsa da

G.T. 19/9/1995 tarihinde ortaklıktan ayrılmıştır. Bunun üzerine 16/2/1996

tarihinde Mersin Büyükşehir Belediyesi (Belediye) ile başvurucu ve M.Y. isimli

şahıs arasında bir yıllık kira sözleşmesi akdedilmiştir.

8. Belediye tarafından 17/4/1996 tarihinde anılan işletme için

yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni verilmiştir. M.Y.nin

12/8/1996 tarihinde vefatı ve mirasçılarının da ortaklıktan ayrılmaları üzerine

başvurucu 10/3/1997 tarihinde yeni bir sözleşme yapılması talebinde

bulunmuştur. Talep, Belediye tarafından aynı tarihli işlem ile reddedilmiştir.

B. Hazine Tarafından

Belediye ve Başvurucu Aleyhine Açılan Müdahalenin Men'i ve Yıkım Davası

9. Hazine tarafından 5/6/1996 tarihinde Belediye ile Belediyeyle

kira sözleşmesi akdeden başvurucu Çapan Türkoğlu ve diğer kişiler (S.Y., E.B.,

A.G. ve N.T.) aleyhine hakem sıfatıyla Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde

(Hakem) müdahalenin men'i ve yıkım davası açılmıştır.

Hazine, dava dilekçesinde usulüne uygun olarak denizden doldurulan alanların

özel mülkiyete konu yapılamayacağını belirtmiştir. 4/4/1990 tarihli ve 3621

sayılı Kıyı Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca sahil şeritlerinde yapılacak

yapıların kıyı kenar çizgisine en az 50 metre yaklaşılarak inşa edilebileceği, yaklaşma

mesafesi ile kıyı kenar çizgisi arasında kalan bölümün ise ancak yaya yolu,

gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçlarla

kullanılabileceğine dikkat çeken Hazine, bu hükümlere aykırı yapılan yapıların

yıkılması gerektiğini savunmuştur.

10. Hazine tarafından başvurucu aleyhine Mersin 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinde 13/11/1996 tarihinde ayrı bir müdahalenin men'i

ve yıkım davası açılmıştır. Bu dava da hakem sıfatıyla Mersin 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açılan davayla birleştirilmiş ve hakem tarafından görülmüştür.

11. Hakem 30/12/1998 tarihli kararla başvurucunun işlettiği

taşınmaz üzerinde bulunan 2329 m²lik kullanım alanı ile bu alan üzerindeki

restoran, mutfak, depo ve WC alanıyla ilgili olarak Belediye ve başvurucu

tarafından yapılan müdahalenin men'ine ve bu bölümde

bulunan yapıların yıktırılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde,

başvurucu tarafından işletilen Han Restoranın kıyı kenar çizgisinin güneyinde

ve denize bitişik alanda yer aldığı ifade edilmiştir. Gerekçenin devamında

ayrıca ilgili mevzuat uyarınca dolgu alanlarına ilişkin inşaat ruhsatının

Maliye Bakanlığı ile Turizm Bakanlığı tarafından verilmesi gerektiği hâlde Han

Restoran için böyle bir ruhsatın verilmediği açıklanmıştır.

12. Hakem sıfatıyla verilen karara karşı başvurucu, aynı

Mahkemede temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz istemi aynı Mahkeme (Hakem)

tarafından incelenmiş ve 5/8/1999 tarihinde reddedilmiştir.

C. Şirket Tarafından

Açılan Tespit Davası

13. Başvurucu Çapan Türkoğlu, 12/2/1999 tarihinde kayda giren

dilekçe ile işletmeyi başvurucu Şirkete devrettiğini Belediyeye bildirmiştir.

Bunun üzerine Belediye ile Şirket arasında 15/2/1999 tarihinde bir yıllık kira

sözleşmesi yapılmıştır.

14. Başvurucu Şirket tarafından, Belediye ile Millî Emlak

Müdürlüğünden hangisinin taşınmazın kiraya verilmesi hususunda yetkili

olduğunun tespiti istemiyle Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava

açılmıştır. Anılan Mahkeme 14/12/1999 tarihli kararla davanın reddine karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde, Hakem tarafından 30/12/1998 tarihli kararla

müdahalenin men'ine ve yapının yıkımına karar

verildiğinden Belediye ile Şirket arasında 15/2/1999 tarihinde yapılan kira

sözleşmesinin muvazaalı ve hükümsüz olduğu vurgulanmıştır.

D. Belediye Tarafından

Tesis Edilen Ruhsat İptali, Yıkım ve İdari Para Cezası Uygulanmasına İlişkin

İşleme Karşı Şirket Tarafından Açılan İdari Dava

15. Belediye Encümeninin 16/6/1999 tarihli kararıyla, 17/4/1996

tarihli yapı ruhsatı iptal edildiği için taşınmaz üzerinde bulunan yapıların

ruhsata bağlanması mümkün olmadığından yıkılmasına karar verilmiş; ayrıca yapı

maliklerine 500.000.000 TL (500 TL) idari para cezası uygulanmıştır. Bu

işlemlere karşı açılan davada Adana 1. İdare Mahkemesi 24/12/1999 tarihinde;

yetkili idarenin ilçe belediyesi olduğu, Belediyenin yetkisinin bulunmadığı

gerekçesiyle ruhsat iptaline, yıkım ve idari para cezası kesilmesi hakkındaki

işlemin iptaline karar vermiştir. Ancak Danıştay Altıncı Dairesi 21/12/2000

tarihinde, taşınmazın bulunduğu alanın Belediyenin yetki alanına girip

girmediğinin yeterince araştırılmadığı gerekçesiyle hükmü bozmuştur.

16. Adana 1. İdare Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucu

taşınmazın ilçe belediyesinin yetki alanında bulunduğu kanaatine ulaşılarak

30/4/2002 tarihli kararla idari işlemin yıkım ve para cezasına ilişkin kısmı

iptal edilmiş, ruhsat iptaline ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddine karar

verilmiştir. Davanın reddine ilişkin kısım (ruhsat iptaline ilişkin kısım)

temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Kararın idari işlemin yıkım ve para

cezasına ilişkin kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrası, Danıştay Altıncı

Dairesinin 26/4/2004 tarihli kararıyla bozulmuştur. Kararın gerekçesinde,

taşınmazın bulunduğu bölgenin Belediyenin yetki alanında olduğu vurgulanmış ve

davanın reddinin gerektiği ifade edilmiştir.

17. Bozma kararından sonra dava dosyası 24/9/2004 tarihli

yetkisizlik kararıyla yeni kurulan Mersin 1. İdare Mahkemesine gönderilmiştir.

Mahkeme 20/7/2005 tarihinde eksik posta avansının yatırılmadığı gerekçesiyle

davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.

E. Taşınmazın Üzerinde

Bulunan Yapıların Yıkılması ve Kanun Yararına Bozma Süreci

18. Taşınmazın üzerinde bulunan yapılar, Hazine tarafından icra

marifetiyle 16/4/2002 tarihinde yıktırılmıştır.

19. Başvurucu 30/12/1998 tarihli hakem kararının kanun yararına

bozulması amacıyla 26/6/2002 tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

başvurmuştur. Bakanlık, talebi yerinde görerek kanun yararına bozma

başvurusunda bulunmuştur.

20. Bakanlığın kanun yararına bozma istemini inceleyen Yargıtay

1. Hukuk Dairesi 25/2/2003 tarihinde istemi kabul etmiş, özel kişiler aleyhine

açılan davanın tefrik edilmeyerek 29/6/1938 tarihli ve 3533 sayılı Umumi Mülhak

ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamami Devlete veya Belediye veya Hususi İdarelere Aid Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim

Yolu ile Halli Hakkında Kanun'da sayılan kuruluşlara münhasır kılınan hakem

usulüyle görülmesinin usule aykırı olduğu gerekçesiyle hakem hükmünün kanun

yararına bozulmasına karar vermiştir.

21. Kanun yararına bozma kararı üzerine uyuşmazlığa bakan Mersin

1. Asliye Hukuk Mahkemesi davanın Belediye aleyhine açılan hakem sıfatıyla

görülmesi gereken bölümü ile kişilere karşı açılan bölümünü birbirinden tefrik

etmiştir. Hakem sıfatıyla bakılan davada 3/11/2004 tarihinde karar verilmiş ise

de kararın ne yönde verildiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge

bulunmamaktadır.

22. Mahkeme 9/5/2005 tarihinde, kişilere karşı açılan davada Hakem

tarafından verilen 3/11/2004 tarihli karara atıfla A.G. yönünden davanın

reddine, başvurucu ve diğer davalılar yönünden ise yapıların yıkılmış olması

nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar

vermiştir. Karar, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince 15/11/2005 tarihinde

bozulmuştur. Kararın gerekçesinde, ihtilafın kıyı kenar çizgisinin

belirlenmesinden kaynaklandığı vurgulandıktan sonra hakemin hükmün verildiği

tarih itibarıyla görevsiz olduğu gibi hükmün de henüz kesinleşmediği ifade

edilmiş, görevsiz mahkemece kurulan ve henüz kesinleşmeyen karara atıfla hüküm

kurulmasının doğru olmadığı açıklanmıştır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, işin

esasının incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme 18/9/2006 tarihli

kararla ilk kararında ısrar etmiş ise de bu karar Yargıtay Hukuk Genel

Kurulunun 7/2/2007 tarihli kararıyla bozulmuştur.

23. Bozma kararı üzerine Mahkemece keşif yapıldıktan sonra

13/12/2010 tarihinde A.G.nin kullanımında bulunan

taşınmazın kıyı kenar çizgisinin içinde kaldığı gerekçesiyle bu kişi yönünden

davanın kabulü ile vaki müdahalenin men'ine ve

taşınmaz üzerinde bulunan yapının yıkılmasına, başvurucu ve diğer davacılar

yönünden ise yapıların yıkılmış olması nedeniyle konusuz kalan dava hakkında

karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

12/11/2013 tarihinde bu kararı onamış, karar düzeltme istemi de aynı Dairenin

13/5/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

F. Tazminat Davası Süreci

24. Başvurucular ticari faaliyette bulundukları işyerinin

yıkılması nedeniyle 436.222,30 TL tazminat, 60.000 TL mahrum kalınan kâr ve

50.000 TL manevi tazminat olmak üzere 546.222,30 TL anapara alacağı ile yıkım

tarihi olan 16/4/2002 tarihinden itibaren işleyecek 1.356.808,97 TL avans faizi

alacağının toplamı olan 1.903.031,27 TL'nin tazmini amacıyla 13/4/2009

tarihinde Mersin 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) Belediye, Hazine ve Bakanlık

aleyhine tam yargı davası açmışlardır.

25. Mahkeme 1/7/2011 tarihinde Hazine ve Belediyeye karşı açılan

davanın reddine, Bakanlığa karşı açılan davanın görev yönünden reddine karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucuya verilen 17/4/1996 tarihli inşaat

ruhsatının iptali, yapıların yıkımı ve para cezası uygulanmasına yönelik

Belediye Encümen kararının iptali istemiyle açılan davada, Adana 1. İdare

Mahkemesince verilen 30/4/2002 tarihli kararla yapı ruhsatının iptal edilmesi

isteminin reddine karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmeksizin

kesinleştiği ifade edilmiştir. Davanın yıkım ve para cezasına ilişkin kısmı

yönünden ise davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğine ve bu kararın da

kesinleştiğine değinilmiştir.

26. Diğer taraftan kararın gerekçesinde tazminat talebine konu

tesislerin yap-işlet-devret modeli uygulanmak suretiyle yapılan sözleşme çerçevesinde

ilk olarak bir yıllığına Belediyeden kiralandığı, dolayısıyla denizden dolgu

alanı üzerinde inşa edilen tesislerin mülkiyetinin yapılan sözleşme

doğrultusunda başvurucularla bir ilgisinin kalmadığı belirtilmiştir. Ayrıca

işletim hakkının devrine yönelik Belediye ile başvurucu Şirket arasında

düzenlenen kira sözleşmesinin de yargı kararıyla muvazaalı olduğu gerekçesiyle

yok hükmünde olduğunun tespit edildiği vurgulanmıştır.

27. Mahkeme belirtilen gerekçelerle, uyuşmazlık konusu

tesislerin yıkımı nedeniyle Hazine ile Belediyenin hizmet kusurunun bulunmadığı

kanaatine varmıştır. Bakanlığa karşı açılan dava yönünden ise uğranıldığı iddia

olunan zararın adli yargı yerince verilen karara yönelik yargılama

faaliyetinden doğduğu, dolayısıyla bu hâliyle idari davaya konu edilmesinin

hukuken olanaklı olmadığı, davanın bu kısmı yönünden adli yargının görevli

olduğu sonucuna ulaşmıştır.

28. Danıştay Ondördüncü Dairesi

6/6/2013 tarihinde davanın esastan reddine ilişkin kısmın onanmasına karar

vermiştir. Öte yandan Daire, idarelerce yargı kararının uygulanması bağlamında

hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun irdelenmesine ilişkin davanın

idari yargı mercilerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın Bakanlığa

karşı olan kısmına ilişkin verilen görevsizlik kararının bozulmasına

hükmetmiştir. Aynı Daire tarafından karar düzeltme istemi 11/2/2015 tarihinde

reddedilerek tazminat istemi yönünden hüküm kesinleşmiştir.

29. Nihai karar, başvurucular vekiline 27/3/2015 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

30. Başvurucular 27/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

31. 13/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesi

şöyledir:

“Bu

Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat

alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı

ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir

şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki

inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.

Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine

asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshasıda muhtara bırakılır.

Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı

sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden

veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.

Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın

giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu,

inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve

inşaatın devamına izin verilir.

Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata

aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu

kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı

sahibinden tahsil edilir.”

32. 3194 sayılı Kanun’un 42. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

“Bu

maddede belirtilen ve imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin

tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince

sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu

maddede belirtilen idari müeyyideler uygulanır.

Ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki

etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine,

yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen

ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine,

durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal

emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk Lirasından az olmamak üzere, aşağıdaki şekilde

hesaplanan idari para cezaları uygulanır:

...”

33. 3621 sayılı Kanun’un 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Sahil

şeritlerinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre

yaklaşabilir.

Yaklaşma mesafesi ve kıyı kenar çizgisi

arasında kalan alanlar, ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebilir.”

34. 3621 sayılı Kanun’un 7. maddesi şöyledir:

“Kamu

yararının gerektirdiği hallerde, uygulama imar planı kararı ile deniz, göl ve

akarsularda ekolojik özellikler dikkate alınarak doldurma ve kurutma suretiyle

arazi elde edilebilir.

Bu gibi yerlerde doldurma veya kurutmayı

yapacak ilgili idarenin valiliğe iletilen teklifi, valilik görüşü ile birlikte

Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir. Bakanlık, konusuna göre ilgili

kuruluşların görüşünü de almak suretiyle teklifi inceler. Uygun bulunması

halinde ilgili idare tarafından uygulama imar planı hazırlanır. Bu yerler için

yapılacak planlar hakkında 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu

hükümleri uygulanır. Ancak bu planlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından;

12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan

alanlardaki planlar, anılan Kanunun 7 nci

maddesine göre ve 4737 sayılı Kanun kapsamında kalan alanlardaki planlar ise

anılan Kanunun 4/A, 4/C ve 4/Ç maddelerine göre tasdik edilir. Doldurma ve

kurutma işlemleri yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre yapılır. Bu araziler

Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır, özel mülkiyet konusu olamaz.

Bu alanlar üzerinde 6 ncı maddede belirtilen yapılar ile yol, açık

otopark, park, yeşil alan ve çocuk bahçeleri gibi teknik ve sosyal altyapı

alanları düzenlenebilir.”

35. 3621 sayılı Kanun’un 8. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

“Uygulama

imar planı bulunmayan alanlardaki sahil şeritlerinde, 4 üncü

maddede belirtilen mesafeler içinde hiç bir yapı ve tesis yapılamaz.

....

Ancak bu alanlarda; uygulama imar planı

kararıyla altı ve yedinci maddede belirtilen yapı ve tesislerle birlikte toplum

yararına açık olmak şartıyla konaklama hariç günü birlik turizm yapı ve

tesisleri yapılabilir.”

36. 3621 sayılı Kanun’un 11. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Bu

Kanun hükümlerine göre, kıyıda ve doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan

araziler üzerinde yapılması mümkün olan yapı ve tesislerin yapılabilmesi için,

Çevre ve Şehircilik Bakanlığından gerekli iznin alınması zorunludur.”

37. 3621 sayılı Kanun’un 14. maddesi şöyledir:

“Bu

Kanun kapsamında kalan alanlarda ruhsatsız yapılar ile ruhsat ve eklerine

aykırı yapılar hakkında 3l94 sayılı İmar Kanununun

ilgili hükümleri uygulanır.”

38. 3621 sayılı Kanun’un 15. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Kıyıda

ve uygulama imar planı bulunan sahil şeritlerinde duvar, çit, parmaklık, tel

örgü, hendek, kazık ve benzeri engelleri oluşturanlara ikibin

Türk Lirasından onbin Türk Lirasına kadar idarî para

cezası verilir. Ayrıca oluşturulan engellerin beş günden fazla olmamak üzere

belirlenen süre zarfında kaldırılmasına karar verilir. Bu süre zarfında

engellerin ilgililer tarafından kaldırılmaması halinde, masrafı yüzde yirmi

zammıyla birlikte kendilerinden kamu alacaklarının tahsili usulüne göre tahsil

edilmek üzere kamu gücü kullanılmak suretiyle derhal kaldırılır. Kabahatin

tekrarı halinde, ceza üst sınırdan verilir.”

B. Uluslararası Hukuk

39. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

40. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) benzer nitelikteki Tiryakioğlu/Türkiye (B. No: 24404/02,

13/5/2008) kararında, askerî güvenlik bölgesi içinde ruhsatsız olarak yapılan

binanın yıkımına ilişkin şikâyeti incelemiştir. AİHM özellikle bu alanda bina

yapılamayacağına dair düzenlemenin öngörülebilir olduğuna, nitekim binanın

yapımından kısa bir süre sonra da yıkım ile ilgili idare tarafından işlemler

yapıldığına vurgu yapmıştır. AİHM, bu alanda kamu makamlarına tanınan geniş

takdir yetkisi de dikkate alındığında başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet

yüklenmediğini belirterek müdahaleyi ölçülü bulmuştur.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

41. Mahkemenin 20/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

42. Başvurucular, yıkıma ilişkin davanın Hakem tarafından

görülmesinin usule aykırı olduğu gerekçesiyle hakem sıfatıyla verilen kararın

Yargıtay 1. Hukuk Dairesince bozulmasına rağmen yıkım işleminin

gerçekleştirilmesinden yakınmışlardır. Başvurucular, Belediye ve Defterdarlık

arasında düzenlenen protokol kapsamında denizden doldurulmak suretiyle

kazanılan yerlerin kullanımının ve kiraya verilmesinin Belediye tarafından

yapılacağının kararlaştırıldığını ifade etmişlerdir. Yıkım işleminden sonra

Belediye bünyesinde kurulan İmar Ltd. Şti. tarafından aynı yerde tesisler

yapılıp işletildiğini vurgulamışlardır. Başvurucular sonuç olarak yıkım

işlemine rağmen zararlarının karşılanmaması nedeniyle maddi ve manevi varlığın

korunması ve geliştirilmesi ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

43. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:

“Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.''

44. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların yapıların yıkımına rağmen bu

nedenle oluşan zararlarının karşılanmadığına yönelik şikâyetleri mülkiyet hakkı

ile ilgili olduğundan başvurucuların bütün şikâyetleri mülkiyet hakkının ihlali

iddiası kapsamında incelenmiştir.

45. Başvuru konusu olayda yıkılan yapının kullanımı yönünden

başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı kapsamında

korunması gereken bir menfaatlerinin olduğu kuşkusuzdur.

46. Başvuruya konu olayda yıkım işlemi yargı kararının icra

edilmesi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla kamu makamlarınca

başvurucuların mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale söz konusudur. Anayasa

Mahkemesi daha önce benzeri şikâyetleri mülkiyetten

barışçıl yararlanma hakkına saygıya ilişkin genel kural çerçevesinde

incelemiştir (İrfan Öztekin, B.

No: 2014/19140, 5/12/2017, § 47; Rifat Algan,

B. No: 2014/19138, 22/2/2018, § 53; Mehmet Memiş, B. No:

2015/5380, 30/10/2018, §

38). Somut olayda da bu ilkeden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığından

müdahale belirtilen genel kural çerçevesinde incelenmiştir.

47. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen

Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).

48. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Müdahalenin kanuna dayalı olması,

müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun

hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye

İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,

B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Başvuru

konusu olayda yıkım işleminin 3194 sayılı Kanun ve 3621 sayılı Kanun’un ilgili

hükümlerine dayandırıldığı görülmektedir. Bu itibarla ulaşılabilir,

öngörülebilir ve belirli olduğu açık olan söz konusu Kanun hükümlerine dayanan

müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı değerlendirilmiştir.

49. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir (Nusrat Külah,B. No:

2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar,

B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29).

50. Anayasa'nın 56. maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir

çevrede yaşama hakkına sahip olduğu düzenlenmiş; çevreyi geliştirmenin, çevre

sağlığını korumanın ve çevre kirliliğini önlemenin devlet ve vatandaşların

ödevi olduğu belirtilmiştir. İnşa edilecek yapıların imar mevzuatına uygun

olarak yapılmasının sağlanması ve bu kapsamda ilgili mevzuat hükümleri uyarınca

ruhsat alınmadan yapılabileceği açıkça düzenlenen yapılar hariç diğer yapıların

ruhsata bağlanması suretiyle yapılaşmanın fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun

olarak teşekkülü; sağlıklı, güvenli, kaliteli ve ekonomik yaşam çevrelerinin

oluşturulması bakımından önem teşkil etmektedir. Bu bakımdan yapılaşmanın fen,

sağlık ve çevre şartlarına uygunluğunun sağlanmasında ve buna ilişkin

düzenlemelerde kamu yararı bulunduğu kabul edilmelidir (Osman Yücel, B. No: 2014/4874, 15/6/2016,

§§ 82-84).

51. Somut olayda kıyıların korunması ve sahil şeritlerinde

yapılaşmanın engellenmesi bağlamında yıkım işleminin gerçekleştirilmesinin kamu

yararına dayalı meşru bir amacının bulunduğu kuşkusuzdur.

52. Son olarak kamu makamlarınca başvurucuların mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek

için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığı

değerlendirilmelidir.

53. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §

38).

54. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge,

başvurucuların şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi

durumunda bozulmuş olacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken

Anayasa Mahkemesi; bir taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer

taraftan da müdahalenin niteliğini, başvurucuların ve kamu otoritelerinin davranışlarını

gözönünde bulundurarak başvuruculara yüklenen külfeti

dikkate alacaktır (Arif Güven, B.

No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501, 6/7/2017, § 71).

55. Somut olayda 3621 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelik

hükümlerine göre ruhsata bağlanmalarının mümkün olmadığı tespit edilen

yapıların yıkımı yönündeki müdahalenin elverişli

olduğu, daha uygun başka bir aracın bulunduğu da gösterilemediğinden gerekli olduğu kuşkusuzdur. Bu sebeple

müdahalenin orantılılığının

tartışılması gerekmektedir.

56. Bu bağlamda öncelikle Anayasa Mahkemesinin idari işlemlerin

-kural olarak- hukuka uygun olup olmadığını değerlendirme gibi bir görevi

bulunmadığını da belirtmek gerekir. Bu görev açıkça keyfî veya bariz bir takdir

hatası içerecek bir sonuca varılmaması kaydıyla derece mahkemelerine aittir.

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaki görevi ise yapının yıkımı

yönündeki müdahale bakımından somut olayda başvurucuların mülkiyet hakkının

korunmasının gerekliklerinin yerine getirilip getirilmediğini belirlemekten

ibarettir.

57. Anayasa Mahkemesi daha önceki benzer bir kararında,

ruhsatsız olan ve çevre açısından tehlike arz etmesi nedeniyle ruhsata

bağlanması mümkün olmayan binanın yıkımı sebebiyle tazminat ödenmemesinin

başvuruculara şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediği sonucuna varmış ve

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Mehmet Memiş, §§

34-55).

58. Başvuru konusu olayda başvurucular tarafından restoran

olarak işletilen bina ve eklerine ilişkin olarak 17/4/1996 tarihinde Belediye

tarafından inşaat ruhsatı verilmiş ancak yalnızca yaklaşık iki ay sonra

5/6/1996 tarihinde Hazine tarafından iptali için dava açılmıştır. Bu dava

sonunda verilen yargı kararına dayalı olarak da Belediye Encümeni tarafından

16/6/1999 tarihli kararla söz konusu ruhsat iptal edilmiştir. Dolayısıyla kamu

makamlarının ruhsata aykırılığın tespit edilerek yıkımı konusunda ivedilikle

hareket ettikleri söylenebilir.

59. Öte yandan başvurucular tarafından anılan idari işlemlerin

iptali istemiyle dava açılmış, derece mahkemelerince ruhsat iptaline ilişkin

dava reddedilerek karar kesinleşmiştir. Derece mahkemelerinin aksi ispat da

edilemeyen kabulüne göre uyuşmazlığa konu sabit nitelikteki binaların 3621

sayılı Kanun'un ilgili hükümleri gereği ruhsata bağlanmaları mümkün değildir.

Buna göre başvurucuların ruhsata bağlanması mümkün olmayan böyle bir binanın

yıkılabileceğini öngörebilecek durumda olduklarının kabulü gerekir. Bu nedenle somut

olayda yukarıda belirtilen ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

60. Sonuç olarak başvuru konusu olayda kıyı mevzuatına aykırı

olarak inşa edilen ruhsatsız binanın yıkılıp yıkılmayacağı noktasında belirsiz

veya öngörülemez bir durumdan söz edilemez. Bu alanda kamu makamlarına tanınan

takdir yetkisi gözetildiğinde ve bu şekildeki bir binanın yıkılmasının

dayandığı kamu yararı amacının ağırlığı ile karşılaştırıldığında mülkiyet

hakkına yapılan müdahale başvuruculara aşırı bir külfet yüklememektedir.

Dolayısıyla müdahalenin belirtilen kamu yararı amacı ile başvurucuların

mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil denge bozulmamış olup

müdahale ölçülüdür. Başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edilmediği açıktır.

61. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

20/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Eşref Uğur ŞENOL Başvurucular : 1. Çapan TÜRKOĞLU 2. Han Restorant Turizm İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti. Vekili : Av. Ahmet SAĞLAM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/7208, 20 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvuru Konusu Olayın
  7. B. Hazine Tarafından
  8. C. Şirket Tarafından
  9. D. Belediye Tarafından
  10. E. Taşınmazın Üzerinde
  11. F. Tazminat Davası Süreci
  12. IV. İlgili Hukuk
  13. A. Ulusal Hukuk
  14. B. Uluslararası Hukuk
  15. V. İnceleme Ve Gerekçe
  16. A. Başvurucuların İddiaları
  17. B. Değerlendirme
  18. B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye
  19. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/7208
Tarih
20 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Ufuk Çalışkan Başvurusu (B. No: 2015/1570)
  • Bayram Akın Başvurusu (B. No: 2015/19278)
  • Mehmet Ali Bakır Başvurusu (B. No: 2015/17072)
  • Ayşe Kadriye Gülçin Karaaslan ve Emine Nurçin Gülbaş Başvurusu (B. No: 2015/12273)
  • Enver Kaya Başvurusu (B. No: 2016/14445)
  • Ayşe Kaya Başvurusu (B. No: 2015/5815)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.