İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cem Kuru Başvurusu (B. No: 2017/29874)

1. Başvuru, hükümlü olan başvurucunun ceza infaz

Başvuru No2017/29874Tarih14 Ekim 2020Okuma22 dk · 4.467 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cem Kuru Başvurusu

Karar tarihi
14 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2017/29874
R.G. Tarih ve Sayı
19/11/2020-31309
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.467 kelime·22 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, hükümlü olan başvurucunun ceza infaz

kurumunda darbedilmesi sonrasında ellerinden ve ayaklarından kelepçelenerek

gözlem odasında soğuk bir ortamda tutulması ve bu olaya ilişkin soruşturmanın

etkisiz yürütülmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 12/7/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

Bakanlık görüşüne karşı başvurucu beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, İzmir 2 Numaralı F Tipi Yüksek Güvenlikli

Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) hükümlü olarak tutulmaktadır.

9. Başvurucunun aynı zamanda ablası da olan vasisi L.K.,

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına yazdığı 27/12/2016 tarihli dilekçeyle

başvurucunun Ceza İnfaz Kurumunda maruz kaldığını ileri sürdüğü birtakım

olaylar sebebiyle şikâyetçi olmuştur. Söz konusu dilekçede özetle başvurucunun

14/12/2016 tarihine kadar beş gün süreyle ellerinin domuz bağı şeklinde

kelepçelenerek pencereleri açık soğuk bir odada tutulduğunu, yemek verilirken

dahi ellerinin çözülmediğini, bu sebeple aç bırakıldığını ve tutulduğu odadan

çıkarıldıktan sonra revire gitme talebinin kabul edilmediğini iddia etmiştir.

Başvurucunun tutulduğu alanda kamera bulunduğunu ifade eden L.K. ayrıca

başvurucunun bileklerinde oluşan tahrişin hâlen durup durmadığını bilmediğini

belirtmiştir.

10. Başvurucu vekili 10/1/2017 tarihli dilekçeyle aynı

olay nedeniyle Başsavcılığa şikâyette bulunmuştur. Dilekçede 9/12/2016 ila

12/12/2016 tarihlerinde başvurucunun S. ve Y. isimli infaz koruma memurları

tarafından darbedilerek ellerinin ve ayaklarının arkadan bağlandığını,

pencerelerin açık bırakılması nedeniyle soğuk bir odada tutularak başvurucuya

işkence edildiğini, ellerinde ve kaburgalarında kalıcı hasar meydana geldiğini

ileri sürmüştür.

11. Başsavcılık, başvurucu vasisinin şikâyeti üzerine

başlattığı soruşturma kapsamında Ceza İnfaz Kurumuna yazdığı 12/1/2017 tarihli

yazıyla;

- Başvurucunun elleri bağlı şekilde beş gün süre ile

tutulup tutulmadığı,

- İddia edilen olaydan sonra başvurucunun Kurum revirine

veya hastaneye götürülüp götürülmediği, götürülmüş ise düzenlenen adli

raporunun bir suretinin gönderilmesi, aksi takdirde hastaneye sevkinin

yapılarak raporunun aldırılması,

- Bu olaya ilişkin olarak yapılan disiplin

soruşturmasının kararının bir suretinin gönderilmesi,

- Olayın geçtiği yeri gösteren kamera kaydının bulunup

bulunmadığı, varsa olay tahindeki kamera kayıtlarının gönderilmesi şeklinde

bilgi ve belge istemiştir.

12. Ceza İnfaz Kurumu 30/1/2017 tarihli yazıyla

Başsavcılığın talebine yanıt vermiştir. İlgili yazıda özetle;

i. Başvurucunun 10/12/2016 tarihinde kalmakta olduğu A-32

numaralı odada oda arkadaşı hükümlü M.A. ile tartıştığı, tartışma sonrası

agresif tavırlar gösteren iki hükümlünün de odadan çıkarılarak gözlem odasına

alındığı, başvurucunun gözlem odasına alındığı esnada görevli memurlara

direnerek küfrettiği, bu eyleminden dolayı hükümlü hakkında disiplin

soruşturması yapıldığı ve Disiplin Kurulu Başkanlığının kararıyla 12 gün

süreyle hücreye koyma disiplin cezası ile cezalandırıldığı, M.A.nın gözlem

odasına alındıktan sonra sakinleşmesi üzerine kalmakta olduğu A-32 numaralı

odaya alındığı, başvurucunun agresif tavırlarına devam etmesi sebebiyle gözlem

odasında kalmaya devam ettiği,

ii. Başvurucunun oda arkadaşı hükümlü M.A. ile yaşadığı

sorun nedeniyle konulduğu B tek 31 numaralı gözlem odasında kalmaktayken

öncesinde tutulmakta olduğu A-32 numaralı odaya götürüldüğü (üç infaz koruma

memuru tarafından düzenlenen tutanağa göre bu sırada saatin 11.15 olduğu), A-32

numaralı odada tutulan M.A. ile hükümlü F.E.nin başvurucunun odaya konulmasını

istememesi üzerine tartışma yaşandığı, tartışma sırasında F.E.nin başvurucuya

tokat attığı, bu olaydan sonra her iki hükümlünün tekrar gözlem odasına alındığı,

F.E. hakkında bu olay nedeniyle disiplin soruşturması yapıldığı, soruşturma

neticesinde 2 gün hücreye koyma disiplin cezası verildiği,

iii. Başvurucunun tutulduğu gözlem odasının camının

kapalı olduğu, başvurucunun çeşitli tarihlerde konulduğu gözlem odasında

kendisini keserek yaralaması ve gözlem odasına zarar vermesi, görevli memurlara

saldırgan tavırlar göstererek küfredip tekme atması, ayrıca gözlem odasında

kaldığı takdirde odaya zarar vereceğini, kapıya vurarak hükümlü ve tutukluları

yatırmayacağını, orada tutulanları galeyana getirip isyan çıkaracağını

söylemesi üzerine ayaklarının ve ellerinin arkadan kelepçeyle -giymiş olduğu

eşofmanının üstünden- bağlandığının 9/12/2016 tarihli Olay Tutanağı, görevli

memurlardan alınan ifadeler ve izlenen kamera görüntülerinden anlaşıldığı,

iv. Başvurucunun iddia edildiği gibi beş gün süre ile

değil 10/12/2016 tarihinden 12/12/2016 tarihine kadar gözlem odasında

tutulduğu, 12/12/2016 tarihinde B-51 numaralı odaya konulduğu,

v. Kurum doktorunun 26/1/2017 tarihinde başvurucuyu

muayene ederek başvurucu hakkında düzenlediği darp ve cebir raporunda her iki

kolda, göğüs ön duvarında eski kesiklere bağlı yara ve sağ yanında hassasiyet

saptandığı, göğüs cerrahisine sevk edildiği bilgisinin yer aldığı,

vi. Başvurucunun vasisinin dilekçesinde iddia ettiğinin

aksine başvurucuya yemek verilmesine ilişkin olumsuz bir durumun söz konusu

olmadığı, yemeklerinin hükümlüye verildiğinin görevli memurların ifadelerinden

anlaşıldığı belirtilmiştir.

13. Ceza İnfaz Kurumu, yazı ekinde ayrıca iddialara

ilişkin soruşturma evrakını ve gözlem odasına ilişkin kamera görüntülerini

içeren üç DVD göndermiştir.

14. Yazı ekleri içinde bulunan, başvurucuya ait

12/12/2016 tarihli kesin doktor raporunda başvurucunun "Yüzüne ve

çenesine yumruk darbeleri almış." olduğu belirtilerek sağ elmacık

kemiğinin hafif şiş ve burun kökünün kızarık olduğu, yaralanmanın basit tıbbi

müdahale ile giderilebileceği tespiti yer almıştır. Söz konusu doktor raporu

dışında başvurucu hakkında düzenlenen 26/1/2017 tarihli rapor da (bkz. § 12, v)

yazı eklerinde gönderilmiştir.

15. Beş infaz koruma memuru tarafından düzenlenen

10/12/2016 tarihli tutanak içeriğinde başvurucunun kalmakta olduğu A-32

numaralı odada 9/12/2016 günü saat 23.00 sıralarında M.A. ile tartışması

sonrasında gözlem odasına götürüldüğü, buraya girişinde yapılan arama sırasında

görevlileri engellediği, sakin olması istenmesine rağmen saldırgan tavırlarını

sürdürdüğü, bu odaya konulduğu takdirde odaya zarar vereceğini söylemesi

üzerine kendisine ve odaya zarar vermemesi için başvurucuya plastik kelepçe

takıldığı, başvurucunun bu esnada infaz koruma başmemuruna tekme attığı ve

görevlilere küfrettiği belirtilmiştir.

16. Ceza İnfaz Kurumunun Başsavcılığa gönderdiği belgeler

UYAP aracılığıyla incelendiğinde başvurucunun ne kadar süreyle el ve

ayaklarının kelepçelendiği veya yemek verilmesi sırasında kelepçenin çözülüp

çözülmediği konusunda herhangi bir tutanağın ya da infaz koruma memurlarının

beyanını içeren ifade örneklerinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

17. Başvurucu 12/12/2016 tarihinde A-32 numaralı odada

F.A. ile yaşadığı olay sonrasında yürütülen disiplin soruşturması kapsamında

sözlü ifade vermiştir. 19/12/2016 tarihli ifadesinde başvurucu, olayı anlatmış;

beyanında F.A.nın attığı ilk yumruğun burnuna, ikincisinin ise yanağına

geldiğini belirtmiştir.

18. Savcılık, Ceza İnfaz Kurumundan gelen belgeler

ışığında başkaca bir araştırma yapmaksızın 14/2/2017 tarihinde kovuşturmaya yer

olmadığına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"...

5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik

tedbirlerinin Uygulanması Hakkındaki Kanunun 50/1-c maddesine göre 'diğer

kontrol usullerinin [yetersizliği]

halinde hükümlünün kendisine veya başkalarına zarar vermesine veya eşyayı

tahrip etmesine engel olmak için kurum en üst amirinin emriyle kelepçe ve

bedensel hareketleri kısıtlayıcı araçların kullanılabilir' hükmünün bulunduğu,

Bahse konu olayda da hükümlü Cem

Kuru’nun infaz koruma memurlarına yumruk ve tekme atarak saldırması, kendisine

ve çevreye zarar vereceği şeklinde bağırması üzerine, kendisine ve çevresine ve

eşyalara zarar vermesinin önlenmesi için sakinleşene kadar ellerinin ve

ayaklarının kelepçelendiği ve sakinleştiğinde kelepçelerin açılmasında, görevli

İnfaz Koruma memurlarının görevlerini kötüye kullanarak hükümlü Cem Kuru’yu

işkence ettiklerine dair haklarında kamu davası açılması için yeterli şüphe

oluşturacak delil elde edilemediğinden ceza infaz kurumu görevlileri hakkında

kamu adına KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA ...[karar verildi.]"

19. Başvurucu vekili Başsavcılık kararına itiraz ettiği

dilekçesinde; isimlerini bildirdiği tanıkların ve olayın faillerinin

ifadelerinin alınmadığını, gönderildiği beyan edilen kamera kayıtlarının

bilirkişi marifetiyle çözümlenmediğini, Ceza İnfaz Kurumunun cevap yazısında

belirtilenler dışında başkaca bir araştırmanın yapılmadığını, soruşturmanın

etkili olmadığını ileri sürmüştür.

20. Başvurucunun Başsavcılık kararına itirazı, İzmir 6.

Sulh Ceza Hâkimliğinin 3/5/2017 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.

Anılan karar, başvurucu vekiline 16/6/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucu 12/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

22. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Kasten yaralama" kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Kasten başkasının vücuduna acı

veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,

bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kasten yaralama fiilinin kişi

üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif

olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya

adli para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

...

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu

nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

...

İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır."

23. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının

görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya

başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir

öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin

gerçeğini araştırmaya başlar."

24. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un "Zorlayıcı Araçların

Kullanılması" kenar başlık 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Hiçbir hâlde zincir ve demire

vurmak tedbir olarak uygulanmaz. Kelepçe ve bedensel hareketleri kısıtlayıcı

araçlar;

...

c) Diğer kontrol usûllerinin

yetersizliği hâlinde hükümlünün kendisine veya başkalarına zarar vermesine veya

eşyayı tahrip etmesine engel olmak için kurum en üst amirinin emriyle,

Kullanılabilir."

B. Uluslararası

Hukuk

25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3.

maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı

ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3.

maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların

en temel değeri olduğunu vurgulamış; terörle ya da organize suçla mücadele gibi

en zor şartlarda dahi mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence,

insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerin Sözleşme'yle

yasaklandığını belirtmiştir. AİHM, kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15.

maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi

hiçbir istisnaya yer vermediğini içtihatlarında hatırlatmıştır (Selmouni/Fransa,

B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95,

6/4/2000, § 119).

27. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele

olduğunun söylenebilmesi için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşması

beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan

Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007, §§ 35-37; Gafgen/Almanya [BD],

B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık,

B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30).

28. AİHM'e göre ceza infaz kurumundaki bir kişi üzerinde

fiziksel güce başvurulması -bu kişinin kendi eylemi kesinlikle gerekli

kılmadığı sürece- insan onuruna zarar verir ve prensip olarak Sözleşme'nin 3.

maddesini ihlal eder (Satık ve diğerleri/Türkiye, B. No:

31866/96, 10/10/2000, § 54).

29. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir ve

makul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma

yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye,

B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik

için minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık

olmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasını

gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73;

Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).

30. AİHM'e göre kısıtlama yöntemlerinden biri olan

kelepçeleme, yasal yakalama ya da tutuklama ile bağlantılı olarak

uygulandığında ve koşulların makul olarak gerektirdiğinden daha fazla güç

kullanma ya da kamuya teşhir içermediğinde genellikle Sözleşme'nin 3. maddesinde

düzenlenen işkence yasağı kapsamında bir sorun teşkil etmez (Raninen/Finlandiya,

§ 56; Öcalan/Türkiye [BD], B. No: 46221/99, § 182; Gorodnitchev/Rusya,

B. No: 52058/99, 24/5/2007, §§ 101, 102, 105, 108; Mirosław

Garlicki/Polonya, B. No: 36921/07, 14/6/2011, §§ 73-75).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

31. Mahkemenin 14/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

32. Başvurucu, Başsavcılığın kovuşturmaya yer olmadığına

ilişkin kararına yaptığı itirazında belirttiği iddiaları tekrarlayarak

Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

33. Bakanlık görüşünde özetle başvurucunun Ceza İnfaz

Kurumundaki agresif tutumları ve disiplinsiz hareketleri nedeniyle buraya

nakledildiği 17/12/2014 tarihinden itibaren 59 disiplin soruşturması geçirdiği,

olay tarihinde gözlem odasına yerleştirilmeye çalışıldığı sırada başvurucunun

görevlilere fiziki mukavemet göstererek hakaretlerde bulunması ve gözlem odasına

konulduğu takdirde odaya zarar vereceğini beyan etmesi karşısında Kurum üst

amirinin sözlü talimatı ile el ve ayaklarına plastik kelepçe takılmak suretiyle

gözlem odasına alındığı, sakinleşip sakinleşmediği belli periyotlarla kontrol

edilerek kısa süre sonra kelepçelerin çıkarıldığı belirtilmiştir. Görüş

yazısında ayrıca başvurucunun gözlem odasında barındırıldığı 9/12/2016 ile

12/12/2016 tarihleri arasında agresif hareketler sergilediği durumlarda ara ara

ellerine kelepçe takıldığı ancak yemek ile tuvalet ihtiyacını giderirken bu

uygulamaya son verildiği dile getirilmiştir. Bakanlık, gözlem odasındaki

görüntü kayıtları üzerinde herhangi bir inceleme yapılmamakla birlikte

soruşturmada elde edilen diğer delillerin değerlendirmesi neticesinde kötü

muamele iddialarının gerçeği yansıtmadığının ortaya çıkarıldığını, etkili

soruşturma yapma yükümlülüğüne aykırı davranılmadığını dile getirmiştir.

B. Değerlendirme

34. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz.”

35. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri

" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Somut olayda başvurucunun iddiaları kötü muamele yasağı kapsamında

değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. İnfaz Koruma

Memurları Tarafından Darbedilme ve Soğuk Odada Tutulma İddiası Yönünden

37. Başvurucu, gözlem odasına konulduğu sırada infaz

koruma memurları tarafından darbedildiğini ve pencereleri açık bırakılan soğuk

odada tutularak kötü muameleye maruz kaldığını iddia etmektedir.

38. Başvurucunun beyanlarından ve düzenlenen

tutanaklardan başvurucunun gözlem odasına 9/12/2016 günü gece yarısına doğru

konulduğu anlaşılmaktadır. Başvurucu bu sırada infaz koruma memurları

tarafından darbedildiğini ileri sürmektedir. Dosyadaki belgelerden başvurucunun

12/12/2016 günü gözlem odasından çıkarıldıktan sonra daha önce tutulmakta

olduğu çoklu odaya konulacağı sırada bu odadaki hükümlülerden F.A. ile tartışma

yaşadığı ve aldığı darbeler sonrasında hakkında doktor raporu düzenlendiği

görülmüştür. Aynı gün düzenlenen doktor raporunda başvurucunun elmacık kemiği

ve burun kökünde şişlik ve kızarıklık tespit edilmiş, bu yaralanmaların da

başvurucunun anlatımına göre (bkz. § 17) F.A.dan aldığı darbelerin yerleriyle

örtüştüğü anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun darbedilme iddiasından iki

gün sonra düzenlenen doktor raporunda infaz koruma memurlarınca darbedildiği

iddiası kapsamında fiziksel bir bulgu veya tarif edilen bir hassasiyet

bulunmamaktadır. Ayrıca söz konusu raporda soğuk odada kalmaya bağlı olarak

gelişen bir belirti veya dile getirilmiş bir şikâyet de yer almamaktadır.

39. Başvurucunun darbedilme iddiasından sonra düzenlenen

doktor raporu dışında üzerinde durulması gereken bir diğer husus da iki ayrı

dilekçeyle ifade edilen şikâyetlerin içeriğidir. Başvurucunun vasisi L.K.nın

27/12/2016 tarihli şikâyet dilekçesinde başvurucunun infaz koruma memurları

tarafından darbedildiğine ilişkin bir iddiası bulunmamaktadır.

40. Anayasa Mahkemesi, asgari eşik seviyesini aştığı

varsayılan kötü muamele iddialarının makul şüphe kalmayacak şekilde

kanıtlanması şartını aramakta ve başvurularda öncelikle bu konudaki kanıtlama

sorununu ele almaktadır. Burada kötü muameleye maruz kalması nedeniyle mağdur

olduğunu ileri süren kişilerin -ispat külfetinin devlete geçtiği durumlar istisna

olmak üzere- kötü muamele yasağı kapsamına giren ağırlıkta bir muamele görmüş

olabileceklerini gösteren emare ve delil sunmaları gerektiğini belirtmek

gerekir (Beyza Metin, B. No: 2014/19426, 12/12/2018, § 45).

41. Somut olayda başvurucunun darbedildiği ve soğuk odada

tutulduğu yönündeki kötü muamele iddiaları, tutarlı ve birbiriyle uyumlu

şekilde ileri sürülmemiş; ayrıca düzenlenen doktor raporuyla desteklenmemiştir.

Başvurucunun söz konusu şikâyetleri kapsamında soruşturma dosyasında iddiaların

gerçekliğini ortaya koyan ve Anayasa Mahkemesince inceleme yapılmasını

gerektirir nitelikte bir veri bulunmamaktadır. Başvurucunun somut delillerle

desteklenmeyen iddialarının savunulabilir olduğundan söz etmek mümkün değildir.

Bu nedenle söz konusu iddialarla ilgili bir ihlalin olmadığının açık olduğu

sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Gözlem

Odasında Tutulma Süresi Boyunca El ve Ayaklardaki Kelepçelerin Çözülmediğine

İlişkin İddia Yönünden

43. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

44. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu

bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve

ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek

durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları

önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıkları

olaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altında

meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve

diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 110).

45. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından

hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde -Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında-

etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,

sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli

olmalıdır. Bu mümkün olmazsa bu madde sahip olduğu öneme rağmen pratikte

etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilî

dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını

istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, § 25).

46. Ancak etkili bir soruşturma başlatılabilmesi için

öncelikle kötü muamele iddialarının uygun delillerle desteklenmesi gerekir. Bu

nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi

ispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir. Ancak bu uygun koşulların

tespiti hâlinde etkili bir soruşturma yükümlülüğün gerekliliğinden

bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).

47. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların

tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli

olmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için

soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların

tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötü

muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir şekilde hızlı ve

derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olguları

ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını

temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 114). Bu bağlamda soruşturmanın derhâl başlaması,

bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak özenli ve süratli yürütülmesi ve

bir bütün olarak etkili olması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, §

116).

48. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında bazen tek

başına soruşturma yapılmamış olması veya yeterli soruşturma yapılmamış olması

da kötü muamele teşkil edebilmektedir. Dolayısıyla şartlar ne olursa olsun

yetkililer, resmî şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmelidir. Şikâyet

yapılmadığında bile işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli, kesin

belirtiler olduğunda soruşturma açılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda

soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak

özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 116).

49. Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde

edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması,

bunun yanı sıra söz konusu kararın yaşam hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup

olmadığına yönelik bir değerlendirme içermesi de gerekmektedir (Cemil

Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 99).

50. Yukarıda ifade edilen tüm hususların yanında bir

muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi

için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiğini ifade etmek

gerekir. Her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri

dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel

ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler

önem taşımaktadır (Tahir Canan, § 23).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

51. Başvurucu; hükümlü olarak tutulduğu Ceza İnfaz

Kurumunda gözlem odasına konulduğunu, tutulduğu süre boyunca ellerinin ve

ayaklarının kelepçelendiğini, yemek yiyebilmesi için dahi bunların

çözülmediğini iddia etmiştir.

52. Ceza İnfaz Kurumunun 30/1/2017 tarihinde Başsavcılığa

yazdığı cevap yazısında gözlem odasına konulduğu sırada başvurucunun ellerinin

ve ayaklarının arkadan bağlandığı belirtilmiştir. Buna karşın yazıda

başvurucunun kelepçelerinin ne kadar süreyle takılı kaldığı, yemek sırasında

çıkarılıp çıkarılmadığı açıklanmamıştır.

53. Ceza İnfaz Kurumuna göre başvurucuya kelepçe

takılmasının sebebi daha önce başvurucunun kendisine ve konulduğu gözlem

odasına zarar vermesi ile odaya konulması sırasında gösterdiği saldırgan

tavırlardır. İleri sürülen gerekçeler itibarıyla başvurucuya kelepçe takılması

5275 sayılı Kanun'un 50. maddesi de dikkate alındığında haksız olmasa da

yapılan müdahalenin süresi ve niteliği eylemin ağırlığını belirleyecek, kötü

muamele için aranan asgari sınırın aşılıp aşılmadığını ortaya koyacaktır.

54. Somut olayda başvurucunun iddia ettiği gibi

9/12/2016'nın son saatinden 12/12/2016'ın öğlen vaktine kadar yaklaşık iki

buçuk günlük bir süre boyunca başvurucunun ellerinin ve ayaklarının sürekli

kelepçe ile bağlı tutulması hâlinde asgari eşiğin aşıldığı kabul edilmelidir.

55. Öte yandan belirtmek gerekir ki başvurucu vasisi

şikâyet dilekçesinde kelepçelenme nedeniyle başvurucunun bileklerinde tahriş

olduğunu belirtmesine rağmen gözlem odasından çıkarıldıktan sonra düzenlenen

12/12/2016 tarihli raporda başvurucunun bileklerinde meydana gelmiş fiziksel

bir bulgudan bahsedilmemesi karşısında Anayasa Mahkemesince inceleme konusu

yapılması gereken, yaralanma olgusu dışında ellerin ve ayakların kelepçelenmesi

meselesidir.

56. Bir devlet görevlisi tarafından hukuki sınırların

aşılarak Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi

tutulduğuna ilişkin bir iddianın soruşturma makamına iletilmesi durumunda

etkili soruşturma yükümlülüğünün başlaması için öncelikle gerekli olan husus,

söz konusu iddianın savunulabilir olmasıdır. İddianın savunulabilir olması,

açık ve olgulara ilişkin ayrıntı içermesinin yanında ancak makul kanıtlarla

desteklenmesiyle mümkündür. Böylesine bir iddianın varlığı hâlinde olayın

aydınlatılarak sorumluların belirlenmesini ve gerekirse cezalandırılmasını

sağlamaya elverişli, etkili bir soruşturma yapılması gerekmektedir.

57. Ceza İnfaz Kurumu idaresinin başvurucunun ellerinden

ve ayaklarından kelepçelendiğini kabul etmesi karşısında başvurucunun

iddiasının makul delillerle desteklendiğinin ve savunulabilir olduğunun kabulü

mümkündür. Bu aşamadan sonra soruşturma makamları başvurucunun iddiaları

konusunda etkili bir soruşturma yapmakla yükümlüdür.

58. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki

inceleme, her soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir. Bu koşullar,

ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik gerçekleri dikkate

alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın etkililiği bakımından her

olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma işlemler listesi veya benzeri

bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri,

B. No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68).

59. Başsavcılık, soruşturma kapsamında Ceza İnfaz

Kurumunun gönderdiği yazı içeriğine göre bir sonuca ulaşmış, bunun dışında bir

araştırma yapmamıştır. Gönderilen yazı ve eklerinde başvurucunun gözlem altına

konulduğu alanda kamera kaydı yapıldığı belirtilmesine rağmen bunların çözümü

tarafsız bilirkişi vasıtasıyla yapılmış değildir. Bunun yanında Ceza İnfaz

Kurumu da kamera kayıtlarının içeriğine dair güvenilir bir tutanak veya rapor

hazırlayarak Savcılığa sunmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun gözlem altında

tutulma süresince kelepçeli olup olmadığı nesnel bir delilin varlığına rağmen

tespit edilmiş değildir.

60. Diğer taraftan Ceza İnfaz Kurumunun yazısında

başvurucunun kelepçelendiğinin kabulü, olay sırasında görevli memurların

beyanlarına dayandırılmış ise de bu beyanlar Başsavcılığa gönderilmemiştir.

Başsavcılık da bu kişilerin ifadelerini şüpheli veya tanık sıfatıyla

almamıştır. Buna rağmen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda başvurucunun

sakinleşene kadar ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiği kabul edilerek infaz

koruma memurlarının görevlerini yaptığı değerlendirilmiştir. Başsavcılığın Ceza

İnfaz Kurumunun gönderdiği bilgi ve belgeler kapsamında inceleme yaptığı

ortadayken elinde var olan hangi belgelere dayanarak başvurucunun sadece

sakinleşene kadar kelepçelendiğini kabul ettiği anlaşılamamıştır. Bu bağlamda

başvurucunun gözlem odasında tutulduğu iki buçuk günlük süre boyunca ellerinin

ve ayaklarının çözülmediği iddiası, Başsavcılığın soruşturması sonunda

netleştirilememiştir. Dolayısıyla soruşturmadaki eksiklikler ve ulaşılan sonuç

birlikte değerlendirildiğinde başvurucuya karşı kötü muamele oluşturduğu iddia

edilen eylemlere yönelik olayın aydınlatılması amacıyla etkili bir soruşturma

yürütülmediği sonucuna ulaşılmıştır.

61. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

62. Yukarıda belirtilen tespitler doğrultusunda

soruşturmadaki eksiklikler nedeniyle başvurucunun şikâyetine konu ettiği

kelepçeli bir şekilde gözlem odasında tutulmanın gerçekleşme koşulları

bağlamında iddia dışında olayı aydınlatmaya yeter veri bulunmadığı, dolayısıyla

bu aşamada olguların gerçekliği konusunda kanaat oluşmadığından kötü muamele

yasağının maddi boyutu itibarıyla bir inceleme yapılmasına olanak bulunmadığı

değerlendirilmiştir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

63. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

64. Başvurucu, ihlalin tespiti ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

65. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da

işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,

7/11/2019).

66. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

67. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen

bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal

kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığı mahkemenin

yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin

sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

68. Başvuruda, başvurucunun ellerinden ve ayaklarından

hukuka aykırı bir şekilde kelepçelendiği iddiasına yönelik etkili soruşturma

yapılmaması nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının usul

boyutuyla ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Kötü muamele yasağının usul

boyutuna yönelik ihlalin Cumhuriyet Başsavcılığının işlemlerinden kaynaklandığı

anlaşılmıştır.

69. Bu durumda kötü muamele yasağının usul boyutuna

yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden soruşturma ise

bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden soruşturma kararı

verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal

kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir soruşturma yapılmasından

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

70. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için kötü muamele yasağının ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

71. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gözlem odasında tutulduğu süre boyunca el ve

ayaklarındaki kelepçelerin çözülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. İnfaz koruma memurları tarafından darbedilme ve soğuk

odada tutulma iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü

muamele yasağının usule ilişkin boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usule

ilişkin boyutunun ihlalinin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

soruşturma yapılmak üzere İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına (İhlal kararı

Savcılığın 2017/1052 numaralı soruşturma dosyasıyla ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,

D. Kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlali nedeniyle

net 20.000 TL manevi tazminatın başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 14/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Selahaddin MENTEŞ Raportör : Sinan ARMAĞAN Başvurucu : Cem KURU Vekili : Av. Himmet KIZMAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/29874, 14 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası
  12. V. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Değerlendirme
  16. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü
  17. C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usule
  18. D. Kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlali nedeniyle
  19. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/29874
Tarih
14 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Durmuş Küçük Başvurusu (B. No: 2017/39786)
  • Muharrem Sargın Başvurusu (B. No: 2018/35066)
  • Yusuf Karakaya Başvurusu (B. No: 2018/36865)
  • Ahmet Özboyacı Başvurusu (B. No: 2018/27868)
  • Mesut Çelebi Başvurusu (B. No: 2017/30836)
  • Selçuk Kaymaz Başvurusu (B. No: 2018/33873)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.