İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Celal Mezarcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/12781)

1. Başvuru, katıldıkları toplantıların ve yasal bazı örgütlerle

Başvuru No2014/12781Tarih10 Aralık 2019Okuma28 dk · 5.692 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Celal Mezarcı Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
10 Aralık 2019
Başvuru Numarası
2014/12781
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.692 kelime·28 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, katıldıkları toplantıların ve yasal bazı örgütlerle

olan ilişkilerinin terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûmiyetlerinde delil

olarak kullanılması nedeniyle başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkı ile örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir. Başvuruda ayrıca tabii hâkim ilkesine aykırı olarak kurulmuş özel

yetkili bir mahkemede uzun sayılacak bir sürede yargılamanın yapılmış olması,

bu yargılama sırasında bazı deliller ile mütalaaların taraflarına

bildirilmemesi ve temyiz incelemesinin duruşmasız yapılması nedenleriyle adil yargılanma

hakkının, gözaltı ve tutukluluğunun hukuka aykırı olması nedeniyle ise kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 25/7/2014 ve 11/8/2014 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

7. Yapılan incelemede 2014/15196 numaralı başvurunun aynı

konuyla bağlantılı olarak yapıldığının anlaşılması nedeniyle 2014/12781 sayılı

başvuru ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına

karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucular Muhsin Çobanoğlu 1975, Ersin Bilgili 1985,

Yasemin Tuğcu 1979, Celal Mezarcı 1980, Esat Süner 1990, Hülya Gerçek 1973,

Seval Gündoğdu 1987, Barış Çırpan 1986 ve Mehmet Genç 1985 doğumlu olup

olayların meydana geldiği tarihte Adana, Mersin ve Hatay'da ikamet

etmektedirler.

10. Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucuların da

aralarında bulunduğu bazı şahıslar hakkında Marksist Leninist Komünist Parti

(MLKP) terör örgütüne üye oldukları gerekçesiyle soruşturma başlatılmıştır. Bu

soruşturma kapsamında başvurucu Mehmet Genç bir gün, diğer başvurucular ise iki

gün gözaltında tutulmuş; başvuruculardan Yasemin Tuğcu, Celal Mezarcı ve Esat

Süner 12/3/2009 tarihinde serbest bırakılmışlardır. Diğer başvurucuların ise

tutuklanmasına karar verilmiştir. Başvuruculardan Hülya Gerçek ve Seval

Gündoğdu 5/1/2010 tarihinde; Muhsin Çobanoğlu, Barış Çırpan ve Ersin Bilgili

31/7/2009 tarihinde; Mehmet Genç ise 5/5/2009 tarihinde tahliye edilmişlerdir.

11. Cumhuriyet savcısı 11/6/2009 tarihli iddianamesiyle

başvurucuların terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılmasını talep

etmiştir. Cumhuriyet savcısı 3/7/2009 tarihinde düzenlediği ikinci bir

iddianameyle başvuruculardan Seval Gündoğdu, Yasemin Tuğcu ve Celal Mezarcı'nın

terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan da cezalandırılmalarını talep

etmiştir. İkinci iddianameyle açılan kamu davası ilerleyen süreçte asıl kamu

davası ile birleştirilmiş ve yargılama birlikte görülmüştür.

12. Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 5/5/2011 tarihinde;

başvurucuların tamamının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan,

başvurucular Seval Gündoğdu, Yasemin Tuğcu ve Celal Mezarcı'nın ise ayrıca

terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan mahkûmiyetlerine hükmetmiştir.

Mahkeme, gerekçeli kararına başvurucuların da aralarında bulunduğu sanıklar

hakkında yapılan soruşturma ve kovuşturmanın hangi sebeplere dayandığına

ilişkin arka plan açıklaması yaparak başlamıştır. Yapılan arka plan açıklaması

şu şekildedir:

"MLKP (Marksist Leninist Kominist Partisi) adlı terör örgütünün 1970'li yıllarda

Marksist Leninist ilkelere dayalı kominist bir sistem

kurmak amacıyla mevcut anayasal düzeni silah zoruyla yıkmayı hedefleyerek kurulduğu

o tarihten 12 Eylül askeri darbesine kadar geçen zaman diliminde bu amacını

gerçekleştirmek için silahlı eylemlerde bulunduğu, askeri darbeyle birlikte de

güç kaybına uğramasına rağmen yıllar içerisinde varlığını koruyarak zaman zaman

silahlı faaliyetlerini yürüttüğü, örgüt tabanını genişletmek amacıyla legal

alanlarda da faaliyetlerini yürüttüğü, bu bağlamda ESP (Ezilenlerin Sosyalist

Platformu), EKD (Emekçi Kadınlar Derneği), SGD (Sosyalist Gençlik Derneği),

Yılmaz Güney Kültür Merkezi Derneği gibi dernekler kurduğu, faaliyetlerine

legal görüntü vererek devam ettiği, ayrıca örgütün yayın organı gibi çıkarılan

Atılım adlı gazetenin çıkarıldığı, bu derneklerin MLKP terör örgütü

faaliyetleri çerçevesinde faaliyet yürüttüğüne dair emniyet genel müdürlüğünün

yazısının bulunduğu, yine yargıtay uygulamalarında da

bu derneklerin terör örgütünün legal uzantıları olduğunun kabul edildiği

anlaşılmıştır.

Budoğrultuda terör örgütünün Adana ve çevresinde yürüttüğü faaliyetlerin tespiti ve

faaliyet yürüten örgüt elemanlarının kimliklerinin belirlenmesi, örgüt

mensuplarının işledikleri suçların tespiti amacıyla sanıklar hakkında takibe

geçildiği, şüphelilerin iletişimlerinin tespiti ve teknik takiplerinin

yapılabilmesi amacıyla yetkili mahkemelerden kararlar alındığı, bu doğrultuda

terör örgütü üyesi olduğundan şüphelenilen sanıkların başta Adana olmak üzere

Mersin ve Hatay illerindeki faaliyetlerinin takibe alındığı..."

13. Kararda, bu arka plan açıklamasından sonra başvurucuların

eylemlerine ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Bu eylemler kararda şu

şekilde sıralanmıştır:

"...sanıkların her üç ilde örgüt

faaliyeti çerçevesinde yaptıkların eylemlerin tespit edildiği, terör örgütü

merkez komitesince Kasım ayının bugüne kadar çalışmalarda ölen militanları adına

şehitler ayı ilan edildiği, bu ilanın terör örgütünün internet sitesi olan

mlkp.info adlı internet sitesinde ilan edildiği, bu doğrultuda sanıklar Hülya

Gerçek ve E.A.'nın organize ettiği şehitler anma

toplantısının Adana İHD (İnsan Hakları Derneği)'nde gerçekleştiği,

sanıklar Yasemin Tuğcu, Seval Gündoğdu, H.M., Barış Çırpan, Celal Mezarcı'nın

toplantıda görev aldıkları, sanıklar Ersin Bilgili, Mehmet Genç, G.T. ve M.P.'ın toplantıya katıldığının tespit edildiği, düzenlendiği

22/11/2008 tarihinde de sanıklar Yasemin ve Seval'in organizasyonunda Buruk

Mezarlığında daha önce çatışmalarda ölen terör örgütü mensubu A.Ş. ve E.P.'ın mezarları başında devrim şehitlerini anma toplantısı

düzenlendiği, sanıklar H.M., B.Ç. ve Celal Mezarcı'nın bu anmaya katıldığı, ilan

doğrultusunda İHD Adana Şubesinde anma toplantısı düzenlendiği, 03/12/2008 günü

Adana İnönü parkında bazı siyasi parti il örgütü temsilcilerinin düzenlediği

kadına yönelik şiddeti protesto amaçlı gösteriye şüpheli Hülya Gerçek'in

şüpheli Yasemin Tuğcu'ya verdiği telefon talimatı

sonrasında Yasemin Tuğcu ve Seval Gündoğdu'nun terör örgütünün legal birimi

olan ESP imzalı dövizlerle gösteriye katıldıkları, 05/12/2008 günü İnönü

parkında sanıklar Seval, G., Mehmet Genç ve H.'nin

stant üzerine serdikleri ESP isim ve amblemini taşıyan bayrağı örterek imza

standı açtıkları 'emekçiler sokağa eyleme' başlıklı Ezilenlerin Sosyalist

Platformu adlı bildiriyi vatandaşlara dağıttığı, ESP'nin

İstanbulda düzenlediği işçi kurultayına sanıklar

Hülya Gerçek, Seval Gündoğdu, İ.T. 21/12/2008 tarihinde Adana il merkezinde

Maraş olaylarını protesto amaçlı yürüyüş yapıldığı bu yürüyüşe terör örgütünün

legal kuruluşu olan ESP pankartı arkasında sanıklar Hülya, H., Yasemin, Barış,

Mehmet, Seval, G., Ersin, B. ve M.'ın katıldığı burada

grubun 'yaşasın devrim ve sosyalizm', 'yaşasın devrimci dayanışma', 'faşizme

karşı omuz omuza', 'azadiye kürdistan'

şeklinde terör örgütünün ideolojisi doğrultusunda sloganların atıldığı,

Sanıklar Yasemin, Celal, B., Ersin, H. ve G.'ın Adana İnsan Hakları Derneğinin 28/12/2008 tarihinde

İsrail'i protesto gösterisine ESP pankartıyla katıldıkları,

Sanıklar H., Seval, G., Mehmet, Celal, B.,

Yasemin ve Barış'ın 04/01/2009 günü işten çıkarılan kişilerle ilgili terör

örgütünün legal birimi olan Yılmaz Güney Kültür Merkezinde 04/01/2009 tarihinde

yapılacak toplantıya katılımı sağlamak için 05/12/2008 tarihinde 'emekçiler

sokağa eyleme' ESP sloganlı bildiriyi dağıttıkları,

Sanıklar Hülya ve E.'in

18 ocak 2009 tarihinde liseli öğrenci birliği adı altında kapalı yer toplantısı

tertip ettikleri toplantıyla ilgili davetiyeleri sanıklar Mehmet, Barış, G.'ın dağıttığı bu toplantıya ilişkin haberlerin örgütün yayın

organı Atılım gazetesine ait internet sitesinden yayınlandığı, 24/1/2009

tarihinde ekonomik kriz ve İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonunu protesto

etmek amacıyla düzenlenen yürüyüş ve açık yer toplantısına sanıklar Yasemin

Tuğcu, Mehmet Genç ve Seval Gündoğdu'nun ESP imzalı pankartlarla katıldıkları

sanıklar Yasemin ve Mehmet'in megafonlarla anons yaparak grubu

yönlendirdikleri, sanık Ersin'in 'krizin faturasını patronlara ödeteceğiz ESP'

imzalı pankartı taşıdığı sanıklar H., M., Seval ve G.'ın

ESP bayraklarıyla toplantıya katıldıkları sanıklar yasemin ve mehmetin yönlendirmesiyle topluluğun 'parti atılım zafer',

'katiller partiye hesap verecek', 'işçiler partiye devrime' şeklinde MLKP terör

örgütünü çağrıştıran sloganalrı attırdıkları

13/02/2009 tarihinde Gaziantep ilinde terör örgütü MLKP'ye

yönelik yapılan operasyonlar sonucunda yakalanan sanıkların yargılamalarının

yapıldığı Adana adliyesindeki 13/02/2009 günü yapılan duruşmanın arkasından

gösteri yapıldığı tutuklu ESP'lilere özgürlük ibareli

pankartın taşındığı bu gösteriye sanıklar Hülya, Yasemin, Seval, E., Barış,

Ersin, Celal ve G.'ın ve İ.Y.'nın

katıldıklarının anlaşıldığı,

Sanıklar Yasemin, Seval, G., Ersin, M. ve İ.'in sivil toplum örgütlerinin ekonomik krizi protesto

etmek amacıyla 15/02/2009 günü tertip ettikleri basın açıklaması ve gösteriye

ESP yazılı bayraklarka katıldıkları,

Sanıklar Hülya, Seval ve Yasemin dünya

kadınlar günü dolayısıyla 08/03/2009 tarihinde yapılan yürüyüşe ESP imzalı

pankartlarla katıldıkları grubun Yasemin Tuğcu'nun

megafonla yönlendirmesiyle 'yaşasın devrim ve sosyalizm', 'jin

jiyan azadi' şeklinde MLKP

terör örgütünün amaçlarını çağrıştıran sloganlar attıkları,

20/10/2008 tarihinde Hatay ilinde künefeciler

meydanında MLKP terör örgütüyle ilişkili olarak faaliyet gösteren ESP, SGDF

adlı derneklerin organizasyonunda 'Susurluktan Ergenekona kontr-gerilla

dağıtılsın' konulu basın açıklaması düzenlediği sanıklar Muhsin Çobanoğlu,

İ.T.'ın sözkonusu pankartı

ESP yazılı flamaya tutukları,

15/11/2008 tarihinde Hatay merkez arkeoloji

müzesi önünde ESP imza ve ibareli dövizlerle basın açıklaması tertip edildiği,

sanık Muhsin'in basın açıklamasının metnini okuduğu, sanık İ.'in

ESP yazılı flamayı tuttuğu 19/12/2009 tarihinde Hatay ilinde ESP nin organizesiyle 19 Aralık katliamını unutmadık

unutturmayacağız konulu basın açıklaması tertip ettikleri, sanık Muhsin'in buna

ilişkin ESP imzalı pankartı tutuğu sanık G.K.'in

'Devrimci tutsaklar yanlız değidir'

yazılı ESP imzalı dövizi tuttuğu, sanık İ.T.'ın da

içinde bulunduğu topluluğun hep birlikte MLKP terör örgütünü andıran sloganlar attıkları,

19/11/2009 tarihinde Hatay künefeciler

meydanında değişik sivil toplum kuruluşlarının Hrant Dink'in öldürülmesini protesto amacıyla ESP'nin

tertip ettiği basın açıklamasını düzenlendiği, sanık Muhsin Çobanoğlu'nun grubu

yönlendirerek slogan attığı,

Hatay ilinde 09/02/2009 günü ESP'nin organizasyonuyla 'bin gizli operasyon açıklansın'

'A. cezalandırılsın' [geçmişte bakanlık yapmış bir kişiden

bahsediliyor] konulu basın açıklaması

düzenlendiği sanık Muhsin'in ESP imzalı karton pankartı elinde tuttuğu 'H.O.

yaşıyor', 'komutana bin selam', 'katil devlet hesap verecek', 'A. hesap

verecek' şeklinde sloganlar attığı,

Yapılan teknik takiplerde ESP Adana sorumlusu

olan Hülya Gerçek'in 03/02/2009 tarihinde Hatay iline geldiği, burada hatay ESP nin bürosunda İ.T.'la buluştukları Hatay ilinde ESP üyesi Muhsin

Çobanoğlu'nun evinde kaldığı 05/03/2009 tarihinde sanıklar Hülya, Muhsin, İ. ve

G.K.'in ESP binasında konuştuklarını anlaşıldığı,

...

...06/09/2008 günü Mersin'de düzenlenen

gösteride sanık Esat Süner'in basına ve kamuoyuna

başlıklı ESP imzalı basın açıklamasını okuduğu, sanığın grubu yönlendirerek

'devrim şehitleri ölümsüzdür', 'yaşasın halkların kardeşliği', 'faşiszme karşı tek yumruk tek barikat' şeklinde slogan

attığı, sanık E.F.'nin de ESP flamasını taşıdığı,

19/12/2008 günü 19 Aralık katliamını unutmadık konulu düzenlene gösteride sanık

Esat Süner'in toplanan kalabalığı yönlendirdiği,

terör örgütünün amaçları doğrultusunda 'devrim şehitleri ölümsüzdür', 'yaşasın

devrimci dayanışma', 'devrimci tutsaklar onurumuzdur' şeklinde sloganlar

attırdığı,

10/01/2009 tarihinde Mersin İnsan Hakları

Derneği şubesi binasında elli kişilk grubun çıktığı,

sloganlar atmaya başladıkları, yürüyüşe geçtikleri, sanık Esat Süner'in bu gösteride daha fazla işgal daha fazla direniş

ibareli ESP yazılı dövizi taşıdığı,

27/01/2009 tarihinde Mersin limanında işçilere

yönelik haksızlıkları protesto etmek amacıyla düzenlenen gösteriye yine sanık Esatı'ın ESP imzalı döviz ve pankartları taşıyarak

katıldığı,

...

Sanıklar Esat Süner ve E.F.'nin 11/02/2009 28/02/2009 tarihli gösterilere de sanıkların

ESP imzalı döviz ve pankartalrı taşıyarak

katıldıkları anlaşılmıştır..."

14. Mahkûmiyet hükmünde, dosya kapsamında bulunan ve yukarıda

sıralanan tüm eylemler/deliller birlikte değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme

şu şekildedir:

"Tüm sanıkların yurakıdaki

eylemleri değerlendirildiğinde sanıklar H.M., Mehmet Genç, Hülya Gerçek, Seval

Gündoğdu, G.T., B.Ç., Barış Çırpan, Ersin Bilgili, Yasemin Tuğcu, İ.T., Muhsin

Çobanoğlu, E.F., Esat Süner, M.P., E.A., Celal Mezarcı ve S.K.'nin MLKP terör örgütünün legal alanda kamufle olmuş şekilde

faaliyet yürüten ESP, SGD gibi derneklerde faaliyet yürüttükleri basın

açıklaması, gösteri yürüyüşü, protesto eylemleri şeklinde birçok eyleme

katıldıkları örgüte ait pankartları taşıdıkları slogan attıkları şeklindeki

eylemleri tek tek değerlendirdiğimizde örgütün propagandasını yapmak şeklinde

vasıflandırılabileceği ancak sanıkların eylemlerindeki süreklilik, sanıkların

eylemlerdeki ısrarı, eylemlerindeki çeşitlilik birbirleriyle sürekli irtibat

halinde olmaları hususları nazara alındığında eylemlerin propaganda boyutun

aşarak propagandayla birlikte örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilmesinin

gerektiği mahkememizde hasıl olduğu, böylelikle sanıkların eylemlerine uyan

TCK'nın 314/2 maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları gerektiği,

...

MLKP terör örgütünün Kasım ayını daha önce

ölen militanları için şehitler ayı olarak ilan ettiği, bunu da örgütün internet

sitesi olan mlkp.info ve atılım.org adlı sitelerde ilan ettiği, bu doğrultuda

sanıklar Seval Gündoğdu, H.M., G.Ş., Celal Mezarcı, Yasemin Tuğcu ve B.Ç.'ın Adana ili Buruk Mezarlığına 22/11/2008 tarihinde

geldikleri, daha önce çatışmalarda öldürülen MLKP militanları A.Ş., E.P., K.E.,

E.T., H.Ü., C.Ö., İ.T. ve Y.Ü.'ün mezarlarını ziyaret

ettikleri burada 'ateş altında gelenekten geleceğe yürüyoruz' ezilenlerin

sosyalist platformu adlı pankart açtıkları, yumruklarını havaya kaldırarak

devrim şehitleri adına saygı duruşunda, ölen şahısların hayatını konu alan

konuşmalar yaptıkları, böylelikle terör örgütünün propagandasını yaptıklarının

anlaşıldığı, eylemlerine uyan 3713 sayılı 7/2 maddesi uyarınca

cezalandırılmalarının gerektiği ...[anlaşılmıştır]"

15. Terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûmiyete ilişkin kararı

başvurucuların temyiz etmesi üzerine karar, Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından

6/5/2014 tarihinde onanmıştır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi aynı kararla terör

örgütünün propagandasını yapmak suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.

16. Başvurucular, karardan 18/7/2014 ve 23/7/2014 tarihlerinde

haberdar olmuşlardır.

17. Başvurucular 25/7/2014 ve 11/8/2014 tarihlerinde bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. İlgili ulusal ve uluslararası için bkz. Metin Birdal ([GK] B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39)

başvurusu hakkında verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 10/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Bağımsız ve Tarafsız

Bir Mahkemede Yargılanma ile Duruşmalı Yargılanma Haklarının ve Çelişmeli

Yargılama İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucular, tabii hâkim ilkesine aykırı olarak kurulmuş

özel yetkili bir mahkemede yargılandıklarını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

21. Anayasa Mahkemesi Adnan

Gültepe (B. No: 2014/16516, 8/3/2018, §§ 40-46) ve Hikmet Kopar ve diğerleri ([GK], B. No:

2014/14061, 8/4/2015, § 109, 110, 114) kararlarında, benzer nitelikteki

şikâyetlerin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar vermiştir. Mevcut başvuruda, bahsi geçen kararlardaki ilkelerden

ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.

22. Başvurucular, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması

hakkından yoksun bırakıldıklarını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

23. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında, ilk derece

mahkemeleri önünde duruşmalı yargılama yapılıp karar verildikten sonra kanun

yolu incelemesinin dosya üzerinden yapılması hâlinde adil yargılanma hakkının

ihlalinden söz edilemeyeceğine karar vermiştir (Nevruz Bozkurt, B. No: 2013/664, 17/9/2013, § 32; Ali İlhan Bayar, B. No: 2013/725,

19/11/2014, §§ 44-46). Somut olayda ilk derece mahkemesinde duruşma açılarak

yargılama yapılmıştır. Bu sebeple başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olduğu anlaşılmaktadır.

24. Başvurucular, yargılama aşamasında toplanan deliller ve

sunulan mütalaalar hakkında kendilerine bir bilgi verilmediğini ve bu

hususlarda görüş bildirme olanağının tanınmadığını belirterek çelişmeli

yargılama ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

25. Başvurucular, söz konusu iddialarını soyut bir şekilde ileri

sürmüşler; başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri sunarak olaylar hakkındaki

iddialarını kanıtlama ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal

edildiğine dair hukuki iddialarını ortaya koyma yükümlülüğünü yerine

getirmemişlerdir (Sabah Yıldızı Radyo ve

Televizyon Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi [GK],

B. No: 2014/12727, 25/5/2017, § 19). Başvurucular toplanan hangi delillerin ve

sunulan hangi mütalaaların kendilerine bildirilmediği hususunda herhangi bir

açıklamada bulunmamışlardır. Dolayısıyla başvurucular bu bölümdeki iddialarını

temellendirmemişlerdir.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısımlarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

27. Başvurucular; yargılamanın beş yıl devam ettiğini, davanın

niteliği itibarıyla basit olması ve karmaşık bir nitelik taşımaması hususu

dikkate alındığında adil yargılanma hakkı bağlamında makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

28. Bireysel başvuru sonrasında, 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli

ve 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

29. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Taminat Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

30. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir ve

ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesi olduğunu değerlendirmiştir. Buna göre Tazminat Komisyonuna başvuru

yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı

sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul

edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel,

§§ 27-36).

31. Somut başvuru yönünden de söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Örgütlenme Özgürlüğü

ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

33. Başvurucular; yasal örgütlerle olan ilişkilerinin ve yasal

etkinliklere katılmalarının terör örgütüne üye olmak suçunun delili olarak

değerlendirilemeyeceğini, ölüm oruçlarında veya gösterilerde ölen MLKP

üyelerinin cenaze veya anma törenlerine katılmanın insani nedenlere dayandığını

iddia etmişlerdir.

34. Başvurucular ayrıca Atılım gazetesinin yasalara uygun

faaliyet gösteren bir yayın kuruluşu olduğunu, Ezilenlerin Sosyalist Platformu

(ESP), Sosyalist Gençlik Derneği (SGD), Sosyalist Gençlik Dernekleri

Federasyonu (SGDF) ve Emekçi Kadınlar Derneği (EKD) isimli örgütlerin ise

yasalara uygun faaliyet gösteren örgütler olduğunu, zikredilen yayın kuruluşu

ile örgütlerin terör örgütleriyle bağlantısı olduğu yönünde herhangi bir delil

bulunmadığını ifade etmişlerdir. Başvurucular yapılan kanun değişiklikleri ile

cebir, şiddet ve tehdit içermeyen söz ve açıklamaların suç olmaktan

çıkartıldığını ancak mahkemenin söz konusu değişiklikleri dikkate almadığını

belirtmiş ve tüm bu nedenlerle ifade ve örgütlenme özgürlükleri ile toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucuların şikâyeti,

örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı

kapsamındaki eylemlerinin terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûmiyetlerinde

delil olarak değerlendirmeye alınmış olmasıdır. Dolayısıyla mevcut başvurunun

çözümlenmesinde, söz konusu hakların kullanımından ibaret olduğu ileri sürülen

eylemlerin başvurucuların terör örgütü üyesi olmak suçundan mahkûmiyetlerinde

delil olarak kullanılmasının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya konulup

konulamadığı değerlendirilecektir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

36. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

37. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir. Bu

doğrultuda bir ceza yargılamasında isnat edilen suçun sübuta erip ermediği veya

toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olup olmadığı meselesi, ilkesel

olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (Yılmaz Çelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45).

38. Bununla birlikte Anayasa

Mahkemesi, Metin Birdal (aynı

kararda bkz. § 48) kararında; kişilerin

anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan faaliyetlerinin mahkûmiyet

kararlarında delil olarak kullanılmasının bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükler üzerinde caydırıcı etki yaratabileceğini, dolayısıyla bu konunun

Anayasa Mahkemesinin ilgi alanında kaldığını ifade etmiştir.

39. Bu nedenle somut olayda başvurucuların örgütlenme özgürlüğü

ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında kalan eylemlerinin

terör örgütü üyeliğinin delili olarak kabul edilmesiyle başvurucuların söz

konusu haklarına bir müdahalede bulunulduğu kabul edilmiştir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

40. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 33. ve 34.

maddelerinin ihlalini teşkil edecektir.Anayasa’nın

13. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ...

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin

... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

41. Sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 33. ve 34.

maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma ve

demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

42. Müdahaleye dayanak olan 2/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı

Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesi ile 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu'nun 220. ve 314. maddelerinin kanunla sınırlama ölçütünü

karşıladığı sonucuna varılmıştır.

(2) Meşru

Amaç

43. Başvuruya konu müdahalenin Anayasa’nın 33. ve 34.

maddelerinde yer alan millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması meşru amaçları

kapsamında kaldığı anlaşılmıştır.

(3) Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(a) Demokratik

Toplumda Örgütlenme Özgürlüğünün Önemi

44. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini korumak

için kendilerini temsil eden kolektif bir oluşum içinde bir araya gelme

özgürlüğünü ifade etmekte olup bu özgürlük, bireylere topluluk hâlinde siyasal,

kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlamaktadır.

Örgütlenme özgürlüğünün temeli, hiç kuşkusuz ifade özgürlüğüdür. İfade

özgürlüğü; düşünceyi korkmadan, engellenmeden açıklama ve yayma özgürlüğünün

yanı sıra bu düşünceler çerçevesinde örgütlenme, kişi toplulukları oluşturma

hakkını da kapsamaktadır. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortak

amaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı sağlıklı bir toplumun önemli bir

bileşenidir (Tayfun Cengiz, B.

No: 2013/8463, 18/9/2014 §§ 30-32; Hint Aseel Hayvanları Koruma ve Geliştirme Derneği ve Hikmet Neğuç, B. No: 2014/4711, 22/2/2017, §§ 41, 42; Ahmet Parmaksız [GK], B. No: 2017/29263,

22/5/2019, §§ 70-72).

(b) Demokratik

Toplumda Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Önemi

45. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, demokratik

toplumun en temel değerleri arasında yer almakta olup bireylerin ortak

fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir araya gelebilme

imkânını korumayı amaçlamaktadır. Kolektif bir şekilde kullanılan ve

düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerle

düşüncelerini açıklama imkânı veren bu hak, çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde

zorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve yayılmasını

güvence altına almaktadır (Ferhat Üstündağ,

B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 40, Dilan Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017,

§ 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve

Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No: 2014/920,

25/5/2017, § 79; Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015,

§ 45).

(c) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

46. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bir

eylemin terör örgütüne üye olmak suçunun mahkûmiyetinde delil olarak

kullanılması suretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan bir

müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir

(zorunlu toplumsal ihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın

[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Ferhat

Üstündağ, §§ 45, 46; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).

(d)

Terör Örgütü Üyeliği Suçu Bağlamında Yarışan Değerler Arasında Denge Kurulması

47. Terör örgütüne üye olmak suçu, üye ve hatta örgüt henüz bir

suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran ve

bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesini engelleme

amacı taşıyan bir suç türüdür (Metin Birdal,

§§ 60, 61).

48. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.

Dolayısıyla başvurucular hakkında isnat edilen terör örgütünün üyesi olmak

suçunun sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli

olup olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı

dışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. Yılmaz Çelik, § 45; krş. Ferhat Üstündağ, § 65). Bundan başka bir

ceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas alınabileceği meselesi de esas

itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanının dışındadır (Türk ceza hukuku

uygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için bkz. Metin Birdal, §§ 67-71).

49. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terör

örgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarının

o kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz ceza

kanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecek

kuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin sahip olduğu fikirlerin,

bağlı oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarının

anlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin de

değerlendirilmesini gerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üye

olmak, toplantılara katılmak veya düşünce açıklamaları yapmak gibi kişilerin

anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığı

durumlarda başta ifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi bir

baskı oluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63, 64).

50. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyet

kararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağı

caydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerine

karşı korumak şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanların

terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olarak

etkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).

51. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi için

derece mahkemelerinin kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerini terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyet

kararlarında delil olarak kullanılmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığını

göstermeleri gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaki

denetimi temel haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacı

karşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle gösterilip gösterilemediği ile

sınırlı olacaktır(Metin Birdal, §

72).

52. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, mevcut başvuruda örgütlenme

özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan

müdahalenin gerçekten toplumsal bir ihtiyaca

cevap verip vermediği sorusuna yanıt bulacaktır.

53. Somut olayda, başvurucular ile diğer bazı kişiler hakkında

MLKP terör örgütüne üye oldukları gerekçesiyle soruşturma başlatılmış; ilk

derece mahkemesi, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği kabul edilen

eylem ve davranışlarıyla şiddeti ve demokratik olmayan yöntemleri benimseyen

başvurucuların MLKP terör örgütünün üyesi olduğu kanaatine ulaşmıştır. Anayasa

Mahkemesi, başvurucular tarafından sunulan bilgi ve belgeler ile derece

mahkemelerince başvurucuların mahkûm edilmesi için benimsenen gerekçeleri

yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca bir bütün olarak ve dikkatle

incelemiştir.

54. Öncelikle başvuruculardan bir kısmının MLKP terör örgütü

mensubu olup daha önce gerçekleşen çatışmalarda ölü olarak ele geçirilen

kişiler için düzenlenen anma etkinliklerine katılmalarının değerlendirilmesi

gerekmektedir. Mahkemeye göre MLKP terör örgütü, her yılın kasım ayını

çatışmalarda ölen militanları için şehitler

ayı olarak ilan etmiş ve bu durumu mlkp.info

adlı internet sitesinde duyurmuştur. Bu kapsamda başvuruculardan

Hülya Gerçek ve bir diğer sanık tarafından Adana İnsan Hakları Derneğinde (İHD)

30/11/2008 tarihinde bir anma toplantısı organize edilmiş; başvurucular Yasemin

Tuğcu, Seval Gündoğdu, Barış Çırpan ve Celal Mezarcı bu etkinlikte görev almış;

başvurucular Ersin Bilgili ve Mehmet Genç ise bu toplantıya katılmışlardır.

Kararda ayrıca 22/11/2008 tarihinde, çatışmalarda ölen terör örgütü

mensuplarının mezarları başında başvurucular Yasemin Tuğcu ve Seval

Gündoğdu'nun organize ettiği bir anma toplantısı düzenlendiği ve bahsi geçen

etkinliğe başvurucu Celal Mezarcı'nın katıldığı ifade edilmiştir (bkz. § 13).

55. İlk derece mahkemesi, MLKP terör örgütünün daha önce

güvenlik güçleri ile girdikleri çatışmalarda öldürülmüş üyeleri için anma

programları düzenlenmesi için yaptığı duyurunun örgütsel bir talimat olduğu

kanaatine ulaşmıştır. Mahkeme, örgüt talimatı uyarınca söz konusu anma

etkinliklerinin düzenlenmesini, bu programlarda görev alınmasını ya da bunlara katılınmasını başvurucuların terör örgütü üyesi olduğu

kanaatini destekleyici, tamamlayıcı ve güçlendirici bir delil olarak kullanmış

ve bu hususta ilgili ve yeterli gerekçe göstermiştir.

56. Başvurucuların yasal bazı örgütlerle ilişkili olmaları ve

söz konusu örgütler bünyesinde gerçekleştirdikleri eylemleri de terör örgütü

üyesi olmak suçundan mahkûmiyetlerinde delil olarak kullanılmıştır. İlk derece

mahkemesi, bir yandan olayların yaşandığı tarihte ESP, SGD, SGDF ve EKD'nin yasal örgütler; Atılım gazetesinin de yasalara

uygun faaliyet gösteren bir yayın kuruluşu olduğunu kabul etmiş öte yandan da

bu örgütlerin MLKP terör örgütünün yasal zeminde faaliyet yürüten yapılanmaları

olduğu, doğrudan örgütün amaçları doğrultusunda faaliyet yürüttüğü sonucuna

ulaşmıştır.

57. İlk derece mahkemesi, bir polis raporu ve Yargıtay

uygulamasına dayanarak bahsi geçen örgütlerin MLKP terör örgütüyle bağlantılı

olduğunu kabul etmiş ancak bahse konu polis raporunun ve Yargıtay

içtihatlarının ayrıntıları hakkında bir açıklamada bulunmamıştır. İlk derece

mahkemesi, anılan örgütlerin terör örgütü ile ilişkili olduklarının, terör

örgütünün amaçları doğrultusunda faaliyetlerde bulunduklarının veya terör

örgütünün yasal görünümü olduklarının kabul edilmesini sağlayacak hiçbir delil

ya da değerlendirmeye gerekçeli kararında yer vermemiştir.

58. Dolayısıyla terör örgütünün talimatları ya da amaçları

doğrultusunda hareket ettikleri hususunda ilgili ve yeterli bir gerekçe

gösterilmeden söz konusu örgütlere üye olmalarının veya bu örgütlerin çatısı

altında yapılan faaliyetlere katılmalarının terör örgütüne üye olmak suçunun

mahkûmiyetinde delil olarak değerlendirilmesinin başvurucuların örgütlenme

özgürlüğü üzerinde haksız bir caydırıcı etki yarattığının kabul edilmesi gerekir.

59. İlk derece mahkemesi, adı geçen örgütlerin terör örgütüyle

bağlantısını ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koymamıştır. O hâlde

kabul etmek gerekir ki daha başka bir açıklamaya yer vermeden başvurucuların

söz konusu örgütlerin düzenlediği bazı etkinliklere katılarak ESP'ye ait bayrak, pankart ve flamaları taşımalarının terör

örgütü üyesi olmak suçundan mahkûmiyetlerinde delil olarak kullanılması da

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakları üzerinde haksız bir caydırıcı

etki yaratacaktır.

60. İlk derece mahkemesi, başvurucuların örgüt üyeliklerine

ilişkin her biri bir parçayı açıklayan, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk

gösteren ve delil olarak kabul edilen faaliyetlerini ve davranışlarını

birleştirerek olayın bütününün anlaşılmasını sağlamamış; başvurucuların söz

konusu ESP, SGD, SGDF, EKD ve Atılım gazetesi içinde yer alma şeklindeki

rollerinin onların MLKP terör örgütünün hiyerarşik yapılanmasına kendi

istekleriyle ve bilerek dâhil olduklarına dair bilgileri doğrular ve tamamlar nitelikte

olduğunu ikna edici biçimde ortaya koyamamıştır. İlk derece mahkemesi,

başvurucuların terör örgütünün hiyerarşik yapısına dâhil olduklarını gösteren

delilleri birlikte inceleyerek temel haklar kapsamında kalan her bir delili

terör örgütünün amacı, niteliği, bilinirliği, kullandığı şiddetin türü ve

yoğunluğu ile somut olayın ilgili diğer koşullarını dikkate alarak

değerlendirmemiştir.

61. Sonuç olarak Mahkeme, başvurucuların temel hakları

kapsamında bulunan faaliyetlerinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya

koyamamış; böylece örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkı üzerinde haksız bir caydırıcı etki oluşturmuştur. Bu bağlamda

Mahkeme, başvurucuların şikâyete konu eylemlerinin mahkûmiyet hükmünde delil

olarak kullanılmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve

yeterli bir gerekçe ile gösterememiştir.

62. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların örgütlenme özgürlüğü

ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Somut başvuruda, Anayasa'nın 33. ve 34. maddelerinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

C. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

63. Başvurucular, terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla

başlatılan soruşturma kapsamında gözaltında tutulmaları ve tutuklanmaları

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

64. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında zaman

bakımından yetkisiyle ilgili ilkeleri belirlemiştir. Bu kararlarda

Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruları inceleme yetkisinin başladığı 23/9/2012

tarihinden önce verilen bir nihai kararla sona eren tutukluluk hâllerine

ilişkin başvuruların zaman bakımından yetki dışında kaldığını kabul etmiştir (Osman Büyüksu,

B. No: 2013/5512, 3/4/2014, §§ 20-24; Ali

Öksüz, B. No: 2013/6065, 3/4/2014, §§ 20-23; Cevdet Genç, B. No: 2012/142, 9/1 /2014,

§§ 24-29).

65. Somut olayda başvurucuların gözaltı ve tutukluluk durumları

bireysel başvuruların incelenmeye başlandığı tarih olarak belirlenen 23/9/2012

tarihinden önce sona ermiştir (bkz. § 10). Bu nedenle mevcut başvuruda, bahsi

geçen kararlardan ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.

66. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

67. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

68. Başvurucular, yeniden yargılanma yapılması ve tazminat

talebinde bulunmuşlardır.

69. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri, B.No:

2016/12506, 7/11/2019).

70. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

71. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan

farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul

hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir

karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini

beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama

kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yerine getirmektir. (Mehmet Doğan,

§§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 57-59, 66-67).

72. İncelenen başvuruda, bazı eylemlerinin terör örgütü üyeliği

suçundan mahkûmiyetlerinde delil olarak kullanılmasının başvurucuların

örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal

ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

73. Bu durumda örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden

yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılama

kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri

gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

74. İhlal tespitinin yeterli bir giderim sağlayacağı

anlaşıldığından ayrıca tazminata hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

75. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.681,10 TL yargılama giderinin

başvurucular Muhsin Çobanoğlu, Ersin Bilgili, Yasemin Tuğcu, Celal Mezarcı ve

Esat Süner'e müştereken ödenmesine; birleşen

dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 2.475 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 2.681,10 TL yargılama giderinin ise başvurucular Hülya

Gerçek, Seval Gündoğdu, Barış Çırpan ve Mehmet Genç'e müştereken ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılama yapılmaması

dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Temyiz incelemesi aşamasında duruşmalı yargılama yapılmaması

dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi dolayısıyla adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi dolayısıyla

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın sırasıyla 33. ve 34. maddelerinde düzenlenen

örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın devredildiği Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesine

(E.2014/322) GÖNDERİLMESİNE,

D. Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.681,10 TL yargılama giderinin başvurucular Muhsin Çobanoğlu, Ersin Bilgili,

Yasemin Tuğcu, Celal Mezarcı ve Esat Süner'e;

birleşen dosyadaki 206,10 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.681,10 TL yargılama giderinin ise başvurucular Hülya Gerçek, Seval Gündoğdu,

Barış Çırpan ve Mehmet Genç'e MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Ömer MENCİK Başvurucular : 1. Celal MEZARCI 2. Ersin BİLGİLİ 3. Esat SÜNER 4. Muhsin ÇOBANOĞLU 5. Yasemin TUĞCU GÜZEL Vekili : Av. Sevil ARACI BEK 6. Barış ÇIRPAN 7. Hülya GERÇEK 8. Mehmet GENÇ 9. Seval GÜNDOĞDU Vekili : Av. Sezin UÇAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/12781, 10 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adil Yargılanma
  9. B. Örgütlenme Özgürlüğü
  10. B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve
  11. C. Kişi Hürriyeti ve
  12. B. No: 2013/5512, 3/4/2014, §§ 20-24; Ali
  13. D. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. B. Anayasa’nın sırasıyla 33. ve 34. maddelerinde düzenlenen
  15. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/12781
Tarih
10 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • Ahmet Akkurt Başvurusu (B. No: 2017/4541)
  • Bayram Kaya Başvurusu (B. No: 2016/7732)
  • Osman Berk Başvurusu (B. No: 2017/12608)
  • Ayşe Çidem Tekindağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/15121)
  • Necip Başkonak Başvurusu (B. No: 2016/947)
  • Ali Şimşek Başvurusu (B. No: 2016/73572)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.