İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bayram Akın Başvurusu (B. No: 2015/19278)

1. Başvuru, avukat olan başvurucunun duruşma esnasında

Başvuru No2015/19278Tarih7 Mart 2019Okuma19 dk · 3.739 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bayram Akın Başvurusu

Karar tarihi
7 Mart 2019
Başvuru Numarası
2015/19278
R.G. Tarih ve Sayı
11/4/2019-30742
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.739 kelime·19 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, avukat olan başvurucunun duruşma esnasında

Cumhuriyet savcısına sarf ettiği sözlerden dolayı hapis cezası ile

cezalandırılması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi

nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Avukat olan başvurucu, olayların meydana geldiği tarihte

Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinde canavarca hisle adam öldürme suçunu işledikleri

iddiasıyla yargılanan iki sanıktan birinin müdafiidir.

Üzerine benzin dökerek yakmak suretiyle sanıkların kişiyi öldürdükleri iddia

edilmektedir. Söz konusu olayın ardından sanıklardan biri gözaltına alınıp

tutuklanırken başvurucunun müdafii olduğu sanık bir

gün süreyle gözaltında tutulmuş, Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadesi

alındıktan sonra serbest bırakılmıştır. Başvurucunun müdafii

olduğu sanık, Savcılıkta alınan ifadesinde kişiyi diğer sanığın yakarak

öldürdüğünü net bir şekilde gördüğünü iddia etmiş ve olayın nasıl

gerçekleştiğini anlatmıştır.

10. Aksaray Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamanın 6/8/2013

tarihli ikinci duruşmasında başvurucu, sanık müdafii

olarak duruşmaya katılmıştır. Sanıkların ve müdafilerinin dinlendiği duruşmada

ilk söz, tutuklu sanık ve müdafiine verilmiştir.

Tutuklu sanık müdafii müvekkilinin suçsuz olduğunu,

suçun başvurucunun müdafiliğini yaptığı sanık tarafından işlendiğini ileri

sürmüştür. Bunun üzerine söz alan başvurucu, tutuklu olarak yargılanan sanığın

gözaltında adli kolluğun ve doktorların da bulunduğu ortamda açıkça "Ben niye katil oldum?" diye

bağırarak suçu kabullendiğini, müvekkilinin de cinayet ile ilgili gördüklerini

anlatarak olayı aydınlattığını, dolayısıyla bu davada tanık olarak dinlenilmesi

gerekirken sanık olarak yargılandığını iddia etmiş ve iddianameyi düzenleyen

Cumhuriyet savcısına yönelik olarak

"...Müvekkilimin bu davada diğer sanıkla birlikte aynı sevk maddeleri ile

cezalandırılmasının istenilmesi davayı açan savcının olayı kavrayamaması ve

işgüzarlığındandır..." sözlerini kullanmıştır. Başvurucunun

yaptığı savunmanın ardından duruşmada iddia makamını temsil eden savcı söz

alarak sanıklar hakkında iddianame düzenleyen Cumhuriyet savcısıyla ilgili

olarak "İşgüzarlık yapmıştır."

şeklindeki beyanı nedeniyle duruşma tutanağından bir suretin gereğinin

yapılması amacıyla Aksaray Baro Başkanlığına ve Aksaray Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

11. Duruşma tutanağında, iddia makamını temsil eden savcı

tarafından şu ifadeler tutanağa geçirtilmiştir:

"Sanık E. K. müdafii

Av. Bayram Akın'ın taleplerimizi yazdırdığımız esnada söylediği sözlerin

tutanağa geçirilmesine, yine bu esnada tarafımıza hitaben 'bunun söylediklerini

yazıyorsunuz da benim söylediklerimi neden yazmıyorsunuz' şeklinde ve ayrıca

'asacaksınız asmayı düşünmüyor musunuz?' şeklinde müdahalede bulunduğu, mahkeme

başkanınca birden fazla kez uyarılmasına rağmen konuşmaya devam ettiği, bu

nedenle duruşma düzenini bozması nedeniyle CMK'nın

203. maddesi uyarınca duruşma salonundan çıkarılması kamu adına talep ve

mütalaa olunur dedi."

12. Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi 6/8/2013 tarihli kararı ile

duruşma tutanağının birer örneğini gereğinin takdir ve ifası için Aksaray Baro

Başkanlığı ile Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

13. Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu

hakkında kamu görevlisine hakaret suçundan kamu davası açılmıştır. Yargılama

esnasında yaptığı savunmada başvurucu; sanık müdafiliğini yaptığı duruşmada

iddia makamını temsil eden savcının mütalaasını yazdırırken, müdafiliğini

yaptığı sanık hakkındaki iddianameyi hazırlayan savcı için kendisinin

(başvurucunun) kullandığı

"işgüzar" kelimesi nedeniyle yargılanması için Baroya ve

Savcılığa suç duyurusunda bulunulmasını talep ettiğini ifade etmiştir.

Başvurucu; bu durumun ağırına gittiğini,

"işgüzar" kelimesini iddianamenin üstünkörü çalışılarak

hazırlanmış olduğunu belirtmek amacıyla kullandığını, bunun üzerine bir

açıklama yapma talebiyle ayağa kalktığını, iddia makamının parmağını sallayarak

kendisine "Daha fazla konuşma." dediğini,

kendisinin de bu söz üzerine "Asar

mısınız keser misiniz?" dediğini ileri sürmüştür. Başvurucu,

savcının mütalaası üzerine söz almak istediğini ısrarla belirtmesine rağmen

Ağır Ceza Mahkemesi Heyetince kendisine söz verilmediğini ve akabinde hakkında

hakaret suçundan soruşturma açılmasına dair karar verildiğini ifade etmiştir.

14. Aksaray Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda

24/6/2015 tarihinde başvurucunun kamu görevlisine hakaret suçundan iki kez 11

ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilmiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde başvurucunun

iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısına yönelik "...müvekkilimin bu davada diğer sanıkla birlikte aynı sevk

maddeleri ile cezalandırılmasının istenilmesi davayı açan savcının olayı

kavrayamaması veya işgüzarlığındandır..." ile aynı duruşmada

iddia makamını temsil eden Cumhuriyet savcısına hitaben "Asmayı da düşünüyor musunuz?"

ve anılan savcıyı kastederek Mahkeme Heyetine hitaben "Beni çoluk çocukla uğraştırmayın."

şeklindeki sözleri sabit görülerek bu sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında

değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ölçülülük şartının oluşmaması sebebiyle

iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında da değerlendirilmeyeceği,

başvurucunun eylemleriyle ifade özgürlüğü ile iddia ve savunma dokunulmazlığı

sınırlarını aştığı belirtilmiştir.

15. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Niğde Ağır Ceza

Mahkemesince 12/10/2015 tarihinde reddedilmiştir.

16. Ret kararı başvurucuya 5/11/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu 3/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

17. Diğer taraftan Aksaray Ağır Ceza Mahkemesince 29/6/2016

tarihinde başvurucunun müdafiliğini yaptığı sanığın cezalandırılmasına yeterli

her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği

gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk kurallarının yer aldığı

kararlar için Keleş Öztürk (B.

No: 2014/15001, 27/12/2017, §§ 20-30) ve Bekir

Coşkun ([GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 18, 19) kararlarına

bakılabilir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 7/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İfade Özgürlüğünün

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

20. Başvurucu, sanık müdafiliğini yaptığı bir duruşma esnasında

hem iddianameyi düzenleyen hem de yargılamada iddia makamını temsil eden

Cumhuriyet savcısı hakkındaki beyanları nedeniyle mahkûmiyetine karar

verildiğini belirtmiştir. Başvurucu; iddianameyi düzenleyen savcının olayı

kavrayamaması nedeniyle müvekkilinin tanık olarak dinlenmesi gereken davada

sanık olarak yargılandığını, nitekim müvekkilinin yapılan yargılama sonunda

beraat ettiğini, her iki savcıya yönelttiği sözlerin eleştirel nitelikte

olduğunu ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığını belirterek ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. Bakanlık görüşünde; Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) ifade özgürlüğü bağlamında avukatların

konumlarına ve savunma dokunulmazlığına yönelik bir dizi kararı zikredilmiş,

başvurucunun ifade özgürlüğüyle müştekinin şeref ve itibar hakkı ile yargı

makamlarının saygınlığının korunması arasında -demokratik bir toplumun

gerekleri dikkate alınarak- adil bir dengenin kurulması gerektiği ifade

edilmiştir.

2. Değerlendirme

22. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde esas alınacak “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar

başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes,

düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya

toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların

müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de

kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ...başkalarının

şöhret veya haklarının, ...veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak

yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir..."

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

24. Başvurucunun Cumhuriyet savcılarına yönelik sözleri

nedeniyle iki kez 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Söz konusu mahkeme kararı

ile başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

25. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

26. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

27. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125.

maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü

karşıladığı sonucuna varılmıştır.

(2) Meşru

Amaç

28. Başvurucunun hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılmasına

ilişkin kararın başkalarının şöhret veya

haklarının korunmasına ve yargılama

görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesine yönelik

önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

(3) Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(a) Genel

İlkeler

(i)

Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi

29.Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleri

ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır.

İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe

ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek

başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,

anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına

gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü

araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi

gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu

çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.

Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin

barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi

açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan,

B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

(ii)Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun

Olması

30. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

bir müdahale olması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme,

sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç

arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz.

Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde "demokratik

toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama" ve "ölçülülük ilkesine aykırı olmama"

biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir

bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Bekir Coşkun, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72; AYM,

E.2018/69, K.2018/47, 31/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017,

§ 18).

31. İfade özgürlüğü üzerindeki sınırlamanın demokratik bir

toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik ve

istisnai nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya

elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem

olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veyaulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır

olan bir müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı

söylenemeyecektir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51; Mehmet

Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan,

§ 51).

32. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin fikirlerini

ifade özgürlüğü yoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında adil bir dengenin sağlanıp

sağlanamadığını denetlemektir. Meşru amaçların bir olayda varlığının hakkı

ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasında

olayın şartları içinde bir denge kurmaktır (Bekir

Coşkun, §§ 44, 47, 48; Hakan

Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§ 58,

61, 66).

33. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile

başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına

işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengeninkurulmasına

işaret etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine

terazinin diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine

nazaran açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık

ilkesi yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir. Kamu gücünü kullanan

organların düşüncelerin açıklanmasına ve yayılmasına müdahale ederken ifade

özgürlüğünün kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan korunması

gereken bir menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmaların

varlığını somut olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (bazı farklılıklarla

birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 57;

Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50;

Hakan Yiğit, §§ 59, 68).

34. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(iii) Avukatların

Rolü ve Mesleklerini İcra Ederken İfade Özgürlükleri

35. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun genel

gerekçesinde avukatlık mesleğinin nitelikleri ve önemi, bir kamu hizmeti

olduğu, avukatın yargılama süreci içinde adaletin bulunup ortaya çıkarılmasında

görev aldığı, kamu yararını koruduğubelirtilmiştir.

Kanun'un 1. ve 2. maddelerinde avukatlığın kamusal yönü ağır basan bir meslek

olduğu vurgulanmıştır. Bilgi ve deneyimlerini öncelikle adalet hizmetine

vererek adalete ve hakkaniyete uygun çözümler için hukuk kurallarının tam

olarak uygulanmasında yargı organlarıyla yetkili kurul ve kurumlara yardımı

görev bilen avukatın hukuk devletinin yargı düzeni içindeki yeri özellik

taşımaktadır (AYM, E.2007/16, K.2009/147, 15/10/2009).

36. Avukatların savunma görevini üstlenmeleri ve adaletin

gerçekleşmesine katkıları mesleğin özelliği sayılmakta ve kimi kısıtlamalara

bağlı tutulmalarının haklı nedenlerini oluşturmaktadır. Avukatlık mesleğini

seçenlerin avukatlık adına uygun biçimde görevlerinin gereklerini özenle yerine

getirmeleri, avukatlık unvanından ayrı düşünülemeyecek saygı ve güveni koruyup

güçlendirmenin başta gelen koşullarından biridir (AYM, E.2007/16, K.2009/147,

15/10/2009). Bu kapsamda avukatlar, belli sınırları aşmamak koşuluyla yargının

işleyişine ilişkin eleştiride bulunma hakkına sahiptir. Bu sınırlar yargı

sisteminin düzgün işlemesi için görev yapan kamu görevlileri olan hâkim ve

savcılarla Yüksek Mahkeme üyeleri de dâhil diğer kamu görevlilerini korumak

için gereklidir.

37. Avukatlar tarafından söylenen sözlerin ya da yazılı olarak

yapılan beyanların bu söz ya da beyanların yapıldığı bağlam içinde

değerlendirilmesi gerekir. Bu çerçevede avukatlar tarafından söylenen sözlerin

yapılan konuşmanın tamamı dikkate alınarak ve söylendiği bağlamdan

kopartılmaksızın olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir(Keleş Öztürk,

§ 51).

38. Bazı durumlarda avukatların ifade açıklamaları ile adil

yargılanma hakkı arasında yakın bir ilişki ortaya çıkabilir. Bu nedenle somut

başvurudaki gibi bir ceza davasındaki müdafinin ifade özgürlüğü söz konusu

olduğunda demokratik bir toplumda bu tür bir açıklamaya yapılacak müdahalelerin

çok istisnai durumlarda gerekli olduğu kabul edilebilir (AYM, E.2007/16,

K.2009/147, 15/10/2009).

(iv) Yargı

Erkinin Otoritesinin Korunması

39.Adalet sisteminin düzgün işlemesi için görev yapan kamu

görevlileri olan hâkim ve savcılarla Yüksek Mahkeme üyeleri de diğer kamu

görevlileri gibi kamunun güvenine sahip olmalıdır. Bu sebeple adalet sisteminde

görev alan hâkimler ve savcılarla birlikte diğer yargı çalışanlarını asılsız

suçlamalardan korumak devletin görevlerindendir. Demokratik bir toplumda

bireylere, yargı sistemi ile ona dâhil olan kamu görevlilerini eleştirme ve

onlar hakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte bu eleştirilerin

kişilerin şeref ve itibarlarının korunmasını isteme haklarını ihlal eder boyuta

ulaşmaması gerekir. Buna karşın kamu adına soruşturmaları yürüten Cumhuriyet

savcılarının her türlü eleştirinin dışında olduğu da iddia edilemez (İlhan Cihaner (3),

B. No: 2013/5298, 20/5/2015, §§ 26, 27).

40. Anayasa Mahkemesi Keleş

Öztürk kararında sözlerin muhatabı olan yargı görevlisinin hâkim

veya savcı olup olmamasının da değerlendirmede dikkate alınması gerektiğini

ifade etmiştir. Mahkeme, kamu adına soruşturma yürüten ve kovuşturma aşamasında

iddia makamını temsil eden Cumhuriyet savcısının konumunun kovuşturmayı yürüten

ve yargılama sonucunda hükmü veren hâkimden farklı olduğunu bildirmiştir.

Mahkeme; özellikle iddianamenin kabulüyle başlayan kovuşturma aşamasında

Cumhuriyet savcısının davanın tarafı olmasının

daha belirgin bir hâle geldiğini, bu kapsamda yargılamanın tarafı olan

Cumhuriyet savcılarının eleştiriler karşısında hâkimlere nazaran daha hoşgörülü

olmaları gerektiğini belirtmiştir (Keleş

Öztürk, § 53).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

41. Anayasa Mahkemesi eldeki başvuruya ilişkin kararını, olayın bütün

şartlarını gözeterek ve başvuru konusu sözlerin söylendiği bağlamı dikkate

alarak verecek; bu çerçevede ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin izlenen

meşru amaçlarla orantılı olup olmadığını, derece mahkemelerinin gerekçelerinin

ilgili ve yeterli olup olmadığını belirleyecektir.

42. Başvuru konusu olayda avukat olan başvurucu, duruşma

esnasında hem iddianameyi düzenleyen hem de duruşmada iddia makamını temsil

eden Cumhuriyet savcısına yönelik bazı sözleri nedeniyle hürriyeti bağlayıcı

ceza ile cezalandırılmıştır. Başvurucunun bu sözleri söylemediğine dair bir

iddiası bulunmamaktadır. Dolayısıyla mevcut başvuruda Anayasa Mahkemesi, derece

mahkemelerinin olayın sübutuna ilişkin kabulünü değerlendirmek gereği

duymamaktadır.

43. Başvuru konusu olayda başvurucu tarafından söylenen sözler

sadece duruşma esnasında sarf edilmiştir. Bahsi geçen duruşmaya ilişkin davanın

kamuoyunda bilinen bir dava olduğu da ileri sürülmemiştir. Dolayısıyla

Cumhuriyet savcısına asılsız suçlamalarakarşı

sağlanan korumanın kamusal menfaatlere yönelik açık tartışmaya ilişkin

menfaatlerle dengelenmesi gerekmez.

44. Başvurucu, olayların meydana geldiği tarihte bir insanı

canavarca hisle öldürmek suçundan yargılanan bir sanığın müdafiliğini

yapmaktadır. Canavarca hisle öldürmek suçu kasten öldürme suçunun nitelikli

hâli olarak düzenlenmiştir. Kişinin acıma hissi olmaksızın vahşi yöntemlerle

gerçekleştirilen öldürme, canavarca hisle öldürme olarak kabul edilmiştir. Ceza

hukukunun koruması altına alınan asli hukuksal değerlerden olan hayat hakkına

yönelik müdahalenin canavarca bir hisle işlendiğine karar verilmesi hâlinde

sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülmüştür. Bu suçun diğer

suçlara nazaran en ağır cezayı gerektiren suç olarak düzenlenmesi öldürme fiilinin

toplum bilinci ve ahlakının geniş tepkisini çeken, amacı itibarıyla tehlikeli

ve vahşi, kötülük eğilimini sergileyen, psikolojik bir güdüyü ifade eden bir

kavram olarak algılanması nedeniyledir. Dolayısıyla bir kişi hakkındacanavarca his ile insan öldürdüğünün iddia

edilmesinin bireysel ve toplumsal ölçekte ağır sonuçları olacağı kabul

edilmelidir.

45. Somut olayda bir insanı canavarca hisle öldürmek suçundan

iki kişi hakkında ceza davası açılmıştır. Başvurucu, müdafii

olduğu sanığın olayın tanığı olduğunu ancak Cumhuriyet savcısının elinde

yeterli delil olmaksızın, tutuklu olarak yargılanan asıl fail ile birlikte

müvekkiline de dava açtığını düşünmektedir. Başvurucunun müvekkilinin cinayet

ile ilgili gördüklerini anlatarak olayı aydınlattığını, tutuklu sanığın

gözaltında adli kolluğun ve doktorların da bulunduğu ortamda suçu açıkça

kabullendiğini ortaya koyacak beyanlarda bulunduğunu da ileri sürerek müvekkili

hakkında haksız yere dava açıldığını kanıtlamaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Öte

yandan hakkındaki ağır iddiaya rağmen başvurucunun müvekkili bir gün süreyle

gözaltında tutulmuş, ifadesinin alınmasının ardından tutuksuz yargılanmak üzere

serbest bırakılmıştır. Bundan soruşturma makamlarının başvurucunun müvekkili

hakkında kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunmadığı kanaatinde oldukları sonucu

çıkarılabilir. Nitekim başvurucu da savunmasını müvekkiline dava açmak için

hiçbir sebep bulunmadığı, müvekkilinin aslında tanık olması gerektiği tezi

üzerine oturtmaya çalışmış ve müvekkil daha sonra beraat etmiştir.

46. Başvurucu, savunma esnasında iddianameyi düzenleyen savcıyı

eleştirmiş ve yeterli delil olmaksızın çok ciddi bir ithamda bulunulmasını

tenkit etmiş; savcıyı işgüzar olmakla itham etmiştir.

47. Başvurucunun oldukça haksız olduğunu düşündüğü iddianameye

yönelik eleştirel sözleri üzerine duruşmada iddia makamını temsil eden

Cumhuriyet savcısı söz almış ve anılan beyanı nedeniyle başvurucu hakkında

işlem yapılması için Baro Başkanlığına ve Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda

bulunulmasını talep etmiştir. Bir avukatın savunmasını yaptığı esnada onun

hakkında suç duyurusunda bulunulmasının savunma hakkını önemli ölçüde

etkileyeceği muhakkaktır. Nitekim başvurucu, savcının bu müdahalesine karşılık

vermiş ve yargılamanın iki süjesi arasında duruşma sırasında sözlü bir

karşılaşma meydana gelmiştir. Başvurucu, kendisini kastederek "Asmayı da düşünüyor musunuz?"

diyerek suç duyurusunun haksızlığına dikkat çekmiştir. Başvurucu ile duruşma

savcısı arasında devam eden tartışma sırasında başvurucu, Mahkeme Heyetine

hitaben "Beni çoluk çocukla

uğraştırmayın." diyerek tepkisini ortaya koymuştur. Başvurucu,

bu sözleri duruşma sırasında ortamın gergin olduğu bir anda ve Cumhuriyet

savcısı ile girdiği polemik sonucunda söylemiştir.

48. Başvurucunun iddianameyi hazırlayan savcıya yönelik

eleştirisinin oldukça sert olduğu, avukatlık mesleğinin etik kurallarına ve

saygınlığına zarar verdiği kabul edilse bile bu sözler savcının dava açarken

uyguladığı yönteme ilişkindir. Savcının ne özel hayatının ne mesleki veya diğer

niteliklerinin hedef alındığı söylenebilir. Başvurucunun duruşma savcısına

yönelik sözleri ise savcı ile aralarında yaşanan ve bir ölçüde savcının neden

olduğu polemiğin bir sonucudur. Savunma avukatına ancak çok istisnai hâllerde

müdahale edilebilir ve başvurucunun savunma kurgusuna açıkça müdahale eden,

onunla duruşma sırasında sözlü tartışmaya giren savcının kendisine yöneltilecek

sözleri daha fazla hoşgörü ile karşılaması beklenir.

49. İlk derece mahkemesi savcılara yönelttiği ifadelerden dolayı

başvurucunun iki kez 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar

vermiştir. Ancak ilk derece mahkemesi savunma görevini yerine getiren avukat

hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmetmesinin acil bir ihtiyaçtan

kaynaklandığını ortaya koyamamıştır. Bundan başka hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilmiş olmasının ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin

ağırlığını hafifletmediği vurgulanmalıdır. Başvurucu beş yıl denetimli

serbestlik tedbiri altına alınmıştır ve bir avukat olan başvurucunun bu süre

içinde cezasının infaz edilmesi riski her zaman vardır. Yaptırıma maruz kalma

endişesinin kişiler üzerinde kesintiye uğratıcı bir etkisi vardır ve sonunda

kişi denetim süresini yeni bir mahkûmiyet almadan geçirse bile bu etki, ileride

düşünce açıklamaları veya müvekkillerinin çıkarlarını hararetle savunma görevi

üzerinde caydırıcı etki oluşturabilir (Keleş

Öztürk, § 60).

50. Sonuç olarak olaylara bir bütün olarak yaklaşan Anayasa

Mahkemesi başvurucunun ifadelerinin kamuoyu önünde değil sadece duruşma

salonunda söylenmiş olduğunu da gözetmiş ve başvurucu hakkında hürriyeti

bağlayıcı cezaya hükmedilmesi suretiyle ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin

demokratik bir toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı kanaatine varmıştır.

51. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 26.

maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

52. Başvurucu; sanık müdafiliğini yaptığı bir davada duruşma

esnasında Cumhuriyet savcıları hakkında kullandığı ifadeler nedeniyle

cezalandırılmasının savunma dokunulmazlığı hakkını, itiraz merci tarafından ilk

derece mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin

kararın esastan incelenmemesinin de adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini

ileri sürmüştür. Mevcut koşullarda, başvurunun sonucu da değerlendirildiğinde

başvurucunun bu şikâyetleri hakkında bir inceleme yapılmasına gerek

görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

54.Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 57-60) kararında, Anayasa Mahkemesince bir temel

hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasıl

ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir.

55. Başvurucu, ihlalin tespiti ile birlikte 50.000 TL manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

56. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun duruşma esnasında Cumhuriyet

savcısına sarf ettiği sözlerden dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasına ve

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun düşmediği ve bu nedenle başvurucunun ifade

özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda

ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

57. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Aksaray Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

58. Diğer taraftan somut olay bağlamında yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesi ihlale yol açan yargılama sürecine muhatap olan

başvurucunun bu sürede uğradığı bütün zararları gidermemektedir. Üstelik

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına

karar verilmekle birlikte başvurucunun muhatap olduğu yargısal süreç devam

etmektedir. Dolayısıyla eski hâle getirme

kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için

ifade özgürlüğünün ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle ve yeniden

yargılama suretiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 9.150 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Aksaray Ağır Ceza

Mahkemesine (E.2014/206, K.2015/368) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 9.150 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

7/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör Yrd. : Derya ATAKUL Başvurucu : Bayram AKIN Vekili : Av. Abdulkerim YENİL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/19278, 7 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. İfade Özgürlüğünün
  9. B. Diğer İhlal İddiaları
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. VI. Hüküm
  12. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  13. B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  14. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Kömürcü
  18. Seferinoğlu
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/19278
Tarih
7 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Mehmet Ali Bakır Başvurusu (B. No: 2015/17072)
  • Ayşe Kadriye Gülçin Karaaslan ve Emine Nurçin Gülbaş Başvurusu (B. No: 2015/12273)
  • Enver Kaya Başvurusu (B. No: 2016/14445)
  • Ayşe Kaya Başvurusu (B. No: 2015/5815)
  • Hakan İzci ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/9364)
  • Nurcan Öztok Başvurusu (B. No: 2015/13201)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.