İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Celal Korkut Vata ve Hatice Gelengül Varış Başvurusu (B. No: 2016/4284)

1. Başvuru; yakınlarının şüpheli ölümüyle ilgili suç duyurusu

Başvuru No2016/4284Tarih10 Mart 2020Okuma18 dk · 3.555 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Celal Korkut Vata Ve Hatice Gelengül Varış Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2020
Başvuru Numarası
2016/4284
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.555 kelime·18 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; yakınlarının şüpheli ölümüyle ilgili suç duyurusu

üzerine başlatılan ceza soruşturmasının etkili bir şekilde yürütülmemesi

nedeniyle yaşam hakkının, ölüm olayından kısa bir süre önce mal varlığının

usulsüz şekilde yer değiştirmesi nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere göre

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucuların yakını olan İ.V. parkinson, hipertansiyon,

hiperlipidemi, hipotiroidi ve bipolar bozukluk tanılarıyla ilaç kullanmakta

olup 2/9/2012 tarihinde evinde yatağından yere düşmüş şekilde bulunarak Ankara

Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi (Eğitim ve Araştırma Hastanesi) Acil

Servisine kaldırılmıştır.

9. Genel durumu kötü olarak hastaneye getirilen İ.V.ye burada

ilk ve acil müdahale yapılmış ve lityum düzeyinin 3,6 olduğunun tespit edilmesi

üzerine lityum intoksikasyonu (zehirlenme) tanısıyla İ.V. diyalize alınmıştır.

10. Diyaliz sonrası klinik durumu değişmeyen İ.V. tekrar

diyalize alınmış fakat yoğun bakım ihtiyacının doğması, Eğitim ve Araştırma

Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesinde yer olmaması üzerine 4/9/2012 tarihinde 112

Acil Servis aracılığıyla Özel K. Sincan Hastanesine sevk edilmiştir.

11. Özel K. Sincan Hastanesinde tedavisi devam eden ve olay

tarihinde 67 yaşında olan İ.V. 7/9/2012 tarihinde hayatını kaybetmiştir.

12. İ.V. adına düzenlenmiş ölüm belgesinde ölüm nedeni olarak

akut böbrek yetmezliği (7 gün), akut lityum intoksikasyonu (7 gün) ve manik

depresif bozukluk (10 yıl) olarak gösterilmiş ve otopsi yapılmadığı

belirtilmiştir.

A. İ.V.nin Ölümü ile

İlgili Olarak Yürütülen Ceza Soruşturması Süreci

13. Başvurucuların İ.V.nin ölümü ile ilgili olayın

aydınlatılması ve ölüm olayında sorumlulukları bulunduğunu ileri sürdükleri

Y.Ö., O.A., Y.E.Y. ve Z.S. hakkında kamu davası açılması talebini içeren

4/3/2013 tarihli şikâyet dilekçesi üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

(Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatılmıştır.

14. Başsavcılık yürüttüğü soruşturma kapsamında başvurucuların

müşteki sıfatıyla,Y.Ö., O.A., Y.E.Y. ve Z.S.nin ise şüpheli sıfatıyla

ifadelerini almış; İ.V.nin tedavi gördüğü sağlık kuruluşlarının tedavi

tarihlerine ilişkin kamera görüntülerini ve tüm tedavi evraklarını temin etmek

amacıyla ilgili kuruluşlara müzekkere yazmış, temin ettiği tedavi evraklarını

İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığına göndererek İ.V.nin ölüm nedeni ile

hastalanmasında, tedavisinde ve ölümünde hata, kusur ve ihmalin bulunup

bulunmadığı hususunda rapor verilmesini istemiştir.

15. Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile İstanbul Adli Tıp

Kurumu Başkanlığının 12/6/2013 tarihli raporunda bahsedilen İ.V. ile ilgili

muayene, tanı ve tedaviler şöyledir:

i. Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve Askeri Tıp Fakültesi Ruh

Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalının 29/4/1999 tarihli muayene notuna göre

hastaya bipolar bozukluk tanısıyla nörodol

tb 5 mg, akineton 76 tb 2 mg, lithoril cap 300 mg reçete edilmiştir.

ii. Özel B. Dahiliye Polikliniği muayene çıkış özetine göre

24/7/2012 tarihinde kırgınlık, yorgunluk, halsizlik, unutkanlık, bacaklarda

ağrı, yürümede zorluk ve midede yanma şikâyetleriyle polikliniğe başvuran

hastanın muayenesi sonucunda kronik kabızlığı olduğu, depresyon, hipertansion,

hiperlipidemi ilaçları kullandığı, batın distandü epigastrik hassasiyeti olduğu

tespit edilerek TA 135-85, N 80/dak genel durumu orta, venöz yetersizlik,

kırgınlık, yorgunluk, gastrit kabızlık, miyalji tanılarıyla kendisine reçete

verilmiştir.

iii. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalının

24/8/2012 tarihli epikriz raporuna göre gece yataktan kalkarken ayağı kayıp

düşen hasta, sağ yan ağrısı şikâyetiyle hastaneye gelmiş; muayenesi sırasında

sağ 9, 10, 11, 12. kostalarda ve sağ üst kadranda hassasiyeti olduğu, direk

grafisinde patoloji görülmediği tespit edilerek önerilerde bulunulmak suretiyle

taburcu edilmiştir.

iv. Özel B. Tıp Merkezinin Dahiliye Polikliniği hasta çıkış

özetine göre hasta 28/8/2012 tarihinde ayaklarında şişlik, halsizlik

şikâyetiyle polikliniğe gelmiş, şişlerin eskiye göre azalmış olduğu görülerek

TA 135/75 mmHg ayak bileği ödemli hiperkolesterolemi tanısıyla kendisine crestor 10 mg film tb reçete edilmiştir.

v. Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 2/9/2012 giriş, 3/9/2012

çıkış tarihli hastane evraklarında özetle hastanın sabah yatağında düşmüş

olarak bulunup Acil Servise getirildiği, lityum

3.6 CK 1500 lityumun toksik düzeyde olduğu, mevcut lityum düzeyi

gözönüne alınarak lityum intoksikasyonu

düşünülüp hastanın diyalize alındığı, diyaliz sonrası klinik durumu ve

muayenesinde değişme olmayan hastanın yeniden diyalize alındığı ancak

Hastanenin Yoğun Bakım Ünitesinde yer olmaması üzerine 112 aracılığıyla dış

merkezde yer bulunarak buraya nakledildiği belirtilmiştir.

vi. Özel K. Sincan Hastanesinin 4/9/2012 giriş, 7/9/2012 çıkış

tarihli hastane evrakının tetkikinde özetle Eğitim ve Araştırma Hastanesinde

lityum seviyesi 3,7 tespit edilen hastanın acil olarak hemodiyalize alınarak

Yoğun Bakım Ünitesine devredildiği, hastanın kabulünde bilincinin kapalı ve

genel durumunun kötü olduğu, tedavi sırasında genel durumu iyice kötüleşen

hastada saat 15.00'te kardiyak arrest

geliştiği, hastaya CPR uygulandığı, atropin ile adrenalin yapıldığı ancak uygulanan

CPR'a cevap vermeyen hastanın saat 15.45'te exitus

kabul edildiği belirtilmiştir.

16. İstanbul Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 12/6/2013

tarihli raporunda;

i. Zamanında otopsi yapılarak dokulardaki makroskopik

histopatolojik toksikolojik serolojik tetkikler yapılmamış olmakla birlikte

tıbbi belgelere göre kişinin ölümünün lityum intoksikasyonu ve gelişen

komplikasyonları sonucu meydana geldiği,

ii. Hastanın lityum intoksikasyonu tanısı konarak

konsültasyonlarının istenmesi ve diyalize alınmasının uygun olduğu cihetiyle

kişinin muayene, takip ve tedavisine katılan ilgili hekimlere ve yardımcı

sağlık personeline atfı kabil kusur bulunmadığının oybirliğiyle mütalaa

olunduğu belirtilmiştir.

17. Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun 27/8/2015 tarihli raporunda;

i. Zamanında otopsi yapılarak dokulardaki makroskopik

histopatolojik toksikolojik serolojik tetkikler yapılmamış olmakla birlikte

tıbbi belgelere göre kişinin ölümünün lityum intoksikasyonu ve gelişen

komplikasyonları sonucu meydana geldiği,

ii. Lityum intoksikasyonu tanısıyla diyalize alınan, diyaliz

sonrası klinik durumu değişmeyen, sonrasında tekrar diyalize alınan ve yoğun

bakım ihtiyacı nedeniyle sevk edildiği Özel K. Sincan Hastanesine 4/9/2012 günü

getirildiğinde bilinci kapalı moniterize edilerek yoğun bakımda takip edilen,

hemofiltrasyon yapılan hastaya lityum intoksikasyonu tanısı konarak

konsültasyonlarının istenmesi ve diyalize alınmasının uygun olduğu cihetiyle

Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kişinin muayene, takip ve tedavisine katılan

ilgili hekimlere ve yardımcı sağlık personeline atfı kabil kusur bulunmadığı,

4/9/2012 tarihinde sevkle getirildiği Özel K. Sincan Hastanesine ait tıbbi

evrak istenmesine rağmen ilgili sağlık kuruluşunun kapatılmış olması nedeni ile

kişiye ait tıbbi evrakın gönderilemeyeceğinin bildirilmesi nedeniyle Özel K.

Sincan Hastanesinde kişiye yapılan tıbbi işlemlerin tıp kuralllarına uygun olup

olmadığı hususunda görüş bildirilemeyeceğinin oybirliğiyle mütalaa olunduğu

ifade edilmiştir.

18. Başsavcılık yürüttüğü soruşturma neticesinde 9/11/2015

tarihli kararıyla İ.V.nin ölümüne kadar yapılan tedavilerde herhangi bir kasıt

ve ihmalin olmadığı, ayrıca şüphelilerin üzerilerine atılı suçu işlediklerine

dair şu an itibarıyla inandırıcı ve yeterli delil bulunmadığı gerekçeleriyle kovuşturmaya

yer olmadığına dair karar vermiştir.

19. Anılan karara başvurucular vekili tarafından itiraz edilmiş

olup itirazı inceleyen Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliği 12/1/2016 tarihli

kararıyla itirazın reddine karar vermiştir.

20. Başvurucular anılan nihai kararın kendilerine 27/1/2016

tarihinde tebliğ edildiğini belirtmiş ve 26/2/2016 tarihinde bireysel başvuru

yapmışlardır.

B. Y.Ö. Hakkında

Yürütülen Ceza Soruşturması Süreci

21. Başvurucu Celal Korkut Vata, Başsavcılığa yaptığı şikâyetinde

özetle müzik derneğinde çalışan şüpheli Y.Ö.nün, annesi İ.V.nin vefatından

yaklaşık elli gün önce onun hastalığından faydalanmak suretiyle Fethiye

ilçesinde bulunan üç taşınmazı kendi üzerine geçirdiğini, ayrıca şüpheli

Y.Ö.nün ölüm olayından sonra İ.V.nin ikametinde bulunan bazı eşyaları aldığını

ve kendisine hakaret ettiğini belirterek şüpheli Y.Ö. hakkında dolandırıcılık,

hırsızlık ve hakaret suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu dava

açılmasını istemiştir.

22. Başsavcılık soruşturma kapsamında başvurucu Celal Korkut

Vata'nın müşteki sıfatıyla, Y.Ö.nün şüpheli sıfatıyla ve Z.S., O.A. ve diğer

başvurucu Hatice Gelengül Varış'ın tanık sıfatıyla ifadelerini almış; şikâyete

konu taşınmazların hukuki durumlarını araştırmış, Ankara Valiliği İl Dernekler

Müdürlüğünden taşınmazların satış ve bağış işlemlerine ilişkin bilgi ve

belgeleri temin etmiştir.

23. Başsavcılık yürüttüğü soruşturma neticesinde 14/8/2013

tarihli kararıyla "ölen İ.V. adına

kayıtlı taşınmazların Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nde hala davalar devam

etmekte olduğundan ve taraflar arasındaki bu ilişki hukuki nitelikte olup

dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmadığından, müşteki tarafından ölen

İ.V. tarafından verilen sözlü vasiyet üzerine dayatılan televizyon, elektrik süpürgesi

ve halılarda hırsızlık amaçlı tamamen bir vasiyetin yerine getirilmesi

niteliğinde görülüp ayrıca müşteki annesi olan ölen İ.V.nin evden gitmesini

isteyip bu eşyaları da annesi İ.V. Dileğinde kullanma hakkına sahip olduğundan

ve aksi ispatlanamayan sözlü vasiyet uyarınca eşyaların ihtiyaç sahiplerine

verildiği kanaatine varılarak hırsızlık suçunun oluşmadığı..." şeklindeki

gerekçeye dayanarak kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

C. Tapu İptali ve Tescil

Davasına İlişkin Süreç

24. Başvurucu Celal Korkut Vata, İ.V.nin tek mirasçısı olduğunu,

davalı Y.Ö.nün İ.V.nin hastalığından, hukuki ve fiilî ehliyetinin

bulunmamasından yararlanarak Fethiye ilçesindeki üç taşınmazı bedelsiz olarak

üzerine geçirdiğini ancak işlemin tapuda satış olarak gösterildiğini belirterek

anılan taşınmazların tapu kaydının ehliyetsizlik ve hile nedeniyle iptali ile

kendisi adına tescili için Fethiye 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.

25. Fethiye 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, İ.V.nin taşınmazların

satış tarihi olan 18/7/2012 tarihinde fiil ehliyeti olup olmadığının tespiti

için Adli Tıp Kurumundan rapor aldırmıştır.

26. Adli Tıp Kurumu Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun

20/9/2017 tarihli raporunda, İ.V.nin taşınmazların satış tarihi olan 18/7/2012

tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun kabulü gerektiğini belirtmiştir.

27. Fethiye 4. Asliye Hukuk Mahkemesi yaptığı yargılama

neticesinde 12/4/2019 tarihli kararında "...taşınmazların

muris tarafından [Y.T.] Müziği

Eğitim ve Kültür Derneğine bağışlamak istendiği ancak derneğe bağış işlemi

yapılamayınca taşınmazlarıdavalıya satış göstererek derneğe bağışlanmak üzere

devrettiği, davalının bu taşınmazları bağış yoluyladevraldığının tüm dosya

kapsamıyla sabit olduğu, ayrıca davacı vekilinin de duruşmalarda bağış yapıldığını

beyan ettiği, fiil ehliyetine haizmuristen taşınmazların hile ile alındığının

ispatlanamadığı anlaşıldığından..." şeklindeki gerekçeye

dayanarak davanın reddine karar vermiştir.

28. Anılan karara karşı başvurucu Celal Korkut Vata tarafından

istinaf yoluna başvurulmuş olup istinaf incelemesi devam ettiğinden karar henüz

kesinleşmemiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 10/3/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

30. Başvurucular; yakınları olan İ.V.nin şüpheli ölümü ile

ilgili olarak Başsavcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, bunun üzerine

başlatılan soruşturmada aldırılan Adli Tıp raporunu veren heyette toksikoloji

ve psikiyatri uzmanlarının bulunmadığını, bu raporun hukuka ve maddi gerçeklere

açıkça aykırı bir şekilde düzenlendiğini, bunun üzerine Başsavcılıktan Adli Tıp

Kurumu Genel Kurulundan rapor aldırılmasını talep ettiklerini, rapor sonucunu

beklerken Başsavcılığın 9/11/2015 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair

kararının geldiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, hak

arama hürriyetinin ise kısıtlandığını ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

a. Başvurucuların

İddialarının Vasıflandırılması Yönünden

31. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes,

yaşama... hakkına sahiptir.

32. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin

temel amaç ve görevleri, ...kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk

devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özü,

yakınlarının şüpheli ölümüyle ilgili olarak etkili bir ceza soruşturma yürütülmediği

iddiasına dayanmaktadır. Bu sebeple başvurucuların diğer haklarla bağlantı

kurarak ileri sürdükleri iddialar Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına

alınan yaşam hakkının usul boyutu kapsamında incelenmiştir.

b. Kabul Edilebilirlik Yönünden

34. Öte yandan yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka

yönelik bir başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından

yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuru konusu olayda

başvurucu Celal Korkut Vata İ.V.nin oğlu, diğer başvurucu Hatice Gelengül Varış

ise İ.V.nin kardeşidir. Bu nedenle başvuruda, başvuru ehliyeti açısından bir

eksiklik bulunmamaktadır.

35. Bununla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik

kriterleri yönünden de incelenmesi gerekir.

36. Devlet, yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne

ilişkin usul boyutu kapsamında doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî

bir soruşturma yürütmek durumundadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

37. Yaşam hakkı kapsamında yürütülmesi gereken ceza

soruşturmalarının amacı yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir

şekilde uygulanmasını ve vuku bulan ölüm olayında varsa sorumluları ve sorumluluklarını

tespit etmek üzere kişilerin adalet önüne çıkarılmalarını sağlamaktır. Bu bir

sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.

Anayasa'nın 17. maddesi hükümleri başvuruculara üçüncü tarafları belirli bir

suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı verdiği tüm yargılamaların

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma yükümlülüğü verdiği

anlamına gelmemektedir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 56).

38. Ceza soruşturmasının etkililiği için soruşturma makamlarının

resen ve derhâl harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların

belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri gerekir.

Soruşturmada ölüm olayının nedeninin veya sorumlu kişilerin belirlenmesi

imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili soruşturma yükümlülüğüne aykırılık

oluşturabilir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 57).

39. Ayrıca soruşturmada görevli olan kişilerin olayların içinde

olan veya olması muhtemel olan kişilerden bağımsız olması gerekmektedir. Bu

durum sadece hiyerarşik ya da kurumsal bir bağlantının bulunmamasını değil aynı

zamanda pratik bağımsızlığı da gerektirir (Cemil

Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96).

40. Etkili soruşturma yükümlülüğü kapsamında incelenen

bağımsızlık, yasal ve kurumsal olarak yapılacak soyut bir değerlendirmeden

ziyade soruşturmanın bir bütün olarak bağımsız olup olmadığına ilişkin somut

bir değerlendirmeyi gerektirmektedir (Sinan

Işık, B. No: 2013/2482, 13/4/2016, § 72).

41. Ceza soruşturmasının etkililiğini sağlayacak hususlardan

biri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamu

denetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşru

menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları

sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 58).

42. Öte yandan bu soruşturma makul bir özen ve süratle de

yürütülmelidir (Salih Akkuş, B.

No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30). Bu husus, hukuk devletine bağlılığın

sağlanması ve hukuka aykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü

verilmesinin engellenmesi yönünden bir gerekliliktir.

43. Somut başvuruda başvurucuların yakını olan İ.V. 2/9/2012

tarihinde evinde yatağından yere düşmüş vaziyette bulunduğu belirtilerek Eğitim

ve Araştırma Hastanesine kaldırılmış, kendisine yapılan ilk müdahalenin

ardından Özel K. Sincan Hastanesine sevk edilmiş ve burada tedavisi sürerken

7/9/2012 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Hastanede gerçekleşen bu ölüm şüpheli

olarak nitelendirilmemiş, dolayısıyla otopsi yapılmadan İ.V. hakkında ölüm

belgesi düzenlenmiştir. Ölüm belgesinde İ.V.nin ölüm nedeni olarak akut böbrek

yetmezliği, akut lityum intoksikasyonu ve manik depresif bozukluk

gösterilmiştir (bkz. § 12).

44. Başvurucular 4/3/2013 tarihli şikâyet dilekçesi ile

Başsavcılığa müracaat ederek İ.V.nin ölümünün şüpheli olduğunu ve ölüm olayında

sorumlulukları bulunan şüphelilerin cezalandırılmasını talep etmişlerdir (bkz.

§ 13). Anılan iddia üzerine Başsavcılık tarafından derhâl soruşturma

başlatılmıştır.

45. Yürütülen soruşturma kapsamında Başsavcılık, müştekilerin ve

şüphelilerin ifadelerini almış; İ.V.nin tedavi gördüğü sağlık kuruluşlarından

tüm tedavi evraklarını temin etmiş, bu evrakları İstanbul Adli Tıp Kurumu

Başkanlığına göndermiş, bu şekilde hem İ.V.nin ölüm nedeninin tespitini hem de

ölüm olayında varsa hata, kusur ve ihmali bulunanların belirlenmesini

istemiştir. Bu talep doğrultusunda İstanbul Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulu

tarafından düzenlenen raporda İ.V.nin ölüm nedeni tespit edilmiş ve kusur

durumuna ilişkin değerlendirme yapılmıştır (bkz. § 16). Bu rapora yapılan

itiraz üzerine Başsavcılık tarafından aynı konuda bu defa Adli Tıp Kurumu Genel

Kurulundan rapor aldırılmıştır (bkz. § 17).

46. Ayrıca Başsavcılık başvurucuların iddialarını araştırmak

amacıyla İ.V.nin tedavi gördüğü sağlık kuruşlarından tedavi tarihlerine ilişkin

kamera görüntülerini tespit etmeye çalışmış, somut olayla bağlantılı olan ceza

soruşturması ile hukuk davasına ilişkin dosyaları incelemiştir. Bu şekilde

yaptığı 4/3/2013 tarihli şikâyetle başlayan ceza soruşturması 9/11/2015 tarihli

takipsizlik kararına yapılan itirazın reddedilmesiyle neticelenmiştir.

47. Takipsizlik kararına yönelik itirazlarını dile getirme

fırsatı bulan ve Başsavcılıkça yapılan tespitler uygun bulunduğu için Hâkimlik

tarafından itirazı reddedilen başvurucuların soruşturmaya katılım konusunda

herhangi bir engelle karşılaştıklarına dair bir iddiaları olmadığı gibi bu

yönde bir veriye de rastlanmamıştır.

48. Somut olay bir bütün olarak değerlendirildiğinde

başvurucuların yakınlarının hayatını kaybettiği olaya ilişkin olarak yapılan

müracaat üzerine Başsavcılık tarafından derhâl soruşturma başlatıldığı, olayla

ilgili delillerin elde edilmesine yönelik ayrıntılı bir araştırma yapıldığı,

başvurucuların soruşturmaya aktif bir şekilde katılabildikleri, dolayısıyla

somut olayın aydınlatılmasına yönelik yeterli çabanın gösterildiği ve

soruşturmanın makul bir sürede tamamlandığı anlaşılmıştır. Bu durumda yukarıda

bahsedilen yaşam hakkının usul boyutuna ilişkin ilkeler karşısında başvuru

konusu olayda soruşturma makamının olayların seyrini aydınlatmaya yönelik

işlemlerinden kuşku duyulmasını gerektirecek bir durumun veya yürütülen

soruşturmanın derinliği ve ciddiyeti üzerinde etki gösterecek nitelikte bir

eksikliğin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

49. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal

edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Serdar ÖZGÜLDÜR ve Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

50. Başvurucular; yakınları olan İ.V.nin hayatını kaybetmeden

önce manevi arayışlar nedeniyle girdiği grup tarafından istismar edilip mal

varlığının usulsüz işlemlerle el değiştirdiğini, bu hususta Başsavcılık

tarafından hiçbir önleyici tedbirin alınmadığını belirterek adil yargılanma

hakkı ile hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

51. Anayasa'nın iddiaların değerlendirilmesinde dayanak alınacak "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı

35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

52. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özü,

yakınlarının mal varlığının ölümünden kısa bir süre önce usulsüz şekilde yer

değiştirmesine engel olunmadığı temeline dayandığından başvurucuların miras

hukuku ile bağlantılı bu iddialarının Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına

alınan mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

53. Somut başvurunun öncelikle başvuru yollarının tüketilip

tüketilmediğine ilişkin kabul edilebilirlik kriteri yönünden incelenmesi

gerekir.

54. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesi için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir.

55. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucuların bireysel başvuru konusu şikâyetlerini öncelikle

yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda

sahip oldukları bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması, bu süreçte

dava ve başvurularını takip etmek için gerekli özeni göstermiş olmaları gerekir

(İsmail Buğra İşlek, B. No:

2013/1177, 26/3/2013, § 17).

56. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi

için öncelikle hukuk sisteminde hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin

başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması

gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarını

giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir

nitelikte olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip

bulunması gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvuruculardan

beklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını

düzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklî

koşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan

uzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577,

16/2/2017, § 39).

57. Başvurucu Celal Korkut Vata İ.V.nin mal varlığının usulsüz

şekilde yer değiştirdiğine ilişkin olarak Başsavcılığa şikâyette bulumuş ve

Başsavcılık yürüttüğü soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair

karar vermiştir (bkz. §§ 21-23). Başvurucular başvuru formunda anılan

soruşturmadan bahsetmiş ancak soruşturma sonucunda ne yönde karar verildiğinden,

bu karara karşı kanun yoluna başvurup başvurmadıklarından, başvurmuş iseler

nihai kararı hangi tarihte tebliğ aldıklarını belirtmemişlerdir. Başvurucular

ihlal iddialarını İ.V.nin ölümüyle ilgili yürütülen soruşturma dosyasına

dercederek bireysel başvuruda bulunmuşlardır (bkz. § 20).

58. Öte yandan başvurucu Celal Korkut Vata'nın İ.V.nin tek

mirasçısı olarak davalı Y.Ö. aleyhine tapu kaydının ehliyetsizlik ve hile

nedeniyle iptali ile kendisi adına tescili için Fethiye 4. Asliye Hukuk

Mahkemesinde dava açtığı görülmüştür (bkz. § 25). Fethiye 4. Asliye Hukuk

Mahkemesinin yaptığı yargılama neticesinde 12/4/2019 tarihli kararıyla davanın

reddine karar verdiği (bkz. § 28), anılan karara karşı başvurucu Celal Korkut

Vata tarafından istinaf yoluna başvurulduğu ve istinaf incelemesinin devam

etmesi nedeniyle kararın henüz kesinleşmediği tespit edilmiştir (bkz. § 29).

59. Açıklanan durumlar birlikte değerlendirildiğinde somut

olayda başvurucuların İ.V.nin mal varlığının usulsüz şekilde yer

değiştirilmesiyle bağlantılı olarak ileri sürdükleri mülkiyet hakkı ihlal

iddialarını gerek Y.Ö. hakkında yürütülen ceza soruşturmasında (bkz. § 21-23)

gerekse deaçılan tapu iptali tescil davasında (bkz. §§ 24-27) dile getirme ve

incelettme imkânına sahipken şüpheli ölüm iddiası üzerine yürütülen soruşturma

neticesinde yaptıkları bireysel başvuruda anılan hak yönünden başvuru yollarını

usulüne uygun şekilde tükettiklerinden bahsedilemez.

60. Buna göre başvurucuların durumuna uygun, telafi kabiliyetini

haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve başvurucuların bu yola ilişkin başvuru

yollarını usulünce tüketmeden bireysel başvuru yaptıkları anlaşıldığından

başvurunun incelenmesinin ikincillik

niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

61. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Serdar ÖZGÜLDÜR ve Selahaddin MENTEŞ'in

karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

10/3/2020 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Başvurucunun annesi İ.V.'nin hastanede vefatı sonrasında,

başvurucunun bir kısım şüpheliler hakkında yaptığı şikayet üzerine başlatılan

ceza soruşturmasında, Başsavcılıkça adı geçenler hakkında kovuşturmaya yer

olmadığına karar verildiği ve bu kararın Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu ile Adli

Tıp Genel Kurulunun raporlarındaki "... ölümün lityum intoksikosyonu (zehirlenmeli)

ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana geldiği... muayene, takip ve

tedaviye katılan ilgili hekimlere ve yardımcı sağlık personeline atfı kabil

kusur bulunmadığı..." şeklindeki kanaatlere dayandırıldığı anlaşılmaktaysa

da; aşağıdaki hususlar konusunda yeterli soruşturma yapılmadığı, anılan kararı

ile bu karara vaki itirazı reddeden derece mahkemesinin kararının ilgili ve

yeterli olmadığı görülmektedir.

1. Müteveffanın uzun yıllar kullandığı psikiyatri ilaçlarının

bilinçli olarak lityum zehirlenmesine yol açtığı iddiası yönünden anılan Adli

Tıp raporlarında hiç bir açıklama bulunmadığı gibi, raporda

"psikiyatri" ve "toksikoloji" (zehirlenme) uzmanlarının

imzalarının olmadığı anlaşılmaktadır:

2. Müteveffanın tedavi gördüğü sağlık merkezlerinden (özel

hastane) birinin kapatıldığı gerekçesiyle tedavi evraklarına ulaşılamadığı

gerekçesiyle incelemenin noksan bırakılması da doğru değildir. Özel hastane

kapatılsa dahi evrakların gönderildiği arşiv birimlerinden getirtilerek,

gerekirse bir bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirdi.

3. Savcılığın KYOK kararına yapılan itirazda, otopsi yapılarak

iddiaların değerlendirilmesi; müteveffanın oğlu olan başvurucu ile müteveffanın

üç kızkardeşi ile kendisinin tıbbi durumunu bildikleri öne sürülen tanıkların

dinlenmesi; lityum zehirlenmesi konusunda üniversite öğretim üyelerinden

oluşacak bir bilirkişi heyetine başvurulması konularında vaki noksanlıkların

giderilmesi talep edilmesine karşın, bu itirazların gerekçeli biçimde

değerlendirilmesi gerekirken, gerek KYOK kararında gerek derece mahkemesi

kararında irdelenmeksizin reddedilmesi, başvurucunun "gerekçeli

karar" hakkının ihlaline yol açmıştır.

Açıklanan nedenlerle, Savcılıkça ilgili şüpheliler hakkında

sürdürülen ceza soruşturmasının noksan bırakıldığı, KYOK kararı ve buna karşı

yapılan itirazın reddine dair derece mahkemesi kararının ilgili ve yeterli

gerekçeyi içermedikleri, dolayısiyle yaşam hakkının usul boyutunun ihlâl

edildiği kanaatine vardığımızdan; çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Kadir ÖZKAYA Selahaddin MENTEŞ Raportör : Mustafa ARI Başvurucular : 1. Celal Korkut VATA 2. Hatice Gelengül VARIŞ Vekili : Av. Hidayet Nadire ÖZKAYA Üye Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Selahaddin MENTEŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/4284, 10 Mart 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. İ.V.nin Ölümü ile
  7. B. Y.Ö. Hakkında
  8. C. Tapu İptali ve Tescil
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Yaşam Hakkının İhlal
  11. B. Mülkiyet Hakkının
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Karşıoy Gerekçesi
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/4284
Tarih
10 Mart 2020

İlgili Kararlar

  • Ali Dikici Başvurusu (B. No: 2016/21928)
  • Eskişehir Işık Yapı Denetim Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/31770)
  • Maziyar Razazan Başvurusu (B. No: 2015/19911)
  • Hacı İbrahim Pala ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/31345)
  • Şenol Coşkun Başvurusu (B. No: 2017/10093)
  • İlhan Sarıyer Başvurusu (B. No: 2017/6130)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.