İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Celal Afşin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/18943)

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle

Başvuru No2015/18943Tarih19 Eylül 2018Okuma21 dk · 4.283 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Celal Afşin Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
19 Eylül 2018
Başvuru Numarası
2015/18943
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.283 kelime·21 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucular; sırasıyla 1950, 1952 ve 1959 doğumlu olup yine

sırasıyla İstanbul, Kocaeli ve Batman illerinde ikamet etmektedirler.

9. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından

gerçekleştirilmesi planlanan Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesi kapsamında

baraj gölü alanında kalan başvuruculara ait Siirt ili Merkez ilçesi Yazlıca köyü sınırlarındaki 396 parsel No.lu taşınmaz

hakkında anılan idarece kamulaştırma kararı alınmıştır. Taraflar arasında

uzlaşma sağlanamaması üzerine idare tarafından 29/4/2013 tarihinde kamulaştırma

bedelinin tespiti ve tescil talebiyle Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava

açılmıştır.

10. Mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, taşınmazın tamamı kamulaştırıldığı

için arta kalan kısım söz konusu olmadığından taşınmazın değerinde bir artış ya

da azalma meydana gelmediği belirtilmiştir. Taşınmazda tarla sebzeciliği

üretimi yapıldığı varsayımıyla ve %6 kapitalizasyon

faizi uygulanmak suretiyle net gelir yöntemiyle taşınmazın çıplak m² değeri

12,25 TL olarak saptanmıştır. Raporda ayrıca taşınmazın değerini etkileyen

objektif nedenler de dikkate alınmıştır. Buna göre taşınmazın köy yerleşim yeri

içinde kalmasının, Yazlıca köyünün Siirt merkezi ile

bağlantılı kara yolunun mevcut olmasının, çeşitli nehir ve derelere yakın bir

konumda olmasının, bölgedeki sulu tarım arazisi varlığının az olması nedeniyle

bu niteliğe sahip taşınmazın özel rağbet görmesinin taşınmazın değerini %100

oranında artırdığı kabul edilmiştir. Bu doğrultuda taşınmazın çıplak m² değeri

%100 oranında artırılmış ve bu oran fiyat üzerinden yapılan hesaplamaya göre

taşınmazın arazi olarak kullanılan kısmının kamulaştırma bedeli 20.636 TL

olarak tespit edilmiştir.

11. Anılan keşif ve bilirkişi incelemesi kapsamında ayrıca

taşınmaza ait inşaatın da değeri tespit edilmiştir. Buna göre bilirkişilerce

dava konusu taşınmaz üzerinde yapılan incelemelerde parsel üzerinde taban alanı

357 m² olan, tek katlı betonarme olarak inşa edilen, görünümü itibarıyla 1-2 yaşlarında

olduğu belirlenen ve giriş kapısı demir imalattan, pencereleri ise PVC

imalatından yapılmış olan yapının ahır olarak kullanıldığı tespit edilmiştir.

Anılan yapının değeri hesaplanırken Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 24/4/2013

tarihli ve 28627 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

16/7/1985 tarihli ve 85/9707 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren "Mimarlık ve Mühendislik Hizmetleri Şartnamesi"nin

3.2. maddesi gereğince mimarlık ve mühendislik hizmet bedellerinin hesabında

kullanılacak 2013 Yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkındaki Tebliğ'de

yapının mimarlık hizmetlerine esas olan sınıfı dikkate alınmıştır. Buna göre

taşınmazın üzerinde bulunan yapının değeri tespit edilirken resmî birim

fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesi yöntemi

uygulanmıştır. Bu yöntemin uygulanması suretiyle inceleme konusu mezkûr yapının

yayımlanan yapı sınıflarından 2. sınıf B grubu yapılar arasına girmekte olduğu

ve bu gruba giren yapıların da 2013 yılı için beher metrekaresinin birim fiyatının

320 TL olduğu tespit edilmiş ve yapıya toplamda 112.069,05 TL değer

biçilmiştir. Sonuç olarak bilirkişiler dava konusu taşınmazın kamulaştırma

bedelinin 132.705,05 TL olduğu görüşünü bildirmişlerdir.

12. Mahkemece 3/7/2013 tarihli kararla bu bilirkişi raporuna

dayanılarak kamulaştırma bedeli 132.705,05 TL olarak tespit edilmiştir.

Mahkeme, mezkûr taşınmazın tapusunun iptali ile davacı DSİ Genel Müdürlüğü

adına tapuya tesciline karar vermiştir.

13. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Daire)

3/7/2014 tarihli kararıyla "Dava konusu

taşınmazın niteliği ve bilirkişi raporundaki özelliklerine göre objektif değer

arttırıcı unsur oranı %50'den

fazla olmadığı halde, bu oran daha yüksek alınarak bedel tespit edilmesinin,

dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının niteliğine göre yapı sınıfı 1/A olduğu

halde, 2/B kabul edilerek fazla bina bedeli tespit edilmesi"nin doğru görülmediği

gerekçesiyle kararı bozmuştur.

14. Bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılamada Daire

kararı doğrultusunda objektif değer artış oranı %50 olarak kabul edilmek

suretiyle ve taşınmaz üzerindeki yapının niteliğine göre yapı sınıfının 1/A

olduğu kabul edilerek bina bedeli tespitine gidilmesi suretiyle yeniden yapılan

hesaplama sonucu kamulaştırma bedeli 45.332,84 TL olarak belirlenmiştir.

Mahkeme 22/12/2014 tarihli kararıyla bu oran üzerinden tazminata hükmetmiş,

daha önce fazladan hükmedilen 87.372,21 TL'nin davacı idareye iadesine karar

vermiştir.

15. Mahkeme kararı, Dairenin 1/10/2015 tarihli kararıyla onanmış;

anılan karara karşı karar düzeltme yoluna gidilmemiştir.

16. Nihai karar 4/11/2014 tarihinde başvuruculara tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucular 4/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve

taşınmaz malın idare adına tescili" kenar başlıklı 10.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kamulaştırmanın satın alma usulü ile

yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre

topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel

tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek

taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz

malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3

üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi

karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister."

19. 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma

bedelinin tespiti esasları” kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:

“15

inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz

mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır

bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın;

a) Cins ve nevini,

b) Yüzölçümünü,

c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve

unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,

d)Varsa vergi beyanını,

e)Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini,

f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın

kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması

halinde getireceği net gelirini,

g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki

özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,

h) Yapılarda, (…) resmi birim fiyatları ve

yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,

ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer

objektif ölçüleri,

Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu

unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da

dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz

malın değerini tespit ederler.

Taşınmaz malın değerinin tespitinde,

kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer

artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr

dikkate alınmaz."

B. Uluslararası Hukuk

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Kahyaoğlu ve diğerleri/Türkiye (B. No:

37203/05, 31/5/2016, §§ 4-19) kararına konu olayda, başvurucuların taşınmazının

bir bölümü üzerinde kamulaştırma yapılmaksızın veya kamu irtifakı tesis

edilmeksizin enerji nakil hattı geçirilmiştir. Başvurucular tarafından

kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasında mahkeme bilirkişi

görüşüne başvurmuştur. Bilirkişi, taşınmazın bir bölümünün üzerinden enerji

nakil hattı geçirilmiş olması dolayısıyla değerinin %9 oranında azaldığını

kabul ederek tazminat hesaplamıştır. Ancak mahkemece, Yargıtay kararlarında

kamu irtifakı kurulması nedeniyle taşınmazda oluşacak değer düşüklüğünün

taşınmazın toplam değerinin %2'sini geçemeyeceğinin belirtildiği gerekçe

gösterilerek meydana gelen zararın taşınmaz değerinin %2'siyle sınırlı olduğu

sonucuna ulaşılmıştır. Mahkeme, bu görüşten yola çıkarak bilirkişi raporundaki

tespite rağmen taşınmazın değerinin %7'sine isabet eden tazminat istemi

yönünden davayı reddetmiştir. Söz konusu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.

22. AİHM, bilirkişi raporunda taşınmazda oluşan değer kaybı

taşınmazın gerçek değerinin %9'u olarak tespit edildiği hâlde mahkemenin

Yargıtay içtihadından hareketle zarar miktarını taşınmaz değerinin %2'si ile

sınırlandırdığına işaret ettikten sonra yargı mercilerince bunun gerekçesinin

açıklanamadığını vurgulamıştır. AİHM, Yargıtayın

farklı durumların gözönünde bulundurulmasını dışlayan

katı yorumu nedeniyle başvurucuların taşınmaz değerinin %7'sine tekabül eden zararlarının

karşılanamadığını belirtmiş ve bunun da kamu yararı ile bireysel yarar

arasındaki adil dengeyi bozduğunu ifade ederek mülkiyet hakkının ihlal edildiği

sonucuna ulaşmıştır (Kahyaoğlu ve

diğerleri/Türkiye, §§ 33-40).

23. Diğer taraftan Kutlu ve

diğerleri/Türkiye kararında da kamulaştırılan bir taşınmazın

bilirkişi raporunda objektif değer artışının %40 oranında belirtilmesine rağmen

derece mahkemelerince %25 olarak belirlenmesi yine mülkiyet hakkı bağlamında

incelenmiştir. AİHM derece mahkemelerinin bilirkişi raporundaki sonuçların göz

ardı edilmesi nedenlerini somut ve yeterli gerekçelerle açıklaması gerektiğini,

somut olayda ise göz önünde bulundurulacak ölçütlerin basit bir anlatımının,

mahkemece değer düşüklüğü oranının %25 ile sınırlandırmasına neden olan

kriterleri neden ve nasıl dikkate aldığını belirtmediği için yeterli bir

gerekçe gibi kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. AİHM bu gerekçeyle sonuç

olarak tazminat miktarının belirlenme şeklinin, söz konusu miktarın maruz

kalınan zarar ile makul bir şekilde uygun olduğunu ifade etmesine imkân

vermediği gerekçesiyle ölçülülük yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine

karar verilmiştir (Kutlu ve

diğerleri/Türkiye, B. No:51861/11, 13/12/2016, §§ 62-76).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 19/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

25. Başvurucular, temyiz makamının yetkisi olmadığı hâlde

bilirkişi tarafından belirlenmesi gereken ve uzmanlık alanı dışında bir konuda

doğrudan değerlendirme yaparak karar vermesinden yakınmaktadırlar. Başvurucular

sonuç olarak ödenen tutarın kamulaştırılan taşınmazın gerçek bedelini

yansıtmaktan uzak olduğunu ileri sürmekte ve adil yargılanma hakkı ile mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini belirtmektedirler.

B. Değerlendirme

26. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın

"Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

27. Anayasa'nın 46. maddesi şöyledir:

"Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu

yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla,

özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla

gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî

irtifaklar kurmaya yetkilidir.

Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan

artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun

uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin

gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve

turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla

gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme

süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.

Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan

doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.

İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde

ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları

için öngörülen en yüksek faiz uygulanır. "

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların Dairenin yetkisi olmadığı

hâlde bilirkişi tarafından belirlenmesi gereken ve uzmanlık alanı dışında bir

konuda doğrudan değerlendirme yapmak suretiyle keyfî olarak Mahkeme kararını

bozduğuna yönelik şikâyetlerinin özünün kamulaştırma bedelinin miktarına

ilişkin olduğu gözetildiğinde başvuruların mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

29. Başvurucuların kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin

şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olmadığına ve başka bir kabul edilemezlik

nedeni de bulunmadığından kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı ile

Müdahalenin Varlığı ve Türü

30. Somut olayda başvurucuların taşınmazı tamamen

kamulaştırılmıştır. Taşınmaz mal varlığının Anayasa’nın 35. maddesinde yer alan

mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.

Başvurucuların taşınmazının mülkiyetinin kamulaştırma yoluyla Hazineye geçmiş

olmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Anayasa Mahkemesinin

çok sayıda kararında da belirtildiği üzere taşınmazın kamulaştırılması

mülkiyetten yoksun bırakma niteliği taşımaktadır (Mehmet Akdoğan ve Diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §

32; AYM, E.1988/34, K.1989/26, 21/6/1989; E.2011/58, K.2012/70, 17/5/2012).

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

31. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

32. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).

i. Kanunilik

33. Kamulaştırmanın usul ve esasları 2942 sayılı Kanun'da

düzenlenmiştir. Somut olayda, başvurucuların taşınmazının Ilısu Barajı ve Hidroelektrik

Santrali'nin yapılması amacıyla idare kararıyla kamulaştırıldığı ve

kamulaştırma sürecinin 2942 sayılı Kanun’a göre sürdürülerek tamamlandığı

görülmektedir. Bu durumda mülkiyetten yoksun bırakmanın kanuni dayanağının

bulunduğu anlaşılmaktadır.

ii. Meşru Amaç

34. Somut olayda başvurucuların taşınmazı Ilısu Barajı ve

Hidroelektrik Santrali'nin yapılması amacıyla kamulaştırılmıştır. Baraj ve

hidroelektrik santrali yapılmasında kamu yararı bulunduğu açıktır.

iii. Ölçülülük

(1)

Genel İlkeler

35.Ölçülülük ilkesi; elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102,

K.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32,

K.2013/112, 10/10/2013; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127,

22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

§ 38).

36. Mülkiyet hakkından yoksun bırakma biçimindeki müdahalelerde,

hedeflenen kamu yararı ile malikin bireysel yararı arasında gözetilmesi gereken

adil denge ancak malike tazminat ödenmek suretiyle sağlanabilir. Diğer bir

ifadeyle mülkten yoksun bırakmalarda malike tazminat ödenmesi, müdahaleyle

malike yüklenen aşırı külfetin telafi edilmesini temin eden temel bir araçtır.

Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma yoluyla malikin mülkiyet hakkının

sona erdirildiği hâllerde malike ödenmesi gereken tazminat taşınmazın gerçek

bedelidir. Bu itibarla taşınmazın gerçek bedelinin ödenmediği durumlarda somut

olayın koşulları da gözetilerek müdahalenin orantılı olmadığı sonucuna

ulaşılabilir (Cevat Aydın, B. No:

2014/13886, 4/10/2017, § 59).

37. Çok sayıda alıcısı ve satıcısı bulunmayan ve satışa konu

olan malların aynı nitelikte (homojen) olmadığı emlak piyasasında bir

taşınmazın herkes için geçerli tek, değişmez ve kolay hesaplanabilir bir

fiyatının olmadığı da gözönünde bulundurulmalıdır.

Anayasa'nın koruması altında bulunan mülkiyet hakkı açısından önemli olan,

kamulaştırılan veya üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın gerçek değerinin

2942 sayılı Kanun'a göre belirlenmesi, irtifak hakkı kurulan taşınmazda meydana

gelen değer düşüklüğü karşılığının objektif kriterlere göre tespit edilmesi ve

ulaşılmak istenen kamu yararı ile orantılı bir bedelin başvuruculara

ödenmesidir (Mukadder Sağlam ve diğerleri,

B. No: 2013/2511, 22/1/2015, § 48).

38. Kamulaştırma yoluyla malikin mülkiyet hakkının sona

erdirildiği hâllerde taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi orantılılık

ilkesinin gereğidir. Taşınmaz bedelinin tespiti teknik ve uzmanlık gerektiren

bir konudur. Bu nedenle kamulaştırılan taşınmazın bedelinin tespiti uzman

mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman

dairelerinin yetki ve görevindedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda uzmanlaşmış bir

mahkeme olmadığı gibi Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkı kapsamında yapılan

bireysel başvurularda bedel veya değer düşüklüğü karşılığını hesaplamak gibi

bir görevi de bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkına yapılan

müdahale ile ödenen bedel arasındaki ilişki yönünden yapacağı tespit,

orantılılık incelemesinden ibarettir (Mukadder

Sağlam ve diğerleri, § 49; Abdülkerim

Çakmak ve diğerleri, B. No: 2014/1964, 23/2/2017, § 52).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

39. Somut olayda taşınmazları kamulaştırılan başvuruculara

ödenmesi gereken tazminat miktarının tespitine yönelik açılan davada Mahkemece taşınmazın

gerçek bedelinin tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda kapitalizasyon

faizi %6, objektif değer artış oranı ise %100, taşınmaz üzerindeki yapının

niteliğine göre yapı sınıfı 2/B kabul edilmek suretiyle yapılan hesaplamaya

göre kamulaştırma bedeli 132.705,05 TL olarak tespit edilmiş ve Mahkemece bu

bedele hükmedilmiştir. Ancak kararı temyiz yoluyla inceleyen Daire, objektif

değer artışının %50'den fazla olamayacağı ve dava konusu taşınmaz üzerindeki

yapının niteliğine göre yapı sınıfı 1/A olduğu için bina bedelinin buna göre

tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozma kararı

doğrultusunda yeniden yapılan hesaplamada taşınmaz ve üzerindeki yapının bedeli

45.332,84 TL olarak belirlenmiştir.

40. Başvurucular, ilkin taşınmazlarının değerini etkileyen

objektif değer artış oranının %50 olarak dikkate alınmasından yakınmaktadırlar.

Başvurucuların lehine hükmedilen tazminatın taşınmazın gerçek değerini

karşılayıp karşılamadığının ve dolayısıyla müdahalenin ölçülü olup olmadığının

denetiminin yapılabilmesi bakımından taşınmazın

değerini etkileyen objektif unsurların mahiyetinin ortaya konulması

gerekmektedir.

41. 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasının (f)

bendinde araziler için kamulaştırma bedelinin taşınmazın kamulaştırma

tarihindeki mevkii ile şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması hâlinde

getireceği net getiri esas alınarak belirlenmesi öngörülmektedir. Düzenli ve

sürekli tarımsal getiri istatistikleri ise ülkemizde il ve ilçe tarım

müdürlükleri tarafından il merkezi ve ilçeler düzeyinde tutulmaktadır. Bu

nedenle mahkemeler ve mahkemelerin atadığı bilirkişiler, Yargıtayın

yerleşik içtihatları doğrultusunda özel bir durum olmadıkça kamulaştırma

bedelinin tespitinde resmî birer kurum olan il ve ilçe tarım müdürlüklerinin

verilerini kullanmaktadırlar (Tahsin Erdoğan,

B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 63).

42. Net gelir yönteminde, taşınmazda mutat olarak ekilen tarım

ürünlerinin ortalama verim miktarı ile değerlendirme yılındaki ortalama toptan

kilogram satış fiyatları esas alınarak arazinin değerlendirme yılında bir

dekarından elde edilecek gayrisafi geliri bulunur. Gayrisafi gelirden ortalama

masraflar çıkarılarak net gelir hesaplanır. Hesaba alınan ürünlerin yıllık

ortalama fiyatları değil hasat dönemindeki fiyatları esas alınır (Cevat Aydın, § 57).

43. Taşınmazın değerini etkileyen objektif unsurlar da değerin

belirlenmesinde hesaba katılmaktadır. Bu unsurların tahdidi olarak sayılması

mümkün değil ise de taşınmazın yola ve yerleşim yerine yakınlığı, ticari ve iş

kapasitesi, deniz, göl, nehir gibi tabii güzelliklere uzaklığı, imarlı

bölgelere yakınlığı gibi özellikler buna örnek gösterilebilir (Cevat Aydın, § 59).

44. Olayda bilirkişi raporunda, taşınmazın köy yerleşim yeri

içinde kalmasının Yazlıca köyünün Siirt merkezi ile

bağlantılı kara yolunun mevcut olmasının, çeşitli nehir ve derelere yakın bir

konumda olmasının, bölgedeki sulu tarım arazisi varlığının az olması nedeniyle

bu niteliğe sahip taşınmazın özel rağbet görmesinin taşınmazın değerini %100

oranında artırdığı kabul edilmiştir. Ancak Daire bu oranın %50'yi

geçemeyeceğini belirtmiştir.

45. Bilirkişi; uyuşmazlığın çözümünü etkileyen ve hâkimin hukuki

bilgisiyle aydınlatılamayan bilimsel ve teknik meseleleri açıklığa kavuşturmak,

bu tür meselelerde mahkemeyi bilgilendirmek amacıyla görüşüne başvurulan uzman

kişi olup bilirkişi görüşünün mahkemeyi bağlamayacağı muhakkaktır. Bilirkişi

raporu, hâkimin uyuşmazlığı çözerken dikkate alacağı takdirî

bir delilden ibarettir. Hâkim; bilirkişi görüşünü içeren raporun yeterliliğini,

raporda açıklanan görüş ve kanaatin itibar edilebilirliğini, dayandığı olguları

gözönünde bulundurarak hükme esas alınıp

alınmayacağını serbestçe değerlendirir ve takdir eder. Bu bağlamda hâkim,

bilimsel ve teknik bakımdan yetersiz ve çelişkili bulduğu bilirkişi raporlarını

hükme esas almak zorunda değildir. Bu durum, karar verme ve hüküm kurma

yetkisinin hâkime ait olmasının doğal bir sonucudur. Aksi takdirde şekil olarak

hükmü kuran hâkim olsa da gerçekte hüküm bilirkişi tarafından verilmiş olur ki

bu durum yargı yetkisinin devri anlamına gelir (Saadet Esin, B. No: 2014/18103, 26/10/2017, § 46).

46. Bununla birlikte bilirkişinin bilimsel veya teknik uzmanlık

gerektiren ve objektif olarak bakıldığında mahkemenin vâkıf olmadığı

meselelerde görüş beyan ettiği dikkate alındığında mahkemenin bilirkişi

raporunu yetersiz görmesi durumunda bunun gerekçesini ortaya koyması gerekir.

Mahkemenin gerekçesini açıklamadan bilirkişi raporunu hükme esas alınamaz

bulması, raporun lehine olduğu kişi açısından yargılama adaletini olumsuz yönde

etkileyebileceği gibi kamulaştırma veya idari irtifak bedelinin tespit edildiği

davalarda taşınmazın gerçek bedelinin veya taşınmazda meydana gelen değer kaybının

gerçek miktarının tespit edilmesini de engelleyebilir (Saadet Esin, § 47).

47. Taşınmazın değerini etkileyen objektif nedenlerin her somut

taşınmaz yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Taşınmazın köy

yerleşim yeri içinde kalıp kalmamasının, şehir merkezi ile bağlantılı kara

yolunun mevcut olup olmamasının, su kaynağı olan dere ve nehirlere uzaklığının,

bölgedeki sulu tarım arazi varlığının az ya da çok olmasının, rağbet görme

derecesinin onun değerini etkileyebileceği tabiidir. Olayda bilirkişi

raporunda, somut taşınmazın bu özellikleri dikkate alınarak objektif değer

artırıcı unsur oranı %100 olarak belirlendiği hâlde Daire, bunun en fazla %50

olabileceğini kabul etmiştir. Daire kararında bilirkişi raporunda yer alan ve

taşınmazın değerini artırdığı kabul edilen objektif nedenlere yönelik somut bir

eleştiriye de yer verilmemiştir. Dairenin somut taşınmazla ilgili bir

değerlendirme yapmadan objektif değer artırıcı unsur oranını %50 ile

sınırlaması taşınmazın gerçek değerinin ödenmemesi sonucuna yol açmıştır.

48. Diğer yandan aynı şekilde Bilirkişi Kurulunca düzenlenen

raporda taşınmaz üzerinde yer alan yapının yayımlanan mezkûr yapı sınıflarından

2/B grubu yapılar arasında girmekte olduğu ve bu gruba giren yapıların da 2013

yılı için beher metrekaresinin birim fiyatının 320 TL olduğu tespit edilmiş ve

bu tespitten hareketle yapıya toplamda 112.069,05 TL değer biçilmiştir. Buna

göre taşınmaz üzerinde yer alan yapının mezkûr yapı sınıflarından hangi yapı

grubuna girdiği hususunun da her yapının kendine mahsus özellikleri tespit

edilerek belirlenmesi yoluna gidilmelidir. Bu kapsamda bir yapının tarımsal

endüstri yapısı mı yoksa basit tarım yapısı mı olduğunun tespiti için onun

betonarme olup olmadığı, yapımında kullanılan malzemenin niteliği, taşınmaz

üzerinde kapladığı alanın büyüklüğü gibi hususların dikkate alınacağı tabiidir.

49. Nitekim olayda bilirkişi raporunda, taşınmaz üzerindeki

yapının bu özellikleri dikkate alınarak mezkûr yapı sınıflarından 2/B grubu

yapılar arasına girmekte olduğu tespit edilmiştir. Anılan somut tespitlere

rağmen Daire, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının niteliğine göre yapı

sınıfı 1/A olduğu için bina bedelinin buna göre tespit edilmesi gerektiğine

karar vermiştir. Daire kararında bilirkişi raporunda yer alan ve taşınmazın

üzerinde yer alan taşınmaz üzerindeki yapının niteliğine göre yapı sınıfının

2/B olduğu şeklindeki kabulüne yönelik somut bir eleştiriye de yer

verilmemiştir. Dairenin somut taşınmaz üzerinde yer alan yapının niçin basit

tarım yapısı sayılması gerektiğine ilişkin bir değerlendirme yapmadan onun

tarımsal endüstri yapısı olarak nitelendirilmesi gerektiğine ilişkin kanaati,

bu yönden de kamulaştırılan taşınmazın gerçek değerinin ve buna bağlı olarak

taşınmazın rayiç değerinin ödenmemesine yol açılmıştır.

50. Sonuç olarak Dairenin Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi

raporundaki somut tespitlere yönelik herhangi bir eleştiri getirmeden ve soyut

olarak objektif değer artırıcı unsur oranının %50'yi geçemeyeceğini kabulünden

hareketle bu oranı %50 ile sınırlamasının ve benzer bir yaklaşımla dava konusu

taşınmaz üzerindeki yapının niteliğine göre yapı sınıfı 1/A olduğu için bina

bedelinin buna göre tespit edilmesi gerektiğine karar vermesinin kamulaştırma

işlemi nedeniyle taşınmazın değerinde oluşan azalmanın tam olarak

karşılanmasını engellediği anlaşılmaktadır. Bu durumda kamulaştırma işlemi sonucumülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle malike yüklenen

külfet ile kamu yararı arasında makul bir dengenin kurulamadığı ve başvurucuya

yüklenen külfetin aşırı ve ölçüsüz olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

51. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

53. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

54. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

55. Mehmet Doğan

kararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derece

mahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derece

mahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Buna

göre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yeniden

yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde, ilgili usul kanunlarında düzenlenen

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesi

sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derece

mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı

verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir

derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği

doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla

yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).

56. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gereken

şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafından

bir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali

gideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,

kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit

edilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.

Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin bir

işlemden veya yerine getirilmeyen usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanıyorsa

söz konusu usul işleminin hak ihlalini giderecek şekilde yeniden (veya daha

önce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap etmektedir. Buna karşılık

ihlalin idari işlem veya eylemin kendisinden ya da (derece mahkemesince yapılan

veya yapılmayan usul işlemlerinden değil de) derece mahkemesi kararının

sonucundan kaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiği

hâllerde derece mahkemesinin usule dair herhangi bir işlem yapmadan, doğrudan,

mümkün olduğunca dosya üzerinden, önceki kararının aksi yönünde karar vererek

ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan, § 60).

57. Başvurucular, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi

talebinde bulunmuştur.

58. Anayasa Mahkemesi, Dairenin Mahkemece hükme esas alınan

bilirkişi raporundaki somut tespitlere yönelik herhangi bir eleştiri getirmeden

ve soyut olarak objektif değer artırıcı unsur oranının %50'yi geçemeyeceği

kabulünden hareketle bu oranı %50 ile sınırlamasının ve benzer bir yaklaşımla

dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının niteliğine göre yapı sınıfı 1/A olduğu

için bina bedelinin buna göre tespit edilmesi gerektiğine karar vermesinin

kamulaştırma işlemi nedeniyle taşınmazın değerinde oluşan azalmanın tam olarak

karşılanmasını engellediğini ve bu nedenle başvurucuların mülkiyet haklarının

ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme

kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

59. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesine

(E.2014/732) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin

başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere Siirt 2. Asliye Hukuk Hukuk

Mahkemesine (E.2014/732) GÖNDERİLMESİNE,

D. Kararın bir örneğinin bilgi için Yargıtay 5. Hukuk Dairesine

GÖNDERİLMESİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin MÜŞTEREKEN BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

M. Emin

ŞAHİNER

Başvurucular

:

1. Celal

AFŞİN

2. Mahmut

AFŞİN

3. Murat

AFŞİN

Vekili : Av. Abdullah Murat SARAÇOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/18943, 19 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  13. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  14. C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 35. maddesinde güvence
  15. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Özgüldür
  18. Gökcan
  19. M. Emin
  20. Şahiner
  21. Afşin
  22. Afşin
  23. Afşin
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/18943
Tarih
19 Eylül 2018

İlgili Kararlar

  • Cemal Yüksel Başvurusu (B. No: 2016/588)
  • Azime Şahin Başvurusu (B. No: 2015/18161)
  • Halkın Kurtuluş Partisi Başvurusu (B. No: 2015/19585)
  • Fevzi Yazıcı Başvurusu (B. No: 2016/59786)
  • Cemal Zerek Başvurusu (B. No: 2016/1074)
  • Dostem Dawod Başvurusu (B. No: 2017/40062)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.